Konusunu Oylayın.: Ahir zaman fitneleri ile ilgili hutbe

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ahir zaman fitneleri ile ilgili hutbe
  1. 27.Haziran.2013, 21:47
    1
    Misafir

    Ahir zaman fitneleri ile ilgili hutbe






    Ahir zaman fitneleri ile ilgili hutbe Mumsema Ahir zaman fitneleri ile ilgili cuma hutbesi paylaşır mısınız


  2. 27.Haziran.2013, 21:47
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 29.Haziran.2013, 23:46
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,606
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Ahir zaman fitneleri ile ilgili hutbe




    Ahir Zaman Fitneleri


    Bir hadis-i şerifte: 'Ahir zamanda yaşları küçük, akılca kıt birtakım gençler zuhur edecek. Yaratılmışın en hayırlısının sözünü söylerler, Kur'an'ı okurlar. İmanları, gırtlaklarından öteye geçmez. Onlar, okun avı delip geçtiği gibi, dinden çıkarlar. Onları nerede görürseniz öldürünüz. Zira onları öldürene kıyamet günü Allah'ın vereceği bir ücret vardır.' buyuruluyor. Bu hadisi izah eder misiniz?

    Hadisin ifade ettiği mananın tahliline geçmeden önce, üzerinde durup hatırlatmakta fayda mülahaza ettiğim bir hususu arzetmek istiyorum: Sahabe-i Kiram Efendilerimizin hemen hepsi, değerler üstü değere sahiptirler ve bizim kriterlerimizle değerlendirmeye tabi tutulmayacak kadar mualladırlar. Günümüzde, onları kritiğe tabi tutan bir kısım kendini bilmezler, onların büyük bir titizlikle üzerinde durup, kelimesi kelimesine bize o altın çağdan naklettiklerini kritiğe tabi tutmakta ve kendi vehimlerinde oluşturdukları sisle, dumanla onları karalamaya çalışmaktadırlar. Gariptir bunlar, İmriü'l-Kays, Ferezdak, Meğavi ya da Mütenebbi gibi kimselerin sözlerini nahiv ve belagatta esas aldıkları halde, hadis rivayetinde Sahabe'ye o ölçüde güvenmemektedirler. Oysaki Sahabe-i Kiram, hadis rivayetinde insanüstü bir hassasiyet göstermiş ve fevkalade titiz davranmışlardır; zira onlar bilmektedirler ki hadis, gayr-i metlüv vahiydir, ahzi ve muhafazası hususi ihtimam ister. Hadislerin her kelimesi tıpkı bir kuyumcu titizliğiyle seçilerek kullanılmıştır ve her birinin bir icaz yönü söz konusudur.

    Şuursuz Müslümanlık

    Bir örnek olarak aynı icazı, Allah Rasulü'nün yukarıda zikredilen hadis-i şerifinde de görmek mümkündür. Kur'an-ı Kerim'in, bir hakikat-ı külliyenin küçük bir kenarını göstererek, daha sonra zuhur edecek aynı tür hadiseleri haber verdiği gibi; Allah Rasulü (sav) de, gayb-bin gözüyle gördüğü gelecekle alakalı olayları bu ve benzeri hadislerle haber vermiştir.

    Bu hadis-i şerifte Allah Rasulü'nün (sav), ahirzamanda, dine girmeleriyle çıkmaları bir olan bazı kimseleri, avın bir tarafından girip öbür tarafından çıkan oka benzetmesi dikkat çekicidir. Bilindiği gibi ok, avın bir tarafından nasıl girmişse, kendisine bir şey takılmadan, bulaşmadan öbür tarafından da öyle çıkar. İşte 'İslam'ı kabul ettik' deyip onunla müşerref göründüğü halde, onun ruh ve manasından hiç mi hiç istifade edemeyen kimselerin, böyle bir oka benzetilmeleri, teemmülsüz, tetkiksiz, hissiz, şuursuz camidane, süratle ve hiçbir şey duymadan İslam'a girmesiyle çıkması bir bazı kimselerin hallerini ifade bakımından fevkalade manidardır.

    Bid'atların İstilası

    Yine Allah Rasulü (sav), ahirzaman fitneleriyle alakalı başka bir hadislerinde: 'Ümmetimden bir kısım gruplar çıkacak, bunları bid'alar istila edecek, tıpkı kuduzun, kuduza yakalanan kimsede hiçbir damar, hiçbir mafsal bırakmayıp her tarafını sardığı gibi, bu bid'a da onların her hallerine sirayet edecektir.' buyurarak, o dönemde meydana gelen bid'atları, vücudun her organına sirayet edip orada tesirini gösteren kuduz hastalığına benzetir. Bu misal, Sünnet-i Seniyye'nin terkinin yanında bid'atların, insan hayatını dört bir yandan kuşatmasını ifade bakımından fevkalade manidardır. Zira bid'atlar, kişinin ruh dünyasına tıpkı bir virüs gibi girer, sonra da kılık-kıyafetten oturup kalkmaya kadar onun her halinde kendisini gösterir. Bu hadiste dikkat çeken bir başka husus da, Allah Rasulü'nün; 'Yaratılmışın en hayırlısının sözünü söyler ve Kur'an okurlar..' ifadesidir. Aynı manada başka bir hadis-i şerifte de: 'Siz, kendi amellerinizi onların amellerinin yanında küçük görür ve hafife alırsınız.' buyurmaktadır ki, irtihal hadisesinden kısa bir süre sonra, karma karışık hadiselerin sevimsiz lisanıyla Sahabe'ye bir kere daha 'Muhammedün Rasulullah' dedirtecek keşmekeşi ifade açısından ne ürpertici bir üsluptur!

    Haricilik Fitnesi

    Bu hususta ilk dikkatimizi çeken hiç şüphesiz, Asr-ı Saadet'e yakın, o dönemde zuhur eden Haricilik olayıdır. Onlar, dinde, günaha giren bir insanın kafir olacağına inanacak kadar hassas düşünmüş ve ibadet ü taatlerinde olabildiğine dikkatli davranmışlardır. Hatta bu çerçevede yalan söylemeyi küfür saydıklarından, onca taşkınlıklarına rağmen hadisçiler, onların rivayet ettikleri hadisleri kabul etmişlerdir. Yine onlar, Kur'an varken yapılacak başka içtihadları kabul etmemiş; etmemiş ve bundan dolayı, Ebu Musa el-Eş'ari ile Amr İbn-i As'ın hakemlik için bir araya gelmelerini, Hz. Ali (radiyallahu anh) ile Hz. Muaviye'nin küfrüne vesile saymışlardır.. evet, Hz. Ali de, Muaviye de kafir oldu demişlerdir.

    Evet onlar, Müslümanlığı kendi hesaplarına bu kadar derince yaşamalarına rağmen, davranışlarında aşırı, saldırgan ve dengesizdirler. Evet onlar, Hz. Ali (ra) ve Hz. Muaviye gibi şerefli sahabilere kafir dedikleri gibi, 'Lailahe illallah' diyen pek çok kimseyi de kafir saymaktadırlar. İşte bütün bunlar göstermektedir ki Hariciler, Allah Rasulü'nün ifadeleri içinde, İslamiyet'in içine bir ok gibi girmişler; girdikleri gibi de hiçbir şey elde etmeden ve duymadan çıkıvermişlerdir. Hz. Ali (ra), Sıffin Savaşı'nda kolunda 'ben' veya 'ur' olan birini görünce, İbn-i Abbas'ın (ra), Efendimizin: 'İşte bunlar sana karşı savaşacak ey Ali!' sözünü hatırlatması üzerine, onların öldürülmesini kendi hakkaniyetine delil saymış ve Peygamberimizi her zaman doğru çıkaran Allah'a hamdetmişti...

    Deccal'ın Tesir Alanı

    Benzeri örneklerin, günümüzde de yaşandığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Şöyle ki, Allah Rasulü (sav), Deccal'le ilgili bir hadislerinde, ahirzamanda deccalin ortaya çıktığı dönemde, Horasan civarında yetmiş bin taylasanlı (sarıklı) insanın ona iltihak edeceğini haber vermiştir. Bir dönemde komünist düşüncenin yaygınlaşmaya başladığında, kendisini Müslüman sayan nice insan, namaz kılıp hacca gittiği ve İslam'ın diğer rükünlerini yerine getirdiği halde; İslam'ın emirlerine karşı, '14 asır önce inmiş (haşa) köhne düşüncelerle insanlık idare edilmez..' deyip komünizm ideolojisine temenna durmuşlardı.. durmuş, küfr-ü küfranın her tarafa yayılması karşısında yer yer hıçkıra hıçkıra ağladığı ve Rabbin huzurunda edeple durup ibadet ü taatte bulunduğu halde, bir vahşi sisteme karşı ses çıkarmamış, hatta 'ale'r-re'si ve'l-ayn' diyerek hüsnü kabul göstermişlerdi.

    Ameli Müslümanlık

    Aynı şekilde günümüzde, ibadetlerinde bir hayli hassas davrandıkları halde, İslam'ın gurbetini kendine dert bile edinmeyen ve böylece ameli münafıklık içine düşen nice insan vardır.. hele bazılarının Müslümanlık adına bir kısım folklorik hareketlerle müteselli olduklarını gördükçe, 'Acaba Allah Rasulü'nün (sav) haber verdiği insanlar bunlar mı?' diye endişe duymamak elden gelmiyor.

    Hasılı; Allah Rasulü (sav), kıyamete yakın zamanda cereyan edecek çeşitli hadiseleri, bu ve benzeri hadislerle haber vermiştir ki, O'nun gayb-bin gözüyle görüp haber verdiği bu tür olayların bir bir cereyan etmesi, O'nun Sadık u Masduk olduğunun apaçık delilidir.

    Fethullah Gülen


  4. 29.Haziran.2013, 23:46
    2
    Moderatör



    Ahir Zaman Fitneleri


    Bir hadis-i şerifte: 'Ahir zamanda yaşları küçük, akılca kıt birtakım gençler zuhur edecek. Yaratılmışın en hayırlısının sözünü söylerler, Kur'an'ı okurlar. İmanları, gırtlaklarından öteye geçmez. Onlar, okun avı delip geçtiği gibi, dinden çıkarlar. Onları nerede görürseniz öldürünüz. Zira onları öldürene kıyamet günü Allah'ın vereceği bir ücret vardır.' buyuruluyor. Bu hadisi izah eder misiniz?

    Hadisin ifade ettiği mananın tahliline geçmeden önce, üzerinde durup hatırlatmakta fayda mülahaza ettiğim bir hususu arzetmek istiyorum: Sahabe-i Kiram Efendilerimizin hemen hepsi, değerler üstü değere sahiptirler ve bizim kriterlerimizle değerlendirmeye tabi tutulmayacak kadar mualladırlar. Günümüzde, onları kritiğe tabi tutan bir kısım kendini bilmezler, onların büyük bir titizlikle üzerinde durup, kelimesi kelimesine bize o altın çağdan naklettiklerini kritiğe tabi tutmakta ve kendi vehimlerinde oluşturdukları sisle, dumanla onları karalamaya çalışmaktadırlar. Gariptir bunlar, İmriü'l-Kays, Ferezdak, Meğavi ya da Mütenebbi gibi kimselerin sözlerini nahiv ve belagatta esas aldıkları halde, hadis rivayetinde Sahabe'ye o ölçüde güvenmemektedirler. Oysaki Sahabe-i Kiram, hadis rivayetinde insanüstü bir hassasiyet göstermiş ve fevkalade titiz davranmışlardır; zira onlar bilmektedirler ki hadis, gayr-i metlüv vahiydir, ahzi ve muhafazası hususi ihtimam ister. Hadislerin her kelimesi tıpkı bir kuyumcu titizliğiyle seçilerek kullanılmıştır ve her birinin bir icaz yönü söz konusudur.

    Şuursuz Müslümanlık

    Bir örnek olarak aynı icazı, Allah Rasulü'nün yukarıda zikredilen hadis-i şerifinde de görmek mümkündür. Kur'an-ı Kerim'in, bir hakikat-ı külliyenin küçük bir kenarını göstererek, daha sonra zuhur edecek aynı tür hadiseleri haber verdiği gibi; Allah Rasulü (sav) de, gayb-bin gözüyle gördüğü gelecekle alakalı olayları bu ve benzeri hadislerle haber vermiştir.

    Bu hadis-i şerifte Allah Rasulü'nün (sav), ahirzamanda, dine girmeleriyle çıkmaları bir olan bazı kimseleri, avın bir tarafından girip öbür tarafından çıkan oka benzetmesi dikkat çekicidir. Bilindiği gibi ok, avın bir tarafından nasıl girmişse, kendisine bir şey takılmadan, bulaşmadan öbür tarafından da öyle çıkar. İşte 'İslam'ı kabul ettik' deyip onunla müşerref göründüğü halde, onun ruh ve manasından hiç mi hiç istifade edemeyen kimselerin, böyle bir oka benzetilmeleri, teemmülsüz, tetkiksiz, hissiz, şuursuz camidane, süratle ve hiçbir şey duymadan İslam'a girmesiyle çıkması bir bazı kimselerin hallerini ifade bakımından fevkalade manidardır.

    Bid'atların İstilası

    Yine Allah Rasulü (sav), ahirzaman fitneleriyle alakalı başka bir hadislerinde: 'Ümmetimden bir kısım gruplar çıkacak, bunları bid'alar istila edecek, tıpkı kuduzun, kuduza yakalanan kimsede hiçbir damar, hiçbir mafsal bırakmayıp her tarafını sardığı gibi, bu bid'a da onların her hallerine sirayet edecektir.' buyurarak, o dönemde meydana gelen bid'atları, vücudun her organına sirayet edip orada tesirini gösteren kuduz hastalığına benzetir. Bu misal, Sünnet-i Seniyye'nin terkinin yanında bid'atların, insan hayatını dört bir yandan kuşatmasını ifade bakımından fevkalade manidardır. Zira bid'atlar, kişinin ruh dünyasına tıpkı bir virüs gibi girer, sonra da kılık-kıyafetten oturup kalkmaya kadar onun her halinde kendisini gösterir. Bu hadiste dikkat çeken bir başka husus da, Allah Rasulü'nün; 'Yaratılmışın en hayırlısının sözünü söyler ve Kur'an okurlar..' ifadesidir. Aynı manada başka bir hadis-i şerifte de: 'Siz, kendi amellerinizi onların amellerinin yanında küçük görür ve hafife alırsınız.' buyurmaktadır ki, irtihal hadisesinden kısa bir süre sonra, karma karışık hadiselerin sevimsiz lisanıyla Sahabe'ye bir kere daha 'Muhammedün Rasulullah' dedirtecek keşmekeşi ifade açısından ne ürpertici bir üsluptur!

    Haricilik Fitnesi

    Bu hususta ilk dikkatimizi çeken hiç şüphesiz, Asr-ı Saadet'e yakın, o dönemde zuhur eden Haricilik olayıdır. Onlar, dinde, günaha giren bir insanın kafir olacağına inanacak kadar hassas düşünmüş ve ibadet ü taatlerinde olabildiğine dikkatli davranmışlardır. Hatta bu çerçevede yalan söylemeyi küfür saydıklarından, onca taşkınlıklarına rağmen hadisçiler, onların rivayet ettikleri hadisleri kabul etmişlerdir. Yine onlar, Kur'an varken yapılacak başka içtihadları kabul etmemiş; etmemiş ve bundan dolayı, Ebu Musa el-Eş'ari ile Amr İbn-i As'ın hakemlik için bir araya gelmelerini, Hz. Ali (radiyallahu anh) ile Hz. Muaviye'nin küfrüne vesile saymışlardır.. evet, Hz. Ali de, Muaviye de kafir oldu demişlerdir.

    Evet onlar, Müslümanlığı kendi hesaplarına bu kadar derince yaşamalarına rağmen, davranışlarında aşırı, saldırgan ve dengesizdirler. Evet onlar, Hz. Ali (ra) ve Hz. Muaviye gibi şerefli sahabilere kafir dedikleri gibi, 'Lailahe illallah' diyen pek çok kimseyi de kafir saymaktadırlar. İşte bütün bunlar göstermektedir ki Hariciler, Allah Rasulü'nün ifadeleri içinde, İslamiyet'in içine bir ok gibi girmişler; girdikleri gibi de hiçbir şey elde etmeden ve duymadan çıkıvermişlerdir. Hz. Ali (ra), Sıffin Savaşı'nda kolunda 'ben' veya 'ur' olan birini görünce, İbn-i Abbas'ın (ra), Efendimizin: 'İşte bunlar sana karşı savaşacak ey Ali!' sözünü hatırlatması üzerine, onların öldürülmesini kendi hakkaniyetine delil saymış ve Peygamberimizi her zaman doğru çıkaran Allah'a hamdetmişti...

    Deccal'ın Tesir Alanı

    Benzeri örneklerin, günümüzde de yaşandığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Şöyle ki, Allah Rasulü (sav), Deccal'le ilgili bir hadislerinde, ahirzamanda deccalin ortaya çıktığı dönemde, Horasan civarında yetmiş bin taylasanlı (sarıklı) insanın ona iltihak edeceğini haber vermiştir. Bir dönemde komünist düşüncenin yaygınlaşmaya başladığında, kendisini Müslüman sayan nice insan, namaz kılıp hacca gittiği ve İslam'ın diğer rükünlerini yerine getirdiği halde; İslam'ın emirlerine karşı, '14 asır önce inmiş (haşa) köhne düşüncelerle insanlık idare edilmez..' deyip komünizm ideolojisine temenna durmuşlardı.. durmuş, küfr-ü küfranın her tarafa yayılması karşısında yer yer hıçkıra hıçkıra ağladığı ve Rabbin huzurunda edeple durup ibadet ü taatte bulunduğu halde, bir vahşi sisteme karşı ses çıkarmamış, hatta 'ale'r-re'si ve'l-ayn' diyerek hüsnü kabul göstermişlerdi.

    Ameli Müslümanlık

    Aynı şekilde günümüzde, ibadetlerinde bir hayli hassas davrandıkları halde, İslam'ın gurbetini kendine dert bile edinmeyen ve böylece ameli münafıklık içine düşen nice insan vardır.. hele bazılarının Müslümanlık adına bir kısım folklorik hareketlerle müteselli olduklarını gördükçe, 'Acaba Allah Rasulü'nün (sav) haber verdiği insanlar bunlar mı?' diye endişe duymamak elden gelmiyor.

    Hasılı; Allah Rasulü (sav), kıyamete yakın zamanda cereyan edecek çeşitli hadiseleri, bu ve benzeri hadislerle haber vermiştir ki, O'nun gayb-bin gözüyle görüp haber verdiği bu tür olayların bir bir cereyan etmesi, O'nun Sadık u Masduk olduğunun apaçık delilidir.

    Fethullah Gülen


  5. 17.Ekim.2014, 11:45
    3
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: Ahir zaman fitneleri ile ilgili hutbe

    Fitneler hutbesi güzel ama nette çok aradım bu hutbeye benzer daha da kapsamlı güzel hutbe bulamadım


  6. 17.Ekim.2014, 11:45
    3
    Üye
    Fitneler hutbesi güzel ama nette çok aradım bu hutbeye benzer daha da kapsamlı güzel hutbe bulamadım





+ Yorum Gönder