Konusunu Oylayın.: Peygamberimiz nasıl hac yaptı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Peygamberimiz nasıl hac yaptı?
  1. 16.Eylül.2013, 01:09
    1
    Misafir

    Peygamberimiz nasıl hac yaptı?

  2. 09.Kasım.2013, 11:38
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Peygamberimiz nasıl hac yaptı?




    PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN HACCI

    Hz. Muhammedin Haccı Hakkında Geniş Bilgi


    Rasulullah sallAllahü aleyhi vesellem’in Haccı’nı en geniş şekilde anlatan Câbir bin Abdillah (ra) olmuştur.

    (HACCET-ÜL İSLAM)
    (Hicrî 10, Milâdî 22 Şubat-27 Mart 632)
    Rasûlüllah sallAllahü aleyhi vesellem’in Haccı’nı en geniş şekilde anlatan Câbir bin Abdillah (r.a.) olmuştur.

    Konu; Sahîh-i Müslim’de “Peygamber sallAllahü aleyhi vesellem’in Haccı Bâbı” başlığı altında tafsilâtı ile kaydedilmiştir.

    Sünnet-i Rasûlüllah üzere Hac yapmak isteyen mü’minlere faydalı bir rehber, bu satırları yazan fakîr için de rızâ-i İlâhî’ye nâiliyete vesîle olması ümîdi ile mezkûr hadis-i şerif ve güvenilir siyer kitapları esas alınarak hazırlanmış olan bu mütevâzî araştırma ile, Allah Rasûlü’nün (s.a.v.) Haccı vakitli olarak nakledilmeye yani Rasûlüllah (s.a.v.)’in o büyük, eşsiz ve muhteşem yolculuğu boyunca nerede ne yaptığı, ashâbına ve onların şahsında kıyâmete kadar gelecek ümmetlerine ne gibi tavsiyelerde bulunduğu derli toplu bir hâlde takdim edilmeye çalışılmıştır.

    RASÛLÜLLAH’IN (S.A.V.) HAC HAZIRLIĞI
    Câbir bin Abdillah (r.a.) anlatıyor. Rasûlüllah (s.a.v.) Medîne-i Münevvere’de haccetmeden dokuz sene durdu. Sonra onuncu sene, Cenâb-ı Hak’tan gelen emir üzerine kendisinin haccedeceğini bildirdi ve Zilkâde ayında hacca hazırlandı, Medine-i Münevvere’deki Müslümanlara da haccetmek üzere hazırlanmalarını emir buyurdu.

    Ayrıca, Medine-i Münevvere dışındaki Müslümanlara da bu maksatla hazırlanıp Medine-i Münevvere’de toplanmaları için haber gönderdi. Bu haber üzerine, haccetmek arzusunda olan on binlerce Müslüman Medine-i Münevvere’ye akın etmeye başladı. Çok geçmeden Medine-i Münevvere Rasûlüllah (s.a.v.) ile birlikte haccetmek isteyen îmân ve İslâmın nuruyla münevver simalarla dolup taştı.

    Şehrin etrafında çadırlar kuruldu. Müslümanlar eşsiz bir bayram sevinci yaşarken, Resûlüllah (s.a.v.)’de tebliğ ettiği azametli dâvânın muazzam neticesini görmenin huzur ve saâdeti içinde Cenâb-ı Hakka hamdediyordu.

    RASÛLÜLLAH’IN (S.A.V.) MEDİNE-İ MÜNEVVEREDEN AYRILIŞI
    Câbir bin Abdillah (r.a.) anlatmaya devam ediyor.
    “Zilkâde ayının çıkmasına beş gün vardı. Günlerden Cumartesi idi. Rasûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, Medine-i Münevvere’de yerine Ebû Dücâne es-Sâidî’yi (r.a.) vekil tayin ettiğini ilan buyurdu.

