Konusunu Oylayın.: Peygamberimizin Hz Aişe’ye tokat atması ve Hz. Zeyneb evliyken onu görüp beğenmesi doğru mudur?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Peygamberimizin Hz Aişe’ye tokat atması ve Hz. Zeyneb evliyken onu görüp beğenmesi doğru mudur?
  1. 24.Ağustos.2013, 21:40
    1
    Misafir

    Peygamberimizin Hz Aişe’ye tokat atması ve Hz. Zeyneb evliyken onu görüp beğenmesi doğru mudur?






    Peygamberimizin Hz Aişe’ye tokat atması ve Hz. Zeyneb evliyken onu görüp beğenmesi doğru mudur? Mumsema Peygamberimizin Hz Aişe’ye tokat atması ve Hz. Zeyneb evliyken onu görüp beğenmesi doğru mudur?


  2. 25.Ağustos.2013, 02:04
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Peygamberimizin Hz Aişe’ye tokat atması ve Hz. Zeyneb evliyken onu görüp beğenmesi doğru mudu




    Peygamberimizin Hz Aişe’ye tokat atması ve Hz. Zeyneb evliyken onu görüp beğenmesi doğru mudur?
    Sorunun Detayı
    Müslim 2127’de Peygamberimizin kendisini gizlice takip eden Hz Aişe'ye sinirlenip yumruk attığının yazdığı şeklinde bir bilgi gördüm de böyle bir hadis var mıdır? Varsa sahih midir? Buhari'de Peygamberimizin Hz Zeyneb'i -Hz Zeyd ile evli iken- evinde görüp ondan etkilendiği ile ilgili bir hadis var mıdır? Varsa sahih midir?


    - Hz. Aişe’den rivayet edilen hadis sahihtir. Burada Hz. Aişe, Resululllah’ın bu hareketlerini garipsediği için arakasına düşmüştür. Zihninde iki ihtimal olabilir.

    Birincisi: Hz. Peygamberin bu gece karanlığında, böyle yavaşça evden çıkmasının ilahi bir hikmeti olabilir düşüncesiyle bunu bilmeyi merak etmiş olabilir.

    İkincisi: Bir insan olarak Hz. Aişe, Hz. Peygamberin eşlerinden birinin yanına gitme ihtimalini düşünmüş olabilir.

    Hadiste yer alan “Ey Aişe! Allah'ın ve Rasûlünün sana haksızlık edeceğini mi zannettin?” ifadesi, efendimizin bu ikinci ihtimal üzerinde durduğunu göstermektedir. Ancak asıl konu olan birinci ihtimali de (Cebrail’in kendisini çağırdığını söyleyerek) açıkça beyan etmiştir.

    İlgili hadisin meali şöyledir:

    Hz. Ayşe validemiz anlatıyor:

    "Peygamber (asm), yanımda kalması gereken bir gece geldi ve ridasını çıkardı, ayakkabılarını çıkardı ve onları ayak tarafında bıraktı. İzarının bir ucunu yatağına açtı ve yanı üzere yattı. Fazla zaman geçmeden o benim uyuduğumu sandı, yavaşça ridasını aldı, yavaşça ayakkabılarını giydi, (yavaşça) kapıyı açtı ve çıktı. Sonra kapıyı yavaşça kapattı. Ben de örtümü başımın üzerine saldım, başımı da örttüm. Sonra izarım ile de kapandım. Sonra onun izinden yola koyuldum.

    Nihayet Baki mezarlığına geldi. Uzunca ayakta durdu. Sonra üç defa ellerini kaldırdı, sonra yana saptı, ben de yana saptım. O hızlandı, ben de hızlandım. Koşmaya başladı, ben de koştum. Daha da hızlı koşmaya başladı, ben de daha da hızlandım. Onu geçtim, içeri girdim. Daha henüz uzanmıştım ki o da içeri girdi. Ne oluyor ey Ayşe, göğsün inip kalkıyor, karnın da şişmiş bulunuyor.

    Anam-babam sana feda olsun ey Allah'ın Rasûlü dedim ve ben de ona (durumu) bildirdim.

    O benim önümde gördüğüm karartı sen miydin dedi. Ben evet dedim. Göğsüme vurdu. Sonra şöyle dedi: Allah'ın ve Rasûlünün sana haksızlık edeceğini mi zannettin? Ayşe dedi ki: İnsanlar her neyi gizlese Allah onu bilir. O evet (diye buyurdu).

    (Devamla) buyurdu ki: O gördüğün vakit Cibril bana geldi, bana seslendi. Sesini senden gizledi. Ben de ona karşılık verdim. Ona verdiğim karşılığı da senden gizledim. Sen buradayken yanına girmezdi. Çünkü elbiselerini çıkarmıştın. Ben senin uyuduğunu sanmıştım. Seni uyandırmak hoşuma gitmedi ve yalnızlıktan korkacağından çekindim. Cebrail bana dedi ki: Rabbin sana Baki'dekilere gitmeni onlar için mağfiret dilemeni emrediyor.

    Peki ey Allah'ın Rasûlü nasıl söyleyeyim diye sordum.

    Şöyle buyurdu: “De ki: ‘Selam size ey müminlerin ve müslümanların diyarında bulunanlar. Allah bizden önden gidenlere de, geriye kalanlara da rahmet buyursun. Bizler de -inşaallah- size elbette yetişeceğiz’" (Müslim, Cenaiz 103; Ahmed, Müsned, 6/221)

    - Hz. Peygamberin Hz. Zeyneb ile evlenmesinin bir gerekçesi olarak bazı kaynaklarda yer alan “Hz. Zeyd ile evli iken evinde görüp ondan etkilendiği”ne dair bilgi doğru değildir. Nitekim, İbn Kesir, bazı tefsir ve hadis kaynaklarında yer alan bu bilgilerin doğru olmadığını belirterek bunlara yer vermemiştir. (bk. İbn Kesir, Ahzab, 33/36-37. ayetlerin tefsir)

    İbn Aşur’un da belirttiği gibi, Hz. Zeyneb Hz. Peygamberin halasının kızıdır. Kendisi istemediği halde, Hz. Peygamberin tavsiyesi üzerine Hz. Zeyd ile evlenmeyi kabul etmiştir. “Allah ve Resulü herhangi bir meselede hüküm bildirdikten sonra, hiçbir erkek veya kadın müminin, o konuda başka bir tercihte bulunma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne isyan ederse besbelli bir sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzab, 33/36) mealindeki ayette bu hususa vurgu yapılmıştır.

    Hz. Peygamber’in halasının kızı olan Zeyneb’i daha önce görmemesi mümkün değildir. Bu sebeple (soruda işaret edilen) söz konusu kıssaların hiç bir sahih mesnedi, hiçbir sağlam senedi yoktur. Çoğu mesnetsiz yorumlardan ibarettir. (bk. İbn Aşur, Ahzab, 33/36. ayetin tefsiri)

    Allah bu evliliğin gerekçesini açıkça şöyle beyan etmiştir: “Zeyd eşini boşayıp onunla ilişkisini kestikten sonra, Biz onu sana nikâhladık ki, bundan böyle evlatlıkları, eşleriyle ilişkilerini kestikleri, onları boşadıkları zaman, o kadınlarla evlenmek hususunda müminlere bir güçlük olmasın. Allah’ın emri her zaman gerçekleşir.” (Ahzab, 33/37)

    Kur’an’da bu gerekçe açıkça ortada iken nübüvvetin şanına yakışmayan kıssalara itibar etmemiz elbette mümkün değildir.

    -Şunu da belirtelim ki, dinsizler tarafından en çok konuşulan Hz. peygamberin, Hz. Zeyneb’le evlenmesi mevzuu, -bize göre- başlı başına bir mucizedir. Çünkü, Arapların soyluluğa çok önem verdiği, kölelere hiç değer vermediği bilinmektedir. Hz. Peygamber(a.s.m) halasının kızı Zeynebi, -o istemediği halde, sırf Hz. Peygamber(a.s.m)’i kıramadığı için, “evet” dediği- azatlı kölesi Zeyd’le evlendirmesi, Zeyd’in boşamasından sonra kendisinin onunla evlenmesi, özellikle “insanların evlatlık aldıkları kimseyi kendi çocuğu olarak telakki ettiği” bir bölgede bunu yapması, başlı başına bir mucizedir.

    Kur’an’ın da işaret ettiği gibi, kendisi böyle bir sahnede yer almayı asla istemediği için, Zeyd’in boşanma isteğini hep geri çevirmiş, sabır tavsiye etmiştir. Üstelik, Kur’an’da onun bu endişesine de işaret edilmiştir.

    Bütün bunları alt altta, üst üstte koyun ve insanların en akıllısı, en onurlusu, en hikmetlisi, en şereflisi, en saygını, dostları kadar düşmanları da en çok olan Hz. Muhammed (a.s.m) gibi afif ve nezih bir insanın kendi isteğiyle böyle dostlarını üzen, düşmanlarını sevindiren bir sahnede rol alması düşünülebilir mi?

    Ama realite, bu sahnede yer aldığını göstermektedir. Demek ki, bu işler onun isteği dışında, yukarıdan gelen emirlerin bir sonucu olarak cereyan etmiştir. Bu ise, onun hak peygamber olduğunun belgesidir. Tabii ki düşünebilenler için..

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  3. 25.Ağustos.2013, 02:04
    2
    Üye



    Peygamberimizin Hz Aişe’ye tokat atması ve Hz. Zeyneb evliyken onu görüp beğenmesi doğru mudur?
    Sorunun Detayı
    Müslim 2127’de Peygamberimizin kendisini gizlice takip eden Hz Aişe'ye sinirlenip yumruk attığının yazdığı şeklinde bir bilgi gördüm de böyle bir hadis var mıdır? Varsa sahih midir? Buhari'de Peygamberimizin Hz Zeyneb'i -Hz Zeyd ile evli iken- evinde görüp ondan etkilendiği ile ilgili bir hadis var mıdır? Varsa sahih midir?


    - Hz. Aişe’den rivayet edilen hadis sahihtir. Burada Hz. Aişe, Resululllah’ın bu hareketlerini garipsediği için arakasına düşmüştür. Zihninde iki ihtimal olabilir.

    Birincisi: Hz. Peygamberin bu gece karanlığında, böyle yavaşça evden çıkmasının ilahi bir hikmeti olabilir düşüncesiyle bunu bilmeyi merak etmiş olabilir.

    İkincisi: Bir insan olarak Hz. Aişe, Hz. Peygamberin eşlerinden birinin yanına gitme ihtimalini düşünmüş olabilir.

    Hadiste yer alan “Ey Aişe! Allah'ın ve Rasûlünün sana haksızlık edeceğini mi zannettin?” ifadesi, efendimizin bu ikinci ihtimal üzerinde durduğunu göstermektedir. Ancak asıl konu olan birinci ihtimali de (Cebrail’in kendisini çağırdığını söyleyerek) açıkça beyan etmiştir.

    İlgili hadisin meali şöyledir:

    Hz. Ayşe validemiz anlatıyor:

    "Peygamber (asm), yanımda kalması gereken bir gece geldi ve ridasını çıkardı, ayakkabılarını çıkardı ve onları ayak tarafında bıraktı. İzarının bir ucunu yatağına açtı ve yanı üzere yattı. Fazla zaman geçmeden o benim uyuduğumu sandı, yavaşça ridasını aldı, yavaşça ayakkabılarını giydi, (yavaşça) kapıyı açtı ve çıktı. Sonra kapıyı yavaşça kapattı. Ben de örtümü başımın üzerine saldım, başımı da örttüm. Sonra izarım ile de kapandım. Sonra onun izinden yola koyuldum.

    Nihayet Baki mezarlığına geldi. Uzunca ayakta durdu. Sonra üç defa ellerini kaldırdı, sonra yana saptı, ben de yana saptım. O hızlandı, ben de hızlandım. Koşmaya başladı, ben de koştum. Daha da hızlı koşmaya başladı, ben de daha da hızlandım. Onu geçtim, içeri girdim. Daha henüz uzanmıştım ki o da içeri girdi. Ne oluyor ey Ayşe, göğsün inip kalkıyor, karnın da şişmiş bulunuyor.

    Anam-babam sana feda olsun ey Allah'ın Rasûlü dedim ve ben de ona (durumu) bildirdim.

    O benim önümde gördüğüm karartı sen miydin dedi. Ben evet dedim. Göğsüme vurdu. Sonra şöyle dedi: Allah'ın ve Rasûlünün sana haksızlık edeceğini mi zannettin? Ayşe dedi ki: İnsanlar her neyi gizlese Allah onu bilir. O evet (diye buyurdu).

    (Devamla) buyurdu ki: O gördüğün vakit Cibril bana geldi, bana seslendi. Sesini senden gizledi. Ben de ona karşılık verdim. Ona verdiğim karşılığı da senden gizledim. Sen buradayken yanına girmezdi. Çünkü elbiselerini çıkarmıştın. Ben senin uyuduğunu sanmıştım. Seni uyandırmak hoşuma gitmedi ve yalnızlıktan korkacağından çekindim. Cebrail bana dedi ki: Rabbin sana Baki'dekilere gitmeni onlar için mağfiret dilemeni emrediyor.

    Peki ey Allah'ın Rasûlü nasıl söyleyeyim diye sordum.

    Şöyle buyurdu: “De ki: ‘Selam size ey müminlerin ve müslümanların diyarında bulunanlar. Allah bizden önden gidenlere de, geriye kalanlara da rahmet buyursun. Bizler de -inşaallah- size elbette yetişeceğiz’" (Müslim, Cenaiz 103; Ahmed, Müsned, 6/221)

    - Hz. Peygamberin Hz. Zeyneb ile evlenmesinin bir gerekçesi olarak bazı kaynaklarda yer alan “Hz. Zeyd ile evli iken evinde görüp ondan etkilendiği”ne dair bilgi doğru değildir. Nitekim, İbn Kesir, bazı tefsir ve hadis kaynaklarında yer alan bu bilgilerin doğru olmadığını belirterek bunlara yer vermemiştir. (bk. İbn Kesir, Ahzab, 33/36-37. ayetlerin tefsir)

    İbn Aşur’un da belirttiği gibi, Hz. Zeyneb Hz. Peygamberin halasının kızıdır. Kendisi istemediği halde, Hz. Peygamberin tavsiyesi üzerine Hz. Zeyd ile evlenmeyi kabul etmiştir. “Allah ve Resulü herhangi bir meselede hüküm bildirdikten sonra, hiçbir erkek veya kadın müminin, o konuda başka bir tercihte bulunma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne isyan ederse besbelli bir sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzab, 33/36) mealindeki ayette bu hususa vurgu yapılmıştır.

    Hz. Peygamber’in halasının kızı olan Zeyneb’i daha önce görmemesi mümkün değildir. Bu sebeple (soruda işaret edilen) söz konusu kıssaların hiç bir sahih mesnedi, hiçbir sağlam senedi yoktur. Çoğu mesnetsiz yorumlardan ibarettir. (bk. İbn Aşur, Ahzab, 33/36. ayetin tefsiri)

    Allah bu evliliğin gerekçesini açıkça şöyle beyan etmiştir: “Zeyd eşini boşayıp onunla ilişkisini kestikten sonra, Biz onu sana nikâhladık ki, bundan böyle evlatlıkları, eşleriyle ilişkilerini kestikleri, onları boşadıkları zaman, o kadınlarla evlenmek hususunda müminlere bir güçlük olmasın. Allah’ın emri her zaman gerçekleşir.” (Ahzab, 33/37)

    Kur’an’da bu gerekçe açıkça ortada iken nübüvvetin şanına yakışmayan kıssalara itibar etmemiz elbette mümkün değildir.

    -Şunu da belirtelim ki, dinsizler tarafından en çok konuşulan Hz. peygamberin, Hz. Zeyneb’le evlenmesi mevzuu, -bize göre- başlı başına bir mucizedir. Çünkü, Arapların soyluluğa çok önem verdiği, kölelere hiç değer vermediği bilinmektedir. Hz. Peygamber(a.s.m) halasının kızı Zeynebi, -o istemediği halde, sırf Hz. Peygamber(a.s.m)’i kıramadığı için, “evet” dediği- azatlı kölesi Zeyd’le evlendirmesi, Zeyd’in boşamasından sonra kendisinin onunla evlenmesi, özellikle “insanların evlatlık aldıkları kimseyi kendi çocuğu olarak telakki ettiği” bir bölgede bunu yapması, başlı başına bir mucizedir.

    Kur’an’ın da işaret ettiği gibi, kendisi böyle bir sahnede yer almayı asla istemediği için, Zeyd’in boşanma isteğini hep geri çevirmiş, sabır tavsiye etmiştir. Üstelik, Kur’an’da onun bu endişesine de işaret edilmiştir.

    Bütün bunları alt altta, üst üstte koyun ve insanların en akıllısı, en onurlusu, en hikmetlisi, en şereflisi, en saygını, dostları kadar düşmanları da en çok olan Hz. Muhammed (a.s.m) gibi afif ve nezih bir insanın kendi isteğiyle böyle dostlarını üzen, düşmanlarını sevindiren bir sahnede rol alması düşünülebilir mi?

    Ama realite, bu sahnede yer aldığını göstermektedir. Demek ki, bu işler onun isteği dışında, yukarıdan gelen emirlerin bir sonucu olarak cereyan etmiştir. Bu ise, onun hak peygamber olduğunun belgesidir. Tabii ki düşünebilenler için..

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder