Konusunu Oylayın.: Peygamberimiz nasıl selam verirdi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Peygamberimiz nasıl selam verirdi?
  1. 16.Eylül.2013, 01:18
    1
    Misafir

    Peygamberimiz nasıl selam verirdi?

  2. 16.Eylül.2013, 16:31
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Peygamberimiz nasıl selam verirdi?




    Peygamberimiz nasıl selam verirdi?


    Hz. Adem’in unutulan sünnetini Peygamber Efendimiz (asm) yeniden ihya etmiştir


    Selam ilk olarak Adem’in (as) sünnetidir. Fakat bu sünnet zaman içerisinde unutulmuş yerini farklı temennilere bırakmıştır. Peygamber Efendimiz (asm) unutulan bu tekrar ihya etmiş, kendisi uyguladığı gibi ümmetine de tavsiye etmiştir.
    Selamın edeplerini de yine Allah Resulü’nden (asm) öğrenmekteyiz:
    Allah Resulü (asm) biriyle karşılaştığında herkesten önce kendisi selam verirdi
    El-Hasen (ra) dayısı Hint’ten (ra) şunu nakletti;
    “Resulullah (asm) yürürken, yüksek bir yerden iner gibi yürürdü. Bakmak istediği zaman, bakacağı tarafa tamamıyla dönerek bakardı. Etrafa gelişi güzel bakmazdı. Yeryüzüne bakışı, semaya bakışından daha çoktu. Bakışının çoğu, göz ucuyla bakmaktı. Yürürken ashabının gerisinde yürürdü. Birisiyle karşılaştığında önce kendisi selam verirdi.” [1]
    O (asm) selam verirken اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْşeklinde olmasını tavsiye ederdi
    Cabir Bin Süleym’den (ra) rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir:
    “Peygamber’e geldim ve “عَلَيْكَ السَّلاَمْ” (Aleykesselam-Selam üzerine olsun.)dedim. Bunun üzerine Peygamber şöyle buyurdu:
    “عَلَيْكَ السَّلاَمْ” deme fakat “اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ” (Esselamü aleyküm- Selam üzerinize olsun.) de.” dedi ve uzun bir kıssa anlattı.” [2]
    O’nun (asm) selamı bereketle biterdi
    Hz. Peygamber’in sünneti, selam verdiğinde; “السلام علیكم و رحمت الله و بركاته” )Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatüh-Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.) diye selam vermesiydi. Enes, Cabir ve başkalarının rivayet ettiği gibi, selamı eliyle, başıyla ve namaz dışında parmağıyla almazdı. [3]
    O (asm) selam verdiğinde duyulana kadar tekrar ederdi
    “Hz. Peygamber bir şey söylediğinde, anlaşılana değin, üç defa tekrar ederdi. Bir topluluğa gelip selam verdiğinde de (duyulana kadar) üç defa selam verirdi.” [4]
    O (asm) selamı “Ve aleykesselam” şeklinde alırdı
    Selam alırken “و” “vav” ile ve “selam” lafzından önce “علیك” “aleyke” diyerek “و علیك السلام” (Ve aleykesselam) şeklinde alırdı. Doğru olan da budur. [5]
    O’na (asm) abdest alırken selam verilirse; selamı, abdesti bitince alırdı

    Ashaptan biri şunu anlatıyor:
    “Ben Hz. Peygamber’e abdest alırken selam verdim. Fakat o abdestini bitirene kadar selamıma karşılık vermedi. Sonra mukabelede bulunarak şöyle dedi:
    “Selamına mukabelede bulunmama abdest mani değildir. Ancak abdestsiz Allah’ı anmaktan hoşlanmadım.” [6]
    O (asm) ashabıyla karşılaştığı zaman musafaha ederdi
    Musafaha, Müslümanlar arasında meveddetin (dostluğun) bir ifadesi ola*rak yerleşmiş olan muaşeret esaslarından birisidir. Hz. Peygam*berin;
    “Tahiyyenin âharı (sonu) musafahadır.” [7] hadis-i şerifleri selam*laşmadan sonra tokalaşmanın gerekliliğini ifade etmektedir.
    Buhari rivayetinde şöyle buyurur;
    “Resulullah (asm), ashabıyla karşılaştığı zaman, cuma ve bayram namazlarından sonra, özellikle de tebrikleşirken musafa*ha ederdi” [8]
    O (asm) Ashabına (ra) selam vermeden musafaha etmezdi
    “El tutmak, selamın tamamındandır.” [9]
    Cündeb’ten (ra):
    “Peygamber, Ashabı ile buluştuğu zaman onlara selam vermeden musafaha etmezdi.” [10]
    O (asm) bir eve girmeden önce izin isterdi
    Allah Resulü, bir evin kapısına geldiği zaman yüzünü kapıya doğru yönlendirmezdi. Fakat kapının sağ ya da sol tarafına durur ve;
    “السلام علیكم، السلام علیكم” (Esselamü aleyküm, Esselamü aleyküm-Selam üzerinize olsun, Selam üzerinize olsun.) derdi. Hz. Peygamber’in;
    “(Eve girmek için) izin isteme üç kezdir. Eğer izin verilirse ne ala; aksi halde dön!” [11]
    buyurduğu sahih olarak rivayet edilmiştir. [12]
    O (asm) izin isterken künyesi ve lakabıyla kendisini tanıtırdı
    Hz. Peygamber’in girmek için izin isteyince;
    “Sen kimsin?” denildiğinde, “falan oğlu falan” diyerek künyesini veya lakabını söylemesi O’nun adeti idi. [13]
    O (asm) bir meclise girerken ve oradan ayrılırken selam verirdi
    Allah Elçisi’nin adetlerinden biri, bir topluluğun yanına geldiğinde ve onların yanından ayrılırken selam vermesiydi. O şöyle buyurmuştur;
    “Sizden biri oturduğunda da kalktığında da selam versin; çünkü ilk selam ikincisinden (sevap yönünden) daha üstün değildir.” [14]
    O (asm) hanım topluluğuna selam verirdi
    Esma Bint-i Yezid’den (ra) şöyle dediği rivayet edilmiştir:
    “Nebi, kadınlarla bir aradayken bize uğradı ve selam verdi.” [15]
    O (asm) çocukların yanından geçerken onlara selam verirdi
    Müslim’in rivayetine göre Allah Resulü çocukların yanından geçtiğinde onlara selam verirdi. [16]
    O (asm) kabir ehline de selam verirdi
    Ebu Hureyre’den (ra) rivayetle;
    “Resulullah bir gün mezarlığa gitti. Varınca:
    اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ دَارَ قَوْمِ مُؤْمِنِين(Selam size olsun-Ey Müminler evinin ahalisi)” diye selam verdi ve ilave etti:
    “Biz de inşallah size iltihak edeceğiz.” [17]
    O (asm) Müslim ve gayr-i müslimlerin karışık olduğu topluluklara da selam verirdi
    “Üsame’den (ra) rivayete göre;
    “Nebi Müslümanlarla müşriklerin (puta tapan ve Yahudiler) karışık oturdukları meclise uğradı. Onlara selam verdi.” (Buhari, Müslim)
    “Hadise göre; meclisle oturan Müslümanlara velev ki o mecliste gayr-i müslimler olsun, selam vermek müstehaptır. Ancak Mümin bu selamı ile orada ki Müslümanların selametini kasteder. Hadiste “Yahudiler” kelimesinin, müşriklerden sonra zikredilmesi, onlardan bir parça olduğuna delildir.” [18]
    Resulullah’ın (asm) Hıristiyan ve Yahudilere muamelesi
    Aişe’den (ra):
    “Yahudilerden bir grup Allah Resulü’nün yanına girip:
    “اَلسَّاَمُ عَلَيْكَ” (Essamü aleyk- Ölüm üzerinize olsun.) diye selam verdiler. Ben hemen (ne kast ettiklerini) anladım ve şöyle dedim:
    “عَلَيْكُمُ السَّاَمُ وَالُّعْنَتُ” (Aleykümüssamü ve lanet- Ölüm ve lanet sizin üzerinize olsun!)” Bunun üzerine Allah Resulü şöyle bu yurdu:
    “Yavaş ol ey Aişe! Allah her şeyde yumuşaklığı sever.”
    “Ey Allah’ın Resulü! Ne dediklerini duymadın mı?”
    “وَ عَلَيْكُمْ” (Ve aleyküm-Üzerinize olsun!)” dedim ya?” buyurdu.” [19]
    O (asm) günah işleyen kişiye selam vermez ve ondan selam almazdı
    Allah Resulü’nün bir sünneti de, günah işleyen kişiye tövbe edinceye kadar ne selam verir ne de selamını alırdı. [20]


  3. 16.Eylül.2013, 16:31
    2
    Devamlı Üye



    Peygamberimiz nasıl selam verirdi?


    Hz. Adem’in unutulan sünnetini Peygamber Efendimiz (asm) yeniden ihya etmiştir


    Selam ilk olarak Adem’in (as) sünnetidir. Fakat bu sünnet zaman içerisinde unutulmuş yerini farklı temennilere bırakmıştır. Peygamber Efendimiz (asm) unutulan bu tekrar ihya etmiş, kendisi uyguladığı gibi ümmetine de tavsiye etmiştir.
    Selamın edeplerini de yine Allah Resulü’nden (asm) öğrenmekteyiz:
    Allah Resulü (asm) biriyle karşılaştığında herkesten önce kendisi selam verirdi
    El-Hasen (ra) dayısı Hint’ten (ra) şunu nakletti;
    “Resulullah (asm) yürürken, yüksek bir yerden iner gibi yürürdü. Bakmak istediği zaman, bakacağı tarafa tamamıyla dönerek bakardı. Etrafa gelişi güzel bakmazdı. Yeryüzüne bakışı, semaya bakışından daha çoktu. Bakışının çoğu, göz ucuyla bakmaktı. Yürürken ashabının gerisinde yürürdü. Birisiyle karşılaştığında önce kendisi selam verirdi.” [1]
    O (asm) selam verirken اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْşeklinde olmasını tavsiye ederdi
    Cabir Bin Süleym’den (ra) rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir:
    “Peygamber’e geldim ve “عَلَيْكَ السَّلاَمْ” (Aleykesselam-Selam üzerine olsun.)dedim. Bunun üzerine Peygamber şöyle buyurdu:
    “عَلَيْكَ السَّلاَمْ” deme fakat “اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ” (Esselamü aleyküm- Selam üzerinize olsun.) de.” dedi ve uzun bir kıssa anlattı.” [2]
    O’nun (asm) selamı bereketle biterdi
    Hz. Peygamber’in sünneti, selam verdiğinde; “السلام علیكم و رحمت الله و بركاته” )Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatüh-Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.) diye selam vermesiydi. Enes, Cabir ve başkalarının rivayet ettiği gibi, selamı eliyle, başıyla ve namaz dışında parmağıyla almazdı. [3]
    O (asm) selam verdiğinde duyulana kadar tekrar ederdi
    “Hz. Peygamber bir şey söylediğinde, anlaşılana değin, üç defa tekrar ederdi. Bir topluluğa gelip selam verdiğinde de (duyulana kadar) üç defa selam verirdi.” [4]
    O (asm) selamı “Ve aleykesselam” şeklinde alırdı
    Selam alırken “و” “vav” ile ve “selam” lafzından önce “علیك” “aleyke” diyerek “و علیك السلام” (Ve aleykesselam) şeklinde alırdı. Doğru olan da budur. [5]
    O’na (asm) abdest alırken selam verilirse; selamı, abdesti bitince alırdı

    Ashaptan biri şunu anlatıyor:
    “Ben Hz. Peygamber’e abdest alırken selam verdim. Fakat o abdestini bitirene kadar selamıma karşılık vermedi. Sonra mukabelede bulunarak şöyle dedi:
    “Selamına mukabelede bulunmama abdest mani değildir. Ancak abdestsiz Allah’ı anmaktan hoşlanmadım.” [6]
    O (asm) ashabıyla karşılaştığı zaman musafaha ederdi
    Musafaha, Müslümanlar arasında meveddetin (dostluğun) bir ifadesi ola*rak yerleşmiş olan muaşeret esaslarından birisidir. Hz. Peygam*berin;
    “Tahiyyenin âharı (sonu) musafahadır.” [7] hadis-i şerifleri selam*laşmadan sonra tokalaşmanın gerekliliğini ifade etmektedir.
    Buhari rivayetinde şöyle buyurur;
    “Resulullah (asm), ashabıyla karşılaştığı zaman, cuma ve bayram namazlarından sonra, özellikle de tebrikleşirken musafa*ha ederdi” [8]
    O (asm) Ashabına (ra) selam vermeden musafaha etmezdi
    “El tutmak, selamın tamamındandır.” [9]
    Cündeb’ten (ra):
    “Peygamber, Ashabı ile buluştuğu zaman onlara selam vermeden musafaha etmezdi.” [10]
    O (asm) bir eve girmeden önce izin isterdi
    Allah Resulü, bir evin kapısına geldiği zaman yüzünü kapıya doğru yönlendirmezdi. Fakat kapının sağ ya da sol tarafına durur ve;
    “السلام علیكم، السلام علیكم” (Esselamü aleyküm, Esselamü aleyküm-Selam üzerinize olsun, Selam üzerinize olsun.) derdi. Hz. Peygamber’in;
    “(Eve girmek için) izin isteme üç kezdir. Eğer izin verilirse ne ala; aksi halde dön!” [11]
    buyurduğu sahih olarak rivayet edilmiştir. [12]
    O (asm) izin isterken künyesi ve lakabıyla kendisini tanıtırdı
    Hz. Peygamber’in girmek için izin isteyince;
    “Sen kimsin?” denildiğinde, “falan oğlu falan” diyerek künyesini veya lakabını söylemesi O’nun adeti idi. [13]
    O (asm) bir meclise girerken ve oradan ayrılırken selam verirdi
    Allah Elçisi’nin adetlerinden biri, bir topluluğun yanına geldiğinde ve onların yanından ayrılırken selam vermesiydi. O şöyle buyurmuştur;
    “Sizden biri oturduğunda da kalktığında da selam versin; çünkü ilk selam ikincisinden (sevap yönünden) daha üstün değildir.” [14]
    O (asm) hanım topluluğuna selam verirdi
    Esma Bint-i Yezid’den (ra) şöyle dediği rivayet edilmiştir:
    “Nebi, kadınlarla bir aradayken bize uğradı ve selam verdi.” [15]
    O (asm) çocukların yanından geçerken onlara selam verirdi
    Müslim’in rivayetine göre Allah Resulü çocukların yanından geçtiğinde onlara selam verirdi. [16]
    O (asm) kabir ehline de selam verirdi
    Ebu Hureyre’den (ra) rivayetle;
    “Resulullah bir gün mezarlığa gitti. Varınca:
    اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ دَارَ قَوْمِ مُؤْمِنِين(Selam size olsun-Ey Müminler evinin ahalisi)” diye selam verdi ve ilave etti:
    “Biz de inşallah size iltihak edeceğiz.” [17]
    O (asm) Müslim ve gayr-i müslimlerin karışık olduğu topluluklara da selam verirdi
    “Üsame’den (ra) rivayete göre;
    “Nebi Müslümanlarla müşriklerin (puta tapan ve Yahudiler) karışık oturdukları meclise uğradı. Onlara selam verdi.” (Buhari, Müslim)
    “Hadise göre; meclisle oturan Müslümanlara velev ki o mecliste gayr-i müslimler olsun, selam vermek müstehaptır. Ancak Mümin bu selamı ile orada ki Müslümanların selametini kasteder. Hadiste “Yahudiler” kelimesinin, müşriklerden sonra zikredilmesi, onlardan bir parça olduğuna delildir.” [18]
    Resulullah’ın (asm) Hıristiyan ve Yahudilere muamelesi
    Aişe’den (ra):
    “Yahudilerden bir grup Allah Resulü’nün yanına girip:
    “اَلسَّاَمُ عَلَيْكَ” (Essamü aleyk- Ölüm üzerinize olsun.) diye selam verdiler. Ben hemen (ne kast ettiklerini) anladım ve şöyle dedim:
    “عَلَيْكُمُ السَّاَمُ وَالُّعْنَتُ” (Aleykümüssamü ve lanet- Ölüm ve lanet sizin üzerinize olsun!)” Bunun üzerine Allah Resulü şöyle bu yurdu:
    “Yavaş ol ey Aişe! Allah her şeyde yumuşaklığı sever.”
    “Ey Allah’ın Resulü! Ne dediklerini duymadın mı?”
    “وَ عَلَيْكُمْ” (Ve aleyküm-Üzerinize olsun!)” dedim ya?” buyurdu.” [19]
    O (asm) günah işleyen kişiye selam vermez ve ondan selam almazdı
    Allah Resulü’nün bir sünneti de, günah işleyen kişiye tövbe edinceye kadar ne selam verir ne de selamını alırdı. [20]





+ Yorum Gönder