Konusunu Oylayın.: Müslüman olmayanlarla barış nasıl ve hangi şartlarda yapılabilir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Müslüman olmayanlarla barış nasıl ve hangi şartlarda yapılabilir?
  1. 17.Nisan.2013, 00:30
    1
    Misafir

    Müslüman olmayanlarla barış nasıl ve hangi şartlarda yapılabilir?






    Müslüman olmayanlarla barış nasıl ve hangi şartlarda yapılabilir? Mumsema Müslüman olmayanlarla barış nasıl ve hangi şartlarda yapılabilir


  2. 17.Nisan.2013, 00:30
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 23.Nisan.2013, 19:28
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Müslüman olmayanlarla barış nasıl ve hangi şartlarda yapılabilir?




    MÜSLÜMAN OLMAYANLARLA BARIŞ NASIL VE HANGİ ŞARTLARDA YAPILABİLİR?

    İslamiyet, cihan-şümul (evrensel) esaslar getirmiştir. Bunu, barışla ilgili ayetlerde de görmek mümkündür. Şöyle ki: "Onlar için gücünüzün yettiğince kuvvet ve savaş atları hazırlayın..." (Enfal Sûresi, 60) ayetinin peşinden şu esas emredilir:
    "Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de yanaş ve Allah'a dayan..." (Enfal Sûresi, 61). Zira, asıl maksat savaş değil, barıştır. (1)

    Müslümanlar, en muazzam güce sahip olmalıdırlar. Fakat bu güç, düşmanları imha için değil, onları caydırmak için kullanılmalıdır. Karşı taraf barışa meylederse, müslümanlar da meyletmelidirler. "Fırsat bu fırsat" deyip onları toptan imha etmek asla uygun görülmemiştir.

    Emredilen barış, izzetli bir barıştır. Yoksa, zillet içinde barış istemek, müslümana yakışmayan bir harekettir: "Gevşeklik edip de barış istemeye mecbur kalmayın..." (Muhammed Sûresi, 35) Bu ayetten maksat, merhum Hamdi Yazır'ın da işaret ettiği gibi, barışı reddetmek değil, gevşeklik edip de, zillet ile barışa talip olmamaktır. (2)

    Savaşı emreden ayetlere bakıp da, barışı teşvik eden ayetleri görmemek, İslam'ı bir bütün olarak tanımamak demektir. "İslamiyet kılıçla yayılmıştır" iddiasında olan bazı batılı araştırmacılar (müsteşrikler), bu hataya düştüğü gibi, zaman zaman bazı müslümanlar da düşmektedirler. Böyle bir hataya düşmemek için, bazı ayetler gözden uzak tutulmamalıdır. Mekke'nin fethi öncesi nazil olan Mümtehine Sûresinde, müslümanlara şu müjdeli haberler gelir:
    "Olur ki Allah, sizinle düşmanlarınız arasında bir sevgi meydana getirir. Allah Kadir'dir. Ve Allah bağışlayıcıdır.

    Allah, din hususunda sizinle savaşmamış, sizi yurdunuzdan çıkarmamış kimselere iyilik yapmanızı ve adaletle muamele etmenizi yasaklamaz. Allah, adil olanları sever.
    Allah ancak din hususunda sizinle savaşan, sizi yurdunuzdan çıkaran ve çıkarılmanıza yardım edenlerin dostluğundan sizi meneder. Kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir." (Mümtehine Sûresi, 7-9)

    Görüldüğü gibi, bu ayetlerde, din düşmanı zalimlerle, böyle olmayanlar ayırt edilmiştir. Ayrıca, birinci ayette, Mekkeli müşriklerle müslümanlar arasında bir dostluk meydana geleceğine işaret edilmiştir. (3) Zira, ayetteki "olur ki" kelimesi Cenab-ı Hakk'a nispet edildiğinde, kesinlik ifade etmektedir. (4) Va'dedilen bu sevgi, Mekke'nin fethiyle gerçekleşmiş, müşrikler İslam'a girerek müslümanlarla kardeş olmuşlardır.

    Kaynaklar:
    1-Yazır, IV, 2425
    2-Yazır, VI, 4398
    3-Beydavi, II, 486-487
    4-Razi, XXIX, 303



  4. 23.Nisan.2013, 19:28
    2
    Devamlı Üye



    MÜSLÜMAN OLMAYANLARLA BARIŞ NASIL VE HANGİ ŞARTLARDA YAPILABİLİR?

    İslamiyet, cihan-şümul (evrensel) esaslar getirmiştir. Bunu, barışla ilgili ayetlerde de görmek mümkündür. Şöyle ki: "Onlar için gücünüzün yettiğince kuvvet ve savaş atları hazırlayın..." (Enfal Sûresi, 60) ayetinin peşinden şu esas emredilir:
    "Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de yanaş ve Allah'a dayan..." (Enfal Sûresi, 61). Zira, asıl maksat savaş değil, barıştır. (1)

    Müslümanlar, en muazzam güce sahip olmalıdırlar. Fakat bu güç, düşmanları imha için değil, onları caydırmak için kullanılmalıdır. Karşı taraf barışa meylederse, müslümanlar da meyletmelidirler. "Fırsat bu fırsat" deyip onları toptan imha etmek asla uygun görülmemiştir.

    Emredilen barış, izzetli bir barıştır. Yoksa, zillet içinde barış istemek, müslümana yakışmayan bir harekettir: "Gevşeklik edip de barış istemeye mecbur kalmayın..." (Muhammed Sûresi, 35) Bu ayetten maksat, merhum Hamdi Yazır'ın da işaret ettiği gibi, barışı reddetmek değil, gevşeklik edip de, zillet ile barışa talip olmamaktır. (2)

    Savaşı emreden ayetlere bakıp da, barışı teşvik eden ayetleri görmemek, İslam'ı bir bütün olarak tanımamak demektir. "İslamiyet kılıçla yayılmıştır" iddiasında olan bazı batılı araştırmacılar (müsteşrikler), bu hataya düştüğü gibi, zaman zaman bazı müslümanlar da düşmektedirler. Böyle bir hataya düşmemek için, bazı ayetler gözden uzak tutulmamalıdır. Mekke'nin fethi öncesi nazil olan Mümtehine Sûresinde, müslümanlara şu müjdeli haberler gelir:
    "Olur ki Allah, sizinle düşmanlarınız arasında bir sevgi meydana getirir. Allah Kadir'dir. Ve Allah bağışlayıcıdır.

    Allah, din hususunda sizinle savaşmamış, sizi yurdunuzdan çıkarmamış kimselere iyilik yapmanızı ve adaletle muamele etmenizi yasaklamaz. Allah, adil olanları sever.
    Allah ancak din hususunda sizinle savaşan, sizi yurdunuzdan çıkaran ve çıkarılmanıza yardım edenlerin dostluğundan sizi meneder. Kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir." (Mümtehine Sûresi, 7-9)

    Görüldüğü gibi, bu ayetlerde, din düşmanı zalimlerle, böyle olmayanlar ayırt edilmiştir. Ayrıca, birinci ayette, Mekkeli müşriklerle müslümanlar arasında bir dostluk meydana geleceğine işaret edilmiştir. (3) Zira, ayetteki "olur ki" kelimesi Cenab-ı Hakk'a nispet edildiğinde, kesinlik ifade etmektedir. (4) Va'dedilen bu sevgi, Mekke'nin fethiyle gerçekleşmiş, müşrikler İslam'a girerek müslümanlarla kardeş olmuşlardır.

    Kaynaklar:
    1-Yazır, IV, 2425
    2-Yazır, VI, 4398
    3-Beydavi, II, 486-487
    4-Razi, XXIX, 303






+ Yorum Gönder