Konusunu Oylayın.: İkindiden sonra uyuyan çocuklar, düşük zekalı mı olur?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İkindiden sonra uyuyan çocuklar, düşük zekalı mı olur?
  1. 07.Eylül.2013, 22:49
    1
    Misafir

    İkindiden sonra uyuyan çocuklar, düşük zekalı mı olur?






    İkindiden sonra uyuyan çocuklar, düşük zekalı mı olur? Mumsema İkindiden sonra uyuyan çocuklar, düşük zekalı mı olur?


  2. 07.Eylül.2013, 23:35
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,607
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: İkindiden sonra uyuyan çocuklar, düşük zekalı mı olur?




    Ben bir hadis duydum da doğruluğu ve nerde geçtiği konusunda hiç bir bilgim yok belki hadis de olmayabilir. "Çocuklarınızın düşük zekalı olmasını istiyor iseniz ikindi vaktinden sonra uyutun. " Bu tarz veya buna benzer bir hadis var mıdır? Yeni doğmuş 1 yaşını geçmiş çocukların uyku ihtiyacı biraz daha fazla, dinimizce onları ne zaman uyutmamız konusunda bir tavsiyeler var mıdır?


    Sorudaki şekliyle değil de şöyle bir hadis rivayeti vardır. Bu rivayete göre, Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurmuştur: “Kim ikindiden sonra uyur da aklına bir noksanlık arız olursa, ancak kendini kınasın.” (Keşfu’l Hafâ, Aclûnî, II, 284; Müsnedü Ebî Ya’la, VIII, 316)

    Ancak bu rivayet meşhur hadis kaynaklarında yer almamaktadır.

    Bazı adap ve nasihat kitaplarında da, ikindiden sonra uyumanın hoş bir tutum olmadığı ifade edilir. (bk. Muhammed b. Ebû Bekir, Şir’atü’l-İslâm, 502)

    İkindiden sonra uyumak İslam literatüründe mekruh görülmüştür.

    İkindi namazından sonra güneş tamamen batıncaya kadar geçen zaman dilimi, yine bir çok iş kolu için en verimli zaman dilimidir. Bu saatte uyumak rızkı da, ömrü de noksanlaştırır. Çünkü insanın günün verimini muhasebe edeceği, ölçüp tartacağı, yarınki gün için yeni plânlar yapacağı, hayat için yeni moral ve motivasyon bulacağı bu zaman diliminde uyumak insanı bütün bu neticelerden genellikle mahrum bırakır. (bk. Nursi, Lem'alar, s. 269)

    Buna göre, çocukların bu vakitte uyumamaları ve bunu alışkanlık haline getirmeleri için gayret etmekte fayda vardır. Ancak elbette bunun da istisnası olacaktır. Başka vakitlerde uyumayan veya uyutulamayan çocuklar bu vakitlerde uyuyabilir.

    Bilgi için tıklayınız:


    Alıntı
    Sabah namazından sonra ve ikindi vakti ile akşam ezanı arası uyumak (feylule, gaylule ve kaylule) sağlık açısından ve dinen sakıncalı mıdır? Sabah namazından sonra uyumamak sünnet midir?

    Kur’an-ı Kerim’de uykunun bir dinlenme ve istirahat vasıtası olduğu “Sizin için geceyi örtü, uykuyu istirahat kılan, gündüzü de dağılıp çalışma (zamanı) yapan O’dur.” (Furkan, 25/47) “Uykunuzu bir dinlenme kıldık” (Nebe, 78/9) ayetlerinde ifade edilir.

    Uyumanın mekruh olduğu vakitlerde uyanık olmak, güzel şeylerle meşgul olmak sünnettir ve sevabı vardır. Ancak bu vakitlerde uyuyan kimse bu sevaptan ve bereketten mahrum kalsa bile günah işlemiş olmaz.

    Gece dışında feylule, gaylule ve kaylule olmak üzere üç çeşit uyku vardır. (bk. Müşkilü'l-Âsâr, Tahavî, 2/13)

    Gaylule uykusu, fecirden itibaren güneş tamamen doğup kerahet vakti çıkıncaya kadar geçen sürede uyumaktır. Bu zamanda uyumak sünnete uygun düşmez. Nitekim, Beyhakî’nin rivayet ettiği bir hadiste

    “Sabah namazından sonra uyumak rızka manidir.”
    manasındaki bir ifadeye yer verilmiştir. (Beyhakî, el-âdâb, 1/276; Şarani, Levakıh-u'l-Envar, s. 295)

    Bunun manası şu olabilir: Her günkü çalışma saatlerin sabah erkenden başlar. Çünkü insan o saatlerde daha dinçtir. Günün ilk saatleri olduğundan iş bulma, alışverişte bulunma, aradığı malı bulmak daha kolaydır.

    Her günün bir rızkı var ve mukadderdir. Fakat o rızkın bir şartı da kişinin emeği ve çalışmasıdır. Çalışmanın erkenden başlamaması durumunda, rızkın bir şartı yerine gelmediği için, şartın meşrutu olan rızık da istenilen berekette olmayabilir.

    “İnsan için ancak kendi çalışmasının karşılığı vardır.” (Necm, 53/39)
    mealindeki ayette çalışıp çabalamanın önemine işaret edilmiştir.

    Bilindiği üzere, birçok iş kolunda sabahın erken saatlerinde işe başlamak rızkın bolluğuna ve berekete sebeptir. İnsanın işe motive olacağı en aktif zaman dilimi fecirden / imsak vaktinden, yani sabah namazının girmesinden sonraki zaman dilimidir. Bu dilim, uykuyla geçmemelidir. Çünkü o saatte uyumak işe geç başlamak demek olacaktır ki, bu da iş kaybı, emek kaybı, zaman kaybı, kazanç kaybı, performans kaybı gibi kazancı bereketlendiren birçok ana unsurun devre dışı kalması mânâsına gelecektir. Bereketsizliğin sebebi budur.

    Fakat öte yandan kerahet vaktinde eğer iş ve yoğunluk uyumayı gerektiriyorsa, pekâlâ uyunabilir. Meselâ gece mesaisi yapmış birisi sabah namazını kıldıktan sonra kerahet vaktinin geçmesini beklemeden uyuyabilir, ve bu sünnete aykırı düşmez. Çünkü adam günlük mesaisini yapmış, sabah namazını da kılmış, kerahet vaktinin geçmesini beklemeye artık dinî bir sebep yoktur. Burada "kerahet vakti" sadece bir zaman ismi olarak zikredilmiştir. Yoksa mutlak derecede uyku yasağı getiren bir zaman parçası olarak gelmemiştir.

    Feylule uykusunda da aynı durum söz konusudur. İkindi namazından sonra güneş tamamen batıncaya kadar geçen zaman dilimi, yine bir çok iş kolu için en verimli zaman dilimidir. Bu saatte uyumak rızkı da, ömrü de noksanlaştırır. Çünkü insanın günün verimini muhasebe edeceği, ölçüp tartacağı, yarınki gün için yeni plânlar yapacağı, hayat için yeni moral ve motivasyon bulacağı bu zaman diliminde uyumak insanı bütün bu neticelerden genellikle mahrum bırakır. (bk. Nursi, Lem'alar, s.269)

    Bir hadiste Hz. Peygamber (asm)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir: “Kim ikindiden sonra uyur da aklına bir noksanlık arız olursa, ancak kendini kınasın.”(Keşfu’l Hafâ, Aclûnî, II, 284; Müsnedü Ebî Ya’la, VIII, 316). Ancak bu, rivayet meşhur hadis kaynaklarında yer almamaktadır. Bazı adap ve mev’iza kitaplarında da, ikindiden sonra uyumanın hoş bir tutum olmadığı ifade edilir. (bk. Muhammed b. Ebû Bekir, Şir’atü’l-İslâm, 502)

    Buradaki uyku sakındırmasının da kerahet vaktine denk gelmesi ile ilgisi yoktur. Zaman dilimi bakımından sakıncalı görülmüştür. Fakat şüphesiz bunun da istisnası vardır: Meselâ, gündüz boyu aralıksız yoğun bir çalışma gösterip akşamdan sonra gecenin bir vaktine kadar yeniden yoğun bir çalışmaya girecek birisi için, eğer bu vakitte biraz boşluk söz konusu olursa, bu kişinin bu vakitte bir miktar kestirmesinde dinen bir sakınca olmaz.

    Görüldüğü gibi gaylule ve feylule uykuları kerahetle ilgili olarak değil, fakat çoğunluk için zaman dilimi olarak sakıncalı bulunmuştur.

