Konusunu Oylayın.: İslami düğün hikayeleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İslami düğün hikayeleri
  1. 01.Eylül.2013, 16:45
    1
    Misafir

    İslami düğün hikayeleri






    İslami düğün hikayeleri Mumsema islami düğün hikayeleri


  2. 01.Eylül.2013, 16:45
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 20.Ekim.2013, 13:42
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Islami düğün hikayeleri




    Cübbeli Hoca - Komik Düğün Hikayesi



    Hafize Aişe:
    İkinci Bölüm


    ASR-I SAADET'TE DÜĞÜN


    Uygulamaları ve sözleriyle evliliği teşvik eden Rasûlullah (s.a.v.)[26] nikâhın gizli tutulmayıp duyurulmasını, çalgı çalınıp şarkılar söylenerek kutlanmasını tavsiye etmektedir;

    "(Cinsel ilişkide) helal ile haramı birbirinden ayıran, saz (def) ve sözdür."[27]

    "Nikâhı mescidlerde kıyın, herkese duyurun ve defle kutla-ym"[28] hadisleri bunu göstermektedir.

    Hz. Aişe Ensardan bir yakınının düğününü yapar. Eve gelen Hz. Peygamber;

    — Gelini, güveyi evine gönderdiniz mi? deyince oradakiler,

    — Evet, derler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.):

    — Gelinle beraber, def çalıp şarkı söyleyecek cariyeler de gön*derdiniz mi? deyince Hz. Aişe;

    — Hayır, der. Peygamberimiz;

    — Ensarın pek çok gazelleri vardır, onlar eğlenceyi de çok se*verler. Keşke,

    Size geldik, size geldik Size selam, Bize selam Olmasaydı kızıl altınlar Görünmezdi alınlar olmasaydı siyah buğdaylar Semirmezdi vücudlar diye şarkı söyleyecek birini gönderseydiniz,"'[29] demek suretiyle düğünde bulunması gereken eğlence eksikliğine işaret eder.

    Bir Aşure günü Medine'de genç kızların def çahp şarkı söyle*diklerini göYen Halid b. Zekvân el-Medenî, bu durumu öğrenmek için ashabdan Muavviz kızı Rübeyyi'ye gider ve sorar. Rübeyyi

    — Düğünümüz sabahı RasûluUah (s.a.v.) geldi, yatağıma oturdu. Yanımda, Bedirde şehid edilen ecdadımla ilgili mersin*ler söyleyip def çalan iki cariye vardı. Şarkılarının bir yerinde "Aramızda, yarın olacağı da bilen Peygamber var" devire Rasûlullah (s.a.v.) "İşe böyle söylemeyin. Yarın ne olacağım Al*lah'tan başkası bilemez. Siz, daha önce söylediklerinize devam edin" diye cevap verir.[30]

    Sahabe ve Tabiin döneminde de düğün eğlenceleri yaygın idi Âmir b. Sa'd anlatıyor;

    Bir düğünde Karaza b. Ka'b ve Ebu Mesud cl-Ensân nin yanı*na vardım. O esnada cariyeler şarkı söylüyorlardı.

    "— Siz Rasûlullah'm (s.a.v.) ashabı ve Bedir ehlindensiniz.S-zin yanınızda böyle yapılıyor (ve siz ses çıkarmıyorsunuz)." dedi" Onlardan biri;

    "— istersen otur, bizimle beraber dinle, istersen kalk git. Dü*ğünde eğlenmek için bize izin verildi" dedi.[31] Aynı hadise ile ilgili Ebu Davut et-Tayalisî'nin (V.204/819) rivayeti konumuza daha da açıklık getirmektedir: "Bize düğünde şarkı söyleme, aşırûn kaçmaksızın ölüde ağlama konusunda (Rasûlullah tarafından izin verildi."[32]

    Enes b. Malik'in (V.93/712) naklettiğine göre Hz. Peygamber.

    bir düğünden dönmekte olan kadın ve çocukları görünce avcın

    kalkar ve onlara değer vererek şöyle der;

    "—Vallahi siz bana, insanların en sevimlisisiniz."[33]

    Yine Hz. Enes'in bildirdiğine göre Rasûlullah (s.a.v.), Medine'nin bir yerinde def çahp şarkı söyleyen bir grup genç kıza rast*lar, onlar şarkılarında;

    Biz, Neccâroğulları kızlarıyız

    Ne güzel komşumuzdur Muhammed,

    deyince Hz. Peygamber de;

    "—ALLAH biliyor ki, ben de sizi çok seviyorum", der.[34]

    Bu hadislerde de açıkça görüldüğü gibi Hz. Peygamber, nika*hın düğünle kutlanmasını, insanların, bilhassa kadınlar ve genç kızların çalgı ve şarkılarla eğlenmesini istiyor, bazan böyle yap*madıklarında onları ikaz ediyordu. Şüphesiz ki O (s.a.v.), insan denen varlığı çok iyi tanıyan beşer bir peygamber olarak biliyordu ki insanlar, eğlenmek, dinlenmek suretiyle... bu tür ihtiyaçlarını tatmin etmezlerse, ibadet, çalışma, tezekkür, tefekkür... gibi ciddi işleri yerine getirmekte zorlanırlardı. Düğün, eğlence ve benzeri faaliyetler... günlük hayatı kolaylaştıran, rahatlatan bir çeşni ol*duğundan, zaman zaman buna izin veriyor, karşı çıkanları da ikaz ediyordu. Mesela bir bayram günü, hane-i saadette cereyan eden bir olay, bunun en güzel bir örneğidir:

    Bir kurban bayramında Hz. Aişe, ensardan iki cariyeyle def çalıp şarkı söyliyerek eğlenirken eve Hz. Peygamber gelir, eğlen*celerini kesmemek için yüzünü öbür tarafa çevirerek yatar. Eğ*lence devam ederken, bu sefer eve Hz. Ebu Bekir gelir. Onların bu halini görünce, kızarak;

    — Rasûlullah'm evinde şeytan aletlerinin ne işi var? der. Az ileride yatmakta olan Rasûlullah (s.a.v.) yüzündeki örtüyü kaldı*rır ve;

    —Bırak, bu bayramdır, diyerek onlara ses çıkarmaması için Hz. Ebu Bekir'i uyarır. Biraz sonra da Hz. Aişe cariyeleri gönde-rir.[35]

    Yine böyle bir bayram günü Hz. Aişe, Habeşlilerin mescidde oynadıkları mızrak-kalkan oyununu seyreder. Olayı şöyle anlatır:

    "Ben mi Rasûlullah'a söyledim? O (s.a.v.) mu bana, seyretmek ister misin? dedi bilmiyorum, evet dedim. Beni arkasına aldı, ya*nağım yanağında idi, Habeşlilere;

    — Haydi Erfıde Oğulları, oynayın bakalım, dedi. Habeşlüe-rin oyununu usanıncaya kadar seyrettim. Rasûlullah (s.a.v.)

    — Yeter mi? dedi. Ben,

    — Evet, deyince,

    — Öyleyse içeri gir, dedi, ben de içeri girdim.[36]

    Pekçok tariki bulunan bu hadisin bazı rivayetlerinde, Hz. Peygamber; yeter mi? deyince Hz. Aişe'nin birkaç defa, acele etme diyerek seyir müddetini (eğlenceyi) uzattığı ve Rasûlullah'ın (s.a.v.) da buna izin verdiği hususu geçmektedir.[37] Yıllar sonra Hz. Aişe bu hadiseyi naklettikten sonra, "Ben de o zaman genç bir ka*dın idim. Oyun ve eğlenceye çok düşkün olan genç kızlara eğlen*meleri için fırsat verin.[38] Onlar eğlence ve oynayanları seyretmeyi çok severler. Ancak uzun bir süre seyredince buna doyar ve usa*nırlar. Bu nedenle, onlar doyuncaya kadar buna izin veriniz," [39]demek suretiyle muhtemelen Hz. Peygamberden sonra, eğlence hakkında meydana gelen yanlış değerlendirmeyi düzeltme ihtiya*cını hissetmiştir.

    Esasen eğlencenin dinen caiz olmıyacağı şeklindeki kanaat-lar ftesûlullah (s.a.v.) devrinde de vardı. Nitekim, Hz. Aişe'nin iki cariye ile yaptığı eğlenceye babası Ebu Bekir'in karşı çıkması, mescidde savaş oyunları oynayan Habeşîilere Hz. Ömer'in mani olmak istemesi[40] bunu göstermektedir. Fakat bu sahabiler, Hz, Peygamberin izni olduğunu görünce ses çıkarmamışlar ve onlar da seyre katılmışlardır.

    Asr-ı Saadet'teki bu uygulamalardan da anlaşılacağı gibi Hz. Peygamber, insanların biyolojik ve sosyal yöndeki istek ve ihtiyaç*larım çok iyi biliyor, bu arzuların, meşruiyet zemini içinde ve aşı*rılığa kaçmadan normal bir şekilde tatminine izin veriyor, hatta bazan onları buna teşvik ediyor, konuyu yeterince takdir edeme*dikleri için karşı çıkanları da ikaz ediyordu. Esasen Kur'an, insa*noğlunun oyun ve eğlenceye çok düşkün olduğunu,[41] yapısında böyle bir ihtiyacın bulunduğunu, hayatım da oyun ve eğlenceden başka bir şey olmayan bir dünyada[42] geçireceğini, esas maksadın ahirete hazırlık olmakla birlikte dünyevi zevklerden de (ki, eğlen*ce de dünyevi bir zevktir) nasibini alması gerektiğini[43] vurgula*maktadır. Hal böyle olunca, beşerî yapıya en uygun bir din olan islâm'ın insanı, eğlenme, dinlenme, şakalaşma... gibi istek ve ihti*yaçlarından mahrum bırakması zaten mümkün değildir. Ancak islâm, ne başıboş, bırakmak suretiyle arzuları azdırır, ne de, yo-ketmek, önüne duvar çekmek suretiyle bastırır, ifrat ve tefrite düşmeden, itidal noktasında ve meşru bir zeminde onları tatmin eder. [44]

    __________________________
    [26] el-Buharî, Ebu Abdullah Muhammed b. İsmail, el-Camiu's-Sahih, Nikâh 1.

    [27] -Tirmizî, Ebu İsa Muhammed b. İsa, es-Sünen, Nikâh 6; en-Nesai, Ebu Abdurrahman Ahmed b. Şuayb, es-Sünen, Nikâh 72.

    [28] İbn Mace, Ebu Abdullah Muhammed b. Yezid, es-Sünen, Nikâh 20.

    [29] Buharı, Nikâh 63; İbn Mâce, Nikâh 21.

    [30] Buharı, Nikâh 49; İbn Mâce, Nikâh 21; Tirmizî, Nikâh 6; Ebu Davud. S» leyman b. Eş'as es-Sicistani, es-Sünon, Edeb 51.

    [31] Nesaî, Nikâh 80.

    [32] Ebu Davud et-Tayalisî, Müsned, Danrl-Mn'rifc, Beyrut tsz, 169.

    [33] Buharı, Nikâh 75; İbn Haccr, Ahmed b. Ali el-Askalânî, Fethu'1-Barî Şer-Sahihi'l-Buharî, Tah: Abdulaziz b. Abdullah b. Baz. Beyrut 1410/1989 I.bs. IX-30S/309.

    [34] ibn Mace, Nikâh 21.

    [35] Buharı, Ideyn 2; Müslim, Ebu'l-Huseyn Müslim b. Haccac el-Kuşeyri, el-Camuı's-Sahib, Ideyn 16.

    [36] Buhari, Ideyn 2.

    [37] İbn Hacer, age, 11-565.

    [38] Buhari, Nikâh 114; Müsîim Ideyn 17; Nesai, Ideyn 35.

    [39] en-Nevevi, Muhyiddin Ebu Zekeriyya, el-Minhac, Mısır 1349, VI-185.

    [40] Buharı, Cihad 79; Müslim, Ideyn 22; Nesaî, Ideyn 35.

    [41] Hadid, 57-20.

    [42] En'âm, 6-32; Ankebut 29-64; Muhammed 47-36: Hadid 57-20.

    [43] Kasas, 28-77.

    [44] Yrd. Doç. Dr. Akif Köten, Bütün Yönleriyle Asr-ı Saadet’te İslam, Beyan Yayınları: 4/497-501.


