Konusunu Oylayın.: İlim ile ilgili menkıbeler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
İlim ile ilgili menkıbeler
  1. 05.Mayıs.2013, 02:24
    1
    Misafir

    İlim ile ilgili menkıbeler






    İlim ile ilgili menkıbeler Mumsema ilim ile ilgili menkıbeler


  2. 05.Mayıs.2013, 02:24
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 19.Mayıs.2013, 13:12
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Ilim ile ilgili menkıbeler




    İlmin Üstünlüğü menkıbe


    Eski zamanlardan birinde fakir bir adam yaşarmış. Kuş ve balık avlayarak geçinir, zar zor ekmek parasını çıkarırmış. Bir gün bir yerde kuş yakalamak için tuzak kurmuş, kendisi de gizlenmiş. Bir müddet sonra tuzağın yanına üç tane kuş gelmiş. Tuzağa yakalanacakları sırada adam, kavga gürültüsü gibi birtakım sesler işitmiş. Biçare fakir, sesten kuşlar kaçacak diye gizlendiği yerden meydana çıkmış; görmüş ki iki talebe bir konuyu tartışıyorlar. Yanlarına gidip vaziyeti anlatmış ve biraz daha sessiz konuşmalarını rica etmiş. Aksi takdirde kuşların kaçacağını söylemiş. Talebeler, kuşlardan iki tanesini kendilerine verirse bu isteği yerine getireceklerini söylemişler. Zavallı adam çaresiz razı olmuş.

    Nihayet kuşlar tutulmuş, iki tanesini talebeler almış. Bu sırada fakir adam talebelere: “Siz benim yakaladığım üç kuştan ikisini aldınız, istifade ettiniz. Bari bağırarak söyleştiğiniz şey her ne ise bana da söyleyiniz de ben de ondan istifade edeyim.” demiş. O iki talebe gülerek: “Bizler hünsânın mahiyeti hakkında konuşuyorduk.” demişler. Fakir adam hünsânın manasını bilmediğinden ne demek olduğunu sormuş. Talebeler:

    “Hünsâ, ne erkek ne de dişi olan şeye denir.” diye cevap vermişler. Fakir adam, başka bir gün balık avına çıknmş- Hikmet-i ilâhî öyle bir balık tutmuş ki eşi benzeri görülmüş değil.

    Düşünmüş taşınmış, balığı zamanın padişahına hediye etmeye karar vermiş. Böylece padişahın ihsanına mazhar olmak istiyormuş. Adamcağız bir yolunu bulmuş ve balığı padişaha göndermiş.

    Padişah balığı görmüş, beğenmiş ve fakir adama bin altın verilmesini emretmiş. Fakat vezir, bu miktarı çok görüp padişaha bir balık için bu kadar para vermenin lüzumsuz olduğunu söylemiş ve adamın üç beş kuruş verilip def edilmesini tavsiye etmiş. Padişah vezirinin söylediklerini bir dereceye kadar kabul etmişse de daha önceden bin altın verilmesini emretmiş olduğundan sözünden dönmeyi kendisine yakıştıramamış. Fakat vezir, hükümdâra akıl vererek:

    “Efendim, getirilen balık dişi mi yoksa erkek mi diye fakire sorun. Eğer erkek derse dişisinin getirilmesini; dişi derse erkeğinin bulunmasını emredip o şekilde başınızdan def edin, böylece mesele halledilmiş olur.” demiş.

    Gün gelmiş, fakir adam parasını almak için saraya giderek padişahın huzuruna çıkmış. Padişah da vezirin tavsiye ettiği üzere fakire sormuş. Fakir adam ilk anda ne diyeceğini şaşırmışsa da hemen aklına o iki talebenin kendisine öğrettiği kelime gelmiş:

    “Efendim, sual buyrulan balık hünsâdır.” deyince padişahın o kadar hoşuna gitmiş ki adama iki bin altın verilmesini emir buyurmuş.

    İşte fakir adam bir kelime sayesinde böyle büyük mükâfâta nail olmuş ve ömrünün geri kalanını rahat ve mesut geçirmiş…

    KISSADAN HİSSE:

    İlmin faydaları çoktur. Âlimlere muhabbet etmeli, onların bilgisinden yararlanmaya çalışmalıdır.

    Ehl-i ilme hizmet eyle kesb edegör mârifet
    Câhile yâr olma kim nâdân olursun âkıbet

    Açıklaması:
    Âlimlere hizmet et ve onlardan ilim öğrenmeye çalış.
    Cahillerle sakın ha dost olma; zira sonunda sen de onlar gibi cahil olursun.


  4. 19.Mayıs.2013, 13:12
    2
    Moderatör



    İlmin Üstünlüğü menkıbe


    Eski zamanlardan birinde fakir bir adam yaşarmış. Kuş ve balık avlayarak geçinir, zar zor ekmek parasını çıkarırmış. Bir gün bir yerde kuş yakalamak için tuzak kurmuş, kendisi de gizlenmiş. Bir müddet sonra tuzağın yanına üç tane kuş gelmiş. Tuzağa yakalanacakları sırada adam, kavga gürültüsü gibi birtakım sesler işitmiş. Biçare fakir, sesten kuşlar kaçacak diye gizlendiği yerden meydana çıkmış; görmüş ki iki talebe bir konuyu tartışıyorlar. Yanlarına gidip vaziyeti anlatmış ve biraz daha sessiz konuşmalarını rica etmiş. Aksi takdirde kuşların kaçacağını söylemiş. Talebeler, kuşlardan iki tanesini kendilerine verirse bu isteği yerine getireceklerini söylemişler. Zavallı adam çaresiz razı olmuş.

    Nihayet kuşlar tutulmuş, iki tanesini talebeler almış. Bu sırada fakir adam talebelere: “Siz benim yakaladığım üç kuştan ikisini aldınız, istifade ettiniz. Bari bağırarak söyleştiğiniz şey her ne ise bana da söyleyiniz de ben de ondan istifade edeyim.” demiş. O iki talebe gülerek: “Bizler hünsânın mahiyeti hakkında konuşuyorduk.” demişler. Fakir adam hünsânın manasını bilmediğinden ne demek olduğunu sormuş. Talebeler:

    “Hünsâ, ne erkek ne de dişi olan şeye denir.” diye cevap vermişler. Fakir adam, başka bir gün balık avına çıknmş- Hikmet-i ilâhî öyle bir balık tutmuş ki eşi benzeri görülmüş değil.

    Düşünmüş taşınmış, balığı zamanın padişahına hediye etmeye karar vermiş. Böylece padişahın ihsanına mazhar olmak istiyormuş. Adamcağız bir yolunu bulmuş ve balığı padişaha göndermiş.

    Padişah balığı görmüş, beğenmiş ve fakir adama bin altın verilmesini emretmiş. Fakat vezir, bu miktarı çok görüp padişaha bir balık için bu kadar para vermenin lüzumsuz olduğunu söylemiş ve adamın üç beş kuruş verilip def edilmesini tavsiye etmiş. Padişah vezirinin söylediklerini bir dereceye kadar kabul etmişse de daha önceden bin altın verilmesini emretmiş olduğundan sözünden dönmeyi kendisine yakıştıramamış. Fakat vezir, hükümdâra akıl vererek:

    “Efendim, getirilen balık dişi mi yoksa erkek mi diye fakire sorun. Eğer erkek derse dişisinin getirilmesini; dişi derse erkeğinin bulunmasını emredip o şekilde başınızdan def edin, böylece mesele halledilmiş olur.” demiş.

    Gün gelmiş, fakir adam parasını almak için saraya giderek padişahın huzuruna çıkmış. Padişah da vezirin tavsiye ettiği üzere fakire sormuş. Fakir adam ilk anda ne diyeceğini şaşırmışsa da hemen aklına o iki talebenin kendisine öğrettiği kelime gelmiş:

    “Efendim, sual buyrulan balık hünsâdır.” deyince padişahın o kadar hoşuna gitmiş ki adama iki bin altın verilmesini emir buyurmuş.

    İşte fakir adam bir kelime sayesinde böyle büyük mükâfâta nail olmuş ve ömrünün geri kalanını rahat ve mesut geçirmiş…

    KISSADAN HİSSE:

    İlmin faydaları çoktur. Âlimlere muhabbet etmeli, onların bilgisinden yararlanmaya çalışmalıdır.

    Ehl-i ilme hizmet eyle kesb edegör mârifet
    Câhile yâr olma kim nâdân olursun âkıbet

    Açıklaması:
    Âlimlere hizmet et ve onlardan ilim öğrenmeye çalış.
    Cahillerle sakın ha dost olma; zira sonunda sen de onlar gibi cahil olursun.





+ Yorum Gönder