Konusunu Oylayın.: Şu 3 sebep Arapları sevin Hadisi doğru mudur ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Şu 3 sebep Arapları sevin Hadisi doğru mudur ?
  1. 25.Temmuz.2013, 20:41
    1
    Misafir

    Şu 3 sebep Arapları sevin Hadisi doğru mudur ?

  2. 26.Temmuz.2013, 03:00
    2
    Ercan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Temmuz.2011
    Üye No: 88468
    Mesaj Sayısı: 3,121
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33
    Bulunduğu yer: Gaziantep

    Cevap: "Şu 3 sebep Arapları sevin..." Hadisi doğru mudur ?




    İmam Münâvî'nin Feyzu'l-Kadîr isimli hadis kitabında İbni Abbas'tan şu mealde bir hadis-i şerif rivayet edilir: "Üç hasletten dolayı Arabı seviniz: Çünkü ben Arabım, Kur'ân-ı Kerim Arapça olarak nazil olmuştur, Cennet ehlinin konuştukları dil Arapça’dır." (1)

    Arapça, belagat, edebiyat, fesahat ve zenginlik bakımından dünya dillerinin en güzelidir. Aynı zamanda ses, ahenk ve cümle yapısı bakımından da diğer diller arasında apayrı bir yeri vardır. Cenab-ı Hak da kendi kelâmı Kur'ân-ı Kerimi Arap diliyle indirmiştir. Peygamber-i Zîşân (a.s.m.) da zaten bu dili konuşuyordu; kendi milletinin, kavminin dilini...

    Bu hadis-i şerifi bazı âyetler de tasdik etmekte, desteklemektedir.

    "Halkı Allah'ın azabından sakındıran peygamberlerden olsun diye onu apaçık bir Arapça lisan ile senin kalbine Cebrail getirdi." (2)

    "Biz hiçbir peygamberi kendi kavminin dilinden başkasıyla göndermedik ki, amrolunduklarını onlara apaçık anlatsınlar" (3) mealindeki âyet-i kerime de Peygamberimizin kendi kavmi olan Araplara kendi dilleriyle tebliğde bulunduklarını bildirir.

    Evet, Kur'ân'ın dili, son Peygamber Hazret-i Muham-med Mustafa'nın (a.s.m.) konuştuğu dil Arapça olunca, Cennet dilinin de Arapça olacağı şüphe götürmez bir gerçek olur. Hz. Âdem de yeryüzüne indirilmeden önce Cennette bulunduğu zamanlar Arapça olarak konuşurdu. Ayrıca bu dil Peygamberimizden başka diğer peygamberlerden bazılarının da konuştuğu dildir. Meselâ, Hz. Nuh, Hz. Hud, Hz. İsmail, Hz. Salih, Hz. Şuayb Arapça konuşuyorlardı.

    Ayrıca imam Kastalânî, Hz. Âişe'den "Cennet ehli Mu-hammed Aleyhisselâmın diliyle konuşacaklar" mealinde bir rivayeti zikreder. (4)

    Cennet dilinin Arapça olduğu yukarıda mealini verdiğimiz hadis-i şerifin ifadesinde ve Hz. Âişe'nin rivayetinde sabit olmakla beraber, Üstad Bediüzzaman Mehtu-bat' ta İmam Âzam'ın bir fetvasının hikmetini izah ederken şöyle bir ifadeye yer verir: "Bir rivayette lisan-ı ehl-i Cennetten sayılan Fârisî lisanı..." (5)

    Bu beyanla, yukarıdaki ifadeler birarada düşünülürse şöyle bir neticeye varmak herhalde yanlış olmaz: Esas itibariyle Cennet lisanı Arapçadır; fakat Farsça da konuşulabilir. Yani Cenab-ı Hak her iki dili de Cennet lisanı olarak yaratabilir.

    Hadis-i şerifte "Arabi seviniz" ifadesini mutlak olarak anlamamak lâzımdır. Çünkü Araplar içinde gayrimüslimler olduğu gibi, günümüzde dinsizler de vardır. Onların sadece Arap ırkına mensup olmaları, Arapça konuşmaları onları sevmeye kâfi gelen hususlar değildir. Hadiste yer alan beyandan maksat, Müslüman olan, dinini yaşayan, Resulullahın izinde olan Araplardır. Zaten bunlar din kardeşimizdir. Onları din kardeşimiz olarak sevdiğimiz gibi, ayrıca Kur'ân'ın, Resulullahın ve Cennetin lisanını konuştukları, saff-ı evvel olarak İslâmiyeti yaydıkları, İslâmiyete hizmet ettikleri için de diğer milletlerden farklı olarak bir derece daha fazla sevgiye lâyıktırlar.

    Dipnotlar:
    1. Feyzü'l-Kadîr, 1:178 Hadis no: 225.
    2. Şuarâ Sûresi, 195.
    3. İbrahim Sûresi, 4.
    4. Mevâhib-i Ledünniye , 1:276.
    5. Mektûbat, s. 406.
    Mehmed Paksu

    Sorularla İslamiyet



  3. 26.Temmuz.2013, 03:00
    2
    Devamlı Üye



    İmam Münâvî'nin Feyzu'l-Kadîr isimli hadis kitabında İbni Abbas'tan şu mealde bir hadis-i şerif rivayet edilir: "Üç hasletten dolayı Arabı seviniz: Çünkü ben Arabım, Kur'ân-ı Kerim Arapça olarak nazil olmuştur, Cennet ehlinin konuştukları dil Arapça’dır." (1)

    Arapça, belagat, edebiyat, fesahat ve zenginlik bakımından dünya dillerinin en güzelidir. Aynı zamanda ses, ahenk ve cümle yapısı bakımından da diğer diller arasında apayrı bir yeri vardır. Cenab-ı Hak da kendi kelâmı Kur'ân-ı Kerimi Arap diliyle indirmiştir. Peygamber-i Zîşân (a.s.m.) da zaten bu dili konuşuyordu; kendi milletinin, kavminin dilini...

    Bu hadis-i şerifi bazı âyetler de tasdik etmekte, desteklemektedir.

    "Halkı Allah'ın azabından sakındıran peygamberlerden olsun diye onu apaçık bir Arapça lisan ile senin kalbine Cebrail getirdi." (2)

    "Biz hiçbir peygamberi kendi kavminin dilinden başkasıyla göndermedik ki, amrolunduklarını onlara apaçık anlatsınlar" (3) mealindeki âyet-i kerime de Peygamberimizin kendi kavmi olan Araplara kendi dilleriyle tebliğde bulunduklarını bildirir.

    Evet, Kur'ân'ın dili, son Peygamber Hazret-i Muham-med Mustafa'nın (a.s.m.) konuştuğu dil Arapça olunca, Cennet dilinin de Arapça olacağı şüphe götürmez bir gerçek olur. Hz. Âdem de yeryüzüne indirilmeden önce Cennette bulunduğu zamanlar Arapça olarak konuşurdu. Ayrıca bu dil Peygamberimizden başka diğer peygamberlerden bazılarının da konuştuğu dildir. Meselâ, Hz. Nuh, Hz. Hud, Hz. İsmail, Hz. Salih, Hz. Şuayb Arapça konuşuyorlardı.

    Ayrıca imam Kastalânî, Hz. Âişe'den "Cennet ehli Mu-hammed Aleyhisselâmın diliyle konuşacaklar" mealinde bir rivayeti zikreder. (4)

    Cennet dilinin Arapça olduğu yukarıda mealini verdiğimiz hadis-i şerifin ifadesinde ve Hz. Âişe'nin rivayetinde sabit olmakla beraber, Üstad Bediüzzaman Mehtu-bat' ta İmam Âzam'ın bir fetvasının hikmetini izah ederken şöyle bir ifadeye yer verir: "Bir rivayette lisan-ı ehl-i Cennetten sayılan Fârisî lisanı..." (5)

    Bu beyanla, yukarıdaki ifadeler birarada düşünülürse şöyle bir neticeye varmak herhalde yanlış olmaz: Esas itibariyle Cennet lisanı Arapçadır; fakat Farsça da konuşulabilir. Yani Cenab-ı Hak her iki dili de Cennet lisanı olarak yaratabilir.

    Hadis-i şerifte "Arabi seviniz" ifadesini mutlak olarak anlamamak lâzımdır. Çünkü Araplar içinde gayrimüslimler olduğu gibi, günümüzde dinsizler de vardır. Onların sadece Arap ırkına mensup olmaları, Arapça konuşmaları onları sevmeye kâfi gelen hususlar değildir. Hadiste yer alan beyandan maksat, Müslüman olan, dinini yaşayan, Resulullahın izinde olan Araplardır. Zaten bunlar din kardeşimizdir. Onları din kardeşimiz olarak sevdiğimiz gibi, ayrıca Kur'ân'ın, Resulullahın ve Cennetin lisanını konuştukları, saff-ı evvel olarak İslâmiyeti yaydıkları, İslâmiyete hizmet ettikleri için de diğer milletlerden farklı olarak bir derece daha fazla sevgiye lâyıktırlar.

    Dipnotlar:
    1. Feyzü'l-Kadîr, 1:178 Hadis no: 225.
    2. Şuarâ Sûresi, 195.
    3. İbrahim Sûresi, 4.
    4. Mevâhib-i Ledünniye , 1:276.
    5. Mektûbat, s. 406.
    Mehmed Paksu

    Sorularla İslamiyet



  4. 26.Temmuz.2013, 03:07
    3
    karadamlalar
    Kesintili Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96809
    Mesaj Sayısı: 1,620
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: "Şu 3 sebep Arapları sevin..." Hadisi doğru mudur ?

    bu hadis zayıf bir hadistir, cennetin dilini belirten sahih bir rivayet yoktur.

    Hadis uydurmadır.
    Bu senedin üç tane illeti vardır:
    1-: Ravilerinden olan el-Alâ b. Amr hakkında ez-Zehebî metrûk olduğunu söyler, İbn Hibbân ise, mutlak olarak kendisiyle ihticac etmenin câiz olmadığını söyler.
    2-: Diğer bir râvi olan Yahyâ b. Yezîd, muhaddislerce zayıf addedilmiştir.
    3-: İbn Cureyc hadisi anana sigasıyla rivâyet etmiştir. Kendisi mudellistir. Hadisi İbnu’l-Cevzî [el-Mevdûât, 2/41]
    el-Ukaylî’nin yoluyla zikrederek, el-Ukaylî’den hadisin munker olduğunu ve aslının olmadığını aktarır.
    Ahmed b. Hanbel’in bu rivayeti “zayıf” gördüğü, Ukaylî’nin “munker” ve “aslı yoktur” ve Zehebî’nin ise “uydurma” dediği kaydedilmiştir.



    47. Ben arabım, Kur’ân arabçadır, Cennet ehlinin lisanı da arabçadır.
    ( أنا عربي ، والقرآن عربي ، ولسان أهل الجنة عربي )
    (et-Taberânî, el-Evsat , 2/285/1/9301)

    Hadis uydurmadır.
    Râvilerinden olan Şibl b. el-Alâ b. Abdurrahman hakkında İbn Adiy; « Munker rivâyetleri vardır » der.
    Hâfiz el-Irâkî [el-Mahacce; 1/57] de şöyle der: « Ancak (râvilerinden olan) Abdul Azîz b. İmrân ez-Zuhrî hakkında en-Nesâî ve başkaları metrûk olduğunu söylerler. el-Buhârî hadisinin yazılmayacağını bildirir. Dolayısıyla bu hadis sahih değildir. »
    İbn Arrak [Tezih eş-Şerîa, s.209]'ta bu hükme katılır. Bu rivâyetin Allâh Rasûlu (s.a.v.)’e nisbetinin bâtıl olduğuna bir başka delilde, (s.a.v.)’in arablığıyla övünmesidir. Bu ise, İslam’a göre tuhaf sayılıp şu âyetle uyuşmaz:
    "Muhakkak ki Allâh yanında en değerli olanınız, O’ndan en çok korkanınızdır." (Hucurât 13)
    Aynı zamanda sahih hadislerle de uyuşmaz:
    "Arabın arab olmayana üstünlüğü yoktur ... üstünlük ancak takva iledir."
    (Ahmed, 5/411, sahih bir senedle rivâyet etmiştir)

    Ebû Dâvud ve et-Tirmizi’nin hasen olarak rivâyet ettikleri başka bir hadiste:
    "Gerçekten Allâh Azze ve Celle, sizlerden câhiliyye âdetini ve ecdâd ile övünmeyi gidermiştir. İnsanlar Âdem’in çocuklarıdır, Âdem ise topraktandır. Mumin takvalı , facir ise şakî olandır. Bazıları cehennem kömürü olan insanlarla övünmeyi bıraksınlar. Yoksa Allâh’ın yanında, ağzı ile pisliği iten böcekten daha değersiz olurlar."

    Allâh Rasûlu (s.a.v.) ummetini bu şekilde yönlendiriyor ise, onun yasakladığı şeyi kendinin yapması hiç bir zaman makûl değilir.


  5. 26.Temmuz.2013, 03:07
    3
    karadamlalar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kesintili Üye
    bu hadis zayıf bir hadistir, cennetin dilini belirten sahih bir rivayet yoktur.

    Hadis uydurmadır.
    Bu senedin üç tane illeti vardır:
    1-: Ravilerinden olan el-Alâ b. Amr hakkında ez-Zehebî metrûk olduğunu söyler, İbn Hibbân ise, mutlak olarak kendisiyle ihticac etmenin câiz olmadığını söyler.
    2-: Diğer bir râvi olan Yahyâ b. Yezîd, muhaddislerce zayıf addedilmiştir.
    3-: İbn Cureyc hadisi anana sigasıyla rivâyet etmiştir. Kendisi mudellistir. Hadisi İbnu’l-Cevzî [el-Mevdûât, 2/41]
    el-Ukaylî’nin yoluyla zikrederek, el-Ukaylî’den hadisin munker olduğunu ve aslının olmadığını aktarır.
    Ahmed b. Hanbel’in bu rivayeti “zayıf” gördüğü, Ukaylî’nin “munker” ve “aslı yoktur” ve Zehebî’nin ise “uydurma” dediği kaydedilmiştir.



    47. Ben arabım, Kur’ân arabçadır, Cennet ehlinin lisanı da arabçadır.
    ( أنا عربي ، والقرآن عربي ، ولسان أهل الجنة عربي )
    (et-Taberânî, el-Evsat , 2/285/1/9301)

    Hadis uydurmadır.
    Râvilerinden olan Şibl b. el-Alâ b. Abdurrahman hakkında İbn Adiy; « Munker rivâyetleri vardır » der.
    Hâfiz el-Irâkî [el-Mahacce; 1/57] de şöyle der: « Ancak (râvilerinden olan) Abdul Azîz b. İmrân ez-Zuhrî hakkında en-Nesâî ve başkaları metrûk olduğunu söylerler. el-Buhârî hadisinin yazılmayacağını bildirir. Dolayısıyla bu hadis sahih değildir. »
    İbn Arrak [Tezih eş-Şerîa, s.209]'ta bu hükme katılır. Bu rivâyetin Allâh Rasûlu (s.a.v.)’e nisbetinin bâtıl olduğuna bir başka delilde, (s.a.v.)’in arablığıyla övünmesidir. Bu ise, İslam’a göre tuhaf sayılıp şu âyetle uyuşmaz:
    "Muhakkak ki Allâh yanında en değerli olanınız, O’ndan en çok korkanınızdır." (Hucurât 13)
    Aynı zamanda sahih hadislerle de uyuşmaz:
    "Arabın arab olmayana üstünlüğü yoktur ... üstünlük ancak takva iledir."
    (Ahmed, 5/411, sahih bir senedle rivâyet etmiştir)

    Ebû Dâvud ve et-Tirmizi’nin hasen olarak rivâyet ettikleri başka bir hadiste:
    "Gerçekten Allâh Azze ve Celle, sizlerden câhiliyye âdetini ve ecdâd ile övünmeyi gidermiştir. İnsanlar Âdem’in çocuklarıdır, Âdem ise topraktandır. Mumin takvalı , facir ise şakî olandır. Bazıları cehennem kömürü olan insanlarla övünmeyi bıraksınlar. Yoksa Allâh’ın yanında, ağzı ile pisliği iten böcekten daha değersiz olurlar."

    Allâh Rasûlu (s.a.v.) ummetini bu şekilde yönlendiriyor ise, onun yasakladığı şeyi kendinin yapması hiç bir zaman makûl değilir.





+ Yorum Gönder