Konusunu Oylayın.: K harfi ile başlayan kız ve erkek bebek isimleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
K harfi ile başlayan kız ve erkek bebek isimleri
  1. 06.Mayıs.2013, 12:57
    1
    Misafir

    K harfi ile başlayan kız ve erkek bebek isimleri

  2. 06.Mayıs.2013, 14:39
    2
    YakarıS
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Nisan.2013
    Üye No: 101142
    Mesaj Sayısı: 142
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Cevap: K harfi ile başlayan kız ve erkek bebek isimleri




    KAAN: (Tür.) Er. 1. Çin ve Moğol imparatorlarına verilen isim. 2. Hakan, hükümdar.
    KA'B: (Ar.) Er. 1. Topuk kemiği, aşık kemiği anlamında. 2. (Mecazen): Şeref, şan, onur anlamında kullanılır. 3. Ka'b b. Züheyr (Vll.yy.): Sahabedendir. Rasulullah için okuduğu Kaside-i Bürde çok meşhurdur. Birçok dillere çevirisi yapıldı.
    KABİL: (Ar.) Er. 1. Olabilir, mümkün. 2. Cins, soy, sınıf, tür, çeşit. -Hz. Âdem'in büyük oğlu olup kardeşi Habil'i öldürmüş ve yeryüzünde ilk kan döken insan olmuştur.
    KADEM: (Ar.). 1. Ayak. 2. Adım. 3.
    Yarım arşın uzunluğunda bir ölçek. 4 Uğur. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.
    KADEMRAN: (Fars.). 1. İlerleyen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    KADER: (Ar.) Ka. 1. İman esaslarından, Allah'ın bütün yaratıklar için hüküm ve irade ettiği hallerin oluş şekli,
    alın yazısı, takdir. 2. Talih, baht. 3. Kötü talih. 4. Güç kuvvet.
    KADI: (Ar.) Er. 1. Hüküm, karar, hakimlik. 2. Seri devlette, mahkeme reisi. İlim sahibi yetkili. Kadı İyaz: (İyaz b. Musa b. Ümran es-Sebtî: (1083-1149). Meşhur fıkıh ve hadis bilgini. İspanya'da Gırnata kadılığı yaptı. 20'yi aşkın eseri vardır.
    KADİFE: (Ar.) Ka. - Yüzü ince sık tüylü, parlak ve yumuşak kumaş.
    KADİM: (Ar.) Er. 1. Ayak basan, ulaşan, varan. 2. Ezeli, evvelsiz. 3. Çok eski zamanlara ait eski atik. 4. Yıllanmış. - Kelam-ı Kadim, Kur'an-ı Kerim.
    KADIN: (Tür.) Ka. 1.Yetişkin dişi insan. 2. Evlenmiş kadın. 3. Evli ve itibarlı kadın, hanım.
    KADİR: (Ar.) Er. 1. Değer, kıymet, itibar. 2. Parlaklık. 3. Kudret sahibi kudretli, kuvvetli, güçlü. 4. Allah'ın isimlerinden. Kur'an-ı Kerim'de 50'ye yakın yerde geçmektedir. Başına"abd" takısı olarak "Abdülkadir" olarak kullanılır.
    KADİRBİLLAH: (Ar.) Er. 1. Allah'la güçlenen. Gücünü Allah'tan alan. 2. Ebu'l-Ahmed b. İshak. Abbasi halifesi (Öl. 1031). Halife Muktedir'in torunu.
    KADİRE: (Ar.) Ka. - Güçlü kuvvetli.
    KADİRŞAH: (a.f.i.) Er. 1. Güçlü, kuvvetli hükümdar, padişah. 2. Kadir ve şah kelimelerinden türetilmiş birlesik isimdir.
    KADREDDİN: (Ar.) Er. - Dinin kudreti, gücü. - Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
    KADRİ: (Ar.) Er. 1. Değer, itibar. 2. Onur, şeref, haysiyet, meziyet. 3. Rütbe, derece.
    KADRİCAN: (a.f.i.) Er. - Değerli, itibarlı, can, ruh. - Kadri ve Can isimlerinden meydana gelen birleşik isim.
    KADRİHAN: (a.t.i.) Er. – Değerli hükümdar, yönetici.
    KADRİYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Kadri).
    KÂFİ: (Ar.) Er. - El veren, yeter, yetecek, yetişen, kifayet eden.
    KAFİYE: (Ar.) Ka. 1. Şiirde, mısra sonunda yer alan kelimelerin ses benzerliği, ses uyuşması, uyak. 2. Eski nesrimizde zaman zaman yer alan ses benzerliği ve uygunluğuna dayanan sanat, seci.
    KAĞAN: (Tür.) Er. 1. Hakan, imparator. 2. Kükremiş, öfkelenmiş, kükreyen, öfkelenen.
    KAHHAR: (Ar.). 1. Ziyadesiyle kahreden, kahredici, yok edici batırıcı. 2. Allah'ın isimlerinden. - İsim olarak kullanılmaz. - (bkz. Abdülkahhar).
    KAHİR: (Ar.) 1. Allah'ın sıfatlarındandır. Kur'an-ı Kerim'de iki yerde geçer. 2. Kahredici, zorlayan. 3. Yok eden. 4. Ezici kuvvet. Kahir Billah: Abbasi halifesi. (Ebu Mansur Muhammed el-Mutezid). Muktedir'in kardeşi.
    KAHRAMAN: (Fars.) Er. 1. Yiğit, cesur, (bahadır). 2. Hüküm sahibi, iş buyuran. 3. Fars mitolojisinde Rüstem'in yendiği kimse. - (bkz. Bahadır).
    KÂHTA: (Tür.) Er. - Fırat nehri kollarından birinin adı, Malatya'da aynı isimle yerleşim bölgesi vardır.
    KÂHYA: (Fars.) Er. 1. Efendi, emir. 2. Ev sahibi, aile reisi. 3. Çiftlik yöneticisi.
    KAİD: (Ar.) Er. 1. Rehber kumandan. 2. Atlan yedekte götüren. 3. Oturan, ikamet eden.
    KAİDE: (Ar.) Ka. 1. Oturan. 2. Temel, esas. 3. Başkent.
    KAİM: (Ar.) Er. 1. Duran, ayakta duran. 2. Bir şeyi yapan icra eden. 3. Allah'ın emrini ifa eden.
    KAİME: (Ar.) Ka. 1. (bkz. Kaim). 2. Türklerde kağıt para manasına gelmektedir.
    KÂİNAT: (Ar.) Er. 1. Var olanların hepsi. Yaratıklar. Yer gök. - (bkz. Evren).
    KALAGAY: (Tür.) Er. - Al, kırmızı renk.
    KALENDER: (Fars.) Er. 1. Dünyadan elini eteğini çekip başı boş dolaşan. 2. Alçak gönüllü, gurur ve kibirden uzak, üstüne başına dikkat etmeyen bulduğu ile yetinen kimse.
    KALGAY: (Tür.) Er. 1. İzci kumandanı. 2. Kırım hanlığında veliahta verilen unvan.KAYAALP: (Tür.) Er. - Kaya gibi güçlü er.
    KAYACAN: (Tür.) Er. - Canı kaya gibi güçlü.
    KAYAER: (Tür.) Er. - Kaya gibi güçlü er.
    KAYAN: (Tür.) 1. Akarsu sel. 2. Yassı, düz, kat kat oluşmuş taşlar. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    KAYANSEL: (Tür.) Er. - (bkz. Kayan).
    KAYGUN: (Tür.) Er. 1. Etkili, hüzünlü, dokunaklı. 2. Akdoğan.
    KAYHAN: (Tür.) Er. - Sert, güçlü sesli okuyucu, kayayı bile delecek güçte sesi olan okuyucu.
    KAYI: (Tür.) Er. 1. Yağmur, sağanak, bora. 2. Oğuz boylarından Osmanlı hanedanının mensup olduğu boy. 3. Sağlam, güçlü, sert.
    KAYIHAN: (Tür.) Er. - Güçlü hükümdar.
    KAYITBAY: (Tür.) Er. - Kayıtbay el-Zahiri: Ünlü Mısır ve Suriye sultanı.
    KAYMAZ: (Tür.) Er. 1. Dağ eteği. 2. Güneydoğu'dan esen bir rüzgar.
    KAYNAK: (Tür.) 1. Bir suyun çıktığı yer, menşe. Bir haberin çıktığı yer. 2. Araştırma ve incelemede yararlanılan belge. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    KAYRA: (Tür.) - Yüksek büyük tutulan ya da sayılan birinden gelen iyilik lütuf, ihsan atıfet, inayet. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    KAYRAALP: (Tür.) Er. - İyiliksever, yiğit.
    KAYRABAY: (Tür.) Er. - İyiliksever, saygın kimse.
    KAYRAHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Kayraalp).
    KAYRAK: (Tür.) Er. 1. Taşlı, kumlu, ekime elverişli olmayan toprak. 2. Kaygan toprak. 3. Bileği taşı.
    KAYRAL: (Tür.) Er. - Kayrılan, himaye edilen (kimse).
    KAYRAR: (Tür.) Er. 1. Orman içindeki ağaçsız kalan. 2. Kayan yer. 3. İnce çakıllı, kumlu toprak.
    KAYS: (Ar.) Er. 1. Leyla ile Mecnun hikayesinin erkek kahramanı olan Mecnun-i Amiri'nin asıl adı. 2. Umman Denizi'nde küçük bir ada.
    KAYSER: (Ar.) Er. - Roma ve Bizans (Alman) imparatorunun lakabı. -Daha çok unvan olarak kullanılır.
    KAYTUS: (Ar.) - Bir yıldız kümesi. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    KAYYUM: (Ar.) 1. Gökleri, yeri ve herşeyi tutan. Herşeyin varlık sahibi olabilmesi için gerekeni veren. Allah'ın isimlerinden.
    KAZA: (Ar.) Er. - Hüküm karar verme, emir tesbit vs.
    KAZAK: (Tür.) Er. 1. Göçebe akıncı. 2. Rusya'da yaşayan bir Türk kavmi. 3. Genç, taze. 4. İnatçı.
    KAZAKHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Kazak).
    KAZAN: (Tür.) Er. 1. Su çevrisi, kayra. 2. Sazlık yerlerde dibi bulunmayan sulu yer. 3. Girdap.
    KAZANHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Kazan).
    KÂZIM: (Ar.) Er. 1. Öfkesini yenen kimse. Hırsını dizginleyen. 2. Kinini yenen.
    KEBİR: (Ar.) 1. Büyük, ulu azim. 2. Yaşça büyük yaşlı. 3. Çocukluktan çıkmış genç. 4. Allah'ın isimlerinden. Abdülkebir şeklinde kullanılmalıdır.
    KEBİRE: (Ar.) Ka. - (bkz. Kebir).
    KEBUTER: (Fars.) Ka. - Güvercin.
    KEFFARET: (Ar.) Ka. 1. Günahı örten anlamına gelir. 2. Günahların ödenmesi gereken bedeli.
    KELAMİ: (Ar.) Er. - Söze ilişkin, sözle ilgili.
    KELEBEK: (Tür.) Ka. 1. Vücudu kanatlan ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türü olan böcek. 2. Narin, ince kadın.
    KELİM: (Ar.) Er. 1. Söz söyleyen, konuşan. 2. Kelimullah: Tur'u Sina'da Cenab-ı Hakla konuşmasıyla Hz. Musa'ya verilen unvan. 3. Sure-i Kelim: Taha suresi. KELİME: (Ar.) Ka. - (bkz. Kelim).
    KEMAL: (Ar.) Er. 1. Olgunluk, yetkinlik, tamlık, eksiksizlik. 2. En yüksek değer, mükemmellik, değer baha. 3. Bilgi, fazilet.
    KEMALAT: (Ar.) Ka. - İnsanın bilgi ve ahlak güzelliği bakımından olgun*luğu.
    KEMALEDDİN: (Ar.) Er. 1. Din'de olgunluğa eren, dinin son derecesi. 2. Din bilgisi kuvvetli. - Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
    KEMANDAR: (Fars.) Er. - Yay tutan, yay tutucu.
    KEMYAB: (Fars.) Ka. - Az bulunan, nadir.
    KENAN: (Ar.) Er. 1. Hz. Ya'kub'un memleketi, Filistin. 2. Yusuf-i Kenan: Hz. Yusuf. - Pir-i Kenan: Hz. Ya'kub. Hz. Nuh'un iman etmeyen oğlunun adının da Kenan olduğu rivayet edilmektedir.
    KENTER: (Tür.) Ka. - Şehirli, kentli.
    KERAM: (Ar.) Er. - (bkz. Kirami).
    KERAMEDDİN: (Ar.) Er. 1. Kerem bağış ihsan lütuf sahibi. 2. Dinde üstün mertebelere ulaşan. 3. Keramet sahibi derviş veli. - Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
    KERAMET: (Ar.) Ka. 1. Birine karşı ikramda bulunmak. 2. Allah'ın bir kimseye cömertliği, lütfü, himayesi ve yardımı olarak ele alınır.
    KEREM: (Ar.) Er. 1. Asalet, asillik, soyluluk. 2. Cömertlik, el açıklığı lütuf, bağış, bahşiş.
    KEREMŞAH: (Ar.) Er. - (bkz. Kerem).
    KERENÂY: (Fars.) Ka. - Eskiden kullanılan bir çeşit nefesli saz.
    KERİM: (Ar.) Er. 1. Kerem sahibi, cömert, verimcil. 2. Ulu, büyük. 3. Lütfü, ihsanı bol, ihsan yönünden ulu. 4. Allah'ın isimlerinden, "abd" takısı alarak kullanılır, (bkz. Abdülkerim).
    KERİMAN: (Ar.) Ka. - (bkz.Kerim).
    KERİME: (Ar.) Ka. 1. (bkz. Kerim). 2. Âyet. 3. Kız evlat.
    KERİMHAN: (a.t.i.) Er. - (bkz. Kerim).
    KEŞİF: (Ar.) Er. - Açma, meydana çıkarma.
    KEVÂR: (Ar.) Ka. - Büyük Sahra'da önemli birKUDRET: (Ar.) Ka. 1. Kuvvet, takat, güç. 2. Allah'ın ezeli gücü. 3. Varlık, zenginlik. 4. Allah yapısı, yaratılış, insan eliyle yapılamayan şeyler. 5. Ehliyet kabiliyet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    KUDRETULLAH: (Ar.) Er. - Allah'ın gücü.
    KUDSİ: (Ar.) Er. - Kutsal, muazzez, mukaddes. - Allah'a mensup, ilahi.
    KUDSİYYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Kudsi).
    KUDÜS: (Ar.) Er. 1. Filistin'in merkezi olan şehir. - Ruhu'1- Kudüs: Cebrail, Hz. İsa'ya üfürülen ruh.
    KUHİSTAN: (Fars.) Er. - Dağlık memleket, İran yaylasında dağların çok olduğu bölge.
    KUHRUD: (Fars.) - Dağ ırmağı. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    KÛHSAR: (Fars.) 1. Dağlık. 2. Dağ tepesi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    KULA: (Tür.) Er. 1. Kumral. 2. Sarışın, mavi gözlü. 3. Vücudu koyu sarı, kuyruğu ve yelesi siyah olan at.
    KULAHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Kula).
    KULAN: (Tür.) Er. 1. Anayurdu Asya olan at ile eşek arası görünüşte yabanıl bir at türü. 2. İki, üç yaşında dişi tay, kısrak. 3. Zafer kazanmış kişi.
    KUMAN: (Tür.) Er. - XI. yy ile XIV. yy. arasında Güney Rusya bozkırlarında göçebe olarak yaşayan bir Türk boyu.
    KUMANBAY: (Tür.) Er. - (bkz. Kuman).
    KUMRU: (Fars.) Ka. - Güvercinlerden, uzunca kuyruklu boynunun yanlarında benekler bulunan ve güvercinlerden daha küçük olan boz renkli kuş.
    KUMRUL: (Fars.) Er. - (bkz. Kumru).
    KUMUK: (Tür.) Er. 1. Kılıç. 2. Kuzeydoğu Kafkasya ile Hazar denizinin batı kıyısında yaşayan bir Türk boyu.
    KUMUKBAY: (Tür.) Er. - (bkz. Kumuk).
    KUNT: (Tür.) Er. 1. Sağlam ve iri yapılı. 2. Ağır dayanıklı, kalın. 3. Bir tür güvercin.
    KUNTAY: (Tür.) Er. - (bkz. Kunt).
    KUNTER: (Fars.) Er. - Sağlam, kuvvetli.
    KUNTMAN: (Tür.) Er. - Sağlam ve iri yapılı, sağlıklı kimse.
    KURA: (Tür.) Er. 1. Cesur. 2. Çelik. 3. Toprak içinde bulunan büyük taş.
    KURAL: (Tür.) Er. 1. Davranışlara ya da bir sanata bir bilime yön veren ilkeler. 2. Araç. 3. Silah.
    KURAY: (Tür.) Er. - Ay gibi.
    KURBAN: (Ar.) Er. 1. Allah'ın rızasını kazanmaya vesile olan şey. 2. Eti. fakire parasız olarak dağıtılmak niyetiyle farz, vacib, ve sünnet olarak kesilen hayvan. 3. Bir gaye uğruna feda olma.
    KURÇEREN: (Tür.) Er. - Dayanıklı ve yiğit adam.
    KUREYŞ: (Ar.) Er. - Hz. Peygamberin soyu.
    KURMAN: (Tür.) Er. - Yüksek aşamalı, nitelikli kimse.
    KURRE: (Ar.) Ka. Tazelik, parlaklık. - Mısır valiliği yapmış bir zatın adıdır.
    KURTARAN: (Tür.) Er. - Kurtulmasını sağlayan.
    KURTULUŞ: (Tür.) Er. 1. Kurtulmak fiili, kurtulma. 2. Tehlike, sıkıntı, zorluk veya esaretten, istiladan kurtulmuş olma hali, halas, necat, reha, selamet. 3. İstanbul'da bir semt adı.
    KUSAY: (Ar.) Er. 1. Uzaklaşmak. 2. Peygamberin 5. dereceden atası olup İslamiyetten önce Mekke'de Kabe'yi tamir ettirmiş ve yeniden düzenlemiştir.
    KUSVA: (Ar.) Er. 1. Son derece bulunan. 2. Nihayet son. 3. Erişilecek son nokta son sınır. 4. Peygamber (s.a.s)'in devesinin adı.
    KUŞEYR: (Ar.) Er. - Büyük beni Amir b. Şaşa'a grubuna dahil bir Arap kabilesi. Kuşeyri: İslam aleminin büyük sufi müelliflerinden. Kuşeyri Risalesi adıyla ünlü eseri bulunmakta.
    KUTAL: (Tür.) Er. - Mutlu ol.
    KUTALMIŞ: (Tür.) Er. - Mutlu olmuş, kutlu olmuş.
    KUTALP: (Tür.) Er. - Kutlu, uğurlu, yiğit.
    KUTAM: (Ar.) Er. - Akbabaya benzeyen.
    KUTAN: (Tür.) Er. 1. Dua, yalvarma. 2. Saka kuşu. 3. Saban. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    KUTAY: (Tür.) Er. 1. Mübarek ay. 2. Borneo adasının doğu tarafından bir sultanlık.
    KUTBAY: (Tür.) Er. - (bkz. Kutalp).
    KUTBERK: (Tür.) Er. - (bkz. Kutbay).
    KUTCAN: (Tür.) Er. - Kutlu, uğurlu can.
    KUTEL: (Tür.) Er. - Uğurlu el.
    KUTER: (Tür.) Er. - Mutlu, uğurlu kişi.
    KUTERTAN: (Tür.) Er. - (bkz. Kuter).
    KUTHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Kuter).
    KUTKAN: (Tür.) Er. - Saygın, kutlu soydan gelen.
    KUTLAN: (Tür.) Er. - Kutlu, mutlu ol.
    KUTLAR: (Tür.) Er. - Mutluluklar, uğurlar.
    KUTLAY: (Tür.) Er. 1. Uğurlu kutlu ay. 2. Kır donlu at.
    KUTLU: (Tür.) Er. 1. Uğurlu, hayırlı. 2. Mübarek. 3. Mesut, bahtiyar.
    KUTLUALP: (Tür.) Er. - Uğurlu yiğit-
    KUTLUAY: (Tür.) Er. - Uğurlu ay.
    KUTLUBAY: (Tür.) Er. - (bkz. Kutlu).
    KUTLUCAN: (Tür.) Er. - (bkz. Kutlu).
    KUTLUĞ: (Tür.) Er. - Uğurlu, mutlu, şanslı, kutlu.
    KUTLUĞHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Kutluğ).
    KUTLUTEKİN: (Tür.) Er. - (bkz. Kutlu).
    KUTSAL: (Tür.) Er. - Kudsi, kutlu mübarek, mukaddes.
    KUTSALAN: (Tür.) Er. - Uğur getiren, kutlu kimse.
    KUTSALMIŞ: (Tür.) Er. - (bkz. Kutsalan).
    KUTSAN: (Tür.) Er. - Uğurlu, talihli ol.
    KUTSEL: (Tür.) Er. - (bkz. Kutsan).
    KUTSOY: (Tür.) Er. - (bkz. Kutsel).
    KUTULMUŞ: (Tür.) Er. - Kurtul*muş, aydınlığa kavuşmuş.
    KUTUN: (Tür.) Er. - Kutlu, kutsal.
    KUTUNALP: (Tür.) Er. - (bkz. Kutun).
    KUTUNER: (Tür.) Er. - (bkz. Kutun).
    KUTYAN: (Tür.) Er. - Uğurlu kimse.
    KUVVET: (Ar.) Er. 1. Güç, kudret, takat, sıhhat, sağlamlık. 2. Bir hükümetin askeri gücü.
    KUYAŞ: (Tür.) Er. 1. Güneş. 2. Çok sıcak, güneşin etkili vurması.
    KÜBRA: (Ar.) Ka. 1. Büyük olan (Ekber'in müennesi). 2. Hadicetü'l-Kübra: Hz. Peygamberin ilk hanımı.
    KÜLTİGİN: (Tür.) Er. - Göktürk prensi ve komutanı.
    KÜLÜK: (Tür.) Er. 1. Meşhur ünlü. 2. Taşçı, çekici, balyoz.
    KÜRBOĞA: (Tür.) 1. İri, güçlü, sarsılmaz boğa. Kuvvetli iri yapılı boğa. Selçuklu komutanı ve Musul emirinin adı.
    KÜREMA: (Ar.) Er. 1. Kerim, asil, necip, iyiliksever, hayır sahibi cömert, eli açık kimseler. 2. Ulular, büyükler.
    KÜRHAN: (Tür.) Er. Yiğit, yürekli han.
    KÜRŞAD: (Tür.) Er. - Eski Türklerde yiğit, alp.
    KÜRÜMER: (Tür.) Er. - topluluk, sürü.
    KUŞAD: (Fars.) Er. 1. Açılış, açma. 2. Fetih, fethetme. 3. Açılış merasimi, küşad resmi. 4. Yayın gerilip bırakılması. 5. Musikide uvertür. 6. Bir cins tavla oyunu. - Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
    KÜŞADE: (Fars.) Ka. 1. (bkz. Küşad). 2. Açık. 3. Ferah.



  3. 06.Mayıs.2013, 14:39
    2
    Devamlı Üye



    KAAN: (Tür.) Er. 1. Çin ve Moğol imparatorlarına verilen isim. 2. Hakan, hükümdar.
    KA'B: (Ar.) Er. 1. Topuk kemiği, aşık kemiği anlamında. 2. (Mecazen): Şeref, şan, onur anlamında kullanılır. 3. Ka'b b. Züheyr (Vll.yy.): Sahabedendir. Rasulullah için okuduğu Kaside-i Bürde çok meşhurdur. Birçok dillere çevirisi yapıldı.
    KABİL: (Ar.) Er. 1. Olabilir, mümkün. 2. Cins, soy, sınıf, tür, çeşit. -Hz. Âdem'in büyük oğlu olup kardeşi Habil'i öldürmüş ve yeryüzünde ilk kan döken insan olmuştur.
    KADEM: (Ar.). 1. Ayak. 2. Adım. 3.
    Yarım arşın uzunluğunda bir ölçek. 4 Uğur. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.
    KADEMRAN: (Fars.). 1. İlerleyen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    KADER: (Ar.) Ka. 1. İman esaslarından, Allah'ın bütün yaratıklar için hüküm ve irade ettiği hallerin oluş şekli,
    alın yazısı, takdir. 2. Talih, baht. 3. Kötü talih. 4. Güç kuvvet.
    KADI: (Ar.) Er. 1. Hüküm, karar, hakimlik. 2. Seri devlette, mahkeme reisi. İlim sahibi yetkili. Kadı İyaz: (İyaz b. Musa b. Ümran es-Sebtî: (1083-1149). Meşhur fıkıh ve hadis bilgini. İspanya'da Gırnata kadılığı yaptı. 20'yi aşkın eseri vardır.
    KADİFE: (Ar.) Ka. - Yüzü ince sık tüylü, parlak ve yumuşak kumaş.
    KADİM: (Ar.) Er. 1. Ayak basan, ulaşan, varan. 2. Ezeli, evvelsiz. 3. Çok eski zamanlara ait eski atik. 4. Yıllanmış. - Kelam-ı Kadim, Kur'an-ı Kerim.
    KADIN: (Tür.) Ka. 1.Yetişkin dişi insan. 2. Evlenmiş kadın. 3. Evli ve itibarlı kadın, hanım.
    KADİR: (Ar.) Er. 1. Değer, kıymet, itibar. 2. Parlaklık. 3. Kudret sahibi kudretli, kuvvetli, güçlü. 4. Allah'ın isimlerinden. Kur'an-ı Kerim'de 50'ye yakın yerde geçmektedir. Başına"abd" takısı olarak "Abdülkadir" olarak kullanılır.
    KADİRBİLLAH: (Ar.) Er. 1. Allah'la güçlenen. Gücünü Allah'tan alan. 2. Ebu'l-Ahmed b. İshak. Abbasi halifesi (Öl. 1031). Halife Muktedir'in torunu.
    KADİRE: (Ar.) Ka. - Güçlü kuvvetli.
    KADİRŞAH: (a.f.i.) Er. 1. Güçlü, kuvvetli hükümdar, padişah. 2. Kadir ve şah kelimelerinden türetilmiş birlesik isimdir.
    KADREDDİN: (Ar.) Er. - Dinin kudreti, gücü. - Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
    KADRİ: (Ar.) Er. 1. Değer, itibar. 2. Onur, şeref, haysiyet, meziyet. 3. Rütbe, derece.
    KADRİCAN: (a.f.i.) Er. - Değerli, itibarlı, can, ruh. - Kadri ve Can isimlerinden meydana gelen birleşik isim.
    KADRİHAN: (a.t.i.) Er. – Değerli hükümdar, yönetici.
    KADRİYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Kadri).
    KÂFİ: (Ar.) Er. - El veren, yeter, yetecek, yetişen, kifayet eden.
    KAFİYE: (Ar.) Ka. 1. Şiirde, mısra sonunda yer alan kelimelerin ses benzerliği, ses uyuşması, uyak. 2. Eski nesrimizde zaman zaman yer alan ses benzerliği ve uygunluğuna dayanan sanat, seci.
    KAĞAN: (Tür.) Er. 1. Hakan, imparator. 2. Kükremiş, öfkelenmiş, kükreyen, öfkelenen.
    KAHHAR: (Ar.). 1. Ziyadesiyle kahreden, kahredici, yok edici batırıcı. 2. Allah'ın isimlerinden. - İsim olarak kullanılmaz. - (bkz. Abdülkahhar).
    KAHİR: (Ar.) 1. Allah'ın sıfatlarındandır. Kur'an-ı Kerim'de iki yerde geçer. 2. Kahredici, zorlayan. 3. Yok eden. 4. Ezici kuvvet. Kahir Billah: Abbasi halifesi. (Ebu Mansur Muhammed el-Mutezid). Muktedir'in kardeşi.
    KAHRAMAN: (Fars.) Er. 1. Yiğit, cesur, (bahadır). 2. Hüküm sahibi, iş buyuran. 3. Fars mitolojisinde Rüstem'in yendiği kimse. - (bkz. Bahadır).
    KÂHTA: (Tür.) Er. - Fırat nehri kollarından birinin adı, Malatya'da aynı isimle yerleşim bölgesi vardır.
    KÂHYA: (Fars.) Er. 1. Efendi, emir. 2. Ev sahibi, aile reisi. 3. Çiftlik yöneticisi.
    KAİD: (Ar.) Er. 1. Rehber kumandan. 2. Atlan yedekte götüren. 3. Oturan, ikamet eden.
    KAİDE: (Ar.) Ka. 1. Oturan. 2. Temel, esas. 3. Başkent.
    KAİM: (Ar.) Er. 1. Duran, ayakta duran. 2. Bir şeyi yapan icra eden. 3. Allah'ın emrini ifa eden.
    KAİME: (Ar.) Ka. 1. (bkz. Kaim). 2. Türklerde kağıt para manasına gelmektedir.
    KÂİNAT: (Ar.) Er. 1. Var olanların hepsi. Yaratıklar. Yer gök. - (bkz. Evren).
    KALAGAY: (Tür.) Er. - Al, kırmızı renk.
    KALENDER: (Fars.) Er. 1. Dünyadan elini eteğini çekip başı boş dolaşan. 2. Alçak gönüllü, gurur ve kibirden uzak, üstüne başına dikkat etmeyen bulduğu ile yetinen kimse.
    KALGAY: (Tür.) Er. 1. İzci kumandanı. 2. Kırım hanlığında veliahta verilen unvan.KAYAALP: (Tür.) Er. - Kaya gibi güçlü er.
    KAYACAN: (Tür.) Er. - Canı kaya gibi güçlü.
    KAYAER: (Tür.) Er. - Kaya gibi güçlü er.
    KAYAN: (Tür.) 1. Akarsu sel. 2. Yassı, düz, kat kat oluşmuş taşlar. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    KAYANSEL: (Tür.) Er. - (bkz. Kayan).
    KAYGUN: (Tür.) Er. 1. Etkili, hüzünlü, dokunaklı. 2. Akdoğan.
    KAYHAN: (Tür.) Er. - Sert, güçlü sesli okuyucu, kayayı bile delecek güçte sesi olan okuyucu.
    KAYI: (Tür.) Er. 1. Yağmur, sağanak, bora. 2. Oğuz boylarından Osmanlı hanedanının mensup olduğu boy. 3. Sağlam, güçlü, sert.
    KAYIHAN: (Tür.) Er. - Güçlü hükümdar.
    KAYITBAY: (Tür.) Er. - Kayıtbay el-Zahiri: Ünlü Mısır ve Suriye sultanı.
    KAYMAZ: (Tür.) Er. 1. Dağ eteği. 2. Güneydoğu'dan esen bir rüzgar.
    KAYNAK: (Tür.) 1. Bir suyun çıktığı yer, menşe. Bir haberin çıktığı yer. 2. Araştırma ve incelemede yararlanılan belge. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    KAYRA: (Tür.) - Yüksek büyük tutulan ya da sayılan birinden gelen iyilik lütuf, ihsan atıfet, inayet. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    KAYRAALP: (Tür.) Er. - İyiliksever, yiğit.
    KAYRABAY: (Tür.) Er. - İyiliksever, saygın kimse.
    KAYRAHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Kayraalp).
    KAYRAK: (Tür.) Er. 1. Taşlı, kumlu, ekime elverişli olmayan toprak. 2. Kaygan toprak. 3. Bileği taşı.
    KAYRAL: (Tür.) Er. - Kayrılan, himaye edilen (kimse).
    KAYRAR: (Tür.) Er. 1. Orman içindeki ağaçsız kalan. 2. Kayan yer. 3. İnce çakıllı, kumlu toprak.
    KAYS: (Ar.) Er. 1. Leyla ile Mecnun hikayesinin erkek kahramanı olan Mecnun-i Amiri'nin asıl adı. 2. Umman Denizi'nde küçük bir ada.
    KAYSER: (Ar.) Er. - Roma ve Bizans (Alman) imparatorunun lakabı. -Daha çok unvan olarak kullanılır.
    KAYTUS: (Ar.) - Bir yıldız kümesi. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    KAYYUM: (Ar.) 1. Gökleri, yeri ve herşeyi tutan. Herşeyin varlık sahibi olabilmesi için gerekeni veren. Allah'ın isimlerinden.
    KAZA: (Ar.) Er. - Hüküm karar verme, emir tesbit vs.
    KAZAK: (Tür.) Er. 1. Göçebe akıncı. 2. Rusya'da yaşayan bir Türk kavmi. 3. Genç, taze. 4. İnatçı.
    KAZAKHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Kazak).
    KAZAN: (Tür.) Er. 1. Su çevrisi, kayra. 2. Sazlık yerlerde dibi bulunmayan sulu yer. 3. Girdap.
    KAZANHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Kazan).
    KÂZIM: (Ar.) Er. 1. Öfkesini yenen kimse. Hırsını dizginleyen. 2. Kinini yenen.
    KEBİR: (Ar.) 1. Büyük, ulu azim. 2. Yaşça büyük yaşlı. 3. Çocukluktan çıkmış genç. 4. Allah'ın isimlerinden. Abdülkebir şeklinde kullanılmalıdır.
    KEBİRE: (Ar.) Ka. - (bkz. Kebir).
    KEBUTER: (Fars.) Ka. - Güvercin.
    KEFFARET: (Ar.) Ka. 1. Günahı örten anlamına gelir. 2. Günahların ödenmesi gereken bedeli.
    KELAMİ: (Ar.) Er. - Söze ilişkin, sözle ilgili.
    KELEBEK: (Tür.) Ka. 1. Vücudu kanatlan ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türü olan böcek. 2. Narin, ince kadın.
    KELİM: (Ar.) Er. 1. Söz söyleyen, konuşan. 2. Kelimullah: Tur'u Sina'da Cenab-ı Hakla konuşmasıyla Hz. Musa'ya verilen unvan. 3. Sure-i Kelim: Taha suresi. KELİME: (Ar.) Ka. - (bkz. Kelim).
    KEMAL: (Ar.) Er. 1. Olgunluk, yetkinlik, tamlık, eksiksizlik. 2. En yüksek değer, mükemmellik, değer baha. 3. Bilgi, fazilet.
    KEMALAT: (Ar.) Ka. - İnsanın bilgi ve ahlak güzelliği bakımından olgun*luğu.
    KEMALEDDİN: (Ar.) Er. 1. Din'de olgunluğa eren, dinin son derecesi. 2. Din bilgisi kuvvetli. - Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
    KEMANDAR: (Fars.) Er. - Yay tutan, yay tutucu.
    KEMYAB: (Fars.) Ka. - Az bulunan, nadir.
    KENAN: (Ar.) Er. 1. Hz. Ya'kub'un memleketi, Filistin. 2. Yusuf-i Kenan: Hz. Yusuf. - Pir-i Kenan: Hz. Ya'kub. Hz. Nuh'un iman etmeyen oğlunun adının da Kenan olduğu rivayet edilmektedir.
    KENTER: (Tür.) Ka. - Şehirli, kentli.
    KERAM: (Ar.) Er. - (bkz. Kirami).
    KERAMEDDİN: (Ar.) Er. 1. Kerem bağış ihsan lütuf sahibi. 2. Dinde üstün mertebelere ulaşan. 3. Keramet sahibi derviş veli. - Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
    KERAMET: (Ar.) Ka. 1. Birine karşı ikramda bulunmak. 2. Allah'ın bir kimseye cömertliği, lütfü, himayesi ve yardımı olarak ele alınır.
    KEREM: (Ar.) Er. 1. Asalet, asillik, soyluluk. 2. Cömertlik, el açıklığı lütuf, bağış, bahşiş.
    KEREMŞAH: (Ar.) Er. - (bkz. Kerem).
    KERENÂY: (Fars.) Ka. - Eskiden kullanılan bir çeşit nefesli saz.
    KERİM: (Ar.) Er. 1. Kerem sahibi, cömert, verimcil. 2. Ulu, büyük. 3. Lütfü, ihsanı bol, ihsan yönünden ulu. 4. Allah'ın isimlerinden, "abd" takısı alarak kullanılır, (bkz. Abdülkerim).
    KERİMAN: (Ar.) Ka. - (bkz.Kerim).
    KERİME: (Ar.) Ka. 1. (bkz. Kerim). 2. Âyet. 3. Kız evlat.
    KERİMHAN: (a.t.i.) Er. - (bkz. Kerim).
    KEŞİF: (Ar.) Er. - Açma, meydana çıkarma.
    KEVÂR: (Ar.) Ka. - Büyük Sahra'da önemli birKUDRET: (Ar.) Ka. 1. Kuvvet, takat, güç. 2. Allah'ın ezeli gücü. 3. Varlık, zenginlik. 4. Allah yapısı, yaratılış, insan eliyle yapılamayan şeyler. 5. Ehliyet kabiliyet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    KUDRETULLAH: (Ar.) Er. - Allah'ın gücü.
    KUDSİ: (Ar.) Er. - Kutsal, muazzez, mukaddes. - Allah'a mensup, ilahi.
    KUDSİYYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Kudsi).
    KUDÜS: (Ar.) Er. 1. Filistin'in merkezi olan şehir. - Ruhu'1- Kudüs: Cebrail, Hz. İsa'ya üfürülen ruh.
    KUHİSTAN: (Fars.) Er. - Dağlık memleket, İran yaylasında dağların çok olduğu bölge.
    KUHRUD: (Fars.) - Dağ ırmağı. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    KÛHSAR: (Fars.) 1. Dağlık. 2. Dağ tepesi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    KULA: (Tür.) Er. 1. Kumral. 2. Sarışın, mavi gözlü. 3. Vücudu koyu sarı, kuyruğu ve yelesi siyah olan at.
    KULAHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Kula).
    KULAN: (Tür.) Er. 1. Anayurdu Asya olan at ile eşek arası görünüşte yabanıl bir at türü. 2. İki, üç yaşında dişi tay, kısrak. 3. Zafer kazanmış kişi.
    KUMAN: (Tür.) Er. - XI. yy ile XIV. yy. arasında Güney Rusya bozkırlarında göçebe olarak yaşayan bir Türk boyu.
    KUMANBAY: (Tür.) Er. - (bkz. Kuman).
    KUMRU: (Fars.) Ka. - Güvercinlerden, uzunca kuyruklu boynunun yanlarında benekler bulunan ve güvercinlerden daha küçük olan boz renkli kuş.
    KUMRUL: (Fars.) Er. - (bkz. Kumru).
    KUMUK: (Tür.) Er. 1. Kılıç. 2. Kuzeydoğu Kafkasya ile Hazar denizinin batı kıyısında yaşayan bir Türk boyu.
    KUMUKBAY: (Tür.) Er. - (bkz. Kumuk).
    KUNT: (Tür.) Er. 1. Sağlam ve iri yapılı. 2. Ağır dayanıklı, kalın. 3. Bir tür güvercin.
    KUNTAY: (Tür.) Er. - (bkz. Kunt).
    KUNTER: (Fars.) Er. - Sağlam, kuvvetli.
    KUNTMAN: (Tür.) Er. - Sağlam ve iri yapılı, sağlıklı kimse.
    KURA: (Tür.) Er. 1. Cesur. 2. Çelik. 3. Toprak içinde bulunan büyük taş.
    KURAL: (Tür.) Er. 1. Davranışlara ya da bir sanata bir bilime yön veren ilkeler. 2. Araç. 3. Silah.
    KURAY: (Tür.) Er. - Ay gibi.
    KURBAN: (Ar.) Er. 1. Allah'ın rızasını kazanmaya vesile olan şey. 2. Eti. fakire parasız olarak dağıtılmak niyetiyle farz, vacib, ve sünnet olarak kesilen hayvan. 3. Bir gaye uğruna feda olma.
    KURÇEREN: (Tür.) Er. - Dayanıklı ve yiğit adam.
    KUREYŞ: (Ar.) Er. - Hz. Peygamberin soyu.
    KURMAN: (Tür.) Er. - Yüksek aşamalı, nitelikli kimse.
    KURRE: (Ar.) Ka. Tazelik, parlaklık. - Mısır valiliği yapmış bir zatın adıdır.
    KURTARAN: (Tür.) Er. - Kurtulmasını sağlayan.
    KURTULUŞ: (Tür.) Er. 1. Kurtulmak fiili, kurtulma. 2. Tehlike, sıkıntı, zorluk veya esaretten, istiladan kurtulmuş olma hali, halas, necat, reha, selamet. 3. İstanbul'da bir semt adı.
    KUSAY: (Ar.) Er. 1. Uzaklaşmak. 2. Peygamberin 5. dereceden atası olup İslamiyetten önce Mekke'de Kabe'yi tamir ettirmiş ve yeniden düzenlemiştir.
    KUSVA: (Ar.) Er. 1. Son derece bulunan. 2. Nihayet son. 3. Erişilecek son nokta son sınır. 4. Peygamber (s.a.s)'in devesinin adı.
    KUŞEYR: (Ar.) Er. - Büyük beni Amir b. Şaşa'a grubuna dahil bir Arap kabilesi. Kuşeyri: İslam aleminin büyük sufi müelliflerinden. Kuşeyri Risalesi adıyla ünlü eseri bulunmakta.
    KUTAL: (Tür.) Er. - Mutlu ol.
    KUTALMIŞ: (Tür.) Er. - Mutlu olmuş, kutlu olmuş.
    KUTALP: (Tür.) Er. - Kutlu, uğurlu, yiğit.
    KUTAM: (Ar.) Er. - Akbabaya benzeyen.
    KUTAN: (Tür.) Er. 1. Dua, yalvarma. 2. Saka kuşu. 3. Saban. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    KUTAY: (Tür.) Er. 1. Mübarek ay. 2. Borneo adasının doğu tarafından bir sultanlık.
    KUTBAY: (Tür.) Er. - (bkz. Kutalp).
    KUTBERK: (Tür.) Er. - (bkz. Kutbay).
    KUTCAN: (Tür.) Er. - Kutlu, uğurlu can.
    KUTEL: (Tür.) Er. - Uğurlu el.
    KUTER: (Tür.) Er. - Mutlu, uğurlu kişi.
    KUTERTAN: (Tür.) Er. - (bkz. Kuter).
    KUTHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Kuter).
    KUTKAN: (Tür.) Er. - Saygın, kutlu soydan gelen.
    KUTLAN: (Tür.) Er. - Kutlu, mutlu ol.
    KUTLAR: (Tür.) Er. - Mutluluklar, uğurlar.
    KUTLAY: (Tür.) Er. 1. Uğurlu kutlu ay. 2. Kır donlu at.
    KUTLU: (Tür.) Er. 1. Uğurlu, hayırlı. 2. Mübarek. 3. Mesut, bahtiyar.
    KUTLUALP: (Tür.) Er. - Uğurlu yiğit-
    KUTLUAY: (Tür.) Er. - Uğurlu ay.
    KUTLUBAY: (Tür.) Er. - (bkz. Kutlu).
    KUTLUCAN: (Tür.) Er. - (bkz. Kutlu).
    KUTLUĞ: (Tür.) Er. - Uğurlu, mutlu, şanslı, kutlu.
    KUTLUĞHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Kutluğ).
    KUTLUTEKİN: (Tür.) Er. - (bkz. Kutlu).
    KUTSAL: (Tür.) Er. - Kudsi, kutlu mübarek, mukaddes.
    KUTSALAN: (Tür.) Er. - Uğur getiren, kutlu kimse.
    KUTSALMIŞ: (Tür.) Er. - (bkz. Kutsalan).
    KUTSAN: (Tür.) Er. - Uğurlu, talihli ol.
    KUTSEL: (Tür.) Er. - (bkz. Kutsan).
    KUTSOY: (Tür.) Er. - (bkz. Kutsel).
    KUTULMUŞ: (Tür.) Er. - Kurtul*muş, aydınlığa kavuşmuş.
    KUTUN: (Tür.) Er. - Kutlu, kutsal.
    KUTUNALP: (Tür.) Er. - (bkz. Kutun).
    KUTUNER: (Tür.) Er. - (bkz. Kutun).
    KUTYAN: (Tür.) Er. - Uğurlu kimse.
    KUVVET: (Ar.) Er. 1. Güç, kudret, takat, sıhhat, sağlamlık. 2. Bir hükümetin askeri gücü.
    KUYAŞ: (Tür.) Er. 1. Güneş. 2. Çok sıcak, güneşin etkili vurması.
    KÜBRA: (Ar.) Ka. 1. Büyük olan (Ekber'in müennesi). 2. Hadicetü'l-Kübra: Hz. Peygamberin ilk hanımı.
    KÜLTİGİN: (Tür.) Er. - Göktürk prensi ve komutanı.
    KÜLÜK: (Tür.) Er. 1. Meşhur ünlü. 2. Taşçı, çekici, balyoz.
    KÜRBOĞA: (Tür.) 1. İri, güçlü, sarsılmaz boğa. Kuvvetli iri yapılı boğa. Selçuklu komutanı ve Musul emirinin adı.
    KÜREMA: (Ar.) Er. 1. Kerim, asil, necip, iyiliksever, hayır sahibi cömert, eli açık kimseler. 2. Ulular, büyükler.
    KÜRHAN: (Tür.) Er. Yiğit, yürekli han.
    KÜRŞAD: (Tür.) Er. - Eski Türklerde yiğit, alp.
    KÜRÜMER: (Tür.) Er. - topluluk, sürü.
    KUŞAD: (Fars.) Er. 1. Açılış, açma. 2. Fetih, fethetme. 3. Açılış merasimi, küşad resmi. 4. Yayın gerilip bırakılması. 5. Musikide uvertür. 6. Bir cins tavla oyunu. - Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
    KÜŞADE: (Fars.) Ka. 1. (bkz. Küşad). 2. Açık. 3. Ferah.



  4. 11.Aralık.2013, 17:37
    3
    Misafir

    Cevap: K harfi ile başlayan kız ve erkek bebek isimleri

    çok güzel isimler çok beğendim


  5. 11.Aralık.2013, 17:37
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    çok güzel isimler çok beğendim





+ Yorum Gönder