Konusunu Oylayın.: İyi insan"ın özellikleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İyi insan"ın özellikleri
  1. 11.Nisan.2013, 03:53
    1
    Misafir

    İyi insan"ın özellikleri

  2. 21.Nisan.2013, 17:38
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: "İyi insan"ın özellikleri




    "İYİ İNSAN"ın özellikleri...


    İYİ bir insan kesinlikle “Ben iyiyim” demez, iyi olduğunu iddia etmez.
    Ben iyiyim diyen bir kimse, bu sözüyle iyi olmadığını ortaya koymuş olur.
    “Benim çok hatalarım, noksanlarım, kusurlarım, günahlarım, kötülüklerim vardır” demek iyi olmaya doğru bir adım atmaktır.
    İyi bir insan bir topluluğa, bir cemaate, meselâ içinde on bin kişi bulunan bir camiye girse, kendisini oradaki insanların rütbe itibariyle en sonuncusu, en hakiri olarak görmelidir. “Yahu, benden kötüsü de vardır, sondan birinci değil, ikinci olayım...” derse, iyi olma imtihanını kaybeder.
    İyi insan kötülüğü iyilikle uzaklaştırmaya, izale etmeye çalışır. Kötülüğe kötülük ile mukabele etmek, iyi insanın işi ve kârı değildir.
    Fani dünyaya ve ondaki faniliklere yönelik kimse iyi olamaz.
    İyi insan, iyiliklerin yapılması, kötülüklerin giderilmesi için çalışır, aksiyon planında bir şey yapamazsa, kalbinde bunun niyetine sahip olur. İyiliği desteklemeyen, kötülüğü kösteklemeyen kişi iyi değildir.
    İyi insan cesaret ve şecaat sahibidir. Korkak, zelil, pısırık, yılgın kişi iyi değildir.İyi kişi zalimleri, fasıkları, gafilleri, münafıkları övmez, onlara yalakalık ve yağcılık yapmaz. Böyle şeyler iyilerin değil, kötülerin sıfatlarıdır.
    İyi kimse kesinlikle haram yemez, kuru ekmeğe razı olur, harama el uzatmaz. Haram olduğu kesin şekilde bilinen şeylerden başka, şüpheli şeylerden de uzak durur.
    İyi insan mutlak şekilde doğru ve dürüsttür. Kendisinde eğrilik, yamukluk, şakilik bulunan kimse nasıl iyi olabilir?
    İnsanlar hukuk önünde, insan olmak bakımından eşittirler ama, iyilerle kötüler kesinlikle eşit değildir.
    Bir ülkede yaşayan iyiler, kötüler kadar cesur, gözü kara, atılgan, yılmaz olmazlarsa o ülkenin geleceği çok karanlıktır.
    Bir ülkenin eğitimi, iyi insanlar, iyi vatandaşlar, iyi âmirler, iyi memurlar, iyi komşular, iyi patronlar, iyi çalışanlar, iyi aile reisleri, iyi evlatlar yetiştirmeye yönelik değilse o ülke batmaya mahkûmdur.
    Ahlâk, fazilet, davranış, görgü bakımından güzel olmayan insanlar iyi değildir.
    Suratsız, kalp kıran, gönül yıkan insanlar iyi görünseler bile iyi değillerdir.
    İyi insan zengin de olsa kanaatli ve iktisatlı yaşar; israftan, sefahatten, lüksten, aşırı tüketimden, aşırı konfordan, gösterişten uzak durur. Bunları yapanlar kötü insanlardır.
    İyi insanlar, yaptıkları ibadet ve hayır hasenatla övünmezler.
    İyi insan günde beş vakit namazını kıldıktan başka, belli vakitlerde kırk rekât nafile namaz kılsa, yine de övünmez, yine de gururlanıp kibirlenmez. İyi insan kendi ayıp, noksan, günah ve isyanlarına bakmaktan başkalarınınkini göremez.
    Öfkesine hâkim olamayan kimse iyi bir insan değildir.
    Parayı, maddeyi, dünyayı sevmek iyiliğin değil, kötülüğün alâmetleridir.
    İyi insanda benlik olmaz. İyi insan, olamasa bile, hiç olmayı isteyen, hiç olmak için çalışan kimsedir.
    İyi insan hüzünlüdür, kendi haline, insanlığın ve dünyanın ahvaline üzülür, hüzünlenir. Vur patlasın, çal oynasın, zevk ve sefa ehli iyi görünse de iyi değildir.
    İyi insan çok konuşmaz, gevezelik, zevzeklik, lafazanlık iyi olmaya engeldir.
    İnsanların iyi dediği nice kimse gerçekte iyi değildir; kötü dediği birtakım kimseler de iyidir. İyilik veya kötülük insanların keyfine, rey’ine, hevasına, kısa akıllarına kalmış bir şey değildir. Evrensel ve transandantal ölçüleri vardır.
    İyi insanda fütüvvet ahlâkı bulunur. O, bir gönül eridir.
    İyi insanlar bilinmeyen hazinelerdir.
    Kendine iyi diyen, kendini öven, enaniyet sahibi, hodfüruş, benlik konusunda cerbezeli insanlardan uzak durunuz. Onların “iyilikleri” sizi çarpabilir. Bir çarparlarsa kolay kolay iflah olmazsınız.
    İyilik yapılmaya layık olmayan kimselere, iyilik yaparken dikkatli olunuz, çünkü onlar kendilerine iyilik yapanlara kötülük yaparlar. Böyle kişilere iyilik yapacaksanız, o iyiliğin sizden geldiğini bildirmeyecek şekilde yapınız.
    İyi insan, var oluşunu en büyük günah olarak kabul eder ve görür.
    İyi insan dünyada bir yolcu gibi yaşar. Doğar, biraz seyahat eder ve sonra ölüm kapısından başka bir âleme geçer. Dünyaya kazık çakmak isteyenler iyi insan değildirler.
    İyi insan makam, mevki, riyaset, şan, şöhret peşinde koşmaz. Koşanlar, iyi olmadıkları için koşarlar.
    İyi olmak için sadece akıl, tahsil, kültür, zekâ yetişmez. Onların önünde ve üzerinde firaset gerekir, rahmanî nur ile yolunun aydınlanması gerekir.
    Bir insan iyi değilse, kendine iyi demesi kötüdür; iyiyse, kendine iyi demesi yine kötüdür.
    Yalan söylemez, kimseyi aldatmaz.
    Kul hakkı ve haram yemez; helal kazanç ve gelirle geçinir.
    Emanetlere hiyanet etmez; ehil olmadığı başkanlığı, memurluğu, makam ve mevkiyi kabul etmez.
    Rüşvet almaz ve vermez.
    Haksızlık ve adaletsizlik yapmaz. Kendisinin ve yakınlarının aleyhinde de olsa doğruyu söyler, doğru şahitlik yapar, doğruyu tutar ve destekler.
    Eliyle ve diliyle (kalemiyle) fitne ve fesat çıkartmaz.
    Olumsuz ve yıkıcı tenkit yapmaz.
    Zengin de olsa kanaatli bir şekilde yaşar, ihtiyaçlarını çoğaltmaz.
    Komşularını kardeş kabul eder, onlara elinden gelen maddî ve mânevî iyiliği yapar.
    Köyünü, sokağını, mahallesini, şehrini ve bütün vatanını bir ev ve yuva olarak kabul eder ve onu kirletmez, onlara zarar vermez, onları çirkinleştirmez.
    Kadınlara anne, eş, bacı, kız çocuğu muamelesi yapar, onlardan gayr-i meşru ve haram şekilde yararlanmak istemez. İffetle yaşar, ırza, namusa, şerefe gözle, elle, dille, tecâvüz etmez.
    İnsan haklarına saygı gösterir, çeşitliliklere tolerans gösterir, başkalıklara düşmanca bakmaz.
    Haksızlıkları, zulümleri, adaletsizlikleri, kötülükleri YASAL SINIRLAR içinde protesto eder, onların giderilmesi için elle ve dille çalışır veya çalışanları destekler.
    Parayı bir değer değil, bir vasıta olarak kabul eder; altını gümüşü, euroyu doları putlaştırmaz, para için her haltı yemez.
    Komşusu aç iken kendisi tok gecelemez.
    Toplumda ve ülkede iyiliklerin hâkim olması, kötülüklerin uzaklaştırılması için çalışır.
    Maddî manevî her türlü sömürüye karşıdır.
    Para spekülasyonları, devalüasyonlar, borsa oyunları, riba ve tefecilik yoluyla devletin, halkın ve ülkenin soyulmasına yardımcı olmaz, aksine bunlara karşı çıkar. İsraftan, aşırı tüketimden, saçıp savurmaktan, sefih bir hayat sürmekten, gösterişten, süs ve püsten, lüksten uzak durur, ölçülü bir şekilde yaşar.
    Çocuklarını bilgili, kültürlü; ahlâklı, faziletli; güzelliği seven ve güzel olmaya çalışan insanlar olarak yetiştirir. Onları cahil, sapık, ahlâksız, karaktersiz, çirkin, şerir kimseler olarak yetiştirmez.
    Toplumsal barışı ve sosyal uzlaşmayı zedeleyecek fikir ve hareketlerden kaçınır.
    Devletle sistemi özdeşleştirmez. Devleti her hâl ü kârda korur, sistem bozuk ve zararlı ise onun değişmesi için çalışır.
    Gelenin keyfi için gidene söğmez. Atalarına, dedelerine bağlıdır, onlara hürmet eder, rahmet okur. (Atalarına söğüp sayanlar, ana ve babalarını reddeden ler gibidir.)
    Anarşi ve terörden uzak durur; kötülükleri, fena şeyleri meşru sınırlar içinde ve hikmetin (bilgeliğin) ışığında değiştirmeye çalışır.
    Futbol kulübü tutar gibi parti, cemaat, hizip, fırka tutmaz, bu gibi asabiyetlerden (taassup) kaçınır.
    Evcil ve vahşi hayvanlara merhametli olur. Zevk için, sadik duygularla cana kıymaz.
    Zulmü, haksızlığı, sapıklığı, ahlâksızlığı desteklemez.
    Sevdiği ve bağlı bulunduğu siyaset, ideoloji, tarikat adamlarını putlaştırmaz, onları erbab haline getirmez.
    Dostlarına mürüvvet ve lütuf, düşmanlarına karşı müdara ile hareket eder.
    Öyle bir hayat sürer, öyle hal ve hareketlere sahip olur ki, onun faziletini ve iyiliğini düşmanları bile kabul ve tasdik eder.
    vicdanında yirmi dört saat açık duran bir mahkeme vardır. Orada kendini muhakeme eder, denetler.
    Hayattan-sorumsuz bir şekilde- azamî (en fazla) zevk ve haz alma sapık-felsefesine bağlanmaz. Maddî hazların ve zevklerin çok üstünde birtakım yüce değerler olduğunu bilir ve onlara bağlanır.


  3. 21.Nisan.2013, 17:38
    2
    Devamlı Üye



    "İYİ İNSAN"ın özellikleri...


    İYİ bir insan kesinlikle “Ben iyiyim” demez, iyi olduğunu iddia etmez.
    Ben iyiyim diyen bir kimse, bu sözüyle iyi olmadığını ortaya koymuş olur.
    “Benim çok hatalarım, noksanlarım, kusurlarım, günahlarım, kötülüklerim vardır” demek iyi olmaya doğru bir adım atmaktır.
    İyi bir insan bir topluluğa, bir cemaate, meselâ içinde on bin kişi bulunan bir camiye girse, kendisini oradaki insanların rütbe itibariyle en sonuncusu, en hakiri olarak görmelidir. “Yahu, benden kötüsü de vardır, sondan birinci değil, ikinci olayım...” derse, iyi olma imtihanını kaybeder.
    İyi insan kötülüğü iyilikle uzaklaştırmaya, izale etmeye çalışır. Kötülüğe kötülük ile mukabele etmek, iyi insanın işi ve kârı değildir.
    Fani dünyaya ve ondaki faniliklere yönelik kimse iyi olamaz.
    İyi insan, iyiliklerin yapılması, kötülüklerin giderilmesi için çalışır, aksiyon planında bir şey yapamazsa, kalbinde bunun niyetine sahip olur. İyiliği desteklemeyen, kötülüğü kösteklemeyen kişi iyi değildir.
    İyi insan cesaret ve şecaat sahibidir. Korkak, zelil, pısırık, yılgın kişi iyi değildir.İyi kişi zalimleri, fasıkları, gafilleri, münafıkları övmez, onlara yalakalık ve yağcılık yapmaz. Böyle şeyler iyilerin değil, kötülerin sıfatlarıdır.
    İyi kimse kesinlikle haram yemez, kuru ekmeğe razı olur, harama el uzatmaz. Haram olduğu kesin şekilde bilinen şeylerden başka, şüpheli şeylerden de uzak durur.
    İyi insan mutlak şekilde doğru ve dürüsttür. Kendisinde eğrilik, yamukluk, şakilik bulunan kimse nasıl iyi olabilir?
    İnsanlar hukuk önünde, insan olmak bakımından eşittirler ama, iyilerle kötüler kesinlikle eşit değildir.
    Bir ülkede yaşayan iyiler, kötüler kadar cesur, gözü kara, atılgan, yılmaz olmazlarsa o ülkenin geleceği çok karanlıktır.
    Bir ülkenin eğitimi, iyi insanlar, iyi vatandaşlar, iyi âmirler, iyi memurlar, iyi komşular, iyi patronlar, iyi çalışanlar, iyi aile reisleri, iyi evlatlar yetiştirmeye yönelik değilse o ülke batmaya mahkûmdur.
    Ahlâk, fazilet, davranış, görgü bakımından güzel olmayan insanlar iyi değildir.
    Suratsız, kalp kıran, gönül yıkan insanlar iyi görünseler bile iyi değillerdir.
    İyi insan zengin de olsa kanaatli ve iktisatlı yaşar; israftan, sefahatten, lüksten, aşırı tüketimden, aşırı konfordan, gösterişten uzak durur. Bunları yapanlar kötü insanlardır.
    İyi insanlar, yaptıkları ibadet ve hayır hasenatla övünmezler.
    İyi insan günde beş vakit namazını kıldıktan başka, belli vakitlerde kırk rekât nafile namaz kılsa, yine de övünmez, yine de gururlanıp kibirlenmez. İyi insan kendi ayıp, noksan, günah ve isyanlarına bakmaktan başkalarınınkini göremez.
    Öfkesine hâkim olamayan kimse iyi bir insan değildir.
    Parayı, maddeyi, dünyayı sevmek iyiliğin değil, kötülüğün alâmetleridir.
    İyi insanda benlik olmaz. İyi insan, olamasa bile, hiç olmayı isteyen, hiç olmak için çalışan kimsedir.
    İyi insan hüzünlüdür, kendi haline, insanlığın ve dünyanın ahvaline üzülür, hüzünlenir. Vur patlasın, çal oynasın, zevk ve sefa ehli iyi görünse de iyi değildir.
    İyi insan çok konuşmaz, gevezelik, zevzeklik, lafazanlık iyi olmaya engeldir.
    İnsanların iyi dediği nice kimse gerçekte iyi değildir; kötü dediği birtakım kimseler de iyidir. İyilik veya kötülük insanların keyfine, rey’ine, hevasına, kısa akıllarına kalmış bir şey değildir. Evrensel ve transandantal ölçüleri vardır.
    İyi insanda fütüvvet ahlâkı bulunur. O, bir gönül eridir.
    İyi insanlar bilinmeyen hazinelerdir.
    Kendine iyi diyen, kendini öven, enaniyet sahibi, hodfüruş, benlik konusunda cerbezeli insanlardan uzak durunuz. Onların “iyilikleri” sizi çarpabilir. Bir çarparlarsa kolay kolay iflah olmazsınız.
    İyilik yapılmaya layık olmayan kimselere, iyilik yaparken dikkatli olunuz, çünkü onlar kendilerine iyilik yapanlara kötülük yaparlar. Böyle kişilere iyilik yapacaksanız, o iyiliğin sizden geldiğini bildirmeyecek şekilde yapınız.
    İyi insan, var oluşunu en büyük günah olarak kabul eder ve görür.
    İyi insan dünyada bir yolcu gibi yaşar. Doğar, biraz seyahat eder ve sonra ölüm kapısından başka bir âleme geçer. Dünyaya kazık çakmak isteyenler iyi insan değildirler.
    İyi insan makam, mevki, riyaset, şan, şöhret peşinde koşmaz. Koşanlar, iyi olmadıkları için koşarlar.
    İyi olmak için sadece akıl, tahsil, kültür, zekâ yetişmez. Onların önünde ve üzerinde firaset gerekir, rahmanî nur ile yolunun aydınlanması gerekir.
    Bir insan iyi değilse, kendine iyi demesi kötüdür; iyiyse, kendine iyi demesi yine kötüdür.
    Yalan söylemez, kimseyi aldatmaz.
    Kul hakkı ve haram yemez; helal kazanç ve gelirle geçinir.
    Emanetlere hiyanet etmez; ehil olmadığı başkanlığı, memurluğu, makam ve mevkiyi kabul etmez.
    Rüşvet almaz ve vermez.
    Haksızlık ve adaletsizlik yapmaz. Kendisinin ve yakınlarının aleyhinde de olsa doğruyu söyler, doğru şahitlik yapar, doğruyu tutar ve destekler.
    Eliyle ve diliyle (kalemiyle) fitne ve fesat çıkartmaz.
    Olumsuz ve yıkıcı tenkit yapmaz.
    Zengin de olsa kanaatli bir şekilde yaşar, ihtiyaçlarını çoğaltmaz.
    Komşularını kardeş kabul eder, onlara elinden gelen maddî ve mânevî iyiliği yapar.
    Köyünü, sokağını, mahallesini, şehrini ve bütün vatanını bir ev ve yuva olarak kabul eder ve onu kirletmez, onlara zarar vermez, onları çirkinleştirmez.
    Kadınlara anne, eş, bacı, kız çocuğu muamelesi yapar, onlardan gayr-i meşru ve haram şekilde yararlanmak istemez. İffetle yaşar, ırza, namusa, şerefe gözle, elle, dille, tecâvüz etmez.
    İnsan haklarına saygı gösterir, çeşitliliklere tolerans gösterir, başkalıklara düşmanca bakmaz.
    Haksızlıkları, zulümleri, adaletsizlikleri, kötülükleri YASAL SINIRLAR içinde protesto eder, onların giderilmesi için elle ve dille çalışır veya çalışanları destekler.
    Parayı bir değer değil, bir vasıta olarak kabul eder; altını gümüşü, euroyu doları putlaştırmaz, para için her haltı yemez.
    Komşusu aç iken kendisi tok gecelemez.
    Toplumda ve ülkede iyiliklerin hâkim olması, kötülüklerin uzaklaştırılması için çalışır.
    Maddî manevî her türlü sömürüye karşıdır.
    Para spekülasyonları, devalüasyonlar, borsa oyunları, riba ve tefecilik yoluyla devletin, halkın ve ülkenin soyulmasına yardımcı olmaz, aksine bunlara karşı çıkar. İsraftan, aşırı tüketimden, saçıp savurmaktan, sefih bir hayat sürmekten, gösterişten, süs ve püsten, lüksten uzak durur, ölçülü bir şekilde yaşar.
    Çocuklarını bilgili, kültürlü; ahlâklı, faziletli; güzelliği seven ve güzel olmaya çalışan insanlar olarak yetiştirir. Onları cahil, sapık, ahlâksız, karaktersiz, çirkin, şerir kimseler olarak yetiştirmez.
    Toplumsal barışı ve sosyal uzlaşmayı zedeleyecek fikir ve hareketlerden kaçınır.
    Devletle sistemi özdeşleştirmez. Devleti her hâl ü kârda korur, sistem bozuk ve zararlı ise onun değişmesi için çalışır.
    Gelenin keyfi için gidene söğmez. Atalarına, dedelerine bağlıdır, onlara hürmet eder, rahmet okur. (Atalarına söğüp sayanlar, ana ve babalarını reddeden ler gibidir.)
    Anarşi ve terörden uzak durur; kötülükleri, fena şeyleri meşru sınırlar içinde ve hikmetin (bilgeliğin) ışığında değiştirmeye çalışır.
    Futbol kulübü tutar gibi parti, cemaat, hizip, fırka tutmaz, bu gibi asabiyetlerden (taassup) kaçınır.
    Evcil ve vahşi hayvanlara merhametli olur. Zevk için, sadik duygularla cana kıymaz.
    Zulmü, haksızlığı, sapıklığı, ahlâksızlığı desteklemez.
    Sevdiği ve bağlı bulunduğu siyaset, ideoloji, tarikat adamlarını putlaştırmaz, onları erbab haline getirmez.
    Dostlarına mürüvvet ve lütuf, düşmanlarına karşı müdara ile hareket eder.
    Öyle bir hayat sürer, öyle hal ve hareketlere sahip olur ki, onun faziletini ve iyiliğini düşmanları bile kabul ve tasdik eder.
    vicdanında yirmi dört saat açık duran bir mahkeme vardır. Orada kendini muhakeme eder, denetler.
    Hayattan-sorumsuz bir şekilde- azamî (en fazla) zevk ve haz alma sapık-felsefesine bağlanmaz. Maddî hazların ve zevklerin çok üstünde birtakım yüce değerler olduğunu bilir ve onlara bağlanır.





+ Yorum Gönder