    Sonra, Hâne-i Saâdetlerine geçti, gusül abdesti aldı, güzel kokular süründü, yeni elbiseler giydi. Öğleye doğru Hâne-i Saadetlerinden çıkıp Mescid’e (Mescid-i Nebevî) geldi. Öğle namazını kıldırdı.

    25 Zilkâde Cumartesi günü öğle namazından sonra Rasûlüllah (s.a.v.) Efendimiz önde, etrafını nurânî halkalar halinde sarmış olan on binlerce Müslüman arkasında, Medine-i Münevvere’den hareket ederek, 4 mil kadar (yaklaşık 9 km) uzaklıktaki Zülhuleyfe mevkiine vardık” diyor ve anlatmaya devam ediyor.

    Rasûlüllah (s.a.v.) bu büyük yolculuğun ilk gecesini, muazzam cemaatıyla Zü’l-Huleyfe’de geçirdi.
    Zü’l-Huleyfe: Medine-i Münevvere’nin mîkat mahallidir.

    Medine-i Münevvere’liler ile Ka’be-i Muazama’ya gitmek üzere buradan geçenlerin ihrama girmeleri gereken yer olup, Mekke-i Mükerreme’ye 464 km uzaklıktadır.

    Ertesi günü, 26 Zilkâde Pazar, Rasûlüllah (s.a.v.) öğle namazını burada edâ ederek ihrama girdi ve herbiri insanlık âleminin birer yıldızı olan Sahabîleriyle birlikte Mekke-i Mükerreme’nin yolunu tuttu.

    Sonra, 41 km mesafedeki Melel’de sabahlayıp, es-Seyyâle tepesine vardı, akşam yemeğini yeyip akşam ve yatsı namazlarını burada kıldı.

    Rasûlüllah (s.a.v.) Efendimiz bütün Ezvâc-ı Tâhirâtı (muhtereme hanımları) ile hayattaki tek evlâdını Fâtımat-uz-Zehrâ (r.a.)’yı da bu büyük yolculukta beraberinde götürdü.

    Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, en önde devesi Kasvâ’nın üzerinde idi. On binlerce Sahabî o Mânevi Güneşin etrafında yörüngelerini kaybetmeyen gezegenleri andırıyordu. Dillerde sadece telbiye vardı:
    “Lebbeyk Allahümme Leybeyk. Lebbeyke lâ şerîke leke Lebbeyk. İnnelhamde venni’mete leke ve’l-mülk. Lâ şerike leke.”
    Sanki yeryüzü bir ağız olmuş, aynı “telbiye”yi yüzbinler aynı dil ile tekrarlıyordu.

    Ayrıca, Rasûlüllah (s.a.v.) Hac yolculuğu boyunca Ka’be-i Muazzama’ya varıncaya kadar sık sık “Allahümme innî eselüke rızâke vel cennete, ve eûzü bike min sahatike vennâr.” Allahım rızânı ve cennetini istiyorum. Gadabından ve cehennemden sana sığınıyorum” duâsını okudu.

    Yolculuk devam ediyor, Fahr-i Âlem (s.a.v.) Efendimiz ve Sahabîlerin sevinç ve heyecanına âdeta yer ve gök iştirak ediyordu.

    27 Zilkâde Pazartesi: Sabah namazını 71 km mesafedeki Irku’z- Zabye’de kıldı.
    Sonra 3 km ilerideki Rahva’ya vardı. Oradan Munsaraf’a geçip ikindi, akşam ve yatsı namazlarını kılarak akşam yemeğini burada yedi.

    28 Zilkâde Salı: Sabah namazını 110 km mesafedeki el-Esaye’de kılıp 3 km ilerdeki Arc’a vardı.
    Lahyey Cemel’e varınca ihramlı olduğu halde başının ortasından hacamat yaptırdı.
    29 Zilkâde Çarşamba: Sukya’ya ulaştı.
    1 Zilhicce Perşembe: Sabahleyin Medine-i Münevvere’ye 190 km uzaklıktaki Ebvâ’ya vardı.
    2 Zilhicce Cuma: Cuhfe’ye ulaştı.
    Cuhfe; Şam’dan ve Şam yönünden gelenlerin Türkiye’de dahil, mîkâtı olup Mekke-i Mükerreme’ye 320 km mesafededir. Rasûl-ü Ekerem (s.a.v.) Cuhfe’de ihrama girilen mescidde namaz kıldı.

    3 Zilhicce Cumartesi: Kudey’e vardı. Muşellel mescidinde namaz kıldı.

    4 Zilhicce Pazar: Mekke-i Mükerreme’ye 80 km mesafedeki Usfan’a, oradan da Ğamîm’e vardı.

    5 Zilhicce Pazartesi: Gün batımında Mekke-i Mükerreme’ye 22 km mesafedeki Merru’z-Zehran’a vardı.Geceyi Seniyyeteyn ile Kuda arasında geçirdi.

    6 Zilhicce Salı: Sabahleyin gusledip Kasvâ adlı devesi üzerinde Kuda’dan Ebtah’a geldi.

    Medine-i Münevvere’den on binlerle yola çıkan Allah Rasûlü, Fahr-i Âlem (s.a.v.) Efendimiz, etraftan gelenlerin de katılmasıyla yüz bini aşkın ashâbı ile birlikte Mekke-i Mükerreme’ye ulaştı.

    Mekke-i Mükerreme’ye Seniyyetü’l-Kedâ denilen yerden, Ka’be-i Muazzama’ya ise, Benî Şeybe kapısında girdi.

    Kâbe-i Muazzama’yı görünce, “Yâ Rabbi! Bu muazzam mâ’bedin azamet, şeref, kerâmet ve mehâbetini arttır” diye duâ etti. Bundan sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Beytullaha vardı. Hacerü’l-Esvedi istilâm etti ve o köşeden Kâ’be-i Muazzamayı tavafa başladı.

    Tavafın ilk üç devresinde adımlarını kısaltıp, omuzlarını silkelemek suretiyle hızlı ve çalımlı bir şekilde yürüdü. Kalan dört devresini ise ağır ağır, vakarla yürüyerek tavafını tamamladı. İçerisine de girdiği Kâ’be-i Muazzama’nın etrafını yedi defa tavaf ettikten sonra, Makâm-ı İbrâhim’e vardı. Orada iki rekât namaz kıldı.

    Namazın birinci rek’atinde Fâtihadan sonra, Kâfirûn sûresini, ikinci rekatte ise İhlâs sûresini okudu.

    Sonra tekrar dönüp Hacerü’l-Esvedi istilâm etti.
    Bu esnada Hazreti Ömer’e, “Ey Ömer! Sen, güçlü kuvvetlisin. Sakın Hacerü’l-Esvede yetişmek için başkasına omuz vurma! İnsanları, güçsüzleri rahatsız etme!

    Eğer, tenhâ bulursan onu istilâm et! (selâmla ve öp) Yok tenhâ bulamazsan, uzaktan istilâm et! el sürüp öpme işareti yap ve kelime-i Tevhid oku, tekbir getir” buyurdu.

    Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, bundan sonra Safâ Tepesine çıktı. Ve;
    “Şüphesiz Safâ ile Merve Allah’ın alâmetlerindendir. İmdi, her kim Kâ’beyi hacceder veya umre (ömre) yaparsa, onların ikisini de tavaf etmesinde bir günah yoktur. Ve her kim gönlünden koparak bir hayır işlerse iyi bilsin ki, Allah şükrün karşılığını veren ve her şeyi hakkıyla bilendir”. Âyet-i kerîmesini okudu. (Bakara: 158)

    Orada Cenâb-ı Hakka hamd ve senâda bulunduktan sonra Safâ ile Merve arasında yedi kere sa’y etti.