    Kaylule uykusu olan kuşluk vaktinden öğle sonrası vakte kadar güneşin en hararetli olduğu zaman dilimi içinde yarım saat kadar uyumak ise sünnette tavsiye edilmiştir. Bu tavsiyeyi öğle öncesi giren kerahet vakti delemez. Yani kerahet vakti geldi diye sünnet olan öğle uykusunun yapılamaması söz konusu değildir. Çünkü esasen kerahet vakitlerinde sadece namaz kılma yasağı vardır. Bunun da gerekçesi hadiste açıklanmıştır. Hadisçe bunun gerekçesi, o vaktin, kâfirlerin güneşe secde ettikleri vakit oluşudur. (Müslim, Salatül Misafirin, 294)

    O halde kerahet vakitlerinden olan sabah fecirden kerahet vakti çıkıncaya kadar ve akşam gün batarken uyumanın mekruh görülmesinin, bu vakitlerin kerahet vakti olması ile ilgisi yoktur. Bunun gerekçesi, sadece insan fıtratının bu vakitlerde daha performanslı oluşu ve bu performansı negatif olarak uykuda öldürmeyip pozitif mânâda değerlendirme gereğidir. Bu durumda kaylule uykusu olan öğle uykusu, öğle öncesi kerahet vaktinde yapılabilmektedir.

    Kaylule uykusunun tavsiye edildiği saat ise, kaba kuşluktan ikindi öncesi zamana kadar geçen saattir. Bu saat kişiye ve iş yoğunluğuna göre ve kişiye özel olarak değişebilmektedir. Belirli bir saat verip itaat ehlini saatle sınırlandırmak doğru değildir.

    Demek ki, son zamanlarda gittikçe artan bereketsizliğin ve başarısızlığın bir hikmeti, hadislerde de ifade edildiği gibi Müslümanların çalışma saatlerini uyuyarak geçirmeleri olabilir. Maalesef günümüzde yaşam şartları, bazı alışkanlıklar, gelenek ve görenekler "erken uyumanın düşmanı" olarak insanın karşısına dikilmiştir. Bu düşmanları alt edip, mümkün mertebe erken yatıp, teheccüd namazına kalkmak, daha sonra güneş doğmadan önce sabah namazına dinç olarak uyanmak ve ondan sonra yatmayıp çalışmaya başlamak lazımdır. Zinde, dinç, çalışkan oluşlarına hepimizin şahit olduğu dedelerimiz ve ninelerimiz böyle yaparlardı.

    Bu güzel âdet yok olunca, sağlık da, bereket de, huzur da yok oldu.

    Aynı güzel adetleri yaşatmak, maddi ve manevi huzuru yakalamak için bir bahar çiçeği gibi açmaya çalışmalıyız... Diğer çiçekler de açılacak ve bahar gelecektir işallah...

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  3. 07.Eylül.2013, 23:35
    2
    Moderatör



    Ben bir hadis duydum da doğruluğu ve nerde geçtiği konusunda hiç bir bilgim yok belki hadis de olmayabilir. "Çocuklarınızın düşük zekalı olmasını istiyor iseniz ikindi vaktinden sonra uyutun. " Bu tarz veya buna benzer bir hadis var mıdır? Yeni doğmuş 1 yaşını geçmiş çocukların uyku ihtiyacı biraz daha fazla, dinimizce onları ne zaman uyutmamız konusunda bir tavsiyeler var mıdır?


    Sorudaki şekliyle değil de şöyle bir hadis rivayeti vardır. Bu rivayete göre, Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurmuştur: “Kim ikindiden sonra uyur da aklına bir noksanlık arız olursa, ancak kendini kınasın.” (Keşfu’l Hafâ, Aclûnî, II, 284; Müsnedü Ebî Ya’la, VIII, 316)

    Ancak bu rivayet meşhur hadis kaynaklarında yer almamaktadır.

    Bazı adap ve nasihat kitaplarında da, ikindiden sonra uyumanın hoş bir tutum olmadığı ifade edilir. (bk. Muhammed b. Ebû Bekir, Şir’atü’l-İslâm, 502)

    İkindiden sonra uyumak İslam literatüründe mekruh görülmüştür.

    İkindi namazından sonra güneş tamamen batıncaya kadar geçen zaman dilimi, yine bir çok iş kolu için en verimli zaman dilimidir. Bu saatte uyumak rızkı da, ömrü de noksanlaştırır. Çünkü insanın günün verimini muhasebe edeceği, ölçüp tartacağı, yarınki gün için yeni plânlar yapacağı, hayat için yeni moral ve motivasyon bulacağı bu zaman diliminde uyumak insanı bütün bu neticelerden genellikle mahrum bırakır. (bk. Nursi, Lem'alar, s. 269)

    Buna göre, çocukların bu vakitte uyumamaları ve bunu alışkanlık haline getirmeleri için gayret etmekte fayda vardır. Ancak elbette bunun da istisnası olacaktır. Başka vakitlerde uyumayan veya uyutulamayan çocuklar bu vakitlerde uyuyabilir.

    Bilgi için tıklayınız:


    Alıntı
    Sabah namazından sonra ve ikindi vakti ile akşam ezanı arası uyumak (feylule, gaylule ve kaylule) sağlık açısından ve dinen sakıncalı mıdır? Sabah namazından sonra uyumamak sünnet midir?

    Kur’an-ı Kerim’de uykunun bir dinlenme ve istirahat vasıtası olduğu “Sizin için geceyi örtü, uykuyu istirahat kılan, gündüzü de dağılıp çalışma (zamanı) yapan O’dur.” (Furkan, 25/47) “Uykunuzu bir dinlenme kıldık” (Nebe, 78/9) ayetlerinde ifade edilir.

    Uyumanın mekruh olduğu vakitlerde uyanık olmak, güzel şeylerle meşgul olmak sünnettir ve sevabı vardır. Ancak bu vakitlerde uyuyan kimse bu sevaptan ve bereketten mahrum kalsa bile günah işlemiş olmaz.

    Gece dışında feylule, gaylule ve kaylule olmak üzere üç çeşit uyku vardır. (bk. Müşkilü'l-Âsâr, Tahavî, 2/13)

    Gaylule uykusu, fecirden itibaren güneş tamamen doğup kerahet vakti çıkıncaya kadar geçen sürede uyumaktır. Bu zamanda uyumak sünnete uygun düşmez. Nitekim, Beyhakî’nin rivayet ettiği bir hadiste

    “Sabah namazından sonra uyumak rızka manidir.”
    manasındaki bir ifadeye yer verilmiştir. (Beyhakî, el-âdâb, 1/276; Şarani, Levakıh-u'l-Envar, s. 295)

    Bunun manası şu olabilir: Her günkü çalışma saatlerin sabah erkenden başlar. Çünkü insan o saatlerde daha dinçtir. Günün ilk saatleri olduğundan iş bulma, alışverişte bulunma, aradığı malı bulmak daha kolaydır.

    Her günün bir rızkı var ve mukadderdir. Fakat o rızkın bir şartı da kişinin emeği ve çalışmasıdır. Çalışmanın erkenden başlamaması durumunda, rızkın bir şartı yerine gelmediği için, şartın meşrutu olan rızık da istenilen berekette olmayabilir.

    “İnsan için ancak kendi çalışmasının karşılığı vardır.” (Necm, 53/39)
    mealindeki ayette çalışıp çabalamanın önemine işaret edilmiştir.

    Bilindiği üzere, birçok iş kolunda sabahın erken saatlerinde işe başlamak rızkın bolluğuna ve berekete sebeptir. İnsanın işe motive olacağı en aktif zaman dilimi fecirden / imsak vaktinden, yani sabah namazının girmesinden sonraki zaman dilimidir. Bu dilim, uykuyla geçmemelidir. Çünkü o saatte uyumak işe geç başlamak demek olacaktır ki, bu da iş kaybı, emek kaybı, zaman kaybı, kazanç kaybı, performans kaybı gibi kazancı bereketlendiren birçok ana unsurun devre dışı kalması mânâsına gelecektir. Bereketsizliğin sebebi budur.

    Fakat öte yandan kerahet vaktinde eğer iş ve yoğunluk uyumayı gerektiriyorsa, pekâlâ uyunabilir. Meselâ gece mesaisi yapmış birisi sabah namazını kıldıktan sonra kerahet vaktinin geçmesini beklemeden uyuyabilir, ve bu sünnete aykırı düşmez. Çünkü adam günlük mesaisini yapmış, sabah namazını da kılmış, kerahet vaktinin geçmesini beklemeye artık dinî bir sebep yoktur. Burada "kerahet vakti" sadece bir zaman ismi olarak zikredilmiştir. Yoksa mutlak derecede uyku yasağı getiren bir zaman parçası olarak gelmemiştir.

    Feylule uykusunda da aynı durum söz konusudur. İkindi namazından sonra güneş tamamen batıncaya kadar geçen zaman dilimi, yine bir çok iş kolu için en verimli zaman dilimidir. Bu saatte uyumak rızkı da, ömrü de noksanlaştırır. Çünkü insanın günün verimini muhasebe edeceği, ölçüp tartacağı, yarınki gün için yeni plânlar yapacağı, hayat için yeni moral ve motivasyon bulacağı bu zaman diliminde uyumak insanı bütün bu neticelerden genellikle mahrum bırakır. (bk. Nursi, Lem'alar, s.269)

    Bir hadiste Hz. Peygamber (asm)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir: “Kim ikindiden sonra uyur da aklına bir noksanlık arız olursa, ancak kendini kınasın.”(Keşfu’l Hafâ, Aclûnî, II, 284; Müsnedü Ebî Ya’la, VIII, 316). Ancak bu, rivayet meşhur hadis kaynaklarında yer almamaktadır. Bazı adap ve mev’iza kitaplarında da, ikindiden sonra uyumanın hoş bir tutum olmadığı ifade edilir. (bk. Muhammed b. Ebû Bekir, Şir’atü’l-İslâm, 502)

    Buradaki uyku sakındırmasının da kerahet vaktine denk gelmesi ile ilgisi yoktur. Zaman dilimi bakımından sakıncalı görülmüştür. Fakat şüphesiz bunun da istisnası vardır: Meselâ, gündüz boyu aralıksız yoğun bir çalışma gösterip akşamdan sonra gecenin bir vaktine kadar yeniden yoğun bir çalışmaya girecek birisi için, eğer bu vakitte biraz boşluk söz konusu olursa, bu kişinin bu vakitte bir miktar kestirmesinde dinen bir sakınca olmaz.

    Görüldüğü gibi gaylule ve feylule uykuları kerahetle ilgili olarak değil, fakat çoğunluk için zaman dilimi olarak sakıncalı bulunmuştur.

    Kaylule uykusu olan kuşluk vaktinden öğle sonrası vakte kadar güneşin en hararetli olduğu zaman dilimi içinde yarım saat kadar uyumak ise sünnette tavsiye edilmiştir. Bu tavsiyeyi öğle öncesi giren kerahet vakti delemez. Yani kerahet vakti geldi diye sünnet olan öğle uykusunun yapılamaması söz konusu değildir. Çünkü esasen kerahet vakitlerinde sadece namaz kılma yasağı vardır. Bunun da gerekçesi hadiste açıklanmıştır. Hadisçe bunun gerekçesi, o vaktin, kâfirlerin güneşe secde ettikleri vakit oluşudur. (Müslim, Salatül Misafirin, 294)

    O halde kerahet vakitlerinden olan sabah fecirden kerahet vakti çıkıncaya kadar ve akşam gün batarken uyumanın mekruh görülmesinin, bu vakitlerin kerahet vakti olması ile ilgisi yoktur. Bunun gerekçesi, sadece insan fıtratının bu vakitlerde daha performanslı oluşu ve bu performansı negatif olarak uykuda öldürmeyip pozitif mânâda değerlendirme gereğidir. Bu durumda kaylule uykusu olan öğle uykusu, öğle öncesi kerahet vaktinde yapılabilmektedir.

    Kaylule uykusunun tavsiye edildiği saat ise, kaba kuşluktan ikindi öncesi zamana kadar geçen saattir. Bu saat kişiye ve iş yoğunluğuna göre ve kişiye özel olarak değişebilmektedir. Belirli bir saat verip itaat ehlini saatle sınırlandırmak doğru değildir.

    Demek ki, son zamanlarda gittikçe artan bereketsizliğin ve başarısızlığın bir hikmeti, hadislerde de ifade edildiği gibi Müslümanların çalışma saatlerini uyuyarak geçirmeleri olabilir. Maalesef günümüzde yaşam şartları, bazı alışkanlıklar, gelenek ve görenekler "erken uyumanın düşmanı" olarak insanın karşısına dikilmiştir. Bu düşmanları alt edip, mümkün mertebe erken yatıp, teheccüd namazına kalkmak, daha sonra güneş doğmadan önce sabah namazına dinç olarak uyanmak ve ondan sonra yatmayıp çalışmaya başlamak lazımdır. Zinde, dinç, çalışkan oluşlarına hepimizin şahit olduğu dedelerimiz ve ninelerimiz böyle yaparlardı.

    Bu güzel âdet yok olunca, sağlık da, bereket de, huzur da yok oldu.

    Aynı güzel adetleri yaşatmak, maddi ve manevi huzuru yakalamak için bir bahar çiçeği gibi açmaya çalışmalıyız... Diğer çiçekler de açılacak ve bahar gelecektir işallah...

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  4. 07.Eylül.2013, 23:54
    3
    karadamlalar
    Kesintili Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96809
    Mesaj Sayısı: 1,620
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: İkindiden sonra uyuyan çocuklar, düşük zekalı mı olur?

    bahsi geçen hadis çok zayıf bir hadis, bu hadise dayanıp ikindiden önce uyumayı kerih bir iş ilan etmek hatalıdır.


  5. 07.Eylül.2013, 23:54
    3
    karadamlalar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kesintili Üye
    bahsi geçen hadis çok zayıf bir hadis, bu hadise dayanıp ikindiden önce uyumayı kerih bir iş ilan etmek hatalıdır.


  6. 08.Eylül.2013, 00:05
    4
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,607
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: İkindiden sonra uyuyan çocuklar, düşük zekalı mı olur?

    Alıntı
    bahsi geçen hadis çok zayıf bir hadis, bu hadise dayanıp ikindiden önce uyumayı kerih bir iş ilan etmek hatalıdır.
    Zayıf hadisle de amel ederiz
    Kelamı kibar olsa bile çok yerinde bir sözdür/amel edilmesi yarar varır.


  7. 08.Eylül.2013, 00:05
    4
    Moderatör
    Alıntı
    bahsi geçen hadis çok zayıf bir hadis, bu hadise dayanıp ikindiden önce uyumayı kerih bir iş ilan etmek hatalıdır.
    Zayıf hadisle de amel ederiz
    Kelamı kibar olsa bile çok yerinde bir sözdür/amel edilmesi yarar varır.


  8. 08.Eylül.2013, 00:42
    5
    karadamlalar
    Kesintili Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96809
    Mesaj Sayısı: 1,620
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: İkindiden sonra uyuyan çocuklar, düşük zekalı mı olur?

    zayıf hadis herhangi bir insanın sözünden farksızdır, zann içerir yanlışlanması mümkündür yanlışlanamadığı zamanlarda da doğru ya da hoş kabul edilmesi diye bir kural yoktur, kuran ve sünnete arz edilmesi gereklidir.


  9. 08.Eylül.2013, 00:42
    5
    karadamlalar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kesintili Üye
    zayıf hadis herhangi bir insanın sözünden farksızdır, zann içerir yanlışlanması mümkündür yanlışlanamadığı zamanlarda da doğru ya da hoş kabul edilmesi diye bir kural yoktur, kuran ve sünnete arz edilmesi gereklidir.


  10. 08.Eylül.2013, 01:33
    6
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,607
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Zayıf hadislerle amel etmek

    Bu görüşün yanlış

    ______________________________________-

    Zayıf hadislerle amel etmek

    SORU: Zayıf hadislerle amel edilir mi ya da hangi durumda amel edilebilir?

    CEVAP: ‘Zayıf hadis,’ hadistir. Hadis olarak kabul edilmeyen ise ‘Mevzu hadis’tir. Bir hadise zayıf hükmü verilmesi o hadisin, hüküm gerektiren konularda delil olmayacağını gösterir. Hüküm dışındaki konularda mesela zikir, dua, ahlâk ve benzeri konularda delil olur. Ama bir farzın veya haramın tayininde kaynak olmaz. Allah’a emanet olun.
    Nureddin Yıldız Hoca


  11. 08.Eylül.2013, 01:33
    6
    Moderatör
    Bu görüşün yanlış

    ______________________________________-

    Zayıf hadislerle amel etmek

    SORU: Zayıf hadislerle amel edilir mi ya da hangi durumda amel edilebilir?

    CEVAP: ‘Zayıf hadis,’ hadistir. Hadis olarak kabul edilmeyen ise ‘Mevzu hadis’tir. Bir hadise zayıf hükmü verilmesi o hadisin, hüküm gerektiren konularda delil olmayacağını gösterir. Hüküm dışındaki konularda mesela zikir, dua, ahlâk ve benzeri konularda delil olur. Ama bir farzın veya haramın tayininde kaynak olmaz. Allah’a emanet olun.
    Nureddin Yıldız Hoca





+ Yorum Gönder