Konusunu Oylayın.: Ya Rab! Gizli şehvetten sana sığınırım, hadisinde geçen "gizli şehvet" nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Ya Rab! Gizli şehvetten sana sığınırım, hadisinde geçen "gizli şehvet" nedir?
  1. 12.Eylül.2013, 21:29
    1
    Misafir

    Ya Rab! Gizli şehvetten sana sığınırım, hadisinde geçen "gizli şehvet" nedir?






    Ya Rab! Gizli şehvetten sana sığınırım, hadisinde geçen "gizli şehvet" nedir? Mumsema Ya Rab! Gizli şehvetten sana sığınırım, hadisinde geçen "gizli şehvet" nedir?


  2. 12.Eylül.2013, 22:22
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,606
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Ya Rab! Gizli şehvetten sana sığınırım, hadisinde geçen "gizli şehvet" nedir?




    “Ya Rab! Gizli şehvetten sana sığınırım” (İbnMâce, Zühd, 21; Suyûtî, el-Câmiu’s-sağîr, nr. 2193). Gizli şehvet nedir, kısaca açıklar mısınız?
    Bundan kurtulmak için ne yapmalıyız?
    Bu hadisin, “Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.” (Mü’min, 19) anlamındaki ayetle bir ilgisi olabilir mi?
    Ayrıca şehvet-i hafiyye’nin ne olduğunun sorulması üzerine Peygamberimizin, “Kul oruçlu olarak sabahlar. Sonra şehvetlerinden biri kendisine sunulur. Kendisi de o şehvete uyar ve orucunu bırakır (yâni bozar)” dediği şeklinde bir rivayet var mıdır?


    - Bu Hadisin tamamı şöyledir:

    “Ümmetim için en çok korktuğum şey Allah’a şirk koşmaktır. Ben bununla, onların güneşe, aya, puta tapacaklarını kastetmiyorum. Korktuğum şey, Allah’tan başkası için yapılan(Allah’ın rızasını gözetmeyen) ameller ve gizli şehvettir." (İbn Mace, Zühd, 21)

    Bazı rivayetlerde şu ilave de vardır: “Şehvet nedir?” diye sorduklarında ise, şöyle cevap verdi: “Kul oruçlu olarak sabahlar; sonra şehvetlerinden biri karşısına çıkar; o da o şehvetine uyarak orucunu bozar.” (Hâkim, el-Müstedrek, 4/366)

    Hakim’in sahih dediği bu hadis hakkında Zehebi: senette yer alan bir ravinin “metruk’u-l hadis” olduğunu söyleyerek rivayetin zayıf olduğuna işaret etmiştir. (Zehebi, Telhis-Müstedrekle birlikte-, a.y.)

    Benzer bir rivayete yer veren Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde verilen bilgiye göre, Ubade b. Samit ile Ebu’d-Derda’nin “şehvet-i hafiye-gizli şehvet” hakkındaki değerlendirmeleri, “bunun kadın ve benzeri dünyevi istek ve arzular olduğu” şeklindedir. (bk. Müsned-muessesetu’r-risale, 1421/2001, 28/363)

    Suyutî’ye göre, merfu olarak yer alan bazı rivayetlerde verilen “Oruçlu kimse”nin misali olduğuna göre, bundan başka bir yoruma geçmek doğru değildir." (İbn Mace, -Fuad Abdulbaki’nin taliki-, a.y.)

    Bununla beraber, denilebilir ki, sahabenin yaptığı değerlendirmenin, doğrudan Hz. Peygambere atfedilen değerlendirmeye aykırı bir tarafı yoktur. Orada bir örnek olarak “oruçlu bir kimsenin arzusuna uyup orucunu bozması”ndan söz edilir ki, bu da dünyevi bir şehvettir, bir arzudur.

    Bu gizli şehvet, bir riyakârlık da olabilir. Kişi namazı kılarken, birden orada bulunanlara karşı, “gizli bir gösteriş” duygusu meydana gelir, adam da buna uyar ve en az namazın sevabını kaçırır.

    - Bu hadisin, “Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.” (Mü’min, 40/19) mealindeki ayetle de pekala bir ilgi kurulabilir. Çünkü hadiste gayri meşru olan ve kişinin içinden beliriveren “gizli bir arzudan” söz edilmektedir. Bu ayette ise, iki gayri meşru davranışa dikkat çekilmiş ve onların Allah’tan gizlenmesinin mümkün olmadığına işaret edilmiştir.

    Bunlardan birincisi: İnsanın yüzünde açıktan görülen bir organ olan gözlerin, gizli bakışlar organize etmeleri ve çaktırmadan harama nazar etmeleridir. Ayette, bu gizli bakışların, Allah’tan gizlenemeyeceğine dair gerçeğe vurgu yapılmıştır. Burada gözlerin sahibine vurgu yapılması, haram bakışların kişinin iradesine bağlı olarak ortaya çıkması durumunda kötü olduğuna bir işaret sayılmalıdır. Bu da hadiste yer alan “kişinin iradesi dışında bir anda oluşan ilk bakışın vebali olmadığına” dair hakikate uygundur.

    İkincisi: Kalplerin gizlediği şeydir. Bu vurgu, insanların -iradelerine bağlı olarak bilerek taşıdıkları- niyetlerinden de sorumlu olduğunu göstermektedir. Bu değerlendirme, Bakara suresinin 284. ayetinde yer alan “Ey insanlar! Siz içinizdeki şeyleri açığa vursanız da, gizleseniz de, Allah sizi onlardan dolayı hesaba çeker” mealindeki ifadeyle de örtüşmektedir.
    Selam ve dua ile...Sorularla İslamiyet


  3. 12.Eylül.2013, 22:22
    2
    Moderatör



    “Ya Rab! Gizli şehvetten sana sığınırım” (İbnMâce, Zühd, 21; Suyûtî, el-Câmiu’s-sağîr, nr. 2193). Gizli şehvet nedir, kısaca açıklar mısınız?
    Bundan kurtulmak için ne yapmalıyız?
    Bu hadisin, “Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.” (Mü’min, 19) anlamındaki ayetle bir ilgisi olabilir mi?
    Ayrıca şehvet-i hafiyye’nin ne olduğunun sorulması üzerine Peygamberimizin, “Kul oruçlu olarak sabahlar. Sonra şehvetlerinden biri kendisine sunulur. Kendisi de o şehvete uyar ve orucunu bırakır (yâni bozar)” dediği şeklinde bir rivayet var mıdır?


    - Bu Hadisin tamamı şöyledir:

    “Ümmetim için en çok korktuğum şey Allah’a şirk koşmaktır. Ben bununla, onların güneşe, aya, puta tapacaklarını kastetmiyorum. Korktuğum şey, Allah’tan başkası için yapılan(Allah’ın rızasını gözetmeyen) ameller ve gizli şehvettir." (İbn Mace, Zühd, 21)

    Bazı rivayetlerde şu ilave de vardır: “Şehvet nedir?” diye sorduklarında ise, şöyle cevap verdi: “Kul oruçlu olarak sabahlar; sonra şehvetlerinden biri karşısına çıkar; o da o şehvetine uyarak orucunu bozar.” (Hâkim, el-Müstedrek, 4/366)

    Hakim’in sahih dediği bu hadis hakkında Zehebi: senette yer alan bir ravinin “metruk’u-l hadis” olduğunu söyleyerek rivayetin zayıf olduğuna işaret etmiştir. (Zehebi, Telhis-Müstedrekle birlikte-, a.y.)

    Benzer bir rivayete yer veren Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde verilen bilgiye göre, Ubade b. Samit ile Ebu’d-Derda’nin “şehvet-i hafiye-gizli şehvet” hakkındaki değerlendirmeleri, “bunun kadın ve benzeri dünyevi istek ve arzular olduğu” şeklindedir. (bk. Müsned-muessesetu’r-risale, 1421/2001, 28/363)

    Suyutî’ye göre, merfu olarak yer alan bazı rivayetlerde verilen “Oruçlu kimse”nin misali olduğuna göre, bundan başka bir yoruma geçmek doğru değildir." (İbn Mace, -Fuad Abdulbaki’nin taliki-, a.y.)

    Bununla beraber, denilebilir ki, sahabenin yaptığı değerlendirmenin, doğrudan Hz. Peygambere atfedilen değerlendirmeye aykırı bir tarafı yoktur. Orada bir örnek olarak “oruçlu bir kimsenin arzusuna uyup orucunu bozması”ndan söz edilir ki, bu da dünyevi bir şehvettir, bir arzudur.

    Bu gizli şehvet, bir riyakârlık da olabilir. Kişi namazı kılarken, birden orada bulunanlara karşı, “gizli bir gösteriş” duygusu meydana gelir, adam da buna uyar ve en az namazın sevabını kaçırır.

    - Bu hadisin, “Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.” (Mü’min, 40/19) mealindeki ayetle de pekala bir ilgi kurulabilir. Çünkü hadiste gayri meşru olan ve kişinin içinden beliriveren “gizli bir arzudan” söz edilmektedir. Bu ayette ise, iki gayri meşru davranışa dikkat çekilmiş ve onların Allah’tan gizlenmesinin mümkün olmadığına işaret edilmiştir.

    Bunlardan birincisi: İnsanın yüzünde açıktan görülen bir organ olan gözlerin, gizli bakışlar organize etmeleri ve çaktırmadan harama nazar etmeleridir. Ayette, bu gizli bakışların, Allah’tan gizlenemeyeceğine dair gerçeğe vurgu yapılmıştır. Burada gözlerin sahibine vurgu yapılması, haram bakışların kişinin iradesine bağlı olarak ortaya çıkması durumunda kötü olduğuna bir işaret sayılmalıdır. Bu da hadiste yer alan “kişinin iradesi dışında bir anda oluşan ilk bakışın vebali olmadığına” dair hakikate uygundur.

    İkincisi: Kalplerin gizlediği şeydir. Bu vurgu, insanların -iradelerine bağlı olarak bilerek taşıdıkları- niyetlerinden de sorumlu olduğunu göstermektedir. Bu değerlendirme, Bakara suresinin 284. ayetinde yer alan “Ey insanlar! Siz içinizdeki şeyleri açığa vursanız da, gizleseniz de, Allah sizi onlardan dolayı hesaba çeker” mealindeki ifadeyle de örtüşmektedir.
    Selam ve dua ile...Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder