Konusunu Oylayın.: Kadir gecesi sohbet ve vaazdan sonra nasıl dua etmeli?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kadir gecesi sohbet ve vaazdan sonra nasıl dua etmeli?
  1. 01.Ağustos.2013, 19:46
    1
    Misafir

    Kadir gecesi sohbet ve vaazdan sonra nasıl dua etmeli?

  2. 03.Ağustos.2013, 02:24
    2
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: Kadir gecesi sohbet ve vaazdan sonra nasıl dua etmeli?




    Kadir Gecesi Duası
    3 Ağustos 2014


    Gecemiz mübarek, ibadet ve dualarımız makbul olsun.

    Bütün âlemleri yaratan ve ayakta tutan Rabb’imize, zerrât-ı kâinat adedince hamd ve şükür, Peygamberler Serveri Efendimiz’e, diğer enbiya-i izâma, melâike-i kirama, ehl-i beyte ve Hakk’ın bütün sadık kullarına da deryalardaki su damlaları, çöllerdeki kum taneleri adedince salât ü selam olsun.

    Ey Yüceler Yücesi Rabb’imiz, işte yüce dergâhına geldik; boyun büküyor, huzurunda kemerbeste-i ubûdiyet içinde el pençe divan duruyor, affına iltica ediyoruz. Eğer biz kullarını kapından uzaklaştırırsan, biz gidip hangi kapıya sığınabiliriz?! Şayet huzurundan kovacak olursan biz kime yalvarırız?!

    Ey en büyük günahları bile bağışlayan ve en büyük kusurları, eksikleri bile sarıp sarmalayan Rabb’imiz! Senden, en kahredici günahlarımızı bile bağışlayıp yok saymanı, yüzümüzün karası suçlarımızı örtmeni, kıyamet gününde affının ve gufranının serinliğinden ve bağışlayıcılığının güzelliğinden bizleri mahrum etmemeni diliyoruz.

    Bahtına düştük, ey biricik Matlûb’umuz, Maksûd’umuz, Mahbûb’umuz; ne olur, tevbelerimizi kabul, kalblerimizi de ihya buyur! Buyur ki, günahlarımızı affedebilecek, yaralarımızı sarıp tedavi edebilecek Sen’den başka hiçbir kimse bilmiyoruz.

    Ey güç ve kuvvetin yegâne sahibi olan Yüce Allah’ımız! Sen Kavî’sin, biz ise Senin zayıf, aciz ve muhtaç kapıkullarınız. Zayıf ve acizleri Senden başka kim koruyup kollayabilir ve ihtiyaçlarını giderebilir! Ne olur, salih kullarını sevindirdiğin gibi bizi de sürpriz lütuflarınla sevindir ve üzerimizdeki nimetlerini tamamla! Bizden ve yeryüzünün değişik yerlerinde hizmet eden bütün kardeşlerimizden tasa ve elem sebebi olan kötülüklerin hepsini bertaraf et!

    Yâ Rabbenâ ve Yâ İlâhenâ! Günahlara tevbe etmenin karşılığı gönülden duyulan nedametse şayet, Sana yemin ederiz ki, yapıp ettiklerimizden bin kere, yüz bin kere pişmanız. İstiğfarda bulunup Senden bağışlanma dilenmek hataların defterden silinmesine bir vesileyse şayet, yürekten istiğfarda bulunuyor, bu nâçar kullarını da yarlığayacağını ümid ediyoruz. Evet, ümidimiz budur ve hoşnutluğunla gönlümüze sürûr salacağın âna kadar da bu kapıyı asla terk etmeyeceğiz.

    Ey ızdırar içerisinde hafakanlar yaşayan muzdar kullarının niyazlarına icabet buyuran.. Ey zararları kaldırıp telâfi eden.. Ey iyilikleri karşılıksız ve en büyük olan.. Ey gizli gizli cereyan eden işlere de nigehbân olan Yüceler Yücesi Allah’ımız! Huzuruna sermayesiz geldik; nâçâr bir şekilde, Senin cömertliğine ve keremine sığınıyor, rahmet denizlerinden hissedar olmak istiyoruz. Dualarımıza icabet buyur ve bizi ümitlerimizde, dileklerimizde haybet ve hüsrana uğratma.. Tevbe ile teveccühümüzü karşılıksız bırakma!

    Ey Kudreti Sonsuz, merhameti nihayetsiz, bütün âlemlerin yegâne sahibi Yüceler Yücesi Rabb’imiz! Senin dinine, Kitab’ına, Peygamber’ine ve masum kullarına düşmanlık besleyen cahil, kaba, insanlık ve medeniyet mahrumu zalim birtakım insanlar göz göre göre zorbalık ve derebeyliği yapıyorlar. “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah” hazinelerinin tek sahibi Sen’sin. Ne olur Yüce Mevlâ’mız, düşmanlık hisleriyle oturup kalkan, inanan insanlar aleyhine sürekli komplo üstüne komplolar kuran o kimselerin düşmanlık hislerini kalplerinden söküp at. Bu haddini bilmez, insafsız tipler şayet salah yolunu seçmezler, fitne ve fesatlarına devam ederlerse, Sen onların ellerini, kollarını bağla.. Ayaklarına prangalar vur. İnananların aleyhine kullandıkları ne kadar yol-yöntem, imkân ve malzeme varsa, hepsini ellerinden çekip al.. Menfur emellerine ulaşmalarına fırsat verme ve bizi o tiran bozması zalimlerle karşı karşıya bırakma.. Nusretinle, hıfz u inayetinle bu aciz ve çaresiz kullarını te’yid buyur Allah’ım!

    “Bunlar da bendendir” der misin Yâ Resûlallah!

    Resûl-i Ekrem’den on dört asır uzakta bulunduğumuz için cürümlerimize bakmayarak, rahmetinle bizleri affeyle Yâ Rabbi! Yâ İlâhe’l-Alemîn ve Yâ Ekrame’l-Ekramîn! Biz Seni bilemedik.. Kur’an’ın hakikatine akıl erdiremedik.. Peygamber’i tanıyıp yoluna giremedik.. İşte bizim dualarımızı İlm-i İlahi’nle bilirken, Sem’-i Sübhanin ile dinlerken, bu kadar perişan ve bu kadar sergerdanların duasını dinleme lütfûyla lütfedip dinle Ya Rabbi!

    Yâ İlâhe’l-Âlemîn ve Yâ Ekrame’l-Ekramîn! Senin lütfedip, bahşedip bizlere gönderdiğin Ramazan-ı Şerif ayını idrak ettik. Reyyan kapısından girmeye inşaallah liyakat kazandık. Dünyanın dört bir yanında senin dinine hizmet eden bahtiyarların, gurbette Ramazan’ı idrak eden asrın dertlisinin duaları içinde ellerimizi kaldırıyor, Kadir Gecesi’dir diyen, Ramazan’dır diyen saflaşmış insanlarla beraber Sana dua ediyoruz. Dualarımızı kabul eyle Yâ Rabbi! Bizi hâib ve hâsir eyleme Yâ Rabbi!

    Ey Yüceler Yücesi Rabb’imiz! Hadiseler bizi boğacak hale geldi. Üstesinden gelebilecek gibi de değiliz. Şahit olduğumuz her manzara artık gırtlağımızda hıçkırıklarımızı yumruk gibi düğümletiyor. Müslümanların yaşadığı hemen bütün coğrafyalarda zulümler, haksızlıklar irtikâp ediliyor, cinayetler, katliamlar işleniyor. Oluk oluk Müslüman kanı akıyor. Bir tarafta Senin Mü’minlerin açlığın ve sefaletin pençesinde kıvranırken, diğer yanda modern çağın firavunlarının elinde katliamlara maruz kalıyorlar. Sen bu vaziyette bizi daha fazla devam ettirme Yâ Rabbi! Keremin ve lütfun engindir Senin. Hususiyle Suriye ve Mısır’da acı çeken, katliamlara maruz kalan kardeşlerimize yardım et Allah’ım. Onlara en kısa zamanda bir fereç ve mahreç lütfet. Zalimlerin zulmünden, fitnecilerin ve münafıkların hile ve hud’alarından onları ve bizleri muhafaza buyur Yâ Rabbenâ! Bunu Senden Habîb-i Edîbin hürmetine dileniyoruz Rabbimiz!

    Dünyanın dört bir yanındaki mazlumlar, mağdurlar gözünü bu milletin üzerine dikmiş, kendilerine uzanacak yardım elini bekliyorlar. Sen milletimize lütfedip kerem ve lütfunla muamele eyle Yâ Rabbi! Bu millet ki Yâ Rabbi! Bir zamanlar Senin yüce adını bayraklaştırıp âfâk-ı âlem’de dolaştırıyor ve ölürken en büyük ümniye ve ideal olarak Senin mübarek adının âfak-ı âlem’de şehbal açmasını istiyordu. Bu millet, Balkanlar’da sinesinden yediği hançerle Sana doğru kanat çırpıp yükselirken, “Attan inmeyesüz, Allah’ın adını âfâk-ı âlem’de gezdiresüz.” diyen şanlı hünkârın torunudur. Onların ahfadı olan bizleri de aynı şerefle şerefyâb eyle Yâ Rabbi!

    Biraz da bizim vatanımıza gel Yâ Resûlallah!

    Ey Rahmeti Sonsuz! Son şiire kafiye koymak istiyoruz, yaban ellerde gezen Hazreti Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in atının zimamından tutup dokuz asır boyunca İslâm’a karakolluk yapan yağız delikanlıların yurdu Anadolu’da dolaştırmak istiyoruz. “Biraz da bizim vatanımıza gel Yâ Resûlallah!” diyoruz. Sen bu yağızları Malazgirt’ten, Çanakkale’den, Belgrad’dan çok iyi bilirsin. Bingazi’den, Maraş’tan, Gaziantep’ten bilirsin Yâ Resûlallah! Palandöken’de elinde satırıyla koşturan ninesiyle bilirsin. Duvağını atıp Çanakkale’ye koşan geliniyle bilirsin. “Kâfir tarafından işgal edilmiş vatanda yaşamak benim neyime” diyen genç kızıyla ve mert delikanlısıyla bilirsin. Bütün bunları neslimiz ve milletimiz adına Zât-ı Nübüvvet’ine sadaka olarak takdim ediyoruz. Ve bununla, Medinelilerin davet ettiği gibi Seni yurdumuza davet ediyoruz. “Ne zaman geleceksin?” diyoruz. Canımız dudağımıza geldi. Gayri artık dayanamayacağız. Sensiz olan bir dünyayı da istemiyoruz.

    Sen bir Sultan’sın. Sultana sultanlık, dilenciye dilencilik yakışır. Gel, bağlı ellerimizi çözüp dağılmış kâkülümüzü okşayıver… O mübarek elini toz toprak içinde kalmış zülüflerimizde gezdiriver. Gayba doğru uzanan ellerimizle Akabe’dekiler gibi elini sıkmak ve bir kere daha biat etmek istiyoruz. Yâ Resûlallah, elini uzat, elimizi sık. Anadolu’nun yağız delikanlısı sana Medine’nin ensarı gibi el uzatacaktır. Başımızı okşa, kırık kalplerimizin kırıklığını gideriver.

    Bir zamanlar Ali’lerin, Ebubekir’lerin, Osman’ların çektiği zimamı, Anadolu’nun yağız delikanlısının eline veriver. Türk’üyle, Kürt’üyle, Çerkez’iyle, Boşnak’ıyla, Arnavut’uyla bir Anadolu milleti göğüslerini gerip Senin için dayandılar Yâ Resûlallah! Mescidlerini koruyup minareler yaptılar, her şeye rağmen günde beş defa “Muhammedü’r- Resûlullah” dediler ve bunu demeye azmettiler Ya Resûlallah!

    Ve bugün yaptıkları her şeyi şart-ı âdi olarak vesilen ve vasıtanla dergâh-ı nezd-i ahadiyete takdim etmek istiyoruz. Huzur-u rabbil-âleminde “Bunlar da bendendir” der misin Yâ Resûlallah! Bizleri Havz-ı Kevser’in başından kovulanlar içinde kovulma zilletine maruz kalmaktan masun ve mahfuz eyle Yâ İlâhe’l-âlemîn! Bizlere şefaat elini uzat, elimizden tutup evc-i kemali insaniyete çıkar Yâ Resûlallah!

    Yâ İlâhe’l-âlemîn ve Yâ Ekrame’l-Ekramîn! Seyyidimiz ve pişdârımız; rehnümâ ve rehberimiz; Muktedây-ı kül ve rehber-i ekmelimiz Hazreti Muhammed aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm’a dehalet ederek dergâh-ı nezd-i ahadiyetine girmek istiyoruz. Kirli yüzlerimizle doğrudan doğruya Sana müracaatı sû-i edeb saydık. Habîb-i edibin vesâyâsı altına girmek istedik. Gönlümüzü evvela ona teslim edelim dedik. Ve sonra da onun gölgesi altında Senin huzuruna çıkalım. O da yüzümüze baksın. Ellerini yüceler yücesi Sana kaldırsın. Desin ki “Bunlar da bizdendir Yâ İlahe’l-âlemîn.” Bu lütfu bizden esirgeme Yâ Rabbi!

