Konusunu Oylayın.: Açık saçık giyinmek ile tacize ve tecavüze uğramanın bir ilişkisi var mı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Açık saçık giyinmek ile tacize ve tecavüze uğramanın bir ilişkisi var mı?
  1. 20.Haziran.2013, 00:43
    1
    Misafir

    Açık saçık giyinmek ile tacize ve tecavüze uğramanın bir ilişkisi var mı?






    Açık saçık giyinmek ile tacize ve tecavüze uğramanın bir ilişkisi var mı? Mumsema Açık saçık giyinmek ile tacize ve tecavüze uğramanın bir ilişkisi var mı?


  2. 20.Haziran.2013, 00:43
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 20.Haziran.2013, 01:35
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,652
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Açık saçık giyinmek ile tacize ve tecavüze uğramanın bir ilişkisi var mı?




    Malumunuz günümüzde kadınlar giyim kuşamına dikkat etmiyorlar. Toplumda açık saçılık nedeniyle bir çok gayri ahlaki sorunlar yaşanıyor. Mesela; dekolte giyinen bir bayan taciz ediliyor. Ancak, bazı kesimler taciz ve tecavüz sorunlarının kadınların açık giyinmesiyle ilgisinin olmadığını bunun bir ahlak sorunu olduğunu, söz konusu olaylarda ahlak eğtimi almayan erkeğin suçlu bulunması gerektiğini öne sürüyorlar… İran'da kadınlar çarşaflı olduğundan cinsel saldırılar, eşcinsellik, kadın ticareti gibi durumlar buralarda yoğun bir şekilde yaşanıyormuş ve bu sorunlar hep cinselliği baskılamaktan, kadınları kapatmaktan kaynaklanıyormuş. Kadınların giyim tarzının bu olaylarla hiçbir ilgisi yokmuş. Ben böyle olmadığını hissediyorum; ama benzer çelişkiye ben de rastlıyorum. Mesela; kızlı erkekli arkadaşlık ortamlarında hiçbir vukuat olmazken; bir hacı-hoca veya bir türbanlı kızın abuk subuk bir olay yaşadığına şahid oluyorum. Bu paradoksa nasıl bakmalı, meseleyi ne şekilde değerlendirilmeliyiz? Açık saçıklığın cinselliği kışkırttığı ortadayken açıklarda görünmemesi veya kapalılarda yoğun bir şeklide yaşanması nasıl olabiliyor? Ben bu vesveselerden kurtulmak istiyorum.


    Bu konunun anlaşılması için meseleyi bir kaç madde halinde bazı kriterlere işaret edeceğiz:

    1) Dindar-dinsiz farkı olmaksızın bütün insanlarda kuvve-i şeheviye denilen bir cinsellik dürtüsü vardır. Bu dürtünün veriliş gayesi, insanların -Allah’ın uygun gördüğü- meşru nikah dairesinde bir erkek ile bir kadının bir araya gelmesini ve bu fabrikadan insan üretimine vesile olmalarını sağlamaya yöneliktir.

    2) Bu şehvet dürtüsünün ucu açık olduğundan, değişik hikmetlerden ötürü sınırlandırılmadığından meşru dairenin dışına çıkarak, gayr-ı meşru ilişkilere yol açması her zaman mümkündür. O halde, insanlar için bu konudaki en önemli mesele, bu dürtüyü kontrol altına almak ve gayr-ı meşru yollara taşmasını engellemektir. Bunun yolu ise insanların şehvet dürtüsünü ve bu konudaki duygularını terbiye etmekten geçer. Bunun da maddi ve manevi tedbirler açısından bir kaç yolu vardır:

    Maddi Tedbirler:

    a) Evlenmek ve meşru evliliği teşvik etmek suretiyle fert ve tolum bazında bu dürtüyü kontrol altına almaktır. Hz. Peygamber (asm) bu tedbire işaret etmek üzere, “Allah bir kimseye saliha/uygun bir kadın nasip etmişse, dinin yarısını himaye altına alması konusunda ona yardım etmiştir. Artık o da dininin geriye kalan yarısı hususunda Allah’tan korksun.” buyurmuştur. (Hâkim, 2/175. -Zehebi de hadisin sahih olduğunu belirtmiştir. (bk. Zehebi, a.y).

    b) Şehvet dürtüsünü hafifletmek suretiyle az da olsa bunu kontrol etmektir. Bunun çaresi, şehvet dürtüsünü kamçılayan gıdalar almaktan sakınmak ve özellikle aç kılmak suretiyle bu dürtünün şiddetini hafifletmektir.

