+ Yorum Gönder
Soru ve Cevaplar ve Misafir Soruları Kategorisinden Hisse senedi caiz mi Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. Misafir

    Hisse senedi caiz mi






  2. melle
    Devamlı Üye

    Cevap: Hisse senedi caiz mi


    Reklam



    Cevap: Hisse Senetleri
    Soru:
    Selâmün Aleyküm,
    Efendim, dince çok soru sormanın haram olduğunu biliyorum, ama bunlara cevap verecek ehliyette başka birini tanımıyorum; sorularım şöyle:

    1) Değişik şirketlere ait hisse senetleri satın almıştım. Ancak, sonradan aklıma gelen şöyle bir nokta var: Aldığım senetlerden birisi (...) ye ait, orada içki satılmakta. Dolayısıyla, kârlarının bir kısmı buradan gelmekte. Bu şirketin senetlerini ("Günlük Hayatımızda Helâller ve Haramlar" Nesil Yayınları, 1991-kitabınızda belirttiğiniz üzere) sadece ticaret amacıyla olsa da satın almamak mı gerekir?

    2) Benzeri bir şey sahip olduğum diğer senetler için de geçerli. Bunlar (...) Holding ve (...) Holding. Birincisinin iştiraklerinden bazılarında içki satmakta. Bunların da ticaretini yapmamalı mıyız?

    3) Bu şirketlerin verdikleri temettüleri ne şekilde değerlendirmek gerekir? (Kitabınızda şirket gelirlerinin faizden hâsıl olan kısmını ayırıp, fakir fukaraya vermek gerekir deniliyor) Senetleri değerlendiğinde satmak amacıyla almışsak, elden çıkarmak için beklemenin bir zaman sınırı var mıdır? Yani bu senetlerden zararda olduğum için beklemek istiyorum, câiz midir, hemen satmalımıyım?

    4)Vakıfbank Menkûl Kıymetler ile çalışıyorum. Senet alım veya satım işleminin gerçekleşmesinden iki gün sonra para transferi gerçekleşiyor. Bu iki gün zarfında aracı kurum parayı repoda veya fonda değerlendiriyor. Bu işlem külliyen mi gayri-câizdir, yoksa sadece elde edilen gelir (paranın beklediği iki günde elde edilen repo veya fon geliri) mi haramdır?

    5) Kızımın (2.5 yaşında) dedesi, torunu için vâdeli offshore hesaba para yatırmış ve bir miktar faiz tahakkuk etmiş. Bu faiz haramdır sanırım, öyle ise kamuya geri dönecek bir amme mal veya hizmetine mi vermek gerekir, yoksa fakir fukaraya mı vermeliyiz?

    Efendim, çok değerli vaktinizi aldım, kusura bakmayınız, ancak size duacı olacağım.

    Hürmetlerimle...
    (İmza mahfuzdur)

    Cevap:
    1-2. Dînimize göre soru sormanın hükmü, sorunun miktarına değil, soranın maksadına, sorunun yer, zaman ve içeriğine bağlıdır. Peygamberimiz (s.a.v.) vahiy inerken ve onu tebliğ ederken, detaylar ile ilgili soru sormayı men etmiştir; bunun gerekçesi, ümmete zor gelecek yükümlülüklere sebep olma ihtimâlidir. Kezâ bir faydası olmayan, kafa karıştırmaktan başka bir şeye yaramayan sorular hoş görülmemiştir. Bilmeye, öğrenmeye, uygulamaya yönelik sorular ise teşvik edilmiştir.
    Hisse senedini aldığınız şirket veya şirketler gurubu, genel ve esas iş olarak ne yapıyor, ne üretiyor, ne alıp satıyor buna bakmak gerekir. Meselâ tekelin veya bankanın hisse senedini alırsanız, bu iki kurumdan birinin genel ve esas işi haram içki üretmek, diğerininki haram olan faizli işlemler yapmak olduğu için bu ve benzeri şirketlerin senetleri alınıp satılamaz.
    Esas işi ve fiilen işlerinin kahir ekseriyeti meşrû ticaret ve üretim olan bir şirket, bazan faizli kredi alıyor veya parasını bankaya yatırıyorsa, kezâ sattığı ürünler arasında -bu ürünlerin küçük bir cüzünü, yüzdesini teşkil eden- içki vb. şeyler varsa müslümanlar, şirketin esas işini, iş ve işlemlerinin çoğunu göz önüne alarak bunun hisse senedini satın alabilirler. Onların niyeti, yapılan işin helâl kısmına iştirâk etmek, yalnızca bu kısma ortaklık olmalıdır. Bu böyle olmakla beraber, öncelikle tercih edilmesi gereken şirketler, az da olsa harama bulaşmayan şirketlerdir. Eğer böyleleri varsa, bunlar da güvenilir ve başarılı ise, onlara ortak olmak (hisse senetlerini bulup almak) mümkün ise diğerlerine gitmek câiz olmaktan çıkar.
    3. Elinde bankaların, çoğunlukla haram iş, üretim ve işlem yapan şirketlerin hisse senedi veya bono ve tahvil olan müslümanların, hiç vakit kaybetmeden bunları satmaları gerekir. Senetler ve bonolar satılınca, alış fiatından aşağıya satılmış ise mesele yoktur, daha fazlaya satılmış olursa fazlanın yoksullara verilmesi gerekir. Ayrıca bu senetlerden bir temettû elde edilmiş olursa onların da yoksullara dağıtılması lâzımdır.
    Genellikle işi helâl ve meşrû olan bir şirket, arada bir yaptığı faizli işlemden kâr sağlamış, bunu da temettû olarak ortaklarına dağıtmış ise, yalnızca bu haram temettû miktarının fakirlere verilmesi gerekir.
    4. Aracı kurum olarak bankadan başkasını kullanmak mümkün ise bu tercih edilmelidir. Bankadan başka bu işi görecek güvenilir aracı kurum yoksa, banka vâsıtasıyla da, alınması câiz olan hisse senedi alınıp satılabilir. Banka senedi sattıktan ancak iki gün sonra bedelini sahibine ödüyor ve bu arada parayı faizcilikte değerlendiriyorsa, öncelikle buna mânî olmak gerekir, mânî olmak -mevzûât gereği- mümkün değilse yaptığı işin günahı bankaya ait olur, alacaklının parasını -iki günlüğüne- gasbetmiş sayılır. Bankalarda parası mecbûrî olarak bekleyen alacaklılar, paralarını bekleme faizi ile birlikte alırlarsa (yani bekletme sebebiyle faiz ödenmiş olursa) bu faizi yoksullara vermelidirler.
    5. Offshore hesabından olsun başka hesaplardan olsun, mevduat sahibine ödenen faizlerin öncelikle bankalarda bırakılmayıp alınması gerekir. Alınan faizleri zarûrî ihtiyaç içinde olmayan mevduat sahibi yiyemez, kendi yararı için kullanamaz, mutlaka yoksullara dağıtması gerekir.

    Haram para yoksullara dağıtılınce onlara helâl olur mu?
    Paranın kendisi, şarap ve domuz gibi pis ve bundan dolayı haram değildir. Parayı haram kılan şey, onun elde edilme yoludur. Sermaye sahibi paradan faiz yoluyla haram para kazanınca bu kazanç, kendisine haram olur, ancak onu yoksullara bağışlayınca, yoksulun parayı elde etme yolu faizcilik, hırsızlık, gasp gibi gayr-i meşrû değil, bağışlama (hibe) şeklinde meşrû olduğu için onlara helâl olur. Faizden elde edilen kazancın yoksullara verilmesinin câiz ve helâl olduğu hükmü, "hakkın sahibine iade edilmesi" esasına göre de açıklanmıştır. Faizciliğin yasal olduğu ülkelerde, faizli kredi alarak üretim ve ticaret yapanlar, ürettikleri mala faizi de eklerler (üretim girdileri arasına faizi de sokarlar), sermayeli çalışmayan dar gelirliler ve emekleriyle geçinenler bu malı aldıklarında "maliyet ve kârını" ödeyerek alırlar; maliyete faiz de girdiği için bunu da ödemiş olurlar. İşte bu faizi kazanan kişiler yoksullara dağıttıklarında, onların malını, parasını, hakkını kendilerine iade etmiş olmaktadırlar.
    h karaman

+ Yorum Gönder