Konusunu Oylayın.: Sekerat anında şeytanın hileleri

5 üzerinden 4.00 | Toplam : 2 kişi
Sekerat anında şeytanın hileleri
  1. 19.Nisan.2013, 09:34
    1
    Misafir

    Sekerat anında şeytanın hileleri

  2. 20.Nisan.2013, 22:33
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Sekeratta Olanın Gördükleri Ve İşittikleri




    Alıntı
    Sekerat anında şeytanın hileleri
    Sekeratta Olanın Gördükleri Ve İşittikleri

    Alıntı
    Sekeratta Olanın Gördükleri Ve İşittikleri
    Ölünün Başında Duran Melek Ve Ruhaniler, Müminin Müjdelendikleri Ve Kafirin Korktuğu Şeyler - 2
    Ibn-i Ebi Dünya Hars el-Ganevi´den rivayet ettigine göre O, söyle demis:
    Rebi´ bin Hiras varacagi yeri bilmeyinceye dek, disleri görünecek sekilde gülmeyecegine yemin etti. Ve hiç gülmedi, ancak öldükten sonra güldü.
    Rebî´in kardesi Rib´i de kendisinin Cennetlik veya cehennemlik oldugunu bilmeyinceyedek gülmeyecegine dair yemin etti.

    Haris demis:

    Rabi´nin cenazesini yikayan gasil bize söyle söyledi: Biz onu yikarken, yikanmasi bitinceye kadar o, tahta üzerinde hep gülümsüyordu.


    Mugire bin Haleften söyle rivayet edilmistir:

    Beycan´in kizi Rû´bete öldü. Onu yikayip kefene sardilar. Sonra kimildanip etrafindakilere bakti ve söyle dedi:

    Size müjde! Ben vakiayi sizin korkuttugunuz sekilden daha kolay buldum. Ve anladim ki, sila-i rahmi kesen, içki içen ve müsrik olan Cennete girmez.


    Halef bin Havseb´den rivayet edildigine göre söyle demistir:

    Medâin´de bir adam öldü. Üstünü örttüler. Üstündeki örtüyü kimildatip yüzünü açti ve:

    «Bu mescidde sakallarina kina sürüp Ebu Bekir ve Ömere lanet okuyan onlardan tebrie edenler var. Ruhumu almaya gelen melekler de o kisileri lanetleyip onlardan tebrie ederler» dedikten sonra Ölü haline döndü.


    Ibn-i Ebi Dünya baska bir yolla Abdülmelik bin Ümeyr ve Ebi´l Hatib Besir´den bu hadisi söyle rivayet etmistir:

    «Medâinde bir ölüye vardik. Karni üzerine kerpiçler konulmustu. Ona baktigimizda aniden yerinden siçradi, karni üzerindeki kerpiçler yere yuvarlandilar. «Yasasin Cehennem! yasasin Cehennem!» diye bagiriyordu.

    Arkadaslari geri çekildiler. Ben ona yaklasip:

    Neyi gördün, halin nedir diye sordum.

    O dedi ki:

    Ehli küfeden bâzilarina arkadas oldum. Ebâ Bekir ile Ömer´e sövmek üzere beni kendi fikirlerine çektiler.

    Ben ona:

    Istigfar et, bir daha yapma, dedim.

    Ceva´ben:

    Artik fayda vermez. Bizi Cehennemdeki yerimize götürdüler! Bana yerimi gösterdiler. Sonra bana, «Dünyadaki arkadaslarina dön, gördüklerini onlara ilet, sonra eski haline dön,» dediler.

    Ravi diyor ki: «Sözünü bitirip bitirmedigini bilemiyorum, eski! ölü haline döndü.


    îbn-i Asâkir Ebû Ma´sere´den rivayet ettigine göre O, söyle demis:

    . : Medine´de yanimizda bir adam öldü, yikanmak Için tahtaya konuldugunda, dogrularak oturdu. Ve elini gözlerine uzatarak, «Cehennemde Abdul Melik bin Mervan ile Haccac-i Zalimin bagirsaklarinin yere döküldügünü gözlerim görüyor, gözlerim görüyor, gözlerim görüyor» dedikten sonra tekrar ölü olarak tahta üzerine uzandi.


    Ibn-i Asakir ve Ibn-i Ebi Dünya Zeyd bin Eslem´den rivayet ettiklerine göre söyle demistir:

    Misver bin Mahreme kendisinden geçti. Sonra ayildi ve Allahdan baska ilah olmadigina, Muhammed (Sallallâhû Aleyhi ve Sel-lem)´in Allah´m elçisi olduguna ve Abdurrahman bin Avf´ui ruhu alayi illiyyinde, Abdülmelik ile Haceac-i Zalimin bagirsaklarinin ateste süründüklerine sehadet ediyorum dedi.

    Bu vak´a Abdülmelik ile Haccac´m hilafetleriden çok önce oldu. Çünkü Misver hicri 64 senesinde Yezid bin Muâviye´nin ölüm haberinin geldigi günde Mekke´de vefat etti. Haccacin valiligi ise 70´ten sonra idi.


    îbn-i Ebi Dünya müttehem bir senedle Ebu Hüreyre (Badiyallâhü anh)´dan rivayet ettigine göre söyle demistir:

    Bir hastamizin etrafinda oturmusken bir damar dahi hareket etmez sekilde aniden hareketi kesilip durdu. Üstünü örttük, gözlerini kapattik. Kefen, sabun ve yikanma tahtasinin getirilmesini istedik. Yikanmasi için gittigimiz zaman kimildandi. Biz Sübhanellah seni öldü zannettik.

    O:

    Ben öldüm, kabrime götürüldüm, güzel yüzlü iyi kokulu bir adam beni lahdime birakti ve lahdimi kagitla sardi. O anda pis kokulu siyah bir kadin geldi. Vallahi bahsinden utandigim bâzi seyleri sayarak bu filan seyin sahibidir, filan isi yapandir, diye siraladi. Öyle utandim ki sanki simdi o isten kalkmis gibi kendimi hissediyorum.

    Ben o adama: «Allah rizasi için beni bu kadinla basbasa birakma. (Bana yardim et) dedim.»

    Kadin dedi:

    . Gel seninle muhakeme olalim; Biz genis bir yere gittik. Içinde gümüsten yapilmis bir oturak vardi, öbür tarafinda bir mescid vardi. Içinde bir zât namaz kiliyordu. Nahl sûresini okurken bir yerinde tereddüt edip çikaramadi, ben âyeti önüne atarak yardim ettim.

    Bana dedi: |

    Bu sûre sende mi

    Evet, dedim.

    O «nimetler süresidir» deyip yakininda bulunan yastigi kaldirdi, oradan bir sahife çikardi, sahifeye bakti. O sahife siyahliga büründü. Ve «Bu adam sunu yapti, sunu yapti diye kötülüklerimi zikretti. Güzel yüzlü adam da (sahifeye karsi) iyiliklerimi sayip su hesanatlari isledi, diye mukabelede bulundu.

    O adam dedi ki:

    Bu nefsine zulüm etmis bir insandir. Amma Allah (Celle Celâlühü) onu af etmis, Bunun, eceli daha var. Bunun eceli pazartesi günüdür.

    (Vakiayi geçiren adam) dedi:

    «Bakin eger ben pazartesi günü ölürsem. Gördügüm affi bana temenni edin. Eger ölmezsen hastaliktan dolayi geçirdigim bir cinnet telakki edin.»

    Ravi diyor ki:

    «Biz pazartesiyi bekledik ikindiye kadar sihhati yerinde idi. Sonra ecel eristi ve öldü. (Allah rahmet etsin.)


    îbn-i Ebi Dünya, Ata el-Horasani´dan rivayet ettigine göre söyle demistir:

    «Benî israil´den bir adam kirk sene hakimlikte bulundu. Sekeratta iken, ben bu hastaligimla Ölecegimi zannediyorum, eger ölürsem cenazemi dört bes gün yaninizda bekletin. Eger bir sey görürdeniz sizden birisi çagirsin» demistir.

    Öldügü zaman bir tabuta konulmus, üç günden sonra ondan kötü bir kokunun geldigini görmüsler. Onlardan biri çagirarak; «Nedir bu pis koku ey falan » demis.

    (Allah´dan) onun konusmasina izin verilmis ve söyle demis:

    «Içinizden kirk yil kadiliga baktim. Hiç bir hükümde süphe etmedim. Ancak bir gün bana iki adam geldiler. Birisine karsi sevgim vardi. (Ondan dolayi âdil davranmadim) Ona iyi kulak verdim. Öbürüyle hiç ilgilenmedim. îste bu kerih koku o hatali hareketimdendi, demis. Allah bir daha onu uyutup öldürmüs.

    îbn~i Asakir çesitli yollarla Kurre bin Halid´den rivayet ettigine göre söyle demistir: «Bizden bir kadin öldü. Yanaklarindan çikan terden dolayi yedi gün defin edilmedi. Sonra konustu:

    «Cafer bin Zubeyir ne yapmis» dedi. Cafer bin Zübeyir ise geçen o yedi gün içerisinde ölmüstü.

    Ben:

    Cafer öldü, dedim.

    Kadin:

    Vallahi ben Onu yedinci semada meleklerin onunla, birbirlerine müjdelestiklerini gördüm.

    Kefen içinde, oldugu halde onu tanidim. Melekler: «Iyi bir kul geldi , iyi bir kul geldi» diye tekrarliyorlardi.



    Ibni Ebu Dünya, Salih bin Yahya´dan rivayet ettigine göre demistir:

    «Benim bir komsum bana nakletti ki bir adam ruhuyla yükselmis (Yani vefat etmis). Ameli kendisine arz edilmis. Demis ki:

    «Istigfarla nedamet ettigim günahlarimin affa ugradigini, tevbe Iile nedamette bulunmadigim günahlarimin sabit kaldigini gördüm. Hattâ yerden kaldirdigim bir nar tanesi nedeniyle bana bir sevabin yazildigini; bir gece namaz kilmak için kalkmistim, sesimi yükselterek bu nedenle uyanan bir komsunun kalkip namaz kilmasina bana bir sevabin yazildigini ve bazi kisilerin hatm için bir miskine verdigim bir dirhemin ne aleyhimde ne de lehimde yazilmadigini» gördüm.


    îbni Asakir, Ibni el-mâcisûn´dan rivayet ettigine göre söylemis:

    Ebî Mâcisun vefat etti. Yikanma sehpasina konuldu. Etrafini bosaltin dedik. Sonra yikayici geldi, ayaklarinin altinda bir damarin attigini gördü. Bu nedenle defin edilmesini erteledik.

    Üç gün sonra düzelip oturdu ve:

    Bana çorba getirin, dedi. Kendisine çorba getirildi ve içti.

    Biz ona:

    Gördüklerini bize söyle, dedik.

    O:

    Evet, ben öldüm. Bir melek ruhumu alip yükseldi. Birinci semaya gittik. Kapiyi çaldi, kapi bize açildi. Tâ yedinci semaya kadar öyle gittik. O zaman benim için melege:

    «Bu kimdir » dediler.

    O, «bu mâcisunadur» dedi.

    «Öyle ise ona müsaade yok. Onun daha bu kadar ömrü vardir. Sonra melek asagiya indi. Ve ben Peygamber (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem)´i gördüm. Ebu Bekir´i, saginda; Ömer´i solunda, Ömer bin Abdulazizi ise Önünde gördüm.

    Beraberimde olan melekten sordum:

    Kimdir o peygamberin önünde

    Bana:

    Sen onu tanimiyor musun dedi.

    Ben kesin Ögrenmek istedim, dedim.

    O:

    Bu zât Ömer bin Abdülaziz´dir, dedi.

    Ben: O peygambere daha mi yakindir dedim.

    Melek:

    Evet, çünkü o zülüm zamaninda adaletle hüküm etti. Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ömer Hak zamaninda hakla amel ettiler. (Onun için Ömer bin Abdülaziz Resûlullah´a daha yakin oturdugunu görüyorsun).



    Ibn-i Ebi Dünya ve Hakim Müstedrek´inde Imam el-Beyhaki De-lailü Nübüvet´te ve ibn-i Asakir çesitli yollarla Ibrahim bin Avf (Ra-diyallahû anh) ´dan söyle rivayet etmislerdir:

    Abdurrahman bin Avf (Radiyallahû anh) hastalandi, kendinden geçti. Etrafindakiler ruhu teslim ettigini zan ettiler. Elbise ile üstünü örttüler. Sonra ayildi ve dedi:

    «Bana çok siddetli iki melek geldiler.» Aziz ve Emin olan Allah´in huzurunda hesap vermek için gidelim,» dediler. Beni alip götürdüler. Onlardan daha sefkatli, daha merhametli iki melekle karsilastilar:

    Bunu nereye götürüyorsunuz, diye sordular.

    Bunu Aziz ve Emin olan Allah´in huzurunda muhakeme et meye götürüyoruz, dediler.

    Birakin bunu. Bu daha annesinin rahminde iken saadetle müjdelenmis bir insandir, dediler.

    Ravi diyor ki: «Abdurrahman bin Avf bir ay daha yasadi, sonra vefat etti.»


    Ebû Bekir es-Sâfii (Ibrahim bin Gaylan´in hadisleri içinde) Selâm bin Selâm´dan rivayet ettigine göre söyle demistir:

    Fâzil bin Atiye ile bir. deve üzerinde Mekke´ye kadar gittik. Gece Feyde denilen yere varinca beni uykudan kaldirdi.

    Buyurun, dedim.

    Sana vasiyet etmek isterim, deyince ben:

    Senin bir seyin yok (sihhatin yerindedir) dedim.

    O:

    Rüyada iki melek bana göründü. Senin ruhunu kabz etmeye emrolunduk... dediler.

    Ben onlara:

    Hacc farizemi Ifa etmeye kadar bana mühlet verseydiniz (iyi olurdu dedim.

    Onlar:

    Allah senin Haccini (yapmadan) kabul etti. Sonra biri digerine:

    «Sehadet ve orta parmaklarini açdedi. Iki parmaklarinin arasinda iki elbise göründü. Yesillikleri sema ile zemin arasina aksetti.

    Bana dediler: «Iste bu senin kefenindir». Sonra o kefeni iki parmagi arasina birakti.

    Ravi diyor ki: «Arkadasim eve varmadan vefat etti.» (Allah rahmet etsin.)


    Said bin Mansûr Sünen´inde dedi ki; Sufyan Ata (Radiyallahû anh)´dan rivayet ettigine göre söyle demistir:

    Selman bir misk elde etmisti. Emaneten esine vermisti. Sekeratta iken, esine emaneten sana verdigim misk nerdedir diye sordu.

    Esi: «iste budur» cevâbini verince, «ona biraz su ilâve et. Yatagimin etrafina serp. Zira yemeyen, içmeyen Allah´in mahlûklari yanima gelecek. Onlar da o kokudan istifade etsinler» dedi.


    îbn-i Ebi Dünya, Sbu Bekreteden rivayet ettigine göre söyle demis:

    Kisi ölüme yaklastigi an meleklere: «basini koklayin» denilir.

    Melek: «basinda Kur´an kokusunu» duyuyorum» deyince. «kalbini kokla» denilir.

    Melek: «Kalbinde oruç kokusunu hissediyorum» deyince; ona «ayaklarini kokla» denilir.

    O; «Ayaklarinda kiyam kokusunu hissediyorum,» deyince digeri:

    Bu nefsini korumus Allah´da onu korumustur» der.


    Ebû Nuayni Süfyan´dan, o da Ebu Hind´den rivayet ettiklerine, göre;

    Ebû Hind veba hastaligina tutulmus ve bayilip kendisinden geçmis, sonra ayilmis ve demis ki:

    Bana iki melek geldiler. Biri öbürüne:

    Bunda ne görüyorsun, diye sordu.

    Ben bu adamda tesbih, tekbir, camiye dogru attiklari odunlar ve Kur´an´dan bir kisim âyetleri görüyorum, dedi... O bütün Kuran-i ezberleyememîsti.


    îbn-i Ebi Dünya, «Ölümden Sonra Yasayanlar» adli kitapta, Dâvud bin Ebu Hind´den rivayet ettigine göre; o siddetli bir hastaliga giriftar olmus ve söyle demis:

    : «Ben iri yapili Hindistan fakirlerine benzeyen birinin geldigini gördüm,» Onu gördügüm zaman «înnalillah» dedim.

    Ruhumu alacaksin Ben kâfirmiyim Isittim ki kâfirlerin ruhlarini siyah melekler alirlar, dedim.

    Ben o halde iken damin yandigini gördüm. Gök göründü. Sonra beyaz elbiseli biri geldi. Arkasinda baska biri daha geldi. Daha önceki siyah kisiye bagirdilar. Siyah uzaktan bana bakarak uzaklasti. Onu kovuyorlardi. O beyaz elbiselilerden biri basucuma oturdu. Öbürü ayak ucumda oturdu. Basinim yanmdaki ayaklarimin yaninda oturana:

    «ayaklarina dokun» dedi.

    Ayaklarimin parmak aralarina dokundu.

    «Bu ayakla çok camiye gittigini görüyorum» dedi.

    Ayaklarimin yanindaki bu sefer basucumda durana:

    -kafasin dokun» dedi.

    O, basima, çenelerime hafifçe elini sürdü. «Hâlâ Allah´ni zikriyle rutubetlidir» dedi.



    Lalkai «Sünnet» te Evzai yoluyla Kasim bin Muhaymere´den vâyet ettigine göre söyle demistir:

    Ebû Kulabetül-Cürmi´nin kardesinin bir oglu vardi. Her ha seyi irtikap ediyordu. Sekerati aninda kartal kusuna benzeyen iki beyaz kus geldiler. Evin penceresine kondular.

    Biri ötekisine: «in onu teftis et» dedi.

    Biri pençesiyle karnina daldi. Bu vakayi Ebu Kulabe de görüyordu. Sonra karnini teftis eden kus pencereden bekleyen arkadasina:

    «Allâhû Ekber» «Sen de in ben bu karinda bir tekbir buldum. Bu, Antakya suru üzerinde Allah için bir tekbir getirmistir dedi.

    Kuslar bir beyaz bez çikardi, ruhunu ona sardilar. Onu yüklendiler gelip Ebu Kulabeye:

    «Ey Eba Kulabe! Yegeninin yanina gel. Onu defnet. O Cennet ehlindendir, dediler.

    Ebu Kulabe´nin halk içerisinde sözü geçerli idi. Gördüklerini halka anlatti. Neticede cenazesi üzerinde görülmemis bir halk toplulugu olustu.


    Hâkimi, Tirmizi «Nevadürü´l-Usûl»da Nadir bin Ma´bed tarikiyle Ebu Kulabe´den naklen söyle dedigini rivayet etmistir:

    «Günahlardan çekinmeyen, kardesimin bir oglu vardi. Siddetli sekilde hastalandiginda onu sormaya gitmedim. Sekerata düstügü an, «kardesimin ogludur. Ne oldugu Allah´a kalsin,» diyerek (yanina gittim). O gece yaninda kaldim. O anda yanlarinda balta bulunan, iki siyah kisinin tavandan indiklerini gördüm,

    - biri ötekisine:

    «Bu adama bak hayir alâmetlerini görebiliyor musun » dedi.

    Digeri kardesimin ogluna yaklasti. Kafasini, karnini, daha sonra ayaklarini kokladi ve döndü, arkadasina söyle dedi:

    «Basini kokladim, Kur´an´dan bir sey görmedim. Karnini kokladim, bir gün bile oruç tuttugunu görmedim. Ayaklarina baktim. Gece ayaga kalkip namaz kildigini görmedim.»

    Ebû Kulâbe devaminda söyle söyledi:

    Sonra öbürü geldi. Basini, karnini, daha sonra ellerini ve ayaklarini kokladi. Isitiyordum ki,

    Melek: «Bu acaip bir seydir. Bu ümmeti Muhammed (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) den yazili. Amma hiç bir hasletlerine sahip degil,» diyordu.

    Sonra gördüm ki o melek yegenimin agzim açip dilini çikardi. Bir taraf mi tutup sikti ve söyle dedigini isittim:

    «Allâhu Ekber. Antakya´da halisen bir tekbir getirdigini buldum. Ondan dolayi misk kokusu geliyor.»

    Sonra ruhunu aldi ve gitti. Kapida bekleyen o siyahlara:

    «siz dönün, sizin bu adama müdahaleye yetkiniz yoktur» dedigini isittim.

    Sabah olunca Ebû Kulâbe halka bu vakayi anlatmis.

    Ona: «Antakya´da mi O tekbiri getirmisti sorulunca.»

    Ebû Kulâbe: «Allah´a yemin ederim ki ben melegin agzindan Antakya´dan baska bir sey isitmedim» deyince halk hizla cenazenin defnine kosmuslar.


    Lalka-i «Müsned»de Meymun el-Murâdi´den rivayet ettigine göre söyle demistir:

    Yanimizda fâsik biri vardi. Ölünce herkes ondan kaçti. Yol üstüne attilar. Ben oturdum onun için biraz düsünceye daldim. Basimi çevirince iki beyaz kusun yan yana oldugunu gördüm.*

    Biri ötekisine dedi:

    Bak buna hayirdan bir sey bulabilir misin

    Agzindan girip arkasindan disari çikti, hiç bir sey görmedigini söyledi. Öbürü:

    Acele etme, dedi.

    Bu sefer o karnina girdi. Ayaklarindan çikinca: «Allahü Ekber» dedi. Cigerine yapismis bir kelime-i tevhid var. O, kelime-i sehadet getiriyor, dedi.

    Bunun üzerine ben halka gelin (Bunu defin edin, bu ehl-i ne*cattir) dedim.


    îbn-i Ebi Dünya ve îbn-i Asakir Sehr bin Havseb´den söyle dedigini rivayet etmisler:

    Dininde müttehem, kardesimin bîr oglu vardi. Onunla bir gazaya gittik, hastalandi. Bir manastira girdik. Ben namaz kilmaya kalktim. Birden Manastira iki siyah, iki de beyaz melekler indiler. Beyazlar, sagina, siyahlar soluna oturdular. Beyazlar elleriyle ona dokundular.

    Siyahlar itiraz edip «bu bizim hakkimizdir» dediler.

    Beyazlar «Hayir asla hakkiniz degildir» dediler.

    Biri parmaklariyla dilini çevirdi:

    «Iste Allahü Ekber, buna bakmak! Bizim hakkimizdir. Bunda Antakya fethi gününde getirdigi bir tekbir vardir,» dedi.

    Sehr ibn-i Havseb disan çikip bunu halka söyleyince herkes namazinda hazir bulunmustur.


    Taberani Kebir´de Sâ´din kizi Meymune (Radiyallahû anhâ)´dan söyle dedigini rivayet etmistir:

    Ey Allah´in Resulü cünub adam uyuyabilir mi dedim.

    Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem):

    Cünübün yikanmadan uyumasini sevmem, dedi. Çünkü körkarim kî cünüb olarak Ölüp Cibril yanina inmez, diye buyurdu.

    îbn-i Ebi Dünya «Sekeratta Olanlar» kitabinda Mekhûl´ün tarikiyle Hz. Ömer (Radiyallahû anh) ´dan söyle dedigini rivayet etmistir:

    «Ölülerinizin yaninda hazir bulunun. Onlara (Allah´i) hatirlatin. Çünkü Onlar, görmediginizi görürler.


    Ibn-i Ebî Hatem Saîd bin Mansûr ve Mervizi, Hz. Ömer (Radiyallahû anh) ´dan rivayet ettiklerine göre söyle buyurmustur:

    Ölülerinizin yanindan ayrilmayin, kelime-i tevhidi onlara telkin edin, çünkü onlar görürler. Onlara söyleyince isitirler.


    Said bin Mansur kendi «Sünen»inde ve Mervizî Mokhul´ün yoluyla Hz. Ömer (Eadiyallahû anhî´dan rivayet ettiklerine göre söyle demis:

    Ölülerinize kelime-i tevhidi telkin edin. Ehl-i taat olan ölülerinizden duydugunuz seyleri unutmayin. Zira onlara dogru seyler görünür.


    lbn-i Mâce, Ebû Musa (Radiyallahû anhVdan rivayet ettigin^ göre söyle demistir:

    Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem)´den sordum:

    Kisi ne zaman insanlari tanimaz olur

    Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) :

    Kisi melekül-mevt ve melekleri gördügü zaman artik insanlarl tanimaz olur, dedi.


    îbn-i Ebi Dünya ve Ebû Nüaym Hilye´de Leys bin Ebi Rükye´den rivayet ettigine göre söyle demistir:

    Ömer bin Abdülaziz (Badiyallahû anh) son hastaligi aninda basini kaldirarak keskin bir bakisla etrafa bakti.

    Ona dediler:

    Sert bir bakisla bakiyorsun

    Cevaben:

    Ins ve cin olmayan bazilarinin hazir olduklarini görüyorum, dedi. Ve teslim oldu.


    îbn-i Ebi Dünya «Sekeratta Olanlar» kitabinda Füdale bin nar´dan rivayet ettigine göre söyle demistir:

    Muhammed bin Vasi´nin ölümü aninda hazir bulunuyordum:

    «Merhaba Rabbimin meleklerine. Görmedigim güzel bir kokuyu hissediyorum» diyordu. Sonra gözleri dikildi ve vefat etti.»


    Hafiz Ebu Muhammed Elballah «Kerremâtu´l-Evliyâ» adli kitap*ta Hasan bin Salih´den, Ebû Kasim «Kabir Suali ve Azabina îman» kitabinda, Ebû Hüseyn «Ibn-ül-Arâf Feyaid»´inde Hasan bin Salih es-Semaci´den söyle dedigini rivayet etmisler:

    Kardesim Ali bin Salih ölecegi gece:

    Kardesim bana su ver, dedi.

    Ben namaz kiliyordum. Namazdan sonra:

    Buyur getirdim, iç, dedigimde.

    O:

    Ben biraz önce su içtim, dedi.

    Kim sana içirdi, dedim. Odada benden baskasi yoktu.

    Simdi Cibril su ile bana geldi ve bana içirdi, dedi. Sonra bana:

    Sen, kardesin ve annen; »kendilerine nimet edilen Nebiler, Siddikin, sühedâ ve sâlih kullarla berabersiniz,» dedi ve ruhu kabz edildi.


    Ibn-i Asâkir Abdurrahman bin Ganem el-Esâri´den rivayet ettigine göre söyle demistir:

    Muâz bin Cebelin oglu Imvas beldesinde veba hastaliginin yaygin oldugu senede vebaya tutulup öldü. Mûaz (Radiyallahû anh) bunu Allah´dan bilip sabretti. Sonra veba belirtisi kendi elinde zuhur edince:

    «dostum fakirlik animda elime bakiyor, kahrolsun pisman olana» dedi.

    Ben:

    Ey Muâz, bir seyleri görüyor musun, dedim.

    Evet, Allah bana hayirli bir taziyede bulundu! Oglumun ruhu geldi, bana.müjde verdi.


    «Muhammed (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem), Melâiketü´l-Mukarrebin (Arsa yakin melekler) , sehidler ve salihler içinde yüz saf baglayarak benim ruhumun cenaze namazini kiliyorlar, ruhumu Cennete sevkediyorlar» dedi ve kendinden geçti.

    Sonra baktim, sanki bazilariyla tokalasiyor gibi «merhaba, merhaba size geldim» deyip vefat etti

    Sonra rüyada, kafile etrafinda olusan toplulugumuz gibi bir topluluk içinde onu gördüm. Üzerlerinde beyaz elbiseler vardi.

    Sa´d´a hitaben:

    Ey oklar ve veba arasinda ölen Sa´d! Dilegimiz yerde oturabilecegimiz bir cenneti veren Allah´a hamd olsun. Iyi amelde bulunanlarin mükafati ne güzeldir, (mealindeki âyeti) okuduklarini isittim, sonra ayildim.



    Ibn-i Ebi Dünya ve Beyhaki «Iman Subelerinde ve Ebû Nuaym Mücahid´den söyle dedigini rivayet etmislerdir:

    Bir kisi ölecegi an mutlaka eski arkadaslarini görür. Eglence ehli olan eglence ehlini görür. Ehl-i zikir olan ehl-i zikiri görür.


    îbn-i Ebi Seybe, Mücahid tarikiyle sahabi olan Yezid bin Acra´den söyle rivayet etmistir:

    Her ölüye arkadaslari temessül eder. Eglence erbabi iseler, eglence ehli olarak görünürler. Zikr ehli iseler, zikir ehli olarak görünürler.


    Beyhakî «Suab-i Iman» da, er-Rabi bin Berrâ´dan ki (Basrada bir âbid idi) söyle dedigini rivayet demistir:

    Sam´da bâzi insanlar gördüm. Ölüm aninda onlardan birisine: "Lâ ilahe illallah" denildiginde. O:, sarabi iç ve bana içir» cevâbini veriyordu.


    Ahvaz´dan birisine: «Lâilaheillallah» telkin edilince. «Deh yazde, yazde» (on onbir, on onbir) demistir.


    Yine Basra´dan birisine kelime-i sehadet telkin edilince: O, siir okumaya basladi:

    «Keske yorgun bir kadin; Hamamin yolu nerde diye Benden sorsaydi.»

    Ebu Bekir dedi ki:

    «Bir kadin bundan hamamin yolunu sormus. O Ise kandirarak kendi evini gösterip, evine götürmüs. Bundan dolayi ölüm aninda bunu söylemistir.


    îbn-i Ebi Dünya, Ebu Cafer Muhammed bin Ali´den rivayetigine göre söyle demistir:

    - Ölüm aninda herkesin iyi ve kötü amelleri kendisine görünür.Iyiliklerine sevinçle bakar . Kötülükleri karsisinda basini asagi eger.


    Hasan (Radiyallahû anh)´dan;

    - «O gün insana ileri götürüp yaptigi, geri birakip yapmadigi ne varsa kendisine bildirilir.» mealindeki âyetin tefsiri hakkinda rivayet edildigine göre söyle demistir:

    Ölüm aninda koruyucu melekler inerler. Islemis oldugu iyilik ve fenaliklarini ona arzederler. Iyiliklerini gördügü zaman gözlerini diker. Fenaliklarini gördügü an gözlerini kapatip basini eger.

    :
    Hanzele bin Esved (Radiyallahû anh) ´den rivayet edildigine göre söyle demistir:

    «Kölem ölecegi zaman bazan yüzünü örter, bâzan da açardi. Ben bu durumu mücahid´e söyledim. Mücahid:

    «Evet» «Her ölüye iyilik ve fenaliklari, ölüm aninda kendisine arz edilir,» dedi.


    Bezzâr ve Taberanî-Kebir´de-Seîmân-i Farisi (Radiyallahû anh)´ dan rivayet ettiklerine göre söyle söylemistir:

    Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) Ensâr´dan birine vardi. Ölüm anlarini yasiyordu.

    Ne görüyorsun deyince;

    Kendimi iyi buluyorum. Biri siyah, öbürü beyaz iki melek geldi, dedi.

    Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) :

    Hangisi sana daha yakindi diye sorunca.

    Siyahi daha yakindi dedi.

    Bunun üzerine Resûlullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) :

    Hayir azdir, fenaliklar çoktur, buyurdu.

    O:

    . Bir dua ile beni koru yâ Resûlullah! deyince, Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) :

    Yâ Rabbi çok olan fenaliklarini affet, az olan hasenatini çogalt, diye dua etti. Sonra:

    Neyi görüyorsun diye sorunca.

    Iyilik görüyorum yâ Resûlullah. Annem ve babamla sana feda olalim. Hayrin fazlalastigini serrin eksildigini görüyorum. Siyah melek benden uzaklasti, dedi.

    Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) :

    Hangi amelin seni koruyor deyince.

    o:

    Ben millete su içiriyordum. Bu amelim bana sahip çikiyor, dedi.

    Resûlullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) :

    Basina ne geldigini ben biliyorum. Onun her bir damari müstakil olarak ölüm elemini çekmektedir, buyurdu.


    îbn-i Ebi Dünya Vüheyb bin Verd (RadiyaIlahü anh) ´dan söyle dedigini rivayet etmistir:

    Ölüm namzedine iki koruyucu melek görünmeden ölmez. Eger dünyada Allah´in itaatiyle o meleklere arkadaslik etmisse o melekler ona:

    Allah sana iyi arkadas versin. Bizi dogru cemaatlerde çok oturttun. Çok salih amellerde hazir bulundurdun. Çok iyi kelamlari bize isittirdin. Bizden yana Allah seni mükâfatlandirsin.

    Eger dünyada o iki melege isyanla arkadaslik etmisse melekler ona derler:

    Allah sana iyi arkadas vermesin. Çok kötü meclislerde bizi oturttun. Fena amellere bizi sah id ettin. Kötü kelamlari bize isittirdin. Bizden taraf Allah sana mükâfaat vermesin.

    Bunlar ölünün gözleri önünde cereyan eder ve ölü bir daha da dünyaya dönmez.



    Süfyan (Radiyallahû anh)´dan rivayet edildigine göre söyle demistir:

    Mümin kul sekerata düsünce, dünyada ona koruyucu iki melek, insanlar ona agladiklari anda söyle derler:
    «Birakin arkadasimizi! Onda gördügümüz seylerle onu övelim.»!

    Sonra ona hitaben:

    «Allah sana rahmet etsin. Allah sana iyi arkadas versin. Sen Allah´in itaatina süratle kosuyordun, isyanindan korunuyordun. Biz sana güveniyorduk. Seni birakip meleklerle zikir etmekten engellemezdin bizi.

    Kötü kul ise; ehli aglamaya basladigi anda hafeze melekleri:

    «Birakin ondan gördüklerimizle onu kötüleyelim.» derler ve ona hitaben:

    «Allah sana kötü arkadas versin. Hayirdan gevsek, fenaliklarda aceleci idin. Hiç bir zaman senden emin degildik» derler ve semâya yükselirler.



    Müslim ve Buhari Ubâde bin Sâmit (Radiyallahû anh)´dan rivayet ettiklerine göre:

    Peygamber (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) söyle buyurdu:

    «Allah´a kavusmak isteyene Allah da kavusmak ister. Allah´a kavusmaktan nefret edenlerden Allah da onlara kavusmaktan nefret eder.»

    Hz. Âise (Radiyallahû anhâ) :

    «Yâ Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) biz ölümden nefret ediyoruz,» dedi.

    Resûlullah (Saliallâhû Aleyhi ve Sellem) :

    «Bunu kastetmiyorum. Yalniz mü´min sekerata düsünce Allah´in rizasi ve keremiyle müjdelenir. Önünde artik hiç bir sey o Ölüm kadar ona sevimli gelmez. Artik o Allah´a kavusmayi sever. Allah da Ona varmagi sever.

    Kâfir ise sekeratta Allah´in azab ve ikabiyle müjdelenir. Onu bekleyen azabtan nefret eder. Allah´a varmagi sevmez. Allah da ona varmayi sevmez.»



    Abdurrahman bin Ebû Leylâ´dan rivayet edildigine göre, Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) :

    «Ruh bogaza varmca ve siz ona bakiyorsunuz. Ve biz ona sizden daha yakiniz, fakat siz göremiyorsunuz. Iste eger sorumlu degilseniz, neden onu çevirmiyorsunuz, eger iddianizda dogru iseniz... O, eger, ashab-i yemin ise ona rahat ve reyhanlar, nimet cenneti var. Eger ashab-i yemin ise ona ashab-i yeminden selâmlar dur.

    Sayet, sapik münkirlerden ise, ona kaynar Cehennemden bir yurd ve atesin yakmasi içinde kalir. (Vakia, 83, 04) mealindeki âyetleri okudu.

    Sonra söyle buyurdu:

    «Eger, o ashab-i yemin (hakiki sagci) ise Allah´a varmayi sever. Allah da ona varmayi sever.

    Eger ashab-i simal ise, Allah´a varmaktan nefret eder, Allah da onu huzuruna almaktan nefret eder.»



    Imam-i Ahmed Humman tarikiyle Ata bin Sâib´den rivayetine göre söyle demistir:

    Abdurrahman bin Ebî Leylâ bir cenazeye eslik ederken söyle dedigini isittim:

    «Filanin oglu filân bize haber verdi ki Resülullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem):

    Kim Allah´a varmagi seviyorsa, Allah da ona varmagi sever. Kim Allah´a varmaktan nefret ediyorsa Allah da ona varmaktan nefret eder, deyince millet aglamaya basladi.

    Resülullah (Salîallâhû Aleyhi ve Sellem) :

    Nedir sizi aglatan diye sordu. Onlar:

    Biz ölümden nefret ediyoruz dediler.

    Resülullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) buyurdu:

    Benim dedigim bu degildir. Fakat sekeratta eger kisi Allah´a yakin kullardansa onun için rahat, (güzel) koku ve Cennet vardir. O, bununla müjdelenince Allah´a varmagi sever. Allah da ona varmagi sever.

    Eger dini yalanlayan ehl-i delalettense onun için Cehenneme, cahime itilme vardir. Bununla müjdelendigi zaman Allah´a varmayi istemez. Allah da ona varmaktan, ondan daha fazla nefret eder.



    Ibn-i Cerir ve Îbnül-Münzir Tefsirlerinde îbn-i Cereyc (Radi-yallahû anh)´den, Resûlullah´m (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) Hz. Âise (Radiyallahû anhâ) ´ ye söyle dedigini rivayet etmisler:

    «Mümin ölüm meleklerini gördügünde ona söyle derler:

    Seni dünyaya geri gönderelim mi

    Mümin:

    Beni gamlar ve kederler diyari olan dünyaya mi geri çevireceksiniz Beni bir an önce Allah´a götürün, der.

    Kâfire seni geri çevirelim denilince. O:

    Ey Rabbim beni dünyaya geri çevir. «Umarim ki terkettigim Amelleri yapayim,» der.



    Tirmizi ve ibn-i Cerir, ibn-i Abbâs´tan rivayet ettiklerine gere söyle demistir:

    Kim ki Hacc nisabi kadar mali varsa ve zekat nisabi kadar zengin ise Hacc ve zekâtini Ifâ etmezse, sekeratta Allah´dan tekrar dünyaya geri gelmesi için istekte bulunur.

    Bir kisi ibn-i Abbas´a itiraz edip:

    Ey Ibni Abbâs geri dönmeyi ancak kâfirler isterler, dedi. Bunun üzerine ibn-i Abbas:

    Ben size Kur´an´dan bir âyet okuyayim, dedi:

    «Ey Allah´a iman edenler! Mallariniz ve evlatlariniz sizi Allah´in zikrinden alikoymasin» mealindeki âyetten baslayarak sûrenin sonuna kadar okudu.

    Deylemi Câbir bin Abdullah´in hadisinden merfu olarak rivayet etmistir:


    Vefat esnasinda insani haktan men eden her sey bir araya gelir. Ve ona görünür. Insan o zaman: «Rabbim beni dünyaya geri çevir. Yapmadiklarimi yapayim» der.



    Mervizî, Hasan (Radiyallahû anhî´dan rivayet ettigine göre;

    Müminin ruhu reyhanette (ölüm aninda karsilastigi ferahlik içinde) kabz edilir, dedi. Sonra.

    «Eger (Allah´a) yakin olanlardan ise ona revh, reyhan ve nimet cennetleri vardir» [19] mealindeki âyeti okudu.



    Ibn-i Cerir ve ibn-i Ebi Hatem, «feravhun ve reyhanim» âyeti hakkinda Kâtede (Radiyallahû anh) ´den rivayet ettiklerine göre, söyle demistir:

    «Ravh, rahmettir. Reyhan, ölüm aninda karsilasilan ferahliktir.»



    îbn-i Ebi Dünya Bekir bin Abdullah´dan rivayet edip söyle demistir :

    «Ölüm melegi mü´minin ruhunu almaya emr olundugu zaman cennetten bîr reyhan getirir. Ruhunu o reyhan içinde kabz eder.

    Kâfirin ruhunu almaya gelen memur ise Chennem´den bir libasla gelir. Ona: ´o kafirin ruhunu onda al´ denilir.»



    Abdullah bin Ahmed, «Zevaidü´z-Zühte»,de Ebu îmran el-Cüni´den rivayet ettigine göre söyle demistir:

    «Bize iletildi ki: Mümin sekerata düstügü an Cennet reyhanindan bir demet getirilir, ruhu ona konulur.»



    îbn-i Ebi Dünya Mücahid RadiyaUahû anh,dan rivayet ettigine göre söyle demistir:

    «Müminin ruhu Cennet ipekleri içinde çekilir.»



    îbn-i Cerir ve ibn-i Ebi Hatem Ebu Âliye´den naklen söyle rivayet edip demislerdir ki:

    Allah´a yakin müminler, Cennetin reyhanlarindan bir dali koklamadan ölmezler.



    îniam Ahmed Zühd´te Rabi´ bin Haysem´den su âyet-i kerimenin tefsirinde söyle rivayet etmistir:

    «Artik o ölen adam eger mukarreblerdense iste ona rahat güzel rizik ve naim Cenneti vardir.»

    (Ravi demis) Bu sekerat anindaki nimetlerdir. Âhirette ona hakiki Cennet saklidir. Kâfirler hakkinda;

    «Eger yalanlayan sapiklardansa artik ona da çok kaynar sudan bîr ziyafet vardir ve Cehennem alevleri de vardir.» [20] mealindeki âyet ise kâfirlerin ölüm anlari hakkindadir. Âhirette onlar için hakiki ates saklidir.


    [19] Vakia, 89

    [20] Vakia, 90, 91




  3. 20.Nisan.2013, 22:33
    2
    Moderatör



    Alıntı
    Sekerat anında şeytanın hileleri
    Sekeratta Olanın Gördükleri Ve İşittikleri

    Alıntı
    Sekeratta Olanın Gördükleri Ve İşittikleri
    Ölünün Başında Duran Melek Ve Ruhaniler, Müminin Müjdelendikleri Ve Kafirin Korktuğu Şeyler - 2
    Ibn-i Ebi Dünya Hars el-Ganevi´den rivayet ettigine göre O, söyle demis:
    Rebi´ bin Hiras varacagi yeri bilmeyinceye dek, disleri görünecek sekilde gülmeyecegine yemin etti. Ve hiç gülmedi, ancak öldükten sonra güldü.
    Rebî´in kardesi Rib´i de kendisinin Cennetlik veya cehennemlik oldugunu bilmeyinceyedek gülmeyecegine dair yemin etti.

    Haris demis:

    Rabi´nin cenazesini yikayan gasil bize söyle söyledi: Biz onu yikarken, yikanmasi bitinceye kadar o, tahta üzerinde hep gülümsüyordu.


    Mugire bin Haleften söyle rivayet edilmistir:

    Beycan´in kizi Rû´bete öldü. Onu yikayip kefene sardilar. Sonra kimildanip etrafindakilere bakti ve söyle dedi:

    Size müjde! Ben vakiayi sizin korkuttugunuz sekilden daha kolay buldum. Ve anladim ki, sila-i rahmi kesen, içki içen ve müsrik olan Cennete girmez.


    Halef bin Havseb´den rivayet edildigine göre söyle demistir:

    Medâin´de bir adam öldü. Üstünü örttüler. Üstündeki örtüyü kimildatip yüzünü açti ve:

    «Bu mescidde sakallarina kina sürüp Ebu Bekir ve Ömere lanet okuyan onlardan tebrie edenler var. Ruhumu almaya gelen melekler de o kisileri lanetleyip onlardan tebrie ederler» dedikten sonra Ölü haline döndü.


    Ibn-i Ebi Dünya baska bir yolla Abdülmelik bin Ümeyr ve Ebi´l Hatib Besir´den bu hadisi söyle rivayet etmistir:

    «Medâinde bir ölüye vardik. Karni üzerine kerpiçler konulmustu. Ona baktigimizda aniden yerinden siçradi, karni üzerindeki kerpiçler yere yuvarlandilar. «Yasasin Cehennem! yasasin Cehennem!» diye bagiriyordu.

    Arkadaslari geri çekildiler. Ben ona yaklasip:

    Neyi gördün, halin nedir diye sordum.

    O dedi ki:

    Ehli küfeden bâzilarina arkadas oldum. Ebâ Bekir ile Ömer´e sövmek üzere beni kendi fikirlerine çektiler.

    Ben ona:

    Istigfar et, bir daha yapma, dedim.

    Ceva´ben:

    Artik fayda vermez. Bizi Cehennemdeki yerimize götürdüler! Bana yerimi gösterdiler. Sonra bana, «Dünyadaki arkadaslarina dön, gördüklerini onlara ilet, sonra eski haline dön,» dediler.

    Ravi diyor ki: «Sözünü bitirip bitirmedigini bilemiyorum, eski! ölü haline döndü.


    îbn-i Asâkir Ebû Ma´sere´den rivayet ettigine göre O, söyle demis:

    . : Medine´de yanimizda bir adam öldü, yikanmak Için tahtaya konuldugunda, dogrularak oturdu. Ve elini gözlerine uzatarak, «Cehennemde Abdul Melik bin Mervan ile Haccac-i Zalimin bagirsaklarinin yere döküldügünü gözlerim görüyor, gözlerim görüyor, gözlerim görüyor» dedikten sonra tekrar ölü olarak tahta üzerine uzandi.


    Ibn-i Asakir ve Ibn-i Ebi Dünya Zeyd bin Eslem´den rivayet ettiklerine göre söyle demistir:

    Misver bin Mahreme kendisinden geçti. Sonra ayildi ve Allahdan baska ilah olmadigina, Muhammed (Sallallâhû Aleyhi ve Sel-lem)´in Allah´m elçisi olduguna ve Abdurrahman bin Avf´ui ruhu alayi illiyyinde, Abdülmelik ile Haceac-i Zalimin bagirsaklarinin ateste süründüklerine sehadet ediyorum dedi.

    Bu vak´a Abdülmelik ile Haccac´m hilafetleriden çok önce oldu. Çünkü Misver hicri 64 senesinde Yezid bin Muâviye´nin ölüm haberinin geldigi günde Mekke´de vefat etti. Haccacin valiligi ise 70´ten sonra idi.


    îbn-i Ebi Dünya müttehem bir senedle Ebu Hüreyre (Badiyallâhü anh)´dan rivayet ettigine göre söyle demistir:

    Bir hastamizin etrafinda oturmusken bir damar dahi hareket etmez sekilde aniden hareketi kesilip durdu. Üstünü örttük, gözlerini kapattik. Kefen, sabun ve yikanma tahtasinin getirilmesini istedik. Yikanmasi için gittigimiz zaman kimildandi. Biz Sübhanellah seni öldü zannettik.

    O:

    Ben öldüm, kabrime götürüldüm, güzel yüzlü iyi kokulu bir adam beni lahdime birakti ve lahdimi kagitla sardi. O anda pis kokulu siyah bir kadin geldi. Vallahi bahsinden utandigim bâzi seyleri sayarak bu filan seyin sahibidir, filan isi yapandir, diye siraladi. Öyle utandim ki sanki simdi o isten kalkmis gibi kendimi hissediyorum.

    Ben o adama: «Allah rizasi için beni bu kadinla basbasa birakma. (Bana yardim et) dedim.»

    Kadin dedi:

    . Gel seninle muhakeme olalim; Biz genis bir yere gittik. Içinde gümüsten yapilmis bir oturak vardi, öbür tarafinda bir mescid vardi. Içinde bir zât namaz kiliyordu. Nahl sûresini okurken bir yerinde tereddüt edip çikaramadi, ben âyeti önüne atarak yardim ettim.

    Bana dedi: |

    Bu sûre sende mi

    Evet, dedim.

    O «nimetler süresidir» deyip yakininda bulunan yastigi kaldirdi, oradan bir sahife çikardi, sahifeye bakti. O sahife siyahliga büründü. Ve «Bu adam sunu yapti, sunu yapti diye kötülüklerimi zikretti. Güzel yüzlü adam da (sahifeye karsi) iyiliklerimi sayip su hesanatlari isledi, diye mukabelede bulundu.

    O adam dedi ki:

    Bu nefsine zulüm etmis bir insandir. Amma Allah (Celle Celâlühü) onu af etmis, Bunun, eceli daha var. Bunun eceli pazartesi günüdür.

    (Vakiayi geçiren adam) dedi:

    «Bakin eger ben pazartesi günü ölürsem. Gördügüm affi bana temenni edin. Eger ölmezsen hastaliktan dolayi geçirdigim bir cinnet telakki edin.»

    Ravi diyor ki:

    «Biz pazartesiyi bekledik ikindiye kadar sihhati yerinde idi. Sonra ecel eristi ve öldü. (Allah rahmet etsin.)


    îbn-i Ebi Dünya, Ata el-Horasani´dan rivayet ettigine göre söyle demistir:

    «Benî israil´den bir adam kirk sene hakimlikte bulundu. Sekeratta iken, ben bu hastaligimla Ölecegimi zannediyorum, eger ölürsem cenazemi dört bes gün yaninizda bekletin. Eger bir sey görürdeniz sizden birisi çagirsin» demistir.

    Öldügü zaman bir tabuta konulmus, üç günden sonra ondan kötü bir kokunun geldigini görmüsler. Onlardan biri çagirarak; «Nedir bu pis koku ey falan » demis.

    (Allah´dan) onun konusmasina izin verilmis ve söyle demis:

    «Içinizden kirk yil kadiliga baktim. Hiç bir hükümde süphe etmedim. Ancak bir gün bana iki adam geldiler. Birisine karsi sevgim vardi. (Ondan dolayi âdil davranmadim) Ona iyi kulak verdim. Öbürüyle hiç ilgilenmedim. îste bu kerih koku o hatali hareketimdendi, demis. Allah bir daha onu uyutup öldürmüs.

    îbn~i Asakir çesitli yollarla Kurre bin Halid´den rivayet ettigine göre söyle demistir: «Bizden bir kadin öldü. Yanaklarindan çikan terden dolayi yedi gün defin edilmedi. Sonra konustu:

    «Cafer bin Zubeyir ne yapmis» dedi. Cafer bin Zübeyir ise geçen o yedi gün içerisinde ölmüstü.

    Ben:

    Cafer öldü, dedim.

    Kadin:

    Vallahi ben Onu yedinci semada meleklerin onunla, birbirlerine müjdelestiklerini gördüm.

    Kefen içinde, oldugu halde onu tanidim. Melekler: «Iyi bir kul geldi , iyi bir kul geldi» diye tekrarliyorlardi.



    Ibni Ebu Dünya, Salih bin Yahya´dan rivayet ettigine göre demistir:

    «Benim bir komsum bana nakletti ki bir adam ruhuyla yükselmis (Yani vefat etmis). Ameli kendisine arz edilmis. Demis ki:

    «Istigfarla nedamet ettigim günahlarimin affa ugradigini, tevbe Iile nedamette bulunmadigim günahlarimin sabit kaldigini gördüm. Hattâ yerden kaldirdigim bir nar tanesi nedeniyle bana bir sevabin yazildigini; bir gece namaz kilmak için kalkmistim, sesimi yükselterek bu nedenle uyanan bir komsunun kalkip namaz kilmasina bana bir sevabin yazildigini ve bazi kisilerin hatm için bir miskine verdigim bir dirhemin ne aleyhimde ne de lehimde yazilmadigini» gördüm.


    îbni Asakir, Ibni el-mâcisûn´dan rivayet ettigine göre söylemis:

    Ebî Mâcisun vefat etti. Yikanma sehpasina konuldu. Etrafini bosaltin dedik. Sonra yikayici geldi, ayaklarinin altinda bir damarin attigini gördü. Bu nedenle defin edilmesini erteledik.

    Üç gün sonra düzelip oturdu ve:

    Bana çorba getirin, dedi. Kendisine çorba getirildi ve içti.

