Konusunu Oylayın.: Açgözlülük ile ilgili hadisler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Açgözlülük ile ilgili hadisler
  1. 16.Mayıs.2013, 09:22
    1
    Misafir

    Açgözlülük ile ilgili hadisler






    Açgözlülük ile ilgili hadisler Mumsema açgözlülük ile ilgili hadisler


  2. 16.Mayıs.2013, 09:22
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 16.Mayıs.2013, 10:06
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Açgözlülük ile ilgili hadisler




    Allah Resulü (a.s) buyurdular ki: "Kuşkusuz mü'min bir mideye içer, kâfir ise yedi mideye içer."


    buyurdu ki Resulü (a.s) Allah Kuşkusuz mü'min içer mideye bir kâfir ise içer mideye yedi


    Hadisin Vürûdu ve Açıklaması


    Vürûdu: İbnu Ebî Şeybe, Ebu Ya'la, Bezzâr ve Taberânî'den naklen Cahcâh el-Gıfârî'nin hikayesini İbnu Hacer, kendi ağzından naklettiğine göre, "bu zat yakınlarından bir grupla birlikte müslüman olmak niyetiyle huzur-u risaletpenâhîye gelirler ve Resûlullah'la birlikte akşam namazında hazır olurlar. Resûlullah (a.s) selam verince: "Herkes yanında oturanın elinden tutsun (yemeğe götürsün)" ferman buyurdu. Ben yalnız kalmıştım. Ben ise iri ve uzun boylu bir kimseydim. Kimse beni gelip almamıştı. Beni de Resûlullah kendi evine götürdü. Benim için bir keçi sağdı. Hepsini içtim. Benim için bir keçi daha sağdı, onu da içtim. Böylece tam yedi keçi sağdı, hepsini içtim (daha da doymamıştım). Sonra bana bir tencere yemek geldi, onu da bitirdim. (Resûlullah'ın hizmetçisi) Ümmü Eymen (dayanamayıp): "Resûlullah'ı aç bırakanı Allah aç bıraksın!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Sus, Ümmü Eymen! O rızkını yedi, bizim rızkımız Allah'a aittir!" buyurdular. İkinci gece olup akşamı kılınca Aleyhissalâtu vesselâm önceki akşam yaptığını yaptı: Benim için bir keçi sağdı. Bu sefer içtim ve doydum.


    Ümmü Eymen (r.a) şaşırmıştı: "Bu (dünkü) misafirimiz değil mi?" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Bu gün, o mü'mindir, bir tek mideye yedi. Dün ise yedi mideye yemişti. Kâfir, yedi mideye yer, mü'min ise tek bir mideye yer" buyurdular."İbnu Hacer'in Cahcâh tarikinden kaydettiği bu rivayetten daha kuvvetli olduğunu belirttiği Ebu Gazvân rivayeti de şöyle: "Abdullah İbnu Amr anlatıyor: "Resûlullah (a.s)'a yedi kişi gelmişti. Ashabtan her biri bir adam götürdü. Resûlullah da bir adam götürdü. Ona ismini sordu. Adam: "Ebu Gazvân!" dedi. Resûlullah onun için tam yedi keçi sağdı. O hepsini içti. Resûlullah (a.s): "Müslüman olmaz mısın ey Ebu Gazvân?" buyurdular. Adam: "Evet!" dedi ve müslüman oldu. Resûlullah (a.s) adamın göğsünü meshetti. Sabah olunca ona tek bir koyun sağıldı. Sütünü bitiremedi bile. Resûlullah sordu: "Ey Ebu Gazvân neyin var? Niye tamamlamadın?" "Seni peygamber olarak gönderen Zât'a yemin olsun doydum!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm da: "Senin dün yedi miden vardı. Bu gün ise tek miden var!" buyurdular.


    Bu, müslüman ve onun dünyadaki zühdü ile kâfir ve onun dünyaya olan hırsını göstermek için verilmiş bir temsildir. Mü'min dünyevî şeylere kıymet vermemesi sebebiyle tek bir mideye yer, kâfir ise dünyevî şeylere rağbetinin şiddeti ve dünyalığı çok yığması sebebiyle yedi mideye yer. Burada ne gerçek mideler, ne de yeme hususu murad edilmektedir. Asıl kastedilen şey, dünyalığın iktisabında azlık ve çokluktur.


    Hadisi, dünyaya gösterilen rağbete hamledenler, nasıl ki derler, falan kimse dünyayı hopur hopur yiyor denince onun dünyaya fazlaca rağbet ve hırs gösterdiği ifade edilirse, mü'min tek bir mideye yer denmekle de dünyaya karşı hırsı yok, ondan yetecek kadar, az bir şeyin peşindedir denmek istenmiştir. Keza, "Kafir yedi mideye yer" sözüyle de dünyaya rağbet ediyor, çok şeylerin peşine hırsla düşüyor denmek istenmiştir.


    Hadisten murad mü'mini az yemeye teşviktir. Çünkü bilirse ki, çok yemek kafire has bir sıfattır, mü'min az yemeyi esas alır. Zira, mü'minin nefsi, kâfire mahsus sıfatla muttasıf olmaktan nefret eder. Çok yemenin kâfire has bir sıfat olduğu hususuna Cenâb-ı Hakk'ın şu sözü delâlet eder: "Durakları ateş olduğu halde, kâfirler zevklenirler ve hayvanlar gibi yerler."

    __________________________________________________ ______________________________

    Açgözlülük ile ilgili hadis

    Yemek yerken, açgözlülük sayılabilecek hafif hareket ve davranışlardan kaçınmak gerekir. Cebele bin Sühaym diyor ki; “İbn-i Zübeyr ile birlikte savaştığımız sene kıtlık oldu. Bize erzak olarak hurma dağıtıldı. Hurmayı yerken Abdullah bin Ömer yanımızdan geçer ve bize şöyle derdi; «Hurmayı çifter çifter yemeyiniz. Çünkü Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem- bize hurmayı böyle yemeyi yasakladı. Fakat arkadaşı izin verirse, çifter çifter yiyebilir.»” (Buhârî, Et‘ime, 44)

    Bu meyanda, lokmayı iyice çiğneyip yutmadan, öbürünü almamak da yemek âdâbındandır.

    Bir kimse hoşuna gitmese bile, hazırlanan yemeği beğenmezlik etmemeli, en azından bunu dil ile ifâdeden sakınmalıdır. Ebû Hureyre -radıyallâhu anh-, Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-'in hiçbir zaman yemekte kusur aramadığını, isteği varsa yediğini, canı çekmiyorsa yemediğini bildirmektedir. (Buhârî, Menâkıb, 23)

    Yemek bittikten sonra kabı iyice temizlemek de İslâmî bir edeptir. Enes -radıyallâhu anh-'den rivayet edildiğine göre Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-, yemek yediği zaman üç parmağını da yalardı ve bu konuda şöyle buyururdu:



    “Birinizin lokması yere düştüğü zaman, bulaşan şeyi temizleyip lokmayı yesin. Onu şeytana bırakmasın.” Sözlerine devamla tabağın sıyrılmasını da emrederek; “Bereketin, yemeğin neresinde bulunduğunu bilemezsiniz.” derdi. (Müslim, Eşribe, 136)


    Hadîs-i şerifte Fahr-i Kâinât Efendimiz 'in yemek yedikten sonra parmaklarını üç kez yaladığı ifâde edilmektedir. O dönemde çatal kaşık gibi yemek âletleri bulunmadığı veya yaygın olarak kullanılmadığı için, yemekler umûmiyetle el ile yenilmekteydi. O zamanki şartlara göre bundan daha tabiî bir durum olamazdı. İslâm, yemekten önce ve sonra elleri iyice yıkama edebini tâlim ederek, bu şekilde yemekten doğacak mahzurları bertaraf etmiştir. Nitekim güzelce yıkanan bir el, metalden yapılan çatal ve kaşıktan daha temiz olduğu gibi, sağlık açısından da daha güvenlidir. Bu uygulamadan hareketle günümüzde, sünnet olduğu düşüncesiyle yemeği el ile yemede ısrâr etmek veya kaşık varken elle yemeyi yanlış bir davranış olarak görmek tasvip edilecek bir durum değildir. Zîra Müslüman her bakımdan temiz ve nezih bir davranış sergilemelidir.

    Kaynak: Üsve i Hasene
    __________________________________________________ ______________________________


    Son olarak yemek âdâbı konusunda dikkat edilmesi gereken diğer hususlar, maddeler halinde şöylece sıralanabilir:


    a- Lokmayı, ağıza göre almalı ve iyice çiğnedikten sonra yutmalı;


    b- Lokmayı, yutmadıkça ikinci lokmaya el uzatmamalı;


    c-Ekmeği dişlerle koparmamalı;


    d- Ağızda ekmek varken kimse ile konuşmamalı;


    e- Yemeğin soğutulması için içine üflememeli;


    f- Başkalarını tiksindirecek, iğrendirecek davranışlarda bulunmamalı;


    g- Başkalarının lokmasına ve yemesine bakmamalı;


    h- Lokmayı ağıza koyarken, başı tabağa doğru uzatmamalı;


    ı-Yemekte israf etmemeli, lokmayı ve verilen yemeği bitirmeye çalışmalı;


    i- Ağızdan bir şey çıkarmak gerekirse, yüzü sofradan çevirmeli ve o şeyi sol el ile almalı;


    j- Koparılan lokmayı yemeklerin içine batırırken dikkat etmeli, parmakların yemeğe girmemesini sağlamalı;


    k- Toplu yemek yenirken, herkesin yeyip bitirmesini beklemeli, daha önce sofradan el çekilmemeli ve kaldırılmamalı;


    l- Yemeğe önce yaşça veya mevki yönüyle büyük olan kişinin başlamasını beklemeli;


    m- Sokaklarda ve ayakta ekmek yememeğe dikkat edilmeli;


    n-Ekmek kırıntılarının nimet olduğunu unutmamalı ve onlara gereken özen gösterilmeli;


    o- Yemek yeme işi bitince Allah'ın verdiği bunca nimetlere karşı bir şükür ifadesi olarak dua etmeli ve kısaca "Elhamdülillah" demeli ;


    ö- Yemekten sonra eller iyice yıkanmalı, dişler fırça veya misvak ile temizlenmelidir.



  4. 16.Mayıs.2013, 10:06
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Allah Resulü (a.s) buyurdular ki: "Kuşkusuz mü'min bir mideye içer, kâfir ise yedi mideye içer."


    buyurdu ki Resulü (a.s) Allah Kuşkusuz mü'min içer mideye bir kâfir ise içer mideye yedi


    Hadisin Vürûdu ve Açıklaması


    Vürûdu: İbnu Ebî Şeybe, Ebu Ya'la, Bezzâr ve Taberânî'den naklen Cahcâh el-Gıfârî'nin hikayesini İbnu Hacer, kendi ağzından naklettiğine göre, "bu zat yakınlarından bir grupla birlikte müslüman olmak niyetiyle huzur-u risaletpenâhîye gelirler ve Resûlullah'la birlikte akşam namazında hazır olurlar. Resûlullah (a.s) selam verince: "Herkes yanında oturanın elinden tutsun (yemeğe götürsün)" ferman buyurdu. Ben yalnız kalmıştım. Ben ise iri ve uzun boylu bir kimseydim. Kimse beni gelip almamıştı. Beni de Resûlullah kendi evine götürdü. Benim için bir keçi sağdı. Hepsini içtim. Benim için bir keçi daha sağdı, onu da içtim. Böylece tam yedi keçi sağdı, hepsini içtim (daha da doymamıştım). Sonra bana bir tencere yemek geldi, onu da bitirdim. (Resûlullah'ın hizmetçisi) Ümmü Eymen (dayanamayıp): "Resûlullah'ı aç bırakanı Allah aç bıraksın!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Sus, Ümmü Eymen! O rızkını yedi, bizim rızkımız Allah'a aittir!" buyurdular. İkinci gece olup akşamı kılınca Aleyhissalâtu vesselâm önceki akşam yaptığını yaptı: Benim için bir keçi sağdı. Bu sefer içtim ve doydum.


    Ümmü Eymen (r.a) şaşırmıştı: "Bu (dünkü) misafirimiz değil mi?" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Bu gün, o mü'mindir, bir tek mideye yedi. Dün ise yedi mideye yemişti. Kâfir, yedi mideye yer, mü'min ise tek bir mideye yer" buyurdular."İbnu Hacer'in Cahcâh tarikinden kaydettiği bu rivayetten daha kuvvetli olduğunu belirttiği Ebu Gazvân rivayeti de şöyle: "Abdullah İbnu Amr anlatıyor: "Resûlullah (a.s)'a yedi kişi gelmişti. Ashabtan her biri bir adam götürdü. Resûlullah da bir adam götürdü. Ona ismini sordu. Adam: "Ebu Gazvân!" dedi. Resûlullah onun için tam yedi keçi sağdı. O hepsini içti. Resûlullah (a.s): "Müslüman olmaz mısın ey Ebu Gazvân?" buyurdular. Adam: "Evet!" dedi ve müslüman oldu. Resûlullah (a.s) adamın göğsünü meshetti. Sabah olunca ona tek bir koyun sağıldı. Sütünü bitiremedi bile. Resûlullah sordu: "Ey Ebu Gazvân neyin var? Niye tamamlamadın?" "Seni peygamber olarak gönderen Zât'a yemin olsun doydum!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm da: "Senin dün yedi miden vardı. Bu gün ise tek miden var!" buyurdular.


    Bu, müslüman ve onun dünyadaki zühdü ile kâfir ve onun dünyaya olan hırsını göstermek için verilmiş bir temsildir. Mü'min dünyevî şeylere kıymet vermemesi sebebiyle tek bir mideye yer, kâfir ise dünyevî şeylere rağbetinin şiddeti ve dünyalığı çok yığması sebebiyle yedi mideye yer. Burada ne gerçek mideler, ne de yeme hususu murad edilmektedir. Asıl kastedilen şey, dünyalığın iktisabında azlık ve çokluktur.


    Hadisi, dünyaya gösterilen rağbete hamledenler, nasıl ki derler, falan kimse dünyayı hopur hopur yiyor denince onun dünyaya fazlaca rağbet ve hırs gösterdiği ifade edilirse, mü'min tek bir mideye yer denmekle de dünyaya karşı hırsı yok, ondan yetecek kadar, az bir şeyin peşindedir denmek istenmiştir. Keza, "Kafir yedi mideye yer" sözüyle de dünyaya rağbet ediyor, çok şeylerin peşine hırsla düşüyor denmek istenmiştir.


    Hadisten murad mü'mini az yemeye teşviktir. Çünkü bilirse ki, çok yemek kafire has bir sıfattır, mü'min az yemeyi esas alır. Zira, mü'minin nefsi, kâfire mahsus sıfatla muttasıf olmaktan nefret eder. Çok yemenin kâfire has bir sıfat olduğu hususuna Cenâb-ı Hakk'ın şu sözü delâlet eder: "Durakları ateş olduğu halde, kâfirler zevklenirler ve hayvanlar gibi yerler."

    __________________________________________________ ______________________________

    Açgözlülük ile ilgili hadis

    Yemek yerken, açgözlülük sayılabilecek hafif hareket ve davranışlardan kaçınmak gerekir. Cebele bin Sühaym diyor ki; “İbn-i Zübeyr ile birlikte savaştığımız sene kıtlık oldu. Bize erzak olarak hurma dağıtıldı. Hurmayı yerken Abdullah bin Ömer yanımızdan geçer ve bize şöyle derdi; «Hurmayı çifter çifter yemeyiniz. Çünkü Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem- bize hurmayı böyle yemeyi yasakladı. Fakat arkadaşı izin verirse, çifter çifter yiyebilir.»” (Buhârî, Et‘ime, 44)

    Bu meyanda, lokmayı iyice çiğneyip yutmadan, öbürünü almamak da yemek âdâbındandır.

    Bir kimse hoşuna gitmese bile, hazırlanan yemeği beğenmezlik etmemeli, en azından bunu dil ile ifâdeden sakınmalıdır. Ebû Hureyre -radıyallâhu anh-, Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-'in hiçbir zaman yemekte kusur aramadığını, isteği varsa yediğini, canı çekmiyorsa yemediğini bildirmektedir. (Buhârî, Menâkıb, 23)

    Yemek bittikten sonra kabı iyice temizlemek de İslâmî bir edeptir. Enes -radıyallâhu anh-'den rivayet edildiğine göre Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-, yemek yediği zaman üç parmağını da yalardı ve bu konuda şöyle buyururdu:



    “Birinizin lokması yere düştüğü zaman, bulaşan şeyi temizleyip lokmayı yesin. Onu şeytana bırakmasın.” Sözlerine devamla tabağın sıyrılmasını da emrederek; “Bereketin, yemeğin neresinde bulunduğunu bilemezsiniz.” derdi. (Müslim, Eşribe, 136)


    Hadîs-i şerifte Fahr-i Kâinât Efendimiz 'in yemek yedikten sonra parmaklarını üç kez yaladığı ifâde edilmektedir. O dönemde çatal kaşık gibi yemek âletleri bulunmadığı veya yaygın olarak kullanılmadığı için, yemekler umûmiyetle el ile yenilmekteydi. O zamanki şartlara göre bundan daha tabiî bir durum olamazdı. İslâm, yemekten önce ve sonra elleri iyice yıkama edebini tâlim ederek, bu şekilde yemekten doğacak mahzurları bertaraf etmiştir. Nitekim güzelce yıkanan bir el, metalden yapılan çatal ve kaşıktan daha temiz olduğu gibi, sağlık açısından da daha güvenlidir. Bu uygulamadan hareketle günümüzde, sünnet olduğu düşüncesiyle yemeği el ile yemede ısrâr etmek veya kaşık varken elle yemeyi yanlış bir davranış olarak görmek tasvip edilecek bir durum değildir. Zîra Müslüman her bakımdan temiz ve nezih bir davranış sergilemelidir.

    Kaynak: Üsve i Hasene
    __________________________________________________ ______________________________


    Son olarak yemek âdâbı konusunda dikkat edilmesi gereken diğer hususlar, maddeler halinde şöylece sıralanabilir:


    a- Lokmayı, ağıza göre almalı ve iyice çiğnedikten sonra yutmalı;


    b- Lokmayı, yutmadıkça ikinci lokmaya el uzatmamalı;


    c-Ekmeği dişlerle koparmamalı;


    d- Ağızda ekmek varken kimse ile konuşmamalı;


    e- Yemeğin soğutulması için içine üflememeli;


    f- Başkalarını tiksindirecek, iğrendirecek davranışlarda bulunmamalı;


    g- Başkalarının lokmasına ve yemesine bakmamalı;


    h- Lokmayı ağıza koyarken, başı tabağa doğru uzatmamalı;


    ı-Yemekte israf etmemeli, lokmayı ve verilen yemeği bitirmeye çalışmalı;


    i- Ağızdan bir şey çıkarmak gerekirse, yüzü sofradan çevirmeli ve o şeyi sol el ile almalı;


    j- Koparılan lokmayı yemeklerin içine batırırken dikkat etmeli, parmakların yemeğe girmemesini sağlamalı;


    k- Toplu yemek yenirken, herkesin yeyip bitirmesini beklemeli, daha önce sofradan el çekilmemeli ve kaldırılmamalı;


    l- Yemeğe önce yaşça veya mevki yönüyle büyük olan kişinin başlamasını beklemeli;


    m- Sokaklarda ve ayakta ekmek yememeğe dikkat edilmeli;


    n-Ekmek kırıntılarının nimet olduğunu unutmamalı ve onlara gereken özen gösterilmeli;


    o- Yemek yeme işi bitince Allah'ın verdiği bunca nimetlere karşı bir şükür ifadesi olarak dua etmeli ve kısaca "Elhamdülillah" demeli ;


    ö- Yemekten sonra eller iyice yıkanmalı, dişler fırça veya misvak ile temizlenmelidir.






+ Yorum Gönder