Konusunu Oylayın.: İslâm Hukûkuna Göre LEASING

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İslâm Hukûkuna Göre LEASING
  1. 22.Ağustos.2013, 01:34
    1
    Misafir

    İslâm Hukûkuna Göre LEASING

  2. 25.Ağustos.2013, 18:27
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: İslâm Hukûkuna Göre LEASING




    islamda Leasing

    Eski bir konu olmasına ve halihazırda güncel hayatta geniş uygulama sahası bulmasına rağmen okuyucu mektupları leasing konusunu bir kez daha ele almamı gerektirdi. O günden bu yana yapılan nice akademik araştırmalar ve toplantılar, mevzu ile alakalı kaleme alınan ve net hükümler içeren nice yazılar olmasına rağmen halen “leasing caiz mi?” sorusunun sorulması biraz garip geldi bana ilk etapta.

    Önce leasing nedir? Finansla kiralama usulü olarak Türkçemize çevrilen leasing, mahiyetine baktığınızda kira ve satış vaadi sözleşmesidir. Daha doğrusu bu ikisinin bir tek akit altında yapılmasıdır. İş ve yanı sıra tarım, tekstil ve matbaa gibi üretim makinelerinden binek ve ticarî otomobillere, tıbbî cihazlardan büro malzemelerine kadar uzanan çok geniş kapsama alanına sahiptir leasing. Leasing, söz konusu alanda ticaret yapan firmalarla yapıldığı gibi işi bu olan finansman şirketleri vasıtasıyla da yapılmaktadır.

    Sistem şöyle çalışıyor: Akde konu olan malın mülkiyeti ilgili şirkette kalıyor, verilen kira bedeli karşılığı anlaşılan süre miktarınca kullanım hakkı ve tabii ki riskleri kiralayana geçiyor. Sözleşme sonunda ise kiralayan istediği takdirde satış vaadindeki fiyata sadık kalarak mülkiyet devri gerçekleşiyor veya malı mevcut haliyle kiralayana iade ediyor.

    İslam hukuku zaviyesinden bu akde baktığımızda;

    1- Para haricinde ekonomik değere sahip bir eşya/mal söz konusudur. Bu önemli.

    2- Akdin ilk kısmı olan kiralamada; kiralayan ve kiracı, sözleşme, menfaatin bir bedel karşılığı devri –ki bunlar kiralama akdinin dört temel unsurudur- aranan şartların hepsi var ve geçerli.

    3- Akdin ikinci kısmı sayılan satış sözleşmesinde ise kiralama sözleşmesi bittiği tarih itibarıyla mülkün satışı için leasing şirketinin baştan belirlenen bir fiyat üzerinden söz vermesi ve bu sözün kayıt altına alınması da var. İşte İslam hukukunun akitler adına ortaya koymuş olduğu genel ilke ve prensiplere muhalif olmayan bu şartların tamamının varlığı leasing’e caiz hükmünü verdiriyor.

    Bu arada akitte piyasa fiyat sınırlarının dışına çıkan aşırı aldatma veya malı sonradan görüp beğenmeme gibi durumlar olursa, bunlar akdin in’ikadına mani yani akdi batıl kılacak durumlar değildir; yapılacak itirazlar çerçevesinde her iki tarafın razı olacağı yeni bir akit düzenlemesine gidilebilir.

    İsterseniz birkaç cümle ile son hususu açalım. İslam hukukuna göre akitlerde dört şart aranır. İn’ikad, sıhhat, nefaz ve lüzum. İn’ikad akdin meydana gelmesi; sıhhat, geçerlilik kazanması; nefaz, yürürlüğe geçmesi ve lüzum ise bağlayıcı olmasıdır. Akde mani olan veya olduğu sayılan her bir hususun mahiyetine göre akdin iptali veya yeniden anlaşma söz konusu olabilir.

    Söz gelimi; akit yapan taraflardan birinin ehliyetinin olmaması akdin in’ikadına mani olduğu için akit batıl olur ama malı görme sıhhat şartları arasında olduğu için mal söz verildiği gibi çıkmadığı takdirde yeni anlaşmaya konu olabilir. Ya vazgeçilir mal iade edilir, ya sözleşmedeki şartlara uygun mal istenir veya fiyattan indirim söz konusu edilir vs.

    Günümüz dünyasında leasing sisteminin faydalarından da söz etmek mümkündür ki bunlar maslahat ilkesi içinde kabul edilerek verilen cevaza ayrı bir temel oluşturabilir. Leasing, öz sermayenin gerekli yatırımlara veya satın alınacak şeylere yetmediği yerde esnek ödeme planı ile orta ve uzun vadeli finansman imkânı sağlar kiralayana. Kira ödemeleri leasing müddetince sabit kalacağı için ekonomik dalgalanmalardan etkilenmez ve daha rahat bütçe planlaması yapılabilir. Belki de en önemlisi, teknolojik yeniliklere ve gelişmelere daha rahat uyum sağlama imkânı elde eder kiralayan.

    Bununla beraber belki bazı götürüleri de söz konusu olabilir. Mesela; her türlü yatırım aracı leasing sözleşmesi ile alınan kurum, piyasada öz sermayesi olmayan ve dolayısıyla müşterilerine güven va’d etmeyen köksüz bir şirket/işletme olarak görülebilir ama bu işlemin cevazına engel teşkil etmeyen bir konudur ve işletmecinin kendi vereceği karardır.
    a.kurucan


  3. 25.Ağustos.2013, 18:27
    2
    Üye



    islamda Leasing

    Eski bir konu olmasına ve halihazırda güncel hayatta geniş uygulama sahası bulmasına rağmen okuyucu mektupları leasing konusunu bir kez daha ele almamı gerektirdi. O günden bu yana yapılan nice akademik araştırmalar ve toplantılar, mevzu ile alakalı kaleme alınan ve net hükümler içeren nice yazılar olmasına rağmen halen “leasing caiz mi?” sorusunun sorulması biraz garip geldi bana ilk etapta.

    Önce leasing nedir? Finansla kiralama usulü olarak Türkçemize çevrilen leasing, mahiyetine baktığınızda kira ve satış vaadi sözleşmesidir. Daha doğrusu bu ikisinin bir tek akit altında yapılmasıdır. İş ve yanı sıra tarım, tekstil ve matbaa gibi üretim makinelerinden binek ve ticarî otomobillere, tıbbî cihazlardan büro malzemelerine kadar uzanan çok geniş kapsama alanına sahiptir leasing. Leasing, söz konusu alanda ticaret yapan firmalarla yapıldığı gibi işi bu olan finansman şirketleri vasıtasıyla da yapılmaktadır.

    Sistem şöyle çalışıyor: Akde konu olan malın mülkiyeti ilgili şirkette kalıyor, verilen kira bedeli karşılığı anlaşılan süre miktarınca kullanım hakkı ve tabii ki riskleri kiralayana geçiyor. Sözleşme sonunda ise kiralayan istediği takdirde satış vaadindeki fiyata sadık kalarak mülkiyet devri gerçekleşiyor veya malı mevcut haliyle kiralayana iade ediyor.

    İslam hukuku zaviyesinden bu akde baktığımızda;

    1- Para haricinde ekonomik değere sahip bir eşya/mal söz konusudur. Bu önemli.

    2- Akdin ilk kısmı olan kiralamada; kiralayan ve kiracı, sözleşme, menfaatin bir bedel karşılığı devri –ki bunlar kiralama akdinin dört temel unsurudur- aranan şartların hepsi var ve geçerli.

    3- Akdin ikinci kısmı sayılan satış sözleşmesinde ise kiralama sözleşmesi bittiği tarih itibarıyla mülkün satışı için leasing şirketinin baştan belirlenen bir fiyat üzerinden söz vermesi ve bu sözün kayıt altına alınması da var. İşte İslam hukukunun akitler adına ortaya koymuş olduğu genel ilke ve prensiplere muhalif olmayan bu şartların tamamının varlığı leasing’e caiz hükmünü verdiriyor.

    Bu arada akitte piyasa fiyat sınırlarının dışına çıkan aşırı aldatma veya malı sonradan görüp beğenmeme gibi durumlar olursa, bunlar akdin in’ikadına mani yani akdi batıl kılacak durumlar değildir; yapılacak itirazlar çerçevesinde her iki tarafın razı olacağı yeni bir akit düzenlemesine gidilebilir.

    İsterseniz birkaç cümle ile son hususu açalım. İslam hukukuna göre akitlerde dört şart aranır. İn’ikad, sıhhat, nefaz ve lüzum. İn’ikad akdin meydana gelmesi; sıhhat, geçerlilik kazanması; nefaz, yürürlüğe geçmesi ve lüzum ise bağlayıcı olmasıdır. Akde mani olan veya olduğu sayılan her bir hususun mahiyetine göre akdin iptali veya yeniden anlaşma söz konusu olabilir.

    Söz gelimi; akit yapan taraflardan birinin ehliyetinin olmaması akdin in’ikadına mani olduğu için akit batıl olur ama malı görme sıhhat şartları arasında olduğu için mal söz verildiği gibi çıkmadığı takdirde yeni anlaşmaya konu olabilir. Ya vazgeçilir mal iade edilir, ya sözleşmedeki şartlara uygun mal istenir veya fiyattan indirim söz konusu edilir vs.

    Günümüz dünyasında leasing sisteminin faydalarından da söz etmek mümkündür ki bunlar maslahat ilkesi içinde kabul edilerek verilen cevaza ayrı bir temel oluşturabilir. Leasing, öz sermayenin gerekli yatırımlara veya satın alınacak şeylere yetmediği yerde esnek ödeme planı ile orta ve uzun vadeli finansman imkânı sağlar kiralayana. Kira ödemeleri leasing müddetince sabit kalacağı için ekonomik dalgalanmalardan etkilenmez ve daha rahat bütçe planlaması yapılabilir. Belki de en önemlisi, teknolojik yeniliklere ve gelişmelere daha rahat uyum sağlama imkânı elde eder kiralayan.

    Bununla beraber belki bazı götürüleri de söz konusu olabilir. Mesela; her türlü yatırım aracı leasing sözleşmesi ile alınan kurum, piyasada öz sermayesi olmayan ve dolayısıyla müşterilerine güven va’d etmeyen köksüz bir şirket/işletme olarak görülebilir ama bu işlemin cevazına engel teşkil etmeyen bir konudur ve işletmecinin kendi vereceği karardır.
    a.kurucan





+ Yorum Gönder