Konusunu Oylayın.: Haram Maldan Kurtulma Yolu

5 üzerinden 3.00 | Toplam : 2 kişi
Haram Maldan Kurtulma Yolu
  1. 10.Mayıs.2013, 07:57
    1
    Misafir

    Haram Maldan Kurtulma Yolu






    Haram Maldan Kurtulma Yolu Mumsema Haram Maldan Kurtulma Yolu


  2. 10.Mayıs.2013, 07:57
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 21.Mayıs.2013, 12:13
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Haram Maldan Kurtulma Yolu




    Birincisi: Yüce Allah azze ve celle şöyle buyurmuştur: “Artık her kim zulmünden (günahından) sonra tevbe eder ve ıslâh olursa, şüphesiz Allah, onun tevbesini kabûl eder. Allah ğafûr (çok bağışlayıcı) ve rahîmdir (çok acıyandır.)” [5/Mâide, 39] Yine, tevbe etmekte çabuk davranmamızı emrederek şöyle buyurmuştur: “Kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca ‘Ben şimdi tevbe ettim.’ diyenlerin bir de kâfir olarak ölenlerin tevbesi yoktur! Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır.” [4/Nisâ, 18] Yüce Allah kullarının tevbe etmesini ister ve tevbelerinden dolayı oldukça sevinir. Nitekim Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Allah azze ve celle, gündüz günah işleyenlerin tevbesini kabûl etmek için geceleyin elini uzatır. Gece günah işleyenlerin tevbesini kabûl etmek için de gündüz elini uzatır.” [Müslim, Ebû Mûsâ’dan rivâyet etmiştir.] Yine, şöyle buyurmuştur: “Allah’ın, kulunun tevbesinden dolayı sevinci; sizden birinin ıssız bir çölde devesini kaybedip sonra uyanınca devesini yanı başında bulduğundaki sevinmesinden daha şiddetlidir.” [Bu lafızla, Müslim, Enes’den rivâyet etmiştir. Ayrıca Buhârî, İbn Mes‘ûd’dan uzunca rivâyet eder.]

    *

    İkincisi: Sorunuzda söz konusu ettiğiniz günah helâk edici en büyük günahlardan biri olan fâizdir. Yüce Allah subhâhebu ve teâlâ şöyle buyurur: “Fâiz yiyenler (kabirlerinden) şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların ‘alış-veriş de tıpkı fâiz gibidir.’ demeleri yüzündendir. Hâlbuki Allah, alış-verişi helâl, fâizi harâm kıldı.” [2/Bakara, 275] Yine, şöyle buyurmaktadır: “Ey îmân edenler! Allah’tan korunup sakının! Eğer gerçekten mü’minler iseniz fâiz hesâbından kalanı bırakın. Eğer böyle yapmazsanız, haberiniz olsun ki Allah ve Rasûlü tarafından açılan bir savaşa muhatapsınız. Eğer tevbe ederseniz, ana sermayeniz sizindir. Böylece ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.” [2/Bakara, 278-279] Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de fâizden şiddetli bir şekilde sakındırmış ve şöyle buyurmuştur: “Yedi helâk ediciden kaçının. ‘Ey Allah'ın Rasûlü, bunlar nelerdir?’ dediler. Allah’a ortak koşmak, sihirle uğraş*mak, ölümü hak eden hariç Allah’ın yasakladığı cana kıymak, fâiz yemek, yetim malı yemek, düşmana hücum sırasında geri kaçmak, namuslu ve hiçbir şeyden habersiz kadınlara zinâ iftirasında bulunmaktır.” buyurdu. [Buhârî ve Müslim, Ebû Hurayra’dan rivâyet etmişlerdir.] Yine, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem fâiz yiyene, yedirene ve fâizli muamelelerde kâtiplik ve şâhidlik gibi işler yapanlara lanet etmiştir. [Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî ve İbn Mâce, İbn Mes‘ûd’dan rivâyet etmişlerdir.]

