Konusunu Oylayın.: Peygamberimiz Hz. Alinin Ebu Cehilin kızıyla evlenmesine neden karşı çıktı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Peygamberimiz Hz. Alinin Ebu Cehilin kızıyla evlenmesine neden karşı çıktı?
  1. 01.Mayıs.2013, 08:54
    1
    Misafir

    Peygamberimiz Hz. Alinin Ebu Cehilin kızıyla evlenmesine neden karşı çıktı?






    Peygamberimiz Hz. Alinin Ebu Cehilin kızıyla evlenmesine neden karşı çıktı? Mumsema Peygamberimiz Hz. Alinin Ebu Cehilin kızıyla evlenmesine neden karşı çıktı


  2. 01.Mayıs.2013, 08:54
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 03.Mayıs.2013, 15:15
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Peygamberimiz Hz. Alinin Ebu Cehilin kızıyla evlenmesine neden karşı çıktı?




    Peygamberimiz Hz. Alinin Ebu Cehilin kızıyla evlenmesine neden karşı çıktı

    Peygamberimiz hangi evliliğe karşı çıktı?...

    “Hocam, Peygamberimiz, Hz. Alinin Ebu Cehilin kızıyla evlenmesine neden karşı çıktı? Asıl sebep neydi? Konuyu açıklar mısınız?” Böyle evliliğe karşı çıkmasının altında önemli sebepler yatıyordu.

    Şöyle ki: İslamın ilk yıllarında Mekkeliler davasından vazgeçirmek için Peygamberimize yalvarıp yakardılar, her türlü imkanı vadettiler. Bir sonuç alamayınca akla hayale gelmedik baskı, tehdit, zulüm ve işkence metotlarını uyguladılar.

    Peygamberimiz ise onların hiçbir isteklerine uymadı. Hızlarını alamayınca bu sefer suikast tertibinde bulundular. Fakat buna da güçleri yetmedi. Efendimiz Medineye hicret etti. Peygamberimizi ellerinden kaçırmışlardı. Bu defa daha farklı hile ve tuzaklara başvurdular.

    Bu tuzaklardan birisi de, dolaylı yollarla Peygamberimizi rahatsız etmek, huzurunu kaçırmaktı. Kalktılar, Medineye gittiler. Peygamberimizle görüşmek istediler. Müsaade alınca niyetlerini açığa vurdular. Başta İslam düşmanı Ebu Cehilin kızı olmak üzere kendi kızlarını Hz. Aliye vermek, onunla nikâhlamak istediler. Hz. Ali Peygamberimizin amcasının oğluydu ve aynı zamanda damadıydı.

    Hz. Fatıma ile evliydi. Mesele ciddiydi. Peygamberimiz hiç zaman geçirmedi. İleride duyulduğu zaman herhangi bir dedikoduya meydan verilmemesi için Mescidin minberine çıktı, sahabileri topladı ve durumdan onları haberdar etti:

    “Gerçek şu ki, Hişam bin Muğire oğulları kızlarını Ali bin Ebî Talibe nikâhlamak için benden izin istediler. Ben onlara izin vermiyorum. Sonra yine ben onlara izin vermiyorum. Sonra yine ben onlara izin vermiyorum. “Meğer ki, Ebû Talibin oğlu benim kızımı boşayıp onların kızını almak isteye.

    Çünkü kızım Fâtıma benden bir parçadır. Onu şüpheye düşüren beni de şüpheye düşürür. Ona eziyet veren şey bana da eziyet verir. “Ben ancak ve ancak onu belâya sokmalarından endişe ediyorum. Ben ne helâli haram kılarım, ne de haramı helâl. Vallahi, Resulullahın kızı ile Allah düşmanının kızı, bir adamın yanında kesin olarak bir araya gelemez.”1

    Evet, Peygamberimizin de açıkça dile getirdiği gibi, Resulullahın (a.s.m.) bu evliliğe razı olmayışının iki mühim sebebi vardı: Birisi ve en önemlisi, İki Cihan Güneşinin biricik kızıyla Ebû Cehil gibi bir Allah ve Peygamber düşmanının kızının bir araya gelmesinin mümkün olmadığıdır.

    Çünkü böyle bir evlilikte Hz. Fâtımanın rahatsız olacağı, sıkıntı çekeceği, eziyet göre≠ceği kaçınılmazdı. Hz. Fâtımaya verilen eziyet aynı şekilde Pey≠gamberimize verilmiş sayılır ki; bu hem haramdır, hem de eziyet verenin helâk olmasına sebeptir. Peygamberimiz, Hz. Ali ile Hz. Fâtımaya duyduğu sonsuz şefkatten ve yakınlıktan dolayı böyle bir evliliği kabul etmemiştir.

    İkinci sebep de, kıskançlıktan dolayı bir geçimsizliğin, bir fitnenin meydana gelmesidir. Hz. Fâtıma validemiz her ne kadar çok üstün özelliklere ve meziyetlere sahip seçkin bir insan olsa da, her kadın gibi o da kıskançlık duygusu taşıyordu. İşte Peygamberimiz, Hz. Fâtımanın kıskançlık göstererek başına bir fitnenin geleceğini bildiği için bu evliliğe razı olmamıştır.

    Diğer taraftan Peygamber Efendimiz, Ebû Cehilin kızı ile Hz. Fâtımanın bir nikâh altında bulunmasını haram kılıyor değildi. Allahın lütfu ve bildirmesiyle bunların geçinemeyeceklerini biliyor, onun için uygun görmüyordu. Bu meseleyi başka türlü anlamaya, bir mümine yakışmayacak şekilde yanlış yorumlama yoluna gitmemelidir. Çünkü Pey≠gamberimiz (a.s.m.) her meselede Allahın rızasını esas alıyor ve o doğrultuda hareket ediyordu.

    1. Müslim, Fedailüs-Sahabe: 93-96; el-Fethur-Rabbânî (Müsned Şerhi), 22:94.

    Mehmet PAKSU





  4. 03.Mayıs.2013, 15:15
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Peygamberimiz Hz. Alinin Ebu Cehilin kızıyla evlenmesine neden karşı çıktı

    Peygamberimiz hangi evliliğe karşı çıktı?...

    “Hocam, Peygamberimiz, Hz. Alinin Ebu Cehilin kızıyla evlenmesine neden karşı çıktı? Asıl sebep neydi? Konuyu açıklar mısınız?” Böyle evliliğe karşı çıkmasının altında önemli sebepler yatıyordu.

    Şöyle ki: İslamın ilk yıllarında Mekkeliler davasından vazgeçirmek için Peygamberimize yalvarıp yakardılar, her türlü imkanı vadettiler. Bir sonuç alamayınca akla hayale gelmedik baskı, tehdit, zulüm ve işkence metotlarını uyguladılar.

    Peygamberimiz ise onların hiçbir isteklerine uymadı. Hızlarını alamayınca bu sefer suikast tertibinde bulundular. Fakat buna da güçleri yetmedi. Efendimiz Medineye hicret etti. Peygamberimizi ellerinden kaçırmışlardı. Bu defa daha farklı hile ve tuzaklara başvurdular.

    Bu tuzaklardan birisi de, dolaylı yollarla Peygamberimizi rahatsız etmek, huzurunu kaçırmaktı. Kalktılar, Medineye gittiler. Peygamberimizle görüşmek istediler. Müsaade alınca niyetlerini açığa vurdular. Başta İslam düşmanı Ebu Cehilin kızı olmak üzere kendi kızlarını Hz. Aliye vermek, onunla nikâhlamak istediler. Hz. Ali Peygamberimizin amcasının oğluydu ve aynı zamanda damadıydı.

    Hz. Fatıma ile evliydi. Mesele ciddiydi. Peygamberimiz hiç zaman geçirmedi. İleride duyulduğu zaman herhangi bir dedikoduya meydan verilmemesi için Mescidin minberine çıktı, sahabileri topladı ve durumdan onları haberdar etti:

    “Gerçek şu ki, Hişam bin Muğire oğulları kızlarını Ali bin Ebî Talibe nikâhlamak için benden izin istediler. Ben onlara izin vermiyorum. Sonra yine ben onlara izin vermiyorum. Sonra yine ben onlara izin vermiyorum. “Meğer ki, Ebû Talibin oğlu benim kızımı boşayıp onların kızını almak isteye.

    Çünkü kızım Fâtıma benden bir parçadır. Onu şüpheye düşüren beni de şüpheye düşürür. Ona eziyet veren şey bana da eziyet verir. “Ben ancak ve ancak onu belâya sokmalarından endişe ediyorum. Ben ne helâli haram kılarım, ne de haramı helâl. Vallahi, Resulullahın kızı ile Allah düşmanının kızı, bir adamın yanında kesin olarak bir araya gelemez.”1

    Evet, Peygamberimizin de açıkça dile getirdiği gibi, Resulullahın (a.s.m.) bu evliliğe razı olmayışının iki mühim sebebi vardı: Birisi ve en önemlisi, İki Cihan Güneşinin biricik kızıyla Ebû Cehil gibi bir Allah ve Peygamber düşmanının kızının bir araya gelmesinin mümkün olmadığıdır.

    Çünkü böyle bir evlilikte Hz. Fâtımanın rahatsız olacağı, sıkıntı çekeceği, eziyet göre≠ceği kaçınılmazdı. Hz. Fâtımaya verilen eziyet aynı şekilde Pey≠gamberimize verilmiş sayılır ki; bu hem haramdır, hem de eziyet verenin helâk olmasına sebeptir. Peygamberimiz, Hz. Ali ile Hz. Fâtımaya duyduğu sonsuz şefkatten ve yakınlıktan dolayı böyle bir evliliği kabul etmemiştir.

    İkinci sebep de, kıskançlıktan dolayı bir geçimsizliğin, bir fitnenin meydana gelmesidir. Hz. Fâtıma validemiz her ne kadar çok üstün özelliklere ve meziyetlere sahip seçkin bir insan olsa da, her kadın gibi o da kıskançlık duygusu taşıyordu. İşte Peygamberimiz, Hz. Fâtımanın kıskançlık göstererek başına bir fitnenin geleceğini bildiği için bu evliliğe razı olmamıştır.

    Diğer taraftan Peygamber Efendimiz, Ebû Cehilin kızı ile Hz. Fâtımanın bir nikâh altında bulunmasını haram kılıyor değildi. Allahın lütfu ve bildirmesiyle bunların geçinemeyeceklerini biliyor, onun için uygun görmüyordu. Bu meseleyi başka türlü anlamaya, bir mümine yakışmayacak şekilde yanlış yorumlama yoluna gitmemelidir. Çünkü Pey≠gamberimiz (a.s.m.) her meselede Allahın rızasını esas alıyor ve o doğrultuda hareket ediyordu.

    1. Müslim, Fedailüs-Sahabe: 93-96; el-Fethur-Rabbânî (Müsned Şerhi), 22:94.

    Mehmet PAKSU








+ Yorum Gönder