Konusunu Oylayın.: İslami açıdan nümeroloji, sayılar bilimi var mıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İslami açıdan nümeroloji, sayılar bilimi var mıdır?
  1. 30.Haziran.2013, 07:50
    1
    Misafir

    İslami açıdan nümeroloji, sayılar bilimi var mıdır?






    İslami açıdan nümeroloji, sayılar bilimi var mıdır? Mumsema İslami açıdan nümeroloji, sayılar bilimi var mıdır?


  2. 30.Haziran.2013, 07:50
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 30.Haziran.2013, 08:15
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: İslami açıdan nümeroloji, sayılar bilimi var mıdır?




    Değerli kardeşimiz;
    İslam’da nümerolojinin bir bilim dalı olarak nasıl yer ettiğini söylemek kolay değildir. Zira bu gibi ilimlerin bir bilim dalı olarak algılanması, çok sonradan söz konusu olmuştur.

    İslam alimlerinin, yerine göre sayılara ve sayılardaki tevafuklara kıymet verdikleri bilinmektedir. (Burada batınicilik oynayan Huruficileri konunun dışında tutuyoruz).

    Özellikle, İslam’ın temel vecibelerinde sayıların yer almış olması, sayılara yönelik olumlu bir algının oluşmasına katkı sağlamıştır. Mesela, günlük farz namazların sayısının 17 olması, namazlardan sonraki tesbihlerin 33’er olması, Hac menasikin 7’şer sayılarla tespit edilmesi, orucun bir ay (29-30 gün) olarak sınırlandırılması, nakitle ilgili zekâtın 40’ta bir olarak belirlenmesi gibi en önemli ibadetlerin sayılarla ifade edilmiş olması, İslam alimlerinin dikkatinden kaçmamış ve bunların mutlaka belli hikmetlerinin olduğunu düşünmeye sevk etmiştir. Bu cümleden olarak;

    - Abdullah b. Mesud şöyle diyor: Besmelenin harfleri, cehennem zebanilerinin sayısı kadar olup 19 tanedir. Dolayısıyla, bu 19 zebaniden kurtulmak isteyen, 19 harfli besmeleyi okusun. Bunu okuyan kimse için Allah, bu harflerden her birisini, bir zebaniye karşı bir zırh yapar. Cehennem meleklerinin kendileri de bütün işlerini besmele çekerek yaparlar. Bütün güçlerini de besmeleden alırlar. (Kurtubi, 1/92).

    Görüldüğü gibi, İbn Mesud, sayısal bir tevafuk tablosuna göre bir tefsir yapmıştır. Aslında bu çeşit tefsirler, merfu olarak, yani Hz. Peygamber (asam) den öğrenilerek yapılır. Çünkü gaybi bir mesele olan zebanilerin durumunu ve besmele ile ilgilerini başka şekilde kesin olarak bilmek imkânsızdır.

    İbn Atiyye ve Savi gibi müfessirlerin anlattığına göre, Kadir Suresinde Ramazan ayının günleri sayısı kadar; 30 adet kelime yer almıştır. Bu kelimelerden Kadir gecesine ait bir zamir olan “Hiye“ edatının, surenin 27. kelimesi olarak zikredilmesi, Kadir gecesinin Ramazanın 27. gecesinde olacağına bir işaret sayılmıştır. (Kurtubi, a.y; Savi (Celaleynle birlikte), 4/339)

    - Bazı alimlere göre “Kadir gecesi“ anlamındaki “Leyletü’l-kadr“ terkibinin 9 harfi vardır ve bu terkip surede üç defa tekrarlanmıştır. 3x9=27 yapar. Bu tevafuk da Kadir gecesinin, Ramazanın 27. gecesinde olduğunu gösterir. (Savi tefsiri, a.y)

    “Doğrusu Allah, kullarının nezdinde ne var, ne yoksa her şeyi ilmiyle ihata etmiş, her şeyi “aded” olarak bir bir saymıştır.” (Cin, 72/28) mealindeki ayette, her şeyin sayıldığı ifade edilmiştir. Sayılan “her şey” arasında Kur’an’ın ayet, kelime ve harflerinin de olduğunu düşünmek, ayetin geniş ifadesine daha uygundur. Çünkü Kur’an’da bir “şey”dir.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  4. 30.Haziran.2013, 08:15
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Değerli kardeşimiz;
    İslam’da nümerolojinin bir bilim dalı olarak nasıl yer ettiğini söylemek kolay değildir. Zira bu gibi ilimlerin bir bilim dalı olarak algılanması, çok sonradan söz konusu olmuştur.

    İslam alimlerinin, yerine göre sayılara ve sayılardaki tevafuklara kıymet verdikleri bilinmektedir. (Burada batınicilik oynayan Huruficileri konunun dışında tutuyoruz).

    Özellikle, İslam’ın temel vecibelerinde sayıların yer almış olması, sayılara yönelik olumlu bir algının oluşmasına katkı sağlamıştır. Mesela, günlük farz namazların sayısının 17 olması, namazlardan sonraki tesbihlerin 33’er olması, Hac menasikin 7’şer sayılarla tespit edilmesi, orucun bir ay (29-30 gün) olarak sınırlandırılması, nakitle ilgili zekâtın 40’ta bir olarak belirlenmesi gibi en önemli ibadetlerin sayılarla ifade edilmiş olması, İslam alimlerinin dikkatinden kaçmamış ve bunların mutlaka belli hikmetlerinin olduğunu düşünmeye sevk etmiştir. Bu cümleden olarak;

    - Abdullah b. Mesud şöyle diyor: Besmelenin harfleri, cehennem zebanilerinin sayısı kadar olup 19 tanedir. Dolayısıyla, bu 19 zebaniden kurtulmak isteyen, 19 harfli besmeleyi okusun. Bunu okuyan kimse için Allah, bu harflerden her birisini, bir zebaniye karşı bir zırh yapar. Cehennem meleklerinin kendileri de bütün işlerini besmele çekerek yaparlar. Bütün güçlerini de besmeleden alırlar. (Kurtubi, 1/92).

    Görüldüğü gibi, İbn Mesud, sayısal bir tevafuk tablosuna göre bir tefsir yapmıştır. Aslında bu çeşit tefsirler, merfu olarak, yani Hz. Peygamber (asam) den öğrenilerek yapılır. Çünkü gaybi bir mesele olan zebanilerin durumunu ve besmele ile ilgilerini başka şekilde kesin olarak bilmek imkânsızdır.

    İbn Atiyye ve Savi gibi müfessirlerin anlattığına göre, Kadir Suresinde Ramazan ayının günleri sayısı kadar; 30 adet kelime yer almıştır. Bu kelimelerden Kadir gecesine ait bir zamir olan “Hiye“ edatının, surenin 27. kelimesi olarak zikredilmesi, Kadir gecesinin Ramazanın 27. gecesinde olacağına bir işaret sayılmıştır. (Kurtubi, a.y; Savi (Celaleynle birlikte), 4/339)

    - Bazı alimlere göre “Kadir gecesi“ anlamındaki “Leyletü’l-kadr“ terkibinin 9 harfi vardır ve bu terkip surede üç defa tekrarlanmıştır. 3x9=27 yapar. Bu tevafuk da Kadir gecesinin, Ramazanın 27. gecesinde olduğunu gösterir. (Savi tefsiri, a.y)

    “Doğrusu Allah, kullarının nezdinde ne var, ne yoksa her şeyi ilmiyle ihata etmiş, her şeyi “aded” olarak bir bir saymıştır.” (Cin, 72/28) mealindeki ayette, her şeyin sayıldığı ifade edilmiştir. Sayılan “her şey” arasında Kur’an’ın ayet, kelime ve harflerinin de olduğunu düşünmek, ayetin geniş ifadesine daha uygundur. Çünkü Kur’an’da bir “şey”dir.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder