Konusunu Oylayın.: Allah kullarına affetmeyi önerdiği halde kendisi neden affetmiyor?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Allah kullarına affetmeyi önerdiği halde kendisi neden affetmiyor?
  1. 26.Temmuz.2013, 22:50
    1
    Misafir

    Allah kullarına affetmeyi önerdiği halde kendisi neden affetmiyor?






    Allah kullarına affetmeyi önerdiği halde kendisi neden affetmiyor? Mumsema Allah kullarına affetmeyi önerdiği halde kendisi neden affetmiyor? Neden kullarının çoğunu cehennemde sonsuza kadar 70 kat ateş azabında yakıyor?


  2. 26.Temmuz.2013, 22:50
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 27.Temmuz.2013, 02:16
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Allah kullarına affetmeyi önerdiği halde kendisi neden affetmiyor?




    Günah işleyenlere karşı Allah'ın rahmeti hakkında bilgi verir misiniz?

    Sorunun Detayı

    Ben bazen ümitsizliğe düşüyorum, bana Allahın rahmetinden bazı örnekler verebilirmisiniz?


    Cenâb-ı Hak, tevbe edilen her günâhı affeder. Bir kâfir, küfrüne tevbe ederse, mü'min olur, bütün günâhları affolur. Bir mü'min de her çeşit günâhı işlese, hattâ Allaha şirk koşsa, sonra pişman olup tevbe etse, Allahü teâlâ yine affeder. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruldu ki: "Ey günâhta haddi aşanlar, Allahın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah, bütün günâhları affeder. O, gafûrurrahîmdir, affı, merhameti çoktur." (Zümer 53)

    Tevbe Eden Affolur

    Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

    "Tevbe eden, günâh işlememiş gibi olur." (İbni Mâce)

    "Hak teâlâ buyurdu ki, kulumun, günâhı göklere kadar yükselse, benden ümit kesmeyip, af dilerse affederim." (Tirmizî)

    "Günâhınız çok olup göklere kadar ulaşsa, tevbe edince, Allahü teâlâ tevbenizi kabûl eder." (İbni Mâce)

    "Allahın Rab, benim de peygamber olduğuma yakînen inanana, Cehennem harâm olur." (Hâkim)

    "Hak teâlâ 'Günâhını affımdan büyük görene şiddetli gazâp edirim' buyurdu" (Deylemî)

    "Allahın rahmetinden ümit kesmiyen fâsık, Allahın rahmetinden ümit kesen âbidden, rahmete daha yakındır." (Hâkim)

    "Allahın rahmeti bu kadar bol iken O'nun rahmetinden hiç ümit kesilir mi?"

    "Allahı kullarına sevdirin ki, Allah da sizi sevsin!" (Taberânî)

    "Allahü teâlâ, hiç kimsenin hatırına gelmiyen bir mağfiretle, günâhkâr müslümanları affeder." (Beyhekî)

    "Allahü teâlâ buyurdu ki, 'Ey kulum, af dilersen, günâhlarının çokluğuna bakmadan affederim. Günâhların bulutlara kadar yükselse de affederim. Yer dolusu günâhla gelsen, yer dolusu mağfiretle karşılarım. Yeter ki îmân ile gel!' " (Tirmizî)

    İnsanın devamlı cehennemi hatırlayıp ona göre adımlarını kontrol etmesi kemalatının göstergesidir. Ama bu cehennemi hatırlama, kendi hayatını zehire dönüştürmemek ve Allah’tan ümit kestirecek seviyeye getirmemek şartıyladır. Böylece insan her adım atışta “acaba bu adımım beni cehenneme mi götürüyor” diye bir muhasebe içerisinde olmasını da sağlayacaktır.

    Allah bazı insanları cehennem için yaratmamıştır. Aksine cehennemi bazı insanlar için yaratmıştır. Mesela, bir devlet hapishane yapar, ama bu hapishaneyi falan falan insanlar içeriye tıkılsın diye yapmaz. Bu hapishaneyi kim hakkederse onu içine almak için yapar. Aynen bunun gibi, Allah hakkedenlere cehennemi inşa etmiştir. Yoksa “falan insanlara cehennemi hazırladım demek” Cenab-ı Hakkın adaleti ve hikmetine uymaz. Çünkü bu gibi insanlar hiç cehennemi hak etmemişlerse itiraz hakları olur.

    Cehennemin ismi çok insanları korkutmaktadır. Öyle olmalıdır da. Fakat kimin cehenneme kimin cennete gideceğini bilmediğimiz için, devamlı uyanık olmak zorundayız. Söylediğimiz her sözü tartıp öyle konuşmak gerektir.

    Ümit ve korku arasında olmak, her insan için lazım olan bir dengedir. Zira, ne kadar Müslüman olursak olalım yine imansız ve cehennemlik ölebilmemiz mümkündür. Ne kadar günahkar yaşasak yaşayalım sonunda Cenab-ı Hak Tevbe nasip eder, imanlı ve cennetlik gidebiliriz.

    Hz. Ebubekir (r.a.)’in şöyle söylediği nakledilir: Gökten bir ses duysam ki "tüm insanlar cennette olacak bir kişi cehennemde" diye, korkarım ki cehenneme gidecek o bir kişi ben miyim? Yine "tüm insanlar cehennemde olacak bir kişi cennette" denilse, ümid ederim ki acaba cennete gidecek o bir kişi ben miyim?.

    Müslümanın imanı "Havf ve Reca", korku ve ümit arasında olması gerekir. Hiç kimse Allah'ın azabından emin olamaz. Ancak onun gazabından rahmetine, azabından bağışlamasına sığınarak cennetini ümid ederler. Bizde bu dengeyi muhafaza etmeliyiz. İbadetimizi hakkıyla yapıp Cenab-ı Hakkın bizi cennetlikler listesine almasını ümit etmeliyiz.

    Günaha Karşı Tevbe...

    Bir Günaha Birçok Sevapla Karşı Koyma Çaresi...

    -Ben kulumun zannı üzereyim. Beni nasıl tanırsa öyle muâmele ederim.- Hadisin açıklaması ve Allah'a hüsn-ü zan beslemek, havf ve reca ortasında bulunmak hakkında bilgi...

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  4. 27.Temmuz.2013, 02:16
    2
    Moderatör



    Günah işleyenlere karşı Allah'ın rahmeti hakkında bilgi verir misiniz?

    Sorunun Detayı

    Ben bazen ümitsizliğe düşüyorum, bana Allahın rahmetinden bazı örnekler verebilirmisiniz?


    Cenâb-ı Hak, tevbe edilen her günâhı affeder. Bir kâfir, küfrüne tevbe ederse, mü'min olur, bütün günâhları affolur. Bir mü'min de her çeşit günâhı işlese, hattâ Allaha şirk koşsa, sonra pişman olup tevbe etse, Allahü teâlâ yine affeder. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruldu ki: "Ey günâhta haddi aşanlar, Allahın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah, bütün günâhları affeder. O, gafûrurrahîmdir, affı, merhameti çoktur." (Zümer 53)

    Tevbe Eden Affolur

    Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

    "Tevbe eden, günâh işlememiş gibi olur." (İbni Mâce)

    "Hak teâlâ buyurdu ki, kulumun, günâhı göklere kadar yükselse, benden ümit kesmeyip, af dilerse affederim." (Tirmizî)

    "Günâhınız çok olup göklere kadar ulaşsa, tevbe edince, Allahü teâlâ tevbenizi kabûl eder." (İbni Mâce)

    "Allahın Rab, benim de peygamber olduğuma yakînen inanana, Cehennem harâm olur." (Hâkim)

    "Hak teâlâ 'Günâhını affımdan büyük görene şiddetli gazâp edirim' buyurdu" (Deylemî)

    "Allahın rahmetinden ümit kesmiyen fâsık, Allahın rahmetinden ümit kesen âbidden, rahmete daha yakındır." (Hâkim)

    "Allahın rahmeti bu kadar bol iken O'nun rahmetinden hiç ümit kesilir mi?"

    "Allahı kullarına sevdirin ki, Allah da sizi sevsin!" (Taberânî)

    "Allahü teâlâ, hiç kimsenin hatırına gelmiyen bir mağfiretle, günâhkâr müslümanları affeder." (Beyhekî)

    "Allahü teâlâ buyurdu ki, 'Ey kulum, af dilersen, günâhlarının çokluğuna bakmadan affederim. Günâhların bulutlara kadar yükselse de affederim. Yer dolusu günâhla gelsen, yer dolusu mağfiretle karşılarım. Yeter ki îmân ile gel!' " (Tirmizî)

    İnsanın devamlı cehennemi hatırlayıp ona göre adımlarını kontrol etmesi kemalatının göstergesidir. Ama bu cehennemi hatırlama, kendi hayatını zehire dönüştürmemek ve Allah’tan ümit kestirecek seviyeye getirmemek şartıyladır. Böylece insan her adım atışta “acaba bu adımım beni cehenneme mi götürüyor” diye bir muhasebe içerisinde olmasını da sağlayacaktır.

    Allah bazı insanları cehennem için yaratmamıştır. Aksine cehennemi bazı insanlar için yaratmıştır. Mesela, bir devlet hapishane yapar, ama bu hapishaneyi falan falan insanlar içeriye tıkılsın diye yapmaz. Bu hapishaneyi kim hakkederse onu içine almak için yapar. Aynen bunun gibi, Allah hakkedenlere cehennemi inşa etmiştir. Yoksa “falan insanlara cehennemi hazırladım demek” Cenab-ı Hakkın adaleti ve hikmetine uymaz. Çünkü bu gibi insanlar hiç cehennemi hak etmemişlerse itiraz hakları olur.

    Cehennemin ismi çok insanları korkutmaktadır. Öyle olmalıdır da. Fakat kimin cehenneme kimin cennete gideceğini bilmediğimiz için, devamlı uyanık olmak zorundayız. Söylediğimiz her sözü tartıp öyle konuşmak gerektir.

    Ümit ve korku arasında olmak, her insan için lazım olan bir dengedir. Zira, ne kadar Müslüman olursak olalım yine imansız ve cehennemlik ölebilmemiz mümkündür. Ne kadar günahkar yaşasak yaşayalım sonunda Cenab-ı Hak Tevbe nasip eder, imanlı ve cennetlik gidebiliriz.

    Hz. Ebubekir (r.a.)’in şöyle söylediği nakledilir: Gökten bir ses duysam ki "tüm insanlar cennette olacak bir kişi cehennemde" diye, korkarım ki cehenneme gidecek o bir kişi ben miyim? Yine "tüm insanlar cehennemde olacak bir kişi cennette" denilse, ümid ederim ki acaba cennete gidecek o bir kişi ben miyim?.

    Müslümanın imanı "Havf ve Reca", korku ve ümit arasında olması gerekir. Hiç kimse Allah'ın azabından emin olamaz. Ancak onun gazabından rahmetine, azabından bağışlamasına sığınarak cennetini ümid ederler. Bizde bu dengeyi muhafaza etmeliyiz. İbadetimizi hakkıyla yapıp Cenab-ı Hakkın bizi cennetlikler listesine almasını ümit etmeliyiz.

    Günaha Karşı Tevbe...

    Bir Günaha Birçok Sevapla Karşı Koyma Çaresi...

    -Ben kulumun zannı üzereyim. Beni nasıl tanırsa öyle muâmele ederim.- Hadisin açıklaması ve Allah'a hüsn-ü zan beslemek, havf ve reca ortasında bulunmak hakkında bilgi...

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  5. 24.Ağustos.2013, 22:21
    3
    fanihayat
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Haziran.2012
    Üye No: 96557
    Mesaj Sayısı: 195
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Allah kullarına affetmeyi önerdiği halde kendisi neden affetmiyor?

    Allahu teala cevap veriyor Kuran'da !

    Biz onlara zulmetmedik; ancak onların kendileri zalimlerdir. (Zuhruf Suresi, 76)

    Kim salih bir amelde bulunursa, kendi lehinedir, kim de kötülük ederse, o da kendi aleyhinedir.
    Senin Rabbin, kullara zulmedici değildir. (Fussilet Suresi, 46)

    Gerçekten Biz sizi yakın bir azab ile uyardık. Kişinin kendi ellerinin önceden takdim ettiklerine bakacağı gün,
    kafir olan da: "Ah, keşke ben bir toprak oluverseydim" diyecek. (Nebe' Suresi, 40)

    Şüphesiz küfredip kafir olarak ölenler, bunların hiçbirisinden, yeryüzü dolusu altını olsa
    -bunu fidye olarak verse de- kesin olarak kabul edilmez.
    Onlar için acı bir azap vardır ve onların yardımcıları yoktur. (Ali İmran Suresi, 91)


  6. 24.Ağustos.2013, 22:21
    3
    Emekli
    Allahu teala cevap veriyor Kuran'da !

    Biz onlara zulmetmedik; ancak onların kendileri zalimlerdir. (Zuhruf Suresi, 76)

    Kim salih bir amelde bulunursa, kendi lehinedir, kim de kötülük ederse, o da kendi aleyhinedir.
    Senin Rabbin, kullara zulmedici değildir. (Fussilet Suresi, 46)

    Gerçekten Biz sizi yakın bir azab ile uyardık. Kişinin kendi ellerinin önceden takdim ettiklerine bakacağı gün,
    kafir olan da: "Ah, keşke ben bir toprak oluverseydim" diyecek. (Nebe' Suresi, 40)

    Şüphesiz küfredip kafir olarak ölenler, bunların hiçbirisinden, yeryüzü dolusu altını olsa
    -bunu fidye olarak verse de- kesin olarak kabul edilmez.
    Onlar için acı bir azap vardır ve onların yardımcıları yoktur. (Ali İmran Suresi, 91)





+ Yorum Gönder