Konusunu Oylayın.: Mümin Yalan konuşur mu?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Mümin Yalan konuşur mu?
  1. 26.Mayıs.2013, 08:34
    1
    Misafir

    Mümin Yalan konuşur mu?

  2. 26.Mayıs.2013, 09:00
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Mümin Yalan konuşur mu?




    Mü'min Yalan söyler mi?

    İsmail b. Vasid anlatır:

    Allah Resûlü’nün vefatından sonraydı.
    Ebû Bekir’in [r.a] bir hutbe verdiğini işittim, şöyle diyordu:

    “Bir sene önce Resûlullah [s.a.v], şu bulunduğum yerde ayağa kalktı” dedi
    ve duygulanıp bir müddet ağladıktan sonra şöyle devam etti:

    “Yalandan sakının; çünkü o kötü ahlâk ile beraberdir ve her ikisi de ateştedir.”

    [Buhârî, Edebü’l-Müfred, nr. 724; ibn Mâce, Dua, 5; Süyûtî, Câ-miu’s-Sagîr,
    nr. 5535; Nesâî, Amelü’l-Yevm vel-Leyle, nr. 10719; ibn Ebü’d-Dünyâ, Kitâbü’s-Samt, nr. 444.]


    Ebû Ümâme, Resûlullah’ın [s.a.v] şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

    “Yalan, münafıklığın kapılarından bir kapıdır.”

    [Harâitî, Mesâviü’l-Ahlâk, nr. 111; ibn Adî, el-Kâmil, 1/103 [Beyrut, 1997]]

    Hasan-ı Basrî [rah] der ki:

    “Gizli ve açıktan yapılan şeylerin, sözlerin ve işlerin,
    giriş ve çıkışların birbirine uymamasının münafıklıktan olduğu söylenir.
    Münafıklığın temeli ise yalan söylemektir.”

    Peygamber Efendimiz [s.a.v] şöyle buyurmuştur:

    “Konuştuğun konuda sana inanan bir kardeşine yalan söylemen büyük bir ihanettir.”

    [Buhârî, Edebül-Müfred, nr. 398; Ebû Davud, Edeb, 71; Ahmed, Müsned, 4/182.]

    İbn Mesud [r.a], Resûlullah’ın [s.a.v] şöyle buyurduğunu anlatır:

    “Kişi yalan söylemeye ve yalancılıkla uğraşmaya devam ederse
    Allah katında yalancılardan yazılır.”

    [Buhârî, Edebü’l-Müfred, nr. 386, Müslim, Birr ve’s-Sıla, 105; Ahmed, Müsned, 1/384.]


    Bir ara Allah Resulü, koyun alışverişi yapan ve
    karşılıklı yeminleşen iki adamın yanından geçiyordu.
    Onlardan biri [satıcı],
    “VALLAHi şu fiyattan daha aza inmem” diyor, diğeri de,
    “VALLAHi şundan daha fazlasını vermem” diyordu.
    Bu yeminleşmelere rağmen alıcının koyunu alıp gittiğini görünce Resûlullah [s.a.v],

    “Onlardan biri günahı ve yemin kefaretini yüklendi” buyurdu.

    [Zebîdî, İthaf, 9/247.]


    Yine Allah Resulü şöyle buyurmuştur:

    “Yalan, rızkı azaltır.”

    [Zebîdî, İthaf, 9/247; Harâitî, Mesâviü’l-Ahlâk, nr. 117]


    Diğer bir hadisinde,

    ‘Tüccarlar tacirdirler” buyurdu. Bunun üzerine sahabeler,

    “Ey Allah’ın Resulü! Allah [c.c] alışverişi helâl kılmadı mı?” dediler.

    Peygamber Efendimiz [s.a.v],

    “Evet, helâl kıldı; ancak onlar [içinde pek çoğu] yemin ederek günaha girerler,
    konuştuklarında yalan söylerler.

    [Ahmed, Müsned, 3/428, 444; Hâkim, el-Müstedrek, 2/6; Beyhakî, Şuabü’l-imân, nr. 4746.] buyurdu.


    Diğer bir hadiste şöyle buyrulmuştur:

    “Üç sınıf insan vardır ki Allah Teâlâ kıyamet günü onlarla [hoşnutlukla]
    konuşmaz ve onlara [rahmet nazarıyla] bakmaz. Bunlar şunlardır:

    • Yaptığı iyiliği başa kakan.

    • Malını yalan yeminle satan.

    • Eteğini yerde sürüyerek kibir ve gururla gezen kimse.”

    [Müslim, imân, 171; Ebû Davud, Libâs, 28; Tirmizî, Büyü’, 5; ibn Hibbân, es-Sahfh, nr. 4907]


    Allah Resulü buyurdu ki:

    “Biri, Allah adına yemin etse ve ona acızık yalan karıştırsa o yemin,
    kıyamete kadar kalbinde siyah leke olarak kalır.”

    [Hâkim, el-Müstedrek, 4/296; Müttakî-i Hindî, Kenzü’l-Ummâl, nr. 46368.]


    Ebû Zer [r.a] anlatır:

    Allah Resulü şöyle buyurdu:

    “Üç sınıf insan vardır ki Allah onları sever; bunlar,

    1. Bir grup/ordu içerisinde bulunup da, öldürülün-ceye ya da Allah ona ve
    arkadaşlarına zafer ihsan edinceye kadar göğsünü gerenler.

    2. Kendisine eziyet eden kötü bir komşusu olup ölünceye ya da başka yere taşınıncaya kadar
    onun eziyetine sabredenler.

    3. Bir yolculukta ya da askerî bir seferde bulunanlar geceleyin uzun süre yol alırlar;
    dinlenmek için hayvanlarından inip bir yerde konaklarlar. Bu durumda [arkadaşları uyuduğu halde]
    bir köşeye çekilip de [ortalık aydınlanıncaya kadar] namaz kılıp sonra da yolculuk için arkadaşlarını uyandıranlardır.

    Allah şu üç grup insana ise buğzeder:

    1. Çok yemin eden tüccar ya da yeminle alışveriş yapan.
    [Doğru sözlü olup da az yemin eden kişi kötülenmemiştir [Zebîdî, ithaf, 9/250].]

    2. Kibirli fakir.

    3. Yaptığı iyiliği başa kakan cimri.”

    [Ahmed, Müsned, 5/151.]

    Peygamber Efendimiz [s.a.v] şöyle buyurur:

    “İnsanları güldürmek için yalan şeyler konuşan kişiye yazıklar olsun!
    Yazıklar olsun ona! Yazıklar olsun ona!”

    [Ebû Davud, Edeb, 88; Tirmizî, Zühd, 10.]


    Allah Resulü [s.a.v] şöyle buyurmuştur:

    “[Rüyamda] şöyle gördüm: Yanıma bir adam geldi. Bana,

    ‘Kalk’ dedi. Ben de onunla beraber kalktım. İki adamla karşılaştım.
    Biri ayakta duruyor, diğeri oturuyordu. Ayakta duranın elinde demirden mahmuz vardı.
    Onu, oturanın bir yanağına geçirip omuz başına kadar çektiriyordu. Sonra diğer yanağına geçirip
    onu da omuz başına kadar çektiriyordu. Bu sefer diğer taraf eski haline dönüyor, iyileşiyordu.
    Beni kaldırana,

    ‘Bu nedir?’ diye sordum. Cevaben,

    ‘Bu, çok yalan konuşandır. Kıyamete kadar kabrinde böyle azap olunacak’ dedi.”

    [Buhârî, Ta’bîr, 48.]


    Abdullah b. Cerad [r.a] anlatır:
    Allah Resûlü’ne,

    ‘Ey Allah’ın Resulü! Mümin zina eder mi?’ diye sordum. Cevaben,

    “Bu bazan oluyor” buyurdu.

    “Ey Allah’ın Resulü! Mümin yalan söyler mi? diye sordum.
    Cevaben,

    “Hayır!”dedikten sonra şu âyeti okudu:

    “Allah’ın âyetlerine inanmayanlar ancak yalan uydururlar. İşte onlar yalancıların ta kendileridir.”

    [Nahl 16/105.Hadis için bk. Harâitî, Mesâviü’l-Ahlâk, nr. 132; Süyûtî, ed-Dür-rü’l-Mensûr,
    5/168; ibn Ebü’d-Dünyâ, Kitâbü’s-Samt, nr. 477 [Aynı konuda biraz değişik rivayet].]

    Dil Belası - İmam Gazâlî



  3. 26.Mayıs.2013, 09:00
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Mü'min Yalan söyler mi?

    İsmail b. Vasid anlatır:

    Allah Resûlü’nün vefatından sonraydı.
    Ebû Bekir’in [r.a] bir hutbe verdiğini işittim, şöyle diyordu:

    “Bir sene önce Resûlullah [s.a.v], şu bulunduğum yerde ayağa kalktı” dedi
    ve duygulanıp bir müddet ağladıktan sonra şöyle devam etti:

    “Yalandan sakının; çünkü o kötü ahlâk ile beraberdir ve her ikisi de ateştedir.”

    [Buhârî, Edebü’l-Müfred, nr. 724; ibn Mâce, Dua, 5; Süyûtî, Câ-miu’s-Sagîr,
    nr. 5535; Nesâî, Amelü’l-Yevm vel-Leyle, nr. 10719; ibn Ebü’d-Dünyâ, Kitâbü’s-Samt, nr. 444.]


    Ebû Ümâme, Resûlullah’ın [s.a.v] şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

    “Yalan, münafıklığın kapılarından bir kapıdır.”

    [Harâitî, Mesâviü’l-Ahlâk, nr. 111; ibn Adî, el-Kâmil, 1/103 [Beyrut, 1997]]

    Hasan-ı Basrî [rah] der ki:

    “Gizli ve açıktan yapılan şeylerin, sözlerin ve işlerin,
    giriş ve çıkışların birbirine uymamasının münafıklıktan olduğu söylenir.
    Münafıklığın temeli ise yalan söylemektir.”

    Peygamber Efendimiz [s.a.v] şöyle buyurmuştur:

    “Konuştuğun konuda sana inanan bir kardeşine yalan söylemen büyük bir ihanettir.”

    [Buhârî, Edebül-Müfred, nr. 398; Ebû Davud, Edeb, 71; Ahmed, Müsned, 4/182.]

    İbn Mesud [r.a], Resûlullah’ın [s.a.v] şöyle buyurduğunu anlatır:

    “Kişi yalan söylemeye ve yalancılıkla uğraşmaya devam ederse
    Allah katında yalancılardan yazılır.”

    [Buhârî, Edebü’l-Müfred, nr. 386, Müslim, Birr ve’s-Sıla, 105; Ahmed, Müsned, 1/384.]


    Bir ara Allah Resulü, koyun alışverişi yapan ve
    karşılıklı yeminleşen iki adamın yanından geçiyordu.
    Onlardan biri [satıcı],
    “VALLAHi şu fiyattan daha aza inmem” diyor, diğeri de,
    “VALLAHi şundan daha fazlasını vermem” diyordu.
    Bu yeminleşmelere rağmen alıcının koyunu alıp gittiğini görünce Resûlullah [s.a.v],

    “Onlardan biri günahı ve yemin kefaretini yüklendi” buyurdu.

    [Zebîdî, İthaf, 9/247.]


    Yine Allah Resulü şöyle buyurmuştur:

    “Yalan, rızkı azaltır.”

    [Zebîdî, İthaf, 9/247; Harâitî, Mesâviü’l-Ahlâk, nr. 117]


    Diğer bir hadisinde,

    ‘Tüccarlar tacirdirler” buyurdu. Bunun üzerine sahabeler,

    “Ey Allah’ın Resulü! Allah [c.c] alışverişi helâl kılmadı mı?” dediler.

    Peygamber Efendimiz [s.a.v],

    “Evet, helâl kıldı; ancak onlar [içinde pek çoğu] yemin ederek günaha girerler,
    konuştuklarında yalan söylerler.

    [Ahmed, Müsned, 3/428, 444; Hâkim, el-Müstedrek, 2/6; Beyhakî, Şuabü’l-imân, nr. 4746.] buyurdu.


    Diğer bir hadiste şöyle buyrulmuştur:

    “Üç sınıf insan vardır ki Allah Teâlâ kıyamet günü onlarla [hoşnutlukla]
    konuşmaz ve onlara [rahmet nazarıyla] bakmaz. Bunlar şunlardır:

    • Yaptığı iyiliği başa kakan.

    • Malını yalan yeminle satan.

    • Eteğini yerde sürüyerek kibir ve gururla gezen kimse.”

    [Müslim, imân, 171; Ebû Davud, Libâs, 28; Tirmizî, Büyü’, 5; ibn Hibbân, es-Sahfh, nr. 4907]


    Allah Resulü buyurdu ki:

    “Biri, Allah adına yemin etse ve ona acızık yalan karıştırsa o yemin,
    kıyamete kadar kalbinde siyah leke olarak kalır.”

    [Hâkim, el-Müstedrek, 4/296; Müttakî-i Hindî, Kenzü’l-Ummâl, nr. 46368.]


    Ebû Zer [r.a] anlatır:

    Allah Resulü şöyle buyurdu:

    “Üç sınıf insan vardır ki Allah onları sever; bunlar,

    1. Bir grup/ordu içerisinde bulunup da, öldürülün-ceye ya da Allah ona ve
    arkadaşlarına zafer ihsan edinceye kadar göğsünü gerenler.

    2. Kendisine eziyet eden kötü bir komşusu olup ölünceye ya da başka yere taşınıncaya kadar
    onun eziyetine sabredenler.

    3. Bir yolculukta ya da askerî bir seferde bulunanlar geceleyin uzun süre yol alırlar;
    dinlenmek için hayvanlarından inip bir yerde konaklarlar. Bu durumda [arkadaşları uyuduğu halde]
    bir köşeye çekilip de [ortalık aydınlanıncaya kadar] namaz kılıp sonra da yolculuk için arkadaşlarını uyandıranlardır.

    Allah şu üç grup insana ise buğzeder:

    1. Çok yemin eden tüccar ya da yeminle alışveriş yapan.
    [Doğru sözlü olup da az yemin eden kişi kötülenmemiştir [Zebîdî, ithaf, 9/250].]

    2. Kibirli fakir.

    3. Yaptığı iyiliği başa kakan cimri.”

    [Ahmed, Müsned, 5/151.]

    Peygamber Efendimiz [s.a.v] şöyle buyurur:

    “İnsanları güldürmek için yalan şeyler konuşan kişiye yazıklar olsun!
    Yazıklar olsun ona! Yazıklar olsun ona!”

    [Ebû Davud, Edeb, 88; Tirmizî, Zühd, 10.]


    Allah Resulü [s.a.v] şöyle buyurmuştur:

    “[Rüyamda] şöyle gördüm: Yanıma bir adam geldi. Bana,

    ‘Kalk’ dedi. Ben de onunla beraber kalktım. İki adamla karşılaştım.
    Biri ayakta duruyor, diğeri oturuyordu. Ayakta duranın elinde demirden mahmuz vardı.
    Onu, oturanın bir yanağına geçirip omuz başına kadar çektiriyordu. Sonra diğer yanağına geçirip
    onu da omuz başına kadar çektiriyordu. Bu sefer diğer taraf eski haline dönüyor, iyileşiyordu.
    Beni kaldırana,

    ‘Bu nedir?’ diye sordum. Cevaben,

    ‘Bu, çok yalan konuşandır. Kıyamete kadar kabrinde böyle azap olunacak’ dedi.”

    [Buhârî, Ta’bîr, 48.]


    Abdullah b. Cerad [r.a] anlatır:
    Allah Resûlü’ne,

    ‘Ey Allah’ın Resulü! Mümin zina eder mi?’ diye sordum. Cevaben,

    “Bu bazan oluyor” buyurdu.

    “Ey Allah’ın Resulü! Mümin yalan söyler mi? diye sordum.
    Cevaben,

    “Hayır!”dedikten sonra şu âyeti okudu:

    “Allah’ın âyetlerine inanmayanlar ancak yalan uydururlar. İşte onlar yalancıların ta kendileridir.”

    [Nahl 16/105.Hadis için bk. Harâitî, Mesâviü’l-Ahlâk, nr. 132; Süyûtî, ed-Dür-rü’l-Mensûr,
    5/168; ibn Ebü’d-Dünyâ, Kitâbü’s-Samt, nr. 477 [Aynı konuda biraz değişik rivayet].]

    Dil Belası - İmam Gazâlî






+ Yorum Gönder