Konusunu Oylayın.: Peygamberimiz'in Zeyd bin Hârise'yi Âzâd Edip Evlât Edinmesi Nasıl Olmuştur?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Peygamberimiz'in Zeyd bin Hârise'yi Âzâd Edip Evlât Edinmesi Nasıl Olmuştur?
  1. 24.Temmuz.2013, 04:24
    1
    Misafir

    Peygamberimiz'in Zeyd bin Hârise'yi Âzâd Edip Evlât Edinmesi Nasıl Olmuştur?






    Peygamberimiz'in Zeyd bin Hârise'yi Âzâd Edip Evlât Edinmesi Nasıl Olmuştur? Mumsema Peygamberimiz'in Zeyd bin Hârise'yi Âzâd Edip Evlât Edinmesi


  2. 24.Temmuz.2013, 04:24
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Peygamberimiz'in Zeyd bin Hârise'yi Âzâd Edip Evlât Edinmesi


    Benzer Konular

    - Zeyd Bin Hârise (ra) Şiiri

    - Zeyd bin harise kimdir?

    - Zeyd bin harise biyografi

    - Zeyd bin sabit zeyd bin harise

    - Zeyd b. Harise (ra)

  3. 24.Temmuz.2013, 05:36
    2
    islamdostu
    hizmetkar

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Temmuz.2008
    Üye No: 26997
    Mesaj Sayısı: 823
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9

    Cevap: Peygamberimiz'in Zeyd bin Hârise'yi Âzâd Edip Evlât Edinmesi Nasıl Olmuştur?




    Peygamberimiz’in Zeyd bin Hârise’yi Âzâd Edip Evlât Edin*mesi

    Zeyd bin Hârise, sekiz yaşında iken Benî Kayn süvârileri tarafından yapılan bir baskında kaçırılıp köle olarak satılmak üzere Ukâz Panayırı’na getirilmişti. Hakîm bin Hizâm, onu halası Hazret-i Hatîce için dört yüz dirheme satın aldı. Âlemlerin Efendisi Zeyd’i görünce:

    “–Bu köle benim olsaydı muhakkak onu âzâd ederdim!” buyurdu.

    Hazret-i Hatîce:

    “–O zaman Sen’in olsun!” dedi.

    Peygamber Efendimiz de onu hemen âzâd etti. (İbn-i Hişâm, I, 266; İbn-i Sa’d, III, 40)

    Zeyd’in babası oğlunun kaybolmasına çok üzülmüş ve onu aramaya çıkmıştı. Zeyd’in Mekke’de olduğunu hacılardan öğrenince, hemen kardeşiyle birlikte gelip Âlemlerin Efendisi’ni buldular. Zeyd’in bedelini teklif ederek fiyat husûsunda insaflı davranmasını istediler. Efendimiz:

    “–Bundan başka bir çözüm yolu olamaz mı?” buyurdu.

    “–Nedir o?” diye sorduklarında, Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

    “–Onu çağırın ve tercihte serbest bırakın! Eğer sizi seçerse hiçbir bedel ödemenize gerek yok! Eğer beni tercih ederse, vallâhi benimle kalmak isteyeni hiç kimseye bırakmam!” buyurdu.

    Zeyd’in babası ile amcası:

    “–Sen bize karşı çok insaflı davrandın, büyük lutuf ve ihsanda bulundun!” diyerek memnûniyet*lerini izhâr ettiler.

    Zeyd ise:

    “–Vallâhi ey Emîn! Ben hiçbir kimseyi Sana tercih etmem! Sen benim için anne ve baba makâ*mındasın. Ben ancak Sen’in yanında kalırım.” dedi.

    Baba ve amcasının serzenişte bulunmaları üzerine de:

    “–Ben bu zâttan öyle şeyler gördüm ki, hiçbir kimseyi O’na tercih edemem. O’ndan hiçbir zaman ayrılmayacağım!” dedi.

    Varlık Nûru, Zeyd’in sadâkatini görünce elinden tutup Kâbe’ye götürdü ve:

    “–Ey insanlar! Şâhit olunuz ki Zeyd benim oğlumdur, ben ona vârisim, o da bana vâris olacak*tır.”94

    diyerek onu evlât edindi.

    Zeyd -radıyallâhu anh-’ın babası ve amcası bunu görünce, gönül huzuruyla memleketlerine dön*düler. (İbn-i Hişâm, I, 267; İbn-i Sa’d, III, 42)

    Zeyd -radıyallâhu anh-’ın kardeşi Cebele bin Hârise -radıyallâhu anh- şöyle anlatır:

    “Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e gidip:

    «–Ey Allâh’ın Rasûlü! Kardeşim Zeyd’i benimle berâber gönder.» dedim.

    «–İşte kendisi burada. Eğer seninle gelirse, ben mânî olmam.» buyurdu.

    Ancak Zeyd:

    «–Ey Allâh’ın Rasûlü! Ben hiç kimseyi Sana tercih etmem!» dedi.

    Daha sonra kardeşim Zeyd’in görüşünün benimkinden daha isâbetli olduğunu gördüm ve anla*dım.” (Tirmizî, Menâkıb, 39/3815)


  4. 24.Temmuz.2013, 05:36
    2
    hizmetkar



    Peygamberimiz’in Zeyd bin Hârise’yi Âzâd Edip Evlât Edin*mesi

    Zeyd bin Hârise, sekiz yaşında iken Benî Kayn süvârileri tarafından yapılan bir baskında kaçırılıp köle olarak satılmak üzere Ukâz Panayırı’na getirilmişti. Hakîm bin Hizâm, onu halası Hazret-i Hatîce için dört yüz dirheme satın aldı. Âlemlerin Efendisi Zeyd’i görünce:

    “–Bu köle benim olsaydı muhakkak onu âzâd ederdim!” buyurdu.

    Hazret-i Hatîce:

    “–O zaman Sen’in olsun!” dedi.

    Peygamber Efendimiz de onu hemen âzâd etti. (İbn-i Hişâm, I, 266; İbn-i Sa’d, III, 40)

    Zeyd’in babası oğlunun kaybolmasına çok üzülmüş ve onu aramaya çıkmıştı. Zeyd’in Mekke’de olduğunu hacılardan öğrenince, hemen kardeşiyle birlikte gelip Âlemlerin Efendisi’ni buldular. Zeyd’in bedelini teklif ederek fiyat husûsunda insaflı davranmasını istediler. Efendimiz:

    “–Bundan başka bir çözüm yolu olamaz mı?” buyurdu.

    “–Nedir o?” diye sorduklarında, Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

    “–Onu çağırın ve tercihte serbest bırakın! Eğer sizi seçerse hiçbir bedel ödemenize gerek yok! Eğer beni tercih ederse, vallâhi benimle kalmak isteyeni hiç kimseye bırakmam!” buyurdu.

    Zeyd’in babası ile amcası:

    “–Sen bize karşı çok insaflı davrandın, büyük lutuf ve ihsanda bulundun!” diyerek memnûniyet*lerini izhâr ettiler.

    Zeyd ise:

    “–Vallâhi ey Emîn! Ben hiçbir kimseyi Sana tercih etmem! Sen benim için anne ve baba makâ*mındasın. Ben ancak Sen’in yanında kalırım.” dedi.

    Baba ve amcasının serzenişte bulunmaları üzerine de:

    “–Ben bu zâttan öyle şeyler gördüm ki, hiçbir kimseyi O’na tercih edemem. O’ndan hiçbir zaman ayrılmayacağım!” dedi.

    Varlık Nûru, Zeyd’in sadâkatini görünce elinden tutup Kâbe’ye götürdü ve:

    “–Ey insanlar! Şâhit olunuz ki Zeyd benim oğlumdur, ben ona vârisim, o da bana vâris olacak*tır.”94

    diyerek onu evlât edindi.

    Zeyd -radıyallâhu anh-’ın babası ve amcası bunu görünce, gönül huzuruyla memleketlerine dön*düler. (İbn-i Hişâm, I, 267; İbn-i Sa’d, III, 42)

    Zeyd -radıyallâhu anh-’ın kardeşi Cebele bin Hârise -radıyallâhu anh- şöyle anlatır:

    “Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e gidip:

    «–Ey Allâh’ın Rasûlü! Kardeşim Zeyd’i benimle berâber gönder.» dedim.

    «–İşte kendisi burada. Eğer seninle gelirse, ben mânî olmam.» buyurdu.

    Ancak Zeyd:

    «–Ey Allâh’ın Rasûlü! Ben hiç kimseyi Sana tercih etmem!» dedi.

    Daha sonra kardeşim Zeyd’in görüşünün benimkinden daha isâbetli olduğunu gördüm ve anla*dım.” (Tirmizî, Menâkıb, 39/3815)





+ Yorum Gönder