Konusunu Oylayın.: Hz. Ömer'in Hükümet Yönetim Şekli

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hz. Ömer'in Hükümet Yönetim Şekli
  1. 10.Mayıs.2013, 01:13
    1
    Misafir

    Hz. Ömer'in Hükümet Yönetim Şekli






    Hz. Ömer'in Hükümet Yönetim Şekli Mumsema hz. Ömer'in Hükümet Yönetim Şekli


  2. 10.Mayıs.2013, 01:13
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 20.Mayıs.2013, 17:49
    2
    Katade
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Nisan.2013
    Üye No: 100895
    Mesaj Sayısı: 648
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    Cevap: Hz. Ömer'in Hükümet Yönetim Şekli




    Hz. Ömer'in Hükümet Yönetim Şekli




    Halkçı bir idarenin esası şudur ki; devlet başkanı insanların hiçbirinden fazla bir hakka sahip olamaz. Yani, memlekette işletilen kanunlardan hiçbirinin üstünde sayılamaz. Geçimi için tahsis edilen miktardan daha fazlasını almaya imkân bulamaz. Sahip olduğu makam itibariyle toplum hayatında hiçbir üstünlüğü olmaz. Yetkileri sınırlı olur. Hareketleri her tünlü tenkidin üstünde sayılamaz. Bütün bu şartlar, Hazreti Ömer devrinde o kadar kesin bir şekilde uygulanıyordu ki; bundan daha mükemmeline bu dünyada rastlamak neredeyse imkânsızdır.
    Hazreti Ömer, devlet başkanı olması sebebiyle sahip olduğu hakları birçok defa ifade etmiştir. Hazreti Ömer’in bu konuda yaptığı konuşmadan şu sözleri alıntılıyoruz:“Benim sizin mallarınız (ortak hazine) üzerindeki hakkım, bir velinin velayeti altındaki yetimin malları üzerindeki hakkı gibidir. Zengin olduğum zaman, oradan bir şey harcayamam; ihtiyacım olursa, sizin adınıza umumi izne dayanarak lazım olduğu kadar alırım. Sizin benden isteyeceğiniz birçok şey vardır: Haraç ve ganimetleri güzel bir şekilde toplamak, bunların yerli yerinde harcanmasını sağlamak, maaşlarınızı geniş tutmak, sınırlarınızı korumak, sizi tehlikelere atmamak.”Bir defasında, toplantı sırasında biri Hazreti Ömer’e devamlı “Allah’tan kork ya Ömer!” demişti. Diğer biri bu kişiyi, “Uyarınızı defalarca yaptınız, yetmez mi?” diye ikaz edince Ömer, “Bırakın! Kendisine has tavrı olan bu kişiler istedikleri uyarılarda bulunmazlarsa bir yararları kalmaz. Görevlerini yerine getirmiş olmazlar. Biz deonları dinlemeyecek olursak yetkilerimizi aşmış, kanuna karşı gelmiş oluruz.”Demişti.



    Hazreti Ömer tarafından seçilen bu hareket tarzının neticesinde, herkes devlet başkanının ve hükümetin yetkilerini öğrenmişti; kimse şahsi yetkilerden ve şahsi nüfuzlardan korkmamaya alışmıştı. Hazreti Muaz bin Cebel’in Bizanslılara karşı Hazreti Ömer’in başkanlığı ve idaresi hakkında yaptığı konuşma, cumhuriyet idaresini tasvir ediyordu. En hakiki cumhuriyet, Hazreti Muaz’ın tarif ettiği cumhuriyetten daha mükemmel olamaz.
    O devrin şartları Hazreti Ömer’e, bu idarenin ayrıntılı kanun esaslarını oluşturmaya imkân bırakmamıştır. Fakat Hazreti Ömer, bugün halkçı ve cumhuriyetçi idarenin en zaruri şartlarından sayılan her şeyi meydana getirmekte başarılı olmuştur. Bu tarz idarenin esaslı kurallarından biri, milleti temsil eden bir meclisin (meclis-i şûra) oluşturulmasıdır. Bu ise, Hazreti Ömer tarafından yapılmıştır. Herhangi bir mesele hakkında karar verileceği zaman ‘meclis-i erbabı şûra’ hemen toplantıya davet edilir; ancak fikirler tartışıldıktan sonra çoğunluğun görüşüne uygun bir karar verilirdi.

    Hazreti Ömer//// İmam Şibli////Timaş yayınları////236-237. sayfalar


  4. 20.Mayıs.2013, 17:49
    2
    Devamlı Üye



    Hz. Ömer'in Hükümet Yönetim Şekli




    Halkçı bir idarenin esası şudur ki; devlet başkanı insanların hiçbirinden fazla bir hakka sahip olamaz. Yani, memlekette işletilen kanunlardan hiçbirinin üstünde sayılamaz. Geçimi için tahsis edilen miktardan daha fazlasını almaya imkân bulamaz. Sahip olduğu makam itibariyle toplum hayatında hiçbir üstünlüğü olmaz. Yetkileri sınırlı olur. Hareketleri her tünlü tenkidin üstünde sayılamaz. Bütün bu şartlar, Hazreti Ömer devrinde o kadar kesin bir şekilde uygulanıyordu ki; bundan daha mükemmeline bu dünyada rastlamak neredeyse imkânsızdır.
    Hazreti Ömer, devlet başkanı olması sebebiyle sahip olduğu hakları birçok defa ifade etmiştir. Hazreti Ömer’in bu konuda yaptığı konuşmadan şu sözleri alıntılıyoruz:“Benim sizin mallarınız (ortak hazine) üzerindeki hakkım, bir velinin velayeti altındaki yetimin malları üzerindeki hakkı gibidir. Zengin olduğum zaman, oradan bir şey harcayamam; ihtiyacım olursa, sizin adınıza umumi izne dayanarak lazım olduğu kadar alırım. Sizin benden isteyeceğiniz birçok şey vardır: Haraç ve ganimetleri güzel bir şekilde toplamak, bunların yerli yerinde harcanmasını sağlamak, maaşlarınızı geniş tutmak, sınırlarınızı korumak, sizi tehlikelere atmamak.”Bir defasında, toplantı sırasında biri Hazreti Ömer’e devamlı “Allah’tan kork ya Ömer!” demişti. Diğer biri bu kişiyi, “Uyarınızı defalarca yaptınız, yetmez mi?” diye ikaz edince Ömer, “Bırakın! Kendisine has tavrı olan bu kişiler istedikleri uyarılarda bulunmazlarsa bir yararları kalmaz. Görevlerini yerine getirmiş olmazlar. Biz deonları dinlemeyecek olursak yetkilerimizi aşmış, kanuna karşı gelmiş oluruz.”Demişti.



    Hazreti Ömer tarafından seçilen bu hareket tarzının neticesinde, herkes devlet başkanının ve hükümetin yetkilerini öğrenmişti; kimse şahsi yetkilerden ve şahsi nüfuzlardan korkmamaya alışmıştı. Hazreti Muaz bin Cebel’in Bizanslılara karşı Hazreti Ömer’in başkanlığı ve idaresi hakkında yaptığı konuşma, cumhuriyet idaresini tasvir ediyordu. En hakiki cumhuriyet, Hazreti Muaz’ın tarif ettiği cumhuriyetten daha mükemmel olamaz.
    O devrin şartları Hazreti Ömer’e, bu idarenin ayrıntılı kanun esaslarını oluşturmaya imkân bırakmamıştır. Fakat Hazreti Ömer, bugün halkçı ve cumhuriyetçi idarenin en zaruri şartlarından sayılan her şeyi meydana getirmekte başarılı olmuştur. Bu tarz idarenin esaslı kurallarından biri, milleti temsil eden bir meclisin (meclis-i şûra) oluşturulmasıdır. Bu ise, Hazreti Ömer tarafından yapılmıştır. Herhangi bir mesele hakkında karar verileceği zaman ‘meclis-i erbabı şûra’ hemen toplantıya davet edilir; ancak fikirler tartışıldıktan sonra çoğunluğun görüşüne uygun bir karar verilirdi.

    Hazreti Ömer//// İmam Şibli////Timaş yayınları////236-237. sayfalar





+ Yorum Gönder