Konusunu Oylayın.: İrşad nasıl yapılır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İrşad nasıl yapılır?
  1. 26.Haziran.2013, 17:39
    1
    Misafir

    İrşad nasıl yapılır?

  2. 26.Haziran.2013, 23:21
    2
    Mucahid
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Ağustos.2007
    Üye No: 2247
    Mesaj Sayısı: 503
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    Cevap: Irşad nasıl yapılır?




    Dünden Bugüne Dînî Tebliğ ve İrşâd
    (Seminer Özeti)
    Giriş:
    Teblîğ ve irşâdın mânâ ve önemi:
    Teblîği "hak dîni bilmeyen kimselere onu ulaştırmak, doğru bilgi sahibi olmasını sağlamak, inanması için gayret göstermek" mânâsında, irşâdı ise "hak dîni tam veya eksik olarak bilen ve ona inanan kimselerin ilim, amel, ihsan ve ihlâs konularındaki eksiklerini gidermek için gerekeni yapmak" mânâsında kullanıyoruz.
    Teblîğin hedef kitlesi daha çok inanmayanlardır, irşâdın hedef kitlesi ise müslümanlardır. Müslümanların henüz ergenlik çağına gelmemiş çocuklarını da bu bakımdan müslüman saymak yerinde olur.
    En azından Hz. İbrahim'den (a.s) bu yana29 adı İslâm olan hak dînin son kitabı "Kur'ân-ı Kerîm", son peygamberi de Muhammed Mustafa (s.a.v.)'dir. İnsanlar çoğalıp gelişerek yaşamaya devam ettikleri halde yeni peygamberlerin gelmeyecek olması, son dînin ümmetine önemli bir yeni vazife yüklemektedir: teblîğ ve irşâd. Bu vazife gereği bilmeyen ve inanmayanlara gerçeğin bilgisini ulaştırmak, bilip inandığı halde eksiklik içinde olanları tamamlamaya çalışmak ümmete düşmektedir. Allah Rasûlü'nden (s.a.v.) ümmetine intikal eden en önemli sünnet budur. Hem irşâdı, hem de teblîği içine alan "dâvet" kelimesini kullanarak, "Allah'a çağıran (dâvet eden), inancını yaşayan ve şüphesiz ben müslümanlardanım diyen kimseden, sözce daha güzel olan kim vardır?"30 buyuran Rabbimiz buna benzer daha nice âyette irşâd ve teblîği teşvik etmiş; ... Burada bulunanlar, bulunmayanlara teblîğ etsin!" buyuran Allah Rasûlü (s.a.v.) de daha nice hadîsi ile Kur'ân âyetlerini teyid buyurmuştur.
    Günümüzde "din eğitimi ve öğretimi" ile irşâd, çeşitli araçlardan istifâde ederek İslâm'ı müslüman olmayanlara götürmek, öğretip anlatmak, sevdirmeye çalışmak sûretiyle de teblîğ vazifesi yerine getirilmektedir.
    Bu seminerde önce tarih boyunca kullanılan din eğitimi ve öğretimi vasıtaları ile usûlleri ele alınacak, arkasından günümüzde diğer din mensupları ile müslümanların faaliyetleri gözden geçirilecek, sonunda da yapılması gerekenler üzerinde düşünülüp tartışılacaktır.

    I. İslâm Tarihi Boyunca Din Eğitimi ve Öğretimi:
    1. Mescit ve camilerde:
    a) Peygamber Mescidi:
    Rasûlullah (s.a.v.) zamanında Medine Mescidi, içinde eğitim ve öğretimin de yer aldığı şu fonksiyonlara zemin teşkil ediyordu:
    1. İbâdet yeri.
    2. Millet meclisi, siyâsî ve idârî meselelerin müzâkere edilip karara bağlandığı yer.
    3. Milletlerarası siyâsî görüşme salonu; Benî-Sakîf ve Necrân örnekleri.
    4. Eğitim ve öğretim yeri (okul); mescid en çok bu iş için kullanılmıştır.
    5. Kimsesizler yurdu, geçici barınak; Suffe Ashâbı gibi devamlı kalanlardan başka, çeşitli sebeplerle evinden ayrılanlar da geçici olarak mescidde kalmışlardır; Hz. Ali'nin "Ebû Türâb" lâkabını almasına sebep eşi ile yaptığı hafif bir münâkaşa üzerine gelip mescidde yatması ve uyurken toprağa belenmesi, Rasûlullah (s.a.v.)'in onu bu şekilde bulması olmuştur.
    6. Sosyal yardımlaşma ve dayanışma merkezi; borçludan evlenmek isteyen bekâra, kuraklığa marûz kalmış bölge insanından yoksul düşmüş kimseye kadar her dert ve problem sahibi mescide gelir ve derdine dermân bulurdu.
    7. Mahkeme salonu; genellikle davalara burada bakılır ve hükme varılırdı.
    8. Geçici hastane; daha çok savaşlarda mescid hastane haline getirilmiş, gerektiğinde çadırlar kurulmuş ve yaralılar tedâvi edilmiştir.
    9. Devlet misâfirhanesi; Necrân hıristiyan toplumunun temsilcileri bir sulh için Medine'ye geldiklerinde mescidde misâfir edilmişler ve hatta burada kendi dinlerine göre ibâdetlerini de yapmalarına izin verilmiştir.31
    10. Kültür ve san'at merkezi; mescidde zaman zaman Sûdanlı ve Habeşistanlılar, bizdeki kılıç kalkan oyunu gibi oyunlar oynamışlar, Hassân b. Sâbit şiirler okumuş, bunları sahâbe, Hz. Peygamber (s.a.v.) ve eşi Hz. Âişe dinleyip seyretmişlerdir.32
    İbâdetten istirâhât ve eğlenceye kadar birçok dînî, sosyal ve kültürel faaliyetin mescitte yapılması, fert ve toplum olarak müslümanların bütün faaliyetlerinin din dışında değil, din içinde bir bütün teşkil etmesini, hepsinin kulluk şuuru içinde cereyan etmesini sağlamış, bunun böyle olduğunun da bir göstergesi olmuştur.


  3. 26.Haziran.2013, 23:21
    2
    Devamlı Üye



    Dünden Bugüne Dînî Tebliğ ve İrşâd
    (Seminer Özeti)
    Giriş:
    Teblîğ ve irşâdın mânâ ve önemi:
    Teblîği "hak dîni bilmeyen kimselere onu ulaştırmak, doğru bilgi sahibi olmasını sağlamak, inanması için gayret göstermek" mânâsında, irşâdı ise "hak dîni tam veya eksik olarak bilen ve ona inanan kimselerin ilim, amel, ihsan ve ihlâs konularındaki eksiklerini gidermek için gerekeni yapmak" mânâsında kullanıyoruz.
    Teblîğin hedef kitlesi daha çok inanmayanlardır, irşâdın hedef kitlesi ise müslümanlardır. Müslümanların henüz ergenlik çağına gelmemiş çocuklarını da bu bakımdan müslüman saymak yerinde olur.
    En azından Hz. İbrahim'den (a.s) bu yana29 adı İslâm olan hak dînin son kitabı "Kur'ân-ı Kerîm", son peygamberi de Muhammed Mustafa (s.a.v.)'dir. İnsanlar çoğalıp gelişerek yaşamaya devam ettikleri halde yeni peygamberlerin gelmeyecek olması, son dînin ümmetine önemli bir yeni vazife yüklemektedir: teblîğ ve irşâd. Bu vazife gereği bilmeyen ve inanmayanlara gerçeğin bilgisini ulaştırmak, bilip inandığı halde eksiklik içinde olanları tamamlamaya çalışmak ümmete düşmektedir. Allah Rasûlü'nden (s.a.v.) ümmetine intikal eden en önemli sünnet budur. Hem irşâdı, hem de teblîği içine alan "dâvet" kelimesini kullanarak, "Allah'a çağıran (dâvet eden), inancını yaşayan ve şüphesiz ben müslümanlardanım diyen kimseden, sözce daha güzel olan kim vardır?"30 buyuran Rabbimiz buna benzer daha nice âyette irşâd ve teblîği teşvik etmiş; ... Burada bulunanlar, bulunmayanlara teblîğ etsin!" buyuran Allah Rasûlü (s.a.v.) de daha nice hadîsi ile Kur'ân âyetlerini teyid buyurmuştur.
    Günümüzde "din eğitimi ve öğretimi" ile irşâd, çeşitli araçlardan istifâde ederek İslâm'ı müslüman olmayanlara götürmek, öğretip anlatmak, sevdirmeye çalışmak sûretiyle de teblîğ vazifesi yerine getirilmektedir.
    Bu seminerde önce tarih boyunca kullanılan din eğitimi ve öğretimi vasıtaları ile usûlleri ele alınacak, arkasından günümüzde diğer din mensupları ile müslümanların faaliyetleri gözden geçirilecek, sonunda da yapılması gerekenler üzerinde düşünülüp tartışılacaktır.

    I. İslâm Tarihi Boyunca Din Eğitimi ve Öğretimi:
    1. Mescit ve camilerde:
    a) Peygamber Mescidi:
    Rasûlullah (s.a.v.) zamanında Medine Mescidi, içinde eğitim ve öğretimin de yer aldığı şu fonksiyonlara zemin teşkil ediyordu:
    1. İbâdet yeri.
    2. Millet meclisi, siyâsî ve idârî meselelerin müzâkere edilip karara bağlandığı yer.
    3. Milletlerarası siyâsî görüşme salonu; Benî-Sakîf ve Necrân örnekleri.
    4. Eğitim ve öğretim yeri (okul); mescid en çok bu iş için kullanılmıştır.
    5. Kimsesizler yurdu, geçici barınak; Suffe Ashâbı gibi devamlı kalanlardan başka, çeşitli sebeplerle evinden ayrılanlar da geçici olarak mescidde kalmışlardır; Hz. Ali'nin "Ebû Türâb" lâkabını almasına sebep eşi ile yaptığı hafif bir münâkaşa üzerine gelip mescidde yatması ve uyurken toprağa belenmesi, Rasûlullah (s.a.v.)'in onu bu şekilde bulması olmuştur.
    6. Sosyal yardımlaşma ve dayanışma merkezi; borçludan evlenmek isteyen bekâra, kuraklığa marûz kalmış bölge insanından yoksul düşmüş kimseye kadar her dert ve problem sahibi mescide gelir ve derdine dermân bulurdu.
    7. Mahkeme salonu; genellikle davalara burada bakılır ve hükme varılırdı.
    8. Geçici hastane; daha çok savaşlarda mescid hastane haline getirilmiş, gerektiğinde çadırlar kurulmuş ve yaralılar tedâvi edilmiştir.
    9. Devlet misâfirhanesi; Necrân hıristiyan toplumunun temsilcileri bir sulh için Medine'ye geldiklerinde mescidde misâfir edilmişler ve hatta burada kendi dinlerine göre ibâdetlerini de yapmalarına izin verilmiştir.31
    10. Kültür ve san'at merkezi; mescidde zaman zaman Sûdanlı ve Habeşistanlılar, bizdeki kılıç kalkan oyunu gibi oyunlar oynamışlar, Hassân b. Sâbit şiirler okumuş, bunları sahâbe, Hz. Peygamber (s.a.v.) ve eşi Hz. Âişe dinleyip seyretmişlerdir.32
    İbâdetten istirâhât ve eğlenceye kadar birçok dînî, sosyal ve kültürel faaliyetin mescitte yapılması, fert ve toplum olarak müslümanların bütün faaliyetlerinin din dışında değil, din içinde bir bütün teşkil etmesini, hepsinin kulluk şuuru içinde cereyan etmesini sağlamış, bunun böyle olduğunun da bir göstergesi olmuştur.





+ Yorum Gönder