Konusunu Oylayın.: Hz Aişe annemiz Hz. Hatice annemizi kıskanmış mıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hz Aişe annemiz Hz. Hatice annemizi kıskanmış mıdır?
  1. 10.Haziran.2013, 20:27
    1
    Misafir

    Hz Aişe annemiz Hz. Hatice annemizi kıskanmış mıdır?






    Hz Aişe annemiz Hz. Hatice annemizi kıskanmış mıdır? Mumsema Hz Aişe annemiz Hz. Hatice annemizi kıskanmış mıdır?


  2. 10.Haziran.2013, 20:27
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 22.Temmuz.2013, 20:30
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Hz Aişe annemiz Hz. Hatice annemizi kıskanmış mıdır?




    Evet, böyle bir olay olmuştur.

    Hz. Peygamber’in (asm) hanımlarla olan ilişkilerinde özellikle de aile hayatında ilgi, değer verme, adalet, eşitlik, hoşgörü, sevgi, saygı, nezaket, güven, iffet, feragat, haklara saygı, sabır ve tahammül, empati, îsâr ve zarafet hakim olduğu için neticede o ailede huzur, uyum ve mutluluk hakim olmuştur.

    Uzun süre yanlarında kalan Enes b. Mâlik, Hz. Peygamber’in aile ilişkilerini çok kısa bir şekilde şöyle anlatır: “Aile fertlerine karşı Hz. Muhammed’den daha şefkatlisini görmedim.” (Müslim, Fedâil, 63)

    Peygamberimiz de şöyle buyurur: “En hayırlınız, ailesi için hayırlı olandır. Bana gelince ben, aileme karşı sizden en hayırlı olanınızım.” (İbn Mâce, Nikâh, 50)

    Zarafet, nezaket ve yumuşaklığın öneminin anlatıldığı hadislerde şu ifadeler dikkat çekicidir: “Allah Refiktir, bütün işlerde rıfkı sever.” (Buhârî, İstitâbe, 4) “Yumuşak huydan yoksun olan, iyilikten de yoksun olur.” (Müslim, Birr, 23)

    Peygamber’in aile eğitiminde bu tür değerlerin hâkim olduğu söz konusudur.

    Hz. Hatice, kendisiyle en uzun süre yaşayan, Hz. Peygamber’in en yakın destekleyicisi, en yakın dostu ve hayat arkadaşıydı, ilk vahyin gelişinden sonra ilk olarak Hz. Hatice’ye danışarak onu bilgilendirmiştir.

    Sorunuzda geçen konuya gelince:

    Hz. Aişe bir gün Hz. Peygamber’in, vefatından sonra eşi Hz. Hatice’yi övmesine karşı çıkarak (onu kıskanmış) “O yaşlı kadını ne anıp duruyorsun? Allah onun yerine sana daha iyisini verdi” deyince Hz. Peygamber de Hz. Hatice’yi kadirşinaslığından dolayı şöyle övmüştür: “Allah bana ondan daha hayırlısını vermemiştir. Çünkü herkes beni inkâr ederken, o bana iman etti. Herkes beni yalanlarken o beni tasdik etti. İnsanlar mallarını esirgerken bana arka çıktı. Ve Allah Teala bana ondan çocuklar nasib etti.” (İbn-i Hanbel, VI, 118)

    Bunun üzerine Hz. Aişe, "Bir daha Hatîce hakkında kötü söz söylemeyeceğim.” der. (Buhârî, Menâkıbu'l-Ensâr, 20; Nikâh, 108; Müslim, Fedâilu's-Sahâbe, 73, 78)

    Hz. Peygamber Efendimiz, bu ifadeleriyle eşine karşı ne kadar sevgi dolu, vefalı ve saygılı olduğunu göstermektedir. Hz. Aişe, “Ben, Hatice’yi kıskandığım kadar hiçbir kimseyi kıskanmamışımdır.” demiştir. (Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr, 20; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 74-76)

    Gerek Aişe validemiz, gerekse diğer eşleri zaman zaman kıskançlıklar gösterdiklerinde Hz. Peygamber, bunlara sabretmiş ve tahammül etmiştir. Hz. Peygamber, eşlerle iyi geçinme hususunda bazı taktikler de vermiştir: “Bir kimse karısına kin beslemesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.” (Müslim, Rada’, 61) Bu da Hz. Peygamber’in kayda değer alternatif ve çözüm getirici bir yaklaşım tarzıdır.

    Hz. Peygamber, bütün kadınlarda rastlanması tabii olan kıskançlık, çekemezlik gibi çeşitli can sıkıcı davranışlara kendi hanımlarında rastlayınca hep sabırla ve tatlılıkla mukabele etmiştir.

    Eşleri, Resûlullah'tan imkânı dışında maddi taleplerde bulunarak, üzülmesine ve kendilerini bir müddet terk etmeye sevk etmişse de hadise üzerine gelen vahiy; hanımlarını dünyalıkla, Allah ve Resûlü'nden birini seçmede muhayyer bırakmış, hanımları da Allah ve Resûlü'nü seçmişlerdir. (bk. Ahzab , 33/28; bk İbn Sa'd, 8/179-181)

    Ümmü Seleme kendisine Resûlullah'a zevce olmak gibi büyük bir şeref teklif edildiği zaman: "Ben kıskanç bir kadınım, siz ise çok evlisiniz." gerekçesiyle teklifi başta reddedecek derecede kıskançtır. (İbn Sa'd, 8/96)

    Hz. Âişe, Resûlullah geceleyin dışarı çıkacak olsa, gizlice takip edecek (Ahmed, Müsned, 6/221), uykudan uyanınca yanında bulamadığı Hz. Peygamber'i, zevcelerinden birinin yanına gitmiş olabilir diye telaşla aradığı esnada, secde hâlinde bulunca: "Annem babam sana feda olsun, senin derdin ne benimki ne." (Nesai, 7/73) itirafında bulunacak, diğer hanımlara birçok olaylar çıkaracak kadar kıskançtır.

    Peygamberimiz, "Allah erkeklere cihadı yarattığı (emrettiği) gibi, kadınlara da kıskançlığı yaratmıştır, (yani kıskanç olmalarına hükmederek) fıtratlarına bu duyguyu koymuştur." (Münâvî, Feyzü'l-Kadir 2/249), buyurur ve “Kadınlardan kim buna sabredebilirse, şehit sevabı kazanır.” müjdesini verir. (Heysemi, 4/320)

    Eşleri arasında, kadınlarda fıtrî olan, kıskançlığın sevkiyle cereyan eden hadiseler, onları birbirlerine karşı insafsız olmaya sevk etmemiş, birbirlerini kötülemeye, aralarında uzun süren küsmelere sebep olmamıştır. Belki de Resûlullah efendimizin her gece birinin evinde olmak üzere sistemleştirdiği akşam sohbetlerinin (Müslim, Nikâh 46) bir gayesi de buydu.
    Resulullah'ın bu davranışı hedefine öyle ulaşmıştır ki hepsinin en çok kıskandıkları Hz. Âişe'nin aleyhinde değerlendirebilecekleri en iyi fırsat olan ifk hâdisesi sırasında Efendimizin pâk ve temiz eşlerinin hiç birinden olumsuz bir ima bile olmamıştır. Örneğin, Hz. Âişe "Ağzındaki tükürüğünü kurutacak, cevap veremez hâle getirecek” kadar şiddetli kıskançlık yaptığı Zeyneb Binti Cahş'ı şöyle anlatır: "Ben Zeyneb kadar dinde hayırlı, Allah'tan onun kadar korkan, onun kadar doğru sözlü, onun kadar sıla-i rahme düşkün, onun kadar çok sadaka veren, tasadduk etmesine imkân veren, işe onun kadar bağlı bir başka kadın bilmiyorum." (Nesâî, İşretü'n-Nisa 3 7/65-66)


  4. 22.Temmuz.2013, 20:30
    2
    Editör



    Evet, böyle bir olay olmuştur.

    Hz. Peygamber’in (asm) hanımlarla olan ilişkilerinde özellikle de aile hayatında ilgi, değer verme, adalet, eşitlik, hoşgörü, sevgi, saygı, nezaket, güven, iffet, feragat, haklara saygı, sabır ve tahammül, empati, îsâr ve zarafet hakim olduğu için neticede o ailede huzur, uyum ve mutluluk hakim olmuştur.

    Uzun süre yanlarında kalan Enes b. Mâlik, Hz. Peygamber’in aile ilişkilerini çok kısa bir şekilde şöyle anlatır: “Aile fertlerine karşı Hz. Muhammed’den daha şefkatlisini görmedim.” (Müslim, Fedâil, 63)

    Peygamberimiz de şöyle buyurur: “En hayırlınız, ailesi için hayırlı olandır. Bana gelince ben, aileme karşı sizden en hayırlı olanınızım.” (İbn Mâce, Nikâh, 50)

    Zarafet, nezaket ve yumuşaklığın öneminin anlatıldığı hadislerde şu ifadeler dikkat çekicidir: “Allah Refiktir, bütün işlerde rıfkı sever.” (Buhârî, İstitâbe, 4) “Yumuşak huydan yoksun olan, iyilikten de yoksun olur.” (Müslim, Birr, 23)

    Peygamber’in aile eğitiminde bu tür değerlerin hâkim olduğu söz konusudur.

    Hz. Hatice, kendisiyle en uzun süre yaşayan, Hz. Peygamber’in en yakın destekleyicisi, en yakın dostu ve hayat arkadaşıydı, ilk vahyin gelişinden sonra ilk olarak Hz. Hatice’ye danışarak onu bilgilendirmiştir.

    Sorunuzda geçen konuya gelince:

    Hz. Aişe bir gün Hz. Peygamber’in, vefatından sonra eşi Hz. Hatice’yi övmesine karşı çıkarak (onu kıskanmış) “O yaşlı kadını ne anıp duruyorsun? Allah onun yerine sana daha iyisini verdi” deyince Hz. Peygamber de Hz. Hatice’yi kadirşinaslığından dolayı şöyle övmüştür: “Allah bana ondan daha hayırlısını vermemiştir. Çünkü herkes beni inkâr ederken, o bana iman etti. Herkes beni yalanlarken o beni tasdik etti. İnsanlar mallarını esirgerken bana arka çıktı. Ve Allah Teala bana ondan çocuklar nasib etti.” (İbn-i Hanbel, VI, 118)

    Bunun üzerine Hz. Aişe, "Bir daha Hatîce hakkında kötü söz söylemeyeceğim.” der. (Buhârî, Menâkıbu'l-Ensâr, 20; Nikâh, 108; Müslim, Fedâilu's-Sahâbe, 73, 78)

    Hz. Peygamber Efendimiz, bu ifadeleriyle eşine karşı ne kadar sevgi dolu, vefalı ve saygılı olduğunu göstermektedir. Hz. Aişe, “Ben, Hatice’yi kıskandığım kadar hiçbir kimseyi kıskanmamışımdır.” demiştir. (Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr, 20; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 74-76)

    Gerek Aişe validemiz, gerekse diğer eşleri zaman zaman kıskançlıklar gösterdiklerinde Hz. Peygamber, bunlara sabretmiş ve tahammül etmiştir. Hz. Peygamber, eşlerle iyi geçinme hususunda bazı taktikler de vermiştir: “Bir kimse karısına kin beslemesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.” (Müslim, Rada’, 61) Bu da Hz. Peygamber’in kayda değer alternatif ve çözüm getirici bir yaklaşım tarzıdır.

    Hz. Peygamber, bütün kadınlarda rastlanması tabii olan kıskançlık, çekemezlik gibi çeşitli can sıkıcı davranışlara kendi hanımlarında rastlayınca hep sabırla ve tatlılıkla mukabele etmiştir.

    Eşleri, Resûlullah'tan imkânı dışında maddi taleplerde bulunarak, üzülmesine ve kendilerini bir müddet terk etmeye sevk etmişse de hadise üzerine gelen vahiy; hanımlarını dünyalıkla, Allah ve Resûlü'nden birini seçmede muhayyer bırakmış, hanımları da Allah ve Resûlü'nü seçmişlerdir. (bk. Ahzab , 33/28; bk İbn Sa'd, 8/179-181)

    Ümmü Seleme kendisine Resûlullah'a zevce olmak gibi büyük bir şeref teklif edildiği zaman: "Ben kıskanç bir kadınım, siz ise çok evlisiniz." gerekçesiyle teklifi başta reddedecek derecede kıskançtır. (İbn Sa'd, 8/96)

    Hz. Âişe, Resûlullah geceleyin dışarı çıkacak olsa, gizlice takip edecek (Ahmed, Müsned, 6/221), uykudan uyanınca yanında bulamadığı Hz. Peygamber'i, zevcelerinden birinin yanına gitmiş olabilir diye telaşla aradığı esnada, secde hâlinde bulunca: "Annem babam sana feda olsun, senin derdin ne benimki ne." (Nesai, 7/73) itirafında bulunacak, diğer hanımlara birçok olaylar çıkaracak kadar kıskançtır.

    Peygamberimiz, "Allah erkeklere cihadı yarattığı (emrettiği) gibi, kadınlara da kıskançlığı yaratmıştır, (yani kıskanç olmalarına hükmederek) fıtratlarına bu duyguyu koymuştur." (Münâvî, Feyzü'l-Kadir 2/249), buyurur ve “Kadınlardan kim buna sabredebilirse, şehit sevabı kazanır.” müjdesini verir. (Heysemi, 4/320)

    Eşleri arasında, kadınlarda fıtrî olan, kıskançlığın sevkiyle cereyan eden hadiseler, onları birbirlerine karşı insafsız olmaya sevk etmemiş, birbirlerini kötülemeye, aralarında uzun süren küsmelere sebep olmamıştır. Belki de Resûlullah efendimizin her gece birinin evinde olmak üzere sistemleştirdiği akşam sohbetlerinin (Müslim, Nikâh 46) bir gayesi de buydu.
    Resulullah'ın bu davranışı hedefine öyle ulaşmıştır ki hepsinin en çok kıskandıkları Hz. Âişe'nin aleyhinde değerlendirebilecekleri en iyi fırsat olan ifk hâdisesi sırasında Efendimizin pâk ve temiz eşlerinin hiç birinden olumsuz bir ima bile olmamıştır. Örneğin, Hz. Âişe "Ağzındaki tükürüğünü kurutacak, cevap veremez hâle getirecek” kadar şiddetli kıskançlık yaptığı Zeyneb Binti Cahş'ı şöyle anlatır: "Ben Zeyneb kadar dinde hayırlı, Allah'tan onun kadar korkan, onun kadar doğru sözlü, onun kadar sıla-i rahme düşkün, onun kadar çok sadaka veren, tasadduk etmesine imkân veren, işe onun kadar bağlı bir başka kadın bilmiyorum." (Nesâî, İşretü'n-Nisa 3 7/65-66)





+ Yorum Gönder