    *

    Üçüncüsü: Yüce Allah helâl yoldan rızık elde etmek için sayılamayacak kadar çok sebep ve vesîleler yaratmış ve Allah’ın gazabına uğramamak için günahlardan korunup sakınmak anlamına gelen takvâyı rızık için en kuvvetli sebeplerden biri kılmıştır. Nitekim şöyle buyurur: “Kim Allah’tan korunup sakınırsa, Allah onun için her zorluktan bir çıkış yolu yaratır ve onu hiç ummadığı bir yönden rızıklandırır ve her kim Allah’a tevekkül ederse, Allah ona yeter. Şüphesiz Allah, işini (eninde sonunda) yerine getirir; Allah her şey için bir vakit belirlemiş ve bir ölçü koymuştur.” [65/Talâk, 2-3] Bu günahı Allah için terk ettiğinizde rızık için gerekli en kuvvetli sebebe tutunmuş olacaksınız. Unutmayın ki, Allah takvâ sahiplerini imtihan etse de helâk etmez.

    *

    Dördüncüsü: Babanızdan yedi sene önce size kalan mîrâstan, fâizli kısmı ayırt ederek eğer mümkün ise fâizi aldığı kimselere iâde etmeniz, mümkün değilse tasadduk ederek ondan kurtulmanız gerekirdi. Söylediğiniz kadarıyla siz babanızdan kalan mîrâsı olduğu gibi almış ayrıca onun yerine aynı harâm işi devam ettirmişsiniz. Derhal Yüce Allah’a tevbe etmeli, bu günahı terk edip bir kere daha işlememeye kesin bir şekilde azmetmeli ve söz konusu maldan fâiz pisliğini temizlemelisiniz. Bu sizin için dünyada da âhirette de bereket ve hayırdır. Eğer malın harâm olan kısmını kesin bir şekilde bilmiyorsanız, harâma düşmekten çekinerek biraz da mübalağalı bir şekilde malınızın yarısını takdîr ediniz. [Bunu, Şeyhulislâm İbn Teymiyye rahimehullah Fetâvâ’sının 29. cildinin 307. sayfasında ifâde etmiştir.] Takdîr ettiğiniz bu miktarı helâlden ayırınız.

    *

    Beşincisi: Harâm maldan kurtulmak hususunda şunlara dikkat etmelisiniz:

    1-**** Bu harâm mal, babanızın ve sizin günahınızdır. Onun hayır ve iyilik yolunda sarfedilmesi elinizde tuttuğunuz korkunç bir yılanı fırlatırcasına hem çabuk olmalı hem de kurtulma isteğiyle yapılmalıdır. Bunu Allah’a yaklaşma niyetiyle yahut sevap umarak yapamazsınız. Sizin ummanız gereken şey Allah’ın tevbenizi kabûl edip sizi mağfiret etmesidir. Allah sizi bundan kurtardı diye şükretmeli, hayır hasenat yapıyorum hissine kapılmamalısınız.
    2-**** Bu harâm malı ibâdet türünde bir amelde sarf edemezsiniz. Çünkü Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Yüce Allah Tayyib’dir, ancak temiz ve helâl olanı kabûl eder.” [Müslim, Ebû Hurayra’dan rivâyet etmiştir.]
    3-**** Bu harâm malı ihtiyaç sahiplerine infâk etmeniz durumunda yiyecek, içecek ve giyecek türünde değil, muhtaçların mesken ve binek türünde gereksinimlerine harcayınız. Çünkü biraz önce zikri geçen hadîsin devamında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Ellerini semâya doğru uzatır ve ‘Ey Rabbim! Ey Rabbim!’ der. Hâlbuki yediği harâm, içtiği harâm, giydiği harâmdır ve harâm ile beslenmiştir.”
    4-**** Bu harâm malı, faydası şahsa değil Müslümanların geneline dönük bir işte harcamanız en uygun olandır.
    Altıncısı: Tevbeye ve diğer sâlih amellere yöneltecek akîdesi ve ameli sâlih kişilerle arkadaşlık kurun. Dininizdeki eksiklikleri tamamlamak için ilim meclislerine iştirak edin.

    Söyleyeceklerim bundan ibârettir. En doğrusunu Allah bilir.

    Hüseyin cinisli



  4. 21.Mayıs.2013, 12:13
    2
    Moderatör



    Birincisi: Yüce Allah azze ve celle şöyle buyurmuştur: “Artık her kim zulmünden (günahından) sonra tevbe eder ve ıslâh olursa, şüphesiz Allah, onun tevbesini kabûl eder. Allah ğafûr (çok bağışlayıcı) ve rahîmdir (çok acıyandır.)” [5/Mâide, 39] Yine, tevbe etmekte çabuk davranmamızı emrederek şöyle buyurmuştur: “Kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca ‘Ben şimdi tevbe ettim.’ diyenlerin bir de kâfir olarak ölenlerin tevbesi yoktur! Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır.” [4/Nisâ, 18] Yüce Allah kullarının tevbe etmesini ister ve tevbelerinden dolayı oldukça sevinir. Nitekim Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Allah azze ve celle, gündüz günah işleyenlerin tevbesini kabûl etmek için geceleyin elini uzatır. Gece günah işleyenlerin tevbesini kabûl etmek için de gündüz elini uzatır.” [Müslim, Ebû Mûsâ’dan rivâyet etmiştir.] Yine, şöyle buyurmuştur: “Allah’ın, kulunun tevbesinden dolayı sevinci; sizden birinin ıssız bir çölde devesini kaybedip sonra uyanınca devesini yanı başında bulduğundaki sevinmesinden daha şiddetlidir.” [Bu lafızla, Müslim, Enes’den rivâyet etmiştir. Ayrıca Buhârî, İbn Mes‘ûd’dan uzunca rivâyet eder.]

    *

    İkincisi: Sorunuzda söz konusu ettiğiniz günah helâk edici en büyük günahlardan biri olan fâizdir. Yüce Allah subhâhebu ve teâlâ şöyle buyurur: “Fâiz yiyenler (kabirlerinden) şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların ‘alış-veriş de tıpkı fâiz gibidir.’ demeleri yüzündendir. Hâlbuki Allah, alış-verişi helâl, fâizi harâm kıldı.” [2/Bakara, 275] Yine, şöyle buyurmaktadır: “Ey îmân edenler! Allah’tan korunup sakının! Eğer gerçekten mü’minler iseniz fâiz hesâbından kalanı bırakın. Eğer böyle yapmazsanız, haberiniz olsun ki Allah ve Rasûlü tarafından açılan bir savaşa muhatapsınız. Eğer tevbe ederseniz, ana sermayeniz sizindir. Böylece ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.” [2/Bakara, 278-279] Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de fâizden şiddetli bir şekilde sakındırmış ve şöyle buyurmuştur: “Yedi helâk ediciden kaçının. ‘Ey Allah'ın Rasûlü, bunlar nelerdir?’ dediler. Allah’a ortak koşmak, sihirle uğraş*mak, ölümü hak eden hariç Allah’ın yasakladığı cana kıymak, fâiz yemek, yetim malı yemek, düşmana hücum sırasında geri kaçmak, namuslu ve hiçbir şeyden habersiz kadınlara zinâ iftirasında bulunmaktır.” buyurdu. [Buhârî ve Müslim, Ebû Hurayra’dan rivâyet etmişlerdir.] Yine, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem fâiz yiyene, yedirene ve fâizli muamelelerde kâtiplik ve şâhidlik gibi işler yapanlara lanet etmiştir. [Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî ve İbn Mâce, İbn Mes‘ûd’dan rivâyet etmişlerdir.]

    *

    Üçüncüsü: Yüce Allah helâl yoldan rızık elde etmek için sayılamayacak kadar çok sebep ve vesîleler yaratmış ve Allah’ın gazabına uğramamak için günahlardan korunup sakınmak anlamına gelen takvâyı rızık için en kuvvetli sebeplerden biri kılmıştır. Nitekim şöyle buyurur: “Kim Allah’tan korunup sakınırsa, Allah onun için her zorluktan bir çıkış yolu yaratır ve onu hiç ummadığı bir yönden rızıklandırır ve her kim Allah’a tevekkül ederse, Allah ona yeter. Şüphesiz Allah, işini (eninde sonunda) yerine getirir; Allah her şey için bir vakit belirlemiş ve bir ölçü koymuştur.” [65/Talâk, 2-3] Bu günahı Allah için terk ettiğinizde rızık için gerekli en kuvvetli sebebe tutunmuş olacaksınız. Unutmayın ki, Allah takvâ sahiplerini imtihan etse de helâk etmez.

    *

    Dördüncüsü: Babanızdan yedi sene önce size kalan mîrâstan, fâizli kısmı ayırt ederek eğer mümkün ise fâizi aldığı kimselere iâde etmeniz, mümkün değilse tasadduk ederek ondan kurtulmanız gerekirdi. Söylediğiniz kadarıyla siz babanızdan kalan mîrâsı olduğu gibi almış ayrıca onun yerine aynı harâm işi devam ettirmişsiniz. Derhal Yüce Allah’a tevbe etmeli, bu günahı terk edip bir kere daha işlememeye kesin bir şekilde azmetmeli ve söz konusu maldan fâiz pisliğini temizlemelisiniz. Bu sizin için dünyada da âhirette de bereket ve hayırdır. Eğer malın harâm olan kısmını kesin bir şekilde bilmiyorsanız, harâma düşmekten çekinerek biraz da mübalağalı bir şekilde malınızın yarısını takdîr ediniz. [Bunu, Şeyhulislâm İbn Teymiyye rahimehullah Fetâvâ’sının 29. cildinin 307. sayfasında ifâde etmiştir.] Takdîr ettiğiniz bu miktarı helâlden ayırınız.

    *

    Beşincisi: Harâm maldan kurtulmak hususunda şunlara dikkat etmelisiniz:

    1-**** Bu harâm mal, babanızın ve sizin günahınızdır. Onun hayır ve iyilik yolunda sarfedilmesi elinizde tuttuğunuz korkunç bir yılanı fırlatırcasına hem çabuk olmalı hem de kurtulma isteğiyle yapılmalıdır. Bunu Allah’a yaklaşma niyetiyle yahut sevap umarak yapamazsınız. Sizin ummanız gereken şey Allah’ın tevbenizi kabûl edip sizi mağfiret etmesidir. Allah sizi bundan kurtardı diye şükretmeli, hayır hasenat yapıyorum hissine kapılmamalısınız.
    2-**** Bu harâm malı ibâdet türünde bir amelde sarf edemezsiniz. Çünkü Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Yüce Allah Tayyib’dir, ancak temiz ve helâl olanı kabûl eder.” [Müslim, Ebû Hurayra’dan rivâyet etmiştir.]
    3-**** Bu harâm malı ihtiyaç sahiplerine infâk etmeniz durumunda yiyecek, içecek ve giyecek türünde değil, muhtaçların mesken ve binek türünde gereksinimlerine harcayınız. Çünkü biraz önce zikri geçen hadîsin devamında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Ellerini semâya doğru uzatır ve ‘Ey Rabbim! Ey Rabbim!’ der. Hâlbuki yediği harâm, içtiği harâm, giydiği harâmdır ve harâm ile beslenmiştir.”
    4-**** Bu harâm malı, faydası şahsa değil Müslümanların geneline dönük bir işte harcamanız en uygun olandır.
    Altıncısı: Tevbeye ve diğer sâlih amellere yöneltecek akîdesi ve ameli sâlih kişilerle arkadaşlık kurun. Dininizdeki eksiklikleri tamamlamak için ilim meclislerine iştirak edin.

    Söyleyeceklerim bundan ibârettir. En doğrusunu Allah bilir.

    Hüseyin cinisli






+ Yorum Gönder