Konusunu Oylayın.: Peygamberimiz nasıl bir eşti?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Peygamberimiz nasıl bir eşti?
  1. 16.Eylül.2013, 00:58
    1
    Misafir

    Peygamberimiz nasıl bir eşti?

  2. 03.Kasım.2013, 10:39
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Peygamberimiz nasıl bir eşti?




    HZ. PEYGAMBER NASIL BİR EŞTİ?

    Gerçek anlamda mutlu evlilikler azdır ve aslında evlilik mutlu etme sanatıdır. Kuranın en büyük tatbikçisi ve yorumcusu olan Hz. Peygamber “... Kadınlara güzel muamele edin...” [1] âyetini hayatında yaşayarak bize bizzat örnek olmuştur. Zaten Allahu Teâlâ da

    “لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ

    Gerçekten Allahın Resûlünde sizin için en güzel örnekler vardır”[2] buyurmaktadır. Özellikle, “en sahîh kitaplar” ünvanını alan Buharî ve Müslimin eserlerinde ayette söz konusu edilen güzel muamele kapsamında değerlendirilebilecek pek çok konu ve rivâyet bulunmaktadır.

    Örneğin, sevgi bir olgudur ve bunu kocasından beklemek kadının en temel hakkıdır. Bu bağlamda âyette de

    “وَمِنْ آيَاتِهِ أَنْ خَلَقَ لَكُم مِنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَاجًا لِتَسْكُنُوا إِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُم مَوَدَّةً وَرَحْمَةً إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

    İçinizden, kendileriyle rahatlayacağınız eşler yaratıp; aranızda sevgi ve merhamet var etmesi, O'nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda düşünen millet için ibretler vardır."[3]buyrulmaktadır.

    Kadının kocasından kendisine sevgi göstermesini istemesi doğaldır. Ailede sevgi, tıpkı yeme ve içmeye olan bir ihtiyaç gibidir. Sevgi Allahın en önemli ve olmazsa olmaz nimetlerinden biridir. Sevgi yokluğunda bunalım yaratabilecek ve bu nedenle de onu elde etme uğruna birçok fedakârlık yapılabilecek bir duygudur. Bu ihtiyacı, güzel muamelenin sınırları içinde değerlendirmemek, kadının yalnızca maddî ve bedeni hakları üzerine ağırlık vermek, İslâmın öğretisiyle örtüşmemektedir. Geçmişte olduğu gibi maalesef bugün de birçok erkek eşine sevgi dolu sözcükler kullanmasının ve ona iltifat etmesinin otoritesini sarsacağına inanmaktadır. Diğer taraftan kadınlar ise, bu hususta tatmin olamamaları, kocalarından sevgi ve takdir ifadelerini duyamamaları yüzünden acı çekmektedir. Hukukta yer almasa da hadislere baktığımızda, Hz. Peygamberin sevgiye değer verdiği[4], başkalarına da eşini sevdiğini söylemekten çekinmediği görülmektedir[5].

    “Varlığı halinde işte bu sevgi duygusu, karı koca arasındaki zikredilen hakları en iyi şekilde yerine getirmeyi sağlar. Evlilik duygusallıktan uzak olarak başlayabilir. Fakat eşler arasındaki güzel muamele, ahlak, vefa ve ihsan neticesinde sevgi duyguları çabucak gelişir. Ancak bu durumda eşler huzurlu ve mutlu yaşayabilirler”[6].
    Ayrıca, kocasıyla ordan burdan konuşmak, dinlenilmesini istemek, sevgi ve saygıya dayalı nitelikli beraberlik arzu etmek kadın için bir haktır[7]. Birlikte yemek davetlerine katılmak, onsuz tadını alamadığı için eşinin davet edilmediği yere gitmek istememek[8], birlikte şakalaşıp gülmek[9], eğlenmek[10] ve düğünleri eğlence sebebi saymak[11] hep bu nitelikli beraberliğin Hz. Peygamberin hayatındaki görüntüleridir. Bunlar olmadığı takdirde diğer bütün maddî imkânlara sahip olmanın ne önemi vardır? En büyük dünya nimetini hayırlı bir eş gören[12] Hz. Peygamber, huzurlu olmak için dindar eşin tercih edilmesini tavsiye etmekte[13] ve evlenmeden önce üzerinde anlaşılan şartların yerine getirilmesini istemektedir[14].

    İnsanları birbirine nezaket içerisinde hitap etmeye çağıran[15] o yüce şahsiyet, kadınları kırılacak kristaller gibi hassas ve nazik görmekte[16], bu nedenle de onlara karşı şefkatle davranmaya ve tahammül göstermeye teşvik etmektedir[17]. Kadınların vasıta kullanmalarını takdirle karşılamakta[18], hattakarısının rahat etmesi için de bineğine örtü serip, binmesi için dizini basamak olarak kullandırmaktadır[19]. Zaman zaman eşinin kendi dünyasında rahatlamasına ve eğlenmesine yardımcı olmaktadır[20]. Hanımlarının kendilerini karşılamaya hazırlanabilmeleri için, geceleyin seyahatten dönen kocaların ani sürpriz yapmalarını istememektedir[21].

    Günümüzde kadınların büyük bir çoğunluğu kocalarının ilgisizliğinden yakınmaktadır. Halbuki, Hz. Peygamberin erkeğin karısını ihmal edecek kadar yoğunlaşmasını ibâdet için bile hoş görmediği[22], hatta seyehate gideceği zaman, çekilen kurâya göre, hanımlarından birisini de beraberinde götürdüğü[23] nakledilmektedir. Yine O, hanımlarının isteklerini yerine getirmek için elinden geleni yapmaktadır[24].Bu meyanda, bir kimsenin ailesi için harcadığı parayı en yüksek sevap olarak göstermekte[25] ve kişinin hanımının ağzına koyduğu lokmadan bile mükafat elde edeceğini söylemektedir[26]. Bu çerçevede, geride ailesi olan kimselerin mallarının tamamını bağışlamalarına izin vermemektedir. Kadının kocasının çok evliliğine itiraz hakkına saygı göstermekte[27], esasen kendisi de eşini kıskanmaktadır[28].

    Yine Hz. Peygamber karısıyla birlikte aynı kapta banyo yapmakta[29], kişinin eşiyle cinsel ilişkisinin sevap olduğunu bildirmekte[30] ve zan üzere yuva yıkılmasına fırsat vermemektedir[31]. Hz. Peygamber, karı koca muhabbetini nafile oruçtan üstün tutmakta[32], hanımının yemek teklifi üzerine nafile orucunu bozmakta[33] oruçlu olduğu halde hanımlarını öpüp onlarla yakın temastan kaçınmamaktadır[34]. Karısının komşusuna hediye vermesinde mahzur görmediği gibi, onu en güzeline yönlendirmekte[35] ve kadınların sesinin kendi sesi üzerine çıkmasına tahammül etmektedir[36].

    Şüphesiz evlilik hayatı hep güllük gülistanlık değildir. Eşlerin birbirlerinde görmek istemediği pek çok şey bulunabilir ve bazen taraflar arasında kırılmalar da olabilir. Nitekim, Hz. Peygamberin de vefatından önce rahatsızlığı esnasında ağır hastalığının şiddetiyle, Hz. Aişeye sözünü dinlememesi sebebiyle kızdığı[37], ama yine de onu yanında istediği ve kendisini onun kucağına bıraktığı rivâyet edilmektedir[38].
    Yine, o sıkıntılı halinde kendisiyle kalma konusunda tercihlerini eşlerine havale etmekte[39], hanımlarının kendisine kızdığı zamanları da çok iyi bilmektedir[40]. İşte Hz. Aişe bu özeliklere sahip olan bir eşle evli olmakla en bahtiyar kadının kendisi olduğunu belirtmektedir[41].

    Ev işlerinden zorlandığı ve bunaldığı anlarda, örneğin küçük çocuğun ağlaması üzerine, kadının kocasından, hiç olmazsa, çocuğun bakımına yardımını istemesi hakkıdır. Hukukta bizzat bu ifadeler yer almamakta, ancak hadislerde Hz. Peygamberin ev işlerinde hanımlarına yardım ettiği bildirilmektedir[42].Yaptığı işler karşılığında kocasından takdir görmek, kıymetinin bilinmesini istemek kadının en çok yerine getirilmesini talep ettiği haklardandır. Aslında, bir anlamda, bunlar karşılıklı karı-kocanın birbirine göstermesi gereken müşterek haklar cümlesindendir.

    Yine Hz. Peygamber hayızlı diye hanımını terketmemekte bilakis her zamanki nezaketine devam edip, cinsel ilişkiye girmeden öpmek ve okşamak suretiyle aynı yatakta yatmakta[43], hatta karısının kucağına yaslanıp Kuran okumakta[44], o haldeyken mescide girip çıkmasına izin vermekte[45] ve hanımının özellikle dudaklarının değdiği yemeği yeyip, su içtiği kabın aynı yerinden içmektedir[46]. Yine Hz. Peygamber, erkeğin hanımının özel sırlarını başkasına anlatmasını en büyük ihanet görmektedir[47]. Kendisinden önce vefat eden eşini de hiç unutmamakta, her vesileyle yâdedip, ona karşı vefasını göstermektedir[48]. Yine, o hanımlarını az zamanda çok sevap getirecek ibadetlere yönlendirmektedir[49].

    Buhârî ve Müslimin “Sahîh”lerinde bulunan ve örnek olmak üzere sadece bir kısmını verdiğimiz bu rivâyetler; asırlardır kıymeti bilinmeyen ve her çağda değişik kisveler altında horlanıp ezilen kadına İslâmın verdiği değeri göstermektedir. Unutulmamalıdır ki, bu davranış biçimi o yüce insanın “وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ... Kadınlara güzel muamele edin ...”[50]âyetine fiilî olarak getirdiği yorumun sadece bir kesitinden ibarettir.

    Dr. Necla Yasdıman
    İzmir İl Müftülüğü
    Merkez Vâizesi



  3. 03.Kasım.2013, 10:39
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    HZ. PEYGAMBER NASIL BİR EŞTİ?

    Gerçek anlamda mutlu evlilikler azdır ve aslında evlilik mutlu etme sanatıdır. Kuranın en büyük tatbikçisi ve yorumcusu olan Hz. Peygamber “... Kadınlara güzel muamele edin...” [1] âyetini hayatında yaşayarak bize bizzat örnek olmuştur. Zaten Allahu Teâlâ da

    “لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ

    Gerçekten Allahın Resûlünde sizin için en güzel örnekler vardır”[2] buyurmaktadır. Özellikle, “en sahîh kitaplar” ünvanını alan Buharî ve Müslimin eserlerinde ayette söz konusu edilen güzel muamele kapsamında değerlendirilebilecek pek çok konu ve rivâyet bulunmaktadır.

    Örneğin, sevgi bir olgudur ve bunu kocasından beklemek kadının en temel hakkıdır. Bu bağlamda âyette de

    “وَمِنْ آيَاتِهِ أَنْ خَلَقَ لَكُم مِنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَاجًا لِتَسْكُنُوا إِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُم مَوَدَّةً وَرَحْمَةً إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

    İçinizden, kendileriyle rahatlayacağınız eşler yaratıp; aranızda sevgi ve merhamet var etmesi, O'nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda düşünen millet için ibretler vardır."[3]buyrulmaktadır.

    Kadının kocasından kendisine sevgi göstermesini istemesi doğaldır. Ailede sevgi, tıpkı yeme ve içmeye olan bir ihtiyaç gibidir. Sevgi Allahın en önemli ve olmazsa olmaz nimetlerinden biridir. Sevgi yokluğunda bunalım yaratabilecek ve bu nedenle de onu elde etme uğruna birçok fedakârlık yapılabilecek bir duygudur. Bu ihtiyacı, güzel muamelenin sınırları içinde değerlendirmemek, kadının yalnızca maddî ve bedeni hakları üzerine ağırlık vermek, İslâmın öğretisiyle örtüşmemektedir. Geçmişte olduğu gibi maalesef bugün de birçok erkek eşine sevgi dolu sözcükler kullanmasının ve ona iltifat etmesinin otoritesini sarsacağına inanmaktadır. Diğer taraftan kadınlar ise, bu hususta tatmin olamamaları, kocalarından sevgi ve takdir ifadelerini duyamamaları yüzünden acı çekmektedir. Hukukta yer almasa da hadislere baktığımızda, Hz. Peygamberin sevgiye değer verdiği[4], başkalarına da eşini sevdiğini söylemekten çekinmediği görülmektedir[5].

    “Varlığı halinde işte bu sevgi duygusu, karı koca arasındaki zikredilen hakları en iyi şekilde yerine getirmeyi sağlar. Evlilik duygusallıktan uzak olarak başlayabilir. Fakat eşler arasındaki güzel muamele, ahlak, vefa ve ihsan neticesinde sevgi duyguları çabucak gelişir. Ancak bu durumda eşler huzurlu ve mutlu yaşayabilirler”[6].
    Ayrıca, kocasıyla ordan burdan konuşmak, dinlenilmesini istemek, sevgi ve saygıya dayalı nitelikli beraberlik arzu etmek kadın için bir haktır[7]. Birlikte yemek davetlerine katılmak, onsuz tadını alamadığı için eşinin davet edilmediği yere gitmek istememek[8], birlikte şakalaşıp gülmek[9], eğlenmek[10] ve düğünleri eğlence sebebi saymak[11] hep bu nitelikli beraberliğin Hz. Peygamberin hayatındaki görüntüleridir. Bunlar olmadığı takdirde diğer bütün maddî imkânlara sahip olmanın ne önemi vardır? En büyük dünya nimetini hayırlı bir eş gören[12] Hz. Peygamber, huzurlu olmak için dindar eşin tercih edilmesini tavsiye etmekte[13] ve evlenmeden önce üzerinde anlaşılan şartların yerine getirilmesini istemektedir[14].

    İnsanları birbirine nezaket içerisinde hitap etmeye çağıran[15] o yüce şahsiyet, kadınları kırılacak kristaller gibi hassas ve nazik görmekte[16], bu nedenle de onlara karşı şefkatle davranmaya ve tahammül göstermeye teşvik etmektedir[17]. Kadınların vasıta kullanmalarını takdirle karşılamakta[18], hattakarısının rahat etmesi için de bineğine örtü serip, binmesi için dizini basamak olarak kullandırmaktadır[19]. Zaman zaman eşinin kendi dünyasında rahatlamasına ve eğlenmesine yardımcı olmaktadır[20]. Hanımlarının kendilerini karşılamaya hazırlanabilmeleri için, geceleyin seyahatten dönen kocaların ani sürpriz yapmalarını istememektedir[21].

    Günümüzde kadınların büyük bir çoğunluğu kocalarının ilgisizliğinden yakınmaktadır. Halbuki, Hz. Peygamberin erkeğin karısını ihmal edecek kadar yoğunlaşmasını ibâdet için bile hoş görmediği[22], hatta seyehate gideceği zaman, çekilen kurâya göre, hanımlarından birisini de beraberinde götürdüğü[23] nakledilmektedir. Yine O, hanımlarının isteklerini yerine getirmek için elinden geleni yapmaktadır[24].Bu meyanda, bir kimsenin ailesi için harcadığı parayı en yüksek sevap olarak göstermekte[25] ve kişinin hanımının ağzına koyduğu lokmadan bile mükafat elde edeceğini söylemektedir[26]. Bu çerçevede, geride ailesi olan kimselerin mallarının tamamını bağışlamalarına izin vermemektedir. Kadının kocasının çok evliliğine itiraz hakkına saygı göstermekte[27], esasen kendisi de eşini kıskanmaktadır[28].

    Yine Hz. Peygamber karısıyla birlikte aynı kapta banyo yapmakta[29], kişinin eşiyle cinsel ilişkisinin sevap olduğunu bildirmekte[30] ve zan üzere yuva yıkılmasına fırsat vermemektedir[31]. Hz. Peygamber, karı koca muhabbetini nafile oruçtan üstün tutmakta[32], hanımının yemek teklifi üzerine nafile orucunu bozmakta[33] oruçlu olduğu halde hanımlarını öpüp onlarla yakın temastan kaçınmamaktadır[34]. Karısının komşusuna hediye vermesinde mahzur görmediği gibi, onu en güzeline yönlendirmekte[35] ve kadınların sesinin kendi sesi üzerine çıkmasına tahammül etmektedir[36].

    Şüphesiz evlilik hayatı hep güllük gülistanlık değildir. Eşlerin birbirlerinde görmek istemediği pek çok şey bulunabilir ve bazen taraflar arasında kırılmalar da olabilir. Nitekim, Hz. Peygamberin de vefatından önce rahatsızlığı esnasında ağır hastalığının şiddetiyle, Hz. Aişeye sözünü dinlememesi sebebiyle kızdığı[37], ama yine de onu yanında istediği ve kendisini onun kucağına bıraktığı rivâyet edilmektedir[38].
    Yine, o sıkıntılı halinde kendisiyle kalma konusunda tercihlerini eşlerine havale etmekte[39], hanımlarının kendisine kızdığı zamanları da çok iyi bilmektedir[40]. İşte Hz. Aişe bu özeliklere sahip olan bir eşle evli olmakla en bahtiyar kadının kendisi olduğunu belirtmektedir[41].

    Ev işlerinden zorlandığı ve bunaldığı anlarda, örneğin küçük çocuğun ağlaması üzerine, kadının kocasından, hiç olmazsa, çocuğun bakımına yardımını istemesi hakkıdır. Hukukta bizzat bu ifadeler yer almamakta, ancak hadislerde Hz. Peygamberin ev işlerinde hanımlarına yardım ettiği bildirilmektedir[42].Yaptığı işler karşılığında kocasından takdir görmek, kıymetinin bilinmesini istemek kadının en çok yerine getirilmesini talep ettiği haklardandır. Aslında, bir anlamda, bunlar karşılıklı karı-kocanın birbirine göstermesi gereken müşterek haklar cümlesindendir.

    Yine Hz. Peygamber hayızlı diye hanımını terketmemekte bilakis her zamanki nezaketine devam edip, cinsel ilişkiye girmeden öpmek ve okşamak suretiyle aynı yatakta yatmakta[43], hatta karısının kucağına yaslanıp Kuran okumakta[44], o haldeyken mescide girip çıkmasına izin vermekte[45] ve hanımının özellikle dudaklarının değdiği yemeği yeyip, su içtiği kabın aynı yerinden içmektedir[46]. Yine Hz. Peygamber, erkeğin hanımının özel sırlarını başkasına anlatmasını en büyük ihanet görmektedir[47]. Kendisinden önce vefat eden eşini de hiç unutmamakta, her vesileyle yâdedip, ona karşı vefasını göstermektedir[48]. Yine, o hanımlarını az zamanda çok sevap getirecek ibadetlere yönlendirmektedir[49].

    Buhârî ve Müslimin “Sahîh”lerinde bulunan ve örnek olmak üzere sadece bir kısmını verdiğimiz bu rivâyetler; asırlardır kıymeti bilinmeyen ve her çağda değişik kisveler altında horlanıp ezilen kadına İslâmın verdiği değeri göstermektedir. Unutulmamalıdır ki, bu davranış biçimi o yüce insanın “وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ... Kadınlara güzel muamele edin ...”[50]âyetine fiilî olarak getirdiği yorumun sadece bir kesitinden ibarettir.

    Dr. Necla Yasdıman
    İzmir İl Müftülüğü
    Merkez Vâizesi






+ Yorum Gönder