Konusunu Oylayın.: Hz. Ömerin Fiziksel Özellikleri Şemaili

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hz. Ömerin Fiziksel Özellikleri Şemaili
  1. 10.Mayıs.2013, 00:36
    1
    Misafir

    Hz. Ömerin Fiziksel Özellikleri Şemaili

  2. 20.Mayıs.2013, 18:25
    2
    Katade
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Nisan.2013
    Üye No: 100895
    Mesaj Sayısı: 648
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    Cevap: Hz. Ömerin Fiziksel Özellikleri Şemaili




    Hz. Ömerin Fiziksel Özellikleri Şemaili

    Hz. Ömer’in şemaili hakkında kısaca şunlar söylenebilir: Uzun boylu, iri cüsseli, sert mizaçlı, beyaz tenli, alnı geniş, bıyıkları uzun, saçları dökük ve gözlerinde bir nevi kırmızılık vardı.

    Ahlakından da şöyle bahsedecek olursak; cesur ve yiğit, akıllı ve tedbirli, kanaatkar ve sabırlı, ibadet ehli ve zahid kısaca külli kemalat sahibiydi. Sözünü dinletir, din işlerinin yerine getirilmesinde insanların tenkidinden çekinmez, hak uğrunda hiçbir hatır gözetmez ve çevresindekilere sürekli iyilikte bulunurdu. Bütün yaşantısında Kitap ve Sünnet’in hükümlerini gözetmiştir. Bu yüzden onun hakkında “ El vakkafü indel hak (Hak mevzu bahis olunca hemen durup ona uyan)” denirdi. En mühim vasfı diye nitelendirebileceğimiz özelliği ise bütün işlerinde adaleti gözetmesiydi. Hatta O, tarihte adaletle ikiz olarak anılan bir insan olmuştur.

    BAZI ÖZELLİKLERİ:

    *Nesep ilmini çok iyi bilirdi. Bu ilmi babasından öğrenmişti. Arap soylarını çok iyi bilirdi.

    * İyi bir sporcu, atlet ve güreşçiydi.

    * Binicilikteki yeteneği tartışılmazdır. Cahız, onun bir sıçrayışta atına atlayarak, ustalıkla eğere yerleştiğini ve adeta ata yapışıkmış gibi göründüğünü kaydeder.

    * Cahiliyye döneminde okuma yazmayı bilen az kimselerden biri idi.

    * En büyük özelliklerinden biri; kararlarındaki isabetliliğiydi. Bu konuda Hz. Ali efendimiz şöyle buyururlar:“Biz Ömer’in dilinden ne çıktıysa sonradan onun hakikat olduğunu gördük.”

    * Cahiliyye döneminde Mekke eşrafı arasında yer almakta olup, Mekke şehir devletinin sifare (elçilik) görevi onun elindeydi. Bir savaş çıkması durumunda karsı tarafa elçi olarak Ömer gönderilir ve dönüsünde onun verdiği bilgi ve görüşlere göre hareket edilirdi. Ayrıca kabileler arasında çıkan anlaşmazlıkların çözümünde etkin rol alır ve verdiği kararlar bağlayıcılık vasfı taşırdı.

    *Çok müthiş bir hatipti. Hitabeti gibi kalemi de çok kuvvetliydi. Bunu yazdığı emirnamelerindeki üsluptan anlıyoruz. Sesi gür ve etkileyici idi. Abdullah İbn-i Abbas onun konuşmalarını hiç kaçırmazdı. Hele hele Suriye gezisinde çeşitli dinden ve ırktan insanlara yaptığı ve Suriye başpiskoposunun da dinleyiciler arasında bulunduğu bir hitabesi çok meşhurdur. Bu konuşma nın bazı bölümleri uzun yıllar halk ve fakihler tarafından anlatılmış, bu konuşmadan bir çok fıkhi esas çıkarılmış, edebiyatçılar bu güzel sözlerin sanatsal kıymetini açıklamış, ahlak alimleri ile mutasavvıflar bu konuşmada kendilerini ilgilendirecek yönler bulmuşlardı.

    * Kur’an da onun rey’ine uygun düşen on kadar ayet vardır. Bu sayı İbn-i Hacer’e göre 15, İmam Suyuti’ye göre 21dir. Bunlara “Muvafakat-ı Ömer” denilir.

    * Hz. Ömer halifeliği zamanında bizzat fetihlere iştirak etmemişti, fakat bunun yanında savaşları asıl yöneten kendisiydi. Bu konu üzerinde Şibli Numani şu izahta bulunmuştur: “İslam ordusunun fetih yerine hareketinden itibaren takip edilecek yollar ve kat edecek aşamaların hepsi Hz. Ömer tarafından gösterilirdi. Hz. Ömer askerin ne şekilde hareket edeceğine dair ayrıntılı açıklamayı yazılı olarak komutana verir ve savaş alanına gelindiği zaman oranın bir topoğrafyasını gösteren bir harita ister ona göre askerlerin mevzilerini belirlerdi.”

    * Hz. Ömer hakkında en güzel ve mufassal eser olan “El Faruk”’un müellifi muhterem üstaz Mevlana Şibli, Hz. Ömer’in fıkıh yönünde öne geçilemez bir şahsiyet olduğunu belirtir ve şu ifadeleri kullanır: “Hz. Ömer o kadar çok fıkhı meseleyi açıklığa kavuşturmuştur ki, bunlardan mükemmel bir eser meydana getirilebilir. Bu fıkhi meselelerin başlıca ayırıcı özelliği, akla tamamen uygun olmasıdır. Bu da Hz. Ömer’in esrar-ı din ilminde bir uzman ve bir rehber olduğunu gösterir.” Nizamiye medreselerinin en büyük hocası allame Ebu İshak Şirazi diyor ki: “Sözü uzatmaktan korkmasam, Hz. Ömer’in her faziletli kişiyi hayran bırakacak fıkhını anlatırdım” Şu kadarını da buna ekleyebiliriz İmam-ı Azam’ın mezhebi iki sahabenin fetvalarına dayanır: 1- Hz. Ömer 2- Abdullah Bin Mesud.

    * Bütün hayatı boyunca 70 kadar hadis rivayet etmiştir. Hz. Ömer gibi adını sürekli Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile birlikte duyduğumuz bir sahabe efendimizin bu kadar az hadis rivayet etmesi tuhaf karşılanabilir. Bu konuda Hz. Ömer’in fikri kendi sözlerinden anlaşılmaktadır. Bir mevzu üzerine halka diyor ki: “Hadise bir şey eklemek veya bir şey çıkarmak korkusu olmasa, size hadis rivayet ederdim.”

    * Muhaddislerin çoğu Resul-i Ekrem’in(s.a.v.)ashabından özellikle 6 kişinin fıkıh ilminin esaslarını oluşturdukları konusunda aynı görüştedirler. Bunlar başta Hz. Ömer olmakla birlikte Hz. Ali, Abdullah bin Mesud, Übeyy bin Ka’b, Zeyd bin Sabit ve Ebu Musa El-Eş’aridir.

    * Hz. Ömer, güzel bir şiir duyunca onu ezberleyinceye kadar tekrar ederdi. “Bir mecliste İbn Ebi Salt’tan bin beyit okuyabilirim” derdi.Arap şairlerin şiirlerin ekseriyeti hafızasında idi. Allame İbn-i Raşik el Kirvani; “Hz. Ömer, zamanında, şiirin en mükemmel ve en hünerli tenkitçisiydi” der. Cahız da; “Hz. Ömer devrinin şiirine en fazla aşina olan kimse idi” der. Üç şairi çok beğenirdi; “İmr-ül Kays, Züheyr ve Nabiğa” Bunlar içinde de en çok Züheyr’i beğenir ve ona “şairler şairi” derdi. Neden en çok onu beğendiğini soran İbn-i Abbas’a; “Züheyr bayağı sözler kullanmaz, muğlak söz söylemez, bilmediğini anlatmaya kalkmaz, övdüğü zaman hakiki sıfatlarla över” demişti. İmr-ül Kays’ı da şairlerin üstadı kabul eder ve “İmr-ül Kays şairler için şiir kaynağını açmış, kör manalara göz vermiştir” demiştir. Az da olsa Hz. Ömer de şiir yazmıştır.

    *Dinin mübah kıldıkları konusunda çok müsamahalı idi. Bir defasında Hz Ömer arkadaşları ile hacca giderken o sıralar tatlı bir genç olan Abdullah bin Zübeyr arkadaşlarına latifeler yapıyor, yolda şarkılar söyleniliyordu. Hz.Ömer hiç müdahale etmedi. Yalnız, sabah namazı girince arkadaşlarına; “Namaz vakti girdi, Allah’ınızı düşününüz” demişti. Bir yolcunun şarkı söylediğini görünce men etmek istediler. Hz. Ömer ise: “Şarkı yolcunun azığıdır” buyurdu.

    *Halifeliği zamanında bile dünya hayatı onu yamalı elbise giymekten alıkoyamadı.

    *İran’ın fethi, Hz. Ömer zamanında olmuştur. İran Müslümanlara çok pahalıya mal olmuştu. Hz. Ömer (r.a.) “keşke bizimle Fars(İran) arasında ateşten bir dağ bulunsaydı da hiç birimiz ötekine taarruz etmeseydi” derdi.

    *Hz. Ömer hilafet müddeti on sene, altı ay dört gündür. Hicretin 43. senesinde 63 yaşında vefat etmiştir

    *Hz. Ömer’in değer ölçüleri:

    Adamın biri, Hz. Ömer (r.a.)’ın huzurunda birini methedince, Hz. Ömer (r.a.) sormuş:

    - “Bu adamla bir muameleniz oldu mu?”

    - “Hayır demiş.”

    - “Beraber yolculuk ettiniz mi?”

    - “Hayır demiş.”

    - “O halde siz hiç bilmediğiniz bir şeyden bahsediyorsunuz.” demiştir.

    *Hz. Ömer 8 erkek 4 kız çocuk babasıdır. Oğullarından Abdullah hadis ilmi, fıkıh bilgisi ve sünnete ittibası ile çok meşhurdur. Diğer oğlu Asım da ilim, fazilet, zühd ve takvası ile tanınmıştır. Kızlarından Hz. Hafsa ile Resulün zevcesi ve bizlerin de annesi olmakla şerefyap ve serfirazdır.

    * En çok tekrar ettiği dualarından birisi: “ Allahım! Bütün amellerimi salih ve sırf senin rızan için hâlis kıl. Senin rızan dışında hiçbir şey koyma”

    * Peygamberliğin 6. senesinde 27 yaşında Müslüman oldu. Genelde 40. Müslüman olarak bilinir. Doğrusu 40. Erkek Müslüman’dır. Ondan evvel 39 erkek, 23 hanım Müslüman olmuştu.



  3. 20.Mayıs.2013, 18:25
    2
    Devamlı Üye



    Hz. Ömerin Fiziksel Özellikleri Şemaili

    Hz. Ömer’in şemaili hakkında kısaca şunlar söylenebilir: Uzun boylu, iri cüsseli, sert mizaçlı, beyaz tenli, alnı geniş, bıyıkları uzun, saçları dökük ve gözlerinde bir nevi kırmızılık vardı.

    Ahlakından da şöyle bahsedecek olursak; cesur ve yiğit, akıllı ve tedbirli, kanaatkar ve sabırlı, ibadet ehli ve zahid kısaca külli kemalat sahibiydi. Sözünü dinletir, din işlerinin yerine getirilmesinde insanların tenkidinden çekinmez, hak uğrunda hiçbir hatır gözetmez ve çevresindekilere sürekli iyilikte bulunurdu. Bütün yaşantısında Kitap ve Sünnet’in hükümlerini gözetmiştir. Bu yüzden onun hakkında “ El vakkafü indel hak (Hak mevzu bahis olunca hemen durup ona uyan)” denirdi. En mühim vasfı diye nitelendirebileceğimiz özelliği ise bütün işlerinde adaleti gözetmesiydi. Hatta O, tarihte adaletle ikiz olarak anılan bir insan olmuştur.

    BAZI ÖZELLİKLERİ:

    *Nesep ilmini çok iyi bilirdi. Bu ilmi babasından öğrenmişti. Arap soylarını çok iyi bilirdi.

    * İyi bir sporcu, atlet ve güreşçiydi.

    * Binicilikteki yeteneği tartışılmazdır. Cahız, onun bir sıçrayışta atına atlayarak, ustalıkla eğere yerleştiğini ve adeta ata yapışıkmış gibi göründüğünü kaydeder.

    * Cahiliyye döneminde okuma yazmayı bilen az kimselerden biri idi.

