Konusunu Oylayın.: Allah isminin etimolojisi nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Allah isminin etimolojisi nedir?
  1. 27.Ağustos.2013, 01:40
    1
    Misafir

    Allah isminin etimolojisi nedir?

  2. 27.Ağustos.2013, 02:39
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,512
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Allah isminin etimolojisi nedir?




    Allah isminin etimolojisi nedir? Türemiş bir kelime midir?


    Allah isminin etimolojisi üzerinde İslam bilginleri ve Arap Dili uzmanları tarafından farklı görüşler ileri sürülmüştür. Kelimenin herhangi bir kökten türemiş olmayıp, sözlük manası taşımadığı ve gerçek mâbudun özel adını teşkil ettiği, yahut sözlükte bir anlamı olsa bile gerçek mâbuda ad olunca bu anlamı kaybettiği çoğunluk tarafından benimsenmektedir.

    Hatta bazı alimlere göre Allah, beşeriyet tarihinde her dönemdeki insanlara bu adı ilham ederek onların bu ismi kullanmalarına imkan vermiştir. (bk. Topaloğlu, Bekir, İslam Ansiklopedisi “Allah” maddesi)

    Arapça’daki “ilah” isminin, Süryanice olduğu söylenen “Laha” veya Aramice “alâha” kelimesiyle, “lahumme”nin ise İbranice’de “tanrılar” anlamına gelen “Elahim” ile ilgili olacağı üzerinde duranlar olmuştur. Şunu iyice hatırda tutmak gerekir ki, Allah lafzının, Arapça asıllı olmayıp yabancı bir dilden gelmiş (muarreb) olacağını gösteren hiçbir belirti yoktur. Bir aile teşkil eden dillerin, ortak köklere sahip olmaları tabiidir. Birçok durumda, hangisinin hangisinden aldığı gösterilemeyeceği gibi, esasen böyle bir menşe’ aramanın da pek anlamı yoktur.

    Kaldı ki, lafız benzerliğinin farklı dillerde aynı lafza aynı manaları yüklemeyi gerektirmediğinin misalleri de pek çoktur. Şu halde önemli olan o lafzın belirli bir dildeki kullanılışı ve taşıdığı anlam yüküdür. Ad ve Semud hikayelerinde ve daha önce yaşamış olan peygamberlerin dillerinde de yalnız anlamının değil, bizzat bu özel ismin dönüp dolaştığını anlıyoruz. İbranî ve Süryanî dillerinin de mutlak surette Arapça’dan daha eski bir dil olduğunu da bilmiyoruz. (Yazır, Muhammed Hamdi, Hak Dini Kur’an Dili, İstanbul, 1992, 1/ 45; Yıldırım, Suat, Kur’an’da Uluhiyyet, tsz, s. 106; er- Razî, Fahreddîn, Mefatihu’l- Gayb, Beyrut, 1990,c.1 s. 228)

    Büyük İslam alimlerinden İmam Şafii, Ebu’l- Meâlî, el- Hattâbî, el- Gazzali ve meşhur dilcilerden Halil b. Ahmet’le Sibeveyh, Allah isminin başındaki “el”in marifelik için getirilmiş lam-ı tarif olduğunu da kabul etmezler. Onlara göre bu takı kelimenin aslındandır. Bunun isbatını şöyle yapmışlardır: Eğer Allah isminin başındaki “el” lam-ı tarif olsaydı, başına direk nida harfi getirilemezdi. يالرحيم, يالرحمن diyemediğimiz gibi. Halbuki bu ismin başına direk nida edatı getirilip يَااَللهُ denmektedir. Bu söyleyişe göre “el” lam-ı tarif olmadığından başındaki hemze de, hemze-i vasıl değildir. Çok kullanıldığı için cümle ortasında bulununca -nida edatıyla kullanılışı hariç- dile kolaylık olması için, hemze-i vasıl muamelesi görmüştür. (bk. el- Kurtûbî, Muhammet, b. Ahmet, el- Cami’ li ‘Ahkâmi’l- Kur’an, Beyrut, 1985, c.1, s. 103; el- Vasitî, Muhammet Murtezâ, Tacu’l-‘Arûs, Beyrut, 1994, c.19, ELH maddesi)

    Bazı Arap Dili uzmanları الله özel isminin aslının اَلاِلَهُ olduğunu “ibadet etmek” manasına gelen اَلَهَ- يَأْلَهُ - اِلاَهَةً fiilinden türetildiğini, çok kullanılan bir kelime oluşundan dolayı ortadaki elifin tahfif için hazfedildiğini, sonra da “lâm” “lâma” idğam edilerek الله şeklini aldığını ileri sürmektedirler. Bu görüşe göre ismin başındaki “el” lam-ı tarif olup, başındaki hemzenin cümle içinde diğer hemze-i vasıllarda olduğu gibi yazılıp okunmadığı, ortada hazfedilen elif yerine kullanıldığına işaret olması için de nida harfinden sonra hemze-i katı’ gibi düşürülmeden okunduğu benimsenmiştir.

    Mesela: “قُلْ هُوَ اللهُ اَحَدٌ – De ki: O Allah birdir ayetindeki Allah ismi cümle ortasında bulunduğu için, başındaki hemze yazılıp okunmamakta; “يَا اَللهُ اغْفِرْلِي” misalinde de hemze, hemze-i katı’ gibi okunmaktadır. Çünkü bu görüşün sahiplerine göre الله isminin aslı اَلاِلَهُ olup, ortadaki elif tahfif için hazfedilince, baştaki hemze de onun yerine gelmiş gibi kabul edildiğinden, hemze-i katı’ muamelesi görmektedir. (İbn Manzur, Cemaleddin Muhammet, Lisanu’l- ‘Arab, Beyrut, 1990, ELH Maddesi; el- Vasitî, Tacu’l- ‘Arûs, ELH Maddesi; el- Kurtubî, a.g.e., 1/102; Mahmut Sâfî, İ’rabu’l- Kur’an, Beyrut, 1995, 1/21; Behcet Abdulvahit Salih, el- İrabu’l- Mufassal, Umman, 1993, 1/ 7)

    Allah isminin kökü “ilah” sözcüğü olduğundan Araplar tarafından “Hakkıyla Mabud, Hakiki ilah, Gerçek Tanrı” manalarında kullanılmıştır. Bu manalardan dolayı Allah yüce ismiyle yine Allah’tan başka hiçbir ilah ve hiçbir kimse anılmamıştır. “ هَلْ تَعْلَمُ لَهُ سَمِيًّا – Sen O’nun bir adaşı olduğunu biliyor musun? (Meryem, 19/65) ayetinde görüldüğü gibi, O’nun adaşı yoktur. Bunun için Allah isminin tesniyesi (ikili), cemisi (çoğulu) yoktur. Meşhur dillerde buna eş anlamlı bir isim de bilmiyoruz. Mesela, dilimizdeki “tanrı”, Farsça’daki “hüd┠kelimeleri, Allah ismi gibi birer özel isim değildir. Arapça’da “ilahın” çoğulu “alihe”, “rabbın” çoğulu “erbab” olduğu gibi, Farsça’da “hüdânın” çoğulu “hüdâyân” ve dilimizde tanrılar, mabudlar, ilahlar, rablar denilir. Çünkü bunlar hem gerçek, hem de gerçek olmayan ilahlar için kullanılır. Halbuki “Allah’lar” denilmemiştir ve denilemez.

    Allah isminin, Cenab-ı Hakk’ın diğer isimlerinde bulunmayan bazı özellikleri de vardır. Mesela الله kelimesindeki “elif”i kaldırsak geriye لله kalır. Bunun manası “Allah’a mahsustur.” demektir. وَللهِ خَزَائِنُ السَّمَاوَاتِ وَالأرْضِ “Göklerin ve yerin hazineleri ancak Allah’a aittir." (Münafikûn, 63/7) ayetinde olduğu gibi. Eğer لله lafzından birinci “lâm” harfini kaldırırsak, geriye لَهُ lafzı kalır. “O’nun” yani Allah’ın veya “O’na” yani Allah’a manasını taşır. لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ “Mülk O’nundur, hamd O’nadır.” (Teğabün, 64/7) ayetinde görüldüğü gibi. Eğer لَهُ lafzından “lâm” harfini kaldıracak olursak geriye هُوَ kalır ki, bu da Cenab-ı Hakk’a delalet eder. هُوَ الْحَيُّ لاَاِلَهَ اِلاَّ هُوَ “O, hayat sahibidir, O’ndan başka ilah yoktur.” (Mü’min 40/65) ayetinde görüldüğü gibi. هو lafzındaki “vav” harfi , tesniye ve cemi yapılınca düşer. “Vav” zaittir. Nitekim tesniyesinde هما, cemisinde هم deriz.

    Bu da göstermektedir ki bu özellik Cenab-ı Hakk’ın isimleri içinde sadece “Allah” isminde bulunur. (bk. Selahattin Yılmaz, Arapça’da Allah (الله) İsminin Etimolojisi ve O’nunla Yapılan Deyimlerin Filolojik Yapısı, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi Cilt: VII / 2, s. 201-207, Aralık-2003-Sivas)
    Selam ve dua ile...Sorularla İslamiyet


  3. 27.Ağustos.2013, 02:39
    2
    Üye



    Allah isminin etimolojisi nedir? Türemiş bir kelime midir?


    Allah isminin etimolojisi üzerinde İslam bilginleri ve Arap Dili uzmanları tarafından farklı görüşler ileri sürülmüştür. Kelimenin herhangi bir kökten türemiş olmayıp, sözlük manası taşımadığı ve gerçek mâbudun özel adını teşkil ettiği, yahut sözlükte bir anlamı olsa bile gerçek mâbuda ad olunca bu anlamı kaybettiği çoğunluk tarafından benimsenmektedir.

    Hatta bazı alimlere göre Allah, beşeriyet tarihinde her dönemdeki insanlara bu adı ilham ederek onların bu ismi kullanmalarına imkan vermiştir. (bk. Topaloğlu, Bekir, İslam Ansiklopedisi “Allah” maddesi)

    Arapça’daki “ilah” isminin, Süryanice olduğu söylenen “Laha” veya Aramice “alâha” kelimesiyle, “lahumme”nin ise İbranice’de “tanrılar” anlamına gelen “Elahim” ile ilgili olacağı üzerinde duranlar olmuştur. Şunu iyice hatırda tutmak gerekir ki, Allah lafzının, Arapça asıllı olmayıp yabancı bir dilden gelmiş (muarreb) olacağını gösteren hiçbir belirti yoktur. Bir aile teşkil eden dillerin, ortak köklere sahip olmaları tabiidir. Birçok durumda, hangisinin hangisinden aldığı gösterilemeyeceği gibi, esasen böyle bir menşe’ aramanın da pek anlamı yoktur.

    Kaldı ki, lafız benzerliğinin farklı dillerde aynı lafza aynı manaları yüklemeyi gerektirmediğinin misalleri de pek çoktur. Şu halde önemli olan o lafzın belirli bir dildeki kullanılışı ve taşıdığı anlam yüküdür. Ad ve Semud hikayelerinde ve daha önce yaşamış olan peygamberlerin dillerinde de yalnız anlamının değil, bizzat bu özel ismin dönüp dolaştığını anlıyoruz. İbranî ve Süryanî dillerinin de mutlak surette Arapça’dan daha eski bir dil olduğunu da bilmiyoruz. (Yazır, Muhammed Hamdi, Hak Dini Kur’an Dili, İstanbul, 1992, 1/ 45; Yıldırım, Suat, Kur’an’da Uluhiyyet, tsz, s. 106; er- Razî, Fahreddîn, Mefatihu’l- Gayb, Beyrut, 1990,c.1 s. 228)

    Büyük İslam alimlerinden İmam Şafii, Ebu’l- Meâlî, el- Hattâbî, el- Gazzali ve meşhur dilcilerden Halil b. Ahmet’le Sibeveyh, Allah isminin başındaki “el”in marifelik için getirilmiş lam-ı tarif olduğunu da kabul etmezler. Onlara göre bu takı kelimenin aslındandır. Bunun isbatını şöyle yapmışlardır: Eğer Allah isminin başındaki “el” lam-ı tarif olsaydı, başına direk nida harfi getirilemezdi. يالرحيم, يالرحمن diyemediğimiz gibi. Halbuki bu ismin başına direk nida edatı getirilip يَااَللهُ denmektedir. Bu söyleyişe göre “el” lam-ı tarif olmadığından başındaki hemze de, hemze-i vasıl değildir. Çok kullanıldığı için cümle ortasında bulununca -nida edatıyla kullanılışı hariç- dile kolaylık olması için, hemze-i vasıl muamelesi görmüştür. (bk. el- Kurtûbî, Muhammet, b. Ahmet, el- Cami’ li ‘Ahkâmi’l- Kur’an, Beyrut, 1985, c.1, s. 103; el- Vasitî, Muhammet Murtezâ, Tacu’l-‘Arûs, Beyrut, 1994, c.19, ELH maddesi)

    Bazı Arap Dili uzmanları الله özel isminin aslının اَلاِلَهُ olduğunu “ibadet etmek” manasına gelen اَلَهَ- يَأْلَهُ - اِلاَهَةً fiilinden türetildiğini, çok kullanılan bir kelime oluşundan dolayı ortadaki elifin tahfif için hazfedildiğini, sonra da “lâm” “lâma” idğam edilerek الله şeklini aldığını ileri sürmektedirler. Bu görüşe göre ismin başındaki “el” lam-ı tarif olup, başındaki hemzenin cümle içinde diğer hemze-i vasıllarda olduğu gibi yazılıp okunmadığı, ortada hazfedilen elif yerine kullanıldığına işaret olması için de nida harfinden sonra hemze-i katı’ gibi düşürülmeden okunduğu benimsenmiştir.

    Mesela: “قُلْ هُوَ اللهُ اَحَدٌ – De ki: O Allah birdir ayetindeki Allah ismi cümle ortasında bulunduğu için, başındaki hemze yazılıp okunmamakta; “يَا اَللهُ اغْفِرْلِي” misalinde de hemze, hemze-i katı’ gibi okunmaktadır. Çünkü bu görüşün sahiplerine göre الله isminin aslı اَلاِلَهُ olup, ortadaki elif tahfif için hazfedilince, baştaki hemze de onun yerine gelmiş gibi kabul edildiğinden, hemze-i katı’ muamelesi görmektedir. (İbn Manzur, Cemaleddin Muhammet, Lisanu’l- ‘Arab, Beyrut, 1990, ELH Maddesi; el- Vasitî, Tacu’l- ‘Arûs, ELH Maddesi; el- Kurtubî, a.g.e., 1/102; Mahmut Sâfî, İ’rabu’l- Kur’an, Beyrut, 1995, 1/21; Behcet Abdulvahit Salih, el- İrabu’l- Mufassal, Umman, 1993, 1/ 7)

    Allah isminin kökü “ilah” sözcüğü olduğundan Araplar tarafından “Hakkıyla Mabud, Hakiki ilah, Gerçek Tanrı” manalarında kullanılmıştır. Bu manalardan dolayı Allah yüce ismiyle yine Allah’tan başka hiçbir ilah ve hiçbir kimse anılmamıştır. “ هَلْ تَعْلَمُ لَهُ سَمِيًّا – Sen O’nun bir adaşı olduğunu biliyor musun? (Meryem, 19/65) ayetinde görüldüğü gibi, O’nun adaşı yoktur. Bunun için Allah isminin tesniyesi (ikili), cemisi (çoğulu) yoktur. Meşhur dillerde buna eş anlamlı bir isim de bilmiyoruz. Mesela, dilimizdeki “tanrı”, Farsça’daki “hüd┠kelimeleri, Allah ismi gibi birer özel isim değildir. Arapça’da “ilahın” çoğulu “alihe”, “rabbın” çoğulu “erbab” olduğu gibi, Farsça’da “hüdânın” çoğulu “hüdâyân” ve dilimizde tanrılar, mabudlar, ilahlar, rablar denilir. Çünkü bunlar hem gerçek, hem de gerçek olmayan ilahlar için kullanılır. Halbuki “Allah’lar” denilmemiştir ve denilemez.

    Allah isminin, Cenab-ı Hakk’ın diğer isimlerinde bulunmayan bazı özellikleri de vardır. Mesela الله kelimesindeki “elif”i kaldırsak geriye لله kalır. Bunun manası “Allah’a mahsustur.” demektir. وَللهِ خَزَائِنُ السَّمَاوَاتِ وَالأرْضِ “Göklerin ve yerin hazineleri ancak Allah’a aittir." (Münafikûn, 63/7) ayetinde olduğu gibi. Eğer لله lafzından birinci “lâm” harfini kaldırırsak, geriye لَهُ lafzı kalır. “O’nun” yani Allah’ın veya “O’na” yani Allah’a manasını taşır. لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ “Mülk O’nundur, hamd O’nadır.” (Teğabün, 64/7) ayetinde görüldüğü gibi. Eğer لَهُ lafzından “lâm” harfini kaldıracak olursak geriye هُوَ kalır ki, bu da Cenab-ı Hakk’a delalet eder. هُوَ الْحَيُّ لاَاِلَهَ اِلاَّ هُوَ “O, hayat sahibidir, O’ndan başka ilah yoktur.” (Mü’min 40/65) ayetinde görüldüğü gibi. هو lafzındaki “vav” harfi , tesniye ve cemi yapılınca düşer. “Vav” zaittir. Nitekim tesniyesinde هما, cemisinde هم deriz.

    Bu da göstermektedir ki bu özellik Cenab-ı Hakk’ın isimleri içinde sadece “Allah” isminde bulunur. (bk. Selahattin Yılmaz, Arapça’da Allah (الله) İsminin Etimolojisi ve O’nunla Yapılan Deyimlerin Filolojik Yapısı, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi Cilt: VII / 2, s. 201-207, Aralık-2003-Sivas)
    Selam ve dua ile...Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder