Konusunu Oylayın.: İlim ile ilgili sahih hadisler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İlim ile ilgili sahih hadisler
  1. 05.Mayıs.2013, 02:27
    1
    Misafir

    İlim ile ilgili sahih hadisler






    İlim ile ilgili sahih hadisler Mumsema ilim ile ilgili sahih hadisler


  2. 05.Mayıs.2013, 02:27
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 19.Mayıs.2013, 13:38
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Ilim ile ilgili sahih hadisler




    İlim ile ilgili sahih hadis-i Şerifler
    İlimle İlgili Ayetler

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “İçinizde nur ve hidayet bulunan Tevrat’ı biz indirdik. Kendilerini (Allah’a) teslim etmiş olan Nebiler, Yahudiler hakkında onunla hükmediyorlar, keza Allah’ın kitabını muhafaza etmekle görevlendirilmiş olmaları sebebiyle din adamları ve âlimlerde, o kitaba göre hüküm veriyorlar ve onun, Allah’ın kitabı olduğuna şahitlik ediyorlar. Hal böyle olunca insanlardan korkmayın da benden korkun ve ayetlerimi yok pahasına satmayın. Herkim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, Onlar kâfirlerin ta kendisidir.”

    Maide 44

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “Onların izleri üzere önceden gönderilmiş olan Tevrat’ı tasdik edici olarak Meryemoğlu İsa’yı göndermiş ona da, hem kendinden önce gönderilmiş Tevrat’ı tasdik etmesi, hem de Allah’tan korkanlara hidayet ve öğüt alması için, içinde hidayet ve nur bulunan İncil’i vermiştik.”

    Maide 46

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “Allah’a ve Rasulüne ve indirdiğimiz nur’a iman edin. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”

    Teğabün 8

    İlmin elde ettiği yollar 5 tanedir. Havasu’l-Hamse yani 5 duyu. Bunlar kalpte toplanıldığında bilgi elde edilmiş olur. İlmi Allah’ın kitabından öğrenenler buna akıl derler hâlbuki bu kalptir. Örneğin; Âdem’in meleklere karşı olan ilmi, onlara olan üstünlüğüdür. Allah-u Teâlâ meleklere:

    “Yeryüzünde bir halife yaratacağım dediğinde melekler ona: Yeryüzünde bozgunculuk yapacak birini mi yaratacaksın demişlerdi.” Ve Allah-u Teâlâ onlara:

    “Siz bilmezsiniz ben bilirim” demiş ve Âdemi yaratmıştı. O’na belirli bir ilim vermişti. Meleklerden, ona öğrettiği ilmi söylemesini isteyince Melekler tevbe etmişlerdi ve Âdem onlara isimleri okuyunca melekler Âdem’in kendilerinden fazla ilmi olduğunu anlamışlardı.

    İlmin kalple orantılı olduğuyla ilgili bir ayet:

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “İçlerinde seni dinleyip de yanından çıktıkları zaman, kendilerine ilim verilmiş olanlara “az önce ne söyledi?” diyenler vardır. İşte bunlar, Allah’ın kalplerini mühürlediği kendi heveslerine tabi olan kimselerdir.”

    Muhammed 16

    Kul günah işlediği zaman onun kalbinde siyah bir nokta olur. Tevbe ederse o nokta kaybolur. Tekrar günah işler ve inkârında devam ederse aynı nokta tekrar olur. İmam Şafi (Rahmetullehi Aleyh) şöyle dedi:

    Vekiye, hafızamın kötülüğünü şikâyet ettim. Bana masiyetlerimi terk etmemi öğütledi.

    İlim Nurdur

    Allah’ın nuru isyankâra verilmez, diye haber verdi. İlim nurdur. Onunla insanlar cehalet karanlığından kurtulurlar. İlim, hem maddi, hem manevi aydınlıktır. İlimle kalbin karanlığından da kurtulunur.

    İlmin yeri kalptir:

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “Kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.”

    Saf 8

    İlim Öğrenmek

    İlim öğrenmekle ilgili Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Kim ilim talebi için yolculuk yaparsa Allah onu cennete götürecek yola sokar. Muhakkak ki melekler kanıtlarını ilim talebesi üzerine gererler. Bu onlardan razı oldukları içindir. Muhakkak ki gökte ve yerde bulunanlar ilim talebesi için istiğfar ederler. Hatta denizdeki yunus balığı bile. Âlimin abide üstünlüğü bedir gecesinde ayın yıldızlara üstünlüğü gibidir. Şüphesiz ki âlimler Nebilerin varisleridir. Nebiler, geriye ne dirhem, ne de dinar bırakıyorlar. Onlar ancak ilmi miras olarak bırakırlar. Kim ondan alırsa büyük bir pay ve kazanç almış olur.

    Buhari 10, Ebu Davud 1, Tirmizi 19, İbni Mace 7

    Allah’ın ilmi hakkında bir kaç ayet:

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “Eğer yeryüzündeki her bir ağaç kalem, yedi denizle desteklenen bir denizde mürekkep olsaydı, yine de Allah’ın sözleri yazmakla bitmezdi. Doğrusu Allah üstündür, âlimdir.”

    Lokman 27

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “(Allah) onların geçmişleri de, geleceklerini de bilir. Onların ilmi ise onu kuşatmaz.”

    Ta-Ha 110

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “Senin Rabbin çok bilgili yaratıcıdır.”

    Hicr 86

    İlim öğrenmemek ikiye ayrılır:

    1) Farzı Ayn:

    Yapılması mecburi olan farzlardır. Yani öğrenilmesi zorunlu ilimler, ilimde öğrenilmesi şart kısımlar vardır.


    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “İlim talebi her Müslüman erkeğe ve kadına farz kılınmıştır.”

    Taberani Mucemu’l-Evsad 9

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “İlim öğrenirken ölen kişi cennette benimle arasında bir derece vardır.”

    Darimi 1/100

    Ali (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Din dört şeyle kuvvetlenir:

    1) İnsanlara ilim öğreten âlim,

    2) Cimrilik etmeyen zengin,

    3) Dünya karşılığında ahiretini satmayan fakir,

    4) İlim öğrenmeye karşı büyüklenmeyen cahil.

    Eğer âlim ilmini gizler, zengin malından cimrilik eder, fakir dünyası karşılığın da ahiretini satar ve cahil ilim öğrenmeye karşı büyüklenirse gerisin geriye döner.

    İlim Öğrenmede Nöbetleşme

    Ömer bin Hattab (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

    “Ensardan bir komşum ile beraber Beni Ümeyye bin Zeyd yurdunda idim. Bu Medine’nin Asali denilen semtindedir. Bir şey öğrenmek ümidiyle Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına nöbetleşerek giderdik. Bir gün o gider, bir gün ben giderdim. Ben gittiğim zaman o gün vahiy vs. dair ne duyarsam haberini komşuma getirirdim. O da gittiği zaman böyle yapardı. Ensari arkadaşım birgün dönüğünde kapıyı pek şiddetli çalarak:

    Burada mı?” diye sordu ben korktum.

    Yanına çıktım bana:

    Büyük bir olay oldu, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hanımlarını boşadı dedi.

    Ömer (Radiyallahu Anh):

    Ben zaten böyle bir olay olacağını zannedip duruyordum dedi.

    Sabah namazını kılınca giyinip kuşandım sonra Medine’ye Hafsa’nın yanına gittim. Baktım ki ağlıyor.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sizleri boşadı mı? diye sordum.

    Hafsa:

    Bilmiyorum dedi.

    Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına girdim ve hanımlarını boşadın mı dedim?

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    “Hayır” dedi.

    Bunun üzerine bende:

    Allah-u Ekber dedim.”

    Buhari 7

    2) Farzı Kifaye:

    Her Müslümanın yapmak zorunda olmadığı şeylerdir. İlimde de öğrenilmesi zorunlu olmayan konular olabilir. Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:

    “Mü’minlerin hepsi birden toplanıp seferber olacak değillerdir. Her topluluktan bir gurubun toplanıp dini iyice öğrenmeleri ve kavimleri kendilerine dönüp geldikleri zaman Allah’ın yasakladığı şeylerden sakınanlar için onları uyarmaları gerekmez mi?”

    Tevbe 122

    Allah cihad edenlere Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına bulundukları ve cihadda oldukları zaman da yeni inen hükümlerle inzar edildikleri vakit onu kabul etmeleri farz kılınmıştır. Ayette, Allah kullarına farz kıldığı ubudiyeti yerine getirmelerini iki kısma ayrılır:

    Birinci Kısım: Cihad topluluğu

    İkinci Kısım: Dinde fukuha topluluğu

    Allah-u Teâlâ dinin ayakta durabilmesini bu iki tarifenin kıyamına bağlamıştır. Bu iki tarife emir sahipleri, yani ehli cihad ve ehli ilim’dir. Cihad tarifesi oturanlar adına cihad eder, ilim tarifesi de cihad edenler adına şeriat ve ona taalluk eden ilimleri öğrenerek onları korur ve muhafaza eder.

    Ayetin manası: Her fırkadan bir taife memleketlerinden ayrılıp dini ilimler tahsil; ederek, fıkha çalışmalı ve memleketlerinin de oturanları inzar etmelidir. Ayetin bir manası da Mü’minlerin hepsinin ilim için sefere çıkması gerekmez. Onlardan her fırkadan bir taife ilme çıkmalıdır, şeklindedir.

    İlim Tahsil Ederken Niyet

    Bu Konu İle İlgili Hadisler

    (1) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ettiği dualardan biriside şu idi:

    “Allah’ım! Fayda vermeyen ilimden, kabul edilmeyen duadan, korkmayan kalpten ve doymayan nefisten şüphesiz sana sığınırım.”

    İbni Mace 250

    (2) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Allah’ın rızasının kazanılması için talep edilmesi gereken bir ilmi öğrenen bir kimse, sırf dünya menfaati için bu ilmi öğrenecek olursa kıyamet günü cennet kokusunu bulmayacaktır’ dedi.”

    İbni Mace 252

    (3) Huzeyfe (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Âlimlere karşı böbürlenmek övünmek veya cahillerle münakaşa etmek ve yahut halkın teveccühünü kendinize çevirmek için ilim öğrenmeyiniz. Kim böyle yaparsa o kimse ateştedir’ buyurdu.”

    İbni Mace 259

    (4) Ömer bin Hattab (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Ameller ancak niyetlere göredir. Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan ancak odur. Artık elde edeceği bir dünyalık veya nikâhlayacağı bir kadından dolayı hicret etmiş bir kimse varsa (Allah’ın ve Rasulünün rızasını değil) hicretinin sebebi elde edeceği şeyeler içindir’ buyurdu.”

    Buhari

    (5) Ömer bin Hattab (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Ameller niyetlere göredir. Bir kimse niyet ettiği ne ise eline geçecek olan ancak o dur. Artık herkimin hicreti Allah’a ve Rasulüne ise onun hicreti Allah’a ve Rasulüne’dir. Herkim de elde edeceği dünyalık veya evleneceği kadın için hicret etmiş ise onun hicreti de o sebepledir’ buyurdu.”

    Müslim 1907

    Evet, ameller niyetlere göredir. Örneğin; Dünya için ilim öğrenenlerin en başında Karun gelmektedir. Kâfirler içinde en fazla zenginliğe sahip olan da odur. Karun Tevrat’ı ezbere biliyordu. Bu yüzden gariplere “Bu zenginlik bana ilmimden dolayı verildi.” diyordu. İlim Allah için öğrenilmelidir. Niyetimiz her zaman sahih olmalıdır.

    İlim Tahsilinin Fazileti

    Bu Konu İle İlgili Hadisler

    (1) İbni Şihab dedi ki: Humeyd ibni Abdurrahman şöyle dedi:

    “Ben Muaviye İbni Ebu Süfyan’dan hutbe yaparken işittim şöyle diyordu:

    Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittim:

    ‘Allah herkimin hayrını isterse ona din hususunda büyük bir anlayış verir. Ben yalnız tahdis ediciyim. Veren ise Allah’tır. Bu ümmet Allah’ın emri zuhur edinceye kadar Allah’ın dini üzerine hep sebat edip duracak ve kendilerine muhalefet edenler onlara zarar vermeyecektir’ buyuruyordu.”

    Buhari 231

    (2) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Görüşünüz, buluşunuz, konuşunuz. Muhakkak ki konuşmak kalbin cilasıdır. Muhakkak ki kılıcın paslandığı gibi kalplerde paslanır, cilası ise konuşmaktır. İlim talebiyle yalnız dünyayı isteyen kimseye Allah, kıyamet gününde cenneti bilmeyi, tanımayı haram kılar.”

    Darimi 1

    İlim konusunda ki ayeti kerimeler:

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “Allah sizden iman etmekte olanları ve ilim verilenleri derecelerle yükseltsin.”

    Mücadele 11

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “Asıl hükümdar olan Allah yücedir. (Ey Muhammed) vahyi sana henüz tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme; fakat “Rabbim, ilmimi arttır de.”

    Ta-Ha 114

    İslam’da mevki makam ölçüsü iman ve ilim’dir. Bizler ilim tahsil ederken dikkat etmemiz gereken en önemli husus ilmin faydalı olup olmamasıdır. Unutmamalıyız ki Allah Rasulü faydasız ilimden Allah’a sığınmıştır.

    (3) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:

    “Faydalı ilim isteyin, fayda vermeyen ilimden Allah’a sığınırım.”

    İbni Mace

    (4) Abdullah ibni Amir el-Yahsubi dedi ki: Ben Muaviye’den işittim şöyle diyordu:

    “Sizleri Ömer bin Hattab (Radiyallahu Anh) zamanında mevcut ve sabit olan hadisler müstesna, bunların dışında hadisleri çoğaltmanızdan men ediyorum. Şüphesiz ki: Ömer bin Hattab (Radiyallahu Anh)’da Aziz ve Celil olan Allah için halkı hadisleri çoğaltmamaları hususunda ikaz eder ve korkuturdu.

    Ömer bin Hattab (Radiyallahu Anh) şöyle derdi:

    “Ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittim:

    ‘Ben, (hakiki bir verici değil) ancak bir Hazin’im. Kime kendimden gönül hoşluğu ile arzu ederek verirsem, o mal kendisi için bereketlendirilir. Kime de istemesinden ve harisliğinden dolayı verirsem, o hırslı kimse daima yiyen ve asla doymayan bir obur gibidir’ buyuruyordu.”

    Müslim 98/1037

    Öğrenilen İlimle Amel Etmenin Gerekliliği

    (5) Cündeb bin Abdullah (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Kendi nefsini unutarak insanlara hayrı öğreten âlimin misali; insanları aydınlatmak için kendi kendini yakan kandilin misalidir’ buyurdu.”

    Taberani

    (6) Ebu Vail şöyle demiştir:

    “Usame bin Zeyd (Radiyallahu Anh)’a:

    Osman bin Affan (Radiyallahu Anh)’a gitsen de halk arasındaki fitneyi onunla konuşsan ve fitneyi gidermeye çalışsan, denildi.

    Usame (Radiyallahu Anh):

    Şüphesiz siz, beni Osman (Radiyallahu Anh)’a söylemiyorum sanırsınız. O’na gizlice verdiğim öğütleri size duyuracak mıyım? Ben ona açık söyleyip de bir fitne kapısı açmaksızın gizlice konuşurum ve ben o kapıyı açan ilk kişi olmam. Hem ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittiğim bir sözden sonra bir kişi hakkında o üzerimde emir olduğumdan dolayı:

    “Bu adam insanların hayırlısıdır!” demem dedi.

    Orada bulunan sahabiler:

    Sen Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den ne söylerken işittin? diye sordular.

    Usame bin Zeyd (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Kıyamet gününde bir kişi getirilir, cehennemin içine atılır da cehennem de onun bağırsakları derhal karnından dışarı çıkar. Sonra o kişi değirmen eşeğinin değirmende dönüşü gibi döner.

    Bunun üzerine cehennem ahalisi o kişinin başına toplanırda:

    “Ey falan! Senin halin nedir? Sen bize iyilik emreder ve bizi kötülerden nehyeder değil miydin?” derler.

    O da:

    Evet, ben size iyilikle emrederdim. Fakat onu kendim yapmazdım. Yine ben sizi kötülükten nehyederdim de onu kendim işlerdim, diye cevap verir’ buyurdu.”

    Buhari 3065, Müslim 2989/51

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “Namazı kılın ve zekâtı verin, rukü edenlerle birlikte sizde rukü edin.”

    Bakara 43

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “O Allah’ın kitabını okur ardınca gider olanlar, namazı kılıp kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden gizli ve açık sarfetmekte olanlar muhakkak öyle bir ticaret umarlar ki, hiç batma ihtimali yoktur.”

    Fatır 29

    İlmi Başkalarına Öğretmenin Fazileti

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “Hem sizin içinizden hayra çağıran, iyiliği emredip, kötülükten nehyeden bir topluluk mutlaka bulunsun. İşte onlar felah bulacaklardır.”

    Âl-i İmran 104

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet olmak üzere vücuda geldiniz. İyiliği emreder, kötülükten nehyedersiniz ve Allah’a inanır iman edersiniz, kitap ehlide imana gelseydi kendileri için elbette daha hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler varsa da ekserisi dinden çıkmış fasıklardır.”

    Âl-i İmran 110

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “Asra andolsun ki, insan hüsrandadır. Ancak iman edip salih amel yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler müstesnadır.”

