Konusunu Oylayın.: Adalet ile ilgili dini hikayeler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Adalet ile ilgili dini hikayeler
  1. 20.Ağustos.2013, 08:44
    1
    Misafir

    Adalet ile ilgili dini hikayeler






    Adalet ile ilgili dini hikayeler Mumsema adalet ile ilgili dini hikayeler


  2. 20.Ağustos.2013, 08:44
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 24.Ağustos.2013, 01:06
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Adalet ile ilgili dini hikayeler




    Adaletin Önemi ve Adaletsizlik - İbretlik Hikaye

    Bir ülkeyi topla tüfekle yıkamıyorsanız veya ele geçiremiyorsanız, içeriden hamle yapıp adalet mekanizmasına darbe vurmanız ve o ülkede adaleti yok etmeniz kafidir.

    Adaletin önemini anlatan, çocukluğumda büyüklerimden duyduğum ve hep anlattığım hikayelerimden biridir aşağıdaki hikaye..

    *********************************************

    Çok eskilerde deri işi ile uğraşanlar derilerini balya haline getirip avlulu evlerinde depo ederlerdi.

    Hakimlerin yerine kadı’ların görev yaptığı o tarihlerde adamın biri bütün derilerini evinde balyalar halinde muhafaza ediyormuş. Kış şartları çok ağırmış ve her taraf karla kaplıymış.

    Hırsızın biri, bir gece gizlice adamın evine girer, amacı ev sahibinin derilerini çalmaktır. Taşıyabileceği kadar deri balyasını önce depodan avluya taşır ordanda sokak kapısını açarak evin dışına çıkarır ve kar üstünde sürükleyerek çeker götürür. Sabah olup ışık doğuncaya kadar adam birkaç kez bu işlemi tekrarlar ve epey balyayı kendi evine taşımış olur.

    Sabah evsahibi uyandığında deri deposunun boşalmış olduğunu farkeder.
    Ama kar üzerindeki mevcut izlere baktığında hırsızı bulmanın çok zor olmadığını anlar. Çünkü deri balyaları kar üzerinde sürüklenerek götürülmüş olduğundan, hırsızın evine kadar sürüp giden bir iz vardır.

    Adam giyinir ve izleri takip ederek hırsızın evine kadar ulaşır ve kapısını çalar
    Hırsız kapıyı açar ve gelene ‘’buyur ne istiyorsun’’ der.

    Derilerin sahibi hırsıza ‘’Sen benim derilerimi çalmışsın diye çıkışır ama hırsız yavuz çıkmıştır, hayır ben senin derilerini filan çalmadım iftira ediyorsun der.

    Deri sahibi hırsıza ‘’Bak izler senin evine kadar geliyor, inkar etme ve derilerimi ver aksi halde kadı’ya gidip seni şikayet edeceğim’’ der.

    Hırsız da kendinden gayet emin biçimde ‘’Kime şikayet edersen et, ben deri falan çalmadım’’ diyince deri sahibi kadı’nın yolunu tutar.

    Bu gören hırsız hemen giyinir ve kadı’ya adamdan önce yetişebilmek için damlardan atlayarak, kısa yolları tercih ederek bir nefeste kadı’nın huzuruna gelir.

    Kadı’ya ‘’Kadı efendi ben birinin derilerini çaldım, kendisi şimdi yolda beni sana şikayete geliyor, beni bu işten kurtar’’ diyerek herşeyi anlatır.

    Kadı hırsıza ben senin işini hallederim ama bana para vermen lazım diyerek rüşvet talep eder ve hırsız da mecburen bu teklifi kabul eder. Kadı hırsıza ‘’Parayı Minderin Altına Diz, Arka Kapıdan Vız’’ diyerek hırsızın ordan uzaklaşmasını ister. Hırsız da arka kapıdan çıkıp gider.

    Az geçmeden derilerin sahibi kadı’nın huzuruna varıp herşeyi olduğu gibi anlatır. Kadı hırsızı kurtarmak için bahane üretmek zorunda olduğundan deri sahibine ‘’senin deriler ham’mıydı işlenmişmiydi diye sorar.

    Deri sahibi kadı’ya derilerim ham’dı kadı efendi der.
    Bu cevabı alan kadı o günün içtihadı sayılan bir kitap açarak suçu ve verilmesi gereken cezayı incelemeye başlar. Biraz okumuş gibi yaptıktan sonra deri sahibine dönerek ‘’Senin deriler ham olduğundan hırsızı cezalandırmam mümkün degil, çünkü kanuna göre deri hırsızlığında suçun cezalandırılması için derilerin işlenmiş olması şartı aranıyor’’ der.

    Bunu duyan deri sahibinin rengi kaçar ve kadı’ya ‘’Kadı efendi benim deriler işlenmemişti ama hepsi mazı’lı idi’’ der. Kadı bu cevabı alınca hiddetlenir, çünkü hırsızı kurtarmak ve işi kılıfına uydurmak zorundadır. Deri sahibine elindeki kitabı göstererek ‘’Mazılı Muzulu, İşte Hepsi Burda Yazılı’’ diyerek hiddetle bağırır ve adamı huzurundan kovar. Adam ensesini kaşıyarak kadı’nın huzurunu terk eder, böylece hırsız da kurtulmuştur adalete hesap vermekten.


    Adaletsizliğe tipik bir örnektir bu hikaye…
    Herkes bir şekilde işini kılıfına uydurdukça, ülkenin temel taşlarından biri daha yerinden sökülmüş olur. Bu hikayeden anladığımız şey; suçu gerçekten işlemiş olsanız ve suçüstü yakalanmış olsanızda ceza almaktan kurtulma ihtimalinizin her zaman var olduğudur.

    Ama herşeye rağmen adalete olan inancımızı korumak ve günümüzün adalet dağıtıcılarına güvenmek zorundayız. Çünkü başka çıkar yolumuz yoktur, ve arada böyle kötü örnekler çıksa da, genellikle de adalet dağıtıcılarımız görevini layıkı ile yerine getirmektedir


  4. 24.Ağustos.2013, 01:06
    2
    Üye



    Adaletin Önemi ve Adaletsizlik - İbretlik Hikaye

    Bir ülkeyi topla tüfekle yıkamıyorsanız veya ele geçiremiyorsanız, içeriden hamle yapıp adalet mekanizmasına darbe vurmanız ve o ülkede adaleti yok etmeniz kafidir.

    Adaletin önemini anlatan, çocukluğumda büyüklerimden duyduğum ve hep anlattığım hikayelerimden biridir aşağıdaki hikaye..

    *********************************************

    Çok eskilerde deri işi ile uğraşanlar derilerini balya haline getirip avlulu evlerinde depo ederlerdi.

    Hakimlerin yerine kadı’ların görev yaptığı o tarihlerde adamın biri bütün derilerini evinde balyalar halinde muhafaza ediyormuş. Kış şartları çok ağırmış ve her taraf karla kaplıymış.

    Hırsızın biri, bir gece gizlice adamın evine girer, amacı ev sahibinin derilerini çalmaktır. Taşıyabileceği kadar deri balyasını önce depodan avluya taşır ordanda sokak kapısını açarak evin dışına çıkarır ve kar üstünde sürükleyerek çeker götürür. Sabah olup ışık doğuncaya kadar adam birkaç kez bu işlemi tekrarlar ve epey balyayı kendi evine taşımış olur.

    Sabah evsahibi uyandığında deri deposunun boşalmış olduğunu farkeder.
    Ama kar üzerindeki mevcut izlere baktığında hırsızı bulmanın çok zor olmadığını anlar. Çünkü deri balyaları kar üzerinde sürüklenerek götürülmüş olduğundan, hırsızın evine kadar sürüp giden bir iz vardır.

    Adam giyinir ve izleri takip ederek hırsızın evine kadar ulaşır ve kapısını çalar
    Hırsız kapıyı açar ve gelene ‘’buyur ne istiyorsun’’ der.

    Derilerin sahibi hırsıza ‘’Sen benim derilerimi çalmışsın diye çıkışır ama hırsız yavuz çıkmıştır, hayır ben senin derilerini filan çalmadım iftira ediyorsun der.

    Deri sahibi hırsıza ‘’Bak izler senin evine kadar geliyor, inkar etme ve derilerimi ver aksi halde kadı’ya gidip seni şikayet edeceğim’’ der.

    Hırsız da kendinden gayet emin biçimde ‘’Kime şikayet edersen et, ben deri falan çalmadım’’ diyince deri sahibi kadı’nın yolunu tutar.

    Bu gören hırsız hemen giyinir ve kadı’ya adamdan önce yetişebilmek için damlardan atlayarak, kısa yolları tercih ederek bir nefeste kadı’nın huzuruna gelir.

    Kadı’ya ‘’Kadı efendi ben birinin derilerini çaldım, kendisi şimdi yolda beni sana şikayete geliyor, beni bu işten kurtar’’ diyerek herşeyi anlatır.

    Kadı hırsıza ben senin işini hallederim ama bana para vermen lazım diyerek rüşvet talep eder ve hırsız da mecburen bu teklifi kabul eder. Kadı hırsıza ‘’Parayı Minderin Altına Diz, Arka Kapıdan Vız’’ diyerek hırsızın ordan uzaklaşmasını ister. Hırsız da arka kapıdan çıkıp gider.

    Az geçmeden derilerin sahibi kadı’nın huzuruna varıp herşeyi olduğu gibi anlatır. Kadı hırsızı kurtarmak için bahane üretmek zorunda olduğundan deri sahibine ‘’senin deriler ham’mıydı işlenmişmiydi diye sorar.

    Deri sahibi kadı’ya derilerim ham’dı kadı efendi der.
    Bu cevabı alan kadı o günün içtihadı sayılan bir kitap açarak suçu ve verilmesi gereken cezayı incelemeye başlar. Biraz okumuş gibi yaptıktan sonra deri sahibine dönerek ‘’Senin deriler ham olduğundan hırsızı cezalandırmam mümkün degil, çünkü kanuna göre deri hırsızlığında suçun cezalandırılması için derilerin işlenmiş olması şartı aranıyor’’ der.

    Bunu duyan deri sahibinin rengi kaçar ve kadı’ya ‘’Kadı efendi benim deriler işlenmemişti ama hepsi mazı’lı idi’’ der. Kadı bu cevabı alınca hiddetlenir, çünkü hırsızı kurtarmak ve işi kılıfına uydurmak zorundadır. Deri sahibine elindeki kitabı göstererek ‘’Mazılı Muzulu, İşte Hepsi Burda Yazılı’’ diyerek hiddetle bağırır ve adamı huzurundan kovar. Adam ensesini kaşıyarak kadı’nın huzurunu terk eder, böylece hırsız da kurtulmuştur adalete hesap vermekten.


    Adaletsizliğe tipik bir örnektir bu hikaye…
    Herkes bir şekilde işini kılıfına uydurdukça, ülkenin temel taşlarından biri daha yerinden sökülmüş olur. Bu hikayeden anladığımız şey; suçu gerçekten işlemiş olsanız ve suçüstü yakalanmış olsanızda ceza almaktan kurtulma ihtimalinizin her zaman var olduğudur.

    Ama herşeye rağmen adalete olan inancımızı korumak ve günümüzün adalet dağıtıcılarına güvenmek zorundayız. Çünkü başka çıkar yolumuz yoktur, ve arada böyle kötü örnekler çıksa da, genellikle de adalet dağıtıcılarımız görevini layıkı ile yerine getirmektedir





+ Yorum Gönder