Konusunu Oylayın.: Peygamberimiz nasıl savaşırdı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Peygamberimiz nasıl savaşırdı?
  1. 16.Eylül.2013, 01:17
    1
    Misafir

    Peygamberimiz nasıl savaşırdı?

  2. 31.Ekim.2013, 19:53
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Peygamberimiz nasıl savaşırdı?




    Peygamberimizin savaşması hakkında bilgi

    Peygamberimiz (asm) ordu komutanıydı. Bu bakımdan onun esas görevi düşmanla
    birebir çarpışmak değil, orduyu yönetmektir. Bununla beraber savaşın kızgın
    anlarında düşmanla çarpıştığını, onları püskürttüğünü ve sahabelerin onun
    etrafında toplanıp onun cesaretinden gayretlerinin arttığını, sahabelerin kendi
    ifadelerinden bilmekteyiz. Zaten o günkü savaşlardaki ölü sayısına bakıldığında
    az sayıda kişi öldürülmekteydi.
    - Savaş kızıştığında, bazen sahabenin onun
    gölgesine sığındıkları tarihi belgelerle sabit bir gerçektir. Bunu Hz. Ali gibi
    sahabenin en cesur bir kahramanı söylüyor:“Bedir savaşı esnasında (öyle anlar
    oluyordu ki) biz resulullah’ın arkasına
    sığınıyorduk.
    Düşmana en yakın yerde duruyordu. O gün insanların en
    güçlüsü/kahramanı oydu.” (Mecmau’z-zevaid, 9/12)

    - Uhud savaşının
    sonlarında büyük bir hezimete uğrayan ve Hz. Peygamberin şehit edildiğine dair
    dedikoduları duyan müslümanlar tamamen dağılmışlar, Hz. Peygamberin yanında çok
    az kimse kalmıştı. Daha sonra Hz. Peygamberin hayatta olduğunu duyunca hepsi
    kısa bir zaman içinde onun etrafında
    toplanmış
    ve yeninden can kazanmışlardı. (bk. Mecmau’z-Zevaid,
    6/107-115)

    - Huneyn
    savaşının başlangıcında Müslümanlar kaçan kaçana dağılmışlardı. Meal olarak
    Kur’an’ın ifadesiyle: “Şu kesindir ki Allah
    size birçok savaş yerlerinde yardım etti, Huneyn günü de... O gün ki sayıca
    çokluğunuz sizi böbürlendirmiş ama bu, size fayda etmemişti. Olanca genişliğine
    rağmen, dünya başınıza dar gelmişti. Sonra da bozguna uğrayarak düşmana arka
    çevirip kaçmaya başlamıştınız”
    (Tevbe, 9/25). İşte o gün de Hz.
    Peygamber bulunduğu yeri terk etmedi. Sabahleyin daha gün tam ağarmamışken,
    düşman orduları ok, mızrak ve kılıçlarla birden saldırınca müslümanlar feleğini
    şaşırmış ve yaklaşık on bin asker sağa-sola kaçmak zorunda kalmıştı. Hz.
    Peygamber: “Ey insanlar, ben Allah’ın
    elçisiyim, bunda ayalan yok.. Dönün!”
    diyerek ashabına sesleniyordu.
    Yanında çok az kimse vardı. Buna rağmen Hz. Peygamber Allah’a olan sonsuz
    itimadı sayesinde eşsiz bir cesaret ve şecaat göstermişti. (bk. İbn Kesir, Razî,
    ilgili ayetin tefsiri)

    - Hz. Peygamberin savaşlarda insanların en cesuru, en
    kahramanı olduğunu ve sahabelerin bazen onun gölgesine sığındıklarını -yukarıda
    da işaret edildiği üzere- sağlam kaynaklardan öğreniyoruz.

    Peki Hz.
    Peygamber kaç kişiyi öldürmüş bu savaşlarda..?


    Kaynakların verdiği
    bilgiye göre, Uhud savaşı esnasında Übey b. Halef “Şu peygamber olduğunu iddia
    eden adam nerede, karşıma çıksın bakalım..! Eğer gerçekten peygamber ise zaten o
    beni öldürecek....” diyerek Hz. Peygamberi öldürmek için onu arıyordu. Onun
    sesini duyan Hz. Peygamber, yaralı, susuz ve çok bitkin bir vaziyette olmasına
    rağmen, “bana bir mızrak verin”
    dedi.Sahabeler “ya resulellah’ Sen hareket edecek durumda değilsin” dedilerse de
    o bunda ısrar etti ve mızrağı aldığı gibi, Ubey b. halefe doğru gitti ve
    mızrağını ona sapladı ve Ubey binitinin üzerinden yere düştü. Arkadaşları onu
    aldılar, “korkma, bir şeyin yok" dediler ise de, o bu darbeden kurtulamayacağını
    söyledi ve gerçekten de öldü. (bk. Kenzu’l-ummal, 10/439)

    Bir rivayete göre, Ubey
    Mekke döneminde Peygamber efendimize “benim güzel bir atım var, onu iyi
    besliyorum ki, bir gün onun üstünde seni öldüreceğim” demişti. Efendimiz de
    “Allah’ın izniyle ben seni
    öldüreceğim”
    demişti. O gün aldığı yarası çok küçük olmasına rağmen
    “Muhammed daha önce beni öldüreceğini söylemişti. O her zaman doğruyu söyler, Onun için vallahi eğer
    yüzüme tükürse bile beni öldürecekti...
    Ve ben bu darbeden kesin
    ölürüm” demiş ve Mekke’ye doğru götürürlerken yolda ölmüştü. (bk. İbn Hişam,
    es-Siretu’n-nebeviye, 2/84; İbn Hibban el-Bustî, es-Sîretu’n-nebeviye, 1/225)

    - İşte kaynakların
    bildirdiğine göre, Hz. Peygamber savaşlarda sadece bu adamı öldürmüştür.

    Şunu unutmamak gerekir ki, -başta da ifade
    ettiğimiz gibi- komutanlar ordunun en ön saflarında olsalar bile, fiilen atışa
    katılmaları gerekmez. Onlar, bir düşmanı öldürmek yerine, kendi ordularını
    zafere götürecek şekilde komuta ederler. Savaşta fiilen mermi atmaması, bir
    komutan için noksanlık değildir. Onun cesareti bir kaç adamı öldürmekle değil,
    ordunun önünde kahramanca tedbir almak, düşmandan korkmadığını göstermek, icap
    ederse cesur adımlarla askerlerinin önünde yürümek ve telaş göstermemekle
    kendini gösterir. Hz. Peygamberde cesaret ve kahramanlığın bütün özellikleri
    bulunduğunda alimler arasında ittifak vardır.

    - Hz. Peygamberin sadece bir adamı öldürmesinin
    hikmeti şu olabilir: Kur’an’da “Biz seni
    alemlere ancak bir rahmet olarak gönderdik”
    (Enbiya, 21/107) mealindeki
    ifadeyle Hz. Peygamberin mücessem bir rahmet olduğu vurgulanmıştır. Böyle ilahî
    rahmetin mücessem bir simgesi olarak gönderilen bir peygamberin eliyle
    insanların ölmesi bu rahmet kavramıyla çelişebilir ve bu yüzden Rabbi buna izin
    vermemiş olabilir.

    SİE


  3. 31.Ekim.2013, 19:53
    2
    Moderatör



    Peygamberimizin savaşması hakkında bilgi

    Peygamberimiz (asm) ordu komutanıydı. Bu bakımdan onun esas görevi düşmanla
    birebir çarpışmak değil, orduyu yönetmektir. Bununla beraber savaşın kızgın
    anlarında düşmanla çarpıştığını, onları püskürttüğünü ve sahabelerin onun
    etrafında toplanıp onun cesaretinden gayretlerinin arttığını, sahabelerin kendi
    ifadelerinden bilmekteyiz. Zaten o günkü savaşlardaki ölü sayısına bakıldığında
    az sayıda kişi öldürülmekteydi.
    - Savaş kızıştığında, bazen sahabenin onun
    gölgesine sığındıkları tarihi belgelerle sabit bir gerçektir. Bunu Hz. Ali gibi
    sahabenin en cesur bir kahramanı söylüyor:“Bedir savaşı esnasında (öyle anlar
    oluyordu ki) biz resulullah’ın arkasına
    sığınıyorduk.
    Düşmana en yakın yerde duruyordu. O gün insanların en
    güçlüsü/kahramanı oydu.” (Mecmau’z-zevaid, 9/12)

    - Uhud savaşının
    sonlarında büyük bir hezimete uğrayan ve Hz. Peygamberin şehit edildiğine dair
    dedikoduları duyan müslümanlar tamamen dağılmışlar, Hz. Peygamberin yanında çok
    az kimse kalmıştı. Daha sonra Hz. Peygamberin hayatta olduğunu duyunca hepsi
    kısa bir zaman içinde onun etrafında
    toplanmış
    ve yeninden can kazanmışlardı. (bk. Mecmau’z-Zevaid,
    6/107-115)

    - Huneyn
    savaşının başlangıcında Müslümanlar kaçan kaçana dağılmışlardı. Meal olarak
    Kur’an’ın ifadesiyle: “Şu kesindir ki Allah
    size birçok savaş yerlerinde yardım etti, Huneyn günü de... O gün ki sayıca
    çokluğunuz sizi böbürlendirmiş ama bu, size fayda etmemişti. Olanca genişliğine
    rağmen, dünya başınıza dar gelmişti. Sonra da bozguna uğrayarak düşmana arka
    çevirip kaçmaya başlamıştınız”
    (Tevbe, 9/25). İşte o gün de Hz.
    Peygamber bulunduğu yeri terk etmedi. Sabahleyin daha gün tam ağarmamışken,
    düşman orduları ok, mızrak ve kılıçlarla birden saldırınca müslümanlar feleğini
    şaşırmış ve yaklaşık on bin asker sağa-sola kaçmak zorunda kalmıştı. Hz.
    Peygamber: “Ey insanlar, ben Allah’ın
    elçisiyim, bunda ayalan yok.. Dönün!”
    diyerek ashabına sesleniyordu.
    Yanında çok az kimse vardı. Buna rağmen Hz. Peygamber Allah’a olan sonsuz
    itimadı sayesinde eşsiz bir cesaret ve şecaat göstermişti. (bk. İbn Kesir, Razî,
    ilgili ayetin tefsiri)

    - Hz. Peygamberin savaşlarda insanların en cesuru, en
    kahramanı olduğunu ve sahabelerin bazen onun gölgesine sığındıklarını -yukarıda
    da işaret edildiği üzere- sağlam kaynaklardan öğreniyoruz.

    Peki Hz.
    Peygamber kaç kişiyi öldürmüş bu savaşlarda..?


    Kaynakların verdiği
    bilgiye göre, Uhud savaşı esnasında Übey b. Halef “Şu peygamber olduğunu iddia
    eden adam nerede, karşıma çıksın bakalım..! Eğer gerçekten peygamber ise zaten o
    beni öldürecek....” diyerek Hz. Peygamberi öldürmek için onu arıyordu. Onun
    sesini duyan Hz. Peygamber, yaralı, susuz ve çok bitkin bir vaziyette olmasına
    rağmen, “bana bir mızrak verin”
    dedi.Sahabeler “ya resulellah’ Sen hareket edecek durumda değilsin” dedilerse de
    o bunda ısrar etti ve mızrağı aldığı gibi, Ubey b. halefe doğru gitti ve
    mızrağını ona sapladı ve Ubey binitinin üzerinden yere düştü. Arkadaşları onu
    aldılar, “korkma, bir şeyin yok" dediler ise de, o bu darbeden kurtulamayacağını
    söyledi ve gerçekten de öldü. (bk. Kenzu’l-ummal, 10/439)

    Bir rivayete göre, Ubey
    Mekke döneminde Peygamber efendimize “benim güzel bir atım var, onu iyi
    besliyorum ki, bir gün onun üstünde seni öldüreceğim” demişti. Efendimiz de
    “Allah’ın izniyle ben seni
    öldüreceğim”
    demişti. O gün aldığı yarası çok küçük olmasına rağmen
    “Muhammed daha önce beni öldüreceğini söylemişti. O her zaman doğruyu söyler, Onun için vallahi eğer
    yüzüme tükürse bile beni öldürecekti...
    Ve ben bu darbeden kesin
    ölürüm” demiş ve Mekke’ye doğru götürürlerken yolda ölmüştü. (bk. İbn Hişam,
    es-Siretu’n-nebeviye, 2/84; İbn Hibban el-Bustî, es-Sîretu’n-nebeviye, 1/225)

    - İşte kaynakların
    bildirdiğine göre, Hz. Peygamber savaşlarda sadece bu adamı öldürmüştür.

    Şunu unutmamak gerekir ki, -başta da ifade
    ettiğimiz gibi- komutanlar ordunun en ön saflarında olsalar bile, fiilen atışa
    katılmaları gerekmez. Onlar, bir düşmanı öldürmek yerine, kendi ordularını
    zafere götürecek şekilde komuta ederler. Savaşta fiilen mermi atmaması, bir
    komutan için noksanlık değildir. Onun cesareti bir kaç adamı öldürmekle değil,
    ordunun önünde kahramanca tedbir almak, düşmandan korkmadığını göstermek, icap
    ederse cesur adımlarla askerlerinin önünde yürümek ve telaş göstermemekle
    kendini gösterir. Hz. Peygamberde cesaret ve kahramanlığın bütün özellikleri
    bulunduğunda alimler arasında ittifak vardır.

    - Hz. Peygamberin sadece bir adamı öldürmesinin
    hikmeti şu olabilir: Kur’an’da “Biz seni
    alemlere ancak bir rahmet olarak gönderdik”
    (Enbiya, 21/107) mealindeki
    ifadeyle Hz. Peygamberin mücessem bir rahmet olduğu vurgulanmıştır. Böyle ilahî
    rahmetin mücessem bir simgesi olarak gönderilen bir peygamberin eliyle
    insanların ölmesi bu rahmet kavramıyla çelişebilir ve bu yüzden Rabbi buna izin
    vermemiş olabilir.

    SİE





+ Yorum Gönder