Konusunu Oylayın.: Mısır ülkesi hakkında bilgi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Mısır ülkesi hakkında bilgi
  1. 20.Ağustos.2013, 15:56
    1
    Misafir

    Mısır ülkesi hakkında bilgi






    Mısır ülkesi hakkında bilgi Mumsema mısır ülkesi hakkında bilgi


  2. 20.Ağustos.2013, 15:56
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 20.Ağustos.2013, 16:19
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Mısır ülkesi hakkında bilgi




    İslam Coğrafyası M. Ahmet VAROL
    Mısır ülkesi


    Giriş
    Mısır, kendini Arap dünyasının lideri olarak gören bir ülkedir. Gerçi Arap dünyasında dolaylı emperyalizm döneminin ortaya çıkardığı dağınıklık yüzünden son dönemde Arap dünyasında: "Araplar, aralarında ittifak etmemek üzere ittifak etmişlerdir (İttefeka'l-Arabu 'ala ella yettefiku)" vecizesi yaygın olduğundan herhangi bir ülkenin liderlik iddiası fazla bir önem taşımıyor. Bununla birlikte 1978'deki Camp David Anlaşması sebebiyle Arap Birliği teşkilatından atılan Mısır bugün bu teşkilatın genel merkezini Kahire'ye naklettirmeyi başarmış durumdadır. Ayrıca Mısır bazı yönleriyle Türkiye'ye çok benzemektedir. Son yıllarda Türkiye'yle Mısır arasında sıkı bir münasebetin olduğunu da biliyoruz. Bu ülke aynı zamanda çağdaş İslami uyanış hareketinin de beşiği niteliği taşımaktadır. Bütün bu yönleri dolayısıyla Mısır'ın tanınması gereken bir ülke olduğunu düşünüyoruz. İslam Coğrafyası bölümümüzde ülkeleri tanıtırken genellikle gündemdeki gelişmelere paralel hareket ettik. Bu yüzden belki daha erken tanıtmamız gereken Mısır'ı tanıtmakta geciktik. Bu sayımızda, biraz da gelişmelerle bağlantılı olarak bu ülkeyi tanıtıyoruz.

    Mısır Hakkında Genel Bilgiler

    Resmi adı: Mısır Arap Cumhuriyeti

    Başkenti: Kahire (Nüfusu: 18 milyon)

    Diğer önemli şehirleri: İskenderiye, İsmailiyye, Asyut, Cize, Port Said, Minye, Asvan, Süveyş, Tanta, Dimyat.

    Yüzölçümü: 998.774 km2

    Nüfusu: 70 milyon (2000 tahmini). Nüfusun % 45'i şehirlerde yaşamaktadır.

    Km2 başına düşen insan sayısı: 57

    Nüfus artış hızı: % 2.7

    Etnik yapı: Mısır halkının yaklaşık % 91'ini Araplar oluşturmaktadır. Arapların % 91.5'i Müslüman, kalanı hıristiyandır. İkinci önemli etnik unsur nüfusun % 7'sini oluşturan Kıptilerdir. Kıptilerin tamamı hıristiyandır. Kıptilerin kendilerine özel bir dilleri vardır. Ancak bugün artık Kıptice konuşan kalmamıştır ve Kıptiler de Arapça konuşmaktadırlar. Kalan nüfusu Avrupalı hıristiyan etnik unsurlarla, Nubiyalı, Beja, Arnavut, Berberi gibi değişik kökenlerden gelen Müslüman etnik unsurlar oluşturmaktadır.

    Dil: Resmi dili Arapça'dır. Halkın tamamına yakını Arapça konuşur. Bazı küçük etnik unsurlar kendi aralarında mahalli dillerini konuşurlar.

    Din: Resmi din İslâm'dır. Halkın % 91'i Müslümandır. Kalan nüfusu kıpti kökenli ortodoks hıristiyanlar (kıptiler diğer ortodokslardan farklı bir inanca sahiptirler), Rum kökenli ortodokslar, Arap kökenli Maruni hıristiyanlar ve çeşitli Avrupa ülkelerinden Mısır'a yerleşmiş olan katolik ve protestan hıristiyanlar oluşturmaktadır. Müslümanların tamamına yakını sünni, çoğunluğu şafii, önemli bir kısmı da hanefidir.

    Coğrafi durumu: Kuzeydoğu Afrika ülkelerinden olan Mısır, kuzeyden Akdeniz, doğudan Kızıldeniz ve Filistin, güneyden Sudan, batıdan Libya ile çevrilidir. En yüksek yeri Sina yarımadasında bulunan Katerina Dağı (2637 m.)'dır. En önemli akarsuyu Nil nehridir. Topraklarının sadece % 4'ü tarım alanı kalanı çöldür. Tarıma elverişli toprakların önemli bir kısmı Nil vadisinde bulunmaktadır. Akdeniz kıyısında ve Nil'in Akdeniz'e döküldüğü noktada bulunan başkent Kahire'de yıllık sıcaklık ortalaması 21.9 derece, yıllık yağış ortalaması 42 mm.'dir.

    Yönetim şekli: Mısır görünüşte çok partili demokratik bir sistemle yönetilmektedir. Ülke 11 Eylül 1971'de yürürlüğe konan anayasayla yönetilmektedir. En üst yönetici olan cumhurbaşkanı geniş yetkilere sahiptir. Cumhurbaşkanı genel seçimle belirlenir. Ancak 1952 darbesinden sonra gerçekleştirilen bütün cumhurbaşkanlığı seçimleri tek adaylı olmuş ve o tek aday da oyların hep % 90'dan fazlasını almıştır. Başbakan cumhurbaşkanı tarafından tayin edilir. Yasama yetkisi 454 üyeli ve üyeleri genel seçimle belirlenen parlamentodadır. Ancak seçimler açık oy, gizli sayım usulüyle yapıldığından halkın büyük bir çoğunluğu mevcut sisteme karşı olduğu halde iktidar partisi her seçimde oyların % 90'dan fazlasını almaktadır. Muhalefet partileri adil ve dürüst olmadığı gerekçesiyle 1991'de gerçekleştirilen genel seçimleri boykot ettiler. Mısır'da yakın zamana kadar evlilik, boşanma gibi özel haller hakkında İslâm hükümleri, ticarette, cezalandırmada ve idari mekanizmada ise Avrupa'dan ithal edilmiş kanunlar uygulanıyordu. Ancak birkaç ay önce Özel Haller Kanunu da Avrupa sistemine uydurularak tüm hukuk sistemi Batı'dan ithal edilen kanunlara göre şekillendirildi. Mısır, BM, İKÖ (İslâm Konferansı Örgütü), Arap Birliği, Afrika Birliği Örgütü, IMF (Uluslararası Para Fonu), İslâm Kalkınma Bankası gibi uluslararası örgütlere üyedir.

    Siyasi partiler: Mısır'daki siyasi partilerin başta gelenleri şunlardır:

    Milli Demokratik Parti: Mısır'da hâlen iktidarı elinde tutan partidir. Batı yanlısı ve laik bir anlayışa sahip olan bu parti aynı zamanda cumhurbaşkanı Hüsni Mübarek'in partisi olarak bilinmektedir.

    Çalışma (Amel) Partisi: Daha önce sosyalist çizgide olan bu parti bugün İslâmi bir çizgiyi benimsemiş bulunuyor. Partinin bu çizgiyi benimsemesinde en önemli etken Müslüman Kardeşler'in bu partiyle ilişki içine girmesi ve genel başkan İbrahim Şükri'nin bu ilişkiden sonra İslâmi anlayışı bütünüyle kabul etmesi oldu. Çalışma Partisi'nin İslâmi çizgiyi benimsemesinden sonra sosyalist anlayışa bağlı kalmakta ısrar edenler partiden ayrıldılar. Partinin Müslüman Kardeşler'le ilişkisi hâlen devam ediyor. Partinin çıkardığı eş-Şa'b adlı gazetede Müslüman Kardeşler mensubu birçok yazar da yazı yazıyor.

    Yeni Vefd Partisi: Yaşlı siyasetçi Fuad Siracuddin'in liderliğindeki bu parti batıcı, liberal ve laik bir anlayışı savunmaktadır.

    Ahrar (Özgürler) Partisi: Bu parti de Arap milliyetçiliğini ve batıcı, laik anlayışı savunur.

    Vasat Partisi: Kuruluşunda önemli zorluklar çıkarılan bu partinin kurucularından bazıları Müslüman Kardeşler cemaatine mensupturlar. Partinin kurucuları arasında bu cemaatin mensuplarının olması sebebiyle bu partinin cemaatin siyasi kanadı niteliği taşıyacağı iddia edildi. Hatta bu iddialar sebebiyle partinin kurucuları hakkında dava açıldı ve bazılarına çeşitli cezalar verildi. Ancak gerçekte Vasat Partisi her ne kadar İslami anlayışı benimseyen bir siyasi oluşum olsa da Müslüman Kardeşler cemaatinin siyasi kanadı değildir.

    Tarihi: Mısır, Hz. Ömer (r.a.) döneminde Amr ibnu As (r.a.) komutasındaki İslâm ordusu tarafından 639 - 642 yılları arasında fethedilmiştir. Bu tarihten sonra Mısır, 868 yılına kadar hilafete bağlı valiler tarafından yönetildi. 868'de Mısır'ın yönetimi Türk asıllı Tolunlular'ın eline geçti. Tolunlular'ın yönetimi 905'e kadar sürdü. Bu tarihten sonra yine yeniden hilafeti temsil eden Abbasilerin eline geçti ve 934'e kadar onların yönetiminde kaldı. 934'te Mısır'da İhşidiler adında ikinci bir Türk hanedanlığı kuruldu. İhşidiler'in yönetimi 969'a kadar sürdü. Bu tarihte Mısır'a daha önce merkezleri Tunus'ta bulunan Fatımiler hâkim oldular ve 972'de de merkezlerini Kahire'ye taşıdılar. (Fatımiler hakkında ayrıca geçen ayki sayımızda tanıttığımız Tunus'un tarihine bakabilirsiniz.) Fatımiler her tarafta kendi inançlarını yaymak için çeşitli baskı yollarına başvuruyorlardı. Fatımilerin Mısır'daki saltanatları 1171'e kadar sürdü. Bu tarihte Mısır, Salahuddin Eyyubi'nin kurmuş olduğu Eyyubiler devletinin hâkimiyetine geçti. Eyyubiler de Mısır'a 1250'ye kadar hükmettiler. Bu tarihten sonra Mısır'a Memlükler hükmetmeye başladılar. Memlükler Bağdat'ın Moğollar tarafından işgal edilmesinden sonra Abbasi hilafetinin Kahire'de varlığını sürdürmesine imkân sağladılar. Memlüklerin saltanatı 1517'de Mısır'ın Osmanlılar tarafından fethedilmesine kadar sürdü. Mısır, Osmanlılar tarafından fethedildiğinde hilafet de Osmanlı Devleti'ne geçti. Bu tarihten sonra Mısır Osmanlı Devleti'ne yani hilafete bağlı bir vali tarafından yönetilmeye başladı. Ancak 1805'te Mısır valisi olan Kavalalı Mehmed Ali Paşa hilafete baş kaldırarak Mısır'da yarı bağımsız bir yönetim oluşturdu. Mehmet Ali Paşa'dan sonra da onun ailesinden gelen şahıslar vali sıfatıyla ancak Babıali'den kopuk bir şekilde Mısır'ı yönetmeye devam ettiler.

    Bu valilerin ülkeyi yönettikleri dönemlerde İngilizler de çeşitli yollardan Mısır'a girmiş, bu ülkede hükümet üzerinde söz sahibi olmaya başlamışlardı. 1914'te de tamamen İngilizler tarafından işgal edildi. İngilizlerin doğrudan işgalleri 1922'ye kadar sürdü. 15 Mart 1922'de ülkeye resmi olarak bağımsızlık verildi. Ancak yönetim yine büyük ölçüde İngilizlerin direktifleri doğrultusunda hareket ediyordu. Bağımsızlık sonrasında I. Fuad, Mısır krallığına getirildi. 1936'da onun ölmesi üzerine oğlu Faruk krallığa geçti.

    Kral Faruk'un yönetimine 26 Temmuz 1952'de gerçekleştirilen askeri darbeyle son verildi. Darbeden sonra Tümgeneral Muhammed Necib devlet başkanı oldu. Ancak iki yıl sonra 25 Şubat 1954'te Cemal Abdünnasır yönetime el koyarak Necib'i görevden uzaklaştırdı. Abdünnasır dönemi tam bir dikta ve zulüm dönemidir. Abdulkadir Udeh ve Seyyid Kutub başta olmak üzere çok sayıda Müslüman ilim adamı ve düşünür onun zamanında idam edilmiştir. Abdünnasır zulmünden en çok nasip alanlar Müslüman Kardeşler cemaatinin mensupları olmuştur. Bu cemaatten pek çok kimse hapse atıldı ve çoğunluğu ancak Abdünnasır'ın ölümünden sonra hapisten çıkabildi. Abdünnasır sosyalist anlayışa dayalı bir Arap milliyetçiliğini savunmuştur. Onun fikirleri pek çok Arap ülkesine Nasırcılık adıyla yayılmıştır.

    Abdünnasır döneminde Mısır iki ayrı savaşa girdi ve ikisinden de ağır yenilgiyle çıktı. Bunlardan birincisi 1956 Süveyş savaşıdır. Bu savaş Mısır yönetiminin Süveyş kanalını millileştirme kararı alması üzerine çıktı. Bu karar üzerine İsrail, 1956 Ekim'inde İngiltere ve Fransa ile anlaşarak Mısır'a saldırdı. İsrail'i böyle bir saldırıya teşvik edenler daha önce Süveyş kanalını istedikleri gibi kullanan Fransa ve İngiltere'ydi. İngiltere ve Fransa'yla ortak hareket eden İsrail bu saldırıda Gazze bölgesiyle Sina yarımadasını işgal etti. Ancak birtakım diplomatik sebeplerden dolayı 7 Mart 1957 tarihinde işgal ettiği bu topraklardan çekildi. İkinci savaş da 1967 Arap - İsrail savaşıdır. Arap - İsrail savaşlarının en geniş çaplısı Altı Gün Savaşı diye de anılan 1967 Haziran savaşıdır. Bu savaş İsrail'in 5 Haziran 1967 sabahı Mısır'a saldırmasıyla başladı. İsrail uçakları önce Akdeniz üzerinden Mısır'ın batı tarafındaki hava alanlarını bombalayarak üç saate yakın bir süre içinde 300 kadar Mısır askeri uçağını yerde imha ettiler. İsrail uçaklarının bu saldırı esnasında Akdeniz'deki Amerikan filosundan ikmal yaptıkları ileri sürülmüştür. İsrail hemen ardından Gazze bölgesine ve Sina yarımadasına doğru karadan ve havadan saldırıya geçti. Mısır askerleri bu saldırı karşısında ciddi bir direniş göstermeden Gazze'yi ve Sina'yı İsrail'e teslim ettiler. Bu olayda Cemal Abdünnasır'ın bir ihanetinin de söz konusu olduğu ileri sürülmektedir. Mısır, Sina yarımadasını ancak 1978'de imzalanan Camp David anlaşmasıyla geri alabilmiştir.

    Abdünnasır'ın 28 Eylül 1970'de ölmesinden sonra cumhurbaşkanlığına Muhammed Enver Sâdât geçti. Enver Sâdât başlangıçta biraz yumuşak bir politika izledi. Abdünnasır'ın siyasi düşüncelerinden dolayı hapse atmış olduğu kişileri serbest bıraktı. Ancak daha sonra o da zulme ve şiddete başvurdu. Mısır'ın İsrail'i resmen tanımasını ve diplomatik ilişkiler kurmasını sağlayan Camp David anlaşması Sâdât döneminde imzalanmıştır. Bu anlaşmadan sonra Arap ülkelerinin geneli Mısır'la diplomatik ilişkilerini kestiler. Ancak daha sonra tekrar başlattılar. Enver Sâdât 6 Kasım 1981 tarihinde öldürüldü. Onun arkasından cumhurbaşkanlığına Muhammed Hüsni Mübarek getirildi. Hâlen bu görevi sürdüren Mübarek şiddet ve zulümde Sâdât'ın çok önüne geçti. Mübarek, her altı yılda bir yenilenen cumhurbaşkanlığı seçimlerine tek aday olarak girmekte ve demokrasinin mantığından son derece uzak bir şekilde gerçekleştirilen bu seçimleri doğal olarak kazanmaktadır.

    Dış problemleri: Mısır'ın Sudan'la bir Halayib meselesi vardır. Mısır yönetimi Sudan'ın kuzeyindeki el-Halayib bölgesinin kendisine ait olduğunu ileri sürmektedir. Aslında Mısır yönetimi, Sudan'da İslâm kanunlarının uygulamaya konmasına kadar el-Halayib meselesini hiç gündeme getirmemişti. Bu durum Mısır'ın bu meseleyi Sudan'ın siyasi çizgisine karşı bir tepki olarak gündeme getirdiğini ortaya çıkarıyordu. Mısır'ın bu meseleyi gündeme getirmesinde ABD'nin de etkisinin olduğu açıktır.

    Mısır'ın, Sudan'la daha başka problemleri de bulunmaktadır. Bu problemlerin tamamı Sudan yönetiminin İslâmi bir çizgiyi benimsemesinden sonra Mısır tarafından ortaya atıldı. Mısır, Sudan hükümetinin Mısır'daki İslâmi akımlara mensup gençleri askeri yönden eğitmek amacıyla Kuzey Sudan'da kamplar kurduğunu ileri sürdü. Çeşitli Batılı yayın organları da bu konuda asılsız haberler yayınlayarak Mısır'ın tutumunu haklı çıkarma gayretine girdi. Bu ve benzeri konular iki ülke arasında siyasi ve ekonomik problemlere yol açtı.

    Bu konular İslam ülkelerini birbirine düşürmek isteyen dış güçlerin çoğu zaman aynı yollara ve aynı metotlara başvurduklarını, hep aynı senaryoları düzüp sahneye koyduklarını anlamamız açısından ibret vericidir.

    İç problemleri: Mısır'ın en önemli iç meselesi yönetimin halkla bütünleşememesinden kaynaklanan devlet terörünün sebep olduğu halk tepkisi ve bu tepkinin doğurduğu siyasi olaylardır. Mısır'da özellikle İslâmi cemaatler üzerinde çok ağır bir baskı vardır. Bazı cemaatlerin bu ağır baskıya fiili eylemlerle cevap vermeleri ülkede zaman zaman silahlı çatışmalara ve şiddet olaylarına sebep olmaktadır. Mısır yönetimi yürüttüğü devlet terörüne kanuni bir dayanak bulmak amacıyla 16 Temmuz 1992'de "Terörle Mücadele Kanunu" adıyla bir kanun çıkarttı. Bu kanun emniyet güçlerine şüpheli gördükleri kişileri hiçbir mahkeme kararına gerek görmeden tutuklayarak altı ay tutuklu bulundurma hakkı veriyor. Kanun aynı zamanda yönetimin terör örgütü olarak adlandırdığı İslâmi cemaatlere mensup olanlara veya bu cemaatlere sempati duyanlara 5 yıla kadar ağır hapis cezası verilebileceği hükmü içeriyor. Bu kanunun uygulamaya konması problemi daha da çetrefil hale getirdi. Mısır emniyet güçleri İslâmi cemaatlerin güçlü olduğu Asyut ve çevresine değişik zamanlarda havadan hareketler düzenlediler. Bunun yanı sıra başkent Kahire'nin bazı kenar mahallelerine kalabalık askeri birliklerle saldırılar düzenlendi. Çok sayıda insan öldürüldü. Yine İslâmi akımlara mensup olmalarından dolayı birçok insan mahkeme kararıyla idam edildi.

    İslami Hareket: Mısır'da İslâmi hareket üzerindeki baskı İngiliz işgali döneminde başlayarak hiç kesintiye uğramadan devam etti. Bağımsızlık sonrası baskı işgal dönemini aratmayacak derecede oldu. Devlet terörü İslâmi anlayış sahibi pek çok insanın canını aldı. Bu yüzden Mısır'daki İslâmi hareket kitle tabanını fiili mücadelenin içine çekme konusunda yeterince başarılı olamadı. Buna rağmen insanlara İslâmi anlayışı kazandırmada büyük başarılar gerçekleştirdi. Hilafetin ortadan kaldırılmasından sonra yeniden bu kurumu hayata geçirmeyi ve İslâm'ı devlete hâkim kılmayı amaçlayan İslâmi hareketin beşiği olarak sayabileceğimiz Mısır'da en geniş kitle tabanına sahip cemaat Müslüman Kardeşler cemaatidir. Oldukça düzenli bir hiyerarşik yapıya sahip olan Müslüman Kardeşler'in kurucusu Hasan el-Benna, şimdiki genel mürşidi ise Mustafa Meşhur'dur. Müslüman Kardeşler hemen hemen bütün Arap ülkelerine, diğer İslam ülkelerinin de çoğuna yayılmıştır. Diğer ülkelerde de Müslüman azınlıklara yönelik faaliyetleri bulunmaktadır. Dolayısıyla bu cemaatin birçok Avrupa ülkesinde de faaliyetleri vardır. Müslüman Kardeşler cemaati fiili eylemlere girmiyor. Faaliyetleri genellikle tebliğ ve davet çalışmalarından ibarettir. Bazı sosyal ve ticari kuruluşlar kurdu. Ancak Mısır yönetimi hiçbir gerekçe göstermeden bunların hepsini kapattı. Yayın yoluyla faaliyet yürütmeleri devlet tarafından engelleniyor.

    Müslüman Kardeşler'den sonra en çok adını duyuran ve etkinlik gösteren cemaat Prof. Ömer Abdurrahman'ın düşüncelerini benimsemiş olan Tanzimu'l-Cihad hareketidir. Bu cemaatin mensupları daha önce rejime karşı şiddet eylemlerine ve bazen de silahlı çatışmalara giriyorlardı. Ancak son yıllarda bu tutumlarını değiştirdiler. Hatta önceleri siyasi partiye ilkesel olarak karşı olmalarına rağmen son zamanlarda siyasi parti kurma çabaları içine de girdiler. Bu cemaat içinde iyi bir hiyerarşik yapı mevcut değildir. Tanzimu'l-Cihad daha çok güney bölgelerde güçlü durumdadır. Bilindiği üzere cemaatin fikri alt yapısını oluşturan ve manevi lideri sayılan Prof. Ömer Abdurrahman, ABD'nde tutuklu durumdadır.

    Hareket ve eylemi savunan bir diğer cemaat da İslâmi Cemaat'tir. Bu cemaat çalışmalarını daha çok üniversite öğrencileri arasında yoğunlaştırıyor.

    Mısır'daki İslâmi cemaatlerin ileri gelenlerinden biri de Hafız Selâme'nin liderliğindeki İslâmi Hidayet Cemaati'dir. Bu cemaat daha çok eğitim çalışmalarına ağırlık veriyor ve çeşitli eğitim kurumları açmış durumdadır.

    Cemaatu Ensâri's-Sunneti'l-Muhammediyye adında selefi anlayışı benimsemiş olan bir cemaat da mevcuttur. Bu cemaat daha çok Müslüman halk arasındaki birtakım itikadi sapmalar üzerinde durduğundan sisteme yönelik mücadelede pek etkili değildir. Selefilik hareketi daha çok orta tabaka ve gençlik üzerinde etkilidir. Selefilerin düşünce itibariyle farklı İslâmi cemaatlerin mensuplarını etkiledikleri görülüyor. Sudan'daki aynı adı taşıyan cemaat Mısır'dakinin bir uzantısıdır.

    Hizbu't-Tahrir ve Tebliğ cemaati gibi merkezleri Mısır dışında olan bazı cemaatlerin de Mısır'da faaliyetleri mevcuttur. Ancak bunların çalışmaları fazla etkili değil.

    Bunların dışında da küçük çaplı ve kitlesel desteğe sahip olmayan bazı ufak tefek oluşumlar bulunmaktadır.

    Siyasi partiler içinde İslâmi anlayışı ve çizgiyi benimsemiş olan partiler Çalışma (Amel) ve Vasat partileridir.

    Ekonomi: Mısır ekonomisi tarım, hayvancılık ve turizme dayanır. Tarım daha çok Nil vadisinde yapılmaktadır. Tarım ürünlerinden ve hayvancılıktan elde edilen gelirin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı % 20'dir. Çalışan nüfusun % 40'ı bu sektörlerde iş görmektedir. Üretilen tarım ürünlerinin başında pamuk gelir. Bunun yanı sıra tahıl ve çeşitli sebzeler de üretilmektedir. Balıkçılık da yaygındır. Mısır'da demir, fosfat, manganez, çinko ve altın cevheri gibi bazı madenler çıkarılmaktadır. Maden gelirleri gayri safi yurtiçi hasılanın % 2'sini oluşturur. Bir miktar da petrol üretilmektedir. Orman ürünlerinden de belli oranda yararlanılmaktadır. Mısır tarihi eser yönünden oldukça zengin bir ülkedir. Kahire'deki Amr ibnu As, Hz. Hüseyin, Sultan Hasan, Ezher, Tulunoğlu, İmam Şafii, Mehmed Ali Paşa camileri ve piramitler başta gelen tarihi eserlerdendir. Kahire'de çok sayıda antik ve İslâmi eserin sergilendiği müzeler mevcuttur. Bütün bu tarihi zenginlikler Mısır'a çok sayıda turist çekmektedir. Dış ticaretindeki açığın bir kısmını turizm gelirleriyle kapatmaktadır.

    Para birimi: Mısır Cuneyhi.

    Kişi başına düşen milli gelir: 650 dolar.

    Sanayi: Sanayi kuruluşlarının başında gıda maddesi, meşrubat ve sigara üretimiyle ilgili kuruluşlar gelmektedir. Bu nitelikteki sanayi kuruluşları tüm sanayi kuruluşlarının yaklaşık % 28'ini oluşturur. İkinci sırada tekstil ve deri fabrikalarıyla konfeksiyon atölyeleri gelir. Bu sektörlerle ilgili sanayi kuruluşları da tüm sanayi kuruluşlarının % 18'ini oluşturmaktadır. Mısır'da üretilen pamuğun önemli bir kısmı kendi fabrikalarında işlenmektedir. Bunun yanı sıra demir çelik, inşaat, elektrik donanımı, bazı mekanik aletler üretimi, madeni ve toprak eşya üretimi, kimya, mobilya, kâğıt, ilaç, plastik vs. sektörleriyle ilgili sanayi kuruluşları da bulunmaktadır. Sanayi gelirlerinin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı % 20'dir. Çalışan nüfusun yaklaşık % 13'ü sanayi sektöründe iş görmektedir. Buna maden tesislerinde çalışanlar da dahildir.


  4. 20.Ağustos.2013, 16:19
    2
    Üye



    İslam Coğrafyası M. Ahmet VAROL
    Mısır ülkesi


    Giriş
    Mısır, kendini Arap dünyasının lideri olarak gören bir ülkedir. Gerçi Arap dünyasında dolaylı emperyalizm döneminin ortaya çıkardığı dağınıklık yüzünden son dönemde Arap dünyasında: "Araplar, aralarında ittifak etmemek üzere ittifak etmişlerdir (İttefeka'l-Arabu 'ala ella yettefiku)" vecizesi yaygın olduğundan herhangi bir ülkenin liderlik iddiası fazla bir önem taşımıyor. Bununla birlikte 1978'deki Camp David Anlaşması sebebiyle Arap Birliği teşkilatından atılan Mısır bugün bu teşkilatın genel merkezini Kahire'ye naklettirmeyi başarmış durumdadır. Ayrıca Mısır bazı yönleriyle Türkiye'ye çok benzemektedir. Son yıllarda Türkiye'yle Mısır arasında sıkı bir münasebetin olduğunu da biliyoruz. Bu ülke aynı zamanda çağdaş İslami uyanış hareketinin de beşiği niteliği taşımaktadır. Bütün bu yönleri dolayısıyla Mısır'ın tanınması gereken bir ülke olduğunu düşünüyoruz. İslam Coğrafyası bölümümüzde ülkeleri tanıtırken genellikle gündemdeki gelişmelere paralel hareket ettik. Bu yüzden belki daha erken tanıtmamız gereken Mısır'ı tanıtmakta geciktik. Bu sayımızda, biraz da gelişmelerle bağlantılı olarak bu ülkeyi tanıtıyoruz.

    Mısır Hakkında Genel Bilgiler

    Resmi adı: Mısır Arap Cumhuriyeti

    Başkenti: Kahire (Nüfusu: 18 milyon)

    Diğer önemli şehirleri: İskenderiye, İsmailiyye, Asyut, Cize, Port Said, Minye, Asvan, Süveyş, Tanta, Dimyat.

    Yüzölçümü: 998.774 km2

    Nüfusu: 70 milyon (2000 tahmini). Nüfusun % 45'i şehirlerde yaşamaktadır.

    Km2 başına düşen insan sayısı: 57

    Nüfus artış hızı: % 2.7

    Etnik yapı: Mısır halkının yaklaşık % 91'ini Araplar oluşturmaktadır. Arapların % 91.5'i Müslüman, kalanı hıristiyandır. İkinci önemli etnik unsur nüfusun % 7'sini oluşturan Kıptilerdir. Kıptilerin tamamı hıristiyandır. Kıptilerin kendilerine özel bir dilleri vardır. Ancak bugün artık Kıptice konuşan kalmamıştır ve Kıptiler de Arapça konuşmaktadırlar. Kalan nüfusu Avrupalı hıristiyan etnik unsurlarla, Nubiyalı, Beja, Arnavut, Berberi gibi değişik kökenlerden gelen Müslüman etnik unsurlar oluşturmaktadır.

    Dil: Resmi dili Arapça'dır. Halkın tamamına yakını Arapça konuşur. Bazı küçük etnik unsurlar kendi aralarında mahalli dillerini konuşurlar.

    Din: Resmi din İslâm'dır. Halkın % 91'i Müslümandır. Kalan nüfusu kıpti kökenli ortodoks hıristiyanlar (kıptiler diğer ortodokslardan farklı bir inanca sahiptirler), Rum kökenli ortodokslar, Arap kökenli Maruni hıristiyanlar ve çeşitli Avrupa ülkelerinden Mısır'a yerleşmiş olan katolik ve protestan hıristiyanlar oluşturmaktadır. Müslümanların tamamına yakını sünni, çoğunluğu şafii, önemli bir kısmı da hanefidir.

    Coğrafi durumu: Kuzeydoğu Afrika ülkelerinden olan Mısır, kuzeyden Akdeniz, doğudan Kızıldeniz ve Filistin, güneyden Sudan, batıdan Libya ile çevrilidir. En yüksek yeri Sina yarımadasında bulunan Katerina Dağı (2637 m.)'dır. En önemli akarsuyu Nil nehridir. Topraklarının sadece % 4'ü tarım alanı kalanı çöldür. Tarıma elverişli toprakların önemli bir kısmı Nil vadisinde bulunmaktadır. Akdeniz kıyısında ve Nil'in Akdeniz'e döküldüğü noktada bulunan başkent Kahire'de yıllık sıcaklık ortalaması 21.9 derece, yıllık yağış ortalaması 42 mm.'dir.

    Yönetim şekli: Mısır görünüşte çok partili demokratik bir sistemle yönetilmektedir. Ülke 11 Eylül 1971'de yürürlüğe konan anayasayla yönetilmektedir. En üst yönetici olan cumhurbaşkanı geniş yetkilere sahiptir. Cumhurbaşkanı genel seçimle belirlenir. Ancak 1952 darbesinden sonra gerçekleştirilen bütün cumhurbaşkanlığı seçimleri tek adaylı olmuş ve o tek aday da oyların hep % 90'dan fazlasını almıştır. Başbakan cumhurbaşkanı tarafından tayin edilir. Yasama yetkisi 454 üyeli ve üyeleri genel seçimle belirlenen parlamentodadır. Ancak seçimler açık oy, gizli sayım usulüyle yapıldığından halkın büyük bir çoğunluğu mevcut sisteme karşı olduğu halde iktidar partisi her seçimde oyların % 90'dan fazlasını almaktadır. Muhalefet partileri adil ve dürüst olmadığı gerekçesiyle 1991'de gerçekleştirilen genel seçimleri boykot ettiler. Mısır'da yakın zamana kadar evlilik, boşanma gibi özel haller hakkında İslâm hükümleri, ticarette, cezalandırmada ve idari mekanizmada ise Avrupa'dan ithal edilmiş kanunlar uygulanıyordu. Ancak birkaç ay önce Özel Haller Kanunu da Avrupa sistemine uydurularak tüm hukuk sistemi Batı'dan ithal edilen kanunlara göre şekillendirildi. Mısır, BM, İKÖ (İslâm Konferansı Örgütü), Arap Birliği, Afrika Birliği Örgütü, IMF (Uluslararası Para Fonu), İslâm Kalkınma Bankası gibi uluslararası örgütlere üyedir.

    Siyasi partiler: Mısır'daki siyasi partilerin başta gelenleri şunlardır:

    Milli Demokratik Parti: Mısır'da hâlen iktidarı elinde tutan partidir. Batı yanlısı ve laik bir anlayışa sahip olan bu parti aynı zamanda cumhurbaşkanı Hüsni Mübarek'in partisi olarak bilinmektedir.

    Çalışma (Amel) Partisi: Daha önce sosyalist çizgide olan bu parti bugün İslâmi bir çizgiyi benimsemiş bulunuyor. Partinin bu çizgiyi benimsemesinde en önemli etken Müslüman Kardeşler'in bu partiyle ilişki içine girmesi ve genel başkan İbrahim Şükri'nin bu ilişkiden sonra İslâmi anlayışı bütünüyle kabul etmesi oldu. Çalışma Partisi'nin İslâmi çizgiyi benimsemesinden sonra sosyalist anlayışa bağlı kalmakta ısrar edenler partiden ayrıldılar. Partinin Müslüman Kardeşler'le ilişkisi hâlen devam ediyor. Partinin çıkardığı eş-Şa'b adlı gazetede Müslüman Kardeşler mensubu birçok yazar da yazı yazıyor.

    Yeni Vefd Partisi: Yaşlı siyasetçi Fuad Siracuddin'in liderliğindeki bu parti batıcı, liberal ve laik bir anlayışı savunmaktadır.

    Ahrar (Özgürler) Partisi: Bu parti de Arap milliyetçiliğini ve batıcı, laik anlayışı savunur.

    Vasat Partisi: Kuruluşunda önemli zorluklar çıkarılan bu partinin kurucularından bazıları Müslüman Kardeşler cemaatine mensupturlar. Partinin kurucuları arasında bu cemaatin mensuplarının olması sebebiyle bu partinin cemaatin siyasi kanadı niteliği taşıyacağı iddia edildi. Hatta bu iddialar sebebiyle partinin kurucuları hakkında dava açıldı ve bazılarına çeşitli cezalar verildi. Ancak gerçekte Vasat Partisi her ne kadar İslami anlayışı benimseyen bir siyasi oluşum olsa da Müslüman Kardeşler cemaatinin siyasi kanadı değildir.

    Tarihi: Mısır, Hz. Ömer (r.a.) döneminde Amr ibnu As (r.a.) komutasındaki İslâm ordusu tarafından 639 - 642 yılları arasında fethedilmiştir. Bu tarihten sonra Mısır, 868 yılına kadar hilafete bağlı valiler tarafından yönetildi. 868'de Mısır'ın yönetimi Türk asıllı Tolunlular'ın eline geçti. Tolunlular'ın yönetimi 905'e kadar sürdü. Bu tarihten sonra yine yeniden hilafeti temsil eden Abbasilerin eline geçti ve 934'e kadar onların yönetiminde kaldı. 934'te Mısır'da İhşidiler adında ikinci bir Türk hanedanlığı kuruldu. İhşidiler'in yönetimi 969'a kadar sürdü. Bu tarihte Mısır'a daha önce merkezleri Tunus'ta bulunan Fatımiler hâkim oldular ve 972'de de merkezlerini Kahire'ye taşıdılar. (Fatımiler hakkında ayrıca geçen ayki sayımızda tanıttığımız Tunus'un tarihine bakabilirsiniz.) Fatımiler her tarafta kendi inançlarını yaymak için çeşitli baskı yollarına başvuruyorlardı. Fatımilerin Mısır'daki saltanatları 1171'e kadar sürdü. Bu tarihte Mısır, Salahuddin Eyyubi'nin kurmuş olduğu Eyyubiler devletinin hâkimiyetine geçti. Eyyubiler de Mısır'a 1250'ye kadar hükmettiler. Bu tarihten sonra Mısır'a Memlükler hükmetmeye başladılar. Memlükler Bağdat'ın Moğollar tarafından işgal edilmesinden sonra Abbasi hilafetinin Kahire'de varlığını sürdürmesine imkân sağladılar. Memlüklerin saltanatı 1517'de Mısır'ın Osmanlılar tarafından fethedilmesine kadar sürdü. Mısır, Osmanlılar tarafından fethedildiğinde hilafet de Osmanlı Devleti'ne geçti. Bu tarihten sonra Mısır Osmanlı Devleti'ne yani hilafete bağlı bir vali tarafından yönetilmeye başladı. Ancak 1805'te Mısır valisi olan Kavalalı Mehmed Ali Paşa hilafete baş kaldırarak Mısır'da yarı bağımsız bir yönetim oluşturdu. Mehmet Ali Paşa'dan sonra da onun ailesinden gelen şahıslar vali sıfatıyla ancak Babıali'den kopuk bir şekilde Mısır'ı yönetmeye devam ettiler.

    Bu valilerin ülkeyi yönettikleri dönemlerde İngilizler de çeşitli yollardan Mısır'a girmiş, bu ülkede hükümet üzerinde söz sahibi olmaya başlamışlardı. 1914'te de tamamen İngilizler tarafından işgal edildi. İngilizlerin doğrudan işgalleri 1922'ye kadar sürdü. 15 Mart 1922'de ülkeye resmi olarak bağımsızlık verildi. Ancak yönetim yine büyük ölçüde İngilizlerin direktifleri doğrultusunda hareket ediyordu. Bağımsızlık sonrasında I. Fuad, Mısır krallığına getirildi. 1936'da onun ölmesi üzerine oğlu Faruk krallığa geçti.

    Kral Faruk'un yönetimine 26 Temmuz 1952'de gerçekleştirilen askeri darbeyle son verildi. Darbeden sonra Tümgeneral Muhammed Necib devlet başkanı oldu. Ancak iki yıl sonra 25 Şubat 1954'te Cemal Abdünnasır yönetime el koyarak Necib'i görevden uzaklaştırdı. Abdünnasır dönemi tam bir dikta ve zulüm dönemidir. Abdulkadir Udeh ve Seyyid Kutub başta olmak üzere çok sayıda Müslüman ilim adamı ve düşünür onun zamanında idam edilmiştir. Abdünnasır zulmünden en çok nasip alanlar Müslüman Kardeşler cemaatinin mensupları olmuştur. Bu cemaatten pek çok kimse hapse atıldı ve çoğunluğu ancak Abdünnasır'ın ölümünden sonra hapisten çıkabildi. Abdünnasır sosyalist anlayışa dayalı bir Arap milliyetçiliğini savunmuştur. Onun fikirleri pek çok Arap ülkesine Nasırcılık adıyla yayılmıştır.

    Abdünnasır döneminde Mısır iki ayrı savaşa girdi ve ikisinden de ağır yenilgiyle çıktı. Bunlardan birincisi 1956 Süveyş savaşıdır. Bu savaş Mısır yönetiminin Süveyş kanalını millileştirme kararı alması üzerine çıktı. Bu karar üzerine İsrail, 1956 Ekim'inde İngiltere ve Fransa ile anlaşarak Mısır'a saldırdı. İsrail'i böyle bir saldırıya teşvik edenler daha önce Süveyş kanalını istedikleri gibi kullanan Fransa ve İngiltere'ydi. İngiltere ve Fransa'yla ortak hareket eden İsrail bu saldırıda Gazze bölgesiyle Sina yarımadasını işgal etti. Ancak birtakım diplomatik sebeplerden dolayı 7 Mart 1957 tarihinde işgal ettiği bu topraklardan çekildi. İkinci savaş da 1967 Arap - İsrail savaşıdır. Arap - İsrail savaşlarının en geniş çaplısı Altı Gün Savaşı diye de anılan 1967 Haziran savaşıdır. Bu savaş İsrail'in 5 Haziran 1967 sabahı Mısır'a saldırmasıyla başladı. İsrail uçakları önce Akdeniz üzerinden Mısır'ın batı tarafındaki hava alanlarını bombalayarak üç saate yakın bir süre içinde 300 kadar Mısır askeri uçağını yerde imha ettiler. İsrail uçaklarının bu saldırı esnasında Akdeniz'deki Amerikan filosundan ikmal yaptıkları ileri sürülmüştür. İsrail hemen ardından Gazze bölgesine ve Sina yarımadasına doğru karadan ve havadan saldırıya geçti. Mısır askerleri bu saldırı karşısında ciddi bir direniş göstermeden Gazze'yi ve Sina'yı İsrail'e teslim ettiler. Bu olayda Cemal Abdünnasır'ın bir ihanetinin de söz konusu olduğu ileri sürülmektedir. Mısır, Sina yarımadasını ancak 1978'de imzalanan Camp David anlaşmasıyla geri alabilmiştir.

    Abdünnasır'ın 28 Eylül 1970'de ölmesinden sonra cumhurbaşkanlığına Muhammed Enver Sâdât geçti. Enver Sâdât başlangıçta biraz yumuşak bir politika izledi. Abdünnasır'ın siyasi düşüncelerinden dolayı hapse atmış olduğu kişileri serbest bıraktı. Ancak daha sonra o da zulme ve şiddete başvurdu. Mısır'ın İsrail'i resmen tanımasını ve diplomatik ilişkiler kurmasını sağlayan Camp David anlaşması Sâdât döneminde imzalanmıştır. Bu anlaşmadan sonra Arap ülkelerinin geneli Mısır'la diplomatik ilişkilerini kestiler. Ancak daha sonra tekrar başlattılar. Enver Sâdât 6 Kasım 1981 tarihinde öldürüldü. Onun arkasından cumhurbaşkanlığına Muhammed Hüsni Mübarek getirildi. Hâlen bu görevi sürdüren Mübarek şiddet ve zulümde Sâdât'ın çok önüne geçti. Mübarek, her altı yılda bir yenilenen cumhurbaşkanlığı seçimlerine tek aday olarak girmekte ve demokrasinin mantığından son derece uzak bir şekilde gerçekleştirilen bu seçimleri doğal olarak kazanmaktadır.

    Dış problemleri: Mısır'ın Sudan'la bir Halayib meselesi vardır. Mısır yönetimi Sudan'ın kuzeyindeki el-Halayib bölgesinin kendisine ait olduğunu ileri sürmektedir. Aslında Mısır yönetimi, Sudan'da İslâm kanunlarının uygulamaya konmasına kadar el-Halayib meselesini hiç gündeme getirmemişti. Bu durum Mısır'ın bu meseleyi Sudan'ın siyasi çizgisine karşı bir tepki olarak gündeme getirdiğini ortaya çıkarıyordu. Mısır'ın bu meseleyi gündeme getirmesinde ABD'nin de etkisinin olduğu açıktır.

    Mısır'ın, Sudan'la daha başka problemleri de bulunmaktadır. Bu problemlerin tamamı Sudan yönetiminin İslâmi bir çizgiyi benimsemesinden sonra Mısır tarafından ortaya atıldı. Mısır, Sudan hükümetinin Mısır'daki İslâmi akımlara mensup gençleri askeri yönden eğitmek amacıyla Kuzey Sudan'da kamplar kurduğunu ileri sürdü. Çeşitli Batılı yayın organları da bu konuda asılsız haberler yayınlayarak Mısır'ın tutumunu haklı çıkarma gayretine girdi. Bu ve benzeri konular iki ülke arasında siyasi ve ekonomik problemlere yol açtı.

    Bu konular İslam ülkelerini birbirine düşürmek isteyen dış güçlerin çoğu zaman aynı yollara ve aynı metotlara başvurduklarını, hep aynı senaryoları düzüp sahneye koyduklarını anlamamız açısından ibret vericidir.

    İç problemleri: Mısır'ın en önemli iç meselesi yönetimin halkla bütünleşememesinden kaynaklanan devlet terörünün sebep olduğu halk tepkisi ve bu tepkinin doğurduğu siyasi olaylardır. Mısır'da özellikle İslâmi cemaatler üzerinde çok ağır bir baskı vardır. Bazı cemaatlerin bu ağır baskıya fiili eylemlerle cevap vermeleri ülkede zaman zaman silahlı çatışmalara ve şiddet olaylarına sebep olmaktadır. Mısır yönetimi yürüttüğü devlet terörüne kanuni bir dayanak bulmak amacıyla 16 Temmuz 1992'de "Terörle Mücadele Kanunu" adıyla bir kanun çıkarttı. Bu kanun emniyet güçlerine şüpheli gördükleri kişileri hiçbir mahkeme kararına gerek görmeden tutuklayarak altı ay tutuklu bulundurma hakkı veriyor. Kanun aynı zamanda yönetimin terör örgütü olarak adlandırdığı İslâmi cemaatlere mensup olanlara veya bu cemaatlere sempati duyanlara 5 yıla kadar ağır hapis cezası verilebileceği hükmü içeriyor. Bu kanunun uygulamaya konması problemi daha da çetrefil hale getirdi. Mısır emniyet güçleri İslâmi cemaatlerin güçlü olduğu Asyut ve çevresine değişik zamanlarda havadan hareketler düzenlediler. Bunun yanı sıra başkent Kahire'nin bazı kenar mahallelerine kalabalık askeri birliklerle saldırılar düzenlendi. Çok sayıda insan öldürüldü. Yine İslâmi akımlara mensup olmalarından dolayı birçok insan mahkeme kararıyla idam edildi.

    İslami Hareket: Mısır'da İslâmi hareket üzerindeki baskı İngiliz işgali döneminde başlayarak hiç kesintiye uğramadan devam etti. Bağımsızlık sonrası baskı işgal dönemini aratmayacak derecede oldu. Devlet terörü İslâmi anlayış sahibi pek çok insanın canını aldı. Bu yüzden Mısır'daki İslâmi hareket kitle tabanını fiili mücadelenin içine çekme konusunda yeterince başarılı olamadı. Buna rağmen insanlara İslâmi anlayışı kazandırmada büyük başarılar gerçekleştirdi. Hilafetin ortadan kaldırılmasından sonra yeniden bu kurumu hayata geçirmeyi ve İslâm'ı devlete hâkim kılmayı amaçlayan İslâmi hareketin beşiği olarak sayabileceğimiz Mısır'da en geniş kitle tabanına sahip cemaat Müslüman Kardeşler cemaatidir. Oldukça düzenli bir hiyerarşik yapıya sahip olan Müslüman Kardeşler'in kurucusu Hasan el-Benna, şimdiki genel mürşidi ise Mustafa Meşhur'dur. Müslüman Kardeşler hemen hemen bütün Arap ülkelerine, diğer İslam ülkelerinin de çoğuna yayılmıştır. Diğer ülkelerde de Müslüman azınlıklara yönelik faaliyetleri bulunmaktadır. Dolayısıyla bu cemaatin birçok Avrupa ülkesinde de faaliyetleri vardır. Müslüman Kardeşler cemaati fiili eylemlere girmiyor. Faaliyetleri genellikle tebliğ ve davet çalışmalarından ibarettir. Bazı sosyal ve ticari kuruluşlar kurdu. Ancak Mısır yönetimi hiçbir gerekçe göstermeden bunların hepsini kapattı. Yayın yoluyla faaliyet yürütmeleri devlet tarafından engelleniyor.

    Müslüman Kardeşler'den sonra en çok adını duyuran ve etkinlik gösteren cemaat Prof. Ömer Abdurrahman'ın düşüncelerini benimsemiş olan Tanzimu'l-Cihad hareketidir. Bu cemaatin mensupları daha önce rejime karşı şiddet eylemlerine ve bazen de silahlı çatışmalara giriyorlardı. Ancak son yıllarda bu tutumlarını değiştirdiler. Hatta önceleri siyasi partiye ilkesel olarak karşı olmalarına rağmen son zamanlarda siyasi parti kurma çabaları içine de girdiler. Bu cemaat içinde iyi bir hiyerarşik yapı mevcut değildir. Tanzimu'l-Cihad daha çok güney bölgelerde güçlü durumdadır. Bilindiği üzere cemaatin fikri alt yapısını oluşturan ve manevi lideri sayılan Prof. Ömer Abdurrahman, ABD'nde tutuklu durumdadır.

    Hareket ve eylemi savunan bir diğer cemaat da İslâmi Cemaat'tir. Bu cemaat çalışmalarını daha çok üniversite öğrencileri arasında yoğunlaştırıyor.

    Mısır'daki İslâmi cemaatlerin ileri gelenlerinden biri de Hafız Selâme'nin liderliğindeki İslâmi Hidayet Cemaati'dir. Bu cemaat daha çok eğitim çalışmalarına ağırlık veriyor ve çeşitli eğitim kurumları açmış durumdadır.

    Cemaatu Ensâri's-Sunneti'l-Muhammediyye adında selefi anlayışı benimsemiş olan bir cemaat da mevcuttur. Bu cemaat daha çok Müslüman halk arasındaki birtakım itikadi sapmalar üzerinde durduğundan sisteme yönelik mücadelede pek etkili değildir. Selefilik hareketi daha çok orta tabaka ve gençlik üzerinde etkilidir. Selefilerin düşünce itibariyle farklı İslâmi cemaatlerin mensuplarını etkiledikleri görülüyor. Sudan'daki aynı adı taşıyan cemaat Mısır'dakinin bir uzantısıdır.

    Hizbu't-Tahrir ve Tebliğ cemaati gibi merkezleri Mısır dışında olan bazı cemaatlerin de Mısır'da faaliyetleri mevcuttur. Ancak bunların çalışmaları fazla etkili değil.

    Bunların dışında da küçük çaplı ve kitlesel desteğe sahip olmayan bazı ufak tefek oluşumlar bulunmaktadır.

    Siyasi partiler içinde İslâmi anlayışı ve çizgiyi benimsemiş olan partiler Çalışma (Amel) ve Vasat partileridir.

    Ekonomi: Mısır ekonomisi tarım, hayvancılık ve turizme dayanır. Tarım daha çok Nil vadisinde yapılmaktadır. Tarım ürünlerinden ve hayvancılıktan elde edilen gelirin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı % 20'dir. Çalışan nüfusun % 40'ı bu sektörlerde iş görmektedir. Üretilen tarım ürünlerinin başında pamuk gelir. Bunun yanı sıra tahıl ve çeşitli sebzeler de üretilmektedir. Balıkçılık da yaygındır. Mısır'da demir, fosfat, manganez, çinko ve altın cevheri gibi bazı madenler çıkarılmaktadır. Maden gelirleri gayri safi yurtiçi hasılanın % 2'sini oluşturur. Bir miktar da petrol üretilmektedir. Orman ürünlerinden de belli oranda yararlanılmaktadır. Mısır tarihi eser yönünden oldukça zengin bir ülkedir. Kahire'deki Amr ibnu As, Hz. Hüseyin, Sultan Hasan, Ezher, Tulunoğlu, İmam Şafii, Mehmed Ali Paşa camileri ve piramitler başta gelen tarihi eserlerdendir. Kahire'de çok sayıda antik ve İslâmi eserin sergilendiği müzeler mevcuttur. Bütün bu tarihi zenginlikler Mısır'a çok sayıda turist çekmektedir. Dış ticaretindeki açığın bir kısmını turizm gelirleriyle kapatmaktadır.

    Para birimi: Mısır Cuneyhi.

    Kişi başına düşen milli gelir: 650 dolar.

    Sanayi: Sanayi kuruluşlarının başında gıda maddesi, meşrubat ve sigara üretimiyle ilgili kuruluşlar gelmektedir. Bu nitelikteki sanayi kuruluşları tüm sanayi kuruluşlarının yaklaşık % 28'ini oluşturur. İkinci sırada tekstil ve deri fabrikalarıyla konfeksiyon atölyeleri gelir. Bu sektörlerle ilgili sanayi kuruluşları da tüm sanayi kuruluşlarının % 18'ini oluşturmaktadır. Mısır'da üretilen pamuğun önemli bir kısmı kendi fabrikalarında işlenmektedir. Bunun yanı sıra demir çelik, inşaat, elektrik donanımı, bazı mekanik aletler üretimi, madeni ve toprak eşya üretimi, kimya, mobilya, kâğıt, ilaç, plastik vs. sektörleriyle ilgili sanayi kuruluşları da bulunmaktadır. Sanayi gelirlerinin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı % 20'dir. Çalışan nüfusun yaklaşık % 13'ü sanayi sektöründe iş görmektedir. Buna maden tesislerinde çalışanlar da dahildir.





+ Yorum Gönder