    Sana sadık olmaya söz veriyoruz; gecemizi gündüz eyle Yâ Rabbi. Kışımızı bahar eyle Yâ Rabbi! Neslimize can ve dirilik ihsan eyle Yâ Rabbi! Bükük belimizi doğrult Yâ Rabbi! Kaddimize istikamet, dizlerimize derman ihsan eyle Yâ Rabbi! Bu gece Kadir Gecesi Yâ Rabbi! Senin kadrini bilenlerin, kadir bilenlerin, kadrini bilip kadirşinaslık içinde huzuruna gelenlerin gecesi Yâ Rabbi!

    Dergâh-ı Zat-ı uluhiyyetinde dualarımızın birini bin eyle Yâ Rabbi! Bir dileğimizde bin lütufta bulun Yâ Rabbi! Bir arpa boyu hizmetiyle Senin yoluna hizmet edenleri azîz ve şerîf eyle Yâ Rabbi! Topyekün vatanımızı da güldür, üzerimizde türlü oyunlar oynamak isteyenlerin ümitlerini de söndür Yâ Rabbi!

    Senin kapının tokmağında boynu bükük dilencileriz

    Ey günahlarla kirlenmiş kimseleri hemen cezalandırmayan, haddini bilmezlerin ayıplarını görmezlikten gelerek onlara manevi kirlerinden arınma fırsatı veren Merhametliler Merhametlisi! Bizler, hemen hepimiz ellerimiz Senin kapının tokmağında boynu bükük dilencileriz. -Allah bu dilenciliği sonsuza kadar devam ettirsin.- Dualarımızla Seni mırıldanıyor, içlerimize çekiyor ve vereceğin cevabı bekliyoruz. Bugüne kadar Senden başka bizi duyan, yüzümüze bakan ve şefkatle başımızı okşayan olmadı. Ne bulduk ne gördükse Sende bulduk, Sende gördük ve Sana inancımız sayesinde hayretten, dehşetten, gurbetten ve yalnızlıktan kurtulduk.

    Bütün benliğimizle bir kez daha Sana yöneliyor, af ve mağfiret dileniyoruz. Kalb katılığından, gafletten, başkalarına şer olmaktan, aşağılıktan, aşağılanmaktan, miskinlikten, cehaletten, doymak bilmeyen nefisten, kabul edilmeyen duadan, yaşarmayan gözden, ürpermeyen kalpten, nimetlerinin zeval bulmasından, lütuflarının değişip başkalaşmasından, ansızın bastıran azabından, gelip çatan gazabından Sana sığınıyoruz. Senden her zaman yalvaran diller, haysiyetle ürperen gönüller istiyoruz. Tevbelerimizi kabul buyur, bizi günahlardan arındır, dua ve isteklerimize cevaplar lütfeyle! Delil ve burhanlarımızı hedefine yönlendir, kalblerimizin ufkunu aç, dilimizi doğruluğa bağla ve gönüllerimizi temizle Yâ Rabbenâ!

    Allah’ım, Senden her işimizde sebat, Kur’an yolunda kararlılık ve nimetlerine karşı da duyarlılık hissi bekliyoruz. Kapına yönelenleri boş çevirme. İtaatte bulunanlara bol bol karşılık ver, Sana başkaldıranlara da doğru yolu göster. Muzdariplerin dualarını lütfunla şâd eyle. Hasta ruhlara hususi muamelede bulun, küfür ve ilhad içinde bocalayanlara da nurunu göster; göster de kalmasın hiçbir yerde muzlim bir nokta!..

    Ey güç ve kuvvetin yegâne sahibi olan Yüce Allah’ımız! Sen Kavî’sin, biz ise Senin zayıf, aciz ve muhtaç kapıkullarınız. Zayıf ve acizleri Senden başka kim koruyup kollayabilir ve ihtiyaçlarını giderebilir! Ne olur, salih kullarını sevindirdiğin gibi bizi de sürpriz lütuflarınla sevindir ve üzerimizdeki nimetlerini tamamla! Bizden, muhterem hocamızdan, yeryüzünün değişik yerlerinde ve hayatın bütün katmanlarında hizmet eden bütün kardeşlerimizden tasa ve elem sebebi olan kötülüklerin hepsini bertaraf et!

    Ey yoluna gönülden baş koymuşları her zaman vuslat neş’esiyle serfiraz kılan ve adanmış ruhlardan merhametini hiçbir zaman esirgemeyen ve onları katiyen yalnız bırakmayan Rabb’imiz! Bizi de dünyanın geçici ve zevâle mahkûm güzelliklerine aldanıp da Rabbilerini unutanlardan olmaktan muhafaza buyur.. Gözlere aydınlık, gönüllere de sürûr veren sürpriz lütuflarınla bu muhtaç kullarını da sevindir.. Tasamızı, gamımızı, kederimizi izâle eyle.. Bizi her türlü musîbet ve belalardan koru ve sâlih ibâdının kalblerine yerleştirdiğin gibi bizim kalblerimize de Seni delicesine sevme duygusunu yerleştir!..

    Ey Rabb’imiz! Biz kullarını Senin sevmediğin ve hoşnut olmadığın vadilerde dolaşmaktan muhafaza buyur.. Senin nezdinde anlamsız sayılan ne kadar meşguliyet varsa bizi onlardan uzak tut.. Nereden gelirse gelsin, bütün bulanık düşüncelerden ve kirli hayallerden zihnimizi ve kalbimizi koru.. Enbiyâ ve mürselîn efendilerimizi donattığın gibi, onların yollarından yürümeye azmetmiş bu muhtaç bendelerini de değişik ve sürpriz mevhibelerinle donat!

    Ey bütün varlık ve varlık ötesi elinde bulunan.. Ey hayat sahibi Hayy.. Ey varlığının asla bir başlangıcı olmayan Kadîm.. Ey kendisi için ölüm katiyen söz konusu olmayan Bâkî! İhtiyaçlarımızı gider.. Bize lütfunla muamelede bulun.. Başımızdaki bütün belaları def eyle.. Bizim yanımızda ol, aleyhimizde olma.. Bizi dînî ve dünyevî musibetlerden koru.. Dünyayı ve içindekileri en büyük derdimiz, tasamız ve kendisi için en fazla gayreti sarf ettiğimiz bir meta kılma... Sen’i bize sevdireni başımızdan eksik etme Ya Rabbi!

    Ey biricik Koruyan’ımız! Dinimize ve dünyaya müteallik bütün işlerimizde insî ve cinnî şeytanların, durmadan kötülüğü emredip duran nefs-i emmarenin vereceği zararlardan, inanan kullarına karşı kalbleri kin ve nefret duygularıyla dopdolu düşmanların saldırgan davranışlarından bizi muhafaza et. Onların tuzaklarından, komplolarından bizi ve gönlünü Senin dinine vermiş bütün inananları himaye eyle.

    Ey Kudreti Sonsuz, bize Seni ve Kitab’ını tanıtan, Efendimiz’i ve ashabını sevdiren, irşadıyla hayatımıza anlam kazandıran Muhterem Hoca’mızı başımızdan eksik etme. Ona hayırlı, bereketli, sıhhat ve afiyet içinde uzun ömürler ihsan eyle. Kendisine yakîn-i tâm, ihlas-ı etemm ve zühd-ü tâm lütfeyle. Onu dahilî, haricî, insî ve cinnî her türlü düşmanın ve şeytanın şerrinden muhafaza eyle. Bulunduğu her yerde ve zamanda kendi katından bir ruh ile onu te’yid buyur. Dünyada ve ahirette bizi O’ndan ayırma. Gösterdiği istikamette son nefesimize kadar koşturmayı, bu şekilde ruhumuzu teslim etmeyi, O’nunla beraber haşrolmayı, Cennet’te Efendimiz’e birlikte komşu olmayı nasip eyle. Üstad’ımızla ve Hoca’mızla kalbî irtibatımızı kuvvetlendir. Onları daha iyi anlamaya bizleri muvaffak eyle. Hasenatımıza kat kat fazlasıyla onları şerik eyle. Bizi onlara karşı mahcup olacağımız hatalara düşmekten, yanlışlar yapmaktan muhafaza eyle!

    Ey Allah’ımız! Bize düşmanlık yapanlara karşı Sen bizim muînimiz ol.. Haddini aşıp hukukumuza saldıran mütecavizlerin şerlerini üzerimizden defet. Aleyhimizde fitne ateşini körükleyenlerin ocaklarını söndür. Ey şefkati ve merhameti varlığı bütünüyle kucaklamış Rabb’imiz! Hakkında beslediğimiz hüsn ü zanda bizi tasdik et.. Et de, biz çaresiz kullarını her türlü endişe, gam, üzüntü, keder ve sıkıntıdan halâs eyle! Efendimiz Hazreti Muhammed’e, aile fertlerine ve bütün ashabına salât ü selam ederek bunları Senden dileniyoruz, Rabb’imiz...

    Yâ Erhame’r-Râhimîn, hayatın bütün katmanlarında ve dünyanın dört bir yanında insanlığa hizmet sevdasıyla bulunan erkek-bayan bütün kardeşlerimize ihlâs, samimiyet, istikamet, aşk u şevk lütfeyle. Ömürlerine vüs’at, rızıklarına bereket, hanelerine huzur ihsan eyle. Onları İmana ve Kur’an’a hizmette daim eyle. Kalblerimizi telif buyur. Vifak ve ittifak içinde hizmet etmeye muvaffak eyle. Kem gözlerden, kötü ruhlu, kötü düşünceli, kötü karakterli kimselerden muhafaza eyle. Hasidlerin hasedinden, fesatçıların fesadından, münafıkların nifakından, zalimlerin zulmünden halas eyle. Onlarla birlikte hepimize mahşerde Nebiler Sultanı’nın Livâü’l-hamd sancağı altında Üstad’ımızla ve Hoca’mızla beraber buluşmayı nasip ve müyesser eyle.

    Her zaman engin lütuflarıyla, buhranlı zaman dilimlerinin peşinden de aydınlardan daha aydınlık bayram günlerini yaratan Rabb’imize, ağaçların yaprakları, denizlerin dalgaları ve yağmurların damlaları adedince hamd ve şükür; hürmetine kâinatın yaratıldığı, sünnetine bütün varlığın hayran kaldığı Efendimiz’e, insanlık âleminin yüz akları olan âline ve ashabına da sonsuz salât ü selamlar ediyor, günlerin nevbahara döneceği demlerin heyecanıyla ümitle bekliyoruz.

    Duamızın evvelinde salât ü selamla kaldırdığımız ellerimizi bir kere daha Efendimiz’i, O’nun tertemiz, dupduru, pırıl pırıl aile fertlerini, yıldızlar kadar yükseklerde dolaşan ashabını hayırla yâd ederek indiriyor ve bizi ellerimiz boş ve hüsran içinde geri çevirmemeni diliyoruz Rabb’imiz! Amin...

    Doğrusu biz, Kur’an-ı kadir gecesinde indirmişizdir.Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir (Kadir Sûresi)

    “Kullarım sana Beni sorarlarsa bilsinler ki Ben, şüphesiz onlara yakınım. Benden isteyenin dua ettiğinde duasını kabul ederim.” (Bakara/186)

    “Ey nefislerine zulm eden kullarım! Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü o bağışlayandır, merhametlidir.” (Zümer/53)

    İbnu Ömer (ra) anlatıyor: Resûlullah (sas)’a “Kadir Gecesi Ramazan’ın neresinde?” diye sorulmuştu. “O, Ramazan’ın tamamında.” diye cevap verdi. (Ebu Davud)

    Kadir Gecesi’ni Ramazan’ın son onunda arayın. (Buhârî)

    “Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter” (Tahrim/8)

    “Kim Kadir Gecesi’ni, faziletine inanarak ve alacağı sevabı Allah’tan bekleyerek ibadet ve taatla geçirirse geçmiş günahları bağışlanır” (Buhari ve Müslim)

    “Rabb’imiz! Bize dünyada iyiyi, ahirette de iyiyi ver. Bizi ateşin azabından koru.” (Bakara/201)

    Müminlerin annesi Hz. Aişe (r.anhâ) anlatıyor: Dedim ki: Ya Resûlallah, Kadir Gecesi’ni bilirsem onda ne şekilde dua edeyim? Şöyle buyurdu: Allâhümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbü’l-afve fa’fü annî (Allah’ım sen affedicisin,affı seversin, beni affeyle).

    “Hz. Peygamber (sas)’e ümmetinin ömrü gösterilmiş. Resûlullah, önceki ümmetlerin ömrüne nisbetle kısa olduğu için, amelde onların uzun ömürde işlediklerine yetişemezler diye bu ömrü kısa bulmuş. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi’ni vermiştir.” (Muvatta, İmam Malik)
    SÜLEYMAN SARGIN


  3. 03.Ağustos.2013, 02:24
    2
    Üye



    Kadir Gecesi Duası
    3 Ağustos 2014


    Gecemiz mübarek, ibadet ve dualarımız makbul olsun.

    Bütün âlemleri yaratan ve ayakta tutan Rabb’imize, zerrât-ı kâinat adedince hamd ve şükür, Peygamberler Serveri Efendimiz’e, diğer enbiya-i izâma, melâike-i kirama, ehl-i beyte ve Hakk’ın bütün sadık kullarına da deryalardaki su damlaları, çöllerdeki kum taneleri adedince salât ü selam olsun.

    Ey Yüceler Yücesi Rabb’imiz, işte yüce dergâhına geldik; boyun büküyor, huzurunda kemerbeste-i ubûdiyet içinde el pençe divan duruyor, affına iltica ediyoruz. Eğer biz kullarını kapından uzaklaştırırsan, biz gidip hangi kapıya sığınabiliriz?! Şayet huzurundan kovacak olursan biz kime yalvarırız?!

    Ey en büyük günahları bile bağışlayan ve en büyük kusurları, eksikleri bile sarıp sarmalayan Rabb’imiz! Senden, en kahredici günahlarımızı bile bağışlayıp yok saymanı, yüzümüzün karası suçlarımızı örtmeni, kıyamet gününde affının ve gufranının serinliğinden ve bağışlayıcılığının güzelliğinden bizleri mahrum etmemeni diliyoruz.

    Bahtına düştük, ey biricik Matlûb’umuz, Maksûd’umuz, Mahbûb’umuz; ne olur, tevbelerimizi kabul, kalblerimizi de ihya buyur! Buyur ki, günahlarımızı affedebilecek, yaralarımızı sarıp tedavi edebilecek Sen’den başka hiçbir kimse bilmiyoruz.

    Ey güç ve kuvvetin yegâne sahibi olan Yüce Allah’ımız! Sen Kavî’sin, biz ise Senin zayıf, aciz ve muhtaç kapıkullarınız. Zayıf ve acizleri Senden başka kim koruyup kollayabilir ve ihtiyaçlarını giderebilir! Ne olur, salih kullarını sevindirdiğin gibi bizi de sürpriz lütuflarınla sevindir ve üzerimizdeki nimetlerini tamamla! Bizden ve yeryüzünün değişik yerlerinde hizmet eden bütün kardeşlerimizden tasa ve elem sebebi olan kötülüklerin hepsini bertaraf et!

    Yâ Rabbenâ ve Yâ İlâhenâ! Günahlara tevbe etmenin karşılığı gönülden duyulan nedametse şayet, Sana yemin ederiz ki, yapıp ettiklerimizden bin kere, yüz bin kere pişmanız. İstiğfarda bulunup Senden bağışlanma dilenmek hataların defterden silinmesine bir vesileyse şayet, yürekten istiğfarda bulunuyor, bu nâçar kullarını da yarlığayacağını ümid ediyoruz. Evet, ümidimiz budur ve hoşnutluğunla gönlümüze sürûr salacağın âna kadar da bu kapıyı asla terk etmeyeceğiz.

    Ey ızdırar içerisinde hafakanlar yaşayan muzdar kullarının niyazlarına icabet buyuran.. Ey zararları kaldırıp telâfi eden.. Ey iyilikleri karşılıksız ve en büyük olan.. Ey gizli gizli cereyan eden işlere de nigehbân olan Yüceler Yücesi Allah’ımız! Huzuruna sermayesiz geldik; nâçâr bir şekilde, Senin cömertliğine ve keremine sığınıyor, rahmet denizlerinden hissedar olmak istiyoruz. Dualarımıza icabet buyur ve bizi ümitlerimizde, dileklerimizde haybet ve hüsrana uğratma.. Tevbe ile teveccühümüzü karşılıksız bırakma!

    Ey Kudreti Sonsuz, merhameti nihayetsiz, bütün âlemlerin yegâne sahibi Yüceler Yücesi Rabb’imiz! Senin dinine, Kitab’ına, Peygamber’ine ve masum kullarına düşmanlık besleyen cahil, kaba, insanlık ve medeniyet mahrumu zalim birtakım insanlar göz göre göre zorbalık ve derebeyliği yapıyorlar. “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah” hazinelerinin tek sahibi Sen’sin. Ne olur Yüce Mevlâ’mız, düşmanlık hisleriyle oturup kalkan, inanan insanlar aleyhine sürekli komplo üstüne komplolar kuran o kimselerin düşmanlık hislerini kalplerinden söküp at. Bu haddini bilmez, insafsız tipler şayet salah yolunu seçmezler, fitne ve fesatlarına devam ederlerse, Sen onların ellerini, kollarını bağla.. Ayaklarına prangalar vur. İnananların aleyhine kullandıkları ne kadar yol-yöntem, imkân ve malzeme varsa, hepsini ellerinden çekip al.. Menfur emellerine ulaşmalarına fırsat verme ve bizi o tiran bozması zalimlerle karşı karşıya bırakma.. Nusretinle, hıfz u inayetinle bu aciz ve çaresiz kullarını te’yid buyur Allah’ım!

    “Bunlar da bendendir” der misin Yâ Resûlallah!

    Resûl-i Ekrem’den on dört asır uzakta bulunduğumuz için cürümlerimize bakmayarak, rahmetinle bizleri affeyle Yâ Rabbi! Yâ İlâhe’l-Alemîn ve Yâ Ekrame’l-Ekramîn! Biz Seni bilemedik.. Kur’an’ın hakikatine akıl erdiremedik.. Peygamber’i tanıyıp yoluna giremedik.. İşte bizim dualarımızı İlm-i İlahi’nle bilirken, Sem’-i Sübhanin ile dinlerken, bu kadar perişan ve bu kadar sergerdanların duasını dinleme lütfûyla lütfedip dinle Ya Rabbi!

    Yâ İlâhe’l-Âlemîn ve Yâ Ekrame’l-Ekramîn! Senin lütfedip, bahşedip bizlere gönderdiğin Ramazan-ı Şerif ayını idrak ettik. Reyyan kapısından girmeye inşaallah liyakat kazandık. Dünyanın dört bir yanında senin dinine hizmet eden bahtiyarların, gurbette Ramazan’ı idrak eden asrın dertlisinin duaları içinde ellerimizi kaldırıyor, Kadir Gecesi’dir diyen, Ramazan’dır diyen saflaşmış insanlarla beraber Sana dua ediyoruz. Dualarımızı kabul eyle Yâ Rabbi! Bizi hâib ve hâsir eyleme Yâ Rabbi!

    Ey Yüceler Yücesi Rabb’imiz! Hadiseler bizi boğacak hale geldi. Üstesinden gelebilecek gibi de değiliz. Şahit olduğumuz her manzara artık gırtlağımızda hıçkırıklarımızı yumruk gibi düğümletiyor. Müslümanların yaşadığı hemen bütün coğrafyalarda zulümler, haksızlıklar irtikâp ediliyor, cinayetler, katliamlar işleniyor. Oluk oluk Müslüman kanı akıyor. Bir tarafta Senin Mü’minlerin açlığın ve sefaletin pençesinde kıvranırken, diğer yanda modern çağın firavunlarının elinde katliamlara maruz kalıyorlar. Sen bu vaziyette bizi daha fazla devam ettirme Yâ Rabbi! Keremin ve lütfun engindir Senin. Hususiyle Suriye ve Mısır’da acı çeken, katliamlara maruz kalan kardeşlerimize yardım et Allah’ım. Onlara en kısa zamanda bir fereç ve mahreç lütfet. Zalimlerin zulmünden, fitnecilerin ve münafıkların hile ve hud’alarından onları ve bizleri muhafaza buyur Yâ Rabbenâ! Bunu Senden Habîb-i Edîbin hürmetine dileniyoruz Rabbimiz!

    Dünyanın dört bir yanındaki mazlumlar, mağdurlar gözünü bu milletin üzerine dikmiş, kendilerine uzanacak yardım elini bekliyorlar. Sen milletimize lütfedip kerem ve lütfunla muamele eyle Yâ Rabbi! Bu millet ki Yâ Rabbi! Bir zamanlar Senin yüce adını bayraklaştırıp âfâk-ı âlem’de dolaştırıyor ve ölürken en büyük ümniye ve ideal olarak Senin mübarek adının âfak-ı âlem’de şehbal açmasını istiyordu. Bu millet, Balkanlar’da sinesinden yediği hançerle Sana doğru kanat çırpıp yükselirken, “Attan inmeyesüz, Allah’ın adını âfâk-ı âlem’de gezdiresüz.” diyen şanlı hünkârın torunudur. Onların ahfadı olan bizleri de aynı şerefle şerefyâb eyle Yâ Rabbi!

    Biraz da bizim vatanımıza gel Yâ Resûlallah!

    Ey Rahmeti Sonsuz! Son şiire kafiye koymak istiyoruz, yaban ellerde gezen Hazreti Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in atının zimamından tutup dokuz asır boyunca İslâm’a karakolluk yapan yağız delikanlıların yurdu Anadolu’da dolaştırmak istiyoruz. “Biraz da bizim vatanımıza gel Yâ Resûlallah!” diyoruz. Sen bu yağızları Malazgirt’ten, Çanakkale’den, Belgrad’dan çok iyi bilirsin. Bingazi’den, Maraş’tan, Gaziantep’ten bilirsin Yâ Resûlallah! Palandöken’de elinde satırıyla koşturan ninesiyle bilirsin. Duvağını atıp Çanakkale’ye koşan geliniyle bilirsin. “Kâfir tarafından işgal edilmiş vatanda yaşamak benim neyime” diyen genç kızıyla ve mert delikanlısıyla bilirsin. Bütün bunları neslimiz ve milletimiz adına Zât-ı Nübüvvet’ine sadaka olarak takdim ediyoruz. Ve bununla, Medinelilerin davet ettiği gibi Seni yurdumuza davet ediyoruz. “Ne zaman geleceksin?” diyoruz. Canımız dudağımıza geldi. Gayri artık dayanamayacağız. Sensiz olan bir dünyayı da istemiyoruz.

    Sen bir Sultan’sın. Sultana sultanlık, dilenciye dilencilik yakışır. Gel, bağlı ellerimizi çözüp dağılmış kâkülümüzü okşayıver… O mübarek elini toz toprak içinde kalmış zülüflerimizde gezdiriver. Gayba doğru uzanan ellerimizle Akabe’dekiler gibi elini sıkmak ve bir kere daha biat etmek istiyoruz. Yâ Resûlallah, elini uzat, elimizi sık. Anadolu’nun yağız delikanlısı sana Medine’nin ensarı gibi el uzatacaktır. Başımızı okşa, kırık kalplerimizin kırıklığını gideriver.

    Bir zamanlar Ali’lerin, Ebubekir’lerin, Osman’ların çektiği zimamı, Anadolu’nun yağız delikanlısının eline veriver. Türk’üyle, Kürt’üyle, Çerkez’iyle, Boşnak’ıyla, Arnavut’uyla bir Anadolu milleti göğüslerini gerip Senin için dayandılar Yâ Resûlallah! Mescidlerini koruyup minareler yaptılar, her şeye rağmen günde beş defa “Muhammedü’r- Resûlullah” dediler ve bunu demeye azmettiler Ya Resûlallah!

    Ve bugün yaptıkları her şeyi şart-ı âdi olarak vesilen ve vasıtanla dergâh-ı nezd-i ahadiyete takdim etmek istiyoruz. Huzur-u rabbil-âleminde “Bunlar da bendendir” der misin Yâ Resûlallah! Bizleri Havz-ı Kevser’in başından kovulanlar içinde kovulma zilletine maruz kalmaktan masun ve mahfuz eyle Yâ İlâhe’l-âlemîn! Bizlere şefaat elini uzat, elimizden tutup evc-i kemali insaniyete çıkar Yâ Resûlallah!

    Yâ İlâhe’l-âlemîn ve Yâ Ekrame’l-Ekramîn! Seyyidimiz ve pişdârımız; rehnümâ ve rehberimiz; Muktedây-ı kül ve rehber-i ekmelimiz Hazreti Muhammed aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm’a dehalet ederek dergâh-ı nezd-i ahadiyetine girmek istiyoruz. Kirli yüzlerimizle doğrudan doğruya Sana müracaatı sû-i edeb saydık. Habîb-i edibin vesâyâsı altına girmek istedik. Gönlümüzü evvela ona teslim edelim dedik. Ve sonra da onun gölgesi altında Senin huzuruna çıkalım. O da yüzümüze baksın. Ellerini yüceler yücesi Sana kaldırsın. Desin ki “Bunlar da bizdendir Yâ İlahe’l-âlemîn.” Bu lütfu bizden esirgeme Yâ Rabbi!

    Sana sadık olmaya söz veriyoruz; gecemizi gündüz eyle Yâ Rabbi. Kışımızı bahar eyle Yâ Rabbi! Neslimize can ve dirilik ihsan eyle Yâ Rabbi! Bükük belimizi doğrult Yâ Rabbi! Kaddimize istikamet, dizlerimize derman ihsan eyle Yâ Rabbi! Bu gece Kadir Gecesi Yâ Rabbi! Senin kadrini bilenlerin, kadir bilenlerin, kadrini bilip kadirşinaslık içinde huzuruna gelenlerin gecesi Yâ Rabbi!

    Dergâh-ı Zat-ı uluhiyyetinde dualarımızın birini bin eyle Yâ Rabbi! Bir dileğimizde bin lütufta bulun Yâ Rabbi! Bir arpa boyu hizmetiyle Senin yoluna hizmet edenleri azîz ve şerîf eyle Yâ Rabbi! Topyekün vatanımızı da güldür, üzerimizde türlü oyunlar oynamak isteyenlerin ümitlerini de söndür Yâ Rabbi!

    Senin kapının tokmağında boynu bükük dilencileriz

    Ey günahlarla kirlenmiş kimseleri hemen cezalandırmayan, haddini bilmezlerin ayıplarını görmezlikten gelerek onlara manevi kirlerinden arınma fırsatı veren Merhametliler Merhametlisi! Bizler, hemen hepimiz ellerimiz Senin kapının tokmağında boynu bükük dilencileriz. -Allah bu dilenciliği sonsuza kadar devam ettirsin.- Dualarımızla Seni mırıldanıyor, içlerimize çekiyor ve vereceğin cevabı bekliyoruz. Bugüne kadar Senden başka bizi duyan, yüzümüze bakan ve şefkatle başımızı okşayan olmadı. Ne bulduk ne gördükse Sende bulduk, Sende gördük ve Sana inancımız sayesinde hayretten, dehşetten, gurbetten ve yalnızlıktan kurtulduk.

    Bütün benliğimizle bir kez daha Sana yöneliyor, af ve mağfiret dileniyoruz. Kalb katılığından, gafletten, başkalarına şer olmaktan, aşağılıktan, aşağılanmaktan, miskinlikten, cehaletten, doymak bilmeyen nefisten, kabul edilmeyen duadan, yaşarmayan gözden, ürpermeyen kalpten, nimetlerinin zeval bulmasından, lütuflarının değişip başkalaşmasından, ansızın bastıran azabından, gelip çatan gazabından Sana sığınıyoruz. Senden her zaman yalvaran diller, haysiyetle ürperen gönüller istiyoruz. Tevbelerimizi kabul buyur, bizi günahlardan arındır, dua ve isteklerimize cevaplar lütfeyle! Delil ve burhanlarımızı hedefine yönlendir, kalblerimizin ufkunu aç, dilimizi doğruluğa bağla ve gönüllerimizi temizle Yâ Rabbenâ!

    Allah’ım, Senden her işimizde sebat, Kur’an yolunda kararlılık ve nimetlerine karşı da duyarlılık hissi bekliyoruz. Kapına yönelenleri boş çevirme. İtaatte bulunanlara bol bol karşılık ver, Sana başkaldıranlara da doğru yolu göster. Muzdariplerin dualarını lütfunla şâd eyle. Hasta ruhlara hususi muamelede bulun, küfür ve ilhad içinde bocalayanlara da nurunu göster; göster de kalmasın hiçbir yerde muzlim bir nokta!..

    Ey güç ve kuvvetin yegâne sahibi olan Yüce Allah’ımız! Sen Kavî’sin, biz ise Senin zayıf, aciz ve muhtaç kapıkullarınız. Zayıf ve acizleri Senden başka kim koruyup kollayabilir ve ihtiyaçlarını giderebilir! Ne olur, salih kullarını sevindirdiğin gibi bizi de sürpriz lütuflarınla sevindir ve üzerimizdeki nimetlerini tamamla! Bizden, muhterem hocamızdan, yeryüzünün değişik yerlerinde ve hayatın bütün katmanlarında hizmet eden bütün kardeşlerimizden tasa ve elem sebebi olan kötülüklerin hepsini bertaraf et!

    Ey yoluna gönülden baş koymuşları her zaman vuslat neş’esiyle serfiraz kılan ve adanmış ruhlardan merhametini hiçbir zaman esirgemeyen ve onları katiyen yalnız bırakmayan Rabb’imiz! Bizi de dünyanın geçici ve zevâle mahkûm güzelliklerine aldanıp da Rabbilerini unutanlardan olmaktan muhafaza buyur.. Gözlere aydınlık, gönüllere de sürûr veren sürpriz lütuflarınla bu muhtaç kullarını da sevindir.. Tasamızı, gamımızı, kederimizi izâle eyle.. Bizi her türlü musîbet ve belalardan koru ve sâlih ibâdının kalblerine yerleştirdiğin gibi bizim kalblerimize de Seni delicesine sevme duygusunu yerleştir!..

    Ey Rabb’imiz! Biz kullarını Senin sevmediğin ve hoşnut olmadığın vadilerde dolaşmaktan muhafaza buyur.. Senin nezdinde anlamsız sayılan ne kadar meşguliyet varsa bizi onlardan uzak tut.. Nereden gelirse gelsin, bütün bulanık düşüncelerden ve kirli hayallerden zihnimizi ve kalbimizi koru.. Enbiyâ ve mürselîn efendilerimizi donattığın gibi, onların yollarından yürümeye azmetmiş bu muhtaç bendelerini de değişik ve sürpriz mevhibelerinle donat!

    Ey bütün varlık ve varlık ötesi elinde bulunan.. Ey hayat sahibi Hayy.. Ey varlığının asla bir başlangıcı olmayan Kadîm.. Ey kendisi için ölüm katiyen söz konusu olmayan Bâkî! İhtiyaçlarımızı gider.. Bize lütfunla muamelede bulun.. Başımızdaki bütün belaları def eyle.. Bizim yanımızda ol, aleyhimizde olma.. Bizi dînî ve dünyevî musibetlerden koru.. Dünyayı ve içindekileri en büyük derdimiz, tasamız ve kendisi için en fazla gayreti sarf ettiğimiz bir meta kılma... Sen’i bize sevdireni başımızdan eksik etme Ya Rabbi!

    Ey biricik Koruyan’ımız! Dinimize ve dünyaya müteallik bütün işlerimizde insî ve cinnî şeytanların, durmadan kötülüğü emredip duran nefs-i emmarenin vereceği zararlardan, inanan kullarına karşı kalbleri kin ve nefret duygularıyla dopdolu düşmanların saldırgan davranışlarından bizi muhafaza et. Onların tuzaklarından, komplolarından bizi ve gönlünü Senin dinine vermiş bütün inananları himaye eyle.

    Ey Kudreti Sonsuz, bize Seni ve Kitab’ını tanıtan, Efendimiz’i ve ashabını sevdiren, irşadıyla hayatımıza anlam kazandıran Muhterem Hoca’mızı başımızdan eksik etme. Ona hayırlı, bereketli, sıhhat ve afiyet içinde uzun ömürler ihsan eyle. Kendisine yakîn-i tâm, ihlas-ı etemm ve zühd-ü tâm lütfeyle. Onu dahilî, haricî, insî ve cinnî her türlü düşmanın ve şeytanın şerrinden muhafaza eyle. Bulunduğu her yerde ve zamanda kendi katından bir ruh ile onu te’yid buyur. Dünyada ve ahirette bizi O’ndan ayırma. Gösterdiği istikamette son nefesimize kadar koşturmayı, bu şekilde ruhumuzu teslim etmeyi, O’nunla beraber haşrolmayı, Cennet’te Efendimiz’e birlikte komşu olmayı nasip eyle. Üstad’ımızla ve Hoca’mızla kalbî irtibatımızı kuvvetlendir. Onları daha iyi anlamaya bizleri muvaffak eyle. Hasenatımıza kat kat fazlasıyla onları şerik eyle. Bizi onlara karşı mahcup olacağımız hatalara düşmekten, yanlışlar yapmaktan muhafaza eyle!

    Ey Allah’ımız! Bize düşmanlık yapanlara karşı Sen bizim muînimiz ol.. Haddini aşıp hukukumuza saldıran mütecavizlerin şerlerini üzerimizden defet. Aleyhimizde fitne ateşini körükleyenlerin ocaklarını söndür. Ey şefkati ve merhameti varlığı bütünüyle kucaklamış Rabb’imiz! Hakkında beslediğimiz hüsn ü zanda bizi tasdik et.. Et de, biz çaresiz kullarını her türlü endişe, gam, üzüntü, keder ve sıkıntıdan halâs eyle! Efendimiz Hazreti Muhammed’e, aile fertlerine ve bütün ashabına salât ü selam ederek bunları Senden dileniyoruz, Rabb’imiz...

    Yâ Erhame’r-Râhimîn, hayatın bütün katmanlarında ve dünyanın dört bir yanında insanlığa hizmet sevdasıyla bulunan erkek-bayan bütün kardeşlerimize ihlâs, samimiyet, istikamet, aşk u şevk lütfeyle. Ömürlerine vüs’at, rızıklarına bereket, hanelerine huzur ihsan eyle. Onları İmana ve Kur’an’a hizmette daim eyle. Kalblerimizi telif buyur. Vifak ve ittifak içinde hizmet etmeye muvaffak eyle. Kem gözlerden, kötü ruhlu, kötü düşünceli, kötü karakterli kimselerden muhafaza eyle. Hasidlerin hasedinden, fesatçıların fesadından, münafıkların nifakından, zalimlerin zulmünden halas eyle. Onlarla birlikte hepimize mahşerde Nebiler Sultanı’nın Livâü’l-hamd sancağı altında Üstad’ımızla ve Hoca’mızla beraber buluşmayı nasip ve müyesser eyle.

    Her zaman engin lütuflarıyla, buhranlı zaman dilimlerinin peşinden de aydınlardan daha aydınlık bayram günlerini yaratan Rabb’imize, ağaçların yaprakları, denizlerin dalgaları ve yağmurların damlaları adedince hamd ve şükür; hürmetine kâinatın yaratıldığı, sünnetine bütün varlığın hayran kaldığı Efendimiz’e, insanlık âleminin yüz akları olan âline ve ashabına da sonsuz salât ü selamlar ediyor, günlerin nevbahara döneceği demlerin heyecanıyla ümitle bekliyoruz.

    Duamızın evvelinde salât ü selamla kaldırdığımız ellerimizi bir kere daha Efendimiz’i, O’nun tertemiz, dupduru, pırıl pırıl aile fertlerini, yıldızlar kadar yükseklerde dolaşan ashabını hayırla yâd ederek indiriyor ve bizi ellerimiz boş ve hüsran içinde geri çevirmemeni diliyoruz Rabb’imiz! Amin...

    Doğrusu biz, Kur’an-ı kadir gecesinde indirmişizdir.Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir (Kadir Sûresi)

    “Kullarım sana Beni sorarlarsa bilsinler ki Ben, şüphesiz onlara yakınım. Benden isteyenin dua ettiğinde duasını kabul ederim.” (Bakara/186)

    “Ey nefislerine zulm eden kullarım! Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü o bağışlayandır, merhametlidir.” (Zümer/53)

    İbnu Ömer (ra) anlatıyor: Resûlullah (sas)’a “Kadir Gecesi Ramazan’ın neresinde?” diye sorulmuştu. “O, Ramazan’ın tamamında.” diye cevap verdi. (Ebu Davud)

    Kadir Gecesi’ni Ramazan’ın son onunda arayın. (Buhârî)

    “Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter” (Tahrim/8)

    “Kim Kadir Gecesi’ni, faziletine inanarak ve alacağı sevabı Allah’tan bekleyerek ibadet ve taatla geçirirse geçmiş günahları bağışlanır” (Buhari ve Müslim)

    “Rabb’imiz! Bize dünyada iyiyi, ahirette de iyiyi ver. Bizi ateşin azabından koru.” (Bakara/201)

    Müminlerin annesi Hz. Aişe (r.anhâ) anlatıyor: Dedim ki: Ya Resûlallah, Kadir Gecesi’ni bilirsem onda ne şekilde dua edeyim? Şöyle buyurdu: Allâhümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbü’l-afve fa’fü annî (Allah’ım sen affedicisin,affı seversin, beni affeyle).

    “Hz. Peygamber (sas)’e ümmetinin ömrü gösterilmiş. Resûlullah, önceki ümmetlerin ömrüne nisbetle kısa olduğu için, amelde onların uzun ömürde işlediklerine yetişemezler diye bu ömrü kısa bulmuş. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi’ni vermiştir.” (Muvatta, İmam Malik)
    SÜLEYMAN SARGIN





+ Yorum Gönder