    Peygamber efendimizin “Ey gençler topluluğu! İmkan bulduğunuz anda evlenin. Bu imkânı elde edinceye kadar da oruç tutunuz. Çünkü bu da şehvet dürtüleriniz törpülemeye yönelik fayda sağlar.” tavsiyesi, bu tedbire yöneliktir. (Mecmau’z-Zevaid, h. no: 7303, 7395)

    c) Halvette kalmalarını önlemek. Bir erkek ile bir kadının tek başlarına bir araya gelmeleri durumunda bu şehevi dürtülerin kabaracağı binlerce tecrübe ile sabittir. “Ateş ile odun”un yan yana gelmesi yangına sebep olduğu gibi, erkek ile kadının baş başa kapalı bir ortamda kalmaları da böyle bir yangını körüklemek anlamına gelir. Eksi ile artı kutuplar birbirlerini çektiği gibi, erkek ile kadın dürtüleri de birbirini çeker.

    “Yabancı bir erkek yabancı bir kadınla tek başına halvette kalmasın; çünkü onların üçüncüleri şeytan olur.” (Mecmau’z-Zevaid, h. no: 9131) manasına gelen hadiste bu gerçeğe vurgu yapılmıştır. Şeytan, halvette bulunan her iki tarafa da, karşı tarafın müsait olduğunu fısıldamak suretiyle, önce su-i zan tuzağını kurar, ardından da şehvet dürtülerini harekete geçirir. Bu selin önünde durmak elbette kolay değildir. İslam’da karma eğitime, flörte prim verilmemesinin önemli bir hikmeti, bu selin önüne geçmektir.

    d) Sokakta kalabalık içinde de olsa, bir kadının açık-saçık olarak gezmesi, kötü niyetli olan kimselerin iştihasını kabartır. Çünkü kadının çıplak bedeni, erkeğin şehvetini tahrik eden önemli bir faktördür. Bu olumsuz faktörün ortadan kaldırılması ancak İslam’ın emrettiği örtünün desteğiyle kaldırılır veya hafifletilir.

    Burada her örtülü kadının iffetli veya açık-saçık gezen kadının kötü kadın olduğu anlamına gelmez. Burada önemli olan, erkekleri tahrik eden ortamdan uzaklaştırmaktır.

    Örtülü kadınlar arasında da fahişeliğin var olması, bu tedbirin önemini azaltmaz. Çünkü erkeklere karşı müstehcen söz, fiili veya davranış sergilemek kadının iffetli olup olmadığına bakmadan, kötü niyetli erkeklerin hayallerini süsler. İmam Gazali’nin de ifade ettiği gibi, zinanın ilk postacısı hayaldir.

    Manevi Tedbirler:

    a) Gayr-ı meşru ilişkileri önleyen en önemli amillerden biri Allah korkusudur.

    Allah korkusunun güçlenmesine paralel olarak kötülüğü frenleyen kişinin iradesi de güçlenir. Çünkü bir polisten korkarak, iki günlük hapisten korkarak bir çok arzusunu frenleyen kişinin, her yerde ilim ve kudretiyle hazır ve nâzır olan Allah’a samimi iman etmesi ve cehennem gibi bir hapsin varlığına ciddi inanması halinde günaha sevkeden dürtülerini frenlemesi kadar doğal bir şey olamaz.

    Şunu da belirtelim ki, Allah’ın emri olduğunu düşünerek örtünen kadınlar arasından çıkan kötü kadınların sayısı oldukça azdır. Bu yargı Allah’tan korkan erkekler için de geçerlidir. Bu işin tabiatının gereğidir.

    b) İslam’da dış görünüşe önem atfedilir. Çünkü insan olarak vereceğimiz hükümler ancak görebildiğimiz hususlardır. Kişilerin gizli, saklı yönleri bizim alanımızın kapsamı dışlındadır. “Ben zahire/görünürdeki duruma göre hüküm vermekle emrolundum. Gizli-saklı olan şeyleri ise Allah değerlendirir” (Acluni,1/219) manasına gelen hadis-i şerifte, bu hakikate işaret edilmiştir.

    Bundan anlaşılıyor ki, insanların algı alanına giren niyetleri değil, söz ve fiilleridir. Bu husus akıl alanında böyle değerlendirildiği gibi, duygu ve dürtüler penceresinden aynı şekilde değerlendirilir.

    Buna göre, kötü niyetli bir erkeğin bakışına takılan kadının dış görünümü onun üzerinde olumlu veya olumsuz etkiye sahip olmadığını söylemek, insanların fıtratını, psikolojisini, reflekslerini bilmemek anlamına gelir.

    c) Şehvetle harama bakmak, müstehcen lafları dinlemek veya bilerek eliyle bir bayana dokunmak gibi âmiller gerçek zinanın kılavuzlarıdır.

    “Sakın zinaya yaklaşmayın, çünkü o çirkin bir hayasızlık, bir fahişeliktir ve çok onursuz bir yoldur.” (İsra, 15/32) mealindeki ayetin ifadesinde, her iki taraftan da zinaya zemin hazırlayan davranışlara tevessül etmemeleri konusunda uyarılar bulunmaktadır.

    d) Hiç kadınları görmemiş bir kimsenin bir anda kendini kadınlar arasında gördüğünde, gösterdiği refleks, şehevi dürtü coşkusunun fazla olacağı düşünülebilir. Hatta yasaklar engelinin oluşturduğu bazı direnç yan etkilerinin de olacağı kabul edilebilir. Fakat bu hiç bir zaman, kadınlarla sürekli aynı ortamı paylaşan kimsenin erkeklik dürtüsünü, şehevi duygusunu kaybedeceği varsayımının doğru olduğu anlamına gelmez.

    Yıllarca yasak aşk yaşayanların varlığı, böyle bir düşüncenin yanlış olduğunun göstergesidir.

    İnsanın fıtratında/yaratılışında var olan şehvet duygusunu bu yolla törpüleneceğine inananlar, dünyanın her yerinde kadın-erkek beraber her ortamda serbestçe beraber olan ortamlarda binlerce kızın zinadan gebe kaldığına ve eşlerin birbirini aldatmaları sonucunda yılda yüz binlerce yuvanın yıkıldığına dair gerçekleri inkâr etmeleri gerekir.

    Şunu unutmayalım ki, milyarlar seneden beri var olan ateş yakıcılığından bir şey kaybetmediği gibi, odunlar da yanıcılığından bir şey kaybetmemiştir.

    Not:

    Kur'an-ı Kerim bir yandan cazip yerlerin örtülmesini isterken diğer yandan erkeklerin ve kadınların harama bakmaktan sakınmalarını, iradelerini kullanarak kendilerine hakim olmalarını istiyor. Günümüz ve ülkemiz şartlarında bu ikinci yol "tek yol" olarak karşımızda duruyor: Gözümüzü sakınacağız, ısrarla ve tekrar bakmayacağız, duygularımıza hakim olacağız.

    İslâmî bakımdan günah işlememek için gayret eden bir kimseye karşı bu günaha kışkırtan, insanları tahrik eden kılık kıyafetle dolaşmak, bu insanlar için bir taciz, bir eziyet, bir tuzak ve ağır bir imtihan olarak değerlendirilebilir.

    Ama yapılacak bir şey de yok; iş başa düşüyor, imtihan zorlaştıkça bedelinin değeri de artıyor, bir yandan belki günahın derecesi azalıyor, ama bir yandan kesin olarak sakınmanın ecri, sevabı, manevi ve ahlaki değeri artıyor.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  4. 20.Haziran.2013, 01:35
    2
    Moderatör



    Malumunuz günümüzde kadınlar giyim kuşamına dikkat etmiyorlar. Toplumda açık saçılık nedeniyle bir çok gayri ahlaki sorunlar yaşanıyor. Mesela; dekolte giyinen bir bayan taciz ediliyor. Ancak, bazı kesimler taciz ve tecavüz sorunlarının kadınların açık giyinmesiyle ilgisinin olmadığını bunun bir ahlak sorunu olduğunu, söz konusu olaylarda ahlak eğtimi almayan erkeğin suçlu bulunması gerektiğini öne sürüyorlar… İran'da kadınlar çarşaflı olduğundan cinsel saldırılar, eşcinsellik, kadın ticareti gibi durumlar buralarda yoğun bir şekilde yaşanıyormuş ve bu sorunlar hep cinselliği baskılamaktan, kadınları kapatmaktan kaynaklanıyormuş. Kadınların giyim tarzının bu olaylarla hiçbir ilgisi yokmuş. Ben böyle olmadığını hissediyorum; ama benzer çelişkiye ben de rastlıyorum. Mesela; kızlı erkekli arkadaşlık ortamlarında hiçbir vukuat olmazken; bir hacı-hoca veya bir türbanlı kızın abuk subuk bir olay yaşadığına şahid oluyorum. Bu paradoksa nasıl bakmalı, meseleyi ne şekilde değerlendirilmeliyiz? Açık saçıklığın cinselliği kışkırttığı ortadayken açıklarda görünmemesi veya kapalılarda yoğun bir şeklide yaşanması nasıl olabiliyor? Ben bu vesveselerden kurtulmak istiyorum.


    Bu konunun anlaşılması için meseleyi bir kaç madde halinde bazı kriterlere işaret edeceğiz:

    1) Dindar-dinsiz farkı olmaksızın bütün insanlarda kuvve-i şeheviye denilen bir cinsellik dürtüsü vardır. Bu dürtünün veriliş gayesi, insanların -Allah’ın uygun gördüğü- meşru nikah dairesinde bir erkek ile bir kadının bir araya gelmesini ve bu fabrikadan insan üretimine vesile olmalarını sağlamaya yöneliktir.

    2) Bu şehvet dürtüsünün ucu açık olduğundan, değişik hikmetlerden ötürü sınırlandırılmadığından meşru dairenin dışına çıkarak, gayr-ı meşru ilişkilere yol açması her zaman mümkündür. O halde, insanlar için bu konudaki en önemli mesele, bu dürtüyü kontrol altına almak ve gayr-ı meşru yollara taşmasını engellemektir. Bunun yolu ise insanların şehvet dürtüsünü ve bu konudaki duygularını terbiye etmekten geçer. Bunun da maddi ve manevi tedbirler açısından bir kaç yolu vardır:

    Maddi Tedbirler:

    a) Evlenmek ve meşru evliliği teşvik etmek suretiyle fert ve tolum bazında bu dürtüyü kontrol altına almaktır. Hz. Peygamber (asm) bu tedbire işaret etmek üzere, “Allah bir kimseye saliha/uygun bir kadın nasip etmişse, dinin yarısını himaye altına alması konusunda ona yardım etmiştir. Artık o da dininin geriye kalan yarısı hususunda Allah’tan korksun.” buyurmuştur. (Hâkim, 2/175. -Zehebi de hadisin sahih olduğunu belirtmiştir. (bk. Zehebi, a.y).

    b) Şehvet dürtüsünü hafifletmek suretiyle az da olsa bunu kontrol etmektir. Bunun çaresi, şehvet dürtüsünü kamçılayan gıdalar almaktan sakınmak ve özellikle aç kılmak suretiyle bu dürtünün şiddetini hafifletmektir.

    Peygamber efendimizin “Ey gençler topluluğu! İmkan bulduğunuz anda evlenin. Bu imkânı elde edinceye kadar da oruç tutunuz. Çünkü bu da şehvet dürtüleriniz törpülemeye yönelik fayda sağlar.” tavsiyesi, bu tedbire yöneliktir. (Mecmau’z-Zevaid, h. no: 7303, 7395)

    c) Halvette kalmalarını önlemek. Bir erkek ile bir kadının tek başlarına bir araya gelmeleri durumunda bu şehevi dürtülerin kabaracağı binlerce tecrübe ile sabittir. “Ateş ile odun”un yan yana gelmesi yangına sebep olduğu gibi, erkek ile kadının baş başa kapalı bir ortamda kalmaları da böyle bir yangını körüklemek anlamına gelir. Eksi ile artı kutuplar birbirlerini çektiği gibi, erkek ile kadın dürtüleri de birbirini çeker.

    “Yabancı bir erkek yabancı bir kadınla tek başına halvette kalmasın; çünkü onların üçüncüleri şeytan olur.” (Mecmau’z-Zevaid, h. no: 9131) manasına gelen hadiste bu gerçeğe vurgu yapılmıştır. Şeytan, halvette bulunan her iki tarafa da, karşı tarafın müsait olduğunu fısıldamak suretiyle, önce su-i zan tuzağını kurar, ardından da şehvet dürtülerini harekete geçirir. Bu selin önünde durmak elbette kolay değildir. İslam’da karma eğitime, flörte prim verilmemesinin önemli bir hikmeti, bu selin önüne geçmektir.

    d) Sokakta kalabalık içinde de olsa, bir kadının açık-saçık olarak gezmesi, kötü niyetli olan kimselerin iştihasını kabartır. Çünkü kadının çıplak bedeni, erkeğin şehvetini tahrik eden önemli bir faktördür. Bu olumsuz faktörün ortadan kaldırılması ancak İslam’ın emrettiği örtünün desteğiyle kaldırılır veya hafifletilir.

    Burada her örtülü kadının iffetli veya açık-saçık gezen kadının kötü kadın olduğu anlamına gelmez. Burada önemli olan, erkekleri tahrik eden ortamdan uzaklaştırmaktır.

    Örtülü kadınlar arasında da fahişeliğin var olması, bu tedbirin önemini azaltmaz. Çünkü erkeklere karşı müstehcen söz, fiili veya davranış sergilemek kadının iffetli olup olmadığına bakmadan, kötü niyetli erkeklerin hayallerini süsler. İmam Gazali’nin de ifade ettiği gibi, zinanın ilk postacısı hayaldir.

    Manevi Tedbirler:

    a) Gayr-ı meşru ilişkileri önleyen en önemli amillerden biri Allah korkusudur.

    Allah korkusunun güçlenmesine paralel olarak kötülüğü frenleyen kişinin iradesi de güçlenir. Çünkü bir polisten korkarak, iki günlük hapisten korkarak bir çok arzusunu frenleyen kişinin, her yerde ilim ve kudretiyle hazır ve nâzır olan Allah’a samimi iman etmesi ve cehennem gibi bir hapsin varlığına ciddi inanması halinde günaha sevkeden dürtülerini frenlemesi kadar doğal bir şey olamaz.

    Şunu da belirtelim ki, Allah’ın emri olduğunu düşünerek örtünen kadınlar arasından çıkan kötü kadınların sayısı oldukça azdır. Bu yargı Allah’tan korkan erkekler için de geçerlidir. Bu işin tabiatının gereğidir.

    b) İslam’da dış görünüşe önem atfedilir. Çünkü insan olarak vereceğimiz hükümler ancak görebildiğimiz hususlardır. Kişilerin gizli, saklı yönleri bizim alanımızın kapsamı dışlındadır. “Ben zahire/görünürdeki duruma göre hüküm vermekle emrolundum. Gizli-saklı olan şeyleri ise Allah değerlendirir” (Acluni,1/219) manasına gelen hadis-i şerifte, bu hakikate işaret edilmiştir.

    Bundan anlaşılıyor ki, insanların algı alanına giren niyetleri değil, söz ve fiilleridir. Bu husus akıl alanında böyle değerlendirildiği gibi, duygu ve dürtüler penceresinden aynı şekilde değerlendirilir.

    Buna göre, kötü niyetli bir erkeğin bakışına takılan kadının dış görünümü onun üzerinde olumlu veya olumsuz etkiye sahip olmadığını söylemek, insanların fıtratını, psikolojisini, reflekslerini bilmemek anlamına gelir.

    c) Şehvetle harama bakmak, müstehcen lafları dinlemek veya bilerek eliyle bir bayana dokunmak gibi âmiller gerçek zinanın kılavuzlarıdır.

    “Sakın zinaya yaklaşmayın, çünkü o çirkin bir hayasızlık, bir fahişeliktir ve çok onursuz bir yoldur.” (İsra, 15/32) mealindeki ayetin ifadesinde, her iki taraftan da zinaya zemin hazırlayan davranışlara tevessül etmemeleri konusunda uyarılar bulunmaktadır.

    d) Hiç kadınları görmemiş bir kimsenin bir anda kendini kadınlar arasında gördüğünde, gösterdiği refleks, şehevi dürtü coşkusunun fazla olacağı düşünülebilir. Hatta yasaklar engelinin oluşturduğu bazı direnç yan etkilerinin de olacağı kabul edilebilir. Fakat bu hiç bir zaman, kadınlarla sürekli aynı ortamı paylaşan kimsenin erkeklik dürtüsünü, şehevi duygusunu kaybedeceği varsayımının doğru olduğu anlamına gelmez.

    Yıllarca yasak aşk yaşayanların varlığı, böyle bir düşüncenin yanlış olduğunun göstergesidir.

    İnsanın fıtratında/yaratılışında var olan şehvet duygusunu bu yolla törpüleneceğine inananlar, dünyanın her yerinde kadın-erkek beraber her ortamda serbestçe beraber olan ortamlarda binlerce kızın zinadan gebe kaldığına ve eşlerin birbirini aldatmaları sonucunda yılda yüz binlerce yuvanın yıkıldığına dair gerçekleri inkâr etmeleri gerekir.

    Şunu unutmayalım ki, milyarlar seneden beri var olan ateş yakıcılığından bir şey kaybetmediği gibi, odunlar da yanıcılığından bir şey kaybetmemiştir.

    Not:

    Kur'an-ı Kerim bir yandan cazip yerlerin örtülmesini isterken diğer yandan erkeklerin ve kadınların harama bakmaktan sakınmalarını, iradelerini kullanarak kendilerine hakim olmalarını istiyor. Günümüz ve ülkemiz şartlarında bu ikinci yol "tek yol" olarak karşımızda duruyor: Gözümüzü sakınacağız, ısrarla ve tekrar bakmayacağız, duygularımıza hakim olacağız.

    İslâmî bakımdan günah işlememek için gayret eden bir kimseye karşı bu günaha kışkırtan, insanları tahrik eden kılık kıyafetle dolaşmak, bu insanlar için bir taciz, bir eziyet, bir tuzak ve ağır bir imtihan olarak değerlendirilebilir.

    Ama yapılacak bir şey de yok; iş başa düşüyor, imtihan zorlaştıkça bedelinin değeri de artıyor, bir yandan belki günahın derecesi azalıyor, ama bir yandan kesin olarak sakınmanın ecri, sevabı, manevi ve ahlaki değeri artıyor.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  5. 29.Ocak.2015, 12:48
    3
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    eslerin birbirlerini taciz etmesi

    Sinekler, açık şekerlerin üzerinde toplanırmış !!!


  6. 29.Ocak.2015, 12:48
    3
    Üye
    Sinekler, açık şekerlerin üzerinde toplanırmış !!!





+ Yorum Gönder