Konusunu Oylayın.: Allah, “yaratığı her şeyi güzel yarattı” ise, inkarlar, zulümler, zinalar nasıl güzel olur?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Allah, “yaratığı her şeyi güzel yarattı” ise, inkarlar, zulümler, zinalar nasıl güzel olur?
  1. 18.Eylül.2013, 19:09
    1
    Misafir

    Allah, “yaratığı her şeyi güzel yarattı” ise, inkarlar, zulümler, zinalar nasıl güzel olur?






    Allah, “yaratığı her şeyi güzel yarattı” ise, inkarlar, zulümler, zinalar nasıl güzel olur? Mumsema Allah, “yaratığı her şeyi güzel yarattı” ise, inkarlar, zulümler, zinalar nasıl güzel olur?


  2. 18.Eylül.2013, 20:41
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Allah, “yaratığı her şeyi güzel yarattı” ise, inkarlar, zulümler, zinalar nasıl güzel olur?




    Allah, “yaratığı her şeyi güzel yarattı” ise, inkarlar, zulümler, zinalar nasıl güzel olur?



    Evvela şunu biliyoruz ki, ehl-i sünnet alimlerine göre, “kesb-i şer şerdir. Halk-ı şer şer değildir.” Yani, Şerrin yaratılması şer değildir; şer olan, onu kesb etmek, yani şerri kazanmak, ona yönelmek ve onu irade etmektir. Rahman ismi gibi, Kahhar ismi de güzeldir; güzel olmayan, kahrı gerektiren isyanları işlemektir.

    O halde, Allah’ın yarattığı her şeyin güzel olması, onun yaratması cihetine bakar, insanların fiillerine bakmaz.

    Demek ki, aynı fiilde iki cihet vardır: Biri insanın kesbine, kazancına, yaptıklarına bakar, diğeri ise Allah’ın yaratmasına bakar. Şayet insanların yaptığı bir fiil çirkin ise, aynı fiil Allah’ın yaratması yönüyle yine de güzeldir. Çünkü Yaratmak, sadece bir tek neticeye bakmaz ki zalimin katlettiği bir kimsenin ölümünü yaratmak çirkin olsun. Söz konusu mazlumun ölümü, onun günahlarına kefaret olması, ona pek çok sevap kazandırması, onu şahadet mertebesine ulaştırması gibi bir çok neticeleri vardır. Bu sebeple, ehl-i sünnetin kabul ettiği “şerrin halkı şer değildir” hükmü çok güzel bir hakikatin ifadesidir.

    - Bununla beraber, ayette söz konusu olan ifadeyle genel olarak kâinattaki varlıkların hepsinin hikmetli bir şekilde sağlam bir sanat eseri olarak yaratılması kastedilmiş olabilir. Nitekim, rivayete göre, “Yarattığı her şeyi güzel ve muhkem yaptı.” (Secde, 32/7) mealindeki ayetin açıklamasında, İbn Abbas, burada söz konusu olan güzellikten maksat, yakışıklı olmaktan çok, muhkem/sağlam, sanatlı olduğunu belirtmiş ve misal olarak “domuzun boynu güzel değil, ama harika bir sanat eseri olduğunu” söylemiştir. (bk. Taberi, ilgili ayetin tefsiri)

    Taberi’ye göre de, ayetten her şeyin güzel yaratıldığını düşünmek doğru değildir. Çünkü, çirkin olan varlıklar da vardır. Demek ki, buradaki hüsünden maksat “itkan ve ihkam”dır, yani sağlam ve sanatlı bir şekilde yaratılmasıdır. (Taberi, a.y.)

    Bu ayetin “muhkemlik” manasını ifade eden bir diğer ayetin meali şöyledir: “Bir de o dağları görür, donuk ve hareketsiz sanırsın; Oysa onlar bulutların yürüdüğü gibi yürümektedirler. İşte bu, her şeyi muhkem ve mükemmel yapan Allah’ın sanatıdır. Muhakkak ki O, sizin yaptığınız her şeyden haberdardır.” (Neml, 27/88)

    - Maverdi’nin bildirdiğine göre, “Yarattığı her şeyi güzel ve muhkem yaptı” mealindeki ayetin beş farklı yorumu yapılmıştır:

    1) Köpek gibi hayvanlar dahil gerçek anlamda her şey güzel yaratılmıştır.

    2) Ayette geçen “güzel yapmak”, muhkem, sağlam yapmak anlamındadır.

    3) Ayette geçen ve “güzel yaptı” şeklinde meallerde yer alan “ehsane” fiilinden maksat ihsan etmektir. Yani, Allah neyi yaratmış ise, onun yaratması, yarattığı varlık için Allah’ın bir ihsanıdır, bir ikramıdır.

    4) “Ahsene” kelimesinin bir anlamı “a’leme-elheme”dir. Yani ihsan aynı zamanda ilam (öğretmek) ve ilham manasına gelir. Buna göre ayette kastedilen mana şudur: “Allah’ın yarattığı bütün varlıklara onların ihtiyaçlarının ne olduğunu da onlara ilham edip bildirmiştir.”

    5) Ayette yer alan ihsan, varlığa lazım olan şeyleri vermek demektir. Buna göre ayetin manası şöyledir: “Allah yarattığı her şeye, muhtaç olduğu her şeyi vermiştir ve onu bu ihtiyaçlarını karşılayacak yola sevk etmiştir.” (Maverdi, ilgili ayetin tefsiri).

    Bu son iki görüş benzerdir.

    Özetlersek; Allah ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkardığı gibi, -görünürde-güzelden çirkini, çirkinden güzeli yaratır. Fakat zahiren çirkin olan fiillerin yaratılması da güzeldir. Çünkü güzellik, ya bizzat güzeldir; yahut da k sebeplerden dolayı güzeldir.

    Mesela: Bir insan zina eder, Allah ondan çocuk yaratır. Bu gayri meşru çocuk ile meşru bir çocuğun yaratılışı arasında hiç bir fark yoktur. İkisi de harika birer sanat eseridir.

    Keza, Allah’ın yaratması külli neticelere baktığı için, barındırdığı bir çok güzel neticeler sebebiyle bir çirkin netice de “başkasından dolayı kazandığı” bir güzelliği söz konusudur.

    Şunu da söylemek mümkündür ki; “Yarattığı her şeyi güzel ve muhkem yaptı” mealindeki ayetin ifadesi, doğrudan Allah’ın yarattığı kâinattaki varlıklara bakar. İnsanların elinin karışıp da karıştırdığı işler bu ayetin kapsam alanına dahil olmayabilir. Yani, ayetin maksadı, kâinat çapında var olan eşyanın birer sanat harikası olarak yaratıldığını belirterek Allah’ın sonsuz ilim, kudret ve hikmetine dikkat çekmektir.. İnsanların karıştırdığı işlerin yaratılması ise, külli neticeler itibariyle ve dolaylı olarak güzeldir..
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  3. 18.Eylül.2013, 20:41
    2
    Devamlı Üye



    Allah, “yaratığı her şeyi güzel yarattı” ise, inkarlar, zulümler, zinalar nasıl güzel olur?



    Evvela şunu biliyoruz ki, ehl-i sünnet alimlerine göre, “kesb-i şer şerdir. Halk-ı şer şer değildir.” Yani, Şerrin yaratılması şer değildir; şer olan, onu kesb etmek, yani şerri kazanmak, ona yönelmek ve onu irade etmektir. Rahman ismi gibi, Kahhar ismi de güzeldir; güzel olmayan, kahrı gerektiren isyanları işlemektir.

    O halde, Allah’ın yarattığı her şeyin güzel olması, onun yaratması cihetine bakar, insanların fiillerine bakmaz.

    Demek ki, aynı fiilde iki cihet vardır: Biri insanın kesbine, kazancına, yaptıklarına bakar, diğeri ise Allah’ın yaratmasına bakar. Şayet insanların yaptığı bir fiil çirkin ise, aynı fiil Allah’ın yaratması yönüyle yine de güzeldir. Çünkü Yaratmak, sadece bir tek neticeye bakmaz ki zalimin katlettiği bir kimsenin ölümünü yaratmak çirkin olsun. Söz konusu mazlumun ölümü, onun günahlarına kefaret olması, ona pek çok sevap kazandırması, onu şahadet mertebesine ulaştırması gibi bir çok neticeleri vardır. Bu sebeple, ehl-i sünnetin kabul ettiği “şerrin halkı şer değildir” hükmü çok güzel bir hakikatin ifadesidir.

    - Bununla beraber, ayette söz konusu olan ifadeyle genel olarak kâinattaki varlıkların hepsinin hikmetli bir şekilde sağlam bir sanat eseri olarak yaratılması kastedilmiş olabilir. Nitekim, rivayete göre, “Yarattığı her şeyi güzel ve muhkem yaptı.” (Secde, 32/7) mealindeki ayetin açıklamasında, İbn Abbas, burada söz konusu olan güzellikten maksat, yakışıklı olmaktan çok, muhkem/sağlam, sanatlı olduğunu belirtmiş ve misal olarak “domuzun boynu güzel değil, ama harika bir sanat eseri olduğunu” söylemiştir. (bk. Taberi, ilgili ayetin tefsiri)

    Taberi’ye göre de, ayetten her şeyin güzel yaratıldığını düşünmek doğru değildir. Çünkü, çirkin olan varlıklar da vardır. Demek ki, buradaki hüsünden maksat “itkan ve ihkam”dır, yani sağlam ve sanatlı bir şekilde yaratılmasıdır. (Taberi, a.y.)

    Bu ayetin “muhkemlik” manasını ifade eden bir diğer ayetin meali şöyledir: “Bir de o dağları görür, donuk ve hareketsiz sanırsın; Oysa onlar bulutların yürüdüğü gibi yürümektedirler. İşte bu, her şeyi muhkem ve mükemmel yapan Allah’ın sanatıdır. Muhakkak ki O, sizin yaptığınız her şeyden haberdardır.” (Neml, 27/88)

    - Maverdi’nin bildirdiğine göre, “Yarattığı her şeyi güzel ve muhkem yaptı” mealindeki ayetin beş farklı yorumu yapılmıştır:

    1) Köpek gibi hayvanlar dahil gerçek anlamda her şey güzel yaratılmıştır.

    2) Ayette geçen “güzel yapmak”, muhkem, sağlam yapmak anlamındadır.

    3) Ayette geçen ve “güzel yaptı” şeklinde meallerde yer alan “ehsane” fiilinden maksat ihsan etmektir. Yani, Allah neyi yaratmış ise, onun yaratması, yarattığı varlık için Allah’ın bir ihsanıdır, bir ikramıdır.

    4) “Ahsene” kelimesinin bir anlamı “a’leme-elheme”dir. Yani ihsan aynı zamanda ilam (öğretmek) ve ilham manasına gelir. Buna göre ayette kastedilen mana şudur: “Allah’ın yarattığı bütün varlıklara onların ihtiyaçlarının ne olduğunu da onlara ilham edip bildirmiştir.”

    5) Ayette yer alan ihsan, varlığa lazım olan şeyleri vermek demektir. Buna göre ayetin manası şöyledir: “Allah yarattığı her şeye, muhtaç olduğu her şeyi vermiştir ve onu bu ihtiyaçlarını karşılayacak yola sevk etmiştir.” (Maverdi, ilgili ayetin tefsiri).

    Bu son iki görüş benzerdir.

    Özetlersek; Allah ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkardığı gibi, -görünürde-güzelden çirkini, çirkinden güzeli yaratır. Fakat zahiren çirkin olan fiillerin yaratılması da güzeldir. Çünkü güzellik, ya bizzat güzeldir; yahut da k sebeplerden dolayı güzeldir.

    Mesela: Bir insan zina eder, Allah ondan çocuk yaratır. Bu gayri meşru çocuk ile meşru bir çocuğun yaratılışı arasında hiç bir fark yoktur. İkisi de harika birer sanat eseridir.

    Keza, Allah’ın yaratması külli neticelere baktığı için, barındırdığı bir çok güzel neticeler sebebiyle bir çirkin netice de “başkasından dolayı kazandığı” bir güzelliği söz konusudur.

    Şunu da söylemek mümkündür ki; “Yarattığı her şeyi güzel ve muhkem yaptı” mealindeki ayetin ifadesi, doğrudan Allah’ın yarattığı kâinattaki varlıklara bakar. İnsanların elinin karışıp da karıştırdığı işler bu ayetin kapsam alanına dahil olmayabilir. Yani, ayetin maksadı, kâinat çapında var olan eşyanın birer sanat harikası olarak yaratıldığını belirterek Allah’ın sonsuz ilim, kudret ve hikmetine dikkat çekmektir.. İnsanların karıştırdığı işlerin yaratılması ise, külli neticeler itibariyle ve dolaylı olarak güzeldir..
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder