Konusunu Oylayın.: Kolostomi hastası olan bir kimse özürlü sayılır mı, nasıl davranması gerekir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kolostomi hastası olan bir kimse özürlü sayılır mı, nasıl davranması gerekir?
  1. 08.Mayıs.2013, 00:05
    1
    Misafir

    Kolostomi hastası olan bir kimse özürlü sayılır mı, nasıl davranması gerekir?

  2. 19.Mayıs.2013, 11:54
    2
    Katade
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Nisan.2013
    Üye No: 100895
    Mesaj Sayısı: 648
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    Cevap: Kolostomi hastası olan bir kimse özürlü sayılır mı, nasıl davranması gerekir?




    Kolostomi hastası olan bir kimse özürlü sayılır mı, nasıl davranması gerekir?




    Özür “sonradan ortaya çıkan ve mükellefin işini kolaylaştırmaya yarayan durum” olarak da tanımlanır (İbnu Emiru Hac, et-Takrir ve’t-tahbir, ll, 204).

    Fıkıhta özür kavramının en çok kullanıldığı konuların başında sürekli devam eden abdest bozucu haller gelir. Sürekli burun kanaması, idrarını tutamama, sürekli kusma, yellenme, yaranın sürekli kanaması ve akması, bayanların akıntıları, (bayanlar için hayızda üç günden az veya on günden çok; nifasta kırk günden çok kan gelmesi gibi durumları) gibi abdesti bozan ve kısmen süreklilik taşıyan bedeni rahatsızlıklara özür, böyle kimselere de özür sahibi denilir (Kasani, Bedaiü’s-Sanai, l, 238, 239; Merğinani, el-Hidaye, l, 32, 33; İbn Abidin, Reddü’l-muhtar, l, 305).

    Bir kimsenin ibadet konusunda özürlü sayılabilmesi için özrünün, bir namaz vakti içinde abdest alıp namaz kılacak kadar bile kesilmemesi ve her namaz vaktinde en az bir defa tekrarlaması gerekir. Özür hali, sebebin tam bir namaz vakti süresince kesilmesiyle ortadan kalkar (İbn Abidin, Reddü’l-muhtar, l, 305).

    Özürlü kimse her namaz vakti için abdest alır. Zira Hz. Peygamber özürlü bir kadına böyle yapmasını bildirmiştir (Buhari, Vudu’, 63; Ebu Davud, Tahare, 110, 112).

    Özürlü, özür halinin abdesti bozmadığını varsayarak o vakit içinde aldığı abdestle, onu bozan yeni bir durum meydana gelmedikçe, dilediği kadar farz, vacip, sünnet, eda ve kaza namazı, cuma ve bayram namazı kılabilir, Kabe’yi tavaf edebilir, Mushaf’ı tutabilir (Merğinani, el-Hidaye, l, 32).

    Ancak özür sahibinin abdesti namaz vaktinin çıkmasıyla bozulur. Dolayısıyla yeni namaz vaktinde tekrar abdest alması gerekir. Özür sahibi kimsenin abdesti özür hali dışında abdesti bozan diğer şeylerle bozulur (Kasani, Bedaiü’s-Sanai, l, 240).

    Mesela idrarını tutamayan kimsenin burnu kanamakla abdesti bozulur. İmam Şafii’ye göre özürlü kimsenin bir namaz vakti içinde kılacağı her namaz için ayrı ayrı abdest alması gerekir. Onun abdesti kıldığı namaz bitince son bulmuş olur. Maliki mezhebine göre özür sahibinin abdesti vaktin girmesi veya çıkması ile değil, özrün dışında abdesti bozan bir şeyin meydana gelmesi ile bozulur (İbn Rüşd, Bidayetü’l-müctehid, l, 47).

    Özürlü kimsenin bu sebeple elbisesine bulaşan idrar, kan özür devam ettiği sürece namazın sıhhatine engel olmaz. *Özürlü kimse de özürsüz kişinin aldığı gibi abdest alır. Özür sahibi birisi ancak kendisi gibi özürlü olanlara imamlık yapabilir.

    Kolostomi hastalığında direkt olarak karın duvarına yapıştırılan bir torbaya gelen dışkının kontrolsüz bir şekilde boşaltılması söz konusudur. Bu durumda olan hastalar özürlü olarak kabul edilip ibadetlerinde özürlülere tanınan kolaylıklardan yararlanırlar. Buna göre sadece abdest durumu özür sahibi olmayan insanlardan farklıdır. Abdest dışındaki diğer dini görevlerde özür sahibi olmayan insanlar gibi davranır. Özürlü kimsenin çamaşırına özür yerinden çıkarak bulaşan kan, irin, idrar, dışkı, cerahat gibi şeyler özrü devam ettiği müddetçe namaza engel değildir. Necasetin az veya çok olması hükmü değiştirmez. Özür devam ettiğinden bundan kaçınılması mümkün değildir. Ancak bu necis/pis şeyler çamaşırına veya elbisesine tekrar bulaşmayacaksa, yıkanması gerekir. (İbn Abidin, Reddü’l-Muhtar, l, 139, 281, 283)*

    Özür sahibi insanlar; bir vakit için aldığı abdestle o vakit çıkıncaya kadar diledikleri kadar namaz kılabilirler. Ancak yeni bir vakit girdiğinde tekrar abdest almaları gerekir. Şafii mezhebine mensup olan kişi namaz vakti girdikten sonra abdest alır ve hiç ara vermeden hemen namazını kılar. Fakat cemaati beklemesinde bir sakınca yoktur (Selame el-Izami, Tenviru’l-kulub, 118).

    Netice itibariyle bahsettiğiniz durumda özür sahibi olduğunuz anlaşılmaktadır. Bu nedenle özür hali devam ettiği müddetçe, bir abdestle namaz vakti çıkana dek dilediğiniz kadar namaz kılabilir, Kur'an okuyabilir, mushafı tutabilirsiniz.. Bu süre zarfında çıkan gaz, idrar veya dışkı abdestinize zarar vermez.



  3. 19.Mayıs.2013, 11:54
    2
    Devamlı Üye



    Kolostomi hastası olan bir kimse özürlü sayılır mı, nasıl davranması gerekir?




    Özür “sonradan ortaya çıkan ve mükellefin işini kolaylaştırmaya yarayan durum” olarak da tanımlanır (İbnu Emiru Hac, et-Takrir ve’t-tahbir, ll, 204).

    Fıkıhta özür kavramının en çok kullanıldığı konuların başında sürekli devam eden abdest bozucu haller gelir. Sürekli burun kanaması, idrarını tutamama, sürekli kusma, yellenme, yaranın sürekli kanaması ve akması, bayanların akıntıları, (bayanlar için hayızda üç günden az veya on günden çok; nifasta kırk günden çok kan gelmesi gibi durumları) gibi abdesti bozan ve kısmen süreklilik taşıyan bedeni rahatsızlıklara özür, böyle kimselere de özür sahibi denilir (Kasani, Bedaiü’s-Sanai, l, 238, 239; Merğinani, el-Hidaye, l, 32, 33; İbn Abidin, Reddü’l-muhtar, l, 305).

    Bir kimsenin ibadet konusunda özürlü sayılabilmesi için özrünün, bir namaz vakti içinde abdest alıp namaz kılacak kadar bile kesilmemesi ve her namaz vaktinde en az bir defa tekrarlaması gerekir. Özür hali, sebebin tam bir namaz vakti süresince kesilmesiyle ortadan kalkar (İbn Abidin, Reddü’l-muhtar, l, 305).

    Özürlü kimse her namaz vakti için abdest alır. Zira Hz. Peygamber özürlü bir kadına böyle yapmasını bildirmiştir (Buhari, Vudu’, 63; Ebu Davud, Tahare, 110, 112).

    Özürlü, özür halinin abdesti bozmadığını varsayarak o vakit içinde aldığı abdestle, onu bozan yeni bir durum meydana gelmedikçe, dilediği kadar farz, vacip, sünnet, eda ve kaza namazı, cuma ve bayram namazı kılabilir, Kabe’yi tavaf edebilir, Mushaf’ı tutabilir (Merğinani, el-Hidaye, l, 32).

    Ancak özür sahibinin abdesti namaz vaktinin çıkmasıyla bozulur. Dolayısıyla yeni namaz vaktinde tekrar abdest alması gerekir. Özür sahibi kimsenin abdesti özür hali dışında abdesti bozan diğer şeylerle bozulur (Kasani, Bedaiü’s-Sanai, l, 240).

    Mesela idrarını tutamayan kimsenin burnu kanamakla abdesti bozulur. İmam Şafii’ye göre özürlü kimsenin bir namaz vakti içinde kılacağı her namaz için ayrı ayrı abdest alması gerekir. Onun abdesti kıldığı namaz bitince son bulmuş olur. Maliki mezhebine göre özür sahibinin abdesti vaktin girmesi veya çıkması ile değil, özrün dışında abdesti bozan bir şeyin meydana gelmesi ile bozulur (İbn Rüşd, Bidayetü’l-müctehid, l, 47).

    Özürlü kimsenin bu sebeple elbisesine bulaşan idrar, kan özür devam ettiği sürece namazın sıhhatine engel olmaz. *Özürlü kimse de özürsüz kişinin aldığı gibi abdest alır. Özür sahibi birisi ancak kendisi gibi özürlü olanlara imamlık yapabilir.

    Kolostomi hastalığında direkt olarak karın duvarına yapıştırılan bir torbaya gelen dışkının kontrolsüz bir şekilde boşaltılması söz konusudur. Bu durumda olan hastalar özürlü olarak kabul edilip ibadetlerinde özürlülere tanınan kolaylıklardan yararlanırlar. Buna göre sadece abdest durumu özür sahibi olmayan insanlardan farklıdır. Abdest dışındaki diğer dini görevlerde özür sahibi olmayan insanlar gibi davranır. Özürlü kimsenin çamaşırına özür yerinden çıkarak bulaşan kan, irin, idrar, dışkı, cerahat gibi şeyler özrü devam ettiği müddetçe namaza engel değildir. Necasetin az veya çok olması hükmü değiştirmez. Özür devam ettiğinden bundan kaçınılması mümkün değildir. Ancak bu necis/pis şeyler çamaşırına veya elbisesine tekrar bulaşmayacaksa, yıkanması gerekir. (İbn Abidin, Reddü’l-Muhtar, l, 139, 281, 283)*

    Özür sahibi insanlar; bir vakit için aldığı abdestle o vakit çıkıncaya kadar diledikleri kadar namaz kılabilirler. Ancak yeni bir vakit girdiğinde tekrar abdest almaları gerekir. Şafii mezhebine mensup olan kişi namaz vakti girdikten sonra abdest alır ve hiç ara vermeden hemen namazını kılar. Fakat cemaati beklemesinde bir sakınca yoktur (Selame el-Izami, Tenviru’l-kulub, 118).

    Netice itibariyle bahsettiğiniz durumda özür sahibi olduğunuz anlaşılmaktadır. Bu nedenle özür hali devam ettiği müddetçe, bir abdestle namaz vakti çıkana dek dilediğiniz kadar namaz kılabilir, Kur'an okuyabilir, mushafı tutabilirsiniz.. Bu süre zarfında çıkan gaz, idrar veya dışkı abdestinize zarar vermez.






+ Yorum Gönder