Konusunu Oylayın.: Evlilik öncesi hayatla ilgili yalan söylemek dinen caiz mi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Evlilik öncesi hayatla ilgili yalan söylemek dinen caiz mi?
  1. 18.Eylül.2013, 16:40
    1
    Misafir

    Evlilik öncesi hayatla ilgili yalan söylemek dinen caiz mi?






    Evlilik öncesi hayatla ilgili yalan söylemek dinen caiz mi? Mumsema Evlilik öncesiyle ilgili yalan söylemek dinen câiz mi?


  2. 18.Eylül.2013, 16:40
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 18.Eylül.2013, 16:53
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Evlilik öncesi hayatla ilgili yalan söylemek dinen caiz mi?




    Bu, günümüzde toplumumuzun başına gelen en vahim olaylardan biri, hatta diyebiliriz ki, en vahimi... Size, büyük büyük geçmiş olsun; Yüce Allah (cc), bir daha o günleri göstermesin (âmin).

    Genel bir kural olarak; aile kurarken kadın olsun, erkek olsun her biri, olabildiğince kendine uygun, yatkın, denk ve kendisiyle huzur bulacağı eşini bulmaya çalışır. (Er-Rûm 30/21)

    Kişi bunu yaparken de dikkatlice izler-araştırır, sorar-soruşturur. Gerekirse uygun bir ortamda karşılıklı konuşarak anlaşıp anlaşamayacağını test eder. Ta ki güvenebileceği, huzur bulacağı, birlikte uyumla yaşayabileceğini bulana dek.

    İşte bu noktada eş adaylarının birbirleri hakkında, önemsenen konularda doğru bilgi edinmesi kul hakkıdır; yani önemli gerçekler, özellikler hatta şartlar; uygunu bulma (En-Nûr 24/32) ve geleceğin hayırlı olması adına gizlenmemeli, insanlar yanıltılmamalıdır. Ancak önemsiz, iz bırakmayan, herkesin başından geçebilen şeyler bilakis söylenmez ki; akıl karıştırıcı, gönül bulandırıcı olmasın.

    Bu çerçeveden bakıldığında bekâret konusuna toplumumuz çok önem göstermekte olup, genellikle hiç evlenmemiş erkek ve kızlar kendilerine uygun düşen, kendileri gibi hiç evlenmemiş olanlardan eş seçme tercihinde bulunmaktadırlar.

    İnsanların bu eğilimini bile bile olmayan bekâreti varmış gibi göstermek; tertemiz duygu ve niyetlere değer vermemek, hatta alay etmek olur. Kurulacak yuvanın temellerini ilk günden yalanlar, yanıltmalar üzerine atmak ise; işlenmiş hataların en büyüğü olur. Bu öyle bir hata ki, tek kişilik olmayan, büyüğü-küçüğü ile yapılmış kolektif bir günah, bir vebâl. Bir yönüyle de zulüm... Diğer yandan unutulmamalıdır ki; hiçbir yalan, kandırmaca ortaya çıkmadan kalmayacaktır.

    Şu da varki; bir kızın bekaretini kaybetmesi bir daha asla evlenemeyeceği ve mutlu olamayacağı manasına gelmez. Onlarda mutlu bir evlilik yapabilirler.

    Zaman



  4. 18.Eylül.2013, 16:53
    2
    Moderatör



    Bu, günümüzde toplumumuzun başına gelen en vahim olaylardan biri, hatta diyebiliriz ki, en vahimi... Size, büyük büyük geçmiş olsun; Yüce Allah (cc), bir daha o günleri göstermesin (âmin).

    Genel bir kural olarak; aile kurarken kadın olsun, erkek olsun her biri, olabildiğince kendine uygun, yatkın, denk ve kendisiyle huzur bulacağı eşini bulmaya çalışır. (Er-Rûm 30/21)

    Kişi bunu yaparken de dikkatlice izler-araştırır, sorar-soruşturur. Gerekirse uygun bir ortamda karşılıklı konuşarak anlaşıp anlaşamayacağını test eder. Ta ki güvenebileceği, huzur bulacağı, birlikte uyumla yaşayabileceğini bulana dek.

    İşte bu noktada eş adaylarının birbirleri hakkında, önemsenen konularda doğru bilgi edinmesi kul hakkıdır; yani önemli gerçekler, özellikler hatta şartlar; uygunu bulma (En-Nûr 24/32) ve geleceğin hayırlı olması adına gizlenmemeli, insanlar yanıltılmamalıdır. Ancak önemsiz, iz bırakmayan, herkesin başından geçebilen şeyler bilakis söylenmez ki; akıl karıştırıcı, gönül bulandırıcı olmasın.

    Bu çerçeveden bakıldığında bekâret konusuna toplumumuz çok önem göstermekte olup, genellikle hiç evlenmemiş erkek ve kızlar kendilerine uygun düşen, kendileri gibi hiç evlenmemiş olanlardan eş seçme tercihinde bulunmaktadırlar.

    İnsanların bu eğilimini bile bile olmayan bekâreti varmış gibi göstermek; tertemiz duygu ve niyetlere değer vermemek, hatta alay etmek olur. Kurulacak yuvanın temellerini ilk günden yalanlar, yanıltmalar üzerine atmak ise; işlenmiş hataların en büyüğü olur. Bu öyle bir hata ki, tek kişilik olmayan, büyüğü-küçüğü ile yapılmış kolektif bir günah, bir vebâl. Bir yönüyle de zulüm... Diğer yandan unutulmamalıdır ki; hiçbir yalan, kandırmaca ortaya çıkmadan kalmayacaktır.

    Şu da varki; bir kızın bekaretini kaybetmesi bir daha asla evlenemeyeceği ve mutlu olamayacağı manasına gelmez. Onlarda mutlu bir evlilik yapabilirler.

    Zaman






+ Yorum Gönder