Konusunu Oylayın.: İmam Ahmed bin Hanbel'in İtikadi Görüşleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İmam Ahmed bin Hanbel'in İtikadi Görüşleri
  1. 21.Nisan.2013, 20:38
    1
    Misafir

    İmam Ahmed bin Hanbel'in İtikadi Görüşleri






    İmam Ahmed bin Hanbel'in İtikadi Görüşleri Mumsema İmam Ahmed bin Hanbel'in İtikadi Görüşleri


  2. 21.Nisan.2013, 20:38
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 23.Nisan.2013, 15:52
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: İmam Ahmed bin Hanbel'in İtikadi Görüşleri




    (Ebu Abdullah Ahmed b. Hanbel ez-Zuhri eş-Şeybanî el-Mervezî'dir. Sonra Bağdad'a yerleşmiştir. Şeyhu'l-İslam'dır ve çağdaşlarının alimidir. Huşeym, İbn Sa'd ve onların tabakasındaki alimlerden ilim dinlemiştir. Hadiste ve hadisin çeşitli alanlarında imam idi. Fıkıhta ve fıkhın inceliklerinde imam idi, sünnette ve sünnetin inceliklerinde imam idi. Verada ve onun gizli hallerinde imam idi. Zühd de ve zühdün hakikatlerinde imam idi.

    İbrahim el-Harbî dedi ki:

    Ben üç kişiye yetiştim ki onların benzeri görülmez ve kadınlar benzerlerini doğurmaktan acizdirler:

    Ebu Ubeyd el-Kasım b. Sellam, Bişr b. el-Haris ve Ahmed b. Hanbel.

    Ahmed bir milyon hadis ezberlemişti. 164 h. yılında dünyaya geldi. 241 yılı Rebiu'l-Evvel ayının 12. günü cuma sabahı vefat etti. (Şezerâtu'z-Zeheb, II, 96-98)


    Lalekâî dedi ki:

    Bize Ali b. Muhammed b. Abdullah es-Sukkerî haber verdi dedi ki:

    Bize Osman b. Ahmed b. Abdullah b. Bureyd ed-Dakikî anlattı dedi ki:

    Bize Ebu Muhammed el-Hasen b. Abdu'l-Vehhab ya da el-Amber -Kendi kitabından kıraatle (okuyarak), 293 yılı Rebiu'l-Evvel ayında- anlattı dedi ki:

    Bize Ebu Cafer Muhammed b. Süleyman el-Minkarî -Tinnis'de- anlattı dedi ki:

    Bana Abdus b. Malik el-Attar anlattı dedi ki:

    Ben Ebu Abdullah Ahmed b. Muhammed b. Hanbel'i şöyle derken dinledim:



    Bize göre sünnetin esasları şunlardır:

    Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabının izlediği yola sımsıkı sarılmak, onlara uymak ve bid'atleri terketmek.

    Her bir bid'at de esasen bir sapıklıktır.

    Düşmanlıkları terketmek, hevâ sahipleriyle birlikte oturmayı terketmek, tartışmaları, münakaşaları ve din ile ilgili münakaşa yapmayı terketmektir.

    Sünnet bize göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den gelen nakillerdir.

    Sünnet Kur'ân'ı açıklar ve o Kur'ân'ın delilleridir.

    Sünnette kıyas yoktur. Ona örnekler gösterilmez. Akıllarla, hevalarla idrak edilmez. Sünnet sadece tabi olmak ve hevayı terketmektir.

    Bir tek hasletini dahi terkedip benimsemeyecek ve ona iman etmeyecek olursa sünnet ehlinden olamaz.

    Yine ehlinden olmasına vesile olacak sünnetin gerekleri arasında şunlar da vardır:

    Hayrıyla şerriyle kadere iman etmek. Bu husustaki hadisleri tasdik etmek ve onlara inanmak. "Niçin" veya "nasıl" denilmeksizin sadece bunlar tasdik edilir ve bunlara iman edilir.

    Bir hadisin tefsirini bilmeyen yahutta aklıyla onu kavrayamayan bir kimse bu hususta mükellefiyet altında değildir ve onun lehine iş sağlam oturmuş demektir. Böyle bir kimse buna iman edip, ona teslimiyet göstermekle yükümlüdür. "es-Sadık ve'l-masduk" hadisi ve buna benzer kadere dair diğer hadislerde olduğu gibi.

    Ru'yet (kıyamette Allah'ın görüleceğine) dair bütün hadisler de böyledir. Bunlar kulaklara yabancı gelse, bunları duyan, bunlardan irkilse bile ona düşen bu hadislere iman etmek, onların bir parçasını dahi -ki güvenilir ravilerden nakledilmiş benzeri diğer hadisler de böyledir- reddetmemektir.

    Herhangi bir kimseyle tartışma ve münazara yapmaz. Tartışma (cedel)i de öğrenmez. Kader, ru'yet, Kur'ân ve bunların dışında sünnetlerde varid olan hususlar hakkında konuşmak mekruhtur, yasaklanmıştır. Bu şekilde hareket eden bir kimse -sözleriyle sünneti isabet ettirse dahi- tartışmayı terkedip teslimiyet göstermedikçe ehl-i sünnetten olmaz.

    Gelen rivayetlere iman edilir, Kur'ân Allah'ın kelâmıdır, yaratılmış değildir. Kur'ân yaratılmamıştır, demekte gevşeklik göstermemelisin. Çünkü Allah'ın kelâmı Allah'tandır. Allah'ın kelâmından yaratılmış hiçbir şey yoktur. Sakın bu hususta daha önce söylenmemiş görüşleri ortaya atan, lafız ve başka şeyler hakkında konuşanlarla tartışmayasın. Kur'ân hakkında görüş belirtmeyerek yaratılmış mıdır, yoksa yaratılmamış mıdır bilemiyorum? diyen kimselerle de tartışma. O Allah'ın kelâmıdır, yaratılmamıştır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den rivayet edilen sahih hadislerde belirtildiği gibi, kıyamet gününde Allah'ın ru'yetine de iman etmelidir.

    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Rabbini görmüştür ve bu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den sahih olarak rivayet edilmiştir.

    Bunu Katade, İkrime'den, o İbn Abbas'tan rivayet ettiği gibi el-Hakem b. Eban, İkrime'den, o İbn Abbas'tan da rivayet etmiştir. Ali b. Zeyd, Yusuf b. Mehran'dan, o da İbn Abbas'tan yoluyla da rivayet edilmiştir. Bize göre hadis Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme geldiği gibi zahiri üzere anlaşılır. Onun hakkında söz söylemek de bir bid'attir. Bunun yerine biz ona geldiği şekilde, zahiri üzere iman eder ve bu hususta kimseyle de tartışmayız.

    "Kul kıyamet gününde tartıya konur da bir sivrisinek kanadı kadar dahi ağırlık çekmez."


  4. 23.Nisan.2013, 15:52
    2
    Editör



    (Ebu Abdullah Ahmed b. Hanbel ez-Zuhri eş-Şeybanî el-Mervezî'dir. Sonra Bağdad'a yerleşmiştir. Şeyhu'l-İslam'dır ve çağdaşlarının alimidir. Huşeym, İbn Sa'd ve onların tabakasındaki alimlerden ilim dinlemiştir. Hadiste ve hadisin çeşitli alanlarında imam idi. Fıkıhta ve fıkhın inceliklerinde imam idi, sünnette ve sünnetin inceliklerinde imam idi. Verada ve onun gizli hallerinde imam idi. Zühd de ve zühdün hakikatlerinde imam idi.

    İbrahim el-Harbî dedi ki:

    Ben üç kişiye yetiştim ki onların benzeri görülmez ve kadınlar benzerlerini doğurmaktan acizdirler:

    Ebu Ubeyd el-Kasım b. Sellam, Bişr b. el-Haris ve Ahmed b. Hanbel.

    Ahmed bir milyon hadis ezberlemişti. 164 h. yılında dünyaya geldi. 241 yılı Rebiu'l-Evvel ayının 12. günü cuma sabahı vefat etti. (Şezerâtu'z-Zeheb, II, 96-98)


    Lalekâî dedi ki:

    Bize Ali b. Muhammed b. Abdullah es-Sukkerî haber verdi dedi ki:

    Bize Osman b. Ahmed b. Abdullah b. Bureyd ed-Dakikî anlattı dedi ki:

    Bize Ebu Muhammed el-Hasen b. Abdu'l-Vehhab ya da el-Amber -Kendi kitabından kıraatle (okuyarak), 293 yılı Rebiu'l-Evvel ayında- anlattı dedi ki:

    Bize Ebu Cafer Muhammed b. Süleyman el-Minkarî -Tinnis'de- anlattı dedi ki:

    Bana Abdus b. Malik el-Attar anlattı dedi ki:

    Ben Ebu Abdullah Ahmed b. Muhammed b. Hanbel'i şöyle derken dinledim:



    Bize göre sünnetin esasları şunlardır:

    Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabının izlediği yola sımsıkı sarılmak, onlara uymak ve bid'atleri terketmek.

    Her bir bid'at de esasen bir sapıklıktır.

    Düşmanlıkları terketmek, hevâ sahipleriyle birlikte oturmayı terketmek, tartışmaları, münakaşaları ve din ile ilgili münakaşa yapmayı terketmektir.

    Sünnet bize göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den gelen nakillerdir.

    Sünnet Kur'ân'ı açıklar ve o Kur'ân'ın delilleridir.

    Sünnette kıyas yoktur. Ona örnekler gösterilmez. Akıllarla, hevalarla idrak edilmez. Sünnet sadece tabi olmak ve hevayı terketmektir.

    Bir tek hasletini dahi terkedip benimsemeyecek ve ona iman etmeyecek olursa sünnet ehlinden olamaz.

    Yine ehlinden olmasına vesile olacak sünnetin gerekleri arasında şunlar da vardır:

    Hayrıyla şerriyle kadere iman etmek. Bu husustaki hadisleri tasdik etmek ve onlara inanmak. "Niçin" veya "nasıl" denilmeksizin sadece bunlar tasdik edilir ve bunlara iman edilir.

    Bir hadisin tefsirini bilmeyen yahutta aklıyla onu kavrayamayan bir kimse bu hususta mükellefiyet altında değildir ve onun lehine iş sağlam oturmuş demektir. Böyle bir kimse buna iman edip, ona teslimiyet göstermekle yükümlüdür. "es-Sadık ve'l-masduk" hadisi ve buna benzer kadere dair diğer hadislerde olduğu gibi.

    Ru'yet (kıyamette Allah'ın görüleceğine) dair bütün hadisler de böyledir. Bunlar kulaklara yabancı gelse, bunları duyan, bunlardan irkilse bile ona düşen bu hadislere iman etmek, onların bir parçasını dahi -ki güvenilir ravilerden nakledilmiş benzeri diğer hadisler de böyledir- reddetmemektir.

    Herhangi bir kimseyle tartışma ve münazara yapmaz. Tartışma (cedel)i de öğrenmez. Kader, ru'yet, Kur'ân ve bunların dışında sünnetlerde varid olan hususlar hakkında konuşmak mekruhtur, yasaklanmıştır. Bu şekilde hareket eden bir kimse -sözleriyle sünneti isabet ettirse dahi- tartışmayı terkedip teslimiyet göstermedikçe ehl-i sünnetten olmaz.

    Gelen rivayetlere iman edilir, Kur'ân Allah'ın kelâmıdır, yaratılmış değildir. Kur'ân yaratılmamıştır, demekte gevşeklik göstermemelisin. Çünkü Allah'ın kelâmı Allah'tandır. Allah'ın kelâmından yaratılmış hiçbir şey yoktur. Sakın bu hususta daha önce söylenmemiş görüşleri ortaya atan, lafız ve başka şeyler hakkında konuşanlarla tartışmayasın. Kur'ân hakkında görüş belirtmeyerek yaratılmış mıdır, yoksa yaratılmamış mıdır bilemiyorum? diyen kimselerle de tartışma. O Allah'ın kelâmıdır, yaratılmamıştır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den rivayet edilen sahih hadislerde belirtildiği gibi, kıyamet gününde Allah'ın ru'yetine de iman etmelidir.

    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Rabbini görmüştür ve bu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den sahih olarak rivayet edilmiştir.

    Bunu Katade, İkrime'den, o İbn Abbas'tan rivayet ettiği gibi el-Hakem b. Eban, İkrime'den, o İbn Abbas'tan da rivayet etmiştir. Ali b. Zeyd, Yusuf b. Mehran'dan, o da İbn Abbas'tan yoluyla da rivayet edilmiştir. Bize göre hadis Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme geldiği gibi zahiri üzere anlaşılır. Onun hakkında söz söylemek de bir bid'attir. Bunun yerine biz ona geldiği şekilde, zahiri üzere iman eder ve bu hususta kimseyle de tartışmayız.

    "Kul kıyamet gününde tartıya konur da bir sivrisinek kanadı kadar dahi ağırlık çekmez."





+ Yorum Gönder