    * En büyük özelliklerinden biri; kararlarındaki isabetliliğiydi. Bu konuda Hz. Ali efendimiz şöyle buyururlar:“Biz Ömer’in dilinden ne çıktıysa sonradan onun hakikat olduğunu gördük.”

    * Cahiliyye döneminde Mekke eşrafı arasında yer almakta olup, Mekke şehir devletinin sifare (elçilik) görevi onun elindeydi. Bir savaş çıkması durumunda karsı tarafa elçi olarak Ömer gönderilir ve dönüsünde onun verdiği bilgi ve görüşlere göre hareket edilirdi. Ayrıca kabileler arasında çıkan anlaşmazlıkların çözümünde etkin rol alır ve verdiği kararlar bağlayıcılık vasfı taşırdı.

    *Çok müthiş bir hatipti. Hitabeti gibi kalemi de çok kuvvetliydi. Bunu yazdığı emirnamelerindeki üsluptan anlıyoruz. Sesi gür ve etkileyici idi. Abdullah İbn-i Abbas onun konuşmalarını hiç kaçırmazdı. Hele hele Suriye gezisinde çeşitli dinden ve ırktan insanlara yaptığı ve Suriye başpiskoposunun da dinleyiciler arasında bulunduğu bir hitabesi çok meşhurdur. Bu konuşma nın bazı bölümleri uzun yıllar halk ve fakihler tarafından anlatılmış, bu konuşmadan bir çok fıkhi esas çıkarılmış, edebiyatçılar bu güzel sözlerin sanatsal kıymetini açıklamış, ahlak alimleri ile mutasavvıflar bu konuşmada kendilerini ilgilendirecek yönler bulmuşlardı.

    * Kur’an da onun rey’ine uygun düşen on kadar ayet vardır. Bu sayı İbn-i Hacer’e göre 15, İmam Suyuti’ye göre 21dir. Bunlara “Muvafakat-ı Ömer” denilir.

    * Hz. Ömer halifeliği zamanında bizzat fetihlere iştirak etmemişti, fakat bunun yanında savaşları asıl yöneten kendisiydi. Bu konu üzerinde Şibli Numani şu izahta bulunmuştur: “İslam ordusunun fetih yerine hareketinden itibaren takip edilecek yollar ve kat edecek aşamaların hepsi Hz. Ömer tarafından gösterilirdi. Hz. Ömer askerin ne şekilde hareket edeceğine dair ayrıntılı açıklamayı yazılı olarak komutana verir ve savaş alanına gelindiği zaman oranın bir topoğrafyasını gösteren bir harita ister ona göre askerlerin mevzilerini belirlerdi.”

    * Hz. Ömer hakkında en güzel ve mufassal eser olan “El Faruk”’un müellifi muhterem üstaz Mevlana Şibli, Hz. Ömer’in fıkıh yönünde öne geçilemez bir şahsiyet olduğunu belirtir ve şu ifadeleri kullanır: “Hz. Ömer o kadar çok fıkhı meseleyi açıklığa kavuşturmuştur ki, bunlardan mükemmel bir eser meydana getirilebilir. Bu fıkhi meselelerin başlıca ayırıcı özelliği, akla tamamen uygun olmasıdır. Bu da Hz. Ömer’in esrar-ı din ilminde bir uzman ve bir rehber olduğunu gösterir.” Nizamiye medreselerinin en büyük hocası allame Ebu İshak Şirazi diyor ki: “Sözü uzatmaktan korkmasam, Hz. Ömer’in her faziletli kişiyi hayran bırakacak fıkhını anlatırdım” Şu kadarını da buna ekleyebiliriz İmam-ı Azam’ın mezhebi iki sahabenin fetvalarına dayanır: 1- Hz. Ömer 2- Abdullah Bin Mesud.

    * Bütün hayatı boyunca 70 kadar hadis rivayet etmiştir. Hz. Ömer gibi adını sürekli Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile birlikte duyduğumuz bir sahabe efendimizin bu kadar az hadis rivayet etmesi tuhaf karşılanabilir. Bu konuda Hz. Ömer’in fikri kendi sözlerinden anlaşılmaktadır. Bir mevzu üzerine halka diyor ki: “Hadise bir şey eklemek veya bir şey çıkarmak korkusu olmasa, size hadis rivayet ederdim.”

    * Muhaddislerin çoğu Resul-i Ekrem’in(s.a.v.)ashabından özellikle 6 kişinin fıkıh ilminin esaslarını oluşturdukları konusunda aynı görüştedirler. Bunlar başta Hz. Ömer olmakla birlikte Hz. Ali, Abdullah bin Mesud, Übeyy bin Ka’b, Zeyd bin Sabit ve Ebu Musa El-Eş’aridir.

    * Hz. Ömer, güzel bir şiir duyunca onu ezberleyinceye kadar tekrar ederdi. “Bir mecliste İbn Ebi Salt’tan bin beyit okuyabilirim” derdi.Arap şairlerin şiirlerin ekseriyeti hafızasında idi. Allame İbn-i Raşik el Kirvani; “Hz. Ömer, zamanında, şiirin en mükemmel ve en hünerli tenkitçisiydi” der. Cahız da; “Hz. Ömer devrinin şiirine en fazla aşina olan kimse idi” der. Üç şairi çok beğenirdi; “İmr-ül Kays, Züheyr ve Nabiğa” Bunlar içinde de en çok Züheyr’i beğenir ve ona “şairler şairi” derdi. Neden en çok onu beğendiğini soran İbn-i Abbas’a; “Züheyr bayağı sözler kullanmaz, muğlak söz söylemez, bilmediğini anlatmaya kalkmaz, övdüğü zaman hakiki sıfatlarla över” demişti. İmr-ül Kays’ı da şairlerin üstadı kabul eder ve “İmr-ül Kays şairler için şiir kaynağını açmış, kör manalara göz vermiştir” demiştir. Az da olsa Hz. Ömer de şiir yazmıştır.

    *Dinin mübah kıldıkları konusunda çok müsamahalı idi. Bir defasında Hz Ömer arkadaşları ile hacca giderken o sıralar tatlı bir genç olan Abdullah bin Zübeyr arkadaşlarına latifeler yapıyor, yolda şarkılar söyleniliyordu. Hz.Ömer hiç müdahale etmedi. Yalnız, sabah namazı girince arkadaşlarına; “Namaz vakti girdi, Allah’ınızı düşününüz” demişti. Bir yolcunun şarkı söylediğini görünce men etmek istediler. Hz. Ömer ise: “Şarkı yolcunun azığıdır” buyurdu.

    *Halifeliği zamanında bile dünya hayatı onu yamalı elbise giymekten alıkoyamadı.

    *İran’ın fethi, Hz. Ömer zamanında olmuştur. İran Müslümanlara çok pahalıya mal olmuştu. Hz. Ömer (r.a.) “keşke bizimle Fars(İran) arasında ateşten bir dağ bulunsaydı da hiç birimiz ötekine taarruz etmeseydi” derdi.

    *Hz. Ömer hilafet müddeti on sene, altı ay dört gündür. Hicretin 43. senesinde 63 yaşında vefat etmiştir

    *Hz. Ömer’in değer ölçüleri:

    Adamın biri, Hz. Ömer (r.a.)’ın huzurunda birini methedince, Hz. Ömer (r.a.) sormuş:

    - “Bu adamla bir muameleniz oldu mu?”

    - “Hayır demiş.”

    - “Beraber yolculuk ettiniz mi?”

    - “Hayır demiş.”

    - “O halde siz hiç bilmediğiniz bir şeyden bahsediyorsunuz.” demiştir.

    *Hz. Ömer 8 erkek 4 kız çocuk babasıdır. Oğullarından Abdullah hadis ilmi, fıkıh bilgisi ve sünnete ittibası ile çok meşhurdur. Diğer oğlu Asım da ilim, fazilet, zühd ve takvası ile tanınmıştır. Kızlarından Hz. Hafsa ile Resulün zevcesi ve bizlerin de annesi olmakla şerefyap ve serfirazdır.

    * En çok tekrar ettiği dualarından birisi: “ Allahım! Bütün amellerimi salih ve sırf senin rızan için hâlis kıl. Senin rızan dışında hiçbir şey koyma”

    * Peygamberliğin 6. senesinde 27 yaşında Müslüman oldu. Genelde 40. Müslüman olarak bilinir. Doğrusu 40. Erkek Müslüman’dır. Ondan evvel 39 erkek, 23 hanım Müslüman olmuştu.






+ Yorum Gönder