Konusunu Oylayın.: Araplık ne babanızda vardır ne ananızda o sadece bir isimdir hadis

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Araplık ne babanızda vardır ne ananızda o sadece bir isimdir hadis
  1. 30.Haziran.2013, 07:51
    1
    Misafir

    Araplık ne babanızda vardır ne ananızda o sadece bir isimdir hadis






    Araplık ne babanızda vardır ne ananızda o sadece bir isimdir hadis Mumsema "Araplık ne babanızda vardır ne ananızda o sadece bir isimdir" hadisi milletleri inkar mı ediyor?


  2. 30.Haziran.2013, 07:51
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 30.Haziran.2013, 08:13
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: "Araplık ne babanızda vardır ne ananızda o sadece bir isimdir" hadis




    İlgili hadisin doğru tercümesi şöyledir:

    “Ey insanlar! Şüphesiz sizin rabbiniz birdir; babanız birdir; dininiz birdir. Arapça herhangi birinizin ne babasıdır, ne de anasıdır. O sadece bir dildir. Dolayısıyla kim Arapça konuşursa o Arap’tır.” (İbn Manzur, Muhtasaru tarihi Dimaşk li ibni Asakir, 14/41; İbn Asakir’den naklen, Kenzu’l-Ummal, h. no: 33936)

    Hz. Muaz’dan nakledilen bu rivayet mürseldir.

    Bir münafığın, Hz. Suheyb-i Rumi, Hz. Bilal-i Habeşi; Hz. Selman-ı Farisi gibi Arap olmayan sahabilere dil uzatmasını şikayet eden Hz Muaz’ın bu şikayeti üzerine peygamberimiz bu hususları dile getirmiştir.

    Burada milletlerin inkârı diye bir şey söz konusu değildir. Vurgulanan husus, bir toplumda bulunan bazı kimselerin dilleri farklı da olsa, yine o toplumun birinci sınıf fertlerinden sayılacaklarıdır.

    Dilden ziyade, aynı Allah’a, aynı dine iman etmek önemlidir. Kaldı ki, bütün insanlar netice itibariyle aynı babanın/Hz. Adem’in ve aynı ananın/Hz. Havva’nın çocuklarıdır.

    “Kim Arapça konuşursa o Arap’tır.” ifadesinden; “Aslı Arap olsun olmasın, kim içinde bulunduğu bir toplumda yaşıyorsa, o yabancı sayılamaz. Hadisin asıl konusuna uygun söylemek gerekirse: Arap toplumunda olanlar aslen Arap olmasa da, her Arap gibi toplumun birinci sınıf vatandaşı olduğunu” anlamak gerekir.

    Şunu unutmayalım ki İslam, cemaatlerin rabıtalarında; unsuriyet, milliyet yerine"rabıta-i dinî ve sınıfî ve vatanî" kabul eder.” (Nursi, Sözler, 133) Buna göre, tolumların irtibatları ve bağları, din biriliği, meslek birliği ve vatan birliğidir.

    Kaldı ki, “Levh-i Mahfuz açılsa ancak hakikî unsurlar birbirinden tefrik edilebilir. Öyle ise, hakikî unsuriyet fikrine, hareketi ve hamiyeti bina etmek, manasız ve hem pek zararlıdır. Onun içindir ki: Menfî milliyetçilerin ve unsuriyetperverlerin reislerinden ve dine karşı pek lâkayd birisi, mecbur olmuş, demiş: "Dil, din bir ise; millet birdir." Madem öyledir. Hakikî unsuriyete değil; belki dil, din, vatan münasebatına bakılacak. Eğer üçü bir ise, zâten kuvvetli bir millet; eğerbiri noksan olursa, tekrar milliyet dairesine dâhildir.” (Nursi, Mektubat, 326)

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet






  4. 30.Haziran.2013, 08:13
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    İlgili hadisin doğru tercümesi şöyledir:

    “Ey insanlar! Şüphesiz sizin rabbiniz birdir; babanız birdir; dininiz birdir. Arapça herhangi birinizin ne babasıdır, ne de anasıdır. O sadece bir dildir. Dolayısıyla kim Arapça konuşursa o Arap’tır.” (İbn Manzur, Muhtasaru tarihi Dimaşk li ibni Asakir, 14/41; İbn Asakir’den naklen, Kenzu’l-Ummal, h. no: 33936)

    Hz. Muaz’dan nakledilen bu rivayet mürseldir.

    Bir münafığın, Hz. Suheyb-i Rumi, Hz. Bilal-i Habeşi; Hz. Selman-ı Farisi gibi Arap olmayan sahabilere dil uzatmasını şikayet eden Hz Muaz’ın bu şikayeti üzerine peygamberimiz bu hususları dile getirmiştir.

    Burada milletlerin inkârı diye bir şey söz konusu değildir. Vurgulanan husus, bir toplumda bulunan bazı kimselerin dilleri farklı da olsa, yine o toplumun birinci sınıf fertlerinden sayılacaklarıdır.

    Dilden ziyade, aynı Allah’a, aynı dine iman etmek önemlidir. Kaldı ki, bütün insanlar netice itibariyle aynı babanın/Hz. Adem’in ve aynı ananın/Hz. Havva’nın çocuklarıdır.

    “Kim Arapça konuşursa o Arap’tır.” ifadesinden; “Aslı Arap olsun olmasın, kim içinde bulunduğu bir toplumda yaşıyorsa, o yabancı sayılamaz. Hadisin asıl konusuna uygun söylemek gerekirse: Arap toplumunda olanlar aslen Arap olmasa da, her Arap gibi toplumun birinci sınıf vatandaşı olduğunu” anlamak gerekir.

    Şunu unutmayalım ki İslam, cemaatlerin rabıtalarında; unsuriyet, milliyet yerine"rabıta-i dinî ve sınıfî ve vatanî" kabul eder.” (Nursi, Sözler, 133) Buna göre, tolumların irtibatları ve bağları, din biriliği, meslek birliği ve vatan birliğidir.

    Kaldı ki, “Levh-i Mahfuz açılsa ancak hakikî unsurlar birbirinden tefrik edilebilir. Öyle ise, hakikî unsuriyet fikrine, hareketi ve hamiyeti bina etmek, manasız ve hem pek zararlıdır. Onun içindir ki: Menfî milliyetçilerin ve unsuriyetperverlerin reislerinden ve dine karşı pek lâkayd birisi, mecbur olmuş, demiş: "Dil, din bir ise; millet birdir." Madem öyledir. Hakikî unsuriyete değil; belki dil, din, vatan münasebatına bakılacak. Eğer üçü bir ise, zâten kuvvetli bir millet; eğerbiri noksan olursa, tekrar milliyet dairesine dâhildir.” (Nursi, Mektubat, 326)

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet









+ Yorum Gönder