    Biz ona:

    Gördüklerini bize söyle, dedik.

    O:

    Evet, ben öldüm. Bir melek ruhumu alip yükseldi. Birinci semaya gittik. Kapiyi çaldi, kapi bize açildi. Tâ yedinci semaya kadar öyle gittik. O zaman benim için melege:

    «Bu kimdir » dediler.

    O, «bu mâcisunadur» dedi.

    «Öyle ise ona müsaade yok. Onun daha bu kadar ömrü vardir. Sonra melek asagiya indi. Ve ben Peygamber (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem)´i gördüm. Ebu Bekir´i, saginda; Ömer´i solunda, Ömer bin Abdulazizi ise Önünde gördüm.

    Beraberimde olan melekten sordum:

    Kimdir o peygamberin önünde

    Bana:

    Sen onu tanimiyor musun dedi.

    Ben kesin Ögrenmek istedim, dedim.

    O:

    Bu zât Ömer bin Abdülaziz´dir, dedi.

    Ben: O peygambere daha mi yakindir dedim.

    Melek:

    Evet, çünkü o zülüm zamaninda adaletle hüküm etti. Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ömer Hak zamaninda hakla amel ettiler. (Onun için Ömer bin Abdülaziz Resûlullah´a daha yakin oturdugunu görüyorsun).



    Ibn-i Ebi Dünya ve Hakim Müstedrek´inde Imam el-Beyhaki De-lailü Nübüvet´te ve ibn-i Asakir çesitli yollarla Ibrahim bin Avf (Ra-diyallahû anh) ´dan söyle rivayet etmislerdir:

    Abdurrahman bin Avf (Radiyallahû anh) hastalandi, kendinden geçti. Etrafindakiler ruhu teslim ettigini zan ettiler. Elbise ile üstünü örttüler. Sonra ayildi ve dedi:

    «Bana çok siddetli iki melek geldiler.» Aziz ve Emin olan Allah´in huzurunda hesap vermek için gidelim,» dediler. Beni alip götürdüler. Onlardan daha sefkatli, daha merhametli iki melekle karsilastilar:

    Bunu nereye götürüyorsunuz, diye sordular.

    Bunu Aziz ve Emin olan Allah´in huzurunda muhakeme et meye götürüyoruz, dediler.

    Birakin bunu. Bu daha annesinin rahminde iken saadetle müjdelenmis bir insandir, dediler.

    Ravi diyor ki: «Abdurrahman bin Avf bir ay daha yasadi, sonra vefat etti.»


    Ebû Bekir es-Sâfii (Ibrahim bin Gaylan´in hadisleri içinde) Selâm bin Selâm´dan rivayet ettigine göre söyle demistir:

    Fâzil bin Atiye ile bir. deve üzerinde Mekke´ye kadar gittik. Gece Feyde denilen yere varinca beni uykudan kaldirdi.

    Buyurun, dedim.

    Sana vasiyet etmek isterim, deyince ben:

    Senin bir seyin yok (sihhatin yerindedir) dedim.

    O:

    Rüyada iki melek bana göründü. Senin ruhunu kabz etmeye emrolunduk... dediler.

    Ben onlara:

    Hacc farizemi Ifa etmeye kadar bana mühlet verseydiniz (iyi olurdu dedim.

    Onlar:

    Allah senin Haccini (yapmadan) kabul etti. Sonra biri digerine:

    «Sehadet ve orta parmaklarini açdedi. Iki parmaklarinin arasinda iki elbise göründü. Yesillikleri sema ile zemin arasina aksetti.

    Bana dediler: «Iste bu senin kefenindir». Sonra o kefeni iki parmagi arasina birakti.

    Ravi diyor ki: «Arkadasim eve varmadan vefat etti.» (Allah rahmet etsin.)


    Said bin Mansûr Sünen´inde dedi ki; Sufyan Ata (Radiyallahû anh)´dan rivayet ettigine göre söyle demistir:

    Selman bir misk elde etmisti. Emaneten esine vermisti. Sekeratta iken, esine emaneten sana verdigim misk nerdedir diye sordu.

    Esi: «iste budur» cevâbini verince, «ona biraz su ilâve et. Yatagimin etrafina serp. Zira yemeyen, içmeyen Allah´in mahlûklari yanima gelecek. Onlar da o kokudan istifade etsinler» dedi.


    îbn-i Ebi Dünya, Sbu Bekreteden rivayet ettigine göre söyle demis:

    Kisi ölüme yaklastigi an meleklere: «basini koklayin» denilir.

    Melek: «basinda Kur´an kokusunu» duyuyorum» deyince. «kalbini kokla» denilir.

    Melek: «Kalbinde oruç kokusunu hissediyorum» deyince; ona «ayaklarini kokla» denilir.

    O; «Ayaklarinda kiyam kokusunu hissediyorum,» deyince digeri:

    Bu nefsini korumus Allah´da onu korumustur» der.


    Ebû Nuayni Süfyan´dan, o da Ebu Hind´den rivayet ettiklerine, göre;

    Ebû Hind veba hastaligina tutulmus ve bayilip kendisinden geçmis, sonra ayilmis ve demis ki:

    Bana iki melek geldiler. Biri öbürüne:

    Bunda ne görüyorsun, diye sordu.

    Ben bu adamda tesbih, tekbir, camiye dogru attiklari odunlar ve Kur´an´dan bir kisim âyetleri görüyorum, dedi... O bütün Kuran-i ezberleyememîsti.


    îbn-i Ebi Dünya, «Ölümden Sonra Yasayanlar» adli kitapta, Dâvud bin Ebu Hind´den rivayet ettigine göre; o siddetli bir hastaliga giriftar olmus ve söyle demis:

    : «Ben iri yapili Hindistan fakirlerine benzeyen birinin geldigini gördüm,» Onu gördügüm zaman «înnalillah» dedim.

    Ruhumu alacaksin Ben kâfirmiyim Isittim ki kâfirlerin ruhlarini siyah melekler alirlar, dedim.

    Ben o halde iken damin yandigini gördüm. Gök göründü. Sonra beyaz elbiseli biri geldi. Arkasinda baska biri daha geldi. Daha önceki siyah kisiye bagirdilar. Siyah uzaktan bana bakarak uzaklasti. Onu kovuyorlardi. O beyaz elbiselilerden biri basucuma oturdu. Öbürü ayak ucumda oturdu. Basinim yanmdaki ayaklarimin yaninda oturana:

    «ayaklarina dokun» dedi.

    Ayaklarimin parmak aralarina dokundu.

    «Bu ayakla çok camiye gittigini görüyorum» dedi.

    Ayaklarimin yanindaki bu sefer basucumda durana:

    -kafasin dokun» dedi.

    O, basima, çenelerime hafifçe elini sürdü. «Hâlâ Allah´ni zikriyle rutubetlidir» dedi.



    Lalkai «Sünnet» te Evzai yoluyla Kasim bin Muhaymere´den vâyet ettigine göre söyle demistir:

    Ebû Kulabetül-Cürmi´nin kardesinin bir oglu vardi. Her ha seyi irtikap ediyordu. Sekerati aninda kartal kusuna benzeyen iki beyaz kus geldiler. Evin penceresine kondular.

    Biri ötekisine: «in onu teftis et» dedi.

    Biri pençesiyle karnina daldi. Bu vakayi Ebu Kulabe de görüyordu. Sonra karnini teftis eden kus pencereden bekleyen arkadasina:

    «Allâhû Ekber» «Sen de in ben bu karinda bir tekbir buldum. Bu, Antakya suru üzerinde Allah için bir tekbir getirmistir dedi.

    Kuslar bir beyaz bez çikardi, ruhunu ona sardilar. Onu yüklendiler gelip Ebu Kulabeye:

    «Ey Eba Kulabe! Yegeninin yanina gel. Onu defnet. O Cennet ehlindendir, dediler.

    Ebu Kulabe´nin halk içerisinde sözü geçerli idi. Gördüklerini halka anlatti. Neticede cenazesi üzerinde görülmemis bir halk toplulugu olustu.


    Hâkimi, Tirmizi «Nevadürü´l-Usûl»da Nadir bin Ma´bed tarikiyle Ebu Kulabe´den naklen söyle dedigini rivayet etmistir:

    «Günahlardan çekinmeyen, kardesimin bir oglu vardi. Siddetli sekilde hastalandiginda onu sormaya gitmedim. Sekerata düstügü an, «kardesimin ogludur. Ne oldugu Allah´a kalsin,» diyerek (yanina gittim). O gece yaninda kaldim. O anda yanlarinda balta bulunan, iki siyah kisinin tavandan indiklerini gördüm,

    - biri ötekisine:

    «Bu adama bak hayir alâmetlerini görebiliyor musun » dedi.

    Digeri kardesimin ogluna yaklasti. Kafasini, karnini, daha sonra ayaklarini kokladi ve döndü, arkadasina söyle dedi:

    «Basini kokladim, Kur´an´dan bir sey görmedim. Karnini kokladim, bir gün bile oruç tuttugunu görmedim. Ayaklarina baktim. Gece ayaga kalkip namaz kildigini görmedim.»

    Ebû Kulâbe devaminda söyle söyledi:

    Sonra öbürü geldi. Basini, karnini, daha sonra ellerini ve ayaklarini kokladi. Isitiyordum ki,

    Melek: «Bu acaip bir seydir. Bu ümmeti Muhammed (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) den yazili. Amma hiç bir hasletlerine sahip degil,» diyordu.

    Sonra gördüm ki o melek yegenimin agzim açip dilini çikardi. Bir taraf mi tutup sikti ve söyle dedigini isittim:

    «Allâhu Ekber. Antakya´da halisen bir tekbir getirdigini buldum. Ondan dolayi misk kokusu geliyor.»

    Sonra ruhunu aldi ve gitti. Kapida bekleyen o siyahlara:

    «siz dönün, sizin bu adama müdahaleye yetkiniz yoktur» dedigini isittim.

    Sabah olunca Ebû Kulâbe halka bu vakayi anlatmis.

    Ona: «Antakya´da mi O tekbiri getirmisti sorulunca.»

    Ebû Kulâbe: «Allah´a yemin ederim ki ben melegin agzindan Antakya´dan baska bir sey isitmedim» deyince halk hizla cenazenin defnine kosmuslar.


    Lalka-i «Müsned»de Meymun el-Murâdi´den rivayet ettigine göre söyle demistir:

    Yanimizda fâsik biri vardi. Ölünce herkes ondan kaçti. Yol üstüne attilar. Ben oturdum onun için biraz düsünceye daldim. Basimi çevirince iki beyaz kusun yan yana oldugunu gördüm.*

    Biri ötekisine dedi:

    Bak buna hayirdan bir sey bulabilir misin

    Agzindan girip arkasindan disari çikti, hiç bir sey görmedigini söyledi. Öbürü:

    Acele etme, dedi.

    Bu sefer o karnina girdi. Ayaklarindan çikinca: «Allahü Ekber» dedi. Cigerine yapismis bir kelime-i tevhid var. O, kelime-i sehadet getiriyor, dedi.

    Bunun üzerine ben halka gelin (Bunu defin edin, bu ehl-i ne*cattir) dedim.


    îbn-i Ebi Dünya ve îbn-i Asakir Sehr bin Havseb´den söyle dedigini rivayet etmisler:

    Dininde müttehem, kardesimin bîr oglu vardi. Onunla bir gazaya gittik, hastalandi. Bir manastira girdik. Ben namaz kilmaya kalktim. Birden Manastira iki siyah, iki de beyaz melekler indiler. Beyazlar, sagina, siyahlar soluna oturdular. Beyazlar elleriyle ona dokundular.

    Siyahlar itiraz edip «bu bizim hakkimizdir» dediler.

    Beyazlar «Hayir asla hakkiniz degildir» dediler.

    Biri parmaklariyla dilini çevirdi:

    «Iste Allahü Ekber, buna bakmak! Bizim hakkimizdir. Bunda Antakya fethi gününde getirdigi bir tekbir vardir,» dedi.

    Sehr ibn-i Havseb disan çikip bunu halka söyleyince herkes namazinda hazir bulunmustur.


    Taberani Kebir´de Sâ´din kizi Meymune (Radiyallahû anhâ)´dan söyle dedigini rivayet etmistir:

    Ey Allah´in Resulü cünub adam uyuyabilir mi dedim.

    Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem):

    Cünübün yikanmadan uyumasini sevmem, dedi. Çünkü körkarim kî cünüb olarak Ölüp Cibril yanina inmez, diye buyurdu.

    îbn-i Ebi Dünya «Sekeratta Olanlar» kitabinda Mekhûl´ün tarikiyle Hz. Ömer (Radiyallahû anh) ´dan söyle dedigini rivayet etmistir:

    «Ölülerinizin yaninda hazir bulunun. Onlara (Allah´i) hatirlatin. Çünkü Onlar, görmediginizi görürler.


    Ibn-i Ebî Hatem Saîd bin Mansûr ve Mervizi, Hz. Ömer (Radiyallahû anh) ´dan rivayet ettiklerine göre söyle buyurmustur:

    Ölülerinizin yanindan ayrilmayin, kelime-i tevhidi onlara telkin edin, çünkü onlar görürler. Onlara söyleyince isitirler.


    Said bin Mansur kendi «Sünen»inde ve Mervizî Mokhul´ün yoluyla Hz. Ömer (Eadiyallahû anhî´dan rivayet ettiklerine göre söyle demis:

    Ölülerinize kelime-i tevhidi telkin edin. Ehl-i taat olan ölülerinizden duydugunuz seyleri unutmayin. Zira onlara dogru seyler görünür.


    lbn-i Mâce, Ebû Musa (Radiyallahû anhVdan rivayet ettigin^ göre söyle demistir:

    Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem)´den sordum:

    Kisi ne zaman insanlari tanimaz olur

    Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) :

    Kisi melekül-mevt ve melekleri gördügü zaman artik insanlarl tanimaz olur, dedi.


    îbn-i Ebi Dünya ve Ebû Nüaym Hilye´de Leys bin Ebi Rükye´den rivayet ettigine göre söyle demistir:

    Ömer bin Abdülaziz (Badiyallahû anh) son hastaligi aninda basini kaldirarak keskin bir bakisla etrafa bakti.

    Ona dediler:

    Sert bir bakisla bakiyorsun

    Cevaben:

    Ins ve cin olmayan bazilarinin hazir olduklarini görüyorum, dedi. Ve teslim oldu.


    îbn-i Ebi Dünya «Sekeratta Olanlar» kitabinda Füdale bin nar´dan rivayet ettigine göre söyle demistir:

    Muhammed bin Vasi´nin ölümü aninda hazir bulunuyordum:

    «Merhaba Rabbimin meleklerine. Görmedigim güzel bir kokuyu hissediyorum» diyordu. Sonra gözleri dikildi ve vefat etti.»


    Hafiz Ebu Muhammed Elballah «Kerremâtu´l-Evliyâ» adli kitap*ta Hasan bin Salih´den, Ebû Kasim «Kabir Suali ve Azabina îman» kitabinda, Ebû Hüseyn «Ibn-ül-Arâf Feyaid»´inde Hasan bin Salih es-Semaci´den söyle dedigini rivayet etmisler:

    Kardesim Ali bin Salih ölecegi gece:

    Kardesim bana su ver, dedi.

    Ben namaz kiliyordum. Namazdan sonra:

    Buyur getirdim, iç, dedigimde.

    O:

    Ben biraz önce su içtim, dedi.

    Kim sana içirdi, dedim. Odada benden baskasi yoktu.

    Simdi Cibril su ile bana geldi ve bana içirdi, dedi. Sonra bana:

    Sen, kardesin ve annen; »kendilerine nimet edilen Nebiler, Siddikin, sühedâ ve sâlih kullarla berabersiniz,» dedi ve ruhu kabz edildi.


    Ibn-i Asâkir Abdurrahman bin Ganem el-Esâri´den rivayet ettigine göre söyle demistir:

    Muâz bin Cebelin oglu Imvas beldesinde veba hastaliginin yaygin oldugu senede vebaya tutulup öldü. Mûaz (Radiyallahû anh) bunu Allah´dan bilip sabretti. Sonra veba belirtisi kendi elinde zuhur edince:

    «dostum fakirlik animda elime bakiyor, kahrolsun pisman olana» dedi.

    Ben:

    Ey Muâz, bir seyleri görüyor musun, dedim.

    Evet, Allah bana hayirli bir taziyede bulundu! Oglumun ruhu geldi, bana.müjde verdi.


    «Muhammed (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem), Melâiketü´l-Mukarrebin (Arsa yakin melekler) , sehidler ve salihler içinde yüz saf baglayarak benim ruhumun cenaze namazini kiliyorlar, ruhumu Cennete sevkediyorlar» dedi ve kendinden geçti.

    Sonra baktim, sanki bazilariyla tokalasiyor gibi «merhaba, merhaba size geldim» deyip vefat etti

    Sonra rüyada, kafile etrafinda olusan toplulugumuz gibi bir topluluk içinde onu gördüm. Üzerlerinde beyaz elbiseler vardi.

    Sa´d´a hitaben:

    Ey oklar ve veba arasinda ölen Sa´d! Dilegimiz yerde oturabilecegimiz bir cenneti veren Allah´a hamd olsun. Iyi amelde bulunanlarin mükafati ne güzeldir, (mealindeki âyeti) okuduklarini isittim, sonra ayildim.



    Ibn-i Ebi Dünya ve Beyhaki «Iman Subelerinde ve Ebû Nuaym Mücahid´den söyle dedigini rivayet etmislerdir:

    Bir kisi ölecegi an mutlaka eski arkadaslarini görür. Eglence ehli olan eglence ehlini görür. Ehl-i zikir olan ehl-i zikiri görür.


    îbn-i Ebi Seybe, Mücahid tarikiyle sahabi olan Yezid bin Acra´den söyle rivayet etmistir:

    Her ölüye arkadaslari temessül eder. Eglence erbabi iseler, eglence ehli olarak görünürler. Zikr ehli iseler, zikir ehli olarak görünürler.


    Beyhakî «Suab-i Iman» da, er-Rabi bin Berrâ´dan ki (Basrada bir âbid idi) söyle dedigini rivayet demistir:

    Sam´da bâzi insanlar gördüm. Ölüm aninda onlardan birisine: "Lâ ilahe illallah" denildiginde. O:, sarabi iç ve bana içir» cevâbini veriyordu.


    Ahvaz´dan birisine: «Lâilaheillallah» telkin edilince. «Deh yazde, yazde» (on onbir, on onbir) demistir.


    Yine Basra´dan birisine kelime-i sehadet telkin edilince: O, siir okumaya basladi:

    «Keske yorgun bir kadin; Hamamin yolu nerde diye Benden sorsaydi.»

    Ebu Bekir dedi ki:

    «Bir kadin bundan hamamin yolunu sormus. O Ise kandirarak kendi evini gösterip, evine götürmüs. Bundan dolayi ölüm aninda bunu söylemistir.


    îbn-i Ebi Dünya, Ebu Cafer Muhammed bin Ali´den rivayetigine göre söyle demistir:

    - Ölüm aninda herkesin iyi ve kötü amelleri kendisine görünür.Iyiliklerine sevinçle bakar . Kötülükleri karsisinda basini asagi eger.


    Hasan (Radiyallahû anh)´dan;

    - «O gün insana ileri götürüp yaptigi, geri birakip yapmadigi ne varsa kendisine bildirilir.» mealindeki âyetin tefsiri hakkinda rivayet edildigine göre söyle demistir:

    Ölüm aninda koruyucu melekler inerler. Islemis oldugu iyilik ve fenaliklarini ona arzederler. Iyiliklerini gördügü zaman gözlerini diker. Fenaliklarini gördügü an gözlerini kapatip basini eger.

    :
    Hanzele bin Esved (Radiyallahû anh) ´den rivayet edildigine göre söyle demistir:

    «Kölem ölecegi zaman bazan yüzünü örter, bâzan da açardi. Ben bu durumu mücahid´e söyledim. Mücahid:

    «Evet» «Her ölüye iyilik ve fenaliklari, ölüm aninda kendisine arz edilir,» dedi.


    Bezzâr ve Taberanî-Kebir´de-Seîmân-i Farisi (Radiyallahû anh)´ dan rivayet ettiklerine göre söyle söylemistir:

    Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) Ensâr´dan birine vardi. Ölüm anlarini yasiyordu.

    Ne görüyorsun deyince;

    Kendimi iyi buluyorum. Biri siyah, öbürü beyaz iki melek geldi, dedi.

    Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) :

    Hangisi sana daha yakindi diye sorunca.

    Siyahi daha yakindi dedi.

    Bunun üzerine Resûlullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) :

    Hayir azdir, fenaliklar çoktur, buyurdu.

    O:

    . Bir dua ile beni koru yâ Resûlullah! deyince, Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) :

    Yâ Rabbi çok olan fenaliklarini affet, az olan hasenatini çogalt, diye dua etti. Sonra:

    Neyi görüyorsun diye sorunca.

    Iyilik görüyorum yâ Resûlullah. Annem ve babamla sana feda olalim. Hayrin fazlalastigini serrin eksildigini görüyorum. Siyah melek benden uzaklasti, dedi.

    Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) :

    Hangi amelin seni koruyor deyince.

    o:

    Ben millete su içiriyordum. Bu amelim bana sahip çikiyor, dedi.

    Resûlullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) :

    Basina ne geldigini ben biliyorum. Onun her bir damari müstakil olarak ölüm elemini çekmektedir, buyurdu.


    îbn-i Ebi Dünya Vüheyb bin Verd (RadiyaIlahü anh) ´dan söyle dedigini rivayet etmistir:

    Ölüm namzedine iki koruyucu melek görünmeden ölmez. Eger dünyada Allah´in itaatiyle o meleklere arkadaslik etmisse o melekler ona:

    Allah sana iyi arkadas versin. Bizi dogru cemaatlerde çok oturttun. Çok salih amellerde hazir bulundurdun. Çok iyi kelamlari bize isittirdin. Bizden yana Allah seni mükâfatlandirsin.

    Eger dünyada o iki melege isyanla arkadaslik etmisse melekler ona derler:

    Allah sana iyi arkadas vermesin. Çok kötü meclislerde bizi oturttun. Fena amellere bizi sah id ettin. Kötü kelamlari bize isittirdin. Bizden taraf Allah sana mükâfaat vermesin.

    Bunlar ölünün gözleri önünde cereyan eder ve ölü bir daha da dünyaya dönmez.



    Süfyan (Radiyallahû anh)´dan rivayet edildigine göre söyle demistir:

    Mümin kul sekerata düsünce, dünyada ona koruyucu iki melek, insanlar ona agladiklari anda söyle derler:
    «Birakin arkadasimizi! Onda gördügümüz seylerle onu övelim.»!

    Sonra ona hitaben:

    «Allah sana rahmet etsin. Allah sana iyi arkadas versin. Sen Allah´in itaatina süratle kosuyordun, isyanindan korunuyordun. Biz sana güveniyorduk. Seni birakip meleklerle zikir etmekten engellemezdin bizi.

    Kötü kul ise; ehli aglamaya basladigi anda hafeze melekleri:

    «Birakin ondan gördüklerimizle onu kötüleyelim.» derler ve ona hitaben:

    «Allah sana kötü arkadas versin. Hayirdan gevsek, fenaliklarda aceleci idin. Hiç bir zaman senden emin degildik» derler ve semâya yükselirler.



    Müslim ve Buhari Ubâde bin Sâmit (Radiyallahû anh)´dan rivayet ettiklerine göre:

    Peygamber (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) söyle buyurdu:

    «Allah´a kavusmak isteyene Allah da kavusmak ister. Allah´a kavusmaktan nefret edenlerden Allah da onlara kavusmaktan nefret eder.»

    Hz. Âise (Radiyallahû anhâ) :

    «Yâ Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) biz ölümden nefret ediyoruz,» dedi.

    Resûlullah (Saliallâhû Aleyhi ve Sellem) :

    «Bunu kastetmiyorum. Yalniz mü´min sekerata düsünce Allah´in rizasi ve keremiyle müjdelenir. Önünde artik hiç bir sey o Ölüm kadar ona sevimli gelmez. Artik o Allah´a kavusmayi sever. Allah da Ona varmagi sever.

    Kâfir ise sekeratta Allah´in azab ve ikabiyle müjdelenir. Onu bekleyen azabtan nefret eder. Allah´a varmagi sevmez. Allah da ona varmayi sevmez.»



    Abdurrahman bin Ebû Leylâ´dan rivayet edildigine göre, Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) :

    «Ruh bogaza varmca ve siz ona bakiyorsunuz. Ve biz ona sizden daha yakiniz, fakat siz göremiyorsunuz. Iste eger sorumlu degilseniz, neden onu çevirmiyorsunuz, eger iddianizda dogru iseniz... O, eger, ashab-i yemin ise ona rahat ve reyhanlar, nimet cenneti var. Eger ashab-i yemin ise ona ashab-i yeminden selâmlar dur.

    Sayet, sapik münkirlerden ise, ona kaynar Cehennemden bir yurd ve atesin yakmasi içinde kalir. (Vakia, 83, 04) mealindeki âyetleri okudu.

    Sonra söyle buyurdu:

    «Eger, o ashab-i yemin (hakiki sagci) ise Allah´a varmayi sever. Allah da ona varmayi sever.

    Eger ashab-i simal ise, Allah´a varmaktan nefret eder, Allah da onu huzuruna almaktan nefret eder.»



    Imam-i Ahmed Humman tarikiyle Ata bin Sâib´den rivayetine göre söyle demistir:

    Abdurrahman bin Ebî Leylâ bir cenazeye eslik ederken söyle dedigini isittim:

    «Filanin oglu filân bize haber verdi ki Resülullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem):

    Kim Allah´a varmagi seviyorsa, Allah da ona varmagi sever. Kim Allah´a varmaktan nefret ediyorsa Allah da ona varmaktan nefret eder, deyince millet aglamaya basladi.

    Resülullah (Salîallâhû Aleyhi ve Sellem) :

    Nedir sizi aglatan diye sordu. Onlar:

    Biz ölümden nefret ediyoruz dediler.

    Resülullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) buyurdu:

    Benim dedigim bu degildir. Fakat sekeratta eger kisi Allah´a yakin kullardansa onun için rahat, (güzel) koku ve Cennet vardir. O, bununla müjdelenince Allah´a varmagi sever. Allah da ona varmagi sever.

    Eger dini yalanlayan ehl-i delalettense onun için Cehenneme, cahime itilme vardir. Bununla müjdelendigi zaman Allah´a varmayi istemez. Allah da ona varmaktan, ondan daha fazla nefret eder.



    Ibn-i Cerir ve Îbnül-Münzir Tefsirlerinde îbn-i Cereyc (Radi-yallahû anh)´den, Resûlullah´m (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) Hz. Âise (Radiyallahû anhâ) ´ ye söyle dedigini rivayet etmisler:

    «Mümin ölüm meleklerini gördügünde ona söyle derler:

    Seni dünyaya geri gönderelim mi

    Mümin:

    Beni gamlar ve kederler diyari olan dünyaya mi geri çevireceksiniz Beni bir an önce Allah´a götürün, der.

    Kâfire seni geri çevirelim denilince. O:

    Ey Rabbim beni dünyaya geri çevir. «Umarim ki terkettigim Amelleri yapayim,» der.



    Tirmizi ve ibn-i Cerir, ibn-i Abbâs´tan rivayet ettiklerine gere söyle demistir:

    Kim ki Hacc nisabi kadar mali varsa ve zekat nisabi kadar zengin ise Hacc ve zekâtini Ifâ etmezse, sekeratta Allah´dan tekrar dünyaya geri gelmesi için istekte bulunur.

    Bir kisi ibn-i Abbas´a itiraz edip:

    Ey Ibni Abbâs geri dönmeyi ancak kâfirler isterler, dedi. Bunun üzerine ibn-i Abbas:

    Ben size Kur´an´dan bir âyet okuyayim, dedi:

    «Ey Allah´a iman edenler! Mallariniz ve evlatlariniz sizi Allah´in zikrinden alikoymasin» mealindeki âyetten baslayarak sûrenin sonuna kadar okudu.

    Deylemi Câbir bin Abdullah´in hadisinden merfu olarak rivayet etmistir:


    Vefat esnasinda insani haktan men eden her sey bir araya gelir. Ve ona görünür. Insan o zaman: «Rabbim beni dünyaya geri çevir. Yapmadiklarimi yapayim» der.



    Mervizî, Hasan (Radiyallahû anhî´dan rivayet ettigine göre;

    Müminin ruhu reyhanette (ölüm aninda karsilastigi ferahlik içinde) kabz edilir, dedi. Sonra.

    «Eger (Allah´a) yakin olanlardan ise ona revh, reyhan ve nimet cennetleri vardir» [19] mealindeki âyeti okudu.



    Ibn-i Cerir ve ibn-i Ebi Hatem, «feravhun ve reyhanim» âyeti hakkinda Kâtede (Radiyallahû anh) ´den rivayet ettiklerine göre, söyle demistir:

    «Ravh, rahmettir. Reyhan, ölüm aninda karsilasilan ferahliktir.»



    îbn-i Ebi Dünya Bekir bin Abdullah´dan rivayet edip söyle demistir :

    «Ölüm melegi mü´minin ruhunu almaya emr olundugu zaman cennetten bîr reyhan getirir. Ruhunu o reyhan içinde kabz eder.

    Kâfirin ruhunu almaya gelen memur ise Chennem´den bir libasla gelir. Ona: ´o kafirin ruhunu onda al´ denilir.»



    Abdullah bin Ahmed, «Zevaidü´z-Zühte»,de Ebu îmran el-Cüni´den rivayet ettigine göre söyle demistir:

    «Bize iletildi ki: Mümin sekerata düstügü an Cennet reyhanindan bir demet getirilir, ruhu ona konulur.»



    îbn-i Ebi Dünya Mücahid RadiyaUahû anh,dan rivayet ettigine göre söyle demistir:

    «Müminin ruhu Cennet ipekleri içinde çekilir.»



    îbn-i Cerir ve ibn-i Ebi Hatem Ebu Âliye´den naklen söyle rivayet edip demislerdir ki:

    Allah´a yakin müminler, Cennetin reyhanlarindan bir dali koklamadan ölmezler.



    îniam Ahmed Zühd´te Rabi´ bin Haysem´den su âyet-i kerimenin tefsirinde söyle rivayet etmistir:

    «Artik o ölen adam eger mukarreblerdense iste ona rahat güzel rizik ve naim Cenneti vardir.»

    (Ravi demis) Bu sekerat anindaki nimetlerdir. Âhirette ona hakiki Cennet saklidir. Kâfirler hakkinda;

    «Eger yalanlayan sapiklardansa artik ona da çok kaynar sudan bîr ziyafet vardir ve Cehennem alevleri de vardir.» [20] mealindeki âyet ise kâfirlerin ölüm anlari hakkindadir. Âhirette onlar için hakiki ates saklidir.


    [19] Vakia, 89

    [20] Vakia, 90, 91







+ Yorum Gönder