  4. 20.Ekim.2013, 13:42
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Cübbeli Hoca - Komik Düğün Hikayesi



    Hafize Aişe:
    İkinci Bölüm


    ASR-I SAADET'TE DÜĞÜN


    Uygulamaları ve sözleriyle evliliği teşvik eden Rasûlullah (s.a.v.)[26] nikâhın gizli tutulmayıp duyurulmasını, çalgı çalınıp şarkılar söylenerek kutlanmasını tavsiye etmektedir;

    "(Cinsel ilişkide) helal ile haramı birbirinden ayıran, saz (def) ve sözdür."[27]

    "Nikâhı mescidlerde kıyın, herkese duyurun ve defle kutla-ym"[28] hadisleri bunu göstermektedir.

    Hz. Aişe Ensardan bir yakınının düğününü yapar. Eve gelen Hz. Peygamber;

    — Gelini, güveyi evine gönderdiniz mi? deyince oradakiler,

    — Evet, derler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.):

    — Gelinle beraber, def çalıp şarkı söyleyecek cariyeler de gön*derdiniz mi? deyince Hz. Aişe;

    — Hayır, der. Peygamberimiz;

    — Ensarın pek çok gazelleri vardır, onlar eğlenceyi de çok se*verler. Keşke,

    Size geldik, size geldik Size selam, Bize selam Olmasaydı kızıl altınlar Görünmezdi alınlar olmasaydı siyah buğdaylar Semirmezdi vücudlar diye şarkı söyleyecek birini gönderseydiniz,"'[29] demek suretiyle düğünde bulunması gereken eğlence eksikliğine işaret eder.

    Bir Aşure günü Medine'de genç kızların def çahp şarkı söyle*diklerini göYen Halid b. Zekvân el-Medenî, bu durumu öğrenmek için ashabdan Muavviz kızı Rübeyyi'ye gider ve sorar. Rübeyyi

    — Düğünümüz sabahı RasûluUah (s.a.v.) geldi, yatağıma oturdu. Yanımda, Bedirde şehid edilen ecdadımla ilgili mersin*ler söyleyip def çalan iki cariye vardı. Şarkılarının bir yerinde "Aramızda, yarın olacağı da bilen Peygamber var" devire Rasûlullah (s.a.v.) "İşe böyle söylemeyin. Yarın ne olacağım Al*lah'tan başkası bilemez. Siz, daha önce söylediklerinize devam edin" diye cevap verir.[30]

    Sahabe ve Tabiin döneminde de düğün eğlenceleri yaygın idi Âmir b. Sa'd anlatıyor;

    Bir düğünde Karaza b. Ka'b ve Ebu Mesud cl-Ensân nin yanı*na vardım. O esnada cariyeler şarkı söylüyorlardı.

    "— Siz Rasûlullah'm (s.a.v.) ashabı ve Bedir ehlindensiniz.S-zin yanınızda böyle yapılıyor (ve siz ses çıkarmıyorsunuz)." dedi" Onlardan biri;

    "— istersen otur, bizimle beraber dinle, istersen kalk git. Dü*ğünde eğlenmek için bize izin verildi" dedi.[31] Aynı hadise ile ilgili Ebu Davut et-Tayalisî'nin (V.204/819) rivayeti konumuza daha da açıklık getirmektedir: "Bize düğünde şarkı söyleme, aşırûn kaçmaksızın ölüde ağlama konusunda (Rasûlullah tarafından izin verildi."[32]

    Enes b. Malik'in (V.93/712) naklettiğine göre Hz. Peygamber.

    bir düğünden dönmekte olan kadın ve çocukları görünce avcın

    kalkar ve onlara değer vererek şöyle der;

    "—Vallahi siz bana, insanların en sevimlisisiniz."[33]

    Yine Hz. Enes'in bildirdiğine göre Rasûlullah (s.a.v.), Medine'nin bir yerinde def çahp şarkı söyleyen bir grup genç kıza rast*lar, onlar şarkılarında;

    Biz, Neccâroğulları kızlarıyız

    Ne güzel komşumuzdur Muhammed,

    deyince Hz. Peygamber de;

    "—ALLAH biliyor ki, ben de sizi çok seviyorum", der.[34]

    Bu hadislerde de açıkça görüldüğü gibi Hz. Peygamber, nika*hın düğünle kutlanmasını, insanların, bilhassa kadınlar ve genç kızların çalgı ve şarkılarla eğlenmesini istiyor, bazan böyle yap*madıklarında onları ikaz ediyordu. Şüphesiz ki O (s.a.v.), insan denen varlığı çok iyi tanıyan beşer bir peygamber olarak biliyordu ki insanlar, eğlenmek, dinlenmek suretiyle... bu tür ihtiyaçlarını tatmin etmezlerse, ibadet, çalışma, tezekkür, tefekkür... gibi ciddi işleri yerine getirmekte zorlanırlardı. Düğün, eğlence ve benzeri faaliyetler... günlük hayatı kolaylaştıran, rahatlatan bir çeşni ol*duğundan, zaman zaman buna izin veriyor, karşı çıkanları da ikaz ediyordu. Mesela bir bayram günü, hane-i saadette cereyan eden bir olay, bunun en güzel bir örneğidir:

    Bir kurban bayramında Hz. Aişe, ensardan iki cariyeyle def çalıp şarkı söyliyerek eğlenirken eve Hz. Peygamber gelir, eğlen*celerini kesmemek için yüzünü öbür tarafa çevirerek yatar. Eğ*lence devam ederken, bu sefer eve Hz. Ebu Bekir gelir. Onların bu halini görünce, kızarak;

    — Rasûlullah'm evinde şeytan aletlerinin ne işi var? der. Az ileride yatmakta olan Rasûlullah (s.a.v.) yüzündeki örtüyü kaldı*rır ve;

    —Bırak, bu bayramdır, diyerek onlara ses çıkarmaması için Hz. Ebu Bekir'i uyarır. Biraz sonra da Hz. Aişe cariyeleri gönde-rir.[35]

    Yine böyle bir bayram günü Hz. Aişe, Habeşlilerin mescidde oynadıkları mızrak-kalkan oyununu seyreder. Olayı şöyle anlatır:

    "Ben mi Rasûlullah'a söyledim? O (s.a.v.) mu bana, seyretmek ister misin? dedi bilmiyorum, evet dedim. Beni arkasına aldı, ya*nağım yanağında idi, Habeşlilere;

    — Haydi Erfıde Oğulları, oynayın bakalım, dedi. Habeşlüe-rin oyununu usanıncaya kadar seyrettim. Rasûlullah (s.a.v.)

    — Yeter mi? dedi. Ben,

    — Evet, deyince,

    — Öyleyse içeri gir, dedi, ben de içeri girdim.[36]

    Pekçok tariki bulunan bu hadisin bazı rivayetlerinde, Hz. Peygamber; yeter mi? deyince Hz. Aişe'nin birkaç defa, acele etme diyerek seyir müddetini (eğlenceyi) uzattığı ve Rasûlullah'ın (s.a.v.) da buna izin verdiği hususu geçmektedir.[37] Yıllar sonra Hz. Aişe bu hadiseyi naklettikten sonra, "Ben de o zaman genç bir ka*dın idim. Oyun ve eğlenceye çok düşkün olan genç kızlara eğlen*meleri için fırsat verin.[38] Onlar eğlence ve oynayanları seyretmeyi çok severler. Ancak uzun bir süre seyredince buna doyar ve usa*nırlar. Bu nedenle, onlar doyuncaya kadar buna izin veriniz," [39]demek suretiyle muhtemelen Hz. Peygamberden sonra, eğlence hakkında meydana gelen yanlış değerlendirmeyi düzeltme ihtiya*cını hissetmiştir.

    Esasen eğlencenin dinen caiz olmıyacağı şeklindeki kanaat-lar ftesûlullah (s.a.v.) devrinde de vardı. Nitekim, Hz. Aişe'nin iki cariye ile yaptığı eğlenceye babası Ebu Bekir'in karşı çıkması, mescidde savaş oyunları oynayan Habeşîilere Hz. Ömer'in mani olmak istemesi[40] bunu göstermektedir. Fakat bu sahabiler, Hz, Peygamberin izni olduğunu görünce ses çıkarmamışlar ve onlar da seyre katılmışlardır.

    Asr-ı Saadet'teki bu uygulamalardan da anlaşılacağı gibi Hz. Peygamber, insanların biyolojik ve sosyal yöndeki istek ve ihtiyaç*larım çok iyi biliyor, bu arzuların, meşruiyet zemini içinde ve aşı*rılığa kaçmadan normal bir şekilde tatminine izin veriyor, hatta bazan onları buna teşvik ediyor, konuyu yeterince takdir edeme*dikleri için karşı çıkanları da ikaz ediyordu. Esasen Kur'an, insa*noğlunun oyun ve eğlenceye çok düşkün olduğunu,[41] yapısında böyle bir ihtiyacın bulunduğunu, hayatım da oyun ve eğlenceden başka bir şey olmayan bir dünyada[42] geçireceğini, esas maksadın ahirete hazırlık olmakla birlikte dünyevi zevklerden de (ki, eğlen*ce de dünyevi bir zevktir) nasibini alması gerektiğini[43] vurgula*maktadır. Hal böyle olunca, beşerî yapıya en uygun bir din olan islâm'ın insanı, eğlenme, dinlenme, şakalaşma... gibi istek ve ihti*yaçlarından mahrum bırakması zaten mümkün değildir. Ancak islâm, ne başıboş, bırakmak suretiyle arzuları azdırır, ne de, yo-ketmek, önüne duvar çekmek suretiyle bastırır, ifrat ve tefrite düşmeden, itidal noktasında ve meşru bir zeminde onları tatmin eder. [44]

    __________________________
    [26] el-Buharî, Ebu Abdullah Muhammed b. İsmail, el-Camiu's-Sahih, Nikâh 1.

    [27] -Tirmizî, Ebu İsa Muhammed b. İsa, es-Sünen, Nikâh 6; en-Nesai, Ebu Abdurrahman Ahmed b. Şuayb, es-Sünen, Nikâh 72.

    [28] İbn Mace, Ebu Abdullah Muhammed b. Yezid, es-Sünen, Nikâh 20.

    [29] Buharı, Nikâh 63; İbn Mâce, Nikâh 21.

    [30] Buharı, Nikâh 49; İbn Mâce, Nikâh 21; Tirmizî, Nikâh 6; Ebu Davud. S» leyman b. Eş'as es-Sicistani, es-Sünon, Edeb 51.

    [31] Nesaî, Nikâh 80.

    [32] Ebu Davud et-Tayalisî, Müsned, Danrl-Mn'rifc, Beyrut tsz, 169.

    [33] Buharı, Nikâh 75; İbn Haccr, Ahmed b. Ali el-Askalânî, Fethu'1-Barî Şer-Sahihi'l-Buharî, Tah: Abdulaziz b. Abdullah b. Baz. Beyrut 1410/1989 I.bs. IX-30S/309.

    [34] ibn Mace, Nikâh 21.

    [35] Buharı, Ideyn 2; Müslim, Ebu'l-Huseyn Müslim b. Haccac el-Kuşeyri, el-Camuı's-Sahib, Ideyn 16.

    [36] Buhari, Ideyn 2.

    [37] İbn Hacer, age, 11-565.

    [38] Buhari, Nikâh 114; Müsîim Ideyn 17; Nesai, Ideyn 35.

    [39] en-Nevevi, Muhyiddin Ebu Zekeriyya, el-Minhac, Mısır 1349, VI-185.

    [40] Buharı, Cihad 79; Müslim, Ideyn 22; Nesaî, Ideyn 35.

    [41] Hadid, 57-20.

    [42] En'âm, 6-32; Ankebut 29-64; Muhammed 47-36: Hadid 57-20.

    [43] Kasas, 28-77.

    [44] Yrd. Doç. Dr. Akif Köten, Bütün Yönleriyle Asr-ı Saadet’te İslam, Beyan Yayınları: 4/497-501.


  5. 02.Kasım.2013, 12:18
    3
    Misafir

    Cevap: Islami düğün hikayeleri

    Güzel bir paylaşım çok faydalı Allah razı olsun


  6. 02.Kasım.2013, 12:18
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Güzel bir paylaşım çok faydalı Allah razı olsun





+ Yorum Gönder