    Sa’y yaptıktan sonra Mekke-i Mükerreme’deki evlerde kalmayıp, çadırını Ebtah’a kurdurdu (ve ashâbı ile birlikte kalmayı tercih etti).

    7 Zilhicce Çarşamba: Resûl-i Kibriyâ (s.a.v.) Efendimiz Kâ’be-i Muazzama’da öğle namazından sonra ashâbına hitâbetti.

    8 Zilhicce Perşembe: günü Mina’ya gitti. Öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını orada cemâatla edâ etti. Geceyi orada geçirdi.

    9 Zilhicce Cuma: Sabah namazını edâ ettikten sonra güneş doğuncaya kadar biraz Mina’da durdu.

    Kendisine Nemira denilen yere, kıldan bir çadır kurulmasını emir buyurdu. Sonra Arafat’a doğru hareket etti. Bu sene Hac, Haccı Ekber idi.

    Arafat yolunda Ashab-ı Kiramın getirdiği telbiye ve tekbirlerle âdeta yer gök çınlıyordu.

    Kureyşliler, kendilerinin câhiliyet devrinde yaptıkları gibi, Rasûlüllah’ın (s.a.v.) da Meş’ar-ı Haram’da durarak vakfa yapacağını umuyorlardı.

    Rasûlüllah (s.a.v.) Cenâb-ı Hak’tan aldığı emir ile orada durmadı, o yeri geçerek Arafat’a vardı. Ve Nemira denilen yerde çadırının kurulduğunu görerek, oraya indi.

    Güneş zevâle (baş ucunda bulunma zamanına) inince Kasvâ’nın hazırlanmasını emir buyurdu ve hayvana semer vuruldu.

    Bundan sonra, Rasûlüllah (s.a.v.) Urane vâdisine geldi , Allah’a hamd ve senâdan sonra hususî olarak o sırada hazır bulunan yüz bini aşkın (güvenilir âlimlerin tesbit ve ifâdelerine göre;124.000) sahabîye, umumî olarak da, bütün Müslümanlara, bütün insanlığa değişmez, eskimez ölçüler ihtivâ eden meşhûr vedâ hutbesini okudu.


  3. 09.Kasım.2013, 11:38
    2
    Moderatör



    PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN HACCI

    Hz. Muhammedin Haccı Hakkında Geniş Bilgi


    Rasulullah sallAllahü aleyhi vesellem’in Haccı’nı en geniş şekilde anlatan Câbir bin Abdillah (ra) olmuştur.

    (HACCET-ÜL İSLAM)
    (Hicrî 10, Milâdî 22 Şubat-27 Mart 632)
    Rasûlüllah sallAllahü aleyhi vesellem’in Haccı’nı en geniş şekilde anlatan Câbir bin Abdillah (r.a.) olmuştur.

    Konu; Sahîh-i Müslim’de “Peygamber sallAllahü aleyhi vesellem’in Haccı Bâbı” başlığı altında tafsilâtı ile kaydedilmiştir.

    Sünnet-i Rasûlüllah üzere Hac yapmak isteyen mü’minlere faydalı bir rehber, bu satırları yazan fakîr için de rızâ-i İlâhî’ye nâiliyete vesîle olması ümîdi ile mezkûr hadis-i şerif ve güvenilir siyer kitapları esas alınarak hazırlanmış olan bu mütevâzî araştırma ile, Allah Rasûlü’nün (s.a.v.) Haccı vakitli olarak nakledilmeye yani Rasûlüllah (s.a.v.)’in o büyük, eşsiz ve muhteşem yolculuğu boyunca nerede ne yaptığı, ashâbına ve onların şahsında kıyâmete kadar gelecek ümmetlerine ne gibi tavsiyelerde bulunduğu derli toplu bir hâlde takdim edilmeye çalışılmıştır.

    RASÛLÜLLAH’IN (S.A.V.) HAC HAZIRLIĞI
    Câbir bin Abdillah (r.a.) anlatıyor. Rasûlüllah (s.a.v.) Medîne-i Münevvere’de haccetmeden dokuz sene durdu. Sonra onuncu sene, Cenâb-ı Hak’tan gelen emir üzerine kendisinin haccedeceğini bildirdi ve Zilkâde ayında hacca hazırlandı, Medine-i Münevvere’deki Müslümanlara da haccetmek üzere hazırlanmalarını emir buyurdu.

    Ayrıca, Medine-i Münevvere dışındaki Müslümanlara da bu maksatla hazırlanıp Medine-i Münevvere’de toplanmaları için haber gönderdi. Bu haber üzerine, haccetmek arzusunda olan on binlerce Müslüman Medine-i Münevvere’ye akın etmeye başladı. Çok geçmeden Medine-i Münevvere Rasûlüllah (s.a.v.) ile birlikte haccetmek isteyen îmân ve İslâmın nuruyla münevver simalarla dolup taştı.

    Şehrin etrafında çadırlar kuruldu. Müslümanlar eşsiz bir bayram sevinci yaşarken, Resûlüllah (s.a.v.)’de tebliğ ettiği azametli dâvânın muazzam neticesini görmenin huzur ve saâdeti içinde Cenâb-ı Hakka hamdediyordu.

    RASÛLÜLLAH’IN (S.A.V.) MEDİNE-İ MÜNEVVEREDEN AYRILIŞI
    Câbir bin Abdillah (r.a.) anlatmaya devam ediyor.
    “Zilkâde ayının çıkmasına beş gün vardı. Günlerden Cumartesi idi. Rasûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, Medine-i Münevvere’de yerine Ebû Dücâne es-Sâidî’yi (r.a.) vekil tayin ettiğini ilan buyurdu.

    Sonra, Hâne-i Saâdetlerine geçti, gusül abdesti aldı, güzel kokular süründü, yeni elbiseler giydi. Öğleye doğru Hâne-i Saadetlerinden çıkıp Mescid’e (Mescid-i Nebevî) geldi. Öğle namazını kıldırdı.

    25 Zilkâde Cumartesi günü öğle namazından sonra Rasûlüllah (s.a.v.) Efendimiz önde, etrafını nurânî halkalar halinde sarmış olan on binlerce Müslüman arkasında, Medine-i Münevvere’den hareket ederek, 4 mil kadar (yaklaşık 9 km) uzaklıktaki Zülhuleyfe mevkiine vardık” diyor ve anlatmaya devam ediyor.

    Rasûlüllah (s.a.v.) bu büyük yolculuğun ilk gecesini, muazzam cemaatıyla Zü’l-Huleyfe’de geçirdi.
    Zü’l-Huleyfe: Medine-i Münevvere’nin mîkat mahallidir.

    Medine-i Münevvere’liler ile Ka’be-i Muazama’ya gitmek üzere buradan geçenlerin ihrama girmeleri gereken yer olup, Mekke-i Mükerreme’ye 464 km uzaklıktadır.

    Ertesi günü, 26 Zilkâde Pazar, Rasûlüllah (s.a.v.) öğle namazını burada edâ ederek ihrama girdi ve herbiri insanlık âleminin birer yıldızı olan Sahabîleriyle birlikte Mekke-i Mükerreme’nin yolunu tuttu.

    Sonra, 41 km mesafedeki Melel’de sabahlayıp, es-Seyyâle tepesine vardı, akşam yemeğini yeyip akşam ve yatsı namazlarını burada kıldı.

    Rasûlüllah (s.a.v.) Efendimiz bütün Ezvâc-ı Tâhirâtı (muhtereme hanımları) ile hayattaki tek evlâdını Fâtımat-uz-Zehrâ (r.a.)’yı da bu büyük yolculukta beraberinde götürdü.

    Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, en önde devesi Kasvâ’nın üzerinde idi. On binlerce Sahabî o Mânevi Güneşin etrafında yörüngelerini kaybetmeyen gezegenleri andırıyordu. Dillerde sadece telbiye vardı:
    “Lebbeyk Allahümme Leybeyk. Lebbeyke lâ şerîke leke Lebbeyk. İnnelhamde venni’mete leke ve’l-mülk. Lâ şerike leke.”
    Sanki yeryüzü bir ağız olmuş, aynı “telbiye”yi yüzbinler aynı dil ile tekrarlıyordu.

    Ayrıca, Rasûlüllah (s.a.v.) Hac yolculuğu boyunca Ka’be-i Muazzama’ya varıncaya kadar sık sık “Allahümme innî eselüke rızâke vel cennete, ve eûzü bike min sahatike vennâr.” Allahım rızânı ve cennetini istiyorum. Gadabından ve cehennemden sana sığınıyorum” duâsını okudu.

    Yolculuk devam ediyor, Fahr-i Âlem (s.a.v.) Efendimiz ve Sahabîlerin sevinç ve heyecanına âdeta yer ve gök iştirak ediyordu.

    27 Zilkâde Pazartesi: Sabah namazını 71 km mesafedeki Irku’z- Zabye’de kıldı.
    Sonra 3 km ilerideki Rahva’ya vardı. Oradan Munsaraf’a geçip ikindi, akşam ve yatsı namazlarını kılarak akşam yemeğini burada yedi.

    28 Zilkâde Salı: Sabah namazını 110 km mesafedeki el-Esaye’de kılıp 3 km ilerdeki Arc’a vardı.
    Lahyey Cemel’e varınca ihramlı olduğu halde başının ortasından hacamat yaptırdı.
    29 Zilkâde Çarşamba: Sukya’ya ulaştı.
    1 Zilhicce Perşembe: Sabahleyin Medine-i Münevvere’ye 190 km uzaklıktaki Ebvâ’ya vardı.
    2 Zilhicce Cuma: Cuhfe’ye ulaştı.
    Cuhfe; Şam’dan ve Şam yönünden gelenlerin Türkiye’de dahil, mîkâtı olup Mekke-i Mükerreme’ye 320 km mesafededir. Rasûl-ü Ekerem (s.a.v.) Cuhfe’de ihrama girilen mescidde namaz kıldı.

    3 Zilhicce Cumartesi: Kudey’e vardı. Muşellel mescidinde namaz kıldı.

    4 Zilhicce Pazar: Mekke-i Mükerreme’ye 80 km mesafedeki Usfan’a, oradan da Ğamîm’e vardı.

    5 Zilhicce Pazartesi: Gün batımında Mekke-i Mükerreme’ye 22 km mesafedeki Merru’z-Zehran’a vardı.Geceyi Seniyyeteyn ile Kuda arasında geçirdi.

    6 Zilhicce Salı: Sabahleyin gusledip Kasvâ adlı devesi üzerinde Kuda’dan Ebtah’a geldi.

    Medine-i Münevvere’den on binlerle yola çıkan Allah Rasûlü, Fahr-i Âlem (s.a.v.) Efendimiz, etraftan gelenlerin de katılmasıyla yüz bini aşkın ashâbı ile birlikte Mekke-i Mükerreme’ye ulaştı.

    Mekke-i Mükerreme’ye Seniyyetü’l-Kedâ denilen yerden, Ka’be-i Muazzama’ya ise, Benî Şeybe kapısında girdi.

    Kâbe-i Muazzama’yı görünce, “Yâ Rabbi! Bu muazzam mâ’bedin azamet, şeref, kerâmet ve mehâbetini arttır” diye duâ etti. Bundan sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Beytullaha vardı. Hacerü’l-Esvedi istilâm etti ve o köşeden Kâ’be-i Muazzamayı tavafa başladı.

    Tavafın ilk üç devresinde adımlarını kısaltıp, omuzlarını silkelemek suretiyle hızlı ve çalımlı bir şekilde yürüdü. Kalan dört devresini ise ağır ağır, vakarla yürüyerek tavafını tamamladı. İçerisine de girdiği Kâ’be-i Muazzama’nın etrafını yedi defa tavaf ettikten sonra, Makâm-ı İbrâhim’e vardı. Orada iki rekât namaz kıldı.

    Namazın birinci rek’atinde Fâtihadan sonra, Kâfirûn sûresini, ikinci rekatte ise İhlâs sûresini okudu.

    Sonra tekrar dönüp Hacerü’l-Esvedi istilâm etti.
    Bu esnada Hazreti Ömer’e, “Ey Ömer! Sen, güçlü kuvvetlisin. Sakın Hacerü’l-Esvede yetişmek için başkasına omuz vurma! İnsanları, güçsüzleri rahatsız etme!

    Eğer, tenhâ bulursan onu istilâm et! (selâmla ve öp) Yok tenhâ bulamazsan, uzaktan istilâm et! el sürüp öpme işareti yap ve kelime-i Tevhid oku, tekbir getir” buyurdu.

    Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, bundan sonra Safâ Tepesine çıktı. Ve;
    “Şüphesiz Safâ ile Merve Allah’ın alâmetlerindendir. İmdi, her kim Kâ’beyi hacceder veya umre (ömre) yaparsa, onların ikisini de tavaf etmesinde bir günah yoktur. Ve her kim gönlünden koparak bir hayır işlerse iyi bilsin ki, Allah şükrün karşılığını veren ve her şeyi hakkıyla bilendir”. Âyet-i kerîmesini okudu. (Bakara: 158)

    Orada Cenâb-ı Hakka hamd ve senâda bulunduktan sonra Safâ ile Merve arasında yedi kere sa’y etti.

    Sa’y yaptıktan sonra Mekke-i Mükerreme’deki evlerde kalmayıp, çadırını Ebtah’a kurdurdu (ve ashâbı ile birlikte kalmayı tercih etti).

    7 Zilhicce Çarşamba: Resûl-i Kibriyâ (s.a.v.) Efendimiz Kâ’be-i Muazzama’da öğle namazından sonra ashâbına hitâbetti.

    8 Zilhicce Perşembe: günü Mina’ya gitti. Öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını orada cemâatla edâ etti. Geceyi orada geçirdi.

    9 Zilhicce Cuma: Sabah namazını edâ ettikten sonra güneş doğuncaya kadar biraz Mina’da durdu.

    Kendisine Nemira denilen yere, kıldan bir çadır kurulmasını emir buyurdu. Sonra Arafat’a doğru hareket etti. Bu sene Hac, Haccı Ekber idi.

    Arafat yolunda Ashab-ı Kiramın getirdiği telbiye ve tekbirlerle âdeta yer gök çınlıyordu.

    Kureyşliler, kendilerinin câhiliyet devrinde yaptıkları gibi, Rasûlüllah’ın (s.a.v.) da Meş’ar-ı Haram’da durarak vakfa yapacağını umuyorlardı.

    Rasûlüllah (s.a.v.) Cenâb-ı Hak’tan aldığı emir ile orada durmadı, o yeri geçerek Arafat’a vardı. Ve Nemira denilen yerde çadırının kurulduğunu görerek, oraya indi.

    Güneş zevâle (baş ucunda bulunma zamanına) inince Kasvâ’nın hazırlanmasını emir buyurdu ve hayvana semer vuruldu.

    Bundan sonra, Rasûlüllah (s.a.v.) Urane vâdisine geldi , Allah’a hamd ve senâdan sonra hususî olarak o sırada hazır bulunan yüz bini aşkın (güvenilir âlimlerin tesbit ve ifâdelerine göre;124.000) sahabîye, umumî olarak da, bütün Müslümanlara, bütün insanlığa değişmez, eskimez ölçüler ihtivâ eden meşhûr vedâ hutbesini okudu.





+ Yorum Gönder