Konusunu Oylayın.: Cinler aslında uzaylı bir ırk olabilir mi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Cinler aslında uzaylı bir ırk olabilir mi?
  1. 30.Nisan.2013, 23:01
    1
    Misafir

    Cinler aslında uzaylı bir ırk olabilir mi?






    Cinler aslında uzaylı bir ırk olabilir mi? Mumsema Cinler aslında uzaylı bir ırk olabilir mi?


  2. 30.Nisan.2013, 23:01
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 03.Mayıs.2013, 12:16
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Cinler aslında uzaylı bir ırk olabilir mi?




    Cinler ve uzaylılar aynı şey midir? Cinler nerelerde yaşar? Uzayda başka mahluklar var mıdır?

    Cinlerin mahiyeti tam olarak bilinmemekle beraber, kaynaklarımızda onların dumansız, halis, öz ateşten ve / veya yakıp kavurucu alevli bir ateşten yaratıldıkları ifade edilmektedir.(1) Bu anlamda bir de hadisi şerif vardır ki, Peygamberimiz (s.a.v), meleklerin nurdan, cinlerin de alevli bir ateşten(2) yaratıldıklarını haber vermiştir.


    Cinlerin ev ve mesken edindikleri yerlerin genellikle çöplük gibi pis yerler oldukları, buraları yer edindikleri anlaşılmaktadır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v); evlerde bırakılan çöplerin cinlerin toplantı yerleri olacağını bildirmiştir.(3) Hz. Peygamberin (s.a.v) İslam’daki temizliğe dikkat çektiği ve görünmeyen cinler gibi, görünmeyen mikropların da çabuk üreyip çeşitli hastalıklara sebep olabileceği hakkında da bazı alimler görüş beyan etmişlerdir. Çünkü bazı hadislerde cin kavramıyla mikropların kastedildiğini de söylemişlerdir. Ayrıca, Sahabe ve Tabiin döneminde, cinlerin deliklerde yaşadığına dair bir inancın var olduğu da görülmektedir. Bununla ilgili bir hadisi şerif şöyledir:


    Abdullah b. Sercis (r.a) anlatıyor: “Resulullah (s.a.v), (Yeryüzündeki haşarat) deliklerine idrar yapmayı yasakladı.” Bunun sebebi müfessirlerden Katade’ye: “Bu deliklere akıtmak niye mekruh kılındı?” diye sorulmuştu. O da şu cevabı verdi: “Bunların cinlere ait meskenler olduğu söyleniyordu.”(4)


    Dünya dışında da başka varlıklar vardır. Ancak o varlıklar nurani varlıklardır. Şeriatın lisanında onlara melaikeve ruhaniyat denilir.


    Kur’ân’da dünya ve yeryüzü “ard” olarak geçer, başta Âdem Aleyhisselam olmak üzere bütün peygamberlerin yeryüzüne, dünyaya gönderildiği bildirilir. Bu arada bazı sema katlarında İbrahim, İdris ve İsa Aleyhimüsselâm gibi peygamberlerin makamının bulunduğu da Mi’rac hadisinde ifade edilir. Yine İsra 44, Talak 12 âyetlerinde yeryüzünün gökyüzü gibi yedi tabaka olduğundan bahsedilir. Ama bu yeryüzü tabakalarının nelerden ibaret olduğu, yeryüzü katmanları mı, yedi kıta mı, yedi iklim mi, neler olduğu kesin olarak belirtilmemiştir.


    Ancak bu yaşadığımız dünyadan başka yaşama uygun farklı gezegenler olsa bile orada insan gibi mükellef ve sorumlu varlıkların yaşadığı konusunda bir ayet veya hadis yoktur.


    Dünyadan başka sekiz ve son verilere göre on bir gezegenin daha olduğu varittir, ama oralarda böyle bir varlık türünün yaşadığı hususunda ne dini, ne de bilimsel bir doküman söz konusu değildir.


    Bu arada şu gerçeği de gözden ırak tutmamak gerekir. Bu eski gezegen olan dünyamızda bu kadar canlı, ruh sahibi, akıl ve şuur sahibi varlıklar olduğu gibi diğer gezegen ve yıldızlarda, gök cisimlerinde oraların hayat şartlarına göre, oranın yapısına ve konumuna göre ruhani varlıklar vardır. Bu meseleye Bediüzzaman Said Nursi şu açıklamayı getirir:

    “Ecrâm-ı ulviye ve ecsâm-ı seyyare içinde küre-i arzın hakaret ve kesafetiyle beraber bu kadar hadsiz zîruhların, zîşuurların vatanı olması ve en hasis ve en müteaffin cüzleri dahi birer menba-ı hayat kesilmesi, birer mahşer-i huveynat olması, bizzarure ve bilbedâhe ve bi't-tarikı'l-evlâ ve bi'l-hadsi's-sâdık ve bi'l-yakîni'l-kat'î delâlet eder, şehadet eyler, ilân eder ki:"


    “Şu nihayetsiz feza-yı âlem ve şu muhteşem semâvat, burçlarıyla, yıldızlarıyla, zîşuur, zîhayat, zîruhlarla doludur."


    “Nardan, nurdan, ateşten, ışıktan, zulmetten, havadan, savttan, râyihadan, kelimattan, esirden ve hattâ elektrikten ve sair seyyâlât-ı lâtifeden halk olunan o zîhayat ve o zîruhlara ve o zîşuurlara, Şeriat-ı Garrâ-yı Muhammediye (Aleyhissalâtü Vesselâm), Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan, "melâike ve cân (cinler) ve ruhaniyattır" der, tesmiye eder.”(5)




    Dipnotlar:


    (1) Rahman, 55/15; A’raf, 7/11-12; Hicr, 15/27; Sâd, 38/75-76.
    (2) Müslim, Zühd, 60.
    (3) Abdurrezzak, Musannaf, XI, 32.
    (4) Ebu Dâvud, Tahâret, 16, (29)
    (5) Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz, Birinci Maksat, Birinci Esas

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  4. 03.Mayıs.2013, 12:16
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Cinler ve uzaylılar aynı şey midir? Cinler nerelerde yaşar? Uzayda başka mahluklar var mıdır?

    Cinlerin mahiyeti tam olarak bilinmemekle beraber, kaynaklarımızda onların dumansız, halis, öz ateşten ve / veya yakıp kavurucu alevli bir ateşten yaratıldıkları ifade edilmektedir.(1) Bu anlamda bir de hadisi şerif vardır ki, Peygamberimiz (s.a.v), meleklerin nurdan, cinlerin de alevli bir ateşten(2) yaratıldıklarını haber vermiştir.


    Cinlerin ev ve mesken edindikleri yerlerin genellikle çöplük gibi pis yerler oldukları, buraları yer edindikleri anlaşılmaktadır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v); evlerde bırakılan çöplerin cinlerin toplantı yerleri olacağını bildirmiştir.(3) Hz. Peygamberin (s.a.v) İslam’daki temizliğe dikkat çektiği ve görünmeyen cinler gibi, görünmeyen mikropların da çabuk üreyip çeşitli hastalıklara sebep olabileceği hakkında da bazı alimler görüş beyan etmişlerdir. Çünkü bazı hadislerde cin kavramıyla mikropların kastedildiğini de söylemişlerdir. Ayrıca, Sahabe ve Tabiin döneminde, cinlerin deliklerde yaşadığına dair bir inancın var olduğu da görülmektedir. Bununla ilgili bir hadisi şerif şöyledir:


    Abdullah b. Sercis (r.a) anlatıyor: “Resulullah (s.a.v), (Yeryüzündeki haşarat) deliklerine idrar yapmayı yasakladı.” Bunun sebebi müfessirlerden Katade’ye: “Bu deliklere akıtmak niye mekruh kılındı?” diye sorulmuştu. O da şu cevabı verdi: “Bunların cinlere ait meskenler olduğu söyleniyordu.”(4)


    Dünya dışında da başka varlıklar vardır. Ancak o varlıklar nurani varlıklardır. Şeriatın lisanında onlara melaikeve ruhaniyat denilir.


    Kur’ân’da dünya ve yeryüzü “ard” olarak geçer, başta Âdem Aleyhisselam olmak üzere bütün peygamberlerin yeryüzüne, dünyaya gönderildiği bildirilir. Bu arada bazı sema katlarında İbrahim, İdris ve İsa Aleyhimüsselâm gibi peygamberlerin makamının bulunduğu da Mi’rac hadisinde ifade edilir. Yine İsra 44, Talak 12 âyetlerinde yeryüzünün gökyüzü gibi yedi tabaka olduğundan bahsedilir. Ama bu yeryüzü tabakalarının nelerden ibaret olduğu, yeryüzü katmanları mı, yedi kıta mı, yedi iklim mi, neler olduğu kesin olarak belirtilmemiştir.


    Ancak bu yaşadığımız dünyadan başka yaşama uygun farklı gezegenler olsa bile orada insan gibi mükellef ve sorumlu varlıkların yaşadığı konusunda bir ayet veya hadis yoktur.


    Dünyadan başka sekiz ve son verilere göre on bir gezegenin daha olduğu varittir, ama oralarda böyle bir varlık türünün yaşadığı hususunda ne dini, ne de bilimsel bir doküman söz konusu değildir.


    Bu arada şu gerçeği de gözden ırak tutmamak gerekir. Bu eski gezegen olan dünyamızda bu kadar canlı, ruh sahibi, akıl ve şuur sahibi varlıklar olduğu gibi diğer gezegen ve yıldızlarda, gök cisimlerinde oraların hayat şartlarına göre, oranın yapısına ve konumuna göre ruhani varlıklar vardır. Bu meseleye Bediüzzaman Said Nursi şu açıklamayı getirir:

    “Ecrâm-ı ulviye ve ecsâm-ı seyyare içinde küre-i arzın hakaret ve kesafetiyle beraber bu kadar hadsiz zîruhların, zîşuurların vatanı olması ve en hasis ve en müteaffin cüzleri dahi birer menba-ı hayat kesilmesi, birer mahşer-i huveynat olması, bizzarure ve bilbedâhe ve bi't-tarikı'l-evlâ ve bi'l-hadsi's-sâdık ve bi'l-yakîni'l-kat'î delâlet eder, şehadet eyler, ilân eder ki:"


    “Şu nihayetsiz feza-yı âlem ve şu muhteşem semâvat, burçlarıyla, yıldızlarıyla, zîşuur, zîhayat, zîruhlarla doludur."


    “Nardan, nurdan, ateşten, ışıktan, zulmetten, havadan, savttan, râyihadan, kelimattan, esirden ve hattâ elektrikten ve sair seyyâlât-ı lâtifeden halk olunan o zîhayat ve o zîruhlara ve o zîşuurlara, Şeriat-ı Garrâ-yı Muhammediye (Aleyhissalâtü Vesselâm), Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan, "melâike ve cân (cinler) ve ruhaniyattır" der, tesmiye eder.”(5)




    Dipnotlar:


    (1) Rahman, 55/15; A’raf, 7/11-12; Hicr, 15/27; Sâd, 38/75-76.
    (2) Müslim, Zühd, 60.
    (3) Abdurrezzak, Musannaf, XI, 32.
    (4) Ebu Dâvud, Tahâret, 16, (29)
    (5) Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz, Birinci Maksat, Birinci Esas

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder