Konusunu Oylayın.: Taklit derecesi ne demektir ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Taklit derecesi ne demektir ?
  1. 25.Temmuz.2013, 20:39
    1
    Misafir

    Taklit derecesi ne demektir ?

  2. 26.Temmuz.2013, 01:28
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Taklit derecesi ne demektir ?




    İslamda taklit ve dereceleri

    Bir şeyi, meselâ gerdanlığı boyna takmak, bir şeyi meselâ kılıcı omzuna asmak anlamına gelen taklîd, fıkıh usulünde, "hüccetsiz ve delilsiz olarak başkasının sözünü kabul etmek.", "sözü hüccet olmayanın sözüne göre, delilsiz olarak amel etmek" demektir. Taklîd edene mukallîd denir.
    Buna göre, Kitap, sünnet ve icmâdan dayandığı delili bilinmeksizin, bir müçtehit veya mukallidin sözünü alıp onunla amel etmekle taklîd meydana gelmiş olur. Mukallîd, delile değil, hükmü çıkaran âlime itimat etmektedir. Buna karşılık, görüşünü aldığı müçtehidin deliline bakarak içtihadına iştirak etmek suretiyle reyini benimsemeye ise, ittiba' denir.
    İslâm dininde asıl olan, taklîdin yerilmesidir. Çünkü taklit, delilsiz olarak başkasına uymak ve tâbi olmaktır. Her mükelleften istenen Allah ve Rasûlü'ne itaat etmesidir. Bu da, Kur'ân ve sünnette belirtilen hükümlere uymakla olur. Bir meseleyle ilgili Kur'ân ve sünnete müracaat edilip de orada açık hüküm bulunduğunda onunla amel edilir. Mükellef bu naslarda sarih olarak hükmü bulamazsa, usulünce içtihatta bulunur. Eğer mükellef içtihat yoluyla hükümleri anlamaktan âciz kalırsa, hükmünü bilmek ve anlamak istediği meseleyi, ilim ehlinden, âlimlerden sorar ve delillerine bakarak aldığı cevaba göre amel eder.
    Önceki devirlerde halk, dinî problemlerini istediği müçtehide sorar ve aldığı cevaba göre amel ederdi; devamlı olarak bir müçtehide bağlanmazdı. Âlimler de, mezhep hükümlerine, imamın görüşlerine göre değil, kitap ve sünnet delillerine göre hüküm verirlerdi. Mezheplerin teşekkülünden bir müddet sonra, içtihat terbiye ve kültürünün değişip zayıflaması, hazır hükümlerin çoğalması, siyasî baskı gibi çeşitli nedenlerle mezhep taassubu meydana gelmiştir. (bk. Mezhep)

    DİYANET


  3. 26.Temmuz.2013, 01:28
    2
    Moderatör



    İslamda taklit ve dereceleri

    Bir şeyi, meselâ gerdanlığı boyna takmak, bir şeyi meselâ kılıcı omzuna asmak anlamına gelen taklîd, fıkıh usulünde, "hüccetsiz ve delilsiz olarak başkasının sözünü kabul etmek.", "sözü hüccet olmayanın sözüne göre, delilsiz olarak amel etmek" demektir. Taklîd edene mukallîd denir.
    Buna göre, Kitap, sünnet ve icmâdan dayandığı delili bilinmeksizin, bir müçtehit veya mukallidin sözünü alıp onunla amel etmekle taklîd meydana gelmiş olur. Mukallîd, delile değil, hükmü çıkaran âlime itimat etmektedir. Buna karşılık, görüşünü aldığı müçtehidin deliline bakarak içtihadına iştirak etmek suretiyle reyini benimsemeye ise, ittiba' denir.
    İslâm dininde asıl olan, taklîdin yerilmesidir. Çünkü taklit, delilsiz olarak başkasına uymak ve tâbi olmaktır. Her mükelleften istenen Allah ve Rasûlü'ne itaat etmesidir. Bu da, Kur'ân ve sünnette belirtilen hükümlere uymakla olur. Bir meseleyle ilgili Kur'ân ve sünnete müracaat edilip de orada açık hüküm bulunduğunda onunla amel edilir. Mükellef bu naslarda sarih olarak hükmü bulamazsa, usulünce içtihatta bulunur. Eğer mükellef içtihat yoluyla hükümleri anlamaktan âciz kalırsa, hükmünü bilmek ve anlamak istediği meseleyi, ilim ehlinden, âlimlerden sorar ve delillerine bakarak aldığı cevaba göre amel eder.
    Önceki devirlerde halk, dinî problemlerini istediği müçtehide sorar ve aldığı cevaba göre amel ederdi; devamlı olarak bir müçtehide bağlanmazdı. Âlimler de, mezhep hükümlerine, imamın görüşlerine göre değil, kitap ve sünnet delillerine göre hüküm verirlerdi. Mezheplerin teşekkülünden bir müddet sonra, içtihat terbiye ve kültürünün değişip zayıflaması, hazır hükümlerin çoğalması, siyasî baskı gibi çeşitli nedenlerle mezhep taassubu meydana gelmiştir. (bk. Mezhep)

    DİYANET





+ Yorum Gönder