Konusunu Oylayın.: Vaaz Planı : İnsan Onuru ve Hakları - Diyanet İşleri Başkanlığı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Vaaz Planı : İnsan Onuru ve Hakları - Diyanet İşleri Başkanlığı
  1. 11.Nisan.2013, 22:51
    1
    Misafir

    Vaaz Planı : İnsan Onuru ve Hakları - Diyanet İşleri Başkanlığı






    Vaaz Planı : İnsan Onuru ve Hakları - Diyanet İşleri Başkanlığı Mumsema Vaaz Planı : İnsan Onuru ve Hakları - Diyanet İşleri Başkanlığı


  2. 21.Nisan.2013, 01:44
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Vaaz Planı : İnsan Onuru ve Hakları - Diyanet İşleri Başkanlığı




    VAAZ PLANI*

    İnsan Onuru ve Hakları

    a) İnsanın kâinattaki yeri ve değeri.

    b) İnsan hakları ve insan onuru kavramlarının İslam dini açısından ifade

    c) İnsanın sahip olduğu temel hak ve hürriyetler.

    d) İslam dininin insanın sahip olduğu kişilik haklarını muhafaza etme

    Konuya öncelikle bir “varlık” olarak insanın değeri üzerinde durularak

    başlanır. İnsanın kâinattaki yeri, onu diğer varlıklardan farklı kılan özellikleri

    ve kendisini değerli kılan vasıfları zikredilmek suretiyle farklı boyutlardan

    insanın konumu göz önüne serilir. İnsanın doğuştan onurlu bir varlık olarak

    doğduğu ve bunun neticesinde birtakım hak ve özgürlüklere sahip olduğu

    açıklanır. Buna göre, tüm insanların tabii olarak bir takım kişilik haklarına

    sahip olduğu, canlarının, mallarının ve onurlarının dokunulmaz kabul

    edildiği ayet ve hadisler ışığında açıklanır. İnsanın kendi kişilik haklarının

    korunmasına gösterdiği özeni tüm insanlar için de sergilemesi gerektiği

    belirtilir. İnsanların sahip olduğu haklar hiyerarşisinin muhafazasına dair

    İslam’ın gösterdiği hassasiyet ve buna bağlı olarak va’zedilen kurallara

    değinilir. Son olarak modern dünyada insanın maruz kaldığı hak ihlallerinin

    ve insan onuruna dair işlenen suçların yaygınlığına dikkat çekilir. Tüm

    insanın

    sahip

    olduğu

    değerin

    engellenebileceği, insan haklarına tecavüzün insanı dünyevi ve uhrevi

    sorumluluk altında bıraktığı ifade edilir ve bu konuda İslam’ın ilkelerinin ve

    Hz. Peygamber’in uygulamalarının yol gösterici olduğu vurgulanır.

    Diyanet İşleri Uzman Yardımcısı Rukiye AYDOĞDU tarafından hazırlanmıştır.

    1

    İnsan, en güzel şekilde yaratılan, en değerli varlıktır. İyiyi kötüden, doğruyu

    batıldan

    ayırt

    edebilme,

    yeryüzündeki nimetlerine bakıp şükredebilme vasıflarını haiz olması

    dolayısıyla saygındır, mükerremdir.

    Tüm insanlar, sırf insan olmaları dolayısıyla, Rablerinin bir armağanı olarak

    onur ve haysiyet sahibi olarak doğarlar. Bu onur, onun temel kişilik

    haklarının da temelidir. Başta yaşama hakkı olmak üzere insan, tabii bir

    takım hak ve özgürlüklere sahiptir ve bunları İslam dini çeşitli ilkelerle

    ُُ َ
    ُ‫بِحَسْ ب امرئ مِنَ الشر أَن يَحقر أَخَاه ا ْلمُسْ ِلم كل ا ْلمُسْ ِلم علَى ا ْلمُسْ ِلم حرامٌ دمهُ ومَالُهُ وعرضُ ه‬
    َ ِ
    ُ َِْ ْ َِ
    ِْ َ َ َُ ََ ِ
    ٍ ِْ ِ

    “Müslüman kardeşini tahkir etmesi kişiye kötülük olarak yeterlidir.

    Müslümanın her şeyi; kanı, malı ve ırzı Müslümana haramdır.”1 hadisi ile

    kişinin canının, malının ve onurunun dokunulmazlığına işaret etmiştir.

    İnsanın kanını dökme, maddi ve manevi şiddet uygulama, gıybet, iftira, alay

    etme, küçük görme gibi tutum ve davranışlar insanın haysiyetini

    zedelediğinden, onurunu incittiğinden dolayı dinimizce yasaklanmıştır.

    İslam, insanın sahip olduğu onura yakışır şekilde muamele görmesini temel

    ilke olarak benimsemiş, emir ve yasaklarını da buna göre şekillendirmiştir.

    İnsan, bu sınırlara riayet ettiği ölçüde kendisine bahşedilen değere uygun bir

    hayat sürdürebilir ve buna bağlı olarak başkalarının onuruna saygı

    gösterebilir. Günümüzde karşılaşılan insan hakları ihlalleri ve insanın

    onurunu hiçe sayan eylemlere bu şekilde engel olunabilir.

    Konuyla İlgili Bazı Ayetler

    “Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.”2

    َ ََ ِ ِ
    ‫َ ٍ ِ َ َ ْ ْ ۪ ا‬
    ً‫ولَقد كرمنَا بَ ۪ن۪ٓي ادم وحَمَ ْلنَاهم في ا ْلبَر وَا ْلبحر ورزقنَاهم مِنَ الطَيبَات وفض ْلنَاهُمْ عَلى ك ۪ثير ممنْ خلَقنَا تَْضي‬
    َ ََ
    ُْ َََْ ِْ َ ِ
    ََْ ْ َ َ
    ِ ُْ

    Müslim, Birr ve Sıla, 32; Ebu Davud, Edeb, 35.
    Tin, 95/4.

    2

    “Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık…”3

    َ َ
    َ َ
    َ َ ِ ْ ِ ٍ َ َ ْ ٍ ْ َِْ ِ ْ َ َ
    َ َۛ ِ
    ۪ َ
    ۜ ‫مِنْ َاجْل ذلِك كت َْبنَا عَلى بَ ۪ن۪ٓي ِاسْ ر۪ٓاء۪ يل َانَهُ مَنْ قتَل نَْسًا بغير نَْس َاو فساد في اْلَرْض ف كاَنَمَ ا قتَل النَاس جَميعاا‬

    "…Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk

    çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür.

    Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları

    َ َ َ َ ْۜ ُ َ ُ
    ْ َ ُ ِْ ٍ َ
    ‫يَ۪ٓا َايُهَا الَذينَ امنُوا ْل ت َأْكلُ۪ٓوا َاموَالَكم بَيْن كم بِا ْلبَاطل ِاْل َان ت َ كون تِجَارة عَنْ تَراض من كمْ وَْل تَقتُلُ۪ٓوا َا ْنْسكم ِان اّلل كان‬
    ‫ِ ِ َ ۪ٓ ْ ُ َ َ ا‬
    ُْ َ ُْ ْ ُ َ َ
    ۪

    “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak

    karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helâk etmeyin.

    Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.”5

    َ ۛ َ ْ ِ ْ َ َ ُ ْ ۪ٓ
    َ َ
    ُ ْ ۪ٓ ٍ َ
    ۪ٓ َ
    ‫يَ۪ٓا َايُهَا الَذينَ امنُوا ْل يَسْ خر قومٌ مِنْ قوْم عَسى َان يَ كون ُوا خيراا م ْنهم وَْل نِساء مِنْ نِساءٍ عَسى َان يَ كن خيراا منهُن وَْل‬
    َْ ْ َ
    ۪
    ٌ ۪ٓ َ َ ْ ُ ِ ْ َ

    َ
    َ ُْ َ ُ ُ ِ
    ‫ت َ ْلمز۪ٓوا َا ْنْسكم وَْل تَنَابَزوا بِاْلَ ْلقاب بئْس اْلسْ م ا ْلْسُ وق بَعد اْليمَ ان ومَنْ لَم يَت ُب فاُو۬ل ِ۪ٓئك هم الظَالِمُون‬
    ُ ُ َ َ ْ ْ
    َ ۛ ِ ۪ ْ َ ْ ُ ُ ُ ِ َ ِ ِۜ َ ْ ُ

    َ
    َ ٌ ِ
    ْ ُُ َ ُ ِ
    َ
    ُ
    َ
    ‫يَ۪ٓا َايُهَا الَذينَ امنُوا اجت َِنبُوا ك ۪ثيراا مِنَ الظَن ِان بَعْض الظَن ِاثْم وَْل تَجَسسُ وا وَْل يَغتَب بَعْضُ كمْ بَعْضًاۜ َاي ُحب َاحدكمْ َان‬
    َ
    ْ ْ َ
    ْ
    َ
    ۪
    ِۛ

    ‫يَأْكل لَحم َاخيه ميْتاا ف كرهتُمُوه ۜ وَاتَقوا اّللۜ ِان اّلل ت َواب رَحيم‬
    ٌ ۪ ٌ َ َ َ َ ُ ُ ْ َِ َ َ ِ ۪ َ ْ َُ

    “Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar

    kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki

    onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü)

    lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de

    tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir. Ey iman edenler! Zannın

    birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin

    mahremiyetlerini

    araştırmayın.

    yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte

    3

    bundan tiksindiniz! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi

    çok kabul edendir, çok merhamet edendir.”6

    Konuyla İlgili Bazı Hadisler

    Ebu Hüreyre’den rivayet edildiğine göre, Rasulüllah (s.a.s.) şöyle

    ‫النَاس معَادن فخيَارهُمْ في ا ْلجَاه ِليَة خيَارهم في اْلِسْ ًم ِإذا فقهُوا‬
    َِ َ ِ َ ْ ِ ُْ ُ ِ ِ ِ
    ِ ُ ِ َ ُ ِ َ ُ

    “İnsanlar madenler (gibi) dir. İslam’dan önce iyi olanları İslam’dan sonra da

    iyidir. Yeter ki, dinlerini iyi kavrasınlar.”7

    Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre, Rasulüllah (s.a.s.) şöyle

    ُُ َ
    ُ‫بِحَسْ ب امرئ مِنَ الشر أَن يَحقر أَخَاه ا ْلمُسْ ِلم كل ا ْلمُسْ ِلم علَى ا ْلمُسْ ِلم حرامٌ دمهُ ومَالُهُ وعرضُ ه‬
    َ َُ ََ ِ
    َ ِ
    ُ َِْ ْ َِ
    ِْ َ
    ٍ ِْ ِ

    “Müslüman’ın Müslüman’a malı, ırzı ve kanı haramdır. Müslüman kardeşini

    küçük görmesi, kişiye kötülük olarak yeter.”8

    Süleymân b. Amr b. el-Ahvas, Allah Rasulü’nün (s.a.s.) şöyle söylediğini

    َ َ ُ َِْ ِ َ َ ُْ ِ ِ َ َ ُْ ِ َُِْ َ ََ ُ َ ُْ َ َ ْ ُْ
    ُ َ ِ َ َِ
    ‫فإن دمَاءكمْ وَأ َْموَالَكم وَأَعراضكم عل َْي كمْ حرامٌ كحرمة ي َْومكم هذا فى بَلَدكم هذا فى شهركمْ هذا أَْل َ ْل َ يَجنى جَان‬
    ٍ
    ِْ

    ُ ِ َ َ
    َ
    ‫ِإْل َ علَى نَْسه وْل َ يَجنى وَالِد علَى ولَده وْلَ ولَد علَى وَالِده أَْلَ ِإن ا ْلمُسْ ِلم أَخُو ا ْلمُسْ ِلم فلَيْس يَحل ِلمُسْ ِلم مِنْ أَخيه‬
    َ
    َ ٌ َ َ ِِ َ َ ٌ
    ِ ِ
    ِِ
    ِْ َ ِ ِ ْ َ
    ٍ
    ِ

    “…(Ey insanlar!) Bu (Zilhicce) ayınızda, bu (Mekke) şehrinizde bu (kurban

    bayramı) gününüz nasıl saygın ise kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız (şeref

    ve haysiyetiniz) da aynı şekilde saygındır (dokunulmazdır). Dikkat edin! Her

    suçlu cezasını kendisi çekecektir. Hiçbir baba çocuğunun suçundan dolayı

    sorumlu tutulamayacağı gibi, hiçbir çocuk da babasının yaptığından dolayı

    edin!

    Müslüman,

    Müslüman’a, gönül rızası olmadan kardeşinin malı helâl olmaz…”9

    Buhari, Menâkıb, 1, Ehadisü'l-Enbiya, 19; Müslim, Birr ve Sıla, 160.
    Müslim, Birr ve Sıla, 32; Ebu Davud, Edeb, 35.
    9
    Tirmizi, Tefsiru’l-Kur’an, 9; Ayrıca bkz. Buhari, İlim, 9; Müslim, Kasâme, 29-30, Hac, 147.

    4

    Nu’man b. Beşir’den nakledildiğine göre, Rasulüllah (s.a.s.) şöyle

    َ ِ َ ِ
    ‫ِإن ا ْلحًَل ب َِين و ِإن ا ْلحرام ب َِين وب َْينهُمَ ا مُشْ ت َِبهَاتٌ ْل َ يَعلَمهُن كثير مِنَ النَاس فمَ ن اتَقى الشبُهَات اسْ ت َْبرأ َ لِدينه‬
    َ َ ٌ َ ََ َ َ ٌ َ َ َ
    ِِ ِ َ
    ِ ُ
    ٌ َِ َ ُ ْ

    “Helal de bellidir, haram da. Ancak bir de, çoğu kimsenin (helal mi, haram

    mı olduğunu) bilmediği şüpheli şeyler vardır. İşte kim bunlardan sakınırsa,

    dinini ve ırzını korumuş olur.”10

    Ebu’d-Derda (r.a), Peygamber (s.a.s.) Efendimiz’den şöyle rivayet etmiştir:

    َ
    ‫مَنْ رَد عَنْ عرض أَخيه رَد اّلل عَنْ وجهه النَار ي َْوم ا ْلقيَامة‬
    َِ ِ َ َ ِِْ َ
    َُ َ ِ ِ ِ ْ ِ

    “Kim Müslüman kardeşinin ırz, namus ve benzeri şeylerinden her türlü

    kötülüğü savarsa Allah da kıyamet gününde onun yüzünden Cehennem

    Konuyla İlgili Bazı Hikmetli Sözler

    Yıkarsın arş-ı Rahman’ı.” (Alvarlı Muhammed Lütfi)

    “Hoşca bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen

    Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen.” (Şeyh Galib)

    “Ve tez´umu enneke cirmun sagîrun,

    Ve fike´n-tave´l-âlemu´l-ekber.”

    (Ey insan! Sen kendinin küçük bir cisim olduğunu sanırsın; oysa bütün âlem

    senin içine sığdırılıp gizlenmiştir.) (Hz. Ali)

    VII. Verilebilecek Mesajlar

    İnsanın sırf insan olmasından dolayı sahip olduğu öz değeri ifade eden onur

    kavramı, dokunulmaz kişisel hakların temelini teşkil etmektedir.

    Buhari, İman, 39; Müslim, Müsakat, 107.
    Tirmizi, Birr ve Sıla, 20; İbn Hanbel, VI, 449.

    5

    Yaradılış itibarıyla saygın bir varlık olan insan, kendisinin olduğu kadar

    başkalarının da onurunu korumakla mükelleftir. Bu yüzden kişi, insanların

    sahip olduğu temel kişilik haklarını ihlal eden davranışlardan kendisini

    VIII. Yararlanılabilecek Diğer Bazı Kaynaklar

    - İlhan Kutluer, “İnsan”, DİA, İstanbul 2000, XXII, 320-323.

    - Recep Şentürk, “İnsan Hakları”, İstanbul 2000, XXII, 327-330.

    - Musa Bilgiz, Kur’an’da İnsanlık Onuru, Fecr Yayınevi, Ankara 2012.

    - Abdullah, Draz, İslâm’ın İnsana Verdiği Değer, terc., Nureddin Demir,

    Kayıhan Yay., İstanbul 1983.


  3. 21.Nisan.2013, 01:44
    2
    Moderatör



    VAAZ PLANI*

    İnsan Onuru ve Hakları

    a) İnsanın kâinattaki yeri ve değeri.

    b) İnsan hakları ve insan onuru kavramlarının İslam dini açısından ifade

    c) İnsanın sahip olduğu temel hak ve hürriyetler.

    d) İslam dininin insanın sahip olduğu kişilik haklarını muhafaza etme

    Konuya öncelikle bir “varlık” olarak insanın değeri üzerinde durularak

    başlanır. İnsanın kâinattaki yeri, onu diğer varlıklardan farklı kılan özellikleri

    ve kendisini değerli kılan vasıfları zikredilmek suretiyle farklı boyutlardan

    insanın konumu göz önüne serilir. İnsanın doğuştan onurlu bir varlık olarak

    doğduğu ve bunun neticesinde birtakım hak ve özgürlüklere sahip olduğu

    açıklanır. Buna göre, tüm insanların tabii olarak bir takım kişilik haklarına

    sahip olduğu, canlarının, mallarının ve onurlarının dokunulmaz kabul

    edildiği ayet ve hadisler ışığında açıklanır. İnsanın kendi kişilik haklarının

    korunmasına gösterdiği özeni tüm insanlar için de sergilemesi gerektiği

    belirtilir. İnsanların sahip olduğu haklar hiyerarşisinin muhafazasına dair

    İslam’ın gösterdiği hassasiyet ve buna bağlı olarak va’zedilen kurallara

    değinilir. Son olarak modern dünyada insanın maruz kaldığı hak ihlallerinin

    ve insan onuruna dair işlenen suçların yaygınlığına dikkat çekilir. Tüm

    insanın

    sahip

    olduğu

    değerin

    engellenebileceği, insan haklarına tecavüzün insanı dünyevi ve uhrevi

    sorumluluk altında bıraktığı ifade edilir ve bu konuda İslam’ın ilkelerinin ve

    Hz. Peygamber’in uygulamalarının yol gösterici olduğu vurgulanır.

    Diyanet İşleri Uzman Yardımcısı Rukiye AYDOĞDU tarafından hazırlanmıştır.

    1

    İnsan, en güzel şekilde yaratılan, en değerli varlıktır. İyiyi kötüden, doğruyu

    batıldan

    ayırt

    edebilme,

    yeryüzündeki nimetlerine bakıp şükredebilme vasıflarını haiz olması

    dolayısıyla saygındır, mükerremdir.

    Tüm insanlar, sırf insan olmaları dolayısıyla, Rablerinin bir armağanı olarak

    onur ve haysiyet sahibi olarak doğarlar. Bu onur, onun temel kişilik

    haklarının da temelidir. Başta yaşama hakkı olmak üzere insan, tabii bir

    takım hak ve özgürlüklere sahiptir ve bunları İslam dini çeşitli ilkelerle

    ُُ َ
    ُ‫بِحَسْ ب امرئ مِنَ الشر أَن يَحقر أَخَاه ا ْلمُسْ ِلم كل ا ْلمُسْ ِلم علَى ا ْلمُسْ ِلم حرامٌ دمهُ ومَالُهُ وعرضُ ه‬
    َ ِ
    ُ َِْ ْ َِ
    ِْ َ َ َُ ََ ِ
    ٍ ِْ ِ

    “Müslüman kardeşini tahkir etmesi kişiye kötülük olarak yeterlidir.

    Müslümanın her şeyi; kanı, malı ve ırzı Müslümana haramdır.”1 hadisi ile

    kişinin canının, malının ve onurunun dokunulmazlığına işaret etmiştir.

    İnsanın kanını dökme, maddi ve manevi şiddet uygulama, gıybet, iftira, alay

    etme, küçük görme gibi tutum ve davranışlar insanın haysiyetini

    zedelediğinden, onurunu incittiğinden dolayı dinimizce yasaklanmıştır.

    İslam, insanın sahip olduğu onura yakışır şekilde muamele görmesini temel

    ilke olarak benimsemiş, emir ve yasaklarını da buna göre şekillendirmiştir.

    İnsan, bu sınırlara riayet ettiği ölçüde kendisine bahşedilen değere uygun bir

    hayat sürdürebilir ve buna bağlı olarak başkalarının onuruna saygı

    gösterebilir. Günümüzde karşılaşılan insan hakları ihlalleri ve insanın

    onurunu hiçe sayan eylemlere bu şekilde engel olunabilir.

    Konuyla İlgili Bazı Ayetler

    “Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.”2

    َ ََ ِ ِ
    ‫َ ٍ ِ َ َ ْ ْ ۪ ا‬
    ً‫ولَقد كرمنَا بَ ۪ن۪ٓي ادم وحَمَ ْلنَاهم في ا ْلبَر وَا ْلبحر ورزقنَاهم مِنَ الطَيبَات وفض ْلنَاهُمْ عَلى ك ۪ثير ممنْ خلَقنَا تَْضي‬
    َ ََ
    ُْ َََْ ِْ َ ِ
    ََْ ْ َ َ
    ِ ُْ

    Müslim, Birr ve Sıla, 32; Ebu Davud, Edeb, 35.
    Tin, 95/4.

    2

    “Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık…”3

    َ َ
    َ َ
    َ َ ِ ْ ِ ٍ َ َ ْ ٍ ْ َِْ ِ ْ َ َ
    َ َۛ ِ
    ۪ َ
    ۜ ‫مِنْ َاجْل ذلِك كت َْبنَا عَلى بَ ۪ن۪ٓي ِاسْ ر۪ٓاء۪ يل َانَهُ مَنْ قتَل نَْسًا بغير نَْس َاو فساد في اْلَرْض ف كاَنَمَ ا قتَل النَاس جَميعاا‬

    "…Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk

    çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür.

    Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları

    َ َ َ َ ْۜ ُ َ ُ
    ْ َ ُ ِْ ٍ َ
    ‫يَ۪ٓا َايُهَا الَذينَ امنُوا ْل ت َأْكلُ۪ٓوا َاموَالَكم بَيْن كم بِا ْلبَاطل ِاْل َان ت َ كون تِجَارة عَنْ تَراض من كمْ وَْل تَقتُلُ۪ٓوا َا ْنْسكم ِان اّلل كان‬
    ‫ِ ِ َ ۪ٓ ْ ُ َ َ ا‬
    ُْ َ ُْ ْ ُ َ َ
    ۪

    “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak

    karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helâk etmeyin.

    Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.”5

    َ ۛ َ ْ ِ ْ َ َ ُ ْ ۪ٓ
    َ َ
    ُ ْ ۪ٓ ٍ َ
    ۪ٓ َ
    ‫يَ۪ٓا َايُهَا الَذينَ امنُوا ْل يَسْ خر قومٌ مِنْ قوْم عَسى َان يَ كون ُوا خيراا م ْنهم وَْل نِساء مِنْ نِساءٍ عَسى َان يَ كن خيراا منهُن وَْل‬
    َْ ْ َ
    ۪
    ٌ ۪ٓ َ َ ْ ُ ِ ْ َ

    َ
    َ ُْ َ ُ ُ ِ
    ‫ت َ ْلمز۪ٓوا َا ْنْسكم وَْل تَنَابَزوا بِاْلَ ْلقاب بئْس اْلسْ م ا ْلْسُ وق بَعد اْليمَ ان ومَنْ لَم يَت ُب فاُو۬ل ِ۪ٓئك هم الظَالِمُون‬
    ُ ُ َ َ ْ ْ
    َ ۛ ِ ۪ ْ َ ْ ُ ُ ُ ِ َ ِ ِۜ َ ْ ُ

    َ
    َ ٌ ِ
    ْ ُُ َ ُ ِ
    َ
    ُ
    َ
    ‫يَ۪ٓا َايُهَا الَذينَ امنُوا اجت َِنبُوا ك ۪ثيراا مِنَ الظَن ِان بَعْض الظَن ِاثْم وَْل تَجَسسُ وا وَْل يَغتَب بَعْضُ كمْ بَعْضًاۜ َاي ُحب َاحدكمْ َان‬
    َ
    ْ ْ َ
    ْ
    َ
    ۪
    ِۛ

    ‫يَأْكل لَحم َاخيه ميْتاا ف كرهتُمُوه ۜ وَاتَقوا اّللۜ ِان اّلل ت َواب رَحيم‬
    ٌ ۪ ٌ َ َ َ َ ُ ُ ْ َِ َ َ ِ ۪ َ ْ َُ

    “Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar

    kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki

    onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü)

    lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de

    tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir. Ey iman edenler! Zannın

    birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin

    mahremiyetlerini

    araştırmayın.

    yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte

    3

    bundan tiksindiniz! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi

    çok kabul edendir, çok merhamet edendir.”6

    Konuyla İlgili Bazı Hadisler

    Ebu Hüreyre’den rivayet edildiğine göre, Rasulüllah (s.a.s.) şöyle

    ‫النَاس معَادن فخيَارهُمْ في ا ْلجَاه ِليَة خيَارهم في اْلِسْ ًم ِإذا فقهُوا‬
    َِ َ ِ َ ْ ِ ُْ ُ ِ ِ ِ
    ِ ُ ِ َ ُ ِ َ ُ

    “İnsanlar madenler (gibi) dir. İslam’dan önce iyi olanları İslam’dan sonra da

    iyidir. Yeter ki, dinlerini iyi kavrasınlar.”7

    Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre, Rasulüllah (s.a.s.) şöyle

    ُُ َ
    ُ‫بِحَسْ ب امرئ مِنَ الشر أَن يَحقر أَخَاه ا ْلمُسْ ِلم كل ا ْلمُسْ ِلم علَى ا ْلمُسْ ِلم حرامٌ دمهُ ومَالُهُ وعرضُ ه‬
    َ َُ ََ ِ
    َ ِ
    ُ َِْ ْ َِ
    ِْ َ
    ٍ ِْ ِ

    “Müslüman’ın Müslüman’a malı, ırzı ve kanı haramdır. Müslüman kardeşini

    küçük görmesi, kişiye kötülük olarak yeter.”8

    Süleymân b. Amr b. el-Ahvas, Allah Rasulü’nün (s.a.s.) şöyle söylediğini

    َ َ ُ َِْ ِ َ َ ُْ ِ ِ َ َ ُْ ِ َُِْ َ ََ ُ َ ُْ َ َ ْ ُْ
    ُ َ ِ َ َِ
    ‫فإن دمَاءكمْ وَأ َْموَالَكم وَأَعراضكم عل َْي كمْ حرامٌ كحرمة ي َْومكم هذا فى بَلَدكم هذا فى شهركمْ هذا أَْل َ ْل َ يَجنى جَان‬
    ٍ
    ِْ

    ُ ِ َ َ
    َ
    ‫ِإْل َ علَى نَْسه وْل َ يَجنى وَالِد علَى ولَده وْلَ ولَد علَى وَالِده أَْلَ ِإن ا ْلمُسْ ِلم أَخُو ا ْلمُسْ ِلم فلَيْس يَحل ِلمُسْ ِلم مِنْ أَخيه‬
    َ
    َ ٌ َ َ ِِ َ َ ٌ
    ِ ِ
    ِِ
    ِْ َ ِ ِ ْ َ
    ٍ
    ِ

    “…(Ey insanlar!) Bu (Zilhicce) ayınızda, bu (Mekke) şehrinizde bu (kurban

    bayramı) gününüz nasıl saygın ise kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız (şeref

    ve haysiyetiniz) da aynı şekilde saygındır (dokunulmazdır). Dikkat edin! Her

    suçlu cezasını kendisi çekecektir. Hiçbir baba çocuğunun suçundan dolayı

    sorumlu tutulamayacağı gibi, hiçbir çocuk da babasının yaptığından dolayı

    edin!

    Müslüman,

    Müslüman’a, gönül rızası olmadan kardeşinin malı helâl olmaz…”9

    Buhari, Menâkıb, 1, Ehadisü'l-Enbiya, 19; Müslim, Birr ve Sıla, 160.
    Müslim, Birr ve Sıla, 32; Ebu Davud, Edeb, 35.
    9
    Tirmizi, Tefsiru’l-Kur’an, 9; Ayrıca bkz. Buhari, İlim, 9; Müslim, Kasâme, 29-30, Hac, 147.

    4

    Nu’man b. Beşir’den nakledildiğine göre, Rasulüllah (s.a.s.) şöyle

    َ ِ َ ِ
    ‫ِإن ا ْلحًَل ب َِين و ِإن ا ْلحرام ب َِين وب َْينهُمَ ا مُشْ ت َِبهَاتٌ ْل َ يَعلَمهُن كثير مِنَ النَاس فمَ ن اتَقى الشبُهَات اسْ ت َْبرأ َ لِدينه‬
    َ َ ٌ َ ََ َ َ ٌ َ َ َ
    ِِ ِ َ
    ِ ُ
    ٌ َِ َ ُ ْ

    “Helal de bellidir, haram da. Ancak bir de, çoğu kimsenin (helal mi, haram

    mı olduğunu) bilmediği şüpheli şeyler vardır. İşte kim bunlardan sakınırsa,

    dinini ve ırzını korumuş olur.”10

    Ebu’d-Derda (r.a), Peygamber (s.a.s.) Efendimiz’den şöyle rivayet etmiştir:

    َ
    ‫مَنْ رَد عَنْ عرض أَخيه رَد اّلل عَنْ وجهه النَار ي َْوم ا ْلقيَامة‬
    َِ ِ َ َ ِِْ َ
    َُ َ ِ ِ ِ ْ ِ

    “Kim Müslüman kardeşinin ırz, namus ve benzeri şeylerinden her türlü

    kötülüğü savarsa Allah da kıyamet gününde onun yüzünden Cehennem

    Konuyla İlgili Bazı Hikmetli Sözler

    Yıkarsın arş-ı Rahman’ı.” (Alvarlı Muhammed Lütfi)

    “Hoşca bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen

    Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen.” (Şeyh Galib)

    “Ve tez´umu enneke cirmun sagîrun,

    Ve fike´n-tave´l-âlemu´l-ekber.”

    (Ey insan! Sen kendinin küçük bir cisim olduğunu sanırsın; oysa bütün âlem

    senin içine sığdırılıp gizlenmiştir.) (Hz. Ali)

    VII. Verilebilecek Mesajlar

    İnsanın sırf insan olmasından dolayı sahip olduğu öz değeri ifade eden onur

    kavramı, dokunulmaz kişisel hakların temelini teşkil etmektedir.

    Buhari, İman, 39; Müslim, Müsakat, 107.
    Tirmizi, Birr ve Sıla, 20; İbn Hanbel, VI, 449.

    5

    Yaradılış itibarıyla saygın bir varlık olan insan, kendisinin olduğu kadar

    başkalarının da onurunu korumakla mükelleftir. Bu yüzden kişi, insanların

    sahip olduğu temel kişilik haklarını ihlal eden davranışlardan kendisini

    VIII. Yararlanılabilecek Diğer Bazı Kaynaklar

    - İlhan Kutluer, “İnsan”, DİA, İstanbul 2000, XXII, 320-323.

    - Recep Şentürk, “İnsan Hakları”, İstanbul 2000, XXII, 327-330.

    - Musa Bilgiz, Kur’an’da İnsanlık Onuru, Fecr Yayınevi, Ankara 2012.

    - Abdullah, Draz, İslâm’ın İnsana Verdiği Değer, terc., Nureddin Demir,

    Kayıhan Yay., İstanbul 1983.





+ Yorum Gönder