Konusunu Oylayın.: Açgözlülük ile ilgili hikayeler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Açgözlülük ile ilgili hikayeler
  1. 16.Mayıs.2013, 09:22
    1
    Misafir

    Açgözlülük ile ilgili hikayeler






    Açgözlülük ile ilgili hikayeler Mumsema açgözlülük ile ilgili hikayeler


  2. 16.Mayıs.2013, 09:22
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 16.Mayıs.2013, 10:24
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Açgözlülük ile ilgili hikayeler




    Açgözlü Kedi

    Bir zamanlar yoksul mu yoksul bir nine yaşardı…

    Miskin bir kedisi vardı.

    Kendisi yemek için doğru dürüst bir şey bulamayan nine, kedisine artıklarını veriyordu.Ciğer, et, ekmek, işkembe gibi yiyecekleri kedi rüyasında bile göremezdi yoksa.

    Bazen bir fare yakalıyor, kendisini şanslı görüyordu.

    Günler böyle geçip giderken…Bizim Miskin Kedi, iyice zayıflamış, çelimsizleşmişti.Bigün evin damına çıktı.Baktı, orada, iri yapılı, semiz mi semiz bir kedi vardı.Doğrusu onu kendisinin yanında bir kaplan gibi gördü.Zayif kedi, hayıflandı,”Niçin ben böyle güçsüz, bakımsızım, sen böyle şişman, semizsin?” diye…
    Semiz Kedi:

    - Sen de her gün Padişah’ın sarayında bulunursan türlü türlü yemekler yersin , benim gibi olursun, dedi.
    Güçsüz . Kedi’nin aklına yattı bu.

    Her gün miskin miskin oturuyordu.Yoksul ninenin evinde ne vardı ki…Ne yiyecek, ne içecek…
    Semiz Kediye,

    . - Ne zaman gidersen haber ver birlikte gidelim, dedi.
    Semiz Kedi bunu kabul etti.


    Güçsüz Kedi, akşam olduğunda durumu nineye anlattı.Nine,

    - Vah vah, dedi, çok üzüldüm.Hırs insana zarar verir, şimdi sen bunu düşünemiyorsun.
    Kedi nineye gülüp geçti.

    Ertesi gün yiyeceği türlü türlü yiyecekleri düşünüyordu.

    Sabah oldu.Semiz Kedi, pencereden, “miyaav miyaaav!” diye seslendi, Zayıf Kedi de çıktı, birlikte saraya gittiler.
    Fakat sarayda durum hiç de tekin değildi.Padişah yüzlerce kedinin miyavlamasından bıkmış usanmıştı.Adamlarına,”Bundan sonra gelecek yabancı kedileri öldürün,” diye emir vermişti.

    Bunun için özel olarak okçular hazırlatılmıştı.

    Semiz Kediyle, ninenin kedisi iştahla yemek artıklarına saldırdılar.
    Bunun üzerine okçular harakete geçti.

    Bizim zavallı kedi, tam midesinden bir ok yedi. Acı acı bağırarak oracıkta ölü verdi.
    . Anne Çaylak, bu hikayeyi Şahin ‘e anlattıktan sonra:

    - Bu hikaye sana ders alasın, diye anlattım.Sen de elindekiyle yetinmezsen sonun ninenin kedisi gibi olur.
    Şahin Yavrusu, Anne Çaylağın anlattığı hikayeyi ilgiyle dinledi.Çaylak, kendisini çok seviyordu.Şevkatliydi.Üzerine titriyordu.Hikaye de anlatılanları kendisini sevdiği için örnek olarak vermişti.Fakat Şahin Yavrusu, herşeye karşın kalmak niyetinde değildi.

    - Mutluluk, sadece yiyip içmek değildir.Gerçek mutluluk erişilmesi güç şeyleri elde etmekle olur.

    Şahin Yavrusu, Çaylağa bu sözlerin ardından bir öykü daha anlatmaya başladı

    AYVALIDERE İ.Ö.O 6/C
    _____________________________________________
    =Aç Gözlü:
    Çok uzun yıllar önce bizim topraklarımızda zengin bir adam yaşarmış Ne parasının hesabını ne de malının mülkünün hesabını bilirmiş öylesine zenginmiş Günlerden bir gün adamın öldüğünü öğrenmiş ahali Nerede ölmüş nasıl ölmüş nereye gömülmüş kimsenin bilgisi yokmuş Aradan uzun yıllar geçmiş unutulup gitmiş

    Bir gün padişahın tüccarlarından biri güzel bir kemik parçası bulmuş, padişaha hediye olarak getirmiş Padişah hediyeye karşılık vermek amacıyla kemiğin tartılması ve ağırlığı kadar altın verilmesini buyurmuş vezirine.Tartının bir gözüne kemik konulmuş diğer kefesine altın ama kefe bir türlü dengeye gelemiyormuş Ne kadar altın konulursa konulsun bir kemik parçası kilolarca altından daha ağır gelmekteymiş Bu akıl almaz olay padişah ve ileri gelenlerin tuhafına gitmiş .Padişah hemen alimlere bildirmiş ve ermişleri saraya çağırmış Ama bir türlü cevap alamıyormuş… Sarayda yaşananlarla ilgili söylenti giderek halk arasında da yayılmış.Olayı duyan nur yüzlü bir ihtiyar acı acı tebessüm eder hemen saraya başvurur ve saraya başvurup Kemiği inceledikten sonra” ben bunu çözerim “der Herkes şaşkın bir ifade ile bakarken.Evet evet ben bu sorunu hallederim ama önce şu altınları indirin bu kemiğin ağırlığını dünyadaki hiçbir altınla ölçemezsiniz ! Hemen koşup kefedeki altınları boşaltırlar.Yaşlı adam yere eğilip bir avuç toprak alır tartının bir başaltılan kefesine döker işte ne olduysa o anda olur ve tartının iki ucu dengelenir

    Kalabalık sus pus hayretler içerisinde bakarken yaşlı adam şöyle der “Bu kemik bir insanın göz çanağının kemiğidir ! bu insan zamanında çok varlıklı imiş ama gözü bir türlü doymamış İşte insanoğlu nun gözünü topraktan başka hiçbir şeyin doyurmayacağının bir kanıtıdır bu” der …

    __________________________________________________ ___


  4. 16.Mayıs.2013, 10:24
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Açgözlü Kedi

    Bir zamanlar yoksul mu yoksul bir nine yaşardı…

    Miskin bir kedisi vardı.

    Kendisi yemek için doğru dürüst bir şey bulamayan nine, kedisine artıklarını veriyordu.Ciğer, et, ekmek, işkembe gibi yiyecekleri kedi rüyasında bile göremezdi yoksa.

    Bazen bir fare yakalıyor, kendisini şanslı görüyordu.

    Günler böyle geçip giderken…Bizim Miskin Kedi, iyice zayıflamış, çelimsizleşmişti.Bigün evin damına çıktı.Baktı, orada, iri yapılı, semiz mi semiz bir kedi vardı.Doğrusu onu kendisinin yanında bir kaplan gibi gördü.Zayif kedi, hayıflandı,”Niçin ben böyle güçsüz, bakımsızım, sen böyle şişman, semizsin?” diye…
    Semiz Kedi:

    - Sen de her gün Padişah’ın sarayında bulunursan türlü türlü yemekler yersin , benim gibi olursun, dedi.
    Güçsüz . Kedi’nin aklına yattı bu.

    Her gün miskin miskin oturuyordu.Yoksul ninenin evinde ne vardı ki…Ne yiyecek, ne içecek…
    Semiz Kediye,

    . - Ne zaman gidersen haber ver birlikte gidelim, dedi.
    Semiz Kedi bunu kabul etti.


    Güçsüz Kedi, akşam olduğunda durumu nineye anlattı.Nine,

    - Vah vah, dedi, çok üzüldüm.Hırs insana zarar verir, şimdi sen bunu düşünemiyorsun.
    Kedi nineye gülüp geçti.

    Ertesi gün yiyeceği türlü türlü yiyecekleri düşünüyordu.

    Sabah oldu.Semiz Kedi, pencereden, “miyaav miyaaav!” diye seslendi, Zayıf Kedi de çıktı, birlikte saraya gittiler.
    Fakat sarayda durum hiç de tekin değildi.Padişah yüzlerce kedinin miyavlamasından bıkmış usanmıştı.Adamlarına,”Bundan sonra gelecek yabancı kedileri öldürün,” diye emir vermişti.

    Bunun için özel olarak okçular hazırlatılmıştı.

    Semiz Kediyle, ninenin kedisi iştahla yemek artıklarına saldırdılar.
    Bunun üzerine okçular harakete geçti.

    Bizim zavallı kedi, tam midesinden bir ok yedi. Acı acı bağırarak oracıkta ölü verdi.
    . Anne Çaylak, bu hikayeyi Şahin ‘e anlattıktan sonra:

    - Bu hikaye sana ders alasın, diye anlattım.Sen de elindekiyle yetinmezsen sonun ninenin kedisi gibi olur.
    Şahin Yavrusu, Anne Çaylağın anlattığı hikayeyi ilgiyle dinledi.Çaylak, kendisini çok seviyordu.Şevkatliydi.Üzerine titriyordu.Hikaye de anlatılanları kendisini sevdiği için örnek olarak vermişti.Fakat Şahin Yavrusu, herşeye karşın kalmak niyetinde değildi.

    - Mutluluk, sadece yiyip içmek değildir.Gerçek mutluluk erişilmesi güç şeyleri elde etmekle olur.

    Şahin Yavrusu, Çaylağa bu sözlerin ardından bir öykü daha anlatmaya başladı

    AYVALIDERE İ.Ö.O 6/C
    _____________________________________________
    =Aç Gözlü:
    Çok uzun yıllar önce bizim topraklarımızda zengin bir adam yaşarmış Ne parasının hesabını ne de malının mülkünün hesabını bilirmiş öylesine zenginmiş Günlerden bir gün adamın öldüğünü öğrenmiş ahali Nerede ölmüş nasıl ölmüş nereye gömülmüş kimsenin bilgisi yokmuş Aradan uzun yıllar geçmiş unutulup gitmiş

    Bir gün padişahın tüccarlarından biri güzel bir kemik parçası bulmuş, padişaha hediye olarak getirmiş Padişah hediyeye karşılık vermek amacıyla kemiğin tartılması ve ağırlığı kadar altın verilmesini buyurmuş vezirine.Tartının bir gözüne kemik konulmuş diğer kefesine altın ama kefe bir türlü dengeye gelemiyormuş Ne kadar altın konulursa konulsun bir kemik parçası kilolarca altından daha ağır gelmekteymiş Bu akıl almaz olay padişah ve ileri gelenlerin tuhafına gitmiş .Padişah hemen alimlere bildirmiş ve ermişleri saraya çağırmış Ama bir türlü cevap alamıyormuş… Sarayda yaşananlarla ilgili söylenti giderek halk arasında da yayılmış.Olayı duyan nur yüzlü bir ihtiyar acı acı tebessüm eder hemen saraya başvurur ve saraya başvurup Kemiği inceledikten sonra” ben bunu çözerim “der Herkes şaşkın bir ifade ile bakarken.Evet evet ben bu sorunu hallederim ama önce şu altınları indirin bu kemiğin ağırlığını dünyadaki hiçbir altınla ölçemezsiniz ! Hemen koşup kefedeki altınları boşaltırlar.Yaşlı adam yere eğilip bir avuç toprak alır tartının bir başaltılan kefesine döker işte ne olduysa o anda olur ve tartının iki ucu dengelenir

    Kalabalık sus pus hayretler içerisinde bakarken yaşlı adam şöyle der “Bu kemik bir insanın göz çanağının kemiğidir ! bu insan zamanında çok varlıklı imiş ama gözü bir türlü doymamış İşte insanoğlu nun gözünü topraktan başka hiçbir şeyin doyurmayacağının bir kanıtıdır bu” der …

    __________________________________________________ ___





+ Yorum Gönder