+ Yorum Gönder
Soru ve Cevaplar ve Misafir Soruları Kategorisinden Ruh neden sıkılır? Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. Misafir

  2. Üstad
    Devamlı Üye

    Cevap: Ruh neden sıkılır?


    Reklam



    Cevap: Ruh neden sıkılır?

    ruhun daralması nedir?

    muhtelif sebeblerinden biriside ebed için yaratılan kalb ve ruhun fena ve faniler ile tatmin olmamasıdır.

    İKİNCİ İKAZ: Ey şikem-perver nefsim!

    Acaba: Hergün hergün ekmek yersin, su içersin, havayı teneffüs edersin; sana onlar usanç veriyor mu! Mâdem vermiyor; çünki, ihtiyâc tekerrür ettiğinden, usanç değil belki telezzüz ediyorsun.

    Öyle ise: Hâne-i cismimde senin arkadaşların olan kalbimin gıdası, ruhumun âb-ı hayâtı ve lâtife-i Rabbâniyyemin havâ-yı nesimini cezb ve celbeden namaz dahi, seni usandırmamak gerektir.

    Evet, nihayetsiz teessürat ve elemlere maruz ve mübtelâ ve nihayetsiz telezzüzâta ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti; herşeye kadir bir Rahîm-i Kerîm’in kapısını niyaz ile çalmakla elde edilebilir.

    Evet, şu fâni dünyada kemâl-i sür’atle vaveylâ-yı firakı koparan giden ekser mevcûdâtla alâkadar bir ruhun âb-ı hayâtı ise; herşeye bedel bir Mâbûd-u Bâki’nin, bir Mahbûb-u Sermedî’nin çeşme-i rahmetine namaz ile teveccüh etmekle içilebilir.

    Evet fıtraten ebediyyeti isteyen ve ebed için halkolunan ve ezelî ve ebedî bir Zâtın âyinesi olan ve nihayetsiz derecede nazik ve letafetli bulunan zîşuur bir sırr-ı insânî, zînur bir lâtife-i Rabbâniyye; şu kasavetli, ezici ve sıkıntılı, geçici ve zulümatlı ve boğucu olan ahvâl-i dünyeviyye içinde, elbette teneffüse pek çok muhtaçtır ve ancak namazın penceresiyle nefes alabilir.

    21.sözden


    BEŞİNCI NÜKTE: İnsan fıtraten gâyet zaîftir.
    Halbuki her şey ona ilişir, onu müteessir ve müteellim eder.
    Hem gâyet âcizdir.
    Halbuki belâları ve düşmanları pek çoktur.
    Hem gâyet fâkirdir.
    Halbuki ihtiyâcâtı pek ziyadedir.
    Hem tenbel ve iktidarsızdır.
    Halbuki hayatın tekâlifi gâyet ağırdır.
    Hem insâniyet onu kâinatla alâkadar etmiştir.
    Halbuki sevdiği, ünsiyet ettiği şeylerin zevâl ve firakı, mütemadiyen onu incitiyor.
    Hem akıl ona yüksek maksadlar ve bâki meyveler gösteriyor.
    Halbuki eli kısa, ömrü kısa, iktidarı kısa, sabrı kısadır.

    İşte bu vaziyette bir ruh, fecir zamanında bir Kadir-i Zülcelâl'in, bir Rahîm-i Zülcemal'in dergâhına niyaz ile namaz ile müracaat edip arz-ı hâl etmek, tevfik ve meded istemek ne kadar elzem ve peşindeki gündüz âleminde başına gelecek, beline yüklenecek işleri, vazifeleri tahammül için ne kadar lüzumlu bir nokta-yi istinad olduğu bedâheten anlaşılır.

    dokuzuncu söz

    Evet vasıta-yi rızk-ı helâl, iktidar ve ihtiyar ile olmadığını; belki, acz ve za'f ile olduğunu anlamak için balıklar ile tilkileri, yavrular ile canavarları, ağaçlar ile hayvanları muvazene etmek kâfidir.
    Demek derd-i maişet için namazını terkeden, o nefere benzer ki: Tâlimi ve siperini bırakıp, çarşıda dilencilik eder.
    Fakat namazını kıldıktan sonra cenab-ı Rezzak-ı Kerim'in matbaha-yi rahmetinden tayinatını aramak, başkalara bâr olmamak için bizzat gitmek; güzeldir, mertliktir, o dahi bir ibâdettir.
    Hem insan ibâdet için halk olunduğunu, fıtratı ve cihazat-ı mâneviyesi gösteriyor.
    Zira hayat-ı dünyeviyesine lazım olan

    amel ve iktidar cihetinde en ednâ bir serçe kuşuna yetişmez.
    Fakat Hayat-ı mâneviye ve uhreviyesine lâzım olan ilim ve iftikar ile tazarru ve ibâdet cihetinde hayvanâtın sultanı ve kumandanı hükmündedir.

    Demek ey nefsim! Eğer hayat-ı dünyeviyeyi gaye-i maksad yapsan ve ona daim çalışsan, en edna bir serçe kuşunun bir neferi hükmünde olursun.

    Eğer hayat-ı uhreviyeyi gaye-i maksad yapsan ve şu hayatı dahi ona vesile ve mezraa etsen ve ona göre çalışsan; o vakit hayvanâtın büyük bir kumandanı hükmünde ve şu dünyada Cenâb-ı Hakk'ın nazlı ve niyazdar bir abdi, mükerrem ve muhterem bir misafiri olursun.

    İşte sana iki yol, istediğini İntihap edilirsin. Hidâyet ve tevfikı Erhamürrâhimîn'den iste...

    beşinci söz


+ Yorum Gönder