Konusunu Oylayın.: Kınama ile ilgili hadisler

5 üzerinden 3.00 | Toplam : 4 kişi
Kınama ile ilgili hadisler
  1. 28.Ağustos.2013, 18:07
    1
    Misafir

    Kınama ile ilgili hadisler






    Kınama ile ilgili hadisler Mumsema Kınama ile ilgili hadis hangisidir? Kınama hakkında hadisi şerif örnekleri paylaşabilir misiniz ?


  2. 28.Ağustos.2013, 18:07
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Kınama ile ilgili hadis hangisidir? Kınama hakkında hadisi şerif örnekleri paylaşabilir misiniz ?


    Benzer Konular

    - Kınama nedir? Kınama ile ilgili soru

    - Kuranda kınama ayetleri

    - Kınama ile ilgili sözler

    - Kınama ile ilgili ayetler

    - Kınama (FİLİSTİN)

  3. 24.Eylül.2013, 15:35
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Kınama ile ilgili hadisler




    Hz.Abdullah İbnu Ömer anlatıyor
    * Bir gün Resûlullah minbere çıkıp yüksek sesiyle şöyle nidâ etti
    Ey diliyle müslüman olupda kalbine iman nüfuz etmemiş olan münafıklar. Müslümanlara eza vermeyin, onları kınamayın, kusurlarını araştırmayın. Zira, kim müslüman kardeşinin kusurunu araştırırsa, ALLAH da kendisinin kusurlarını araştırır. ALLAH kimin kusurunu araştırırsa, onu, evinin içinde insanlardan gizli bile olsa rüsvay eder *




    Maalesef ki bu hadisler çoğumuzun,çeşitli kereler doğruluğunu tecrübe ettiği hadislerden.Maalesef,çünkü bu tecrübeler bizim ‘kınayan’ olduğumuzu gösteriyor.


    Nasıl anlamalıyız bu hadisleri?Neden kişi kınadığını yaşamadan ölmez?Bazıları hadisin birinde yer alan ‘günah işleyip de tevbe eden kimseyi’ sözünü baz alarak,hadiste-günah işeyip tevbe edeni kınama-diyor şeklinde meşrulaştırmaya çalışır kınamayı.Bu noktada şu olayı hatırlamakta fayda var:


    Usame (r.a) savaşta “La ilahe illALLAH Muhammed Rasulullah” diyen kâfiri vurduktan sonra bunu Efendimiz(sav)e bildirdi. Rasulullah (SAV) ona kızdı. Usame, “Korkudan bunu söyledi, ya Rasulullah” deyince, Rasulullah (SAV), “Onun kalbini açıp ona baktın mı?” demiştir

    Hadiste tevbe edenleri kastediyor derken,acaba biz kalplerini açıp baktık mı kınadıklarımızın da tevbe etmediklerini ön kabul olarak alıyoruz?

    Efendimiz(sav) nedamet(pişmanlık) tevbedir buyurmuştur.Izdırap ve sızıdır tevbe.Kınarken birini günahından,eksiğinden dolayı bunu düşünüyor muyuz?Bir sızı ise tevbe,içinde pişmanlığını duymak kadar anlık bir şeyse nerden bilebiliriz kınadığımız insanın tevbe edip etmediğini?Elbette bilemeyiz.


    Rabbimiz’in merhameti,afv ediciliği idrakimizin alamayacağı kadar öylesine geniştir ki,Kitab’ımız bunun örneği ayetlerle doludur:


    Kim kötülük işler veya nefsine zulmedip sonra ALLAH’tan bağışlanma dilerse ALLAH’ı bağışlayıcı ve merhamet edici olarak bulur. (Nisa 110)



    Ancak kim işlediği zulümden sonra tevbe eder ve (davranışlarını) düzeltirse, şüphesiz ALLAH onun tevbesini kabul eder. Muhakkak ALLAH bağışlayandır, esirgeyendir. (Maide 39)



    Göklerin ve yerin mülkünün ALLAH’a ait olduğunu bilmiyor musun? O, kimi dilerse azablandırır, kimi dilerse bağışlar . ALLAH, her şeye güç yetirendir (Maide 39)


    Onlar bilmiyorlar mı ki, gerçekten ALLAH kullarından tevbeleri kabul edecek ve sadakaları kullarından alacak O’dur. Şüphesiz tevbeleri kabul eden, esirgeyen O’dur. (Tevbe 104)



    Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve ALLAHın sınırlarını koruyanlar; sen (bütün) mü’minleri müjdele. (Tevbe 112)

    Ayetler böyle iken,Rabbimiz,ALLAH,bu kainatın,evrenin,üzerindeki her şeyin,bizlerin,bedenlerimizin yaratıcısı,bütün emrimize sunduğu bu nimetlerden sonra O’na yaptığımız her saygısızlığı,her şükürsüzlüğü,bunca kötü kulluğumuza rağmen pişmanlık duyup,tevbe etmemiz karşılığında afvedeceğini buyurmuşken,bizler,yani O’nun yaratmış olduğu,bedenine bile malik olamayan sıradan insanlar,nasıl bir cesaretle,yine üzerinde hiç hakkımız olmayan başka insanları kınayabiliriz?Nasıl bu cesareti buluruz kendimizde?


    Değil mi ki bizler kendi hesaplarımıza afvedilmeyi umuyoruz,biz afvedemezken daha nasıl talep ederiz bunu ALLAH’tan.


    Yine bir hadiste deniyor ki:ALLAH kimi dünyada setretmişse onu ahirette de setreder,ve bir diğer hadisiz,ALLAH’ın yeryüzündeki şahitlerisiniz.Bu hadisleri de konumuzdaki hadislerle alakalandırırsak günah esasında ALLAH’la kul arasında ne kadar saklı kalırsa,ne kadar az insan tarafından bilinirse ahirette ALLAH tarafından üzerinin örtünmesi,afedilmesi o kadar olası.Aama biz insanlar diğerlerini kınayarak;mesela bak sen falana içki içiyor,şu da zina ediyor,zaten şu da yalancının teki….şu faiz yer….diyerek şahitlik ediyoruz günahlarına.


    ALLAH kuşkusuz Rahman’dır,ancak ALLAH yerde merhametli olana gökte merhamet eder.Hakk’ın bize karşı muamelesini ölçü kabul edip,halka öyle davranmalıyız.O zaman halk içinde Hak’la beraber olur ve kurtuluruz.Merhametini umuyorsak,başkalarına kınamayla değil,şefkatle ve iyiliği emredip,kötülükten men etme çabasıyla yaklaşmalıyız.


    Kınama,içerisinde sui-zannıda barındırıyor.Oysa Müslüman hüsn-ü zan üzre olmalıdır.Gözüyle görse günahta olduğunu birinin kendinden şüphelenmelidir.Hukukta dahi ispatlanmadıkça kişinin suçsuzluğudur esas olan.Oysa biz kınayarak,içindekini bilmeden direkt olarak günahkar damgasını vuruyoruz.


  4. 24.Eylül.2013, 15:35
    2
    Editör



    Hz.Abdullah İbnu Ömer anlatıyor
    * Bir gün Resûlullah minbere çıkıp yüksek sesiyle şöyle nidâ etti
    Ey diliyle müslüman olupda kalbine iman nüfuz etmemiş olan münafıklar. Müslümanlara eza vermeyin, onları kınamayın, kusurlarını araştırmayın. Zira, kim müslüman kardeşinin kusurunu araştırırsa, ALLAH da kendisinin kusurlarını araştırır. ALLAH kimin kusurunu araştırırsa, onu, evinin içinde insanlardan gizli bile olsa rüsvay eder *




    Maalesef ki bu hadisler çoğumuzun,çeşitli kereler doğruluğunu tecrübe ettiği hadislerden.Maalesef,çünkü bu tecrübeler bizim ‘kınayan’ olduğumuzu gösteriyor.


    Nasıl anlamalıyız bu hadisleri?Neden kişi kınadığını yaşamadan ölmez?Bazıları hadisin birinde yer alan ‘günah işleyip de tevbe eden kimseyi’ sözünü baz alarak,hadiste-günah işeyip tevbe edeni kınama-diyor şeklinde meşrulaştırmaya çalışır kınamayı.Bu noktada şu olayı hatırlamakta fayda var:


    Usame (r.a) savaşta “La ilahe illALLAH Muhammed Rasulullah” diyen kâfiri vurduktan sonra bunu Efendimiz(sav)e bildirdi. Rasulullah (SAV) ona kızdı. Usame, “Korkudan bunu söyledi, ya Rasulullah” deyince, Rasulullah (SAV), “Onun kalbini açıp ona baktın mı?” demiştir

    Hadiste tevbe edenleri kastediyor derken,acaba biz kalplerini açıp baktık mı kınadıklarımızın da tevbe etmediklerini ön kabul olarak alıyoruz?

    Efendimiz(sav) nedamet(pişmanlık) tevbedir buyurmuştur.Izdırap ve sızıdır tevbe.Kınarken birini günahından,eksiğinden dolayı bunu düşünüyor muyuz?Bir sızı ise tevbe,içinde pişmanlığını duymak kadar anlık bir şeyse nerden bilebiliriz kınadığımız insanın tevbe edip etmediğini?Elbette bilemeyiz.


    Rabbimiz’in merhameti,afv ediciliği idrakimizin alamayacağı kadar öylesine geniştir ki,Kitab’ımız bunun örneği ayetlerle doludur:


    Kim kötülük işler veya nefsine zulmedip sonra ALLAH’tan bağışlanma dilerse ALLAH’ı bağışlayıcı ve merhamet edici olarak bulur. (Nisa 110)



    Ancak kim işlediği zulümden sonra tevbe eder ve (davranışlarını) düzeltirse, şüphesiz ALLAH onun tevbesini kabul eder. Muhakkak ALLAH bağışlayandır, esirgeyendir. (Maide 39)



    Göklerin ve yerin mülkünün ALLAH’a ait olduğunu bilmiyor musun? O, kimi dilerse azablandırır, kimi dilerse bağışlar . ALLAH, her şeye güç yetirendir (Maide 39)


    Onlar bilmiyorlar mı ki, gerçekten ALLAH kullarından tevbeleri kabul edecek ve sadakaları kullarından alacak O’dur. Şüphesiz tevbeleri kabul eden, esirgeyen O’dur. (Tevbe 104)



    Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve ALLAHın sınırlarını koruyanlar; sen (bütün) mü’minleri müjdele. (Tevbe 112)

    Ayetler böyle iken,Rabbimiz,ALLAH,bu kainatın,evrenin,üzerindeki her şeyin,bizlerin,bedenlerimizin yaratıcısı,bütün emrimize sunduğu bu nimetlerden sonra O’na yaptığımız her saygısızlığı,her şükürsüzlüğü,bunca kötü kulluğumuza rağmen pişmanlık duyup,tevbe etmemiz karşılığında afvedeceğini buyurmuşken,bizler,yani O’nun yaratmış olduğu,bedenine bile malik olamayan sıradan insanlar,nasıl bir cesaretle,yine üzerinde hiç hakkımız olmayan başka insanları kınayabiliriz?Nasıl bu cesareti buluruz kendimizde?


    Değil mi ki bizler kendi hesaplarımıza afvedilmeyi umuyoruz,biz afvedemezken daha nasıl talep ederiz bunu ALLAH’tan.


    Yine bir hadiste deniyor ki:ALLAH kimi dünyada setretmişse onu ahirette de setreder,ve bir diğer hadisiz,ALLAH’ın yeryüzündeki şahitlerisiniz.Bu hadisleri de konumuzdaki hadislerle alakalandırırsak günah esasında ALLAH’la kul arasında ne kadar saklı kalırsa,ne kadar az insan tarafından bilinirse ahirette ALLAH tarafından üzerinin örtünmesi,afedilmesi o kadar olası.Aama biz insanlar diğerlerini kınayarak;mesela bak sen falana içki içiyor,şu da zina ediyor,zaten şu da yalancının teki….şu faiz yer….diyerek şahitlik ediyoruz günahlarına.


    ALLAH kuşkusuz Rahman’dır,ancak ALLAH yerde merhametli olana gökte merhamet eder.Hakk’ın bize karşı muamelesini ölçü kabul edip,halka öyle davranmalıyız.O zaman halk içinde Hak’la beraber olur ve kurtuluruz.Merhametini umuyorsak,başkalarına kınamayla değil,şefkatle ve iyiliği emredip,kötülükten men etme çabasıyla yaklaşmalıyız.


    Kınama,içerisinde sui-zannıda barındırıyor.Oysa Müslüman hüsn-ü zan üzre olmalıdır.Gözüyle görse günahta olduğunu birinin kendinden şüphelenmelidir.Hukukta dahi ispatlanmadıkça kişinin suçsuzluğudur esas olan.Oysa biz kınayarak,içindekini bilmeden direkt olarak günahkar damgasını vuruyoruz.





+ Yorum Gönder