Konusunu Oylayın.: İnsan Onuru ile ilgili öyküler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İnsan Onuru ile ilgili öyküler
  1. 19.Nisan.2013, 01:07
    1
    Misafir

    İnsan Onuru ile ilgili öyküler






    İnsan Onuru ile ilgili öyküler Mumsema İnsan Onuru ile ilgili öyküler


  2. 19.Nisan.2013, 01:07
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 26.Nisan.2013, 22:47
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: İnsan Onuru ile ilgili öyküler




    İnsan Onuru ile ilgili öyküler


    Biz ki aynı coğrafyanın, aynı iklimini yaşayan, buz ayazlarında avuçlarımıza kadar donan, karları suratlarımıza sürüp tir tir titreyen, kuzine başında çıtırdayan palamut dalıyla ısınan, yüreklerimiz buna tezat alev alev tutuşan iki çocuğu; iki oğlancık...

    "Sevin bizi," demedim hiç. Demem de. Öldürseler de, ağzımıza işeseler de demeyeceğim!Payidar bir yüreğin içinde bizler hunharca alevlere atıldık, bu yüzdendir bu payidarlık ve bu tutuşan yüreklerimizin kir tutmaması.

    Hatıralar gözümü sulandırır hep...

    Bir aluç ağacının dibine tünemiş, toprağı eşeliyoruz amcaoğlumla. Ben hayatta en çok amcaoğlumu idol aldım; ne babamı ne amcamı, sadece onu. "Koy bakalım," diyor avuçlarımdaki şeye bakarak."Koyamam ağabey, korkuyorum," diyorum. Usulcacık gözlerimden yaş düşmeye başlıyor."Ağlama ulan," diyor amcaoğlum. "Ananı mı becerdiler de ağlıyorsun ulan, milletini mi siktiler?"Siliyorum gözlerimi. Ben ki dirayeti amcaoğlumdan öğrendim, ayakta dimdik onun gibi durmam gerek, biliyorum, inanıyorum. Avucumda sıkı sıkı tuttuğum mermileri koyuyorum çukura."Ya eşkıyalar karşımıza çıkarsa ağabey, bomboş tüfekle ne yapacağız? On parçaya ayırırlar bizi.""Ağzında fındık olmayan kargaya şahinler dokunmaz Yiğidim."

    Biz savaş, kürek, ot, bok ne varsa gömmüşüz toprağa. Yüreğimiz kadar sıcacık olan toprağa. Neyin derdinde ki bazı insanlar? Ağzımızda fındık mı var? Cebimizde kurşun mu var? Ön yargılarını kırmak için kurşun mu sıkıyoruz? Ah amcaoğlum benim, ah. Vefanın içinde yüzmek isterdim hep senin ben.... Erken gittin...

    Rüyamda görüyorum ben hep köyümü, elli yıl öncesini, kurşunları aluç ağacının dibine sonsuza dek gömdüğümüz tepeyi...

    "Üşüyor muyuz ağabey?" diyorum amcaoğluma."Siktirme soğuğunu Yiğido," diyerek bir cıgara koyuyor çatlamış dudakları arasına amcaoğlum."Aman be, sıkacağım şunu görecek karşı dağın ardındaki boklu yürekler!" diyorum elimdeki tüfeğin tetiğine basarak."Sık ulan kolaysa," diyor amcaoğlum. "Sen ancak nah şu kuzguncukları devirirsin aptal!""Hep iyi insanlar mı ölüyor amcaoğlum?""Kuzguncuklar...." diyor. Gözleri doluyor. "Ağlama amcaoğlum, ağzında fındık mı var yoksa?"Gülüyor. Gülüyorum. Yıllarca sürsün bu rüya. Ben ki adımı bu coğrafyadan aldım, ben ki adımı amcaoğlumdan aldım.

    İkimizin de adıdır Yiğit. Bizler o kadar cesurduk ki, çatılarımızda, ambarlarımızda, ahırlarımızda ve analarımızın memelerinin içinde bulduğumuz bütün kurşunları gider aluç ağacının dibine gömerdik.

    Bizler o kadar korkusuzduk ki gücümüz kuzguncuklara bile yetmezdi. Ağlama sırası bende galiba artık. Ama amcaoğluma ihanet edemezdim.

    Bizler aynı coğrafyada yaşamış, aynı iklimin tozu... Pipilerimizin başı aynı gün kesilmiş, aynı gün, aynı dakika erkek olmuşuz biz. Erkekliğin kamburu mudur cesurluk? Ah amcaoğlum ah... Tüfeğimizde kurşun bile yokken bizden kötüsü yok... Ben yine de devletimi, milletimi çok ama çok seviyorum. Nefes aldığım, aluçlarını yediğim, kuzguncuklarını keyifle seyrettiğim ülkeme ben aşığım amcaoğlum.

    Evet. Benim adım Yiğit. Ben kuzguncukları çok severim. Ben en çok amcaoğlumu sevdim.Ama, beni sevin diyemem, demem, demeyeceğim de.

    Evet. Benim adım Yiğit. Ben elime geçirdiğim her otu, boku, kurşunu gider hâlâ yemyeşil duran o aluç ağacının dibine gömerim. Ben bütün acıları nah şu yüreğime gömerim.

    Evet. Benim adım Yiğit. Ben şu hayatta hiç gülmedim.Evet. Bizim adımız Yiğit. Ama bizim yiğitliğimiz yalnızca pak olan yüreğimizde bir kılıç bir miğfer.

    Ben ve biz hiç ihanet etmedik ne ülkemize ne de gökyüzünde özgür uçan kuşlara.

    Şimdi gelmiş eloğlu, amcaoğlumun davasını körüklüyor. Senin elini kırarım eloğlu! Neymiş efendim: "En iyi Kürt ölü Kürtmüş?!"

    Benim adım Yiğit. Benim adım Kürt. Benim adım Türk. Benim adım Türkiye. Bizim adımız...

    Amcaoğlum, adaşım, Yiğidime ağlıyorum ben... Haksız yere suçlanan, bırakın örgüte yardım yataklık etmeyi, örgütün "ö"süne kin besleyen güzel insan adaşıma Biz ki aynı iklimin yağıyla kavrulmuş, biz ki yüreklerimizdeki kurşunları toprağa gömmüş gerçek birer Yiğittik. Bir suçumuz varmış ki; Güneydoğu topraklarında, anamızın kızlık yerinden şu kahrolası dünyaya kafamızı çıkarmak...


  4. 26.Nisan.2013, 22:47
    2
    Devamlı Üye



    İnsan Onuru ile ilgili öyküler


    Biz ki aynı coğrafyanın, aynı iklimini yaşayan, buz ayazlarında avuçlarımıza kadar donan, karları suratlarımıza sürüp tir tir titreyen, kuzine başında çıtırdayan palamut dalıyla ısınan, yüreklerimiz buna tezat alev alev tutuşan iki çocuğu; iki oğlancık...

    "Sevin bizi," demedim hiç. Demem de. Öldürseler de, ağzımıza işeseler de demeyeceğim!Payidar bir yüreğin içinde bizler hunharca alevlere atıldık, bu yüzdendir bu payidarlık ve bu tutuşan yüreklerimizin kir tutmaması.

    Hatıralar gözümü sulandırır hep...

    Bir aluç ağacının dibine tünemiş, toprağı eşeliyoruz amcaoğlumla. Ben hayatta en çok amcaoğlumu idol aldım; ne babamı ne amcamı, sadece onu. "Koy bakalım," diyor avuçlarımdaki şeye bakarak."Koyamam ağabey, korkuyorum," diyorum. Usulcacık gözlerimden yaş düşmeye başlıyor."Ağlama ulan," diyor amcaoğlum. "Ananı mı becerdiler de ağlıyorsun ulan, milletini mi siktiler?"Siliyorum gözlerimi. Ben ki dirayeti amcaoğlumdan öğrendim, ayakta dimdik onun gibi durmam gerek, biliyorum, inanıyorum. Avucumda sıkı sıkı tuttuğum mermileri koyuyorum çukura."Ya eşkıyalar karşımıza çıkarsa ağabey, bomboş tüfekle ne yapacağız? On parçaya ayırırlar bizi.""Ağzında fındık olmayan kargaya şahinler dokunmaz Yiğidim."

    Biz savaş, kürek, ot, bok ne varsa gömmüşüz toprağa. Yüreğimiz kadar sıcacık olan toprağa. Neyin derdinde ki bazı insanlar? Ağzımızda fındık mı var? Cebimizde kurşun mu var? Ön yargılarını kırmak için kurşun mu sıkıyoruz? Ah amcaoğlum benim, ah. Vefanın içinde yüzmek isterdim hep senin ben.... Erken gittin...

    Rüyamda görüyorum ben hep köyümü, elli yıl öncesini, kurşunları aluç ağacının dibine sonsuza dek gömdüğümüz tepeyi...

    "Üşüyor muyuz ağabey?" diyorum amcaoğluma."Siktirme soğuğunu Yiğido," diyerek bir cıgara koyuyor çatlamış dudakları arasına amcaoğlum."Aman be, sıkacağım şunu görecek karşı dağın ardındaki boklu yürekler!" diyorum elimdeki tüfeğin tetiğine basarak."Sık ulan kolaysa," diyor amcaoğlum. "Sen ancak nah şu kuzguncukları devirirsin aptal!""Hep iyi insanlar mı ölüyor amcaoğlum?""Kuzguncuklar...." diyor. Gözleri doluyor. "Ağlama amcaoğlum, ağzında fındık mı var yoksa?"Gülüyor. Gülüyorum. Yıllarca sürsün bu rüya. Ben ki adımı bu coğrafyadan aldım, ben ki adımı amcaoğlumdan aldım.

    İkimizin de adıdır Yiğit. Bizler o kadar cesurduk ki, çatılarımızda, ambarlarımızda, ahırlarımızda ve analarımızın memelerinin içinde bulduğumuz bütün kurşunları gider aluç ağacının dibine gömerdik.

    Bizler o kadar korkusuzduk ki gücümüz kuzguncuklara bile yetmezdi. Ağlama sırası bende galiba artık. Ama amcaoğluma ihanet edemezdim.

    Bizler aynı coğrafyada yaşamış, aynı iklimin tozu... Pipilerimizin başı aynı gün kesilmiş, aynı gün, aynı dakika erkek olmuşuz biz. Erkekliğin kamburu mudur cesurluk? Ah amcaoğlum ah... Tüfeğimizde kurşun bile yokken bizden kötüsü yok... Ben yine de devletimi, milletimi çok ama çok seviyorum. Nefes aldığım, aluçlarını yediğim, kuzguncuklarını keyifle seyrettiğim ülkeme ben aşığım amcaoğlum.

    Evet. Benim adım Yiğit. Ben kuzguncukları çok severim. Ben en çok amcaoğlumu sevdim.Ama, beni sevin diyemem, demem, demeyeceğim de.

    Evet. Benim adım Yiğit. Ben elime geçirdiğim her otu, boku, kurşunu gider hâlâ yemyeşil duran o aluç ağacının dibine gömerim. Ben bütün acıları nah şu yüreğime gömerim.

    Evet. Benim adım Yiğit. Ben şu hayatta hiç gülmedim.Evet. Bizim adımız Yiğit. Ama bizim yiğitliğimiz yalnızca pak olan yüreğimizde bir kılıç bir miğfer.

    Ben ve biz hiç ihanet etmedik ne ülkemize ne de gökyüzünde özgür uçan kuşlara.

    Şimdi gelmiş eloğlu, amcaoğlumun davasını körüklüyor. Senin elini kırarım eloğlu! Neymiş efendim: "En iyi Kürt ölü Kürtmüş?!"

    Benim adım Yiğit. Benim adım Kürt. Benim adım Türk. Benim adım Türkiye. Bizim adımız...

    Amcaoğlum, adaşım, Yiğidime ağlıyorum ben... Haksız yere suçlanan, bırakın örgüte yardım yataklık etmeyi, örgütün "ö"süne kin besleyen güzel insan adaşıma Biz ki aynı iklimin yağıyla kavrulmuş, biz ki yüreklerimizdeki kurşunları toprağa gömmüş gerçek birer Yiğittik. Bir suçumuz varmış ki; Güneydoğu topraklarında, anamızın kızlık yerinden şu kahrolası dünyaya kafamızı çıkarmak...





+ Yorum Gönder