Konusunu Oylayın.: Ebeveyn'i namaza davet

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Ebeveyn'i namaza davet
  1. 29.Temmuz.2013, 03:16
    1
    Misafir

    Ebeveyn'i namaza davet






    Ebeveyn'i namaza davet Mumsema çok dua ediyorum.sözlü uyarılarda bulunuyorum.ama ne yaptıysam kız kardeşimi ve babamı namaza başlatamadım.davet ettim.güzelliklerini anlattım.tamam dediler.ama yapmıyorlar.ne yapmam gerekir lütfen yardımcı olun.çok istiyorum namaza başlamalarını.babamın evladı kız kardeşimin abisi olarak sorumluyum bildiğim kadar...


  2. 29.Temmuz.2013, 03:16
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    çok dua ediyorum.sözlü uyarılarda bulunuyorum.ama ne yaptıysam kız kardeşimi ve babamı namaza başlatamadım.davet ettim.güzelliklerini anlattım.tamam dediler.ama yapmıyorlar.ne yapmam gerekir lütfen yardımcı olun.çok istiyorum namaza başlamalarını.babamın evladı kız kardeşimin abisi olarak sorumluyum bildiğim kadar...


    Benzer Konular

    - Ebeveyn İzni Ve Teheccüd?

    - Ramazan ayında oruçken Ablam iftara misafir davet etmişti. Ezanı okunuyor sanmış ve misafirleri sofr

    - Namaza Davet Bizler toplumları iman etmeye davet etmemiz gerekirken

    - Müslümanları namaza davet için ezanın tesbiti nasıl olmuştur, ezanın şeklini kim beli

    - Namaza davet namaz vakitleri

  3. 03.Ağustos.2013, 03:29
    2
    sorularla islam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Şubat.2009
    Üye No: 46770
    Mesaj Sayısı: 467
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Ebeveyn'i namaza davet




    Namazı Teşvik etmek

    Nasıl teşvik edilir ;
    - müslüman olan birisine -

    - namaz nasıl sevdirilir?

    -Kuran okumanın tadının başka olduğu nasıl anlatılır?

    -Dini bilgilerini nasıl tamamlarız?

    -İmanını nasıl güçlendirebiliriz?

    -Ona Yaradanı daha çok nasıl sevirebiliriz ?


    Alıntı
    namaza teşvik ile ilgili kısa bir öykü
    Türkan Hanım dindar bir ailede büyümüştü. Annesi her fırsatta ona ve kardeşlerine namaz kılmalarını söyler, hatta kızarak onları uyarırdı. Türkan Hanım namazın kılınması gerektiğine inanır, ama yine de kılmazdı, çünkü kılmak nefsine zor geliyordu. Bazen başlar, sonra terk ederdi.


    Evlendi ve çocukları oldu. Annesi her geldiğinde aynı şekilde namaz kılmaları için ikaz etmeyi sürdürüyor, o da ısrarla kılmamaya devam ediyordu. Çok istemesine rağmen bir türlü nefsine galip gelemiyordu. Bir gün arkadaşları ona oturmaya geldi. İçlerinden biri annesini de yanında getirmişti. Teyze çok mübarekti. Öyle tatlı konuşuyordu ki, onu dinleyen saatler geçse usanmazdı. Teyze bir ara namaz konusuna değindi. O anlatırken, Türkan Hanım annesini hatırlamış ve annesinin eski günlerdeki namaz ikazlarını düşünüyordu. Misafirler de teyzeyi zevkle dinliyordu.

    Türkan Hanımın küçük oğlu Zekeriya, dört yaşındaydı. Oynadığı oyunu bırakmış, teyzenin koltuğu dibinde iki elini yumruk yapıp yüzüne dayamış bir şekilde, kıpırdamadan dinliyordu. Annesi ikram için mutfakla salon arasında koşturup dururken mevzu değişmişti. O da onların yanına oturup sohbetin güzelliğine kapılarak çayını yudumlamaya başladı.


    “Anne, senin yerine ben namaza başlayacağım”

    Tam bu sırada mutfaktan bir gürültü geldi. Arkasından da oğlunun çığlığı duyuldu. Telâşla mutfağa koştu Türkan Hanım. Misafirler de korkuyla peşinden gittiler. Oğlu bir sandalye koyarak lavaboya çıkmıştı. Bir ayağı lavabonun içinde, diğeri ise dışarıdaydı. Sandalye devrilmiş yerde dururken, oğlu da lavabonun kenarında korkmuş bir şekilde asılı duruyordu. Koşup kucağına aldı. Su içeceğini zannederek:

    “İsteseydin ben verirdim yavrum, ya düşüp bir yerine zarar verseydin” diye çıkıştı.

    Türkan Hanım oğlunun verdiği cevabı, uzun yıllar geçmesine rağmen hâlâ unutamaz; çünkü şöyle demişti çocuğu:

    “Anne, ben abdest alacaktım. Teyze dedi ya, namaz kılmayanlara Allah ceza verecekmiş diye. Ben de, sen ceza almayasın diye senin yerine namaza başlayacaktım.”

    O an Türkan Hanım, tepeden tırnağa titrediğini hissetti. Allah, yıllarca namaz kılmayan Türkan Hanıma oğlunun davranışıyla müthiş bir ders vermişti. Yavrusuna sarılıp dakikalarca ağladı.

    Bu hikâye birçok bakımdan ders verici. Aslında çocuklar büyüklere değil, anne babalar evlâtlarına namazı öğretmeli. Çünkü, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) çocuklarımıza yedi yaşına geldiklerinde namaz kıldırmamızı ve on yaşına geldiklerinde ise ciddi bir şekilde üzerinde durmamızı emreder.

    Çocuklarımıza -küçük yaşlarda gerek camilere götürerek, gerek ise evde cemaat yaparak- namazı sevdirmeli ve onlara örnek olmalıyız. Namaz çocuklara tatlı bir üslûpla, sevdirilerek anlatıldığı takdirde çocukların namaza karşı ilgi ve sevgileri kaçınılmaz olur.

    Rabbim cümlemizi hakkıyla namaz kılanlardan eylesin....
    Selametle.....

    Alıntı



  4. 03.Ağustos.2013, 03:29
    2
    Devamlı Üye



    Namazı Teşvik etmek

    Nasıl teşvik edilir ;
    - müslüman olan birisine -

    - namaz nasıl sevdirilir?

    -Kuran okumanın tadının başka olduğu nasıl anlatılır?

    -Dini bilgilerini nasıl tamamlarız?

    -İmanını nasıl güçlendirebiliriz?

    -Ona Yaradanı daha çok nasıl sevirebiliriz ?


    Alıntı
    namaza teşvik ile ilgili kısa bir öykü
    Türkan Hanım dindar bir ailede büyümüştü. Annesi her fırsatta ona ve kardeşlerine namaz kılmalarını söyler, hatta kızarak onları uyarırdı. Türkan Hanım namazın kılınması gerektiğine inanır, ama yine de kılmazdı, çünkü kılmak nefsine zor geliyordu. Bazen başlar, sonra terk ederdi.


    Evlendi ve çocukları oldu. Annesi her geldiğinde aynı şekilde namaz kılmaları için ikaz etmeyi sürdürüyor, o da ısrarla kılmamaya devam ediyordu. Çok istemesine rağmen bir türlü nefsine galip gelemiyordu. Bir gün arkadaşları ona oturmaya geldi. İçlerinden biri annesini de yanında getirmişti. Teyze çok mübarekti. Öyle tatlı konuşuyordu ki, onu dinleyen saatler geçse usanmazdı. Teyze bir ara namaz konusuna değindi. O anlatırken, Türkan Hanım annesini hatırlamış ve annesinin eski günlerdeki namaz ikazlarını düşünüyordu. Misafirler de teyzeyi zevkle dinliyordu.

    Türkan Hanımın küçük oğlu Zekeriya, dört yaşındaydı. Oynadığı oyunu bırakmış, teyzenin koltuğu dibinde iki elini yumruk yapıp yüzüne dayamış bir şekilde, kıpırdamadan dinliyordu. Annesi ikram için mutfakla salon arasında koşturup dururken mevzu değişmişti. O da onların yanına oturup sohbetin güzelliğine kapılarak çayını yudumlamaya başladı.


    “Anne, senin yerine ben namaza başlayacağım”

    Tam bu sırada mutfaktan bir gürültü geldi. Arkasından da oğlunun çığlığı duyuldu. Telâşla mutfağa koştu Türkan Hanım. Misafirler de korkuyla peşinden gittiler. Oğlu bir sandalye koyarak lavaboya çıkmıştı. Bir ayağı lavabonun içinde, diğeri ise dışarıdaydı. Sandalye devrilmiş yerde dururken, oğlu da lavabonun kenarında korkmuş bir şekilde asılı duruyordu. Koşup kucağına aldı. Su içeceğini zannederek:

    “İsteseydin ben verirdim yavrum, ya düşüp bir yerine zarar verseydin” diye çıkıştı.

    Türkan Hanım oğlunun verdiği cevabı, uzun yıllar geçmesine rağmen hâlâ unutamaz; çünkü şöyle demişti çocuğu:

    “Anne, ben abdest alacaktım. Teyze dedi ya, namaz kılmayanlara Allah ceza verecekmiş diye. Ben de, sen ceza almayasın diye senin yerine namaza başlayacaktım.”

    O an Türkan Hanım, tepeden tırnağa titrediğini hissetti. Allah, yıllarca namaz kılmayan Türkan Hanıma oğlunun davranışıyla müthiş bir ders vermişti. Yavrusuna sarılıp dakikalarca ağladı.

    Bu hikâye birçok bakımdan ders verici. Aslında çocuklar büyüklere değil, anne babalar evlâtlarına namazı öğretmeli. Çünkü, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) çocuklarımıza yedi yaşına geldiklerinde namaz kıldırmamızı ve on yaşına geldiklerinde ise ciddi bir şekilde üzerinde durmamızı emreder.

    Çocuklarımıza -küçük yaşlarda gerek camilere götürerek, gerek ise evde cemaat yaparak- namazı sevdirmeli ve onlara örnek olmalıyız. Namaz çocuklara tatlı bir üslûpla, sevdirilerek anlatıldığı takdirde çocukların namaza karşı ilgi ve sevgileri kaçınılmaz olur.

    Rabbim cümlemizi hakkıyla namaz kılanlardan eylesin....
    Selametle.....

    Alıntı






+ Yorum Gönder