    Asr 1, 2, 3*

    Bu Konu İle İlgili Hadisler

    (1) Selman (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Yaşayanların amelinden üç tanesi ölülerin lehine (ecir olarak) devam eder:

    1) Arkasından kendisine dua eden salih bir nesil bırakan kimse. Onların duası o kimseye ecir olarak yazılır.

    2) Faydası devamlı olan bir sadaka yapan kimse. Bu şahsın sadakası onun faydası devam ettiği müddetçe ölümünden sonra kendisine ecir olarak yazılmaya devam eder.

    3) İlim öğreten kimsenin ecri de o ilimle amel edildiği sürece amel edenlerin ecrinden bir şey noksanlaşmaksızın o kimseye yazılmaya devam eder.”

    Tabarani Mucemu’l-Kebir 6181, Albânî Sahihu’l-Cami 888

    (2) Tarık bin Şihab şöyle dedi:

    Bayram günü namazdan önce Hutbeye başlayanların ilki Mervan’dır.

    Hemen ona biri kalktı ve:

    Namaz hutbeden öncedir dedi.

    Mervan:

    Burada namazın önüne geçirilmesi terk olunmuştur dedi.

    Bunun üzerine Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh):

    Bu şahsa gelince, işte o, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittiğini yerine getirmiştir.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Sizden kim bir münker görürse onu eliyle değiştirsin. Eğer ona gücü yetmezse diliyle onu değiştirsin. Eğer ona da gücü yetmezse kalbiyle değiştirsin. Bu ise imanın en zayıfıdır.”

    Müslim 49/78

    (3) Huzeyfe bin el-Yeman (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, ya iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarsınız. Ya da Allah Kendi indinden bir azap gönderir ki, sonra o azabı kaldırması için Allah’a dua edersiniz de size icabet olunmaz...’ buyurdu.”

    Ahmed 5/388, Tirmizi 2259, Begavi 4154, Albânî Sahihu’l-Cami 7070

    (4) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Herkim hidayete çağırırsa, bu çağrıya tabi olup onun ardından gidenlerin sevabı kadar bir sevab da onun lehine olacaktır. Kendilerine verilen bu sevab ötekilerin sevabından bir şey eksiltmez. Herkim de bir sapıklığa çağırırsa, bu çağrıya tabi olanların günahı kadar bir günahda kendi aleyhine olacaktır. Bu tabilerin günahlarından hiçbir şey eksiltmeyecektir.”

    Müslim 16

    İlmi başkalarına öğretmeyenin durumu:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Kim bildiği bir ilmi gözlerse kıyamet günü ağzına ateş
    ten bir gem vurularak getirilir.”


  4. 19.Mayıs.2013, 13:38
    2
    Devamlı Üye



    İlim ile ilgili sahih hadis-i Şerifler
    İlimle İlgili Ayetler

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “İçinizde nur ve hidayet bulunan Tevrat’ı biz indirdik. Kendilerini (Allah’a) teslim etmiş olan Nebiler, Yahudiler hakkında onunla hükmediyorlar, keza Allah’ın kitabını muhafaza etmekle görevlendirilmiş olmaları sebebiyle din adamları ve âlimlerde, o kitaba göre hüküm veriyorlar ve onun, Allah’ın kitabı olduğuna şahitlik ediyorlar. Hal böyle olunca insanlardan korkmayın da benden korkun ve ayetlerimi yok pahasına satmayın. Herkim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, Onlar kâfirlerin ta kendisidir.”

    Maide 44

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “Onların izleri üzere önceden gönderilmiş olan Tevrat’ı tasdik edici olarak Meryemoğlu İsa’yı göndermiş ona da, hem kendinden önce gönderilmiş Tevrat’ı tasdik etmesi, hem de Allah’tan korkanlara hidayet ve öğüt alması için, içinde hidayet ve nur bulunan İncil’i vermiştik.”

    Maide 46

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “Allah’a ve Rasulüne ve indirdiğimiz nur’a iman edin. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”

    Teğabün 8

    İlmin elde ettiği yollar 5 tanedir. Havasu’l-Hamse yani 5 duyu. Bunlar kalpte toplanıldığında bilgi elde edilmiş olur. İlmi Allah’ın kitabından öğrenenler buna akıl derler hâlbuki bu kalptir. Örneğin; Âdem’in meleklere karşı olan ilmi, onlara olan üstünlüğüdür. Allah-u Teâlâ meleklere:

    “Yeryüzünde bir halife yaratacağım dediğinde melekler ona: Yeryüzünde bozgunculuk yapacak birini mi yaratacaksın demişlerdi.” Ve Allah-u Teâlâ onlara:

    “Siz bilmezsiniz ben bilirim” demiş ve Âdemi yaratmıştı. O’na belirli bir ilim vermişti. Meleklerden, ona öğrettiği ilmi söylemesini isteyince Melekler tevbe etmişlerdi ve Âdem onlara isimleri okuyunca melekler Âdem’in kendilerinden fazla ilmi olduğunu anlamışlardı.

    İlmin kalple orantılı olduğuyla ilgili bir ayet:

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “İçlerinde seni dinleyip de yanından çıktıkları zaman, kendilerine ilim verilmiş olanlara “az önce ne söyledi?” diyenler vardır. İşte bunlar, Allah’ın kalplerini mühürlediği kendi heveslerine tabi olan kimselerdir.”

    Muhammed 16

    Kul günah işlediği zaman onun kalbinde siyah bir nokta olur. Tevbe ederse o nokta kaybolur. Tekrar günah işler ve inkârında devam ederse aynı nokta tekrar olur. İmam Şafi (Rahmetullehi Aleyh) şöyle dedi:

    Vekiye, hafızamın kötülüğünü şikâyet ettim. Bana masiyetlerimi terk etmemi öğütledi.

    İlim Nurdur

    Allah’ın nuru isyankâra verilmez, diye haber verdi. İlim nurdur. Onunla insanlar cehalet karanlığından kurtulurlar. İlim, hem maddi, hem manevi aydınlıktır. İlimle kalbin karanlığından da kurtulunur.

    İlmin yeri kalptir:

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “Kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.”

    Saf 8

    İlim Öğrenmek

    İlim öğrenmekle ilgili Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Kim ilim talebi için yolculuk yaparsa Allah onu cennete götürecek yola sokar. Muhakkak ki melekler kanıtlarını ilim talebesi üzerine gererler. Bu onlardan razı oldukları içindir. Muhakkak ki gökte ve yerde bulunanlar ilim talebesi için istiğfar ederler. Hatta denizdeki yunus balığı bile. Âlimin abide üstünlüğü bedir gecesinde ayın yıldızlara üstünlüğü gibidir. Şüphesiz ki âlimler Nebilerin varisleridir. Nebiler, geriye ne dirhem, ne de dinar bırakıyorlar. Onlar ancak ilmi miras olarak bırakırlar. Kim ondan alırsa büyük bir pay ve kazanç almış olur.

    Buhari 10, Ebu Davud 1, Tirmizi 19, İbni Mace 7

    Allah’ın ilmi hakkında bir kaç ayet:

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “Eğer yeryüzündeki her bir ağaç kalem, yedi denizle desteklenen bir denizde mürekkep olsaydı, yine de Allah’ın sözleri yazmakla bitmezdi. Doğrusu Allah üstündür, âlimdir.”

    Lokman 27

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “(Allah) onların geçmişleri de, geleceklerini de bilir. Onların ilmi ise onu kuşatmaz.”

    Ta-Ha 110

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “Senin Rabbin çok bilgili yaratıcıdır.”

    Hicr 86

    İlim öğrenmemek ikiye ayrılır:

    1) Farzı Ayn:

    Yapılması mecburi olan farzlardır. Yani öğrenilmesi zorunlu ilimler, ilimde öğrenilmesi şart kısımlar vardır.


    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “İlim talebi her Müslüman erkeğe ve kadına farz kılınmıştır.”

    Taberani Mucemu’l-Evsad 9

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “İlim öğrenirken ölen kişi cennette benimle arasında bir derece vardır.”

    Darimi 1/100

    Ali (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Din dört şeyle kuvvetlenir:

    1) İnsanlara ilim öğreten âlim,

    2) Cimrilik etmeyen zengin,

    3) Dünya karşılığında ahiretini satmayan fakir,

    4) İlim öğrenmeye karşı büyüklenmeyen cahil.

    Eğer âlim ilmini gizler, zengin malından cimrilik eder, fakir dünyası karşılığın da ahiretini satar ve cahil ilim öğrenmeye karşı büyüklenirse gerisin geriye döner.

    İlim Öğrenmede Nöbetleşme

    Ömer bin Hattab (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

    “Ensardan bir komşum ile beraber Beni Ümeyye bin Zeyd yurdunda idim. Bu Medine’nin Asali denilen semtindedir. Bir şey öğrenmek ümidiyle Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına nöbetleşerek giderdik. Bir gün o gider, bir gün ben giderdim. Ben gittiğim zaman o gün vahiy vs. dair ne duyarsam haberini komşuma getirirdim. O da gittiği zaman böyle yapardı. Ensari arkadaşım birgün dönüğünde kapıyı pek şiddetli çalarak:

    Burada mı?” diye sordu ben korktum.

    Yanına çıktım bana:

    Büyük bir olay oldu, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hanımlarını boşadı dedi.

    Ömer (Radiyallahu Anh):

    Ben zaten böyle bir olay olacağını zannedip duruyordum dedi.

    Sabah namazını kılınca giyinip kuşandım sonra Medine’ye Hafsa’nın yanına gittim. Baktım ki ağlıyor.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sizleri boşadı mı? diye sordum.

    Hafsa:

    Bilmiyorum dedi.

    Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına girdim ve hanımlarını boşadın mı dedim?

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    “Hayır” dedi.

    Bunun üzerine bende:

    Allah-u Ekber dedim.”

    Buhari 7

    2) Farzı Kifaye:

    Her Müslümanın yapmak zorunda olmadığı şeylerdir. İlimde de öğrenilmesi zorunlu olmayan konular olabilir. Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:

    “Mü’minlerin hepsi birden toplanıp seferber olacak değillerdir. Her topluluktan bir gurubun toplanıp dini iyice öğrenmeleri ve kavimleri kendilerine dönüp geldikleri zaman Allah’ın yasakladığı şeylerden sakınanlar için onları uyarmaları gerekmez mi?”

    Tevbe 122

    Allah cihad edenlere Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına bulundukları ve cihadda oldukları zaman da yeni inen hükümlerle inzar edildikleri vakit onu kabul etmeleri farz kılınmıştır. Ayette, Allah kullarına farz kıldığı ubudiyeti yerine getirmelerini iki kısma ayrılır:

    Birinci Kısım: Cihad topluluğu

    İkinci Kısım: Dinde fukuha topluluğu

    Allah-u Teâlâ dinin ayakta durabilmesini bu iki tarifenin kıyamına bağlamıştır. Bu iki tarife emir sahipleri, yani ehli cihad ve ehli ilim’dir. Cihad tarifesi oturanlar adına cihad eder, ilim tarifesi de cihad edenler adına şeriat ve ona taalluk eden ilimleri öğrenerek onları korur ve muhafaza eder.

    Ayetin manası: Her fırkadan bir taife memleketlerinden ayrılıp dini ilimler tahsil; ederek, fıkha çalışmalı ve memleketlerinin de oturanları inzar etmelidir. Ayetin bir manası da Mü’minlerin hepsinin ilim için sefere çıkması gerekmez. Onlardan her fırkadan bir taife ilme çıkmalıdır, şeklindedir.

    İlim Tahsil Ederken Niyet

    Bu Konu İle İlgili Hadisler

    (1) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ettiği dualardan biriside şu idi:

    “Allah’ım! Fayda vermeyen ilimden, kabul edilmeyen duadan, korkmayan kalpten ve doymayan nefisten şüphesiz sana sığınırım.”

    İbni Mace 250

    (2) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Allah’ın rızasının kazanılması için talep edilmesi gereken bir ilmi öğrenen bir kimse, sırf dünya menfaati için bu ilmi öğrenecek olursa kıyamet günü cennet kokusunu bulmayacaktır’ dedi.”

    İbni Mace 252

    (3) Huzeyfe (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Âlimlere karşı böbürlenmek övünmek veya cahillerle münakaşa etmek ve yahut halkın teveccühünü kendinize çevirmek için ilim öğrenmeyiniz. Kim böyle yaparsa o kimse ateştedir’ buyurdu.”

    İbni Mace 259

    (4) Ömer bin Hattab (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Ameller ancak niyetlere göredir. Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan ancak odur. Artık elde edeceği bir dünyalık veya nikâhlayacağı bir kadından dolayı hicret etmiş bir kimse varsa (Allah’ın ve Rasulünün rızasını değil) hicretinin sebebi elde edeceği şeyeler içindir’ buyurdu.”

    Buhari

    (5) Ömer bin Hattab (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Ameller niyetlere göredir. Bir kimse niyet ettiği ne ise eline geçecek olan ancak o dur. Artık herkimin hicreti Allah’a ve Rasulüne ise onun hicreti Allah’a ve Rasulüne’dir. Herkim de elde edeceği dünyalık veya evleneceği kadın için hicret etmiş ise onun hicreti de o sebepledir’ buyurdu.”

    Müslim 1907

    Evet, ameller niyetlere göredir. Örneğin; Dünya için ilim öğrenenlerin en başında Karun gelmektedir. Kâfirler içinde en fazla zenginliğe sahip olan da odur. Karun Tevrat’ı ezbere biliyordu. Bu yüzden gariplere “Bu zenginlik bana ilmimden dolayı verildi.” diyordu. İlim Allah için öğrenilmelidir. Niyetimiz her zaman sahih olmalıdır.

    İlim Tahsilinin Fazileti

    Bu Konu İle İlgili Hadisler

    (1) İbni Şihab dedi ki: Humeyd ibni Abdurrahman şöyle dedi:

    “Ben Muaviye İbni Ebu Süfyan’dan hutbe yaparken işittim şöyle diyordu:

    Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittim:

    ‘Allah herkimin hayrını isterse ona din hususunda büyük bir anlayış verir. Ben yalnız tahdis ediciyim. Veren ise Allah’tır. Bu ümmet Allah’ın emri zuhur edinceye kadar Allah’ın dini üzerine hep sebat edip duracak ve kendilerine muhalefet edenler onlara zarar vermeyecektir’ buyuruyordu.”

    Buhari 231

    (2) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Görüşünüz, buluşunuz, konuşunuz. Muhakkak ki konuşmak kalbin cilasıdır. Muhakkak ki kılıcın paslandığı gibi kalplerde paslanır, cilası ise konuşmaktır. İlim talebiyle yalnız dünyayı isteyen kimseye Allah, kıyamet gününde cenneti bilmeyi, tanımayı haram kılar.”

    Darimi 1

    İlim konusunda ki ayeti kerimeler:

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “Allah sizden iman etmekte olanları ve ilim verilenleri derecelerle yükseltsin.”

    Mücadele 11

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “Asıl hükümdar olan Allah yücedir. (Ey Muhammed) vahyi sana henüz tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme; fakat “Rabbim, ilmimi arttır de.”

    Ta-Ha 114

    İslam’da mevki makam ölçüsü iman ve ilim’dir. Bizler ilim tahsil ederken dikkat etmemiz gereken en önemli husus ilmin faydalı olup olmamasıdır. Unutmamalıyız ki Allah Rasulü faydasız ilimden Allah’a sığınmıştır.

    (3) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:

    “Faydalı ilim isteyin, fayda vermeyen ilimden Allah’a sığınırım.”

    İbni Mace

    (4) Abdullah ibni Amir el-Yahsubi dedi ki: Ben Muaviye’den işittim şöyle diyordu:

    “Sizleri Ömer bin Hattab (Radiyallahu Anh) zamanında mevcut ve sabit olan hadisler müstesna, bunların dışında hadisleri çoğaltmanızdan men ediyorum. Şüphesiz ki: Ömer bin Hattab (Radiyallahu Anh)’da Aziz ve Celil olan Allah için halkı hadisleri çoğaltmamaları hususunda ikaz eder ve korkuturdu.

    Ömer bin Hattab (Radiyallahu Anh) şöyle derdi:

    “Ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittim:

    ‘Ben, (hakiki bir verici değil) ancak bir Hazin’im. Kime kendimden gönül hoşluğu ile arzu ederek verirsem, o mal kendisi için bereketlendirilir. Kime de istemesinden ve harisliğinden dolayı verirsem, o hırslı kimse daima yiyen ve asla doymayan bir obur gibidir’ buyuruyordu.”

    Müslim 98/1037

    Öğrenilen İlimle Amel Etmenin Gerekliliği

    (5) Cündeb bin Abdullah (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Kendi nefsini unutarak insanlara hayrı öğreten âlimin misali; insanları aydınlatmak için kendi kendini yakan kandilin misalidir’ buyurdu.”

    Taberani

    (6) Ebu Vail şöyle demiştir:

    “Usame bin Zeyd (Radiyallahu Anh)’a:

    Osman bin Affan (Radiyallahu Anh)’a gitsen de halk arasındaki fitneyi onunla konuşsan ve fitneyi gidermeye çalışsan, denildi.

    Usame (Radiyallahu Anh):

    Şüphesiz siz, beni Osman (Radiyallahu Anh)’a söylemiyorum sanırsınız. O’na gizlice verdiğim öğütleri size duyuracak mıyım? Ben ona açık söyleyip de bir fitne kapısı açmaksızın gizlice konuşurum ve ben o kapıyı açan ilk kişi olmam. Hem ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittiğim bir sözden sonra bir kişi hakkında o üzerimde emir olduğumdan dolayı:

    “Bu adam insanların hayırlısıdır!” demem dedi.

    Orada bulunan sahabiler:

    Sen Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den ne söylerken işittin? diye sordular.

    Usame bin Zeyd (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Kıyamet gününde bir kişi getirilir, cehennemin içine atılır da cehennem de onun bağırsakları derhal karnından dışarı çıkar. Sonra o kişi değirmen eşeğinin değirmende dönüşü gibi döner.

    Bunun üzerine cehennem ahalisi o kişinin başına toplanırda:

    “Ey falan! Senin halin nedir? Sen bize iyilik emreder ve bizi kötülerden nehyeder değil miydin?” derler.

    O da:

    Evet, ben size iyilikle emrederdim. Fakat onu kendim yapmazdım. Yine ben sizi kötülükten nehyederdim de onu kendim işlerdim, diye cevap verir’ buyurdu.”

    Buhari 3065, Müslim 2989/51

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “Namazı kılın ve zekâtı verin, rukü edenlerle birlikte sizde rukü edin.”

    Bakara 43

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “O Allah’ın kitabını okur ardınca gider olanlar, namazı kılıp kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden gizli ve açık sarfetmekte olanlar muhakkak öyle bir ticaret umarlar ki, hiç batma ihtimali yoktur.”

    Fatır 29

    İlmi Başkalarına Öğretmenin Fazileti

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “Hem sizin içinizden hayra çağıran, iyiliği emredip, kötülükten nehyeden bir topluluk mutlaka bulunsun. İşte onlar felah bulacaklardır.”

    Âl-i İmran 104

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet olmak üzere vücuda geldiniz. İyiliği emreder, kötülükten nehyedersiniz ve Allah’a inanır iman edersiniz, kitap ehlide imana gelseydi kendileri için elbette daha hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler varsa da ekserisi dinden çıkmış fasıklardır.”

    Âl-i İmran 110

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    “Asra andolsun ki, insan hüsrandadır. Ancak iman edip salih amel yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler müstesnadır.”

    Asr 1, 2, 3*

    Bu Konu İle İlgili Hadisler

    (1) Selman (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Yaşayanların amelinden üç tanesi ölülerin lehine (ecir olarak) devam eder:

    1) Arkasından kendisine dua eden salih bir nesil bırakan kimse. Onların duası o kimseye ecir olarak yazılır.

    2) Faydası devamlı olan bir sadaka yapan kimse. Bu şahsın sadakası onun faydası devam ettiği müddetçe ölümünden sonra kendisine ecir olarak yazılmaya devam eder.

    3) İlim öğreten kimsenin ecri de o ilimle amel edildiği sürece amel edenlerin ecrinden bir şey noksanlaşmaksızın o kimseye yazılmaya devam eder.”

    Tabarani Mucemu’l-Kebir 6181, Albânî Sahihu’l-Cami 888

    (2) Tarık bin Şihab şöyle dedi:

    Bayram günü namazdan önce Hutbeye başlayanların ilki Mervan’dır.

    Hemen ona biri kalktı ve:

    Namaz hutbeden öncedir dedi.

    Mervan:

    Burada namazın önüne geçirilmesi terk olunmuştur dedi.

    Bunun üzerine Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh):

    Bu şahsa gelince, işte o, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittiğini yerine getirmiştir.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Sizden kim bir münker görürse onu eliyle değiştirsin. Eğer ona gücü yetmezse diliyle onu değiştirsin. Eğer ona da gücü yetmezse kalbiyle değiştirsin. Bu ise imanın en zayıfıdır.”

    Müslim 49/78

    (3) Huzeyfe bin el-Yeman (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, ya iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarsınız. Ya da Allah Kendi indinden bir azap gönderir ki, sonra o azabı kaldırması için Allah’a dua edersiniz de size icabet olunmaz...’ buyurdu.”

    Ahmed 5/388, Tirmizi 2259, Begavi 4154, Albânî Sahihu’l-Cami 7070

    (4) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Herkim hidayete çağırırsa, bu çağrıya tabi olup onun ardından gidenlerin sevabı kadar bir sevab da onun lehine olacaktır. Kendilerine verilen bu sevab ötekilerin sevabından bir şey eksiltmez. Herkim de bir sapıklığa çağırırsa, bu çağrıya tabi olanların günahı kadar bir günahda kendi aleyhine olacaktır. Bu tabilerin günahlarından hiçbir şey eksiltmeyecektir.”

    Müslim 16

    İlmi başkalarına öğretmeyenin durumu:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Kim bildiği bir ilmi gözlerse kıyamet günü ağzına ateş
    ten bir gem vurularak getirilir.”


  5. 19.Mayıs.2013, 14:01
    3
    Katade
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Nisan.2013
    Üye No: 100895
    Mesaj Sayısı: 648
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    Cevap: Ilim ile ilgili sahih hadisler

    İLİM İLE İLGİLİ SAHİH HADİS-İ ŞERİFLER
    ilim ile ilgili sahih hadisler

    İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

    "Cühela takımıyla münakaşa veya ülemaya karşı böbürlenme veya halkın dikkatini kendine çekme gayesiyle ilim talep eden ateştedir."

    Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

    "İlmi, alimlere karşı böbürlenmek, cühela ile münakaşa etmek veya mevki-makam elde etmek için öğrenmeyin. Kim bunu yaparsa ona ateş gerekir, ateş!"

    İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

    "Ümmetimden birkısım insanlar, dini ilimleri öğrenecekler. Kur’an-ı Kerim’i okuyacaklar ve şöyle diyecekler: "Ümeraya gidip, onların dünyalıklarından alırız, dinimizi de onların şerrinden uzak tutarız." Halbuki bu mümkün değildir, tıpkı katad (denen dikenli ağaçtan) dikenden başka bir şey elde edilemediği gibi. Aynen öyle de, ümeranın yakınlığından sadece… elde edilir."

    Muhammed İbnu’s-Sabbah: "Aleyhissalatu vesselam sanki hataları kastetmiştir" der."

    Abdullah İbnu Mes’ud radıyallahu anh demiştir ki: "Eğer ilim ehli, ilmi koruyup, onu layık olanlara vermiş olsalardı, ilim sayesinde devirlerinin insanlarına efendi olacaklardı. Ne var ki onlar ilmi, dünyalıklarından menfaat sağlamak için ehl-i dünya için harcadılar. Dünya ehli de alimleri aşağıladı. Halbuki ben, Peygamberimiz aleyhissalatu vesselam’ın şöyle söylediğini işittim: "Kimin tasası sadece ahiret oIursa, dünya tasalarına Allah kifayet eder. Kim de dünya tasalarına kendini kaptırırsa, dünyanın hangi vadisinde helak olduğuna Allah aldırmayacaktır."

    Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam’ın şöyle söylediğini işittim: "İlmi, ulemaya karşı böbürlenmek için veya cühela ile münakaşa için veya insanların dikkatini kendinize çekmek için öğrenmeyin. Kim böyle yaparsa yeri ateştir."
    İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

    "Cühela takımıyla münakaşa veya ülemaya karşı böbürlenme veya halkın dikkatini kendine çekme gayesiyle ilim talep eden ateştedir."

    Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

    "İlmi, alimlere karşı böbürlenmek, cühela ile münakaşa etmek veya mevki-makam elde etmek için öğrenmeyin. Kim bunu yaparsa ona ateş gerekir, ateş!"

    İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

    "Ümmetimden birkısım insanlar, dini ilimleri öğrenecekler. Kur’an-ı Kerim’i okuyacaklar ve şöyle diyecekler: "Ümeraya gidip, onların dünyalıklarından alırız, dinimizi de onların şerrinden uzak tutarız." Halbuki bu mümkün değildir, tıpkı katad (denen dikenli ağaçtan) dikenden başka bir şey elde edilemediği gibi. Aynen öyle de, ümeranın yakınlığından sadece… elde edilir."

    Muhammed İbnu’s-Sabbah: "Aleyhissalatu vesselam sanki hataları kastetmiştir" der."

    Abdullah İbnu Mes’ud radıyallahu anh demiştir ki: "Eğer ilim ehli, ilmi koruyup, onu layık olanlara vermiş olsalardı, ilim sayesinde devirlerinin insanlarına efendi olacaklardı. Ne var ki onlar ilmi, dünyalıklarından menfaat sağlamak için ehl-i dünya için harcadılar. Dünya ehli de alimleri aşağıladı. Halbuki ben, Peygamberimiz aleyhissalatu vesselam’ın şöyle söylediğini işittim: "Kimin tasası sadece ahiret oIursa, dünya tasalarına Allah kifayet eder. Kim de dünya tasalarına kendini kaptırırsa, dünyanın hangi vadisinde helak olduğuna Allah aldırmayacaktır."

    Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam’ın şöyle söylediğini işittim: "İlmi, ulemaya karşı böbürlenmek için veya cühela ile münakaşa için veya insanların dikkatini kendinize çekmek için öğrenmeyin. Kim böyle yaparsa yeri ateştir."

    Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim alimlere karşı böbürlenmek, cahillerle münakaşa etmek ve halkın dikkatini üzerine çekmek maksadıyla ilim öğrenirse Allah onu cehenneme sokar."

    Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Bu ümmetin sonradan gelenleri önce gelenlerine lanet ettiği vakit, kim bir hadisi söylemez, ketmederse, Allah’ın indirdiğini ketmetmiş (gizlemiş) olur."

    Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim bir ilimden sorulur, o da bunu gizlerse, Kıyamet günü ateşten bir gem ile gemlenir."

    Ebu Sa’idi’I-Hudri anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim insanların dini işlerinde Allah’ın faydalı kıldığı bir ilmi gizlerse, Allah, Kıyamet günü onu ateşten bir gem ile gemler."

    *İsmail İbnu Müslim anlatıyor: "Hasan Basri **Bizi görünce ayaklarını kendine çekerek topladı ve şöyle buyurdu:

    "Haberiniz olsun, benden sonra, ilim talep etmek üzere, (size her taraftan) insanlar gelecekler. Onlara merhaba deyin, selam verin ve ilim öğretin!"

    Hasan Basri hazretleri sözlerine devamla dedi ki: "Allah’a yemin olsun! Biz öyle insanlarla karşılaştık ki, (kendilerine ilim talep etmek üzere uğradığımız zaman) bize, ne merhaba dediler, ne selam verdiler ne de ilim öğrettiler. Ancak kendilerine ilim için gittiğimiz zaman bir şeyler öğrenir idiysek de bize kaba davranırlardı."


    Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

    "Allah benim sözümü işitip belleyen, sonra da onu benden (başkasına) ulaştıran kimsenin yüzünü Kıyamet günü ağartsın. Zira nice ilim taşıyıcılar vardır ki, alim değildir. Nice ilim taşıyıcıları ilmi, kendinden daha alim olana taşırlar."

    Yine Hz. Enes anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "İnsanlardan öyleleri vardır ki, onlar hayrın anahtarları, şerrin de sürgüleridir. Allah’ın, ellerine hayırın anahtarlarını koyduğu kimselere ne mutlu! Şerr’in anahtarlarını Allah’ın ellerine koyduğu kimselere ne yazık!"

    Sehl İbnu Sa’d radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

    "(Size getirdiğim) bu hayır, birkısım hazineler mesabesindedir. Bu hazinelerin anahtarları vardır. Allah’ın, hayır için bir anahtar, şerre karşı da sürgü kıldığı kimseye ne mutlu. Allah’ın şerre anahtar, hayra sürgü kıldığı kimseye de ne yazık!"

    Humeyd İbnu Abdirrahman anlatıyor: "Hz. Muaviye radıyallahu anh’ı işittim, demişti ki: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam’ın şöyle söylediğini işittim: "Allah kimin için hayır murad ederse onu dinde fakih kılar."

    Buhari, Farzu’l-Humus 7, İlm 13, İ’tisam 10; Müslim, İmaret 98, (1038), Zekat 98, 100, (1038); Tirmizi, İlm 1, (2647).

    Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "İlim talebi için yola çıkan kimse dönünceye kadar Allah yolundadır."

    Tirmizi, İlim 2, (2649); İbnu Mace, Mukaddime 17, (227).

    Yine Tirmizi’nin Sahbere radıyallahu anh’tan kaydına göre, Aleyhissalatu vesselam: "Kim ilim taleb ederse, bu işi, geçmişteki günahlarına kefaret olur" buyurmuştur."

    Tirmizi, İlim 2, (2650).

    Ukbe İbnu Amir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Zancılardan önce, ölem öğrenin yani zanlarıyla konuşanlardan önce."

    Rezin tahric etmiştir. Buhari’de bunu bir bab başlığında muallak (senetsiz) olarak kaydetmiştir. (Feraiz 2).

    Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Feraizi ve Kur’an-ı öğrenin ve halka da öğretin, zira benim ruhum kabzedilecek (ve ben aranızdan gideceğim)."

    Rezin şu ziyadede bulunmuştur: "Feraizi bilmeyen alimin misali, baş kısmı olmayan bürnus gibidir."

    Tirmizi, Feraiz 2, (2092). İbnu Mes’ud radıyallahu anh’tan aynı manada bir rivayet yapılmıştır.

    Ebu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Mü’min, sonu cennet oluncaya kadar hayır işitmekten asla doymayacak."

    Tirmizi, İlim 19, (2687).

    Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Hikmetli söz mü’minin yitiğidir. Onu nerede bulursa, onu hemen almaya ehaktır."

    Tirmizi, İlim 19, (2688).

    İbn-i Amr İbni’l-As radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "İlim üçtür. Bunlardan fazlası fazilettir. Muhkem ayet, kaim sünnet, adil taksim."

    Ebu Davud, Feraiz 1, (2285); İbnu Mace, Mukaddime 8, (54).

    Ebu Vakid el-Leysi radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam mescidde otururken üç kişi çıktı geldi. İkisi Resûlullah aleyhissalatu vesselam’a yönelerek önünde durdular. Bunlardan biri, bir aralık bularak hemen oraya oturdu. Diğeri de onun gerisine oturdu. Üçüncü kimse ise, geri dönüp gitti.

    Resûlullah aleyhissalatu vesselam (dersinden) boşalınca buyurdular:

    "Size üç kişiden haber vereyim mi? Bunlardan biri Allah’a iltica etti, Allah da onu himayesine aldı. Diğeri istihyada bulundu, Allah da onun istihyasını kabul etti. Üçüncüsü ise geri döndü, Allah da ondan yüz çevirdi."

    Buhari, İlim 8, Salat 84; Müslim, Selam 26, (2176); Muvatta, Selam 4, (2, 960, 961); Tirmizi, İsti’zan 29, (2725).

    *Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, bir ilimden sorulur, o da bunu ketmedip söylemezse (Kıyamet günü) ateşten bir gem ile gemlenir."

    Ebu Davud, İlm 9, (3658); Tirmizi, İlim 3, (2651).

    Sehl İbnu sa’d radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Vallahi, senin hidayetinle bir tek kişiye hidayet verilmesi, senin için kıymetli develerden müteşekkil sürülerden daha hayırlıdır."

    Ebu Davud, İlm 10, (3661); Buhari, Ashabu’n-Nebi 9; Müslim, Fedailu’l-Ashab 34, (2046).

    Ebu Harun el-Abdi anlatıyor: "Biz Ebu Sa’id el-Hudri radıyallahu anh’a uğrardık. O bize: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam’ın (bize) vasiyetine merhaba" (derdi ve ilave ederdi): "Resûlullah aleyhissalatu vesselam demişti ki: "İnsanlar (dinde) size tabidirler. Size (aktar-ı alemden yani) dünyanın her tarafından bir kısım erkekler gelip İslam dinini öğrenecekler. Onlar geldikleri vakit, onlara hep hayrı tavsiye edin."

    Tirmizi, İlim 10, (3661).

    Yezid İbnu Seleme el-Cûfi radıyallahu anh anlatıyor: "Ey Allah’ın Resulü! dedim, ben senden pek çok hadis işittim. Ancak bunlardan, sonradan işittiklerimin, önceden işittiklerimi unutturacağından korkuyorum. Bana (hepsinin yerini tutacak) cami bir kelime söyle!"

    "Bildiklerinde Allah’a karşı müttaki ol (bu sana yeter)!" buyurdular."

    Rezin şu ziyadeyi yaptı: "…ve onunla amel et!"

    Tirmizi, İlim 19, (2684).

    Rebi’a İbnu Ebi Abdirrahman der ki: "Yanında bir miktar ilim olan kimseye, nefsini zayi etmesi münasib düşmez."

    Buhari bab başlığında kaydetmiştir. (İlim 21.)

    *Ebu’d-Derda radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam ile beraberdik. Gözünü semaya dikti. Sonra: “Şu anlar, ilmin insanlardan kapıp kaçırıldığı anlardır. Öyle ki, bu hususta insanlar hiçbir şeye muktedir olamazlar!” buyurdular.
    Ziyad İbnu Lebid el-Ensari araya girip: “Bizler Kur’an’ı okuyup dururken ilim bizlerden nasıl kapıp kaçırılır? Vallahi biz onu hem okuyacağız, hem de çocuklarımıza, kadınlarımıza okutacağız!” dedi. Resulullah da: “Anasız kalasın, ey Ziyad, ben seni Medine fakihlerinden sayıyordum. (Bak) işte Tevrat ve İncil, yahudilerin ve nasranilerin elinde, onların ne işine yarıyor (sanki onunla amel mi ediyorlar)?” buyurdu. Cübeyr der ki: “Ubade İbnu’s-Samit radıyallahu anh’a rastladım. Kardeşin Ebu’d-Derda ne söyledi, işittin mi? dedim. Ve ona Ebu’d-Derda’nın söylediğini haber verdim. bana: “Ebu’d-Derda doğru söylemiş, dilersen kaldırılacak olan ilk ilmin ne olduğunu sana haber vereyim: İnsanlardan kaldırılacak olan ilk ilim huşu’dur. Büyük bir camiye girip huşu üzere olan tek şahsı göremiyeceğin vakit yakındır!” dedi.”

    Tirmizi, İlm 5, (2655).
    Ömer İbnu Abdilaziz rahimehullah’dan nakledildiğine göre, (Medine valisi) Ebu Bekr İbnu Hazm’a şöyle yazmıştır: “Bak, Resûlullah aleyhissalatu vesselam’ın hadisinden ne varsa yaz. Zira ben, ilmin kaybolmasından ve ülemanın gitmesinden korkuyorum. Resûlullah aleyhissalatu vesselam’ın hadisinden başka bir şey kabul etme. Alimler ilmi yaysınlar, ilim için (herkese açık yerlerde) halkalar teşkil etsinler, ta ki bilmeyenler de böylece öğrensin. Zira ilim, gizli kalmazsa helak olmaz.” Buhari, İlm 34.
    *Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

    "Allah benim sözümü işitip belleyen, sonra da onu benden (başkasına) ulaştıran kimsenin yüzünü Kıyamet günü ağartsın. Zira nice ilim taşıyıcılar vardır ki, alim değildir. Nice ilim taşıyıcıları ilmi, kendinden daha alim olana taşırlar."

    Yine Hz. Enes anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "İnsanlardan öyleleri vardır ki, onlar hayrın anahtarları, şerrin de sürgüleridir. Allah’ın, ellerine hayırın anahtarlarını koyduğu kimselere ne mutlu! Şerr’in anahtarlarını Allah’ın ellerine koyduğu kimselere ne yazık!"

    Sehl İbnu Sa’d radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

    "(Size getirdiğim) bu hayır, birkısım hazineler mesabesindedir. Bu hazinelerin anahtarları vardır. Allah’ın, hayır için bir anahtar, şerre karşı da sürgü kıldığı kimseye ne mutlu. Allah’ın şerre anahtar, hayra sürgü kıldığı kimseye de ne yazık!"

    *



  6. 19.Mayıs.2013, 14:01
    3
    Devamlı Üye
    İLİM İLE İLGİLİ SAHİH HADİS-İ ŞERİFLER
    ilim ile ilgili sahih hadisler

    İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

    "Cühela takımıyla münakaşa veya ülemaya karşı böbürlenme veya halkın dikkatini kendine çekme gayesiyle ilim talep eden ateştedir."

    Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

    "İlmi, alimlere karşı böbürlenmek, cühela ile münakaşa etmek veya mevki-makam elde etmek için öğrenmeyin. Kim bunu yaparsa ona ateş gerekir, ateş!"

    İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

    "Ümmetimden birkısım insanlar, dini ilimleri öğrenecekler. Kur’an-ı Kerim’i okuyacaklar ve şöyle diyecekler: "Ümeraya gidip, onların dünyalıklarından alırız, dinimizi de onların şerrinden uzak tutarız." Halbuki bu mümkün değildir, tıpkı katad (denen dikenli ağaçtan) dikenden başka bir şey elde edilemediği gibi. Aynen öyle de, ümeranın yakınlığından sadece… elde edilir."

    Muhammed İbnu’s-Sabbah: "Aleyhissalatu vesselam sanki hataları kastetmiştir" der."

    Abdullah İbnu Mes’ud radıyallahu anh demiştir ki: "Eğer ilim ehli, ilmi koruyup, onu layık olanlara vermiş olsalardı, ilim sayesinde devirlerinin insanlarına efendi olacaklardı. Ne var ki onlar ilmi, dünyalıklarından menfaat sağlamak için ehl-i dünya için harcadılar. Dünya ehli de alimleri aşağıladı. Halbuki ben, Peygamberimiz aleyhissalatu vesselam’ın şöyle söylediğini işittim: "Kimin tasası sadece ahiret oIursa, dünya tasalarına Allah kifayet eder. Kim de dünya tasalarına kendini kaptırırsa, dünyanın hangi vadisinde helak olduğuna Allah aldırmayacaktır."

    Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam’ın şöyle söylediğini işittim: "İlmi, ulemaya karşı böbürlenmek için veya cühela ile münakaşa için veya insanların dikkatini kendinize çekmek için öğrenmeyin. Kim böyle yaparsa yeri ateştir."
    İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

    "Cühela takımıyla münakaşa veya ülemaya karşı böbürlenme veya halkın dikkatini kendine çekme gayesiyle ilim talep eden ateştedir."

    Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

    "İlmi, alimlere karşı böbürlenmek, cühela ile münakaşa etmek veya mevki-makam elde etmek için öğrenmeyin. Kim bunu yaparsa ona ateş gerekir, ateş!"

    İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

    "Ümmetimden birkısım insanlar, dini ilimleri öğrenecekler. Kur’an-ı Kerim’i okuyacaklar ve şöyle diyecekler: "Ümeraya gidip, onların dünyalıklarından alırız, dinimizi de onların şerrinden uzak tutarız." Halbuki bu mümkün değildir, tıpkı katad (denen dikenli ağaçtan) dikenden başka bir şey elde edilemediği gibi. Aynen öyle de, ümeranın yakınlığından sadece… elde edilir."

    Muhammed İbnu’s-Sabbah: "Aleyhissalatu vesselam sanki hataları kastetmiştir" der."

    Abdullah İbnu Mes’ud radıyallahu anh demiştir ki: "Eğer ilim ehli, ilmi koruyup, onu layık olanlara vermiş olsalardı, ilim sayesinde devirlerinin insanlarına efendi olacaklardı. Ne var ki onlar ilmi, dünyalıklarından menfaat sağlamak için ehl-i dünya için harcadılar. Dünya ehli de alimleri aşağıladı. Halbuki ben, Peygamberimiz aleyhissalatu vesselam’ın şöyle söylediğini işittim: "Kimin tasası sadece ahiret oIursa, dünya tasalarına Allah kifayet eder. Kim de dünya tasalarına kendini kaptırırsa, dünyanın hangi vadisinde helak olduğuna Allah aldırmayacaktır."

    Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam’ın şöyle söylediğini işittim: "İlmi, ulemaya karşı böbürlenmek için veya cühela ile münakaşa için veya insanların dikkatini kendinize çekmek için öğrenmeyin. Kim böyle yaparsa yeri ateştir."

    Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim alimlere karşı böbürlenmek, cahillerle münakaşa etmek ve halkın dikkatini üzerine çekmek maksadıyla ilim öğrenirse Allah onu cehenneme sokar."

    Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Bu ümmetin sonradan gelenleri önce gelenlerine lanet ettiği vakit, kim bir hadisi söylemez, ketmederse, Allah’ın indirdiğini ketmetmiş (gizlemiş) olur."

    Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim bir ilimden sorulur, o da bunu gizlerse, Kıyamet günü ateşten bir gem ile gemlenir."

    Ebu Sa’idi’I-Hudri anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim insanların dini işlerinde Allah’ın faydalı kıldığı bir ilmi gizlerse, Allah, Kıyamet günü onu ateşten bir gem ile gemler."

    *İsmail İbnu Müslim anlatıyor: "Hasan Basri **Bizi görünce ayaklarını kendine çekerek topladı ve şöyle buyurdu:

    "Haberiniz olsun, benden sonra, ilim talep etmek üzere, (size her taraftan) insanlar gelecekler. Onlara merhaba deyin, selam verin ve ilim öğretin!"

    Hasan Basri hazretleri sözlerine devamla dedi ki: "Allah’a yemin olsun! Biz öyle insanlarla karşılaştık ki, (kendilerine ilim talep etmek üzere uğradığımız zaman) bize, ne merhaba dediler, ne selam verdiler ne de ilim öğrettiler. Ancak kendilerine ilim için gittiğimiz zaman bir şeyler öğrenir idiysek de bize kaba davranırlardı."


    Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

    "Allah benim sözümü işitip belleyen, sonra da onu benden (başkasına) ulaştıran kimsenin yüzünü Kıyamet günü ağartsın. Zira nice ilim taşıyıcılar vardır ki, alim değildir. Nice ilim taşıyıcıları ilmi, kendinden daha alim olana taşırlar."

    Yine Hz. Enes anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "İnsanlardan öyleleri vardır ki, onlar hayrın anahtarları, şerrin de sürgüleridir. Allah’ın, ellerine hayırın anahtarlarını koyduğu kimselere ne mutlu! Şerr’in anahtarlarını Allah’ın ellerine koyduğu kimselere ne yazık!"

    Sehl İbnu Sa’d radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

    "(Size getirdiğim) bu hayır, birkısım hazineler mesabesindedir. Bu hazinelerin anahtarları vardır. Allah’ın, hayır için bir anahtar, şerre karşı da sürgü kıldığı kimseye ne mutlu. Allah’ın şerre anahtar, hayra sürgü kıldığı kimseye de ne yazık!"

    Humeyd İbnu Abdirrahman anlatıyor: "Hz. Muaviye radıyallahu anh’ı işittim, demişti ki: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam’ın şöyle söylediğini işittim: "Allah kimin için hayır murad ederse onu dinde fakih kılar."

    Buhari, Farzu’l-Humus 7, İlm 13, İ’tisam 10; Müslim, İmaret 98, (1038), Zekat 98, 100, (1038); Tirmizi, İlm 1, (2647).

    Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "İlim talebi için yola çıkan kimse dönünceye kadar Allah yolundadır."

    Tirmizi, İlim 2, (2649); İbnu Mace, Mukaddime 17, (227).

    Yine Tirmizi’nin Sahbere radıyallahu anh’tan kaydına göre, Aleyhissalatu vesselam: "Kim ilim taleb ederse, bu işi, geçmişteki günahlarına kefaret olur" buyurmuştur."

    Tirmizi, İlim 2, (2650).

    Ukbe İbnu Amir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Zancılardan önce, ölem öğrenin yani zanlarıyla konuşanlardan önce."

    Rezin tahric etmiştir. Buhari’de bunu bir bab başlığında muallak (senetsiz) olarak kaydetmiştir. (Feraiz 2).

    Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Feraizi ve Kur’an-ı öğrenin ve halka da öğretin, zira benim ruhum kabzedilecek (ve ben aranızdan gideceğim)."

    Rezin şu ziyadede bulunmuştur: "Feraizi bilmeyen alimin misali, baş kısmı olmayan bürnus gibidir."

    Tirmizi, Feraiz 2, (2092). İbnu Mes’ud radıyallahu anh’tan aynı manada bir rivayet yapılmıştır.

    Ebu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Mü’min, sonu cennet oluncaya kadar hayır işitmekten asla doymayacak."

    Tirmizi, İlim 19, (2687).

    Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Hikmetli söz mü’minin yitiğidir. Onu nerede bulursa, onu hemen almaya ehaktır."

    Tirmizi, İlim 19, (2688).

    İbn-i Amr İbni’l-As radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "İlim üçtür. Bunlardan fazlası fazilettir. Muhkem ayet, kaim sünnet, adil taksim."

    Ebu Davud, Feraiz 1, (2285); İbnu Mace, Mukaddime 8, (54).

    Ebu Vakid el-Leysi radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam mescidde otururken üç kişi çıktı geldi. İkisi Resûlullah aleyhissalatu vesselam’a yönelerek önünde durdular. Bunlardan biri, bir aralık bularak hemen oraya oturdu. Diğeri de onun gerisine oturdu. Üçüncü kimse ise, geri dönüp gitti.

    Resûlullah aleyhissalatu vesselam (dersinden) boşalınca buyurdular:

    "Size üç kişiden haber vereyim mi? Bunlardan biri Allah’a iltica etti, Allah da onu himayesine aldı. Diğeri istihyada bulundu, Allah da onun istihyasını kabul etti. Üçüncüsü ise geri döndü, Allah da ondan yüz çevirdi."

    Buhari, İlim 8, Salat 84; Müslim, Selam 26, (2176); Muvatta, Selam 4, (2, 960, 961); Tirmizi, İsti’zan 29, (2725).

    *Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, bir ilimden sorulur, o da bunu ketmedip söylemezse (Kıyamet günü) ateşten bir gem ile gemlenir."

    Ebu Davud, İlm 9, (3658); Tirmizi, İlim 3, (2651).

    Sehl İbnu sa’d radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Vallahi, senin hidayetinle bir tek kişiye hidayet verilmesi, senin için kıymetli develerden müteşekkil sürülerden daha hayırlıdır."

    Ebu Davud, İlm 10, (3661); Buhari, Ashabu’n-Nebi 9; Müslim, Fedailu’l-Ashab 34, (2046).

    Ebu Harun el-Abdi anlatıyor: "Biz Ebu Sa’id el-Hudri radıyallahu anh’a uğrardık. O bize: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam’ın (bize) vasiyetine merhaba" (derdi ve ilave ederdi): "Resûlullah aleyhissalatu vesselam demişti ki: "İnsanlar (dinde) size tabidirler. Size (aktar-ı alemden yani) dünyanın her tarafından bir kısım erkekler gelip İslam dinini öğrenecekler. Onlar geldikleri vakit, onlara hep hayrı tavsiye edin."

    Tirmizi, İlim 10, (3661).

    Yezid İbnu Seleme el-Cûfi radıyallahu anh anlatıyor: "Ey Allah’ın Resulü! dedim, ben senden pek çok hadis işittim. Ancak bunlardan, sonradan işittiklerimin, önceden işittiklerimi unutturacağından korkuyorum. Bana (hepsinin yerini tutacak) cami bir kelime söyle!"

    "Bildiklerinde Allah’a karşı müttaki ol (bu sana yeter)!" buyurdular."

    Rezin şu ziyadeyi yaptı: "…ve onunla amel et!"

    Tirmizi, İlim 19, (2684).

    Rebi’a İbnu Ebi Abdirrahman der ki: "Yanında bir miktar ilim olan kimseye, nefsini zayi etmesi münasib düşmez."

    Buhari bab başlığında kaydetmiştir. (İlim 21.)

    *Ebu’d-Derda radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam ile beraberdik. Gözünü semaya dikti. Sonra: “Şu anlar, ilmin insanlardan kapıp kaçırıldığı anlardır. Öyle ki, bu hususta insanlar hiçbir şeye muktedir olamazlar!” buyurdular.
    Ziyad İbnu Lebid el-Ensari araya girip: “Bizler Kur’an’ı okuyup dururken ilim bizlerden nasıl kapıp kaçırılır? Vallahi biz onu hem okuyacağız, hem de çocuklarımıza, kadınlarımıza okutacağız!” dedi. Resulullah da: “Anasız kalasın, ey Ziyad, ben seni Medine fakihlerinden sayıyordum. (Bak) işte Tevrat ve İncil, yahudilerin ve nasranilerin elinde, onların ne işine yarıyor (sanki onunla amel mi ediyorlar)?” buyurdu. Cübeyr der ki: “Ubade İbnu’s-Samit radıyallahu anh’a rastladım. Kardeşin Ebu’d-Derda ne söyledi, işittin mi? dedim. Ve ona Ebu’d-Derda’nın söylediğini haber verdim. bana: “Ebu’d-Derda doğru söylemiş, dilersen kaldırılacak olan ilk ilmin ne olduğunu sana haber vereyim: İnsanlardan kaldırılacak olan ilk ilim huşu’dur. Büyük bir camiye girip huşu üzere olan tek şahsı göremiyeceğin vakit yakındır!” dedi.”

    Tirmizi, İlm 5, (2655).
    Ömer İbnu Abdilaziz rahimehullah’dan nakledildiğine göre, (Medine valisi) Ebu Bekr İbnu Hazm’a şöyle yazmıştır: “Bak, Resûlullah aleyhissalatu vesselam’ın hadisinden ne varsa yaz. Zira ben, ilmin kaybolmasından ve ülemanın gitmesinden korkuyorum. Resûlullah aleyhissalatu vesselam’ın hadisinden başka bir şey kabul etme. Alimler ilmi yaysınlar, ilim için (herkese açık yerlerde) halkalar teşkil etsinler, ta ki bilmeyenler de böylece öğrensin. Zira ilim, gizli kalmazsa helak olmaz.” Buhari, İlm 34.
    *Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

    "Allah benim sözümü işitip belleyen, sonra da onu benden (başkasına) ulaştıran kimsenin yüzünü Kıyamet günü ağartsın. Zira nice ilim taşıyıcılar vardır ki, alim değildir. Nice ilim taşıyıcıları ilmi, kendinden daha alim olana taşırlar."

    Yine Hz. Enes anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "İnsanlardan öyleleri vardır ki, onlar hayrın anahtarları, şerrin de sürgüleridir. Allah’ın, ellerine hayırın anahtarlarını koyduğu kimselere ne mutlu! Şerr’in anahtarlarını Allah’ın ellerine koyduğu kimselere ne yazık!"

    Sehl İbnu Sa’d radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

    "(Size getirdiğim) bu hayır, birkısım hazineler mesabesindedir. Bu hazinelerin anahtarları vardır. Allah’ın, hayır için bir anahtar, şerre karşı da sürgü kıldığı kimseye ne mutlu. Allah’ın şerre anahtar, hayra sürgü kıldığı kimseye de ne yazık!"

    *






+ Yorum Gönder