Konusunu Oylayın.: Döviz alıp satmak caiz mi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Döviz alıp satmak caiz mi
  1. 22.Ağustos.2013, 00:48
    1
    Misafir

    Döviz alıp satmak caiz mi

  2. 24.Ağustos.2013, 17:02
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Döviz alıp satmak caiz mi




    Döviz alıp satmak gibi para da alınıp satılamaz mı? Enflasyonist ortamlarda alınan fazlalılık neden faiz olsun? “Çocuğumun beğendiği şeyi satın aldım” diyerek mal alındığında akit kimin arasında gerçekleşir?


    Paranın mal olmadığı görüşü isabetli değildir. İslam fıkhında mal “insanın kendisine meylettiği ve ihtiyaç zamanı için biriktirdiği her şey” diye tarif edilir. Para da bu kabildendir. Dolayısıyla paranın da alım satımı caizdir. Ancak paraların kendi cinsleriyle değiştirilmesinde bedellerin eşit miktarda ve peşin olması gerekir. Bedellerden birinin veresiye olması, yapılan işlemi faize dönüştürür. Hz. Peygamber, para, ölçekle alınıp satılan (keyli) ve tartı ile alınıp satılan (vezni) malların kendi cinsleri ile değişimi halinde eşit miktarda ve peşin olmasını şart koşmuştur. Ama paraların farklı cinslerden olması halinde peşin olmaları şart olsa da eşitlik şart değildir.

    Buna göre dolar ve euro gibi yabancı paraların vade farkı uygulanmasa bile veresiye olarak satılması caiz değildir. Paranın ödünç alınıp verilmesinde ise faiz cereyan etmez.

    Hz. Peygamber, "veresiye ile veresiyenin mübadelesini yasaklamıştır." (Suyûtî, el-Câmiu's-Sağir, 6/330. Hadis No:94) buyurmuştur. Bu itibarla, malî mübadelelerde bedellerden en az birinin peşin olması, diğer bedelin de ödeme gününün tespit edilmesi gerekir. Bedellerden her ikisinin de veresiye olması caiz olmaz. Bu hususta ulema icmâ etmiştir (görüş birliğine varmıştır).

    İslam'da faizin her çeşidi yasaklanmıştır. Faiz akdinin, şahıslar ya da kuruluşlarla yapılmış olmasının hükme tesiri yoktur. Ayrıca, belirlenen faiz oranının enflasyon oranının altında kalacağı varsayımıyla da faiz akdine girilmez. Ancak alacaklı durumda bulunan bir kişinin alacağı meblağ, faiz sözleşmesi yapmamış olmakla birlikte, enflasyon sebebiyle değer kaybetmişse, tahsil ederken enflasyon farkını borçludan isteyebilir. Çünkü enflasyon, paranın değerinin düşmesine yol açan bir olaydır. Enflasyonist ortamlarda kişinin alacağının reel değerinden bir eksilme söz konusu olduğu için, geçmiş borçlanmalar tahsil edilirken paranın, borçlanma esnasındaki yahut da enflasyona uğradığı andaki alım gücü tahsil edilebilir. Paranın reel değeri, verildiği andaki enflasyona uğramamış değeridir. Bu meblağ, sahibinin gerçek parasıdır.

    Normal piyasa değerlerinin çok üstünde olmaması kaydıyla bir mal çeşitli kişilere farklı fiyatlarla satılabilir.

    Bir alım-satım akdinde alış-veriş kimler arasında olmuşsa akdi onlar yapmış olur. Bir babanın “çocuğumun beğendiği şeyi satın aldım” demesi durumunda akit, baba ile işyeri sahibi arasında akdedilmiş olur.

    Akit gerçek kişiler arasında akdedilebileceği gibi, gerçek kişilerle hükmi şahıslar arasında da akdedilebilir.

    Herhangi bir akdin dinen geçerli olup olmaması dini kurallara uygun olarak yapılıp yapılmamış olmasına bağlıdır.

    Herhangi bir şeyin haram olduğuna dair bir delil bulunmadığı sürece o şey mubahtır. Müslümanın haramlardan olduğu kadar şüpheli şeylerden de kaçınması gerekir.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  3. 24.Ağustos.2013, 17:02
    2
    Üye



    Döviz alıp satmak gibi para da alınıp satılamaz mı? Enflasyonist ortamlarda alınan fazlalılık neden faiz olsun? “Çocuğumun beğendiği şeyi satın aldım” diyerek mal alındığında akit kimin arasında gerçekleşir?


    Paranın mal olmadığı görüşü isabetli değildir. İslam fıkhında mal “insanın kendisine meylettiği ve ihtiyaç zamanı için biriktirdiği her şey” diye tarif edilir. Para da bu kabildendir. Dolayısıyla paranın da alım satımı caizdir. Ancak paraların kendi cinsleriyle değiştirilmesinde bedellerin eşit miktarda ve peşin olması gerekir. Bedellerden birinin veresiye olması, yapılan işlemi faize dönüştürür. Hz. Peygamber, para, ölçekle alınıp satılan (keyli) ve tartı ile alınıp satılan (vezni) malların kendi cinsleri ile değişimi halinde eşit miktarda ve peşin olmasını şart koşmuştur. Ama paraların farklı cinslerden olması halinde peşin olmaları şart olsa da eşitlik şart değildir.

    Buna göre dolar ve euro gibi yabancı paraların vade farkı uygulanmasa bile veresiye olarak satılması caiz değildir. Paranın ödünç alınıp verilmesinde ise faiz cereyan etmez.

    Hz. Peygamber, "veresiye ile veresiyenin mübadelesini yasaklamıştır." (Suyûtî, el-Câmiu's-Sağir, 6/330. Hadis No:94) buyurmuştur. Bu itibarla, malî mübadelelerde bedellerden en az birinin peşin olması, diğer bedelin de ödeme gününün tespit edilmesi gerekir. Bedellerden her ikisinin de veresiye olması caiz olmaz. Bu hususta ulema icmâ etmiştir (görüş birliğine varmıştır).

    İslam'da faizin her çeşidi yasaklanmıştır. Faiz akdinin, şahıslar ya da kuruluşlarla yapılmış olmasının hükme tesiri yoktur. Ayrıca, belirlenen faiz oranının enflasyon oranının altında kalacağı varsayımıyla da faiz akdine girilmez. Ancak alacaklı durumda bulunan bir kişinin alacağı meblağ, faiz sözleşmesi yapmamış olmakla birlikte, enflasyon sebebiyle değer kaybetmişse, tahsil ederken enflasyon farkını borçludan isteyebilir. Çünkü enflasyon, paranın değerinin düşmesine yol açan bir olaydır. Enflasyonist ortamlarda kişinin alacağının reel değerinden bir eksilme söz konusu olduğu için, geçmiş borçlanmalar tahsil edilirken paranın, borçlanma esnasındaki yahut da enflasyona uğradığı andaki alım gücü tahsil edilebilir. Paranın reel değeri, verildiği andaki enflasyona uğramamış değeridir. Bu meblağ, sahibinin gerçek parasıdır.

    Normal piyasa değerlerinin çok üstünde olmaması kaydıyla bir mal çeşitli kişilere farklı fiyatlarla satılabilir.

    Bir alım-satım akdinde alış-veriş kimler arasında olmuşsa akdi onlar yapmış olur. Bir babanın “çocuğumun beğendiği şeyi satın aldım” demesi durumunda akit, baba ile işyeri sahibi arasında akdedilmiş olur.

    Akit gerçek kişiler arasında akdedilebileceği gibi, gerçek kişilerle hükmi şahıslar arasında da akdedilebilir.

    Herhangi bir akdin dinen geçerli olup olmaması dini kurallara uygun olarak yapılıp yapılmamış olmasına bağlıdır.

    Herhangi bir şeyin haram olduğuna dair bir delil bulunmadığı sürece o şey mubahtır. Müslümanın haramlardan olduğu kadar şüpheli şeylerden de kaçınması gerekir.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder