Konusunu Oylayın.: İslamda barış hutbe

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 6 kişi
İslamda barış hutbe
  1. 17.Nisan.2013, 00:25
    1
    Misafir

    İslamda barış hutbe






    İslamda barış hutbe Mumsema islamda barış hakkında hutbe paylaşır mısınız


  2. 17.Nisan.2013, 00:25
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 21.Nisan.2013, 10:09
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Islamda barış hutbe




    وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعًا وَلاَ تَفَرَّقُواْ وَاذْكُرُواْ نِعْمَةَ اللّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاءً فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَانًا
    TOPLUMSAL BARIŞ VE HUZURUN ÖNEMİ

    Muhterem müminler!

    Bir toplumun en başta sahip olması icab eden husus birlik ve beraberlik halinde yaşamasıdır. Birlik ruhunu kaybeden cemiyetler her şeylerini kaybetmek zorunda kalırlar. Tarih bunun şahididir. Onun için dinimiz birlik ve beraberliğin korunması, fitne ve tefrikanın felaketi üzerinde önemle durmaktadır.

    Muhterem Müslümanlar!

    Az önce okuduğum ayet-i kerimede Cenab-ı Hak şöyle buyurur:’’ Toptan Allah'ın ipine sarılın, ayrılmayın. Allah'ın size olan nimetini anın: Düşmandınız, kalplerinizin arasını uzlaştırdı da onun nimeti sayesinde kardeş oldunuz.’’ (1) Görüldüğü gibi bu ayette vurgulanan esaslar millet ve devlet olmanın gereğidir. Kardeşlik, sevgi ve saygı bağlarının kopmaması huzur ve saadet içinde yaşamak için elzemdir. Efendimiz (sas) ’’Müminin mümine bağlılığı, taşları birbirine kenetli duvar gibi sağlamdır.’’ (2) Buyurarak, müminleri ve onların meydana getirmesi gereken içtimai hayatı en veciz bir şekilde tarif etmiştir.

    Muhterem müminler!

    Birlik ve huzurun olduğu toplumlarda itimat ve emniyet, şefkat ve merhamet, dostluk ve kardeşlik, hüsnü zan ve yardımlaşma gibi her türlü ahlaki güzellikler kendini gösterir ve toplumda yayılır. Bu güzel özellikleri ortadan kaldıran şey ise tefrikadır. İstiklal marşımızın şairi Mehmet Akif bunu çok veciz bir şekilde dile getiriyor:

    ’’Girmeden tefrika bir millete düşman giremez.

    Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.

    Sen! Ben! Desin efrad aradan vahdeti kaldır.

    Milletler için kıyamet işte o zamandır.’’

    Muhterem müminler!

    İnsan, kaybettiğinin değerini ancak onu kaybettikten sonra anlar. Huzur ve barış ortamını kaybetmemek için, şahsiyetimizi, can ve malımızı şeref ve namusumuzu mukaddes bildiğimiz gibi başkalarınınkini de aynı şekilde mukaddes bilmeliyiz. Kendimiz için istediğimizi başkaları için de istemeliyiz ki aramızdaki bağlar kopmasın. Böyle davrandığımız takdirde unutmayalım ki; birlik ve beraberliğimiz Allah’ın rahmet nazarına mazhar olacaktır. İnşallah!

    İl hutbe Komisyonunca Hazırlanmıştır.
    1) Ali İmran 103
    2) Tecridi sarih tercümesi hadis no: 198


  4. 21.Nisan.2013, 10:09
    2
    Moderatör



    وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعًا وَلاَ تَفَرَّقُواْ وَاذْكُرُواْ نِعْمَةَ اللّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاءً فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَانًا
    TOPLUMSAL BARIŞ VE HUZURUN ÖNEMİ

    Muhterem müminler!

    Bir toplumun en başta sahip olması icab eden husus birlik ve beraberlik halinde yaşamasıdır. Birlik ruhunu kaybeden cemiyetler her şeylerini kaybetmek zorunda kalırlar. Tarih bunun şahididir. Onun için dinimiz birlik ve beraberliğin korunması, fitne ve tefrikanın felaketi üzerinde önemle durmaktadır.

    Muhterem Müslümanlar!

    Az önce okuduğum ayet-i kerimede Cenab-ı Hak şöyle buyurur:’’ Toptan Allah'ın ipine sarılın, ayrılmayın. Allah'ın size olan nimetini anın: Düşmandınız, kalplerinizin arasını uzlaştırdı da onun nimeti sayesinde kardeş oldunuz.’’ (1) Görüldüğü gibi bu ayette vurgulanan esaslar millet ve devlet olmanın gereğidir. Kardeşlik, sevgi ve saygı bağlarının kopmaması huzur ve saadet içinde yaşamak için elzemdir. Efendimiz (sas) ’’Müminin mümine bağlılığı, taşları birbirine kenetli duvar gibi sağlamdır.’’ (2) Buyurarak, müminleri ve onların meydana getirmesi gereken içtimai hayatı en veciz bir şekilde tarif etmiştir.

    Muhterem müminler!

    Birlik ve huzurun olduğu toplumlarda itimat ve emniyet, şefkat ve merhamet, dostluk ve kardeşlik, hüsnü zan ve yardımlaşma gibi her türlü ahlaki güzellikler kendini gösterir ve toplumda yayılır. Bu güzel özellikleri ortadan kaldıran şey ise tefrikadır. İstiklal marşımızın şairi Mehmet Akif bunu çok veciz bir şekilde dile getiriyor:

    ’’Girmeden tefrika bir millete düşman giremez.

    Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.

    Sen! Ben! Desin efrad aradan vahdeti kaldır.

    Milletler için kıyamet işte o zamandır.’’

    Muhterem müminler!

    İnsan, kaybettiğinin değerini ancak onu kaybettikten sonra anlar. Huzur ve barış ortamını kaybetmemek için, şahsiyetimizi, can ve malımızı şeref ve namusumuzu mukaddes bildiğimiz gibi başkalarınınkini de aynı şekilde mukaddes bilmeliyiz. Kendimiz için istediğimizi başkaları için de istemeliyiz ki aramızdaki bağlar kopmasın. Böyle davrandığımız takdirde unutmayalım ki; birlik ve beraberliğimiz Allah’ın rahmet nazarına mazhar olacaktır. İnşallah!

    İl hutbe Komisyonunca Hazırlanmıştır.
    1) Ali İmran 103
    2) Tecridi sarih tercümesi hadis no: 198


  5. 21.Nisan.2013, 10:09
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Islamda barış hutbe

    يَا اَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا ادْخُلُوا فِى السِّلْمِ كَافَّةً وَلاَ تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبِينٌ
    İSLAM BARIŞ DİNİDİR

    Muhterem Müslümanlar!
    İnsanların bir arada huzur ve güven içinde yaşaması anlamına gelen barış, İslam dininin gerçekleştirmek istediği temel gayelerdendir ve İslam kelimesinin bir anlamıdır.
    İnsanların dünya ve âhiret mutluluğunu hedef alan yüce dinimiz İslâm, toplumsal huzurun sağlanması hususunda da çok önemli ilke ve prensipler getirmiştir. Bu prensip ve ilkeler aynı zamanda evrensellik özelliği taşımaktadır.
    İslam dini toplum dinidir. Toplumun huzur ve sükûnuna yönelik olarak da barış ve kardeşliğe öncelik vermiştir. Nitekim Allah’u Teala Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle buyurmaktadır: “Ey İman edenler, Hep birlikte barışa girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin; çünkü o apaçık düşmanınızdır.” buyurmaktadır.(1) Bir başka ayette ise şöyle buyurulur: “Kim bağışlar ve barışı sağlarsa onun mükafatı Allah’a aittir.” (2)
    Dinimiz, barış ortamının sağlanması için haksızlığı, adaletsizliği, alay etmeyi, laf taşımayı ve dedikoduyu yasaklamış, bunları günah saymıştır. Peygamberimiz bir hadisinde Müslüman’ı şöyle tanımlamıştır: “Müslüman, diğer Müslümanların onun elinden ve dilinden güvende olduğu kimsedir.”(3)

    Aziz Cemaat!
    Bilindiği gibi insan, medeni bir varlıktır. Yani, kendi başına yaşayamaz; başka insanlarla yaşamaya muhtaçtır. Çeşitli ihtiyaçlarını gidermek, gayelerini gerçekleştirmek için toplum halinde yaşamak durumundadır.





    İşte bu gaye ve hedeflerine ulaşabilmek için meşru yolu seçen, hakka hukuka riayet edenlerin yanında, nefis ve şeytanın telkinleri ve kötü niyetli kişilerin tahrikleriyle haksızlık ve yolsuzluk yapan, başkalarının hakkını gayr-i meşru yollarla yemeye çalışan kişiler de hep var olmuştur.
    İşte insandaki bu hırs ve kötü duygu, çoğu kere onların birbirleri arasında kavga ve anlaşmazlık çıkmasına sebep olur.
    Kıymetli Mü’minler
    İslam dini, insanları bu anlaşmazlık ve düşmanlıklardan kurtaracak barışı yani, insanların arasını düzeltmeyi ve bu sayede huzurlu bir toplum kurmayı teşvik etmiştir.
    Haksız yere bir insan öldürmenin bütün insanları öldürmek kadar günah, buna mukabil bir insanı sevgiye barışa kazandırmanın da bir o kadar sevap olduğunu Müslümanlara öğreten yüce dinimiz ve Hz. Peygamber Mekke’yi fethettiğinde yıllarca kendisine işkence ve eziyet eden Mekke halkını affetmiş, barış ilan etmiştir.
    Peygamber efendimiz bu davranışı ile "zulmedene zulmedilir" mantığının doğru olmadığını öğretmiş, büyüklüğün affetmekle kazanılabileceğini göstermiştir.
    Huzura kavuşmak şüphesiz ilahi mesaj olan sevgi dini İslam’ı anlamakla mümkündür.
    İnsanlığın, barış dini İslam’ın mesajlarını doğru anlayıp yaşamasını temenni ediyor ve hutbemi büyük düşünür Yunus Emre’nin hepimize önemli mesajlar veren şu dörtlüğü ile tamamlamak istiyorum:
    Ben gelmedim dava için,
    Benim işim sevgi için,
    Dostun evi gönüllerdir.
    Gönüller yapmaya geldim.

    Hazırlayan: Muhsin YEŞİLDEMİR


  6. 21.Nisan.2013, 10:09
    3
    Moderatör
    يَا اَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا ادْخُلُوا فِى السِّلْمِ كَافَّةً وَلاَ تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبِينٌ
    İSLAM BARIŞ DİNİDİR

    Muhterem Müslümanlar!
    İnsanların bir arada huzur ve güven içinde yaşaması anlamına gelen barış, İslam dininin gerçekleştirmek istediği temel gayelerdendir ve İslam kelimesinin bir anlamıdır.
    İnsanların dünya ve âhiret mutluluğunu hedef alan yüce dinimiz İslâm, toplumsal huzurun sağlanması hususunda da çok önemli ilke ve prensipler getirmiştir. Bu prensip ve ilkeler aynı zamanda evrensellik özelliği taşımaktadır.
    İslam dini toplum dinidir. Toplumun huzur ve sükûnuna yönelik olarak da barış ve kardeşliğe öncelik vermiştir. Nitekim Allah’u Teala Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle buyurmaktadır: “Ey İman edenler, Hep birlikte barışa girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin; çünkü o apaçık düşmanınızdır.” buyurmaktadır.(1) Bir başka ayette ise şöyle buyurulur: “Kim bağışlar ve barışı sağlarsa onun mükafatı Allah’a aittir.” (2)
    Dinimiz, barış ortamının sağlanması için haksızlığı, adaletsizliği, alay etmeyi, laf taşımayı ve dedikoduyu yasaklamış, bunları günah saymıştır. Peygamberimiz bir hadisinde Müslüman’ı şöyle tanımlamıştır: “Müslüman, diğer Müslümanların onun elinden ve dilinden güvende olduğu kimsedir.”(3)

    Aziz Cemaat!
    Bilindiği gibi insan, medeni bir varlıktır. Yani, kendi başına yaşayamaz; başka insanlarla yaşamaya muhtaçtır. Çeşitli ihtiyaçlarını gidermek, gayelerini gerçekleştirmek için toplum halinde yaşamak durumundadır.





    İşte bu gaye ve hedeflerine ulaşabilmek için meşru yolu seçen, hakka hukuka riayet edenlerin yanında, nefis ve şeytanın telkinleri ve kötü niyetli kişilerin tahrikleriyle haksızlık ve yolsuzluk yapan, başkalarının hakkını gayr-i meşru yollarla yemeye çalışan kişiler de hep var olmuştur.
    İşte insandaki bu hırs ve kötü duygu, çoğu kere onların birbirleri arasında kavga ve anlaşmazlık çıkmasına sebep olur.
    Kıymetli Mü’minler
    İslam dini, insanları bu anlaşmazlık ve düşmanlıklardan kurtaracak barışı yani, insanların arasını düzeltmeyi ve bu sayede huzurlu bir toplum kurmayı teşvik etmiştir.
    Haksız yere bir insan öldürmenin bütün insanları öldürmek kadar günah, buna mukabil bir insanı sevgiye barışa kazandırmanın da bir o kadar sevap olduğunu Müslümanlara öğreten yüce dinimiz ve Hz. Peygamber Mekke’yi fethettiğinde yıllarca kendisine işkence ve eziyet eden Mekke halkını affetmiş, barış ilan etmiştir.
    Peygamber efendimiz bu davranışı ile "zulmedene zulmedilir" mantığının doğru olmadığını öğretmiş, büyüklüğün affetmekle kazanılabileceğini göstermiştir.
    Huzura kavuşmak şüphesiz ilahi mesaj olan sevgi dini İslam’ı anlamakla mümkündür.
    İnsanlığın, barış dini İslam’ın mesajlarını doğru anlayıp yaşamasını temenni ediyor ve hutbemi büyük düşünür Yunus Emre’nin hepimize önemli mesajlar veren şu dörtlüğü ile tamamlamak istiyorum:
    Ben gelmedim dava için,
    Benim işim sevgi için,
    Dostun evi gönüllerdir.
    Gönüller yapmaya geldim.

    Hazırlayan: Muhsin YEŞİLDEMİR





+ Yorum Gönder