Konusunu Oylayın.: Gurbette ölen insanın şehit olduğunu duymuştum. Gurbetin bunun gibi din açısından özellikleri nedir?

5 üzerinden 4.00 | Toplam : 2 kişi
Gurbette ölen insanın şehit olduğunu duymuştum. Gurbetin bunun gibi din açısından özellikleri nedir?
  1. 24.Temmuz.2013, 03:19
    1
    Misafir

    Gurbette ölen insanın şehit olduğunu duymuştum. Gurbetin bunun gibi din açısından özellikleri nedir?






    Gurbette ölen insanın şehit olduğunu duymuştum. Gurbetin bunun gibi din açısından özellikleri nedir? Mumsema Ne zaman gurbette oluruz? Gurbette ölen insanın şehit olduğunu duymuştum. Gurbetin bunun gibi din açısından özellikleri nelerdir?


  2. 24.Temmuz.2013, 03:19
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 24.Temmuz.2013, 03:29
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,652
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Gurbette ölen insanın şehit olduğunu duymuştum. Gurbetin bunun gibi din açısından özellikleri




    Gurbet, kişininvatanından ayrı yaşaması veya halkın davranış ve düşüncelerinden uzak kalması anlamında bir terimdir.

    Gurbet, Arapça garb kökünden türemiş bir kelimedir. Güneşin battığı taraf, batı anlamına geldiği gibi, atıldıktan sonra bulunmayan ok, yürügen at, göz yaşı, göz yaşının geldiği damar anlamlarına da gelir. Ayrıca, gariplik, yabancılık; yabancı bir memleket, yabancı yer anlamlarını da taşır.

    Bu durumda garip de vatanından uzaklara batıp gitmiş, vatanından uzaklaşmış insan anlamlarına gelmektedir.

    Garip: Gurbette bulunan, yad ellerde olan, vatanından ayrı düşen; hâlinden anlamayan, duygu ve düşüncelerine yabancı kalan kimseler arasında bulunan kimsedir.
    Buna göre, câhiller arasında alim; fâsid ve fâsıklar arasında takva ve salâh ehli gariptir. Çok yüksek seviyede mânevî ve ruhî haller içinde bulunan arifler hem bu dünyada hem o dünyada gariptirler.

    Gurbet duygusunun temelinde vatandan ayrılış vardır. Tasavvufta da vatan, âlem-i bekâdır. İnsan buradan âlem-i fenâya gelmiştir; yani asıl vatanından ayrılmıştır.

    Bu açıdan mutasavvıflar genellikle cismanî ve manevî olmak üzere iki türlü gurbetten bahsederler.

    Birincisi kişinin memleketinden uzak kalmasıdır. Çeşitli sebeplerle seyahate çıkan gezgin mutasavvıflar bu anlamdaki gurbete büyük önem verirler; gurbete çıkmaya arzu duyar, gariplere sahip çıkmanın faziletinden söz ederler. "Gurbette iken ölen şehiddir" (İbn Mâce, Cenâiz, 61) mealindeki hadise bu bağlamda önemle işaret edilmiştir.

    Manevî gurbetin, biri tutum ve davranışlarla, diğeri düşünce ile (himmet) ilgili olmak üzere iki şekli vardır.
    Bir toplumun yaşama tarzı dine uygun değilse o toplumda yaşayan dindar insan öz yurdunda da olsa garip sayılır. Nitekim İslâm'ın ilk yıllarında Mekkeli müslümanlar kendi yurtlarında böyle bir gurbet hayatı yaşamışlardı. "İslâm garip olarak başladı, ileride yine garip olacaktır, ne mutlu o gariplere!" (Müslim. İmân, 232) mealindeki hadiste bu duruma işaret edilmiştir.

    Mekke müşrikleri arasında azınlık olarak yaşayan ashap garip sayıldığı gibi benzer şartlar altında zor bir hayat geçiren dindar Müslümanlar da garip sayılır. "Güç şartlar altında sıkıntılı bir hayat yaşamak" anlamına gelen gariplik bu sebeple fazilet kabul edilmiştir. Nitekim, "Toplum bozulduğu zaman sünnete sarılan kimse elinde ateş tutan insan gibidir" mealindeki hadis de (Müsned, 2/39, 55) bunu ifade etmektedir.

    Bazı hadislerde. İslâmî hayattan uzaklaşmış kişiler arasında yaşamak zorunda kalan dürüst Müslüman, toplumda kendi hayat anlayışında kimse bulunmadığı için yalnız yaşayan takva sahibi kişi, sünneti halka öğretip yaymaya çabalayan mümin garip olarak nitelendirilmiştir. (bk. İbn Kayyim el-Cevzîyye, 3/203-204)

    "Dünyada bir garip veya bir yolcu gibi yaşa" (Buhârî, Reka'ik, 3) mealindeki hadisle gariplik teşvik edilmiştir. Ebü'l-Hasan es-Subeyhî, "Garip vatanında iken ondan uzak olan kişidir"; "Garip kendi meşrebinde olmayanlar arasında kalan kişidir" (Lâmiî, s. 213) derken bu tür garipliği anlatmak istemiştir.

    İbn Kayyim el-Cevziyye riyakâr, haram helâl tanımayan cahil zümreler arasında yaşamaya katlanan ihlâslı, dindar ve âlim kişileri garip sayar. (bk. Medâricü's-sâlikîn, 3/219)

    Aynı şekilde Hakk'a ermek için manevî sefere çıkan velîler, kendi hallerine ve eriştikleri makamlara yabancı olanlar arasında gariptirler.

    Mutasavvıflara göre ruhların esas vatanı bu dünya ve bu beden değildir, ruhlar âlemidir. Asıl vatanlarından ayrılan ruhlar dünyada ve bedende iken gariptirler ve kendi vatanlarına dönmenin özlemi içinde yaşarlar. Bu anlamdaki gurbet hayatı özellikle tasavvuf edebiyatının en canlı temalarından olmuştur. (bk. TDV İslam Ansiklopedisi, Gurbet md.; Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Büyük Lügat, Türdav A.Ş. İst. 1985; Tasavvuf Terimleri Sözlüğü, Süleyman Uludağ, Marifet yy. İst. 1991)
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  4. 24.Temmuz.2013, 03:29
    2
    Moderatör



    Gurbet, kişininvatanından ayrı yaşaması veya halkın davranış ve düşüncelerinden uzak kalması anlamında bir terimdir.

    Gurbet, Arapça garb kökünden türemiş bir kelimedir. Güneşin battığı taraf, batı anlamına geldiği gibi, atıldıktan sonra bulunmayan ok, yürügen at, göz yaşı, göz yaşının geldiği damar anlamlarına da gelir. Ayrıca, gariplik, yabancılık; yabancı bir memleket, yabancı yer anlamlarını da taşır.

    Bu durumda garip de vatanından uzaklara batıp gitmiş, vatanından uzaklaşmış insan anlamlarına gelmektedir.

    Garip: Gurbette bulunan, yad ellerde olan, vatanından ayrı düşen; hâlinden anlamayan, duygu ve düşüncelerine yabancı kalan kimseler arasında bulunan kimsedir.
    Buna göre, câhiller arasında alim; fâsid ve fâsıklar arasında takva ve salâh ehli gariptir. Çok yüksek seviyede mânevî ve ruhî haller içinde bulunan arifler hem bu dünyada hem o dünyada gariptirler.

    Gurbet duygusunun temelinde vatandan ayrılış vardır. Tasavvufta da vatan, âlem-i bekâdır. İnsan buradan âlem-i fenâya gelmiştir; yani asıl vatanından ayrılmıştır.

    Bu açıdan mutasavvıflar genellikle cismanî ve manevî olmak üzere iki türlü gurbetten bahsederler.

    Birincisi kişinin memleketinden uzak kalmasıdır. Çeşitli sebeplerle seyahate çıkan gezgin mutasavvıflar bu anlamdaki gurbete büyük önem verirler; gurbete çıkmaya arzu duyar, gariplere sahip çıkmanın faziletinden söz ederler. "Gurbette iken ölen şehiddir" (İbn Mâce, Cenâiz, 61) mealindeki hadise bu bağlamda önemle işaret edilmiştir.

    Manevî gurbetin, biri tutum ve davranışlarla, diğeri düşünce ile (himmet) ilgili olmak üzere iki şekli vardır.
    Bir toplumun yaşama tarzı dine uygun değilse o toplumda yaşayan dindar insan öz yurdunda da olsa garip sayılır. Nitekim İslâm'ın ilk yıllarında Mekkeli müslümanlar kendi yurtlarında böyle bir gurbet hayatı yaşamışlardı. "İslâm garip olarak başladı, ileride yine garip olacaktır, ne mutlu o gariplere!" (Müslim. İmân, 232) mealindeki hadiste bu duruma işaret edilmiştir.

    Mekke müşrikleri arasında azınlık olarak yaşayan ashap garip sayıldığı gibi benzer şartlar altında zor bir hayat geçiren dindar Müslümanlar da garip sayılır. "Güç şartlar altında sıkıntılı bir hayat yaşamak" anlamına gelen gariplik bu sebeple fazilet kabul edilmiştir. Nitekim, "Toplum bozulduğu zaman sünnete sarılan kimse elinde ateş tutan insan gibidir" mealindeki hadis de (Müsned, 2/39, 55) bunu ifade etmektedir.

    Bazı hadislerde. İslâmî hayattan uzaklaşmış kişiler arasında yaşamak zorunda kalan dürüst Müslüman, toplumda kendi hayat anlayışında kimse bulunmadığı için yalnız yaşayan takva sahibi kişi, sünneti halka öğretip yaymaya çabalayan mümin garip olarak nitelendirilmiştir. (bk. İbn Kayyim el-Cevzîyye, 3/203-204)

    "Dünyada bir garip veya bir yolcu gibi yaşa" (Buhârî, Reka'ik, 3) mealindeki hadisle gariplik teşvik edilmiştir. Ebü'l-Hasan es-Subeyhî, "Garip vatanında iken ondan uzak olan kişidir"; "Garip kendi meşrebinde olmayanlar arasında kalan kişidir" (Lâmiî, s. 213) derken bu tür garipliği anlatmak istemiştir.

    İbn Kayyim el-Cevziyye riyakâr, haram helâl tanımayan cahil zümreler arasında yaşamaya katlanan ihlâslı, dindar ve âlim kişileri garip sayar. (bk. Medâricü's-sâlikîn, 3/219)

    Aynı şekilde Hakk'a ermek için manevî sefere çıkan velîler, kendi hallerine ve eriştikleri makamlara yabancı olanlar arasında gariptirler.

    Mutasavvıflara göre ruhların esas vatanı bu dünya ve bu beden değildir, ruhlar âlemidir. Asıl vatanlarından ayrılan ruhlar dünyada ve bedende iken gariptirler ve kendi vatanlarına dönmenin özlemi içinde yaşarlar. Bu anlamdaki gurbet hayatı özellikle tasavvuf edebiyatının en canlı temalarından olmuştur. (bk. TDV İslam Ansiklopedisi, Gurbet md.; Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Büyük Lügat, Türdav A.Ş. İst. 1985; Tasavvuf Terimleri Sözlüğü, Süleyman Uludağ, Marifet yy. İst. 1991)
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  5. 16.Ağustos.2017, 14:42
    3
    Misafir

    Yorum: Gurbette ölen insanın şehit olduğunu duymuştum. Gurbetin bunun gibi din açısından özellikleri nedir?

    Allah senden razi olsun zihnini ve ruhunu aydın kilsin


  6. 16.Ağustos.2017, 14:42
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Allah senden razi olsun zihnini ve ruhunu aydın kilsin





+